Seneler geçse de unutulmayacak anlar vardır. Bazen okuduğumuz romandaki bir kelimede bazen dinlediğimiz şarkının sözlerinde geçmişe dair izler buluruz. Hayale dalarız böyle zamanlarda ansızın beliren bir tebessümün eşliğinde. Yıllar geçse de unutamadığımızı anlarız bir süre sonra. Eski günler gelir aklımıza…
Dün gibi hatırlarsınız verilmiş sözleri , gülümsemeleri , bakışların buluştuğu özel anları,hüzünlendiğiniz anda size umutla bakan gözleri…
Gözlerinizden iki damla yaş süzülür; bir damlası yarım kalan aşkınız içindir. Yüreğinize akar bu damla. Birden bir acı hissedersiniz yorgun yüreğinizde. Diğer damla sevdiğinizin bir nefes kadar yakınınızda olduğunu bildiğiniz halde onu kaybetmenize neden olan yenik düştüğünüz gururun esiridir. Gururunuz yüzünden aşkı kaybetmiş olduğunuzu anlarsınız. Yorgun yüreğinizdeki acı çekilmez bir hal alır…
Çoğu kişinin yaşadığı türden şeyler bunlar. Aşka önem veren o kadar az ki. Sevdiğimizin gözlerinde parlayan umudun yerine sönmüş bir ışık bırakmayı tercih ederiz çoğu zaman. Yaşattığımız hüznün bir süre sonra bizim yüreğimize vereceği acıyı hiç düşünmeden hesapsızca bırakırız bize uzanan elleri. Acı çekmeyi tercih ederiz…
Şimdi pişmanlığın , ahh keşke diye başlayan cümlelerin zamanı değil. Eğer hala sönmemiş bir umut varsa yüreğinizde kaybettiğiniz aşka dair son umudunuzu da tüketmeden vazgeçmeyin bu sevdadan. Kim bilir belki de yeni bir başlangıcın adımını atmış olursunuz son cümlelerinizle. Ya da her geçen gün yüreğinizi , beyninizi meşgul eden sorulardan kurtulur artık geri dönüşü olmayacağını bittiğini anlarsınız.
Hayatınızın aşkı olduğunu düşündüğünüz sizin için çok özel biri varsa hayatınızda ona sımsıkı sarılın vaktiniz varken…
*tubiş*
17/02/2008