| »»ℓα тєнzєη««
Üyelik tarihi: 04-23-2007
Mesajlar: 9.179
Konular: 375
Ruh Halim: Rep puanı:14627804 Toplam Online: 1 Gün 14 Saat 42 Dakika 35 Saniye | Canım sana feda olsun.Güllerin Efendisi...  NEBİ..(salallahu aleyhi ve sellem )
Allahu Teala'ın Habibi Hazreti Mustafa Miladın 571,senesi Nisan ayının 20'sıne rastlayan Rebi'ül evvel ayının 12.Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke'de doğdu..
O'(salallahu aleyhi ve sellem)daha doğmadan babası Abdullah vefat etmiş,ve yetimliği de anne karnından başlamıştı..
Altı yaşındayken annesi de vefat etmişti,sekiz yaşında dedesini kaybetti..
öyle bir dede ki,o bütün Mekkeli'nin de desteğiydi..
şimdi o da bir seher yızdız gibi kaybolup gitmişti..
Mekke!de çekmediği sıkıntı kalmadı..Ama O'sarsılmamış,hanımı,amcası de pespeşe vefat etmiş,ki,her ikisi de O'nun en büyük destekçisiydi..
fakat O'ndan zerre kadar bir ümitsizlik olmamıştır..
O'(salallahu aleyhi ve sellem)bir mesuliyet insanıydı,tebliğ vazifesi O'na verilmişti ve islamı rebliğ O'nun varlık gayesi olmuştu.. Ashabı O'nun başlarında bir kuş olup kıpırdarlarsa uçuverecekmiş gibi dinlerlerdi.. Gülleri andıran mübarek yanaklarından tebessüm çiçekleri hiç eksik olmazdı..
Hiç kimsenin kalbini kırmayan,duygularını incitmeyen bir sevgi çağlayandı O'(salallahu aleyhi ve sellem)
Sade ve mütevazi bir hayat yaşar,göşterişten uzak kalırdı..
O'nu,Ashabı sırtında hasır izini gördükleri zaman çok üzülür..
"emret Kisra'nın sarayları gibi tahtlar döşeyelim Sana "dediklerinde, " İstemez mısınız dünya onların,Ahiret bizim olsun "derdi..
O'seven ve sevilen bir liderdi.Ashabına seviyordu.vefatına yakın
kaç defa mescidde ashaba dönmüş ve teker-teker süzerek hıçkıra-hıçkıra ağlamıştı..
Evet,Ashabına seviyordu ve koruyordu..
"sakının ashabımdan ve onlara uygunsuz söz söylemeyin "
"Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir,hangisini uyarsanız hidayeti bulursunuz "gibi nice sözleri bu sevginin deliliydı..
Bir Nebi ki,tevazu kanatlarını yerlere kadar sermişti.O'nun huzurunda herkes teklifsiz girip çıkabiliyordu..Müminler zengini,fakiri,emiri,hizmetçisi aynı mescidde ve aynı saflarda oturup kullukta bulunuyordu..
Mazlumların sadık dostuydu..onlara sohbet eder,acı ve dertlerini paylaşır,onların halleriyle hallenirdi..
Evinde örnek bir baba,akraba,dostlara karşı sadık bir yardımcı,savaşlarda ordusuna lider bir komutandı Rahmet Peygamberimiz..
Ümmetinin sevgilisiydı..O'nu o kadar seviyorlardı ki,yılan deliklerini,O'na bir zarar gelmesin diye ayaklarıyla kapatıyorlardı..
"işte göğsümüz,Senin göğsüne siper olsun Ya Resulallah !"diye sağında,solunda,önüne arkasında kenetleniyorlardı..
Evet,Peygamberimiz ahirette büyük günah işleyenlerin şefaat edecektır..
Bizde diyoruz ki.. "ANAMIZ,BABAMIZ SANA FEDA OLSUN...ŞEFAAT ET BİZLERE YA RESULALLAH ! 
Sana salat,Sana selam EY NEBİ ! Sana selam verirken dahi öylesine acizim ki.. Damağım kupkuru bir rüzgar ,kilitlendim Efendim..
Bu şahralarda yalnız,bir başıma,ırmaklarım çekildi,dağıldı bir-bir şefkat izlerim... Hayatın,hayatım olsaydı,yanmazdım bu şahte yankılarda biliyorum..
çopansız kalmazdı sürülerim,pusulam,yol rehberim kaybolmazdı...
Aldananlar arasında şimdi bende varım Efendim..
Göz yaşlarım Hazret Ömer gibi aksaydı,yaralarım kabuk bağlardı o zaman bilirim..
uykularım Sensiz kalmazdı o zaman,rüyalarım iftikakının sancısıyla kıvranmazdı.. EY Medine'nın Gülü ! EY ruh sümbülüm !
Çanakkale'ye koştuğun gibi yettişsen istilaya uğramış gönül toprağıma !
Düşman dört bir yana saldırıyor..
Toprağım,tüfeklerim,mermilerim ağlıyor...
İçimin yangınını nasıl tarif edeyım ?
EY medetkarım ! Ruhumun yarıklarını ,söküklerini acemi terzilerin ellerine bıraktım..
Kesip biçtiler beni..Bir bilsen ,bir duysan ,nasıl acıyor içim Efendim !
Ben nasıl yağmalandım ! Kendimi şikayet ediyorum Sana Efendim..Ben böyle olmamalıydım.. Sıddık-ı Ekber (r.a.)gibi azap Ayetleri duyunca haşmetinden yıkılıp kalmalıydım..
Hazret Osman gibi ,tibki Onun gibi Sana vefalı,Sana sadık kalmalıydım..
Sevmeyi bilemedim Sultanım..Göz yaşı dahi dökmeyi beceremedim..
Nemrut ateşlerinde dağlandım,Firavun saraylarında yılanlara yem oldum..
EY Ab-ı hayatım Efendim ! EY Ruy-i zeminimin misk-u amber kokusu !
Seni hakkıyla bilemeyen bendim,aşkına yalancı sevgiler ekleyen bendim..
Şimdi gözyaşlarım dahi hak etmiyor sevgini..
Ama dirilmek istiyorum Efendim ! Şu mahcup yakarışıma bir lebbeyk hitabınla teşrif buyurmazmısın,
şu yosun tutmuş yürek feryadıma EY NEBİ
Mahzun fakire bir gül...muşturlarla gel ne olur ötelerden..
Hicranıma merhem ol EY NEBİ ! umarsız bırakma şu garibi.. Gel !yeniden yanginlasın umut bestelerim..bende Cafer-i Tayyar gibi kolsuz,kanatlayıp diyarına uçayım...
EY çöleşmiş yüreğimde nergis,nergis kokan Gül !
EY kuraklamısmış yüreğime damla-damla düşen Rahmet ! EY parçalanmış evrenimde tomurcuk-tomurcuk açan bahar ! Sana salat,Sana selam EY NEBİ !
Bırakma ellerimi EY GÜL-İ vefa !
ESSELAMUN ALEYKUM ve RAHMETULLAH..
EL FU EL Fİ SALATIN ve EL FU EL Fİ SELAMIN ALEYKE YA HABİB ALLAHA..(sallallahu aleyhi ve sell 
İnsanlığı içinde bulunduğu karanlık dünyadan kurtarmak, onlara kılavuzluk yaparak yollarını aydınlatmak üzere ışıklar saçan bir kandil olarak seçilmiş ve vazifelendirilmiş olan sevgili Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinin kutlanıldığı Kutlu Doğum Haftası’na ulaşmak üzereyiz.. Bugünleri nasıl değerlendirelim, neler yapalım diyorsanız size şu tavsiyelerde bulunabiliriz:
* O’nun getirdiği mesaj bir huzur kaynağıdır. Bu huzur kaynağından istifade edebilmek için O’nu ve O’nun getirdiklerini tanımak gerekir. Bu amaçla Allah Rasulü’nü (sas) tanıtan kitaplar okuyabiliriz. Okuduklarımızın kalıcı olması için de öğrendiğimiz bilgileri başta aile fertlerimiz olmak üzere çevremize anlatabiliriz.
* Akşamları çocuklarımıza Efendimiz’in (sas) yaşadığı örnek hayattan kesitler anlatabiliriz. O’nun ashabıyla arasında geçen diyalogları hikaye tarzından anlatarak çocuklarımızın dikkatlerini Peygamberimizi anlama üzerinde yoğunlaştırabiliriz.
* Nebiler Serveri’ni hayatını anlatan video kasetlerini veya film CD’lerini ev halkıyla beraber izleyebiliriz. Yine bunun gibi Efendimiz’in (sas) hayatından kesitler sunan veya O’nunla alakalı yazılan şiirlerin bulunduğu ses kasetlerini dinleyebiliriz.
* Yaşadığımız yerde Allah Rasulü’nü (sas) hatırlatan ne varsa oraları ziyaret edip hayalen asr–ı saadete gidip tefekküre dalabiliriz. Ziyaretlerimizde yanımıza çocuklarımızı da alabiliriz.
* Bir gül satın alarak yanında da Efendimiz’i (sas) anlatan bir kitapla beraber akraba veya dost ziyaretlerinde bulunabilir, onlarla beraber Efendimiz (sas) yörüngeli sohbetler yapabiliriz.
* İki Cihan Serveri, “Beni Hud, Vakıa, Mürselat sureleri ihtiyarlattı.” (Tirmizi, Tefsir, 57) buyuruyor. Bu surelerde içerisinde kıyamet sahnelerinin resm edildiği ayetler, Allah Rasulü’nü (sas) derin bir tefekküre salmıştı. Bizler de bu günlerde bu surelerin muhatabının kendimiz olduğunu düşünerek Hud,
Vakıa ve Mürselat surelerini okuyabiliriz.
* Allah, “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56) buyurarak bizlerden Efendimiz’in (sas) ismini andığımız zaman salavat getirmemizi istiyor. Bu İlahi emir doğrultusunda bizler de özellikle bu günlerde Efendimiz’e (sas) bol bol salavat getirebiliriz: ALLAHÜMME SALLİ ALA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ MUHAMMED(S.A.V.) Alıntı 
__________________ ...Sen uzaklarda bir nefes ben kavgalarda eskiyen... ...Sen umudun resmi bense Affedilmeyen... |