Bekçi Ramazan Acar'ın ısınmak için yaktığı ateşin dumanından zehirlenerek ölümü film ekibini oldukça üzerken, Sinema-TV emekçileri yaptıkları basın açıklamasıyla olaya tepkisiz kalmadı. Aşağıda Sinema-TV emekçileri örgütlenme girişiminin konu ile ilgili yaptığı açıklamayı okuyabilirsiniz:
"10 Nisan 2008 tarihinde, günlük gazetelerin internet sitelerinde “son dakika” haberi olarak duyurulan bir haberle bir kez daha sarsıldık…
Haberde, Afyonkarahisar'da çekim ve figüran seçme hazırlıkları devam eden A.R.O.G. filminin setinde bekçilik yapan Ramazan Acar’ın, ısınmak için yaktığı ateşin dumanından zehirlenerek hayatını kaybettiği belirtiliyordu. Sabah film setine gidenler tarafından bulunan gece bekçisi Ramazan Acar’ın cesedinin morga kaldırıldığı bildiriliyordu.
Sinema ve TV emekçileri olarak, bu “cinayet”i büyük bir üzüntü içinde ve öfkeyle kınıyoruz. Ülkemizde “işçilerin patır patır ölmesi” sıradan ve gündelik bir olay halini aldı.
Tersanelerde, madenlerde, şantiyelerde, kaçak imalathanelerde, “haber” bile olmayan “kaza”larda yüzlerce kardeşimiz ölüyor. Sağ kalanlar da karın tokluğuna ve ölümün soğuk nefesi enselerinde çalıştırılıyorlar.
Her “kaza”da işçi kardeşlerimiz suçlanıyor.
Her “kaza”da cahil, ihmalkâr işçilerden bahsediliyor.
Güvenlik önlemlerini almayan, insanca çalışma koşulları sağlamayan işverenler hep tereyağından kıl çeker gibi sıyrılıveriyorlar.
A.R.O.G.’un yapım şirketi, “lojistik” hizmet sağlayan “taşeron”larla birlikte, Ramazan Acar’ın ölümünden birinci dereceden sorumludur. “Bekçi adam uyur muymuş?”, “insan odada ateş yakar mı hiç?” gibi utanmazca soruların sorulacağını şimdiden duyuyoruz.
O bekçinin, ekmek derdinde bir işçi olduğu, aynı sınıfa mensup olduğu milyonlarca işçi gibi, işverenlerce zerre kadar umursanmadığı gerçeğidir bu “cinayet”in arkasında yatan gerçek.
İşverenlerin özrü, kabahatini aşmıştır.
“Piyasa” canavarının, “reyting ve gişe” azgınlığının, maliyet düşürme kepazeliğinin cinayet sebebi olduğu gün gibi ortadadır. Bu utanmazlığa, umursamazlığa, vurdumduymazlığa artık bir son vermenin zamanı gelmiştir.
Sinema ve TV emekçileri olarak, bu umursamazlığın artık sabrımızı taşırdığını ilan ediyoruz. Bundan böyle setlerde yaşanacak herhangi bir “kaza”yı, “kaza” olarak kabullenmeyeceğimizi, hukuki kanallar ve “kamuoyuna teşhir” yollarıyla, takipçisi olacağımızı duyuruyoruz."