Konu
:
Peygamberlerimizin Tarihi
Tekil Mesaj gösterimi
19-06-2006, 20:24
#
12
(
Link Al
)
GamzeLim
Yüreğimdeki Yağmurlar
Üyelik tarihi: 15-04-2005
Cinsiyet:
Mesajlar: 21.379
Konular: 1097
Ruh Halim:
Rep puanı: 27
Hz. DAVUD (a.s.)
Kur'ân-i Kerim'de adi geçen israilogullari peygamberlerinden biri. Yahuda kabilesinden isa (Yasa)'nin sekizekşi ogludur. insanoglu yoldan çikip da batakliga düstükçe
yüce Allah
onlara peygamberler göndermistir. Onlar bu peygamberler vasitasiyla uyarilmistir. israilogullarina da peygamberler gönderilmistir. Onlar
umumiyetle bu peygamberlere isyan hatta ihanet etmislerdir.
Hz. Musa'nin vefatindan sonra
yine israilogullari isyanin karanligina daldilar. Azginlik yaparak Hz. Musa'nin Allah'tan getirdigi akîdeyi terk etmeye basladilar. Cenâb-i Allah
onlarin üzerlerine baska bir kabîleyi musallat etti.
Hz. Musa'nin vefatindan sonra israilogullarinin idaresi Yusa'ya kaldi. israilogullarini çölden çikararak onlari dedelerinin ülkesine yerlestirdi. Bu ülke
Hz. Yakub'un yasadigi Ken'an bölgesi olup
israilogullari için mukaddes ülke sayilir.
israilogullari Hz. Musa'nin vefatindan sonra Filistin çevresine yerlesmis bulunan Amâlika Kabilesi ile karsi karsiya geldiler. israilogullari Amâlika ile yaptiklari bir savastan maglup çiktilar. Kendilerini toparlayarak yeniden bu düsman ile çarpismak istediler. Yüce Rabbimiz onlarin bu durumunu söylece anlatmaktadir: "israilogullarindan bir cemaat Musa'dan sonra peygamberlerine: "Bize bir hükümdar gönder ki
Allah yolunda savasalim" dediler. Peygamber. "Size muharebe farz olunursa korkarim ki
savasmazsiniz" dedi. Onlar: "-Niçin Allah yolunda savasmayalim? Yurdumuzdan ve evlatlarimizin yanindan çikarildik" dediler. Onlara farz kilindiginda
birazi müstesna olmak üzere
savastan yüz çevirdiler. " (el-Bakara
2/246)
"Peygamberleri onlara: Allah
Teâlâ size hükümdar olarak gönderdi dediginde
onlar: O
bize nasil hükümdar olur? Biz hükümdarliga ondan daha layikiz. Onun mali da çok degildir. dediler. Peygamber. "Allah onu
sizin üzerinize namaz kildi. Ona ilimde ve cisimde fazlalik (üstünlük) verdi. Allah
mülkü diledigine verir. " (el-Bakara
2/247).
israilogullari tarafindan kutsal kabul edilen bir sandik vardi. Kur'ân-i Kerim'de bu sandiga "Tâbût"* adi verilmektedir. Amâlikalilarla yapilan savas sonucunda bu sandik Câlût (Golyat)'in eline geçmisti. israilogullari bunun acisini duyuyorlar
fakat Tâlût'un da hükümdarligina itiraz etmekten geri kalmiyorlardi.
"Peygamberleri onlara söyle dedi: Onun hükümdarligina alamet; size
içinde Rabbiniz tarafindan sekînet ve Musa ailesi ile Harun ailesinin mirasi bulunan Tâbût'u meleklerin yüklenip getirmesidir. Eger siz iman edenlerdenseniz
bunda sizin için ibret ve mûcize vardir. " (el-Bakara
2/248). Tâbût'un israilogullarinin eline geçmesi onlari yüreklendirdi. Yeniden toparlanarak Amâlika kabilesi üzerine yürüdüler. Tâlût
israilogullarina ögütte bulundu. Onlara söylece seslendi: "Allahu Teâlâ sizi bir nehir ile imtihan ediyor. O nehirden içen benden degildir. Ondan eli ile ancak bir avuç içen bendendir" dedi. Onlarin pek azi müstesna
digerleri içti. Tâlût ile iman edenler nehri geçtiklerinde: Bugün Câlût ve askerlerine karsi duracak takat bizde yoktur dediler. Allah'a kavusacaklarini bilenler. Nice az bir topluluk vardir ki
Allah'in izni ile daha çok olana galip gelmistir. Allah
sabredenlerle beraberdir. ' dediler. " (el-Bakara
2/249)
Amâlika ordularinin basinda Câlût (Golyat) bulunuyordu. Câlüt'un ordusuyla karsi karsiya gelen mümin kitle söyle dua etti: "Ya Râb
üzerinize sabir ve sebat ihsan eyle
ayaklarimizi sabit kil ve kâfir kavme karsi bize yardim et. " (el-Bakara
2/250)
Tâlût'un ordusunda Dâvûd (a.s.) bulunuyordu. Dâvûd (a.s.)
Hz. Yakub'un neslinden idi. israilogullarindan olan Dâvûd
daha küçük yasta bir delikanli iken
hak davanin amansiz düsmani
zorba ve güçlü ordulara sahip olan Câlût ile yaptigi mücadeleyi kazanmis ve bu savasta Câlût'u sapan tasiyla öldürmüstü. Bu olayda Allah'a tevekkül eden müminlerin zalimleri nasil yendigi gösterilmektedir.
Câlût
zalim zengin ve korkunç bir hükümdardi. Onun açikça belli olan büyük üstünlügü vardi. Fakat Allahu Teâlâ
o zaman islerin yalniz zahiriyle meydana gelmeyip
gerçek anlamiyla vukû buldugunu göstermek istedi. islerin hakikatini sadece O bilir. Her seyin ölçüsü yalniz O'nun elindedir. Aslinda insanlara güçlü görünenin zayif
zayif görünenin de Allah'in yardimiyla güçlü oldugu ölçüsü Allahu Teâlâ'ya aittir. insanlar ise vazifelerini yerine getirmek
Allah'u Teâlâ' ya verdikleri ahitlerini ifa etmekle yükümlüdürler. Bundan sonra Allah'in istedigi seyler istedigi sekilde olur. insanlara
kendilerini korkutan zâlimlerin zayif
çok zayif olduklarini
Allah onlarin ölmesini istedigi zaman küçücük delikanlilarin bile maglup edebilecegini göstermek için bu zalim diktatörün ölümünü
daha genç bir bir delikanli iken Hz. Dâvûd'un eline verdi. Burada Allah'u Teâlâ'nin tahakkukunu istedigi gizli baska hikmetler de vardi. Allah
Tâlût'dan sonra mülkü Hz. Dâvûd'un almasini ve onun yerine oglu Süleyman (a.s.)'i varis kilmayi istedi. Bu sebeple Hz. Dâvûd (a.s.)'in gücü
Câlût'u öldürmesiyle gösterilmis oluyordu.
"Allah'in izniyle
onlari hemen hezimete ugrattilar. Dâvûd da Câlût'u öldürdü. Allah ona mülk ve hikmet verdi. Dilemekte oldugu seylerden de ona ögretti." (el-Bakara
2/251).
Câlût'un öldürülmesiyle Amâlikalilar bozguna ugradilar
darmadagin oldular. Bu olaydan sonra halk
Hz. Dâvûd (a.s.)'a daha çok sevgi ve saygi göstermeye basladi.
Tâlût'un ölümünden sonra yerine Dâvûd (a.s.) geçti. Ona hem yönetim
hem peygamberlik verildi; "...Dâvûd'a daglari ve kuslari boyun egdirdik. Onunla beraber tesbih ediyorlardi. Biz (bunlari) yapariz." "Ona
sizi savasin siddetinden korumak için zirh yapmayi ögretmistik. Ama siz
sükrediyor musunuz ki?" (el-Enbiya
21/78
80)
"Andolsun Dâvûd'a tarafimizdan bir üstünlük verdik. Ey daglar
onunla beraber tesbih edin ve ey kuslar (siz de). Ve ona demiri yumusattik."
"Genis zirhlar yap
dokumasini ölçülü yap ve (hepiniz) iyi isler yapin. Çünkü ben
yaptiklarinizi görmekteyim. diye vahyettik." (Sebe
34/10-11). Hz. Dâvûd (a.s.) hakkinda Kur'ân-i Kerim'den gelen rivâyetler; Dâvûd'un çok güzel bir sesi oldugunu
kendisine verilen Zebur'u okumaya baslayinca
daglarin ve kuslarin onu dinlemek üzere etrafinda toplandiklarini bildirmektedir. Zebur dört büyük semâvî kitaptan birisi olup
yüzelli sûreden ibarettir. Bu kitap
ser'î hükümleri tasimadigi için Hz. Dâvûd
Hz. Musa'nin serîati ile hükmetmistir.
Yahudi kaynaklarinda Hz. Dâvûd'un
Mizmar denen bir musiki âleti çaldigi kayitlidir. Kur'ân'da da: "(Her taraftan) gelen kuslar da ona icabet ederler
hepsi onun nagmesine katilirlardi "
"Onun mülkünü kuvvetlendirmistik. Kendisine hikmet ve açik konusma
güzel konusma vermistik. " (Sad
38/19-20) buyuran Allah
ayni sûrenin 21. âyetinde
Hz. Dâvûd (a.s.) zamaninda olan bir hâdiseyi de
Hz. Muhammed (s.a.s.)'e söyle haber vermistir: "Dâvûd'un yanina gelmislerdi de
onlardan korkmustu. Korkma dediler
Biz
iki davaciyiz. Birimiz ötekinin hakkina saldirdi. simdi sen aramizda hak ile hükmet. Zulmetme. Bizi yolun ortasina (adalete) götür. " (Sad
38/22)
Kur'ân'da anlatildigina göre bunlar iki kardestiler. Birisinin doksandokuz koyunu
ötekinin bir tek koyunu vardi. Böyle iken doksandokuz koyunu olan öteki kardesinin tek koyununu ister
aralarinda tartisma çikar. Tek koyunu olani bu tartismayi kaybeder. Hz. Dâvûd (a.s.)'a müracaat ederler. O
davaci olanlardan birini dinler
ötekini dinlemeden hükmünü verir. Bunu da Allah'u Teâlâ'nin kendisini imtihani sanir. Ancak bu yaptigi hareket sebebiyle Allah'dan magfiret dileyip secdeye kapanir
tövbe eder. Allah
onu affettigini bildirir ve ona su vahyi indirir: "Ey Dâvud
biz seni yeryüzünde (senden öncekilerin yerine) hükümdar yaptik. insanlar arasinda adaletle hükmet
keyfine uyma. Sonra seni Allah yolundan saptirir. Allah'in yolundan sapanlara
Allah'in hesap gününü unuttuklarindan dolayi
çetin bir azap vardir. " (Sad
38/26)
israilogullari
Hz. Dâvûd zamaninda en parlak dönemlerini yasamislardir. Dâvûd (a.s.) Kudüs'ü fethetmis
kendisine baskent yapmisti.
Hz. Dâvûd
hem hükümdar
hem peygamberdi. Bir nimet olarak bu iki özellik ona verilmisti. O
israilogullarini kirk yil yönetti ve Rabbine kavustu. Hz. Dâvud (a.s.)'in yerine oglu Hz. Süleyman (a.s.) geçti ve ona da peygamberlik geldi. Hz. Dâvûd
bir gün oruç tutar
bir gün yerdi.
Abdullah b. Amr'dan rivâyetle
Abdullah
her gün gündüzleri oruç tutar
geceleri de (nâfile) namaz kilardi. Onun bu durumu Rasûlullah'a bildirildiginde Hz. Peygamber onu çagirdi ve söyle buyurdu: "Bir gün oruç tut
bir gün iftar et. iste bu Dâvûd (a.s.)'in orucudur."
Bir baska rivayette ise
Rasûlullah (s.a.s.) söyle buyurmustur: "Allah'u Teâlâ ya en sevimli oruç
Dâvûd (a.s.)'in orucudur. O
bir gün oruç tutar
bir gün iftar ederdi. Allah'a en sevimli namaz da Dâvûd namazi idi. O
her gecenin yarisinda uyur. Üçte birinde (nafile) namaz kilardi. Altida birinde de yine uyurdu." (Müslim
Siyam
183; Nesâî
Siyam
69).
GamzeLim
Açık Profil bilgileri
GamzeLim - Özel Mesaj gönder
GamzeLim - Daha fazla Mesajını bul