üç (son) nokta bir başıma kaldığım da anladığım, hiç bir zaman olmadığın,
kendi yazdığım bir senaryodan ibaret olduğundu
sevip, sevilen, kendi içim de yarattığım, üzülmemesi
hatta acımaması için elimden geleni yaptığım med cezir bir hayal,
her şey oysa ne kadar gerçekdi ve ben ne kadar ustaymışım oyuculukta
en iyi yalancılardan bile fazlaymış kendi yalanlarım,
gelecekten bi haber hiç bıkmadan, usanmadan
avutmuşum umud bahçelerimi,
ektiğim tohuma canımdan can vermişim düşünmeden,
hatta filiz açmış yeşeren, şimdi ise ağlayan,
bir el uzanmış boşluktan en yakınıma,
dilemelerim olmuş sonsuzluğa, yakarışlarım ufuklar da yankılanmış,
dağların yüksek buzlu tepelerine varmış
her şeyden çok, her şeyden önde tutmuşum, kendimi unutmuşum...
sevenlerime, sevdiklerime yüz dönmüşüm,
bir hiç uğruna geçip giden elimle tutamadığım kayıp zamanlarmış yaşadıklarım,
geri dönüşü olmayan...
her saniyesini bir bir işlediğim, sözlerim olmuş beyaz sayfaları kirleten,
her şey bir hiç uğrunaymış, değersiz bir sevdaymış kısa zaman da eskimeye başlayan,
elimde bir silgi ve siliyorum, sayfalardan, satırlardan, mısralardan geçmişimi...
hiç bir anı anımsamıyorum, sorsalar da cevap bulamıyorum,
hesabım kendimle artık, içimde ki sessizliğimle
gözyaşlarımın selinde susuzluğumu gideriyorum
kapatıldığım kuyudan çıkacağım zamanı unutmak,
hatta çıkmamak en büyük arzum,
zifirim de yok olmak istiyorum, son olmak, sona varmak
bir kuş hafifliğinde rüzgarın kollarına bırakıyorum kendimi,
ilk gitmek istediğim yer ise kız kulesi
karşıdan bana, son tebesümü, son gidişi,
turuncu bir güneş batımı, geri dönmemek üzere bu sahilden ...
__________________ |