| Acemi Üye
Üyelik tarihi: 07-07-2006 Bulunduğu yer: im yok, yurdum yok, ben bir mülteciyim yüreğime sığındım burda savaş çıksa bile ölen yok!!
Mesajlar: 28
Konular: 23 Rep puanı:0 Toplam Online: N/A | İnsan, Seveceğİ Kİmseyİ İyİ SeÇmelİ; Ona GÖre Sevmelİ... "Kişi, sevdiği ile berâberdir."
Îmân'ın temeli ve en mühim alameti; hubbu fillah ve buğdu fillah'tır.yâni,
Allahütealanın sevdiklerini yalnız Allahütealanın rızası için sevmek ve
Allahütealanın sevmediklerinide yalnız Allahütealanın rızası için sevmemektir. (bu, yalnız kalb ile olur, kavga etmek, dövüşmek demek
değildir).
Sevgili Peygamberimiz, Muhammed aleyhisselam (sallallahü aleyhi vesellem)
efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde buyuruyorlarki; (El-mer'ü me'amen ehabbe)... (Kişi, sevdiği ile berâberdir) demekdir.
Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek ve onlarla kaynaşmak,insanı Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine "sallallahü aleyhi ve sellem" düşman olmağa
sürükler. Bir kimse, kendini müslimân zan eder. Kelime-i tevhîdi söyleyip,
inanıyorum der. Nemâz kılar ve her ibâdeti yapar. Hâlbuki, bilmez ki, böyle
çirkin hareketleri, onun îmânını ve islâmını temelinden götürür.
Muhammed aleyhissalâtü vesselâma tâm ve kusûrsuz tâbi' olabilmek için, Onu
tâm ve kusûrsuz sevmek lâzımdır. Bunun alâmeti de, Onun düşmanlarını düşman
bilmek, Onu beğenmeyenleri sevmemekdir. Muhabbete müdâhene, ya'nî gevşeklik sığmaz. Âşıklar, sevgililerinin dîvânesi olup, onlara aykırı birşey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıd şeyin muhabbeti bir kalbde, bir aradayerleşemez. İki zıddan birini sevmek, diğerine düşmanlığı îcâb eder.
(Kimyâ-i se'âdet) kitâbı, beşinci aslında diyor ki: Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdu ki, (Îmânın temeli ve en kuvvetli alâmeti,müslümânları sevmek ve müslimânlara düşmanlık edenleri sevmemekdir). Cenâb-ı Hakkın Îsâ aleyhisselâma emr-i ilâhîsinin meâl-i şerîfi,
(Eğer yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkların ibâdetlerini yapsan,
dostlarımı sevmedikce ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikce, hiç fâidesi
olmaz)dır.
Her mü'min, Allahü teâlâya düşman olanları sevmemeli, islâmiyyete yapışanları
sevmelidir. Bunu sözlerinde ve mümkin ise, hareketlerinde belli etmelidir.
Âsî ve fâsıklarla arkadaşlık etmemeli, fıskı çok olanlardan, çok kaçınmalıdır. Zâlimlerden, müslimânlara eziyyet edenlerden dahâ ziyâde kaçınmalıdır.
Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" (İbâdetlerin efdali, müslümânları müslümân oldukları için sevmek, kâfirleri, kâfir oldukları için, sevmemekdir) buyurdu.
Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma,
(Benim için ne işledin) diye sordukda, (Yâ Rabbî! Senin için nemâz kıldım, oruc
tutdum, zekât verdim, ismini çok zikr etdim) deyince, (Yâ Mûsâ, namâzların sana burhândır. Orucların Cehennemden siperdir. Zekât kıyâmet gününün
sıcaklığından koruyan gölgedir. İsmimi söylemen de, kabr ve kıyâmet karanlığında seni aydınlatan nûrdur. Ya'nî bunların fâideleri hep sanadır.
Benim için ne yapdın?) buyurduğunda, Mûsâ "aleyhisselâm", (Yâ Rabbî! Senin
için olan ameli bana bildir!) diye yalvardı. Cenâb-ı Hak: (Yâ Mûsâ! Dostlarımı benim için sevdin mi ve düşmanlarıma benim için düşmanlık etdin mi?) meâlindeki âyet-i kerîme ile cevâb verdi.
Mûsâ "aleyhisselâm" da, Allah için amelin, (Hubb-i fillâh) ve (Buğd-ı fillâh) olduğunu anladı.Muhabbet, sevgilinin dostlarını sevmeği, düşmanlarına düşmanlık etmeği îcâb eder. Bu sevgi ve düşmanlık, sâdık olan âşıkların elinde ve irâdesinde değildir. Çalışmaksızın, zahmet çekmeksizin kendiliğinden hâsıl olur. Dostun dostları güzel görünür ve düşmanları çirkin ve fenâ
görünür. Dünyânın güzel görünüşlerine kapılanlara hâsıl olan muhabbet de, bunu îcâb etdiriyor.
Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından kesilmedikce sözünün
eri sayılmaz. Buna münâfık, ya'nî yalancı denir. Şeyh-ul-islâm Abdüllah-i
Ensârî "kuddise sirruh" buyuruyor ki, (Ebül-Hüseyn bin Sem'ûn, bir gün hocam
Husrîyi incitmişdi. O ândan beri, kalbimde ona karşı soğukluk duyuyorum).
Büyüklerin meşhûr olan, (Üstâdını incitene darılmaz, gücenmez isen, köpek
senden dahâ iyidir) sözünü burada hâtırlatmak yerinde olur.
Muhabbet, sevmek, hep berâber olmağı istemek, berâber olmakdan zevk, lezzet duymak demekdir. İnsan sevdiğini hiç unutmaz. Muhabbetin yeri kalbdir. Kalb, yürek dediğimiz et parçasında bulunan bir kuvvetdir.
Bu kuvvete gönül diyoruz. Birşeyi öğrenmek, akl ile olur. Akl, dimâg, beyn
dediğimiz et parçasında bulunur. Küfrü, harâmları, mekrûhları sevmek, beğenmek küfr olur. Farzları, sünnetleri, beğenmemek de küfr olur, dünyâ
olur. Müslimân olmak için, dünyâya ya'nî harâmlara kıymet vermemek lâzımdır.
Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allah ü teâlâdan uzaklaşdırır.
Teberrî etmedikce, tevellî olmaz. Ya'nî uzaklaşmadıkça, dostluk olmaz.
Son nefeste îmân ile veya îmânsız ölmek, kalbdeki sevgiye bağlıdır.Çünki
Kâinatın efendisi, sevgili Peygamberimiz, dünyada iken birbirini sevenlerin
mahşer yerinde beraber haşrolunacağını, ahiretde de beraber bulunacağını müjdelemiştir... elbette,..muhakkak doğrudur.
* O halde insan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmelidir
ki;
ahiretde sevdiğinin yanında bulunacaktır*.
__________________ |