Bir sen vardın; ve arta kalanlar yalnızca "var" olmakla kalmışlardı. gözümün gördüğü sen; kulağımın işittiği sen; dilimin terennüm ettiği sen...yoktu bende "sen" olmayan bir şey. önce "sen" oldun; sonra ben...sen varsınki ben varım; ben var olduğum için değildir senin varlığın. sen gördünki bana görmek lutfedildi; sen yürüyebildiğin için yürütüldüm. sende olmayan bende var mı ki?.. ama sende olanların hepsi bende mevcut değil...
sen doğdun; senl'le beraber doğdu aşk. aşk senle anılır oldu; sensiz bir aşk'ın varlığı tartışılır oldu. uzun lafın kısası; ve kısa lafın uzunu. aşk sensin; ve aşk sendendir. önce dünya meydana geldi; kendini "ilk" zannetti...oysa ondan evvel melekler erişmişti varlığa...meleklerinde bilmediği şey; her şeyden evvel senin "varlığa" layık görülmen. sen varlığa atandınki, var olmak bize de lutfedildi. ve varlık sen'le öğrendi aşkı...
aşktı sendeki; aşktı duyulan sana. beşeriyette senden öte bir maşuk görülemez. "habibim" demişti sana cânân; koymuştu seni en üste...demişti, muhammed "yâr"dır; yâr'dan öte bir sevgili mi ararsınız? sevdim onu; sevdirdim onu...gördüm onu; gizledim onu...görmek için evvela aşkla bakın; sonrasında görün. "görmek"le görülmez o; görmeyi bekleyin. aşktın sen; ve ilk vuslatı senle yaşatacaktı Mevlâ...
yazmakla yetiniyorum aşkı; yaşamak bana hâlâ çok uzak. göz penceremden bakıyorum görmek için seni. kitaplarda buluyorum ismini; sonrasında şiirlerde...bir çocuk kalem almış eline; yazıyor büyük harflerle: "M-U-H-A-M-M-E-D". sonra bakıyorum gönül aynama; ve görüyorum seni "ben"de...gözümde, kulağımda, dilimde sen; senle dolup taşmış bağrım. ve görüyorum; "anne" diyen bebeğin aradığının aslında sen olduğunu...camide bir kenara çekilmiş ağlayan dedenin gözyaşlarının aslında sen olduğunu.
gördümki bir sen varsın kainatta; ve bir ben varım hâlâ senden habersiz...
seni yazdım evvela gönlüme...durdum yağmur altına; döndüm sonrasında güneşe...
"hadi aşk; aç artık gönül bahçemde..." |