Ölüme Dair...
Yaşayanlara yazılır “ölüme dair” yazılar... Ölüme dair yazılar “yaşayanları” arar durur; çünkü ölülerin, ölüme dair yazıları okumaya ihtiyacı yoktur!
Yaşayanlara yazılır “ölüme dair” yazılar...
Ve bütün ölüme dair yazıları “diriler” yazar; ölmemişlere ölüme dair bir kaç söz söylemek için!
Dirilerin “ölmemiş olanları” anlamaya çalışır ölüme dair yazıların anlattıklarını...
Ve ölülerin “yaşayanları”dır aslında bizlere suni teneffüs yaptıran!..
Yaşayanlara yazılır “ölüme dair” yazılar...
Ölüme dair yazıları da “yaşayanlar” anlar!
Yaşamak; “sonsuzlukla barışmaktır” aslında; ve bilmem nasıl yaşar “tek hayat”a mahkum olanlar?..
Ölüme dair yazmak ve ölüme dair okumak; bir ölünün karanlık odasında havasızlıktan boğulmakdan ziyade, ölümün penceresini açmak ve ordan bir “ödünç” nefes solumaktır...
Sonra solmaktır yaz güneşine dayanamayan laleler gibi!
Ama en güzeli; müjdeler almaktır...
Müjdeler almaktır.
Faydası yoktur korkuların, ecele...
Bazı kafalarınsa işi kumda saklı durmaktır!..
Ölüme dair yazılar “yaşayanlara” yazılır.
Yaşayanlara yazılır “ölüme dair” yazılar... Muammer Erkul
__________________ |