NAZLI GÜLÜM Rüzgârlar semada bulutu sarıp
Yağmurlar toprakta aşkı bulurmuş
Derya-lar kurursa güneşe kanıp
Balıklar çırpınıp öyle ölürmüş.
Nazlı Gülüm II
Bir acıdır ki yanmaz kavurur
Bir rüzgârdır ki esmez savurur
Bir ateştir ki göğsüme vurur
Yüreğim dağlanır “Nazlı Gül” diye.
Yolcu yolunda gerek Nazlı Gülüm
Tufanlara kapılmadan
Girdaplarda boğulmadan
İlkbahar kokulu yarınlara
Yelken açman dileğiyle.
Ellerimden uçup gidiyorsun işte
Belki özgürlüğüne kavuşacaksın
Güzel mevsimler göreceksin
Sevda mevsimi
Bir defa yaşanır Nazlı Gülüm.
Yine baharlar gelecek
Güller açacak
Sen yoksan eğer gönül bahçemde
Baharlar neye yarar ki.
Bir gün özlersen eğer
Sevenlerin dergâhına git
Hasretini vur dağlara
Dağ dayanır
Ben dayanamam.
Bense Nazlı Gülüm;
S-evgimi yüreğimde
Ç-ınar gibi büyütüp
S-onsuzluğu beklerim.
Nazlı Gülüm III
Ne sensiz gecelere sözüm geçiyor artık
Ne kalbim saat gibi zamanı korkutuyor
Gerçeğimde bir kefen gelinlik kadar güzel
Ölüm bile süslenmiş gelin gibi duruyor.
Şimdi sönük bir hayat karanlıklar ülkesi
Işıklar Nazlı Gülüm arkamızdan vuruyor
Sevip büyüttüğümüz çiçekler öksüz kaldı
Güneşin yokluğunda kökleri de kuruyor.
Biliyorum yakında yok oldu diyecekler
Ağıtlar yükselecek gülşenimde bir sabah
Yeşillik olsun diye tohumlar ekecekler
Çiçekler yas tutacak Nazlı Güle her sabah.
Bakma suskunluğuma yüreğim volkan gibi
Ayrılığın ateşi kalbimde Nazlı Gülüm
Kıyametin koptuğu o dehşetli an gibi
Bir dünya yıkılıyor içimde Nazlı Gülüm.
Nazlı Gülüm IV
Ziraatte bir anı değişmezdim dünyaya
Göğsümde sıcacıktın yüreğimde bir Derya
Heyecanlıydım biraz sana bir gül vermiştim
Gül solsa da aşkımızı hiç soldurma demiştim
Dilimde “Mona Roza” kollarımda sen vardın
En mutlu insan bendim sense en güzel yârdın
Küçük bir şiir yazıp teklifimi sunmuştum
Gözlerim parlıyordu sanki tekrar doğmuştum
Senin o tebessümle bana bakışın var ya
Semada gökkuşağı yüreğimde bir Derya
Çilekeş hayatımın en sevimli anıydın
Gülşenimde “Nazlı Gül” gönlümün sultanıydın
Seni düşünmek bile can verirdi ruhuma
Sesini duyduğumda gün doğardı ufkuma
Mutluluktan aşkımın divanesi olmuştum
Aradığım sevdayı yüreğinde bulmuştum
Gerçeğimde düşümde hep çiçekler açardı
Senin olduğun yerden iztirâblar kaçardı
Aşk vardı huzur vardı umut vardı dünyamda
Kelebekler uçardı her bir gece rüyamda
O tozpembe hülyalar gerçekleri arar ya
Mecnuna varmaz Leyla, benim hasretim Derya
Menzilimi ararken Tophane’ye varmıştım
Aşkımı boydan boya bedenime sarmıştım
Sabah ezgileriyle Rize sokaklarında
Ben seni arıyordum seher şarkılarında
Nâdanlara yâr oldu kuşların güzel sesi
Beyaza bürünmüştü Nevbahar elbisesi
Bir damla ab-ı hayat içsem avuçlarından
Ruhuma can gelirdi yine senin canından
Hanı çırpınan balık susuzluktan ölür ya
Bana da aşk çeşmenden bir damla su ver Derya
Nazlı Gülüm V
Kapadokya!.. Bende kalan tek sensin
Her baktığımda sana dünyalara bedelsin
Sana dokunan eller başka ellerde şimdi
O tozpembe hayaller meçhul yellerde şimdi
Üşüdüm hasretiyle gel ki ateş ol bana
Kapadokya!.. Bari sen eş ol bana
Peri bacalarınla ısıt hayallerimi
Son nefesime kadar bırakma ellerimi
Yalnızım çaresizim dertliyim virâneyim
Münzevi âşık gibi onu beklemekteyim
Oysa gülizarımız böyle olmamalıydı
Sevgiyle açan güller böyle solmamalıydı
Sensiz kuru dallara tutunduğum an oldu
Onu unutamayan yüreğim vîran oldu
Bir ayrılık muştusu kaldı dudaklarımda
Her gece ıslak ıslak doldu yanaklarımda
Ben sana koşuyorum kollarımı açarak
Kırık kanatlarımla mahzenine uçarak
Kapadokya!.. Neden emekliyorsun
Söyle bana!.. Sen neyi bekliyorsun?
Nazlı Gülüm VI
Sen ki denizyıldızı nazlı bir peri kızı
Sen kanatsız bir melek gülizârımda çiçek
Kalbime kar yağacak buz tutacak yüreğim
Sensiz gelen baharlar şimdi nasıl gülecek.
Sensizlik volkan olsa ruhumdan aşk fışkırır
Derya-lar bilmese de uçan kuşlar bilecek
Sanma ayrı bir dünya seni benden ayırır
Gölgen dahi ölürse benimle gömülecek.
Hayaller ümitsizce mahşere uzanırken
Umudu umut yapan mısralarda solacak
Bir çağlayan misali haykırışlar çaresiz
Şiirlerin kalbine artık matem dolacak.
Sahipsiz kaldım şimdi sensiz maveralarda
Aşka sürgün yaşamak intizarım olacak
Bir kasırga yüreği sancılı karanlıklar
Gün doğacak ufkuma “Nazlı Gül” doğmayacak.
Ne ölümsüz bir hayat ne ölümlü bir gerçek
Sevgini alıp benden maziye götürecek
Gönül bu kabullenmez fermanını kaderin
Ömür bitse yolunda “Bu sevda bitmeyecek”.
Nazlı Gülüm VII
Ağıt yakmak, yas tutmak, aşka isyandır bugün
Derya-nın balıkları vurduğu andır bugün
Sen şimdi hayallerde her gün pembeleşirsin
Hayal biter gün gelir gerçekle yüzleşirsin
Anlarsın evliliğin aşkı sarmadığını
Bedeninle ruhunun aynı kalmadığını
Yıllarca hayat bulan umut bicandır bugün
Sen de gidiyorsun ya, aşklar yalandır bugün
Duygularım mülteci olmadı hiçbir zaman
Bu öyle bir sevda ki ne kar tutar ne duman
Yüreğim bir intihar gizemiyle kavruldu
Sen mahzenden kaçarken içimde gül vuruldu
Kalbimi parçalayan büyük volkandır bugün
Senin için çırpınan ruhum kurbandır bugün
Dünyamızı bırakıp yeni bir dünya kurdun
Önce beni kalbimden, sonra kendini vurdun
Artık fırak vaktidir biter ebedi destan
Gülün kayboluşuna ağıt yakar gülistan
Yarınım kelepçeli gönlüm zindandır bugün
Toprağı zehirlenmiş yitik fîdandır bugün
Ne seni benim kadar seven olacak gülüm
Ne sensiz bir hayatta beni bekleyen ölüm
Gündüzler öc alacak bugün karanlıklardan
Artık yeis günüdür, kan fışkırır dağlardan
Levh-i mahfuzda gizli acı fermandır bugün
Beni sensiz bırakan bir imtihandır bugün
Ne nedamet ateşi sarsa dört bir yanını
Ne lokman hekim gelse çözmeğe dermanını
Mecnun gibi dolaşıp çöllerde bulsan vâhâ
Melekler feryadını götürür mü Allah’a
Gözlerimde kaybolan bir hatırandır bugün
Güneşi esir eden kara dumandır bugün
Ezanları susturan haçlı bir çandır bugün
Sevda mevsimlerinden artık hâzandır bugün
Levh-i mahfuzda gizli acı fermandır bugün
Beni sensiz bırakan bir imtihandır bugün
Yarınım kelepçeli gönlüm zindandır bugün
Toprağı zehirlenmiş yitik fidandır bugün
Kalbimi parçalayan büyük volkandır bugün
Senin için çırpınan ruhum kurbandır bugün
Gözyaşıyla sulanan gönül vîrandır bugün
Seni benden ayıran hâzin devrandır bugün
Yıllarca hayat bulan umut bicandır bugün
Sen de gidiyorsun ya, aşklar yalandır bugün
Ağıt yakmak, yas tutmak, aşka isyandır bugün
Derya-nın balıkları vurduğu andır bugün.
Nazlı Gülüm VIII
“Sevda bir masalmış Kaf dağlarında
Ne kavuşan varmış ne de yaşayan
Tek ölümmüş gerçek başka bir kalpte
Bir de suskun gecelerde yatıp ağlayan”
İsyankâr sokaklarda gezdiğim günden beri
Her bir yanım ızdırap her bir yanım zemheri
Bir ateş bir yanardağ sardı dört bir yanımı
Mısralara işledim sessizce isyanımı
Sen ayrı bir dünyaya adımını atarken
Ben dağa taşa vurdum feryad-i figânımı.
Dağ yarıldı aniden gönlüme volkan düştü
Kavurdu her yanımı umuduma kan düştü
Kalem kırıldı sonra parçalandı elimde
Sessizce kayboluşun hicran oldu kalbimde
Yağmalanmış ruhuma çöktü hüzün ateşi
İntizar yarınımın kara sevdalı eşi
Yaralı sevdaların ağlayışı ondandır
İçimdeki şarkının kanayışı ondandır.
Ondandır, yakamozun derya-lara küsmesi
Ondandır, yüreğimde kasırgalar esmesi
Ondandır, kalemimde mürekkebin bitişi
Ateşten bedenimin soğuktan titreyişi
Gün batarken şiirin yazılması ondandır
İkimize tek mezar kazılması ondandır
Ondandır, her lâhzanın bin yıl hesaplanışı
Yargısız infazların göğsüme saplanışı.
Ondandır, gidişini kabullenemeyişim
Ondandır, sen yaşarken ölemeyişim.
Nazlı Gülüm IX
“Sensiz yüreğim bir Kerbela olur
İçimde binlerce Hüseyin ölür”
Gönlüm karardı yine sarardı hayal dünyam
Akşam vakti denizde batan bir güneş gibi
İçimde bir kıvılcım alev aldı derinden
Yaktı umutlarımı kavurdu ateş gibi.
Sevgimi buket yapıp gönderiyorken sana
Kutsal bir sevda günü.. yeni bir heyecandı
Sözlerin hançer gibi.. mesajın buz gibiydi
Anladım bu zamanda aşklar dahi yalandı.
Ne bir dost ne bir kardeş.. ne sevda kaldı şimdi
Özlemini duyduğum o uzak diyarlarda
Bir nazlı gülüm vardı.. O da yok olup gitti
Gülşenim öksüz kaldı şimdi hatıralarda.
Şiirlerin rengini bir gün çözersin elbet
Her mısrada yeşeren bir çiçek olduğunu
“Gül Endam”ı bulutun gölgesinde bırakıp
Bir akşam güneşiyle nasıl kaybolduğunu.
Ben bir şairim gülüm.. şairler şiir yazar
Duygular olmasaydı şiirlerde olmazdı
Şairlere senin gibi güzeller mezar kazar
Şiirler olmasaydı şairlerde olmazdı.
Geceleri gündüzden ayıran kara değil
Aydınlıklardı gülüm.. ışığı aldın benden
İçimdeki acıyı verseler insanlara
Dayanmaz hiçbir damar.. kan akar her bedenden.
Benden bir haber bile alamazsan gün gelir
Unutma sevgi düşüm bıraktığın yerdeyim
Eşkıyalar ölürse dağlar öksüz kalırmış
O dağda nazlı bir gül açan bir kabirdeyim.
Şimdi senden geriye sararmış bir gül kaldı
Onu da ölene dek sevip sevip koklarım
Bir sevda masalıydı.. bu şiirle son buldu
Sevgimi yüreğimde ömür boyu saklarım.
Senden başka bir aşkı artık tatmamak için
Aşkıma zehir döküp öylece içeceğim
“Elveda Nazlı Gülüm.. Elveda kır çiçeğim
Bil ki seninle doğdum, seninle öleceğim”.
Nazlı Gülüm X
Sendeki /beni/ öldürebilirsin
Yüreğimdeki /sana/ dokunma!
Yanarsın çünkü..”
Sen basit sevdaların yüreksiz kahramanı
Sen aşka silah çeken gönüllerin ahısın
Sen gökleri karartan ateşlerin dumanı
Güneşe hasret kalan güllerin günahısın.
Hüzünlü şarkıların, yaralı şiirlerin
Büyümeden kuruyan çiçeklerin yasısın
Kıyameti andıran o korkunç alevlerin
Her gün ölümü çizen ressamın fırçasısın.
Sen “unuttum” diyerek ölüm kokan nefesin
Vurulan umutların kanayan yarasısın
Yankısı gök kubbeyi parçalayan bir sesin
Mâsum tebessümlerin haykıran feryâdısın.
Sen ağlayan gözlerin en buğulu anısın
Sevgi dolu düşlerin patlayan volkanısın
Son nefesini veren bedenlerin canısın
Sen aşkları öldüren kaçışın kurbanısın.
Seni okuyan kalpler ürkecekler sevmekten
Umut dolu gecenin karanlık sabahısın
Her gün tekrar dirilip defalarca ölmekten
Bitkin düşen sevdanın yaşama isyanısın.
Kâbusların rengisin, ölümün mirasısın
Yarım kalan aşkların hâzın hatırasısın
Sevmek isteyenlerin korkulu rüyasısın
Balıkları öldüren zehirin derya-sısın.
Zamanın ötesinde aşklara uçamayıp
Yüreğimde kanayan serçenin kanadısın
Kutsal gönül bahçemde “Nazlı Gül” kalamayıp
Gözyaşının, acının, ayrılığın adısın.
__________________
DELİKANLILIK TESBİH SALLAYIP TABANCA ÇEKMEK DEĞİLDİR..DELİKANLILIK MERTLİK VE EFENDİLİKTİR..BİZ SEVDAMIZ İÇİN GEREKİRSE CAN ALIR..GEREKİRSE CAN VERİRİZ...
|