Konu: Mor Menek$e.
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 10-25-2006, 00:45   #1 (permalink)
=> $irine <=
Bizden Biri
 
Toplam Online: N/A
Standart Mor Menek$e.

Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi.
Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde
bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı..
Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi..
Gölgeyi sever menekşeler derdi.. Oysa öğretmeni
bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını
anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.
Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi ,her bitki güneşi
severken, onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar
diye düşündü durdu Hande.. Küçük, ufacık aklı ile
aslında menekşelerin diğer
çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki
de menekşeler bu yüzden bu kadar güzeldi. Herkesden
farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına
varmıştı. Daha o yıllarda farklı olmak için
uğraş vermeye başladı.ilk olarak, okulda kimsenin
yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak
istiyorum öğretmenim diyerek başladı farklılıklarla
süren hayatı.Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın
bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama
zorlukları olan problemli bir ailenin
kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı.
Öğretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına
Hande'yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye
öğretmen Hande'nin annesini çağırdı. Annesi eve
geldiklerinde Hande'ye sordu:
- Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun?
Hande cevap verdi:
- Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, o
gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin,
oysa her bitki güneşi sever. Menekşeler farklı,
belki de bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in
yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak
istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark
etmek istiyorum, dedi. Annesinin ağzı açık kalmıştı.
İlkokul 4.sınıf öğrencisi kızının
olgunluğuna hayran kalarak "Peki kızım kimin
yanında istersen oturabilirsin," dedi. Pazartesi
Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı.
Hem Hande tedirgindi, hem Hacer. Birbirleri ile
hiç konuşmuyorlardı. Diğer
kızlar da soğumuştu Hande'den. Nasıl Hacer
gibi dağınık, bir şeyi, iki kere anlatınca anlayan
fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti.
En çok alınan doktor Cemal Beyin kızı Esin'di .
Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar,
Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı.
Nasıl olur da kendi yerine Hacer'i seçerdi. Çok
gururu kırılmıştı Esin'in. Hande ile konuşmuyordu.
Birgün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden
birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak
için sözleştiler. Hande gene Esin'in somurtacağını
bildiği için gitmek istemiyordu. İçin için de
Hacer'e kızmaya başlamıştı arkadaşları ile
arasının bozulmasına sebep olmuştu. Neden
sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki
kerede anlıyordu? Yoksa ***** mıydı? Sonra
menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden
utandı. Hacer farklı diye yargılamaması
gerekiyordu. Hacer'in, kimsenin bilmediği
güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile
inandı. Panayıra gittiklerinde Esin somurtarak
karşısında oturuyordu, Hande ile konusmuyordu.
Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için
annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye
başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice
artmıştı, kar atıştırmaya başlamıştı. Hande
karı çok seviyordu, yürüdü, yürüdü. Köye
gelmişti. Bir evin önünde durdu.
Evin penceresinde ki saksıya gözü ilişti.
Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi.
Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi
eve doğru bir adım attı. Kapıda beliren
gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi. Hande'ye
gülümsüyordu. Hoşgeldin Hande
buyurmaz mısın?, dedi. Biraz ürkek, şaşkınlıkla
kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi.
Oda sıcacıktı odun sobası her yeri ısıtmıştı.
Menekşeler diyebildi sadece Hande ''bu soğukta ???''
Hacer gülümsedi onlar annem için, annem onları
çok sever. Sonra yatakta yatan kadını fark
etti Hande. "Annen hasta mı?" dedi. "Evet 2
sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim
kimsemiz yok, birtek ineğimiz var onunla geçiniyoruz.
Ama tüm işler bana baktığı için derslere
çalışacak pek vaktim olmuyor, dedi Hacer utanarak.
Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu
her gün yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula
geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum.
Hande'nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen
ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok
merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine
sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu
Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacer'in
yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte.
Hande annesine anlattı Hacer'in hayatını,
ağlayarak. "Bir şeyler yapalım anne" dedi. O
hafta annesi ve Hande, Hacerlere gidip annesi
ve Hacer'i kendi evlerine taşıdılar. Hacer
artık Handelerden okula gidip geliyordu,
ne dağınıktı, ne de *****. Sınıfın en iyi
öğrencisi olmuştu.Seneler geçti Hacer ve Hande
bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık.
Mor menekşeler Hande'ye Hacer'i armağan etmişti.
Hacer'e ise hem Hande'yi, hem hayatı. Seneler
sonra ikisi de evlendi. Hacer şimdi bir doktor.
Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu
öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa
dağıtıyor. Hande ise bir ögretmen. Çocuklara
farklı olan şeyleri sevmeyi de öğretiyor. Bir
kızı var adı, Hacer Menekşe. Hayatta en çok
sevdiği iki şeye birini daha ekledi ....
__________________
VaRMı HiC kuLLanıLmamı$ SıFıR ßiR YüReK (!)
=> $irine <= Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla

Sponsor Reklamlar