Geri git   Tatlı Aşkım > »»-(¯`v´¯)-» Genel »»-(¯`v´¯)-» > Bayanlara Özel
Kayıt ol SohbetTop 10 Üyeler Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Uyarılar

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-06-2008, 09:44   #1 (permalink)
Azimli Üye
 
ozer_gozde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: N/A
ozer_gozde - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Kadın Sağlığı ve Kadın Hatalıkları

Amenore ( adet görememe )

Bir kadının adet görebilmesi için vücudundaki 4 kompartmanın düzenli çalışması gerekir. Bunlar

Kompartman 1 Rahim ve vajina
Kompartman 2 Yumurtalıklar
Kompartman 3 Hipofiz bezi
Kompartman 4 Beyin (Hipotalamus)

Tanım
14 yaşına kadar meme büyümesi, tüylenme gibi sekonder seks karakterlerinin gelişmemesi veya 16 yaşına rağmen ilk adetin görülmemesi veya normal adet gören kadında 3 siklus boyunca adet olmaması amenore olarak adlandırılır. Hayatında hiç adet görmemiş ise buna primer amenore, daha önceden düzenli adet gören kadında adetin kesilmesine de sekonder amenore adı verilir.

Değerlendirme
Gerek primer gerekse sekonder amenore mutlaka araştırılması gerek önemli bir durumdur. Amenore şikayeti ile gelen bir kadında ilk önce hormon testleri yapılmalıdır. Burada Tiroid hormonları, prolaktin ve bazı kadınlık hormonlarına bakılır.

İkinci adımda bir progesteron challange test (PCT) yapılır. Bu testte kadına 5 gün süreyle progesteron hormonu verilir ve ilaş kesilir.1 hafta içinde kanama olur ise vücütta yeterli miktarda östrojen var demektir. Östrojen varlığı anovülasyon tanısını yani yumurtlama olmaması tanısını koydurur. Gebelik ya da yüksek miktarda erkeklik hormonu varlığında vücutta östrojen olmasına rağmen kanama olmaz. Anovilasyon tanısı konduktan sonra bu teşhise yönelik tedavi protokollerinden biri seçilir.

Eğer PCT ile kanama olmaz ise ya vücutta östrojen yetersizdir ya da kanama yollarında bir tıkanıklık vardır. Bunu anlamak için östrojen ve progesteron siklik olarak verilir. Bu tedavi sonucu kanama olursa bir sonraki aşamaya geçilir eğer bu tedavi ile kanama olmaz ise tıkanıklık düşünülür. En sık sebep kürtaj sonrası meydana gelen yapışıklıklardır. Tedavisi cerrahi işlemledir.

Bir sonraki adımın amacı over ya da beyinde ki hormon salgılama merkezlerindeki defekti bulmaktır.Bu durumda gonadotropin ve östrojen değerlerine bakılır.Over hormonları normal ve beyinden salgılanan hormonlar yüksek ise beyinde horman salgılayan bir kitle ya da yumurtalıklarda yetmezlik söz konusu olabilir. Bu durum son derece nadir görülür. Prematür over yetmezliği ya da yaygın adı ile erken menopoz son derece nadir görülen bir olaydır ve bağışıklık sistemi ile ilgili olabileceği düşünülmektedir. Zaman zaman bu durumgeri dönüşümlü olabilir.

Bazı durumlarda ise beyinden salgılanan gonadotropin adı verilen hormonlar normal düzeyde bulunabilir ancak bu hormonlar biyolojik olarak inaktif olduklarından yumurtalıkları uyaramazlar ve amenore ortaya çıkar.

Eğer tüm tetkikler sonucu bir neticeye varılamıyor ise bu durumda hipotalamik amenoreden söz edilir. Bu durumun kesin taanısı olanaksızdır. Psikolojik faktörler, ani stres, üzüntü, ani kilo kaybı, yoğun egzersiz, hava değişimi gibi faktörler bu duruma yol açabilir.

Kopmartmanlara göre amenore nedenleri
Kopmartman 1
Asherman sendromu: Geçirilmiş kürtajlara bağlı olarak rahim içinde yapışıklıklar olur ve amenore yanında normal fakat miktar olaarak azalmış adetler olabilir.Tedavisi olayın şiddetine göre değişir.
Gelişim Bozuklukları: Müllerian agenez olarak da bilinir. Burada gelişimsel olarak rahim, tüpler ve vajenin üst kısmı yoktur. Vajen kör bir sonla noktalanır.Over fonksiyonları normaldir ancak kanama olmaz.
Androjen Duyarsızlığı, testiküler feminizasyon: Kişi genetik olarak erkektir ancak erkeklik hormonuna karşı duyarsızlık olduğundan kişinin batın içinde testisleri olmasına rağmen dış görünüşü kadın gibidir.Durum fark edildiğinde testisler alınmalıdır.

Kopmartpan 2
Turner Sendromu: Kişide genetik bir bozukluk vardır. 46 yerine 45 kromozom bulunur
Gonadal agenez: Kişide overler gelişmemiştir.
Resiztant over sendromu: Kişide over olmasına rağmen bu hormonlara karşı dirençlidir.
Prematür over yetmezliği: Erken menopoz olarak da bilinir.
Radyasyon ve kemoterapi: Tedavilere bağlı olarak overler fonksiyonlarını yitirir.

Kopmartman 3
Hipofiz tümörü: Hipofiz bezinden kaynaklanan bir tümör nedeni ile hormonal düzen bozulur. En sık prolaktinom görülür. Burada süt hormonu olan prolaktinom fazla miktarda salgılanır ve bu diğer hormonların salınımını bozacağından adet düzenini bozar ve kısırlığa sebep olabilir. En sık bulgu memelerden kendiliğinden süt gelmesidir.Eğer tümör 10 mm'den büyükse cerrahi gerekebilir. Diğer durumlarda ilaç tedavisi yeterli olur.
Sheehan Sendromu: Doğum sonrası kanamaya bağlı olarak hipofiz bezinde enfarktüs olur ve hormon salgılanması bozulur.

Kopmartman 4
Hipotalamik amenore: Daha öncede belirtildiği gibi stres, üzüntü, kilo değişimi gibi nedenlere bağşı olarak görülür.
__________________
amacım yok yaşamak buysa
ozer_gozde Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-06-2008, 09:45   #2 (permalink)
Azimli Üye
 
ozer_gozde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: N/A
ozer_gozde - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Yumurtalık Kistleri

Genç olsun, yaşlı olsun pekçok kadının sıklıkla yaşadığı korkulardan birisi yumurtalıklarında kist olmasıdır.Gerçekten de düzenli kontrollere gidildiği taktirde hemen hemen her kadında hayatının bir döneminde yumurtalıklarında kist saptanabilir. Çoğu zaman herhangi bir tedavi dahi gerektirmeyen bu lezyonlar büyük olasılıkla hiçbir belirti de vermezler. Genelde masum olmalarına rağmen halk arasında çok korkulacak bir hastalık olarak bilinen over kistleri hep aynı türde değildir.
Yumurtalık organı doku olarak çok değişik türde hücreleri bünyesinde barındırır. Kişinin embryonik döneminden başlayarak var olan ve değişim gösteren hücrelerde dahil olmak üzere birçok hormonun etkisi altında olan hücre türleri, yumurtalıkları diğer organlardan farklı kılar. Bu değişik türde hücreler çeşitli faktörlerin etkisi ile büyüyebilir ve kistleşebilirler. Kistler içerdikleri hücre türüne bağlı olarak hormon ya da benzeri maddeler salgılayabilirler.

Kist Nedir ?
Kabaca ifade etmek gerekirse kist etrafı kist duvarı adı verilen ve etrafındaki dokulardan farklı bir doku ile çevrili, sıvı içeren kitlelerdir. İnsan vücüdunda hiçbir madde statik değildir. Bütün hücreler sürekli ölür ve yerlerine aynı türde yenileri yapılır. Yine bütün hücreler değişik miktar ve yapılarda sıvı salgılarlar. Hücreler arasında bulunan sıvıların bir kısmı kan dolaşımından gelirken bir kısmı da hücrelerin kendileri tarafından yapılır. Bu sıvılar sürekli absorbe edilir ve yeniden yapılır. Bu absorbsiyon ve üretim aşamalarındaki bir dengesizlik ya da başka bir nedenden dolayı sıvının aşırı birikmesine ödem denir. Eğer sıvılar farklı bir doku tarafından çevrelenir ve sıvı alışverişi engellenirse ortaya çıkan lezyonun adı kist olur. Vücutta bulunan hemen hemen bütün dokularda kist ortaya çıkabilir ancak yumurtalık dışındaki organların kistleri çok daha çabuk ve kolay belirti verebilir. Bunun nedeni diğer organlarda meydana gelen kistlerin bu organların fonksiyonlarını bozmalarıdır. Yumurtalık kistlerinin bir kısmı da bu şekilde fonksiyon bozukluğu yaratarak belirti verirken çok büyük bir bölümü de ne fonksiyonlarda bir kayba neden olur ne de uzunca bir süre belirti verir.

Over kistleri oluş biçimine göre de neoplastik yani tümorla ya da fonksiyonel olarak da iki bölümde incelenir.

Belirtileri
Over yani yumurtalık kistleri kabaca habis ve selim basliklari altinda incelenebilirler. En sık görülen iyi huylu over kistleridir.Yumurtalıklar diğer organlara göre belirti verme açısından daha fakirdirler. Çoğu kez bir şikayet yaratmazlar ve rutin kontroller esnasında fark edilirler. En sık verdikleri belirti adet düzensizlikleri, karında şişlik, karın ağısı, sindirim sitemi bozuklukları, idrar yolu şikayetleri gibi özgün olmayan belirtilerdir. Over kisti dışında pekçok durum da benzeri şikayetler yarattığından, bu tür yakınmaları olan kişiler genelde durumlarını önemsemezler. Çok fazla büyümeyen bir over kisti karın boşluğu içerisinde kendine rahatlıkla yer bulabileceği için şişlik yapmaz. Benzer şekilde hormon salgısı yapmayan kistler de adet düzensizliği yaratmaz.

Ağrı over kistlerinde nadir olarak görülür. Eğer ağrı varsa bu kitlenin iltihaplandığını ya da endometriozis olabileceğini gösterir. Nadiren kistlerin kendi etrafında dönmesi (torsiyon) ya da patlaması (rüptür) şidetli ağrı ve akut karın tablosuna yol açabilir.Kistler mesaneye baskı yaparak sık idrara çıkma, rektuma bası yaparak da kabızlığa yada dışkı yaparken ağrıya neden olabilirler.Zaman zaman da iştahsızlık, kilo kaybı, hafifi bulantı gibi sindirim sistemi yakınmaları olabilir.

Akılda tutulması gereken nokta kistlerin çok farklı türlerinin olduğu ve yarattığı şikayetlerin kistin türüne bağlı olabileceğidir.

Teşhis
Genelde rutin muayene ya da başka bir sebepten dolayı yapılan muayene ve ultrasonografide saptanırlar. Muayenede hastanın yaşı, kitlenin büyüklüğü, şekli, saf kist ya da solid yapıda oluşu, etrafa yapışık olup olmadığı, hassasiyet olup olmadığı, Önemlidir. Ultrasonografide saf kist görünümünde olan ve 5-6 santimden küçük çapta olan kistlerin iyi huylu ve fonksiyonel olma olasılığı yüksektir.Ayrıca tanıda hastanın ve kitlenin durumuna göre tomografi, manyetik rezonan hormon tetkikleri ve kanda tümör belirteçleri incelenir ve tedavi için bir karara varılır.

Kistler
İnklüzyon kisti
Sıklıkla rahim ameliyatı esnasında rastlanan fonksiyonel olmayan bir kisittir.Çoğu mikroskopik boyuttadır. Hiçbir belirti vermez ve ultrasonda da fark edilemez. Muhtemelen her yumurtlamadan sonra yumurtalık cidarının bütünlüğünün bozulmasını takiben iyileşme döneminde doku içerisinde germinal epitel adı verilen hücre türünün hapsolmasından kaynaklanmaktadır. Bazı araştırmacılar bu kistciklerin uzun dönemde habis değişime uğrayabileceğini ve over kanserinin öncülü olabileceğini iddia etmektedirler.

Follikül kisti
Gençlerde en sık rastlanan kistlerin başında gelir. Gelişen yumurta hücresinin çatlamaması ve büyümeye devam etmesi nedeni ile olduğu düşünülmektedir.. Büyüklükleri genelde 2-3 santimetredir, nadiren 4 santimetreyi aşar. Oldukça gergin ve içinde berrak sıvı içeren kistlerdir. Herhangi bir komplikasyon yaratmazlar.

Nedeni tam bilinmektedir ancak kabul edilen bazı teoriler vardır. Kronik pelvik iltihabı gibi overlere giden kan miktarının arttığı durumlarda, buna bağlı olarak folliküllere ulaşan hormon miktarlarının normalden fazla olması nedeni ile gelişebileceği bilim çevrelerinde en fazla kabul gören oluş mekanizmasıdır. Yapılan deneylerde konjesyon olarak adlandırılan bu fazla kan akımının follükül aktivitesini arttırdığı gösterilmiştir.

Başka bir olası neden ise yüksek dozda gonadotropinlerin varlığında (beyinden salgılanan ve overlerde yumurta hücresi gelişimini uyaran hormonlar) overlerin olması gerekenden fazla uyarılması neticesinde ortaya çıktıklarıdır.Bu teorinin destekcisi kısırlık tedavisi esnasında yumurtlamayı teşvik edici ajan kullanan kadınlarda follikül kistlerinin normalden fazla görülmesidir.

Gonadotropin miktarı normal sınırlarda olsa dahi bunların salgılanış şekillerinde meydana gelen dengesizlikler de gelişmiş yumurta hücresinin çatlamasını engelleyebilir ve follikül kistine yol açabilir. Gonadotropinlerin salgılanış şeklini bozan pekçok etken olabilsede genelde altta yatan bir sebep bulunamaz.

Başka bir teoriye göre de yumurtalık etrafındaki yapışıklıklar ve herhangi bir nedenle yumurtalık duvarının kalınlaşması yumurtlamayı engelleyerek follikül kistine yol açmaktadır. Ancak bu görüş bilim çevrelerinde rağbet görmemektedir.

Follikül kistleri genelde belirti vermezler. Patlaması ya da kendi etrafında dönmesi ve akut batın tablosu yaratması yok denebilecek kadar azdır. Bazen östrojen hormonu salgılayarak adet düzensizliğine neden olabilir. Sıklıkla başka bir nedenle yapılan ultrason incelemesi esnasında fark edilen follükül kistleri, belirti verdiğinde en sık adet gecikmesine neden olur ve hastalar bu gecikme nedeni ile jinekoloğa müracaat ettiğinde fark edilirler.

Follikül kistleri genelde kendiliğinden kaybolur ve tedavi gerektirmez. Üreme çağındaki kadınlarda saptanan ve 5 santimetreden küçük kistler takibe alınır.Hasta bir ay sonra yeniden muayeneye çağırılır. Kistin 1-2 adet dönemi sonrasında kendiliğinden kaybolması beklenir. Bazı zamanlarda kistin küçülmesini kolaylaştırmak için doğum kontrol hapları verilebilir. Burada amaç beyinden salgılanan gonadotropinleri baskılayarak overler üzerindeki uyarıyı ortadan kaldırmaktır.

Tedaviye rağmen küçülmeyen ya da büyüme gösteren kistlerde ameliyat gerekli olabilir. Bu kistler genellikle üreme çağındaki genç kadınlarda görüldüğü için ameliyat esnasında yumurtalığa zarar vermeden sadece kist çıkartılır.

Korpus luteum kisti
Normalde her yumurtlamadan sonra yumurta hücresinin atıldığı doku farklılaşır ve korpus luteum adı verilen dokuya dönüşür.Korpus luteumun görevi olası bir gebelikte düşük olmadan gebeliğin rahime yerleşmesini sağlayan progesteron adı verilen hormonun plasenta fonskiyonel hale gelene kadar üretilmesidir. Bu doku zaman zaman içinde sıvı birikmesi nedeni ile kistleşebilir. Genelde 3-4 cm büyüklüğündedir. Hormon salgılaması olduğu için adet rötarına yol açabilir. Kist içine kanama olursa kasıklarda ağrı görülebilir. Bazen patlayıp karın içine kanamaya yol açabilir. Bu durumda dış gebelik ile karıştırılabilir.

Herhangi bir komplikasyon gelişmediği durumlarda tedavi gerektirmez. Kendiliğinden kaybolur.

Teka-lutein kisti
Aşırı hormon salgısına bağlı olarak ortaya çıkar. hemen hemen her zaman çift taraflıdır ve 20 cm kadar büyük olabilirler. Sıklıkla kısırlık tedavisi alanlarda görülür. Tedavide yaatak istirahati ve takip gerekir. Bazı zanamlara cerrahi tedevi gerekli olabilir.

Gebelik Luteoması
Gebelik esnasınd görülen solid yapıda bir kitledir. Bazen 20 cm kadar büyüyebilir. Hastaların 4'te birinde fazla miktarda salınan erkeklik hormonuna bağlı olarak tüylenmede artış saptanbilir. Gebelik sona erdiğinde kendiliğinden geriler. Ancak diğer tümürlerden ayrımının yapılması gerekir.

Tümörler
Seröz Kistadenom
Yumurtalıkta en sık görülen tümörlerdir. En sık üreme çağındaki kadınlarda görülürler ve kendiliğinden kaybolmazlar. Çift taraflı olabilirler. %30 civarında habis bir hastalığa dönebilirler.

Yumurtalığın yüzeyini oluşturan epitel hücrelerinden köken alırlar.Tek veya birden fazla sayıda olabilirler. Berrak bir sıvı içerirler. Büyüklükleri 5-15 santimetre arasında değişir. Her iki overde de olması durumunda habislik potansiyeli yüksektir. İçerisinde sıvı dışında solid yapıların da olması habislik potansiyelini arttırır.

Oluş nedeni tam olarak bilinmeyen seröz kistadenomlara özgü bir bulgu yoktur. Genelde yakınma yaratmaz, belirti vermez. Jinekolojik muayene esnasında ya da ultrasonda tesadüfen teşhis edilir. İçerisinde kalsifikasyon olur ise röntgen filminde görülebilir. Nadiren hasta karnında yavaş gelişen bir şişlik nedeni ile jinekoloğa müracaat edebilir.

Tedavisi cerrahidir. Cerrahi esnasında eğer kist tek taraflı ise ve habis görüntüsü vermiyor ise yumurtalık bırakılıp tek taraflı alınabilir. Bizim tercihimiz operasyon esnasında alınan kistin o anda patolojik incelemeye tabi tutulması (buna frozen adı verilir) ve sonucuna göre operasyonun seyrine devam edilmesidir.

Müsinöz Kistadenom
İyi huylu yumurtalık tümörlerinin %25 kadarı müsinöz kistadenomlardır. Çift taraflı olma olasılıkları seröz kistadenomlara göre daha düşüktür ve habaset olasılığı azdır. Oluş mekanizması tam olarak bilimemekle birlikte en çok kabul gören teori yumurtalıkların üzerini örten epitel hücrelerinin şekil değiştirerek rahim ağzının içini (serviks) döşeyen epitele dönmesi ve tıpkı rahim ağzında olduğu türde salgılamada bulunmasıdır. Başka bir teoriye göre de embryonik dönemde barsakları oluşturan hücrelerin kalıntılarından köken almaktadır.

İnsanda görülen en büyük kistik yapılardır. Genelde 15-30 santimetre boyutlarında olabilirler ancak 60 santimetreye kadar büyümüş olan müsinöz kistadenomlar literatürde mevcuttur. Kist genellikle içindeki ince zarlar ile pekçok odacığa bölünmüştür.Bu zarlara septa ismi verilir.Kistin içerisinde berrak ancak akışkan olmayan sümüğümsü bir sıvı bulunur.

Klinik olarak genelde belirti vermezler. Adet düzensizliği yaratmazlar, ancak boyutları çok büyük olduğu için karında şişlik ve bası bulguları olur. Sık idrara çıkma ya da kabızlık müsinöz kistadenomlarda sık rastlanılan yakınmalardır. Çok büyük oldukları için rüptüre olma olasılıkları (patlama) yüksektir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda kist içinden yayılan sıvı karın boşluğuna yayılır ve hücreler burda da yaşamaya devam ederek salgılarını sürdürür. Karnın içi yavaş yavaş jel gibi bir sıvı ile dolar. Biolojik olarak habis olmamasına rağmen davranış olarak habis bir olay olan bu tabloya pseudomiksoma peritonei adı verilir. Karın ağrısı, bulantı, kusma ve şiddetli karın şişliği olur. Sonuçta hastada beslenme bozukluğu ortaya çıkar. Kronik bir hastlıktır ve nihai tedavisi maalesef mevcut değildir.

Müsinöz kistadenomların tedavisinde tek yol cerrahidir. Üreme çağındaki kadınlarda nadiren görüldüğü için eğer tek taraflı ise sadece kistin ya da o taraftaki overin çıkartılması gerekli olurken ailesini tamamlamış ileri yaştaki kadınlarda rahim ve yumurtalıkların bir arada çıkartılması tercih ettiğimiz yöntemdir..

Endometrioma
Rahimin içini döşeyen endometrium adı verilen zar tabakasının yumurtalıklarda bulunması ve her adet döneminde kanayarak kistleşmesi sonucu oluşur. Kist içi çukulata kıvamında bir sıvı ile doludur ve bu nedenle çukulata kisti de denir. Genelde etrafa yaışıklıklar gösterir. Hastalar doktora kısırlık, ağrılı adet görme, ilişki esnasında ağrı ve fazla miktarda adet görme şikayeti ile başvururlar. Tedavisi endometriozis bölümünde anlatılmıştır.

Dermoid kist

20 yaşından küçük bayanlarda en sık görülen tümördür. %10 vakada iki taraflı olabilir. Embryonel dönemde meydana gelen olaylardan kaynaklanır. Kitlenin içinde saç, deri, diş, kıkırdak parçaları, kemik, sinir hücreleri gibi her türlü doku görülebilir. Şikayet olarak karın ağrısı yapabilir. Kendi etrafında dönüp akut batın tablossuna neden olabilir. Bazen kısırlığa yol açabilir. Tedavisi cerrahidir
__________________
amacım yok yaşamak buysa
ozer_gozde Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-06-2008, 09:46   #3 (permalink)
Azimli Üye
 
ozer_gozde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: N/A
ozer_gozde - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Vajina Akintisi / Kasintisi

Sikayet

Vajinada kasinti veya asiri, degisik renkli ve çürük kokan bir akinti söz konusu.

Nedenleri

Mantar enfeksiyonu : Koyu, beyaz, peynirimsi bir akintiniz var, vajina bölgesinde tahris ve kasinma söz konusu. Mantar enfeksiyonu çogu kez antibiyotik veya dogum kontrol haplari aldiktan sonra ya da hamilelik sirasinda gelisir.

Tampon ya da diyaframin unutulmasi : Yogun bir akintiniz var, ancak baska belirti yok. Tampon veya diyafram unutup unutmadiginizi kontrol edin.

Legen kemigi iltihabi/salpenjit : Renksiz, çürük kokulu vajina akintiniz ve/veya legen kemigi agriniz olabilir.

Düsük ates ve ürperme, yorgunluk, sirtin alt kisminda agri, düzensiz adet kanamasi ve istahsizlik da görülebilir. Legen kemigi iltihabi ve salpenjit (fallop tüpleri iltihabi) derhal tibbi müdahale gerektirir.

Kendiniz Ne Yapabilirsiniz?

Doktorunuz aksini tavsiye etmedikçe, dus yapmayin.

Vajina kasintisi varsa, kasimaktan kaçinin ve bölgeyi günde iki kere sade suyla yikayin. Pamuklu külot giyin ve korse ya da siki pantolondan uzak durun.
Külot giymeden uyuyun.

Önleme

Güvenli cinsel iliski ve erkek partnerin lateks prezervatif takmasi cinsel yolla bulasan hastaliklara karsi korunmaya yardim eder.

Mantar enfeksiyonuna egilimliyseniz, antibiyotik kullanirken, reçetesiz satilan mantar ilaci kullanin.
Canli aktif kültürlü yogurt yemek de faydali olabilir.

Öteki Nedenler Cinsel yolla bulasan hastalik Seker hastaligi Alerji Menopoz

Çocugunuzun Tedavisi Kizlarda bulugdan önce vajina akintisi alisilmis bir sey degildir. Bu durumda cinsel tacize ugramis olabilir.
Bunu doktorla konusun. Çocugunuzu rahatlatmak için sunlari yapabilirsiniz: Bölgeyi günde iki defa sade suyla hafifçe yikayin. Sadece pamuklu külot giydirin. Çamasiri parfümsüz ve katki maddesiz deterjanla yikayin. Altini iyice temizlemesini ögretin.
__________________
amacım yok yaşamak buysa
ozer_gozde Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-06-2008, 09:47   #4 (permalink)
Azimli Üye
 
ozer_gozde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: N/A
ozer_gozde - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Meme Kanseri ...

LOBÜLLERİ YA DA SÜT KANALLARINI OLUŞTURAN HÜCRELERİN KONTROLSÜZ ÇOĞALMASIYLA GELİŞİR VE KADINLARDA EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRÜDÜR. KADINLARDA KANSERE BAĞLI ÖLÜMLERDE İSE AKCİĞER KANSERİNDEN SONRA İKİNCİ SIRADADIR.

Meme kanseri gerçekten de yıllardan beri kadınların korkulu rüyası olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Çünkü dünyada yapılan istatistikler meme kanserinin ne kadar vahim boyutlarda fazla olduğunu göstermektedir. Meme kanseri kadınların en sık görülen tümörlerinden bir tanesidir.

MEME KANSERİ BİRÇOK ÜLKEDE KADINLARIN EN KORKULU SAĞLIK SORUNU OLMA ÖZELLİĞİNİ TAŞIMAKTADIR. GÜNÜMÜZDE ABD'DE 8 KADINDAN BİRİ AVRUPA ÜLKELERİNDE 10 KADINDAN BİRİ MEME KANSERİNE YAKALANMAKTADIR.

Türkiye’de bu konuda yeterli istatistikler yok. Fakat Avrupa Birliği'nde yapılan istatistiklerde İtalya’yla örnek aldığımızda Türkiye’de her sene 30.000 kadının meme kanseri olacağı istatistikleri doğmaktadır. Dünyada her 11 dakikada bir kadın meme kanseri nedeniyle ölmektedir, her 3 dakikada bir kadın meme kanseri nedeniyle bugün kliniklerde teşhis konulmaktadır.

BAZI ÖZELLİKLERİ TAŞIYAN KADINLARDA MEME KANSERİ DAHA SIK GÖRÜLMEKTEDİR. BU ÖZELLİKLERE RİSK FAKTÖRLERİ DENİR. BU RİSK FAKTÖRLERİNİ TAŞIYAN KİŞİLERİN MUTLAKA MEME KANSERİNE YAKALANACAKLARI SÖYLENEMEZ. SADECE BU FAKTÖRLERİ TAŞIMAYANLARA GÖRE DAHA FAZLA MEME KANSERİNE YAKALANMA OLASILIKLARI VARDIR.

En önemli risk faktörünün yaş olduğunu görüyoruz. Meme kanseri yaşla ilerleyen bir hastalıktır. 40 yaşından sonra risk artmaya başlar 55 yaşlarında bir pik yapar. En sık görülen yaş 55-60 yaş arasındadır. Yine diğer bir risk faktörü yakın akrabalarında özellikle kız kardeşinde, annesinde meme kanseri görülenlerde bu risk 3-4 misli daha fazla artmıştır. Daha önce yine bir memesinde meme kanseri görülen kişilerde diğer memede meme kanseri görülme riski de 4 misli daha fazladır. Hiç doğum yapmamış olmak, hiç emzirmemiş olmak yine meme kanseri riskini artırmaktadır. Bir kadın ne kadar çok östrojen hormonuna maruz kalır ise, o kadar meme kanseri riski yine artmaktadır. Nedir östrojen hormonuna maruz kalmak, âdetini erken görmek veya geç menopoza girmek. Yani ne kadar siklus sayısı artarsa o kadar meme kanserine daha yatkınlığı artar. Özellikle doymuş yağlardan fazla beslenmek, menopoz döneminde aşırı kilo almak, doğum kontrol hapı kullanmak. Aslında doğum kontrol hapı çok tartışmalı bir konu, birçok müellif buna katılmasa da yine de doğum kontrol hapı kullananlarda biraz daha sık görüldüğü bazı yayınlarda belirtiliyor. Yine östrojen hormon tedavisi görmek -ki en çok menopozal kadınlarda- menopoz şikâyetlerinin ortadan kaldırılması için jinekologların kullandığı östrojen destek tedavileri de yine meme kanseri riskini 2 ile 3 misli arasında artırıyor. Ama bir şeyi burada vurgulamak istiyorum, bunlar risk faktörleridir. Bunlar kanser yapıcı nedenler değildir. Bunları kullananlarda kanser biraz daha fazla görülüyor. Dolayısıyla zaten bir korkulu rüya olan meme kanserinde bayanları da bu şekilde korkutmak istemiyoruz. Ama bunların risk faktörü olduğunu da bilmelerinde fayda var.

ŞİŞMANLIĞIN AZALTILMASI, ALKOLDEN UZAK DURMA, DÜZENLİ EGZERSİZ, SEBZE VE MEYVENİN BOL TÜKETİLMESİ GİBİ BASİT ÖNLEMLER İLE MEME KANSERİ RİSKİ %30-40 ORANINDA AZALTILABİLMEKTEDİR.

Maalesef bugün meme kanserini %100 önlemek mümkün değildir. Ama bazı önlemler alarak meme kanseri riskini azaltabiliriz. Bunlar bizim yapabileceğimiz dengeli beslenmek, yağlardan az beslenmek, sebze ağırlıklı, C vitamininden zengin, anti-oksidanlar içeren besinlerle beslenmek, stresi mümkün mertebe azaltmak, spor yapmak, emzirmek. Bunlar sayesinde meme kanseri %30-40 oranında azalır.

MEME KANSERİ İLK ORTAYA ÇIKTIĞINDA HERHANGİ BİR BELİRTİSİ OLMAYABİLİR. ÖRNEĞİN MEME KANSERİ ERKEN DÖNEMDE AĞRIYA YOL AÇMAMAKTADIR. KANSER İLERLEDİKÇE VE KİTLE BÜYÜDÜKÇE BELİRTİLER ORTAYA ÇIKAR.

Meme kanserinin belirtisinde ilk göze çarpan bulgu memede kitle. Bu kitle genellikle ağrısız, sert, birden bire ortaya çıkmış, alttaki dokulara ve yahut da cilde kısmen fikse dediğimiz sabitlenmiş, düzensiz bir kitledir bu. Memede görülen kitlelerin genelde %3-4’ü ancak biz kanser olarak rastlıyoruz. Fakat hastalara özellikle belirtiyoruz, eğer ağrısız, sert, yeni çıkmış bir kitleyle karşılaşırsanız mutlaka bir an önce doktora görünün. Çünkü kitle, gerçekten önemli bir bulgu. Yine bir diğer belirti meme cildindeki değişiklikler. Memenin kızarık, ödemli, noktasal çekilmeler gösterir portakal kabuğu manzarası alması, damarlanmaların artması, morarma gibi belirtiler yine meme kanserin öncü belirtilerinden bir tanesi olabilir. Her iki meme az da olsa simetriktir. Memelerde asimetri meydana gelmesi, birinin diğerine nazaran daha farklı bir şekilde gelişmesi yine meme kanserinin belirtilerindendir. Meme başında tekrar asimetri meydana gelmesi, yukarı kayması, çöküntü meydana gelmesi bunlar da meme kanseri belirtilerinden bir tanesidir. Keza meme başından akıntı olması, koltuk altında kitle tespiti, meme kanseri belirtilerindendir. Ağrı pek olmaz denir meme kanserinde, nispeten doğrudur bu, fakat vakaların %10’nda çok sızı şeklinde, sancı şeklinde bazen ağrı da görülebilir

ERKEN TEŞHİS İÇİN HER KADININ AYIN BELİRLİ BİR GÜNÜ KENDİSİNİ MUAYENE ETMESİ GEREKİR. EĞER HALA REGL OLUYORSANIZ, ADET PERİYODUNDAN BİR KAÇ GÜN SONRA KONTROLÜ YAPMALISINIZ. EĞER MENOPOZA GİRDİYSENİZ HER AY BELLİ ZAMANLARDA KONTROLÜ YAPABİLİRSİNİZ. HER AY DÜZENLİ OLARAK KENDİSİNİ MUAYENE EDEN BİR KADIN, MEMESİNDE ORTAYA ÇIKAN BİR KİTLEYİ ÇOK DAHA ERKEN FARK EDER.

Meme muayenesi ilk önce görsel olarak yapılır, ayna karşısında yapılır ve şahıs her iki memesinin de simetrisini kontrol eder. Meme başında herhangi bir çekilme, kızarma, renk değişikliği, şişlik olup olmadığını görür. Görsel olarak hiçbir şey bulunmadıktan sonra, sol kol yukarıya doğru kalkar, sağ elin içiyle, dairesel hareketlerle meme başından başlayarak bütün memeyi kaplayan bir şekilde ki biz sabun ve ıslak bir temasın daha etkili olabileceğini düşünüyoruz. Bu şekilde dairesel hareketlerle memesinde bir şey var mı yok mu, eline bir şey geliyor mu diye kontrol eder. Aynı şekilde sağ elini yukarıya kaldırarak yine sol memesini bu şekilde dairesel hareketlerle kontrol eder, meme başında bir akıntı olup olmadığını kontrol eder, koltuk altlarını keza bu muayene esnasında kontrol eder. Bunu her ay yaparsa, gelişmeleri çok yakinen ve bir an önce saptamış olur.

SON YILLARDA MEME KANSERİ TEDAVİSİNDE OLDUKÇA ÖNEMLİ GELİŞMELER OLMUŞTUR. HASTALIK NE KADAR ERKEN SAFHADA SAPTANIRSA, TEDAVİ OLANAĞI VE SEÇENEĞİ O KADAR FAZLA OLMAKTADIR.

Çok sevindirici bir şey var ki, meme kanserini biz %100’e varan oranlarda tedavi edebiliyoruz. Bunu etmemizdeki neden de, birincisi dubling time dediğimiz, tümörün kendisini ikiye katlama zamanı meme kanserinde çok çok yavaş. Bu şu demek, 1 cm.’lik bir tümörün 2 cm. olması için geçen zaman yaklaşık 2 yıl. Başka bir deyişle, 1 cm.’lik bir meme kanseri yakaladığın zaman, bunun en az 2-3 yıllık bir geçmişi var. Dolayısıyla bayanların bu dönem içinde yaptıracakları bir mamografi, evresi ne olursa olsun 2 cm.’in altındaysa biz bunları %100’e varan oranlarda tedavi edebiliyoruz. Tedavi meme kanserinde bir ekip işi, bu ekipte; genel cerrahi, patolog, onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog, fizik tedavici gibi birçok branşın olduğu, multidisipliner bir yaklaşımla yapılıyor.

HASTALIK ERKEN EVRELERDEYKEN AMELİYATLA TÜMÖRÜN ÇIKARILMASI MÜMKÜNDÜR. AMELİYATI TAKİBEN HASTA, YAŞI, MENOPOZAL DURUMU, GENEL DURUMU VE PATOLOJİ RAPORUNDAKİ ÖZELLİKLERİNE GÖRE, KEMOTERAPİ, RADYOTERAPİ VEYA HORMON TEDAVİSİ SEÇENEKLERİNDEN BİR YA DA BİRKAÇINI ALIR.

İki gruba ayrılmış meme kanseri ameliyatları, bunlardan bir tanesi meme koruyucu ameliyatlar, diğeri memeyi almayla yapılan ameliyatlar. Meme koruyucu ameliyatlar sol lüp tümörünün çıkartılması ve yahut da tümörün bulunduğu bölgenin çıkarılması diye kabaca ikiye ayrılabilir. Cerrahi tedaviden sonra, hastanın çıkacak patoloji piyesindeki patoloji sonucuna göre, kemoterapi ve yahut da o bölgeye uygulanan radyoterapi yapılabiliyor. Kemoterapi, bildiğiniz gibi tümör hücreleri üzerine sensitiv, onları yok eden bir takım ilaçlar. Patoloji sonucuna göre demin de söylediğim gibi koltuk altından çıkan pozitif lenf sayısına göre bir takım protokoller vardır, bu protokoller dahilinde ya hasta hiçbir kemoterapi almaz veya sadece radyoterapi görür ki radyoterapi de bu meme bölgesine ve koltuk altına yapılan ışınlamadır. Ve bu şekilde bir protokol dâhilinde takip edilirler.

HORMON TEDAVİSİNİN DE MEME KANSERİNİN TEDAVİSİNDE ÖNEMLİ BİR YERİ VARDIR. HORMON TEDAVİSİ, KANSER HÜCRELERİNİN BÜYÜMESİNE NEDEN OLAN HORMONLARIN ÇALIŞMASINI BOZARAK ETKİ EDER.

Meme kanseri östrojen hormonu hâkimiyetinde olur. Meme kanserinin içindeki bir takım östrojen resöpterleri dediğimiz algılayıcıların, östrojenle birleşip meme kanseri oluşmasını aktive eder. O zaman biz bu reseptörleri bir takım ilaçlarla bağlarsak, var olan östrojen meme kanserini veya meme öncesi dokulara ulaşamayacak ve meme kanseri oluşmasını engelleyecektir. Bu şekilde tamoksifen adı verilen bir takım ilaçlar da meme kanseri tedavisinde kullanılır
__________________
amacım yok yaşamak buysa
ozer_gozde Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-06-2008, 09:49   #5 (permalink)
Azimli Üye
 
ozer_gozde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: N/A
ozer_gozde - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Memede kitleler

iyi Huylu Kitleler

Kistik Hastalık (Fibrokistik meme hastalığı)

Kadınlarda en çok görülen meme kitlesi sebebidir. Bu kistlerin içleri sıvı dolu olup adet öncesi dönemde sıvı miktarı artar, memede gerginlik ağrı ve hassasiyet ortaya çıkar. Her iki memede de yaygın olup büyüdüklerinde yuvarlak düzgün hareketli sertçe kitleler halinde ele gelirler. Genellikle menopozdan sonra kaybolmaya başlarlar.

Yağ bezeleri (Lipomlar)

Değişik büyüklükte tek, ağrısız, yuvarlak değişik büyüklükte meme kitleleridir. İçerisinde yağ dokusu bulunur. Vücudun birçok yerinde de görülebilirler.

Fibroadenomalar

Daha çok gençlerde görülen, genellikle tek, yuvarlak, oval, sert, hareketli, çoğu zaman ağrısız meme kitleleridir. Tesadüfen farkedilirler.

Papilloma ( intraduktal papilloma)

Meme başı arkasındaki ana süt kanalı duvarında gelişen siğil benzeri yapılardır. Meme başından kanlı bir akıntıya neden olurlar.

Travma sonucu oluşan kitleler

Kaza, çarpma, sonucu meme dokusu içinde kan toplanarak (Hematom) , veya yağ dokusunun parçalanması sonucu yağlı dokuda sertleşme (Yağ nekrozu) gelişerek kitle hissi verebilirler. Bu durumlarda meme cildinde de kızarıklık, ateş, ağrı hissi olabilir.

Meme başı akıntıları

Birçok kadın yaşamı boyunca meme başı akıntılarla karşılaşmıştır. Bu tek veya her iki memede olabilir. Bunların çoğunluğu önemsiz akıntılardır. Berrak ve az miktarda bir meme başı akıntısı normal kabul edilir ve herhangi bir inceleme gerektirmezler. Devamlı ve bol miktarda olması incelemeyi gerektirir.

Meme başından koyu kıvamlı ve renkli akıntılar mutlaka araştırılmalıdır. Koyu sarı yeşil akıntılar iltihaba bağlı olabileceği gibi, kanlı akıntılar süt kanalı papillomlarına veya meme kanserlerine bağlı olabilirler.

Emzirme dönemi memeden süt gelmesi doğaldır. Ancak diğer zamanlarda kendiliğinden memeden süt gelmesi (Galaktore) doğal olmayıp mutlaka araştırılmalıdır.

Kötü Huylu kitleler

Meme basitçe:

1. Süt yapımını sağlayan bezlerin oluşturduğu LOBÜLLER

2. Sütün boşaltılmasını sağlayan kanallar ( DUKTUSLAR)

3. Bu dokuların arasını dolduran bağ dokularından oluşmuştur.

Memenin kötü huylu kitleleri bu oluşumlardan gelişebilirler.

Süt kanallarından: İNTRADUKTAL KANSERLER ( en sık)

Lobüllerden: LOBÜLER KANSERLER

Ara dokulardan ( nadir )

Meme kitleleri:

Ele gelen kitleler (Palpabl) Kendi kendini muayene veya hekim

muayenesi ile tesbit edilir.

Ele gelmeyen kitleler (Nonpalpabl) Mammografik taramalar sırasında tespit edilirler. Bu nedenle belirli bir dönemden sonra meme muayenesi yanında periyodik olarak radyolojik inceleme de önerilmektedir.

Meme Kitleleri nasıl değerlendirilir?

1.Palpasyon (Elle muayene) : Kişinin kendi kendini veya hekim tarafından yapılan elle muayenedir.

2.Aspirasyon ( iğne ile sıvı çekme): Hekim tarafından yapılır. Memedeki kitle içine enjektörle girilir ve eğer sıvı varsa enjektör içine çekilir. Bu yötemle kitlenin kist veya katı olup olmadığı tesbit edilmiş olur. Aynı zamanda alınan sıvı patolojik incelemeye gönderilir. Kistik kitleler bu yöntemle boşalırlar ve aynı zamanda tedavi edilmiş olunurlar.

3.İnce iğne aspirasyon biyopsisi: Yukarıdaki yöntemde kitlede eğer sıvı yoksa katı kitleden enjektöre hücre emilir, bu hücreler cam üzerine püskürtülüp patoloji uzmanı tarafından incelenir.

3.Mammografi: Memenin röntgen ile incelenmesidir. Erken dönemde meme kitlelerinin tanısını sağlar. Kitlenin iyi veya kötü huylu olduğunu belirleyebilir. Bazen kitle ele gelmeden tanı koydurabilir.

4.Ultrasonografi: Memenin ses dalgaları ile incelenmesini sağlar. Memedeki kitleleri, kitlenin kistik veya katı olup olmadığını belirlemede faydalıdır.

5.Biyopsi: Kitlenin lokal veya genel anestezi ile cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Kitle tamamen (exizyonal) veya kısmen (insizyonal) olarak çıkarılıp patojik incelemeye gönderilir.

Memede kitle tespit edildiği zaman hekim bu yöntemlerin bir veya birkaçını uygulayarak kitleyi incelemeye alır, ve kesin tanıya varılır.

Meme kanserlerinin belirtileri nelerdir.?

Meme başında çatlamalar, yaralar, sertlik , içeri çekilme,

Meme başından kanlı akıntı gelmesi,

Meme başının asimetrik şekil bozukluğu,

Meme şeklinin bozulması, asimetrik görünüm, çukurlaşma, tümsekleşme, ele gelen ağrısız veya ağrılı kitleler,

Meme cildinin renk şekil yapı değişiklikleri, portakal kabuğu görünümü alması, kabalaşma,

Meme üzerinde yaralar ortaya çıkması,

Meme cildinde damarlarda belirginleşmeler, kızarıklık, ateş, şişlik

Koltuk altında ele gelen kitleler, v.s.

Bu belirtilerden herhangi birisi tek başına meme kanseri olarak değerlendirilemez. Diğer bulgular ve incelemelerle birlikte ancak kesin bir tanıya varılabilir.

Meme kanserlerinde tedavi

1. Cerrahi Tedavi

2. Radyoterapi

3. Kemoterapi

4. Hormonal tedavi

Cerrahi tedavi ve radyoterapi vücudun bir bölümünü ilgilendiren tedavi yöntemleri olduğundan lokal tedavi, kemoterapi ve hormonal tedavi tüm vücüdu ilgiledirdiği icin sistemik tedavi olarak kabul edilir. Bu tedavi yöntemlerinden hangilerinin uygulanabileceği birçok faktörlere bağlıdır. Bunlar arasında tümorün tipi, tanı konulduğunda hastalığın yayılım dururmu, yaş ve hastalık hikayesi sayılabilir. ayrıca tedavi konusunda kişinin tercihleri ve yaşam biçimi de önem taşır. Ancak küratif tedavi yöntemi seçimi esas olmalıdır.

Periyodik meme bakımı

1. Her ay kendi kendini muayene

2. Yılda bir kez hekim muayenesi, (eğer daha önce geçirilmiş meme hastalığı varsa 3 ayda bir )

3. Mammografi : 40 yaşından sonra 2 senede bir, 50 yaşından sonra yılda bir yapılmalıdır.
__________________
amacım yok yaşamak buysa
ozer_gozde Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-06-2008, 09:49   #6 (permalink)
Azimli Üye
 
ozer_gozde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: N/A
ozer_gozde - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Rahim Pozisyon Bozukluklari

Kadınların çoğunda rahim öne yatıktır. Kapalı ucu rahim boynundan daha yüksek ve vücudun önüne daha yakındır. Beş kadından birinde ise rahim dönüktür (arkaya ve aşağıya doğru eğik). Ancak dönük rahim, özellikle adet sırasında sırt ağrılarına neden olur. çok ender vakalarda, penis çok derine girdiğinden, cinsel ilişki acı verir.
Belirtiler : Adet sırasında bazen sırt ağrısı.

Doktor alt karın muayenesinde rahimdeki dönüklüğü anlayabilir. Rahim dönüklüğü bir hastalık değildir ve çok ender olarak tedavi gerektirir. Eğer rahminiz dönükse ve hamile kalmışsanız, rahim genellikle kendi kendine düzelir. Bu durum normal doğuma engel olmaz.

Ne yazık ki hamilelik bir çare değildir. Doğum ertesinde, rahim genellikle eski şeklini alır.

Tedavi - Ameliyat

Eğer cinsel ilişki ağrılı oluyorsa, doktorunuz, rahim boynunu kavrayarak rahmi yukarı doğru kaldıran bir lastik halka (pesser) takar. Bu ağrıyı geçirmez ise doktor, rahmi yeni pozisyonuna devamlı olarak bağlamak için "karına asma" (Ventro-suspension) denilen bir ameliyat önerebilir.
__________________
amacım yok yaşamak buysa
ozer_gozde Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-11-2008, 19:47   #7 (permalink)
Bizden Biri
 
pilli_bebek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: 1 Gün 11 Saat 37 Dakika 30 Saniye
Standart

bilgi icin sagol
pilli_bebek Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Saç kestirmenin 3 ayrı versiyonu (Kadın erkek / kadın kadın askım20 Komik Yazılar 16 04-18-2008 02:06
Hafif kadın mı? çocuklarımın anası olacak kadın mı? DAMLA22 Paylaşmak istediklerim 4 03-01-2008 17:09
Adam gibi adam oluyor da, 'KADIN GİBİ KADIN 'nasıl oluyor? excelci Komik Yazılar 2 09-08-2007 14:14
ÜÇ KADIN mervemss Komik Yazılar 2 05-18-2007 18:51
ak kadın pak kadın yak kadın... (+PeriLiçeM+) Bayanlara Özel 7 05-02-2007 16:49


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:58 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
2005-2008 TatLiaskim.Com Forumları
karınca duası gamze kıvılcımcevher yenel oceans çetesi iyi uykular mesajı erzurumdizi izle kötü insanları tanıma senesi msn 9.0 full bbg evleri youporn elif ece uzun grup mp3 hayat döner sana blingee balca gece gülü nihat alptuğ altınkaya düşlerimin prensi pornsu pornuz pornhub youporn youporn