![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Top 10 Üyeler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| »∂DєLι кızıм υуαη!!« ![]() | Kısa boylu ve zayıf bir genç yanında duran uzun boylu ve iri yapılı kuzenine dönerek “ben senin yerinde olsam, dünya ağır siklet boks şampiyonu olurdum” dedi. Bunu duyan kuzeni dönerek şu cevabı verdi: “Seni dünya hafif siklet boks şampiyonu olmaktan alıkoyan ne?” Hepimizin, fıkradaki genç gibi, kendi şartlarımızda elimizden gelenin en iyisini yapmak yerine, “başkalarının yerinde olsaydık” neler yapacağımıza odaklandığımız zamanlar olmuştur. Bizi böyle düşünmeye yönlendiren nedir? www.tatliaskim.com Başarmak istediğiniz bir hedefi düşünün. Bu hedef ayda 3 kitap okumak, sigarayı bırakmak, aylık faaliyetlerinizi raporlamak ya da üniversite sınavını kazanmak olabilir. Hedefinize ulaşabilmek için neler yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Bu yapmanız gerekenleri niçin yapmanız gerektiğini de biliyorsunuz. Isterseniz nereden başlayabileceğinizi ve işleri nasıl yapabileceğinizi de biliyorsunuz. Yapmamakla neler kaybettiğinizi, yaparsanız neler kazanacağınızı da biliyorsunuz. O işi yapmayı istediğinizi de düşünüyorsunuz. Ama yine de yapmıyorsunuz. Bir türlü ilk adımı atamıyor, eyleme geçemiyorsunuz. Yada eyleme geçtikten sonra yarı yoldan vazgeçiyorsunuz. www.tatliaskim.com Hiç düşündünüz mü; sizi durduran ne? Sizi durduran faktör “atalet”tir. Atalet fizik biliminde “eylemsizlik hali”, kişisel gelişim terminolojisinde “amaca yönelik eyleme geçmeme” demektir. Onlarca kişisel gelişim kitabı okuduğu halde, o kitaplarda anlatılanları uygulamayanların sorunu atalet içerisinde olmalarıdır. Yıllardır başarılı olmak için hayalller kuran, hedefler koyan, planlar yapan ama bir türlü ilk adımı atamayan kişilerin sorunu da atalet halinde yaşıyor olmalarıdır. “Ataletli” insanları nereden tanıyabilirsiniz? Atalet halinde yaşayan kişiler genellikle yavaş hareket ederler. Tembellik, yılgınlık, yeis, miskinlik, üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etmek, yumurta kapıya gelmeden harekete geçmemek, bezginlik, sevksizlik karakteristik özellikleridir. Görevlerini yaparken sık sık işleri erteler, mazeret beyan ederler. Hayata bakışları sitemkar, umursamaz, reaktif, kötümser, eleştirel ve kaygılıdır. Bu nedenle de yaşama seviçleri ve hayat enerjileri çok düşüktür. Onları çağırdığınızda genelde başlarını kaldırmadan kaşlarını kaldırarak size bakarlar! www.tatliaskim.com Türkiyede en yaygın kişisel atalet örnekleri nelerdir? Yaptığımız bir ankette katılımcılardan “yapmamanız gerektiği halde yaptığınız ya da yapmanız gerektiği halde yapmadığınız 3 şeyi yazar mısınız?” diye sorduk. En çok gelen 10 cevap şunlard: Yabacı dil öğrenmemek, kitap okumamak, sigarayı bırakmamak, düzenli spor yapmamak, ailesine ve coçuklarına yeterince zaman ayırmamak, deprem önlemleri almamak, TV’ aşırı düzeyde seyretmek, tasarrup yapmamak veya çok israf yapmak, fazla kilolardan kurtulmamak, yaptığı günlük veya yıllık planlara uymamak. Insanlar neden eyleme geçemezler? Neden atalet halinde yaşarlar? Bu sorunun cevabı kişilere göre değişmektedir. Bununla birlikte temel nedenler şunlardır: hedef yokluğu, iç disiplin (irade) zayıflığı, kısa vadeli düşünmek ya da uzağı görememek, alınganlık ve pasif direnç duygusu içerisinde yaşamak, motivasyon yetersizliği, negatif kurum kültürü, konformist ve hedonist bir dünya görüşüne sahip olmak, başarısızlık korkusu, standart ve kriter algısının olmaması, öğrenilmiş çaresizlik duygusu, hedefin gerektirdiği asgari yeterliliklere sahip olmamak, zaman kullanma bilincinin olmaması, objektif bir performans değerlendirme sisteminin olmaması, yanlış yorumlanmış kadercilik anlayışı, açık değil imalı iletişim kültürüne sahip olmak, sert gerçeklerle yüzleşme cesaretine sahip olmadığı için bu tür verileri görmezden gelmek vb. www.tatliaskim.com Atalet halinde yaşayan kişiler ikiye ayrılır: 1. Iç disiplini ve motivasyonu zayıf olduğu için hedeflerinin gereklerini yada görev tanımlarında yazanları yapmak için harekete geçemeyenler. 2. Aşırı iş yükü altında boğuşmaktan önemli işlere öncelik veremeyenler. Bu kişilerin sorunu kişisel organizasyon sistemlerinin yetersiz olmasıdır. Ilk grup tembel ve iradesiz, ikinci grup gayretli ama metotsuzdur. Ataletin sonuçlarını yaşama açısından iki grup eşit durumdadır. Insanlar ataletten neden kurtulamıyor? Birinci neden, kişilerin atalet halinde yaşadıklarının farkında olmamalarıdır. Ikinci neden, kişilerin ataletin nedenini kendi içlerinde değil dışlarında arama eğilimine sahip olmasıdır. Üçüncü neden ataleti yenmek için de ataletten kurtulmuş olmanın gerekmesidir. Ataletin ataletin oluşumu iki aşamada gerçekleşir. Birinci aşama, çevredeki değişiklikleri görmemek ya da yapması gerekenleri görememek (körlük) İkinci aşama, yapması gerekenleri gördüğü halde hiçbir şey yapmamak, ihmal etmek, üşenmek, ertelemek ve eyleme geçmemektir. Ataleti ve kanseri tehlikeli yapan tedrici (aşamalı) şekilde oluşmalarıdır. Şok değişimlere karşı kişiler, kurumlar yada toplumlar reflekslerini kullanarak harekete geçebilirler. Oysa tedricen (kademeli) oluşan değişimleri bünye tam algılayamaz. Bu durumun tipik örneği meşhur “ suyu ısınan kurbağa” deneyidir. Bir kurbağa sıcak suya direkt atılır. Yaşadığı “şok değişim”in etkisiyle kurbağa zıplayarak atıldığı kaptan çıkar. Ikinci denemede kurbağamız bu defa içinde oda sıcaklığında su bulunan bir kaba konur. Kap bir ısıtıcının üzerine konur ve kurbağanın suyu ısınmaya başlar! Su ısındıkça kurbağa gevşemeye, rehavete ve atalete düşmeye caşlar. Suyun sıcaklığı “yakıcı” seviyeye ulaştığında kurbağa zıplayıp kaptan dışarı çıkmaya çalışır ama artık bacak reflekslerinin “çalışmadığını” görür. Ataletin insanı etki altına alma şekli de yaklaşık olarak böyledir. Insanların hayat karşısındaki “duruşları” da kurbağınki ile pek çok noktada benzerlik gösterir. Pek çok kişi, ya hiç eyleme geçmez yada ertık eyleme geçmenin dahi sorunu çözemeyeceği noktada birşeyler yapmaya başlar. Insanları eyleme geçme şekillerine göre 4 gruba ayırabiliriz: 1. Bilen ve yapanlar (profesyonelce başaranlar) 2. Bilen ama yapmayanlar (ataletliler) 3. Yapan ama bilmeyenler (amatörler) 4. Yapmayan ve bilmeyenler (baarısız kişiler) Eğer 1. grupta yer almak istiyorsanız aşağıdaki “ipuçlarını” izleyebilirsiniz. 1. Ataletten kurtulmanın ilk adımı atalet halinde yaşadığını fark etmektir. Bu kadar yoğun ve yaygın olarak atalet içerisinde yaşadığımız halde atalet algılamamızın olmaması ataletlerimize kalıcılık kazandırmaktadır. 2. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in deyişiyle “Üşenmeyin, Ertelemeyin, Vazgeçmeyin”. Atalet düşmek istiyorsanız önce hedefler belirleyip planlar yapın, sonra da üşenin, erteleyin, vazgeçin! 3. Umutlarınızı yüksek sabit giderlerinizi düşük tutun. Atalete düşmek istiyorsanız umutlarımız düşük, sabit giderlerinizi yüksek tutun! 4. Geniş düşünün, dar başlayın, çabuk bitirin. Atalete düşmek istiyorsanız “dar düşün, geniş başla, geç bitir” tarzında çalışın! 5. Her alanda birşeyler öğrenin, bir alandaki her şeyi öğrenin. Atalete düşmek istiyorsanız her alanda yüzeysel birşeyler (“televole bilgileri”) öğrenin. 6. Panonuza şu soruyu yazın: Bugün yapmadıklarımın gelecekteki sonuçları neler olacak? 7. Hayatta başınıza gelen olaylardan daha çok, o olaylara verdiğiniz anlamların sizi atalete düşürdüğünü unutmayın. Önemli olan size neler olduğundan daha çok sizin nasıl biri olduğunuzdur. 8. Eyleme geçmek için mükemmel hale gelmeyi beklemeyin. Özellikle küçük işlerde kervanı yolda düzeltecek şekilde harekete edin. (* araştırmacı yazar. “Yol aç”, “kesintisiz öğrenme”, “türk usulu başarı” ve “kişisel ataleti yenmek” adlı kitapların yazarı KSS bu gün tüm gelişmiş ülkelerde yaygın bir şekilde uygulanırken ülkemizde henüz son yıllarda gündeme etkin bir şekilde girmeye başlamıştır. Gerçekleştirilen çok güzel uygulamaların olduğunu gözlemlememize rağmen bu konunun ülke geneline yaygınlaştırılması konusunda yeterli bir bilinç düzeyinin oluşması için daha fazla çalışmamız gerekmektedir. Bireyden Sivil Toplum Kuruluşları ve özel sektöre kadar bu konuda hepimize önemli görevler düşmektedir. Özellikle konuyu özel sektör açısından ele aldığımızda şirketlerin artık salt kar odaklılık yerine faaliyetlerini üç ana noktaya odaklamaları önemlidir; · Sosyal faaliyetler ve sonuçlar · Çevresel faaliyetler ve sonuçlar · Finansal sonuçlar Kurumlar gerçek güçlerini içinde yaşadıkları toplumdan ve çalışanlarından alırlar. Dolayısı ile ait oldukları topluma yönelik olarak varolan sorumluluklarını gönüllülük esası ile yerine getirmeleri kurumun toplumla bütünleşmesini sağlayacaktır. Bu bütünleşme ve sosyal fayda çalışan mutluluğundan müşteri mutluluğuna kadar pozitif bir etki yaratacaktır. Buradaki ana çıkış noktası şirketin faaliyetlerinin sadece şirket içi ile sınırlı olmadığı ve tüm paydaşlarla iyi ilişkilerin kurulmasının gerekliliğidir. Yönetim kurulu ve başkanı, genel müdür, üst düzey yönetimin bu konuda liderlik etmesinin verimlilik ve başarılı bir performans için önemi büyüktür. Dolayısı ile bu konu yönetim kurulunun sürekli olarak gündeminde kalmalıdır. Kurumun sosyal sorumluluk hedeflerinin oluşturulması, bu hedeflere ulaşmak için gerçekleştirilen faaliyetlerin ve sonuçlarının kurum çalışanları ve toplum ile paylaşılması yaratılan katma değerin algılanması ve paylaşım açısından önemlidir. Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarının kurum açısından bir çok kazanımları da olmaktadır; · Marka değeri ve itibarındaki artış, · Kurumsal paylaşım ve öğrenmenin getirdiği motivasyon, · Müşteri sadakati, · Şirketlerinde birer yurttaş olarak görülüp topluma aidiyetlerinin sağlanması ve toplumsal saygınlık ki herhalde en önemli sonuçlardan biriside bu olsa gerek... Son yıllarda ülkemizde bir çok kurumTürkiye ve Avrupa EFQM kalite ödülü aldı ve bu konuda çalışmalarını sürdüren bir çok kurum daha var. Bursa’ da da bu çalışmaların çok güzel örneklerini görebiliyoruz. Bu kurumların ortak noktalarından bir taneside KSS faaliyetleri ve Toplumsal paylaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Hepimizin yaşamsal sorumlulukları vardır. Birey olarak kendimizden başlayarak, ailemize, topluma, ülkemize ve dünyamıza karşı... Sürüdürülebilir ekonomik gelişme ve refah için sosyal sorumluluklarımızı yerine getirelim.
__________________ Deli kızım uyan ... Söylenenler yalan... Deli kızım uyan... Bir tek sensin duyan... ѕ¢нωєя _уαηıℓgı_ |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| msn kişisel ileti | LeKaS | Msn Messenger Ve Diğerleri | 111 | 08-24-2008 16:07 |
| kişisel ileti | |soul of rap| | Sohbet Cafe | 9 | 12-08-2007 11:26 |
| Kişisel İleti Değiştirici | sentence | Msn Messenger Ve Diğerleri | 2 | 08-03-2007 13:21 |
| NEFSI YENMEK VE SEYTANA KARSI KOYMAK | ĄhMêT | Dini Konular | 4 | 06-02-2007 10:02 |
| Kıskançlık duygusunu yenmek kendi elinizde... | EmRe | Paylaşmak istediklerim | 8 | 01-29-2006 22:51 |