![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #2 (permalink) |
| Deneyimli Üyelik tarihi: 01-05-2007
Mesajlar: 2.621
Konular: 167 Rep puanı:0 | Cuma Günü Cuma günü müslümanlar için bir bayram günü demektir. Cuma namazı cemaatle kılınır. Bu sebeple müslümanlar bir araya gelerek birbirleri ile yakından tanışmak ve görüşmek imkânı bulurlar. Her hafta müslümanların böyle bir araya gelmesi aralarındaki dostluğu artırır, birlik ve beraberliği güçlendirir. Cuma, önemli olayların meydana geldiği çok hayırlı ve faziletli bir gündür. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür. Adem (a.s.) o gün yaratılmış, o gün cennete konulmuş ve o gün cennetten çıkarılmıştır. Cuma gününde bir saat vardır ki, hangi mü'min o saatte Allah'tan bir dilekte bulunursa Allah onun dileğini kabul eder. Efendimiz Aleyhisselam buyurdu: Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktir. Üzerime salavat getirirseniz Allah da (c.c) sizin üzerinize salavat getirir. Bana salavat getirin. Nerede olursanız olun salavatınız bana ulaşır. - Allah Teala (C.C) buyurdu: "Bir defa salavat getirene Ben ve meleklerim on defa salavat getiririz." Cuma günü ve geceleri üzerime (100) defa salavat getirenin Allah Teala (c.c) otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder. Sünnetimi ihya eden, üzerime salavat getiren, darda kalanlara yardımda bulunanlar kıyamet gününde arşın gölgesinde olacaklardir. Kiyamet günü büyük ecir almak isteyen, üzerime salavat getirsin. Karsilaşan iki mü 'min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahlari bagışlanir. Üzerime bir günde (1000) defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez. Ömrünü boş yere heba eden kisinin kaybettigi zamani telafi etmesi için salavat-i şerife ile meşgul olmalidir. Eger bütün Ömrünü ibadetle geçirmiş olsan sonra bir defa salavat-i serife getirsen, getirdigin salavat bütün ibadetlerinden daha ağır gelirdi. Çünkü sen kendi gücün nispetinde salavat getirmektesin. Allah Teala(C.C), perşembe günü ikindi vakti, melekleri salavat-i şerife getirenlerin ismini yazmak için yeryüzüne gönderir. Cuma günü ve gecesi salavat getirmeyi ihmal etmemelidir. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Aktif Üye ![]() Üyelik tarihi: 01-09-2007 Bulunduğu yer: GuL BahCesinDeN
Mesajlar: 370
Konular: 51 Rep puanı:0 | Allah(cc)razi olsun Cuma gunleri islamin alemin bayramidir ve Arkadaslar eger sinaviniz varsa rahatsizsaniz..yani duaya ihtiyaciniz varsa buyrun burda yazin....ve insAllah sizler icin dua edelim.. her hayrin basi duadir.. Selam ve dua ile ![]() |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Forumun Tiryakisi | Cuma Namazı ve Hütbe / H. Mustafa SARI Yüce Allah buyuruyor. “Ey Inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman, Allah'ı anmaya koşun; alım-satımı bırakın:bilseniz, bu sizin için daha iyidir./ Namaz bitince hemen yeryüzüne dağılın, Allah'ın lûtfundan rızık isteyin; Allah'ı çok anın ki kurtulasınız./ Ey Muhammed! Onlar bir kazanç veya bir eğlence gördüklerinde, seni ayakta bırakarak oraya yöneldiler. De ki: 'Allah katında olan, eğlenceden de kazançtan da hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” ( 62. Sûre “Cum'a”, 9-11. âyetleri) Cuma Namazı Islâm dini, Cuma namazına büyük önem vermiştir. Peyğamber Efendimiz (salât ve selâm ona olsun), 'özürsüz üç Cuma namazını üstüste terkeden mükellefin, münâfıklar defterine yazılacağını' buyurmuştur. Kur'ân-ı Kerîm, Cuma ezânı okuyunca, işi-gücü bırakıp namaza koşmanın lüzumunu emreder. Tabî'i şiddetli soğuk, kar, yağmur, kasırga...gibi büyük engeller ortaya çıkarsa, fukahâmız terkine ruhsat vermişlerdir. Bunun dışında kanûni veya zorunlu baskı gib sebeplerle de terke ruhsat verilir. Çünkü o zaman vücubunun şartında olan izn-i âm yok demektir. Camide toplu olarak namaz kılma farzıyyeti Müslümanların mutlaka haftada bir, bir araya gelmesi ve hutbeyi dinlemesi içindir. Sevgili Peygamber (s.a.v) Cuma namazı hakkında şöyle buyurmuşlardır: “Yüce Allah cumayı size bu sene , bu ayda, bu günde, bu mekânda, kıyâmete kadar kılınmak üzere farz kıldı. Her kim benim hayâtımda veyâ benden sonra Cuma namazını küçümseyerek veyâ inkâr ederek terk ederse; Allah onun iki yakasını bir araya getirmesin ve işinde bereket vermsein. Haberiniz olsun ki, o kimsenin namazı da yoktur, zekâtı da yoktur, hayrı da yoktur. Tâ ki tövbe edinceye kadar...Allah, tövbe edenin tövbesini kabûl eder.” Hutbe Cuma namazının önemli özelliklerinden biri de hutbe'dir. Hutbe, Cuma namazının kabûl olması için gerekli şartlardan biridir. Yâni bütün şartları yerine getirilmiş olarak Cuma namazı kılınıp yalnız hutbe okunmasa, kılınan namaz kabûl olmaz. Hutbenin dikkat kesilerek dinlenmesi de cumanın âdâbındandır. Zîrâ hutbe okunurken konuşmak, tesbîhât yapmak, verilen selâmı iâde etmek gibi davranışlar dahî men edilmiştir. Hutbe okunurken anılan tavırla ilgili olarak Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: “Hatîb konuşmaya başlayınca susulur. Hatîb konuşurken yanındakine 'sus' demek hatalıdır. Namazda haram/yasak olan hutbede de haramdır.” Peygamberimizin bu emirlerinde görüldüğü gibi hutbe can kulağı ile dinlenmelidir. Çünkü hutbe, Islam'ın mesajıdır. Hatîp ve Hutbe Hatîb efendi, bir hafta içinde müslümanlar arasında gördüğü Islâm'a aykırı tesbitlerini hutbe vâsıtasıyla duyurarak, onlara bir daha hatâya düşmemeleri için islâm adına uyarılarda bulunmalıdır. Bir yandan da gelecek günler için yine Islamî kurallardan duyurulması gereken hususları ve islam'ın emir ve yasaklarını müslümanlara duyurmalıdır. Cuma namazına gelen Müslüman, Islâm'ın öğretilerini dinlemek için camiye gelmiştir. Öyleyse hutbeyi can kulağı ile dinleyip, toplu ibâdetten doğan mânevi havadan yeteri kadar gıdasını almalıdır. Hutbenin Islam'daki anlamı budur. Yoksa münberden söylenen sözler, söylenip unutulacak olan bir âdetten ibâret değildir. Demek oluyor ki hutbe, bir hafta içinde muhitte (çevrede), cemiyette (Toplumda) görülen bozgunculuk, yolsuzluk ve haksızlıkların nelerden ibaret olduğu ve bunların önüne nasıl geçileceğini anlatmağa vesiledir. Yoksa, bugüne kadar yapılageldiği gibi, birtakım nâfile ibâdetleri halka heyecanla anlatıp onları cemiyetin selâmeti (esenliği) nden, kendi nimetlerine çevirmek değildir. Asıl Olan Nâfile Olan Işler (Ibâdetler) Hiçbir işi olmayan, ne kendisinin ne ailesinin geçimini düşünmek zorunda bulunmayan kimseler bile, artık nâfile ibâdetle meşgûl olamazlar. Müslümanların sahipsiz ve hâmîsiz kalmaları sebebiyle, nâfile kapısı kapanalı hemen hemen bir buçuk asra yaklaşıyor. Her mü'minin etrafını farzlar, vâcipler sarmıştır. Halka hizmeti bırakıp kendi nefsini kurtarmağa, mertebe kazanmağa çalışmak, kimseyi sorumluluktan kurtaramaz. Köşesinden kalmayan pîr-i fânî bile torununa, torununun çocuğuna, yoksa akrabasının ve komşusunun veyâ semtinin yavrularına Kelime-i Tevhîd'i, Şehâdet'i, Amentü'yü,Ilmihâl'i...öğretmesi;kendi kendine yapacağı her türlü zikir, vird ve Kur'ân-ı Kerim tilâveti (anlamı üzerinde düşünülmeden yapılan bilmem kaçıncı hatm-i şarîfi)nden efdaldir. Bu bir cihâd'dır, çalışmadır. Şüphesiz insanlara faydalı olunamayacak durum ve şartlarda herkes niyetine göre dilediği ibâdeti yapmakta serbesttir. Bugün Yapılması Gereken Bu gün artık hutbelerde, ancak ve ancak cemiyeti ilgilendiren meseleler halka anlatıl-malıdır. Hatibin, karşısında bulunan cemâatın seviyesine göre söz söylemesi ve onların anlamayacağı kelimeleri ve cümleleri kullanmaması lâzımdır. Hatîbin minberde işgâl ettiği mevki, Makam-ı Ahmadî'dir. Orada ancak konu ile ilgili âyetler ve hadîs-i şerîfler okunur ve açıklanır. Zaten Allah'ın elçisi'nin de yaptığı bu değilmi idi? Bunun dışında hikmetâmiz dahî olsa şiirler ve beyitler okumak veya yerli ve yabancı hukemâ ve feylesofların vecîzelerinden bahsetmek, Makama hürmetsizliktir, yersiz ve bid'attır. Engüzeli, Hz. Peygamber'in yaptığı gibi Kur'nı'ın mesajını iletmektir. Onun anlamını okumaktır. Kelâm-ı kibar, hukema ve feylesofların Kur'ân ve hadîs-i Şerifleri te'yîd eden sözleri kürsüden va'zda veyâ sohbet toplantılarından, konferanslarda söylenebilir veyâ dergilerde, gazetelerde yazılabilir. Hatîbin, makamının şerefini muhâfaza için buna çok dikkat etmesi gerekir. Peki Hutbe Nasıl Olmalıdır? Hatîb, hamdele-salvele-tardiye yâni Allah'a hamd u senâ, peygamberimiz Efendimiz'e ve Ehlibeyti'ne, ashâbına (din yoldaşlarına) salât u selâmdan ve duâ'dan sonra hemen konuya başlar. Konuyu ilgilendiren ayet-i kerîme ve ehâdîs-i şerifeyi zikrettikten sonra açıklamaya girişir. Mânâsını cemâatın anlamadığı (zaten aslında da olmayan) birtakım arapça ibâreleri ve cümleleri okumağa, söylemeğe gerek yoktur. Cuma, bugünkü kanûnlara göre tatil günü değildir. Iş günüdür. Devlet dâireleri, çarşı Pazar ve diğer iş yerleri açıktır. Herkesi vaktinde ve zamanında işinin başında bulundurmak da bir vâzifedir. Cemaat da yalınız emekliler, yaşlılar ve işi olmayanlardan ibâret değildir. Bu bakımdan hutbe, zemîn ve zamâna göre ne çok kısa ve ne de çok uzun olmalı, maksadı temin edecek kadar devam etmelidir. Hatîbin bu meyanda dikkat etmesi gereken bir şey daha vardır ki, o da, cami dışındaki inanmayan mütacâvizlere, minberden cevap verme husûsudur. Bu, lüzûmsuz bir harekettir. Onlara cevap, dışarı da verilmelidir. Mütecâviz iseler, yazı ile, konferans ile ve ekrana çıkarak yani haddini bilmezlik yapıyorsa misli misline mukabele etmek gerekir. Minberden cevap vermeye kalkışmak, hatîbden bir şey öğrenmek için camiye gelen cemaati ihmâl edip, aslî vazîfesinin dışına çıkmak olur. Ahlakî ve icmâî konuları kapsayan ve hiçbir zaman ferdî ve şahsî nâfile ibâdetlerle ilgili olmayan, plânlı hutbeler hazırlanması göz önünde bulundurul-malıdır. Dînin ibadet ve muamelâtında, günün îcaplarına göre amel-i sâlih düşünülerek, Hakk'ın rızâsını kazanmaya çalışmak, önce ulü'l-emr, sonra herkes için vecîbe-i zimmettir. Sonuç olarak diyelim ki; Hiç şüphe edilme-melidir ki minberden Cuma günü verilen mesajları gerçek Islâmî ruhla verebilsek ve camiye gelen cemâatımız da bu mesajları gereği gibi dinleyip;öğrendiklerini hayatlarında uygulayacak olsalar bugün hepimizin rahatsız olduğu kötülüklerin, yanlışlıkların, huzursuzluk-ların pekçoğu önlenmiş olacaktır. Sözünü edip de bir türlü yaklaşamadığımız mutluluğa da o zaman ulaşmış olacağız. Cuma namazının dinimizdeki yerinden ve hutbenin öneminden birşeyler hatırlatmağa çalıştığımız bu bu yazımızı Peygamberimiz'in şu hadisi ile bitirelim. “Cuma gününde bir saat vardır ki, Müslüman kul o saati rast getirip Allah'tan bir şey istediğinde Allah isteğini yerine getirir.” Islam bilginleri Peygamberimizin bazı işaretlerine dayanarak bu anın Cuma namazı için camide geçirilen saatlarda olduğunu müjdelemişlerdir. |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Aktif Üye ![]() Üyelik tarihi: 01-09-2007 Bulunduğu yer: GuL BahCesinDeN
Mesajlar: 370
Konular: 51 Rep puanı:0 | CUMÂ GÜNÜNÜN SÜNNETLERİ Cumâ gününün 20 sünneti ve edebi vardır. Bunlar şunlardır: 1- Cumâyı Perşembe?den karşılamalıdır. Meselâ; yeni ve temiz elbiseyi hazırlamalı, işleri bitirip Cumâ?yı ibâdetle geçirmeye gayret etmeli. 2- Cumâ günü, Cumâ namazı için gusül abdesti almalı. (Bu gusül hakkında, farz diyenler de vardır.) 3- Başı tıraş etmeli. Sakalın bir tutamdan fazlasını ve tırnakları kesmeli ve beyaz giymeli. 4- Cumâ namazına mümkün olduğu kadar erken gitmeli. 5- Ön safa geçmek için, cemâatin omuzlarından aşmamalı. 6- Câmide namaz kılanın önünden geçmemeli. 7- Erken gidip birinci safta yer almalı. 8- İmam minbere çıktıktan sonra hiçbir şey söylememeli, ezanı da tekrar etmemeli. 9- Namazdan sonra, Fâtiha, Kâfirûn, İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini 7 defâ okumalı. 10- İkindiye kadar câmide kalıp, ibâdet etmeli. 11- Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından anlatan âlimlerin dersinde bulunmalı. 12- Cumâ günü duânın kabul olduğu vakti aramalı, bunun için hep ibâdet etmeli. 13- Cumâ günü çok salevât-ı şerîfe getirmeli. 14- Kur?ân-ı kerîm ve Kehf sûresini okumalı. 15- Az veya çok sadaka vermeli. 16- Ana-babayı veyâ bunların ve sâlih Müslümanların ve evliyânın kabirlerini ziyâret etmeli. 17- Ev halkının yemeklerini bol ve tatlı yapmalı. 18- Çok namaz kılmalı, namaz borcu olanlar kazâ namazlarını kılmalı. 19- Cumâ gününü, ibâdetle geçirmeli. 20- İkindiden sonra, seccâde üzerinde elinden geldiği kadar; ?Yâ Allah! Yâ Rahman! Yâ Rahîm! Yâ Kavî! Yâ Kadir!? deyip, sonra duâ etmelidir. |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Yüreğimdeki Yağmurlar ![]() Üyelik tarihi: 04-15-2005 Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 21.353
Konular: 1123
Ruh Halim: Rep puanı:86 | Müminin bayramı beş gündür 1-Cuma günü 2-Günah işlemediği gün 3-İmanla kabre girdiği gün 4-Sırattan geçtiği gün 5-Cennette girdiği gün Hayirli Cumalar ![]()
__________________ |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Günümüz Bedduaları :D | XxX.yasmin.XxX | Komik Yazılar | 2 | 01-30-2008 10:46 |
| günümüz bedduaları | GAMZE01 | Komik Yazılar | 4 | 11-09-2007 09:49 |
| günümüz türklerii | shadeprincess | Komik Yazılar | 2 | 08-27-2007 10:37 |
| günümüz bedduaları | Chrisstina | Komik Yazılar | 8 | 03-04-2007 23:03 |
| Günümüz Bedduaları | GamzeLim | Komik Yazılar | 5 | 01-20-2006 19:50 |