![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Top 10 Üyeler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Foruma Alışıyor Üyelik tarihi: 07-24-2006 Bulunduğu yer: türkiye
Mesajlar: 163
Konular: 28 Rep puanı:0 Toplam Online: N/A | (1884-1958) "Irkın seni iklimine benzer yaratırken, Kaç fethe koşan tuğlar ufuklarla yarışmış; Tarihini aksettirebilsin diye çehren, Kaç fatihin altın kanı mermerle karışmış!" Vatan konulu şiirleriyle tanınan şair ve yazarımız 2 Aralık 1884'te Üsküp'te doğdu. Asıl adı Mehmet Agah'tır. Babası Nişli İbrahim Bey, annesi Şair Galip Beyin yeğeni Nakiye Hanımdır. Öğrenimine Üsküp'te başlamış, Selanik'te devam etmiş ve İstanbul'da Vefa İdadilerinde bitirmiştir. 1903'te Paris'e kaçmıştır. Orada, II. Abdülhamid'e karşı mücadele eden Jön Türklerle tanıştıysa da onlara katılmamıştır. Burada siyasal bilgiler eğitimi almış, tarih ve millet sevgisinin gelişmesinde hocalarının (özellikle Albert Sorel) etkisi görülmektedir. Paris'te dokuz yıl kalmıştır. 1912'de İstanbul'a dönmüş, edebiyat ve tarih öğretmenliği yapmıştır. Türk Ocağındaki sohbetler ile sanat, tarih ve milliyetçilik üzerindeki görüşlerini, dönemin aydınlarına benimsetmiştir. Ziya Gökalp ile yakın bir arkadaşlığı olmasına rağmen fikir ayrılıkları da vardır. 1915-1918 yılları arasında Darülfunun müderrisi seçilmiş, medeniyet tarihi, batı edebiyatı ve Türk edebiyatı okutmuştur. İstiklal savaşını başından beri desteklemiş ve cesaret dolu yazılar yazmıştır. Bu yazıları İleri, Tevhid-i Efkâr gazeteleri ve Dergâh dergisinde yayımlanmıştır. Milliyetçi gençliğin öncüsü durumuna gelmiştir. 1922'de Ankara'ya gidip Hakimiyet-i Milliye gazetesinde başyazar oldu. Lozan'a Türk heyetinde danışman sıfatıyla katılmıştır. 1923'de Urfa milletvekili olmuş, 1926'da Varşova sonra da Madrid, en sonunda da Lizbon elçiliklerinde bulunmuştur. 1934'de yurda dönmüştür. 1948'de Hayal şehir şiirine "İnönü şiir mükafatı" verildi, aynı dönemde Pakistan büyükelçiliği yaptı. Bir yıl sonra emekli olup İstanbul'a dönmüştür. 2 Aralık 1951'den sonra İstanbul'da Park Otelin kendisine ayrılan dairesinde yaşamış, 1 Kasım 1958 tarihinde de vefat etmiştir. Fikirleri ve kişiliği: Yahya Kemal, her hali ile (yetişme tarzı, kültürü...) Türk olan millî şahsiyetlerimizden birisidir. Millî ve İslâmi bir terbiyeden sonra, Paris'de geçen Yahya Kemal sanatsal ve düşünsel alanda iyi bir şekilde yetişmişti. Avrupa'nın ilminden uzak yaşanamayacağı kadar batı taklitçiliğinin de yanlışlığını savunan bir şahsiyetimizdir. O, şiirlerinde zengin bir fikir ve dünya görüşü ortaya koymuştur. Şiirlerinde açıktan açığa öğreticilik yoktur. Ona göre "Filozof, ölüm karşısında felsefe yapabilir, fakat şair ölüm macerasını ürperme ile anlatmalıdır". Yahya Kemal'in fikirlerini kavramadan şiirlerinin anlaşılmayacağı gerçektir. En belirgin yönü şiire ve kendi şairliğine duyduğu saygıdır. "Mısra benim namusumdur" sözünü sık sık yinelemiştir. Ona göre Türk milletinin oluşunda ve milliyet anlayışının gelişmesinde başlıca unsurlar olan tarih, vatan, ırk, din, dil ve güzel sanatlar üzerinde durmuştur. Yahya Kemal'e göre vatan; "Hiç bir zaman bir nazariye değil, bir topraktır. Toprak cedlerin mezarlarıdır. Camilerin kurulduğu yerdir. Sanayi-i Nefise adına ne yapılmışsa onun sergisidir." Şaire göre ırk; bir vatan üstünde yaşanılmış tarihin verimidir. Coğrafî bir oluştur. Kullandığı dil ise İstanbul halkı Türkçesidir ve "Bu dil ağzımda annemin sütüdür" mısrası ile dile verdiği önemi ortaya koyar. Eserleri: Yahya Kemal'in en önemli eserlerinden biri "Kendi Gök Kubbemiz" (İstanbul 1961), adlı şiir kitabıdır. Yazar şiirlerinde vatan, aşk, mücadele ve İstanbul vb. konuları işlemiştir. Bu şiir kitabında Süleymaniye'de Bayram Sabahı ve Akıncı gibi tanınmış şiirleri yer alır. Bu kitapta Yahya Kemal'in Türk şiirine getirdiği farklı söyleyişi görmekteyiz. Aynı dönemde yazılan diğer şiirleri ile Yahya Kemal'in şiirlerini karşılaştırdığımızda bugün bile rahatlıkla Darül Muallimin, Bahriye mektebi en sonunda da Denülfünun'da öğretmenlik yapmıştır. Öğretmenliğini felsefe alanında yapmış, doğunun eserlerini anlatmaya çalışmıştır. Darülfünun'da İslâm ve Türk Sanayi-i Nefise Tarihi okutmuştur. Yazarlığa İttihat ve Terakkiye bağlı olan Şurayı Ümmet gazetesinde başlamıştır. Fecr-ı Ati topluluğuna girmiş, Servet-i Fünun'da mensur ve manzum yazıları çıkmıştır. Türk Ocaklarının kuruculuğu için Tıbbiyelilerin önerdiği listede Hamdullah Suphi'de bulunmuş, henüz tanınmadığı için seçilmemiştir. Y. Akçura'nın aracılığıyla Ocak 1912'de ocağa üye olduktan kısa bir süre sonra idare heyeti başkanlığına yükselmiştir. Anadolu'da ocakların yaygınlaşmasında önemli rolü vardır. Türkocağı merkezinin imparatorluğun son döneminde İngilizler tarafından işgal edilmiş, Hamdullah Suphi işgalleri protesto edenlere öncülük etmiştir. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı seçilirken ocağın ileri gelen birkaç ismi "Millî Türk Fırkası" adıyla seçime katılmışlar ve kazanmışlardır. Meclise girenler arasında Hamdullah Suphi Bey de vardır. Ankara'da TBMM kurulduğunda Hamdullah Suphi, Antalya milletvekili olarak meclise girmiştir. İkinci ve üçüncü TBMM'de İstanbul milletvekili olarak görev almıştır. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| ömRümün SahibiSin ![]() | BİR BAHAR AKŞAMI Bir bahar akşamı rastladım size Sevinçli bir telaş içindeydiniz Derinden bakınca gözlerinize Neden Başınızı öne eğdiniz? İçimden uyanan eski bir arzu Dedi ki yıllardır aradığın işte bu Şimdi soruyorum büküp boynumu Daha önceleri neredeydiniz Yahya k.beyatlı
__________________ ![]() Herkesi Dostu Bilen,Herkesten Kopuk Ben. |
| | |
| | #3 (permalink) |
| ömRümün SahibiSin ![]() | SESSİZ GEMİ Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden Y A H Y A K E M Â L B E Y A T L I ![]()
__________________ ![]() Herkesi Dostu Bilen,Herkesten Kopuk Ben. |
| | |
| | #4 (permalink) |
| ömRümün SahibiSin ![]() | UFUKLAR Ruh ufuksuz yaşamaz. Dağlar ufkunda mehabet, Ova ufkunda huzur, Deniz ufkunda teselli duyulur. Yalnız onlarda bulur ruh ezeli lezzetini. Bu ufuklar avutur ruhu saatlerce, fakat Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık. Ruh arar kendine bir ruh ufku. Manevi ufku pek engin ulu peygamberler - Bahsin üstündedir onlar-lakin Hayli me'ud idiler dünyada; Yaşıyorlardı havarileri, ashabiyle; Ne ufuklar! Ne güzel ruh imiş onlar! Yarab! Annemin na'şını gördümdü; Bakıyorken bana sabit ve donuk gözlerle, Acıdan çıldıracaktım. Aradan elli dokuz yıl geçti. Ah o sabit bakış el'an yaradır kalbimde, O yaşarken o semavi, o gülümser gözler Ne kadar engin ufuklardı bana; Teneşir tahtası üstünde o gün, Bakmaz olmuşlardı artık bu bizim dünyaya. Yaşıyan her fani Yaşıyan ruh özler, Her sıkıldıkça arar, Dar hayatında ya dost ufku, ya canan ufku. y.kemal beyatlı
__________________ ![]() Herkesi Dostu Bilen,Herkesten Kopuk Ben. |
| | |
| | #5 (permalink) |
| ömRümün SahibiSin ![]() | BİR BAŞKA TEPEDEN Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer. Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer. Nice revnaklı şehirler görünür dünyada, Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan. Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan y.kemal beyatlı
__________________ ![]() Herkesi Dostu Bilen,Herkesten Kopuk Ben. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| ömRümün SahibiSin ![]() | SÜLEYMANİYE'DE BAYRAM SABAHI Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye'de Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati, Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan, Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan. Gecenin bitmeğe yüz tuttuğu andan beridir, Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir. Bir geliş var!.. Ne mübarek, ne garib alem bu!.. Hava boydan boya binlerce hayaletle dolu... Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir; O seferlerle açılmış nice yerlerdendir. Bu sükunette karıştıkça karanlıkla ışık Yürüyor, durmadan, insan ve hayalet karışık; Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya, Giriyor, birbiri ardınca, ilâhi yapıya. Tanrının mabedi her bir tarafından doluyor, Bu saatlerde Süleymaniye tarih oluyor. Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı Adamış sevdiği Allah'ına bir böyle yapı. En güzel mabedi olsun diye en son dinin Budur öz şekli hayal ettiği mimarinin. Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi, Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kudsî tepeyi; Taşımış harcını gaazileri, serdarıyle, Taşı yenmiş nice bin işçisi, mimariyle. Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne, Uhrevi bir kapı açmış buradan gökyüzüne, Taa ki geçsin ezeli rahmete ruh orduları... Bir neferdir bu zafer mabedinin mimari. Ulu mabed! Seni ancak bu sabah anlıyorum; Ben de bir varisin olmakla bugün mağrurum; Bir zaman hendeseden abide zannettimdi; Kubben altında bu cumhura bakarken şimdi, Senelerden beri rü'yada görüp özlediğim Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim. Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını Görüyor varlığının bir yere toplandığını; Büyük Allah'ı anarken bir ağızdan herkes Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses; Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi, Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi! Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbir'i Ne kadar saf idi siması bu mü'min neferin! Kimdi? Banisi mi, mimari mi ulvi eserin? Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu, Yüzü dünyada yiğit yüzlerinin en güzeli, Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli; Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz; Vatanın hem yaşıyan varisi hem sahibi o, Görünür halka bu günlerde teselli gibi o, Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde, Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde. Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri, Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri. Gökte top sesleri var, belli, derinden derine; Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine. Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı? Bursa'dan, Konya'dan, İzmir'den, uzaktan uzağa, Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa; Şimdi her merhaleden, taa Beyazıd'dan, Van'dan, Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan. Ne kadar duygulu, engin ve mübarek bu seher! Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer, Dinliyor hepsi büyük hatıralar rüzgârını, Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını. Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan. Ne kadar duygulu, engin ve mübarek bu seher! Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer, Dinliyor hepsi büyük hatıralar rüzgârını, Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını. Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor? Mutlaka her biri bir baska zaferden geliyor: Kosova'dan, Nigbolu'dan, Varna'dan, İstanbul'dan... Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an; Belgrad'dan mı? Budin, Egri ve Uyvar'dan mi? Son hudutlarda yücelmiş sıra-dağlardan mı? Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor? Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!.. Adalar'dan mı? Tunus'dan mı, Cezayir'den mi? Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor; O mübarek gemiler hangi seherden geliyor? Ulu mabedde karıştım vatanın birliğine. Çok şükür Tanrıya, gördüm, bu saatlerde yine Yaşıyanlarla beraber bulunan ervahı. yahya kemal beyatlı
__________________ ![]() Herkesi Dostu Bilen,Herkesten Kopuk Ben. |
| | |
| | #8 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | 1918 Ölenler öldü, kalanlarla muztarip kaldık. Vatanda hor görülen bir cemâatiz artık Ölenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan Ve göz kapaklarının arkasında eski Vatan Bizim diyâr olarak kaldı tâ kıyâmete dek. Kalanlar ortada genç, ihtiyar, kadın, erkek Harâb olup yaşıyor tâli’in azâbıyle; Vatanda düşmanı seyretmek ıztırâbıyle. Vatanda korkulu rüya içindeyiz, gerçek. Fakat bu çok süremez, mutlaka şafak sökecek Ateş ve kanla siler, bir gün, ordumuz lekeyi, Bu, insan oğluna bir şeyn olan, Mütareke’yi |
| | |
| | #9 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | AKINCI Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik; Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kaafilelerle... Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan, Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan. Bir gün yine dolu dizgin boşanan atlarımızla Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla... Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde! Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Yeni Üye ![]() | Yahya Kemal`i anıyorum (02.12.1884 - 01.11.1958) Tıpkı o şiirinde dediğin gibi: "Demir almak günü geldiğinde zamandan, alıp götürmüştü seni o sessiz gemi çok sevdiğin o güzel İstanbul`undan." Sen, İstanbul`un Yahya Kemal`i Sen, en büyük İstanbul şairi... Hatırlarım bugün gibi 1958`i: Lise üçteydik, bir edebiyat dersi. Vedia Altıok, edebiyat öğretmeni, sınıfa girdi, üzgün ve gözleri nemli: "Bugün yola çıktı o sessiz gemi, o gemide giden benim öğretmenimdi." Sen, İstanbul`un en büyük seveni İstanbul senin şiirlerinde güzeldi... Ve de yola çıkmadan biraz önce dilinden döküldü birkaç hece: "Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin. Buna bir çare yok mudur Ya Rabbelalemin ? Ve düşünür insan bunu gizlice, ama ne yazık ki yok, yok buna çare... Sen, en çok İstanbul şairi, Sen, en çok İstanbul şiirli... Sen tek yolcu, o tabutla almıştın yol, o gidişte kalkmamıştı ne mendil, ne de bir kol... Binlerce kişi dualar etmişti sana bol bol, ağlamıştı arkandan tüm sevenlerin ve bütün İstanbul... Biçare İstanbul, ayrılmıştı en büyük seveninden. Biçare İstanbul bilmez ki artık dönmeyeceksin sen. Her giden gibi sen de memnunsun ki yerinden, nice yıllar geçti dönmedin seferinden. Sen, en büyük İstanbul şairi İstanbul`un Yahya Kemal`i” İstanbul senin şiirlerinde güzeldi... Köln, Kasım 1981 |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| KeMaL Kirici | ●[яαρυηzєl]● | Edebiyatcılar ve Yazarlar | 12 | 06-17-2008 17:31 |
| KEMAL TAHİR | MisS MuяdєR | Edebiyatcılar ve Yazarlar | 0 | 01-09-2008 14:29 |
| Orhan Kemal... | <emsalsiz> | Edebiyatcılar ve Yazarlar | 5 | 12-17-2007 16:29 |
| Kemal Abi | My L 0 v E | Komik Yazılar | 6 | 10-22-2007 14:01 |
| NaMıK KeMAL | namık kemal | Bilgi Okulu | 5 | 03-18-2007 01:50 |