![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Top 10 Üyeler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Deneyimli ![]() Üyelik tarihi: 05-25-2008 Bulunduğu yer: вєηι мυтℓυ є∂ємєdin. Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 2.896
Konular: 209
Ruh Halim: Rep puanı:1084091 Toplam Online: 2 Gün 19 Saat 11 Dakika 18 Saniye | arkadaşLar yakın tarihimizde oLan bosna savaşı türk tarihi için önemLi bi oLay bu konuda yaptığı çalışmalarını takip ettiğim Cemalettin Latiç in bi ropörtajını sizLe payLaşmak istedim ![]() Cemalettin Latiç, “Srebrenica Cehennemi”ni yazdı. Yazdıkları bir roman, bir hikâye değil yaşananlardı. 13 yıl önce Sırbistan sınırındaki Bosna’nın küçük kasabası Srebrenica’da BM ve Slav dünyasının çirkin yüzünü gözler önüne seren büyük bir trajedi yaşandı. O gün “insanlık” ölmüştü. Cemalettin Latiç - Öğretim Üyesi Biz sizi Bosna savaşı yıllarındaki çalışmalarınızdan ve özellikle de Aliya İzzetbegoviç ile birlikteliğinizden tanıyoruz. Ancak yine de kendinizden biraz bahseder misiniz.? C.L. Ben 1957’de Gorni Vakuf’ta doğdum Annem Hersekli babam ise Bosnalıdır. Evliyim ve üç çocuk babasıyım. Saraybosna Üniversitesi’nde İslami Bilimler Fakültesinde Tefsir dersleri veriyorum. Aynı zamanda Sancak Üniversitesinde Felsefe Fakültesinde Edebiyat Teorileri dersleri veriyorum. Bugüne kadar yayınlanmış sekiz eserim var. Aliya İzzetbegoviç ile savaş öncesi ve sonrası sıkıntılar çektiniz ve Batı dünyasının umursamazlığı içinde geçen Bosna savaşına tanık oldunuz. Bosna ve Sancakla ilgili yok edilme çabalarıyla ilgili tespit ve düşünceleriniz nelerdir? C.L. Bosna ve Sancak halkı yaklaşık 1880 yılına, Berlin Kongresi’ne kadar birlikteydi. Daha sonra durum değişti; Boşnak ve Arnavut Müslümanları böldüler. Günümüze kadar Bosnalıları üç ülke haline Arnavutları da dört ülke haline getirdiler. Elbetteki bu hem Boşnaklar ve hem de Arnavutlar için kötü bir durumdu. II. Dünya Savaşı’nda Partizanlar Müslüman topluluk olmadan Tito’nun başarılı olamayacağını anladılar ve Tito Müslümanları yanına aldı. Tito 1940’larda Yeni Yugoslavya’yı oluşturdu. Tito Sancak’ın ve Bosna Hersek’in otonomilerini tanıdı. Fakat bir millet olarak “Müslümanlar” kabul edilmedi. Biz özellikle 30 yıl boyunca isimsiz bir ulus olarak bilindik. 30 yıl sonra Sırp ve Hırvat milliyetçi akımları Tito’yu değiştirince ülkedeki önemli mevkileri ele geçirdiler. Sonunda bizi Müslüman bir ulus olarak kabul ettiler ancak bu sadece ırk bazında Müslümanlık idi. Oysa siz de bilirsiniz ki Müslümanlığın ırkla filan ilgisi bulunmuyor ve bu ulusçuluktan ayrı bir din anlayışıdır. Aslında bu onların bize karşı yeni bir mizahıydı da diyebiliriz. 1943’te Tito Rejimi Sancak’ın otonomisini kabul etti. Ancak 1945’ten sonra onlar Sancak Partizan Hareketi liderini öldürdüler. Onun adı Rıfat Bucoric Karışov idi. Medrese öğrencisiydi. Eski Yugoslavya’nın ilk partizanlarındandı. Karışov Sancak’ın lideriydi. Sancak’ın otonomisi için mücadele veren biriydi. 1945’den sonra Komünistler Sancak’ı ikiye böldüler. Birincisi Karadağ bölümü ikincisi ve Sırbistan bölümü. Bu aslında Boşnak milletinin bölünmesi anlamına geliyordu. Bu tek kelimeyle bir faciaydı. Bugün ise Boşnaklar Bosna Federasyonu adı altında Bosna Hersek’te bölünmüş durumdalar. Sancak’ta da ikiye bölündüler. Yani sözün özü biz mutsuz bir ulusuz. Sancak’ta özellikle Miloşeviç döneminde hızlanan Boşnaklara yönelik yok etme çabası var. Bununla ilgili yeni dönemde bir değişiklik oldu mu? C.L. Aliya İzzetbegoviç bir keresinde şöyle söylemişti; “Sancaklı Boşnaklar Bosnalı Boşnaklardan daha huzursuz durumda.” Biliyorsunuz ben Sancak’ta öğretim üyeliği yapıyorum. Aslında bildiğiniz gibi Sırplar içerisinde de bir çekişme var. Birincisi Sırpların çoğunluğu radikal ve radikal politikaları destekliyorlar. Onlar Büyük Sırbistan’ı istiyorlar; milliyetçi bir ülke kurmak istiyorlar. Elbette ki bu durum hem Sırbistan’da hem de Karadağ’da bulunan Müslümanlar için birer tehlike. Ancak ikinci bir akım söz konusu; bunlar da sözde vatandaşlık üzerine görüşlerini bina ediyorlar. Sivil toplumun güçlü olduğu vatandaşlık üzerine kurulu Sırbistan’ı savunuyorlar. Bunlar milliyetçiliği değil Avrupa vatandaşlığını istiyorlar. Bunlara bilindiği gibi reformist de deniliyor. Onlar Sırbistan’ı Avrupa Birliğine taşımak istiyorlar. Onlar elbette kendi geleneklerine ve dinlerine bağlı ancak diğer Sırp vatandaşlarını yok etmek istemiyorlar. Bu reformist hareket Boşnak Müslümanlarca ve Voyvodina’daki etnik Macar gurubu tarafından destekleniyor. Özellikle Voyvodina bunların liderleri Çanak tarafından. Çanak Sancak’taki Müslümanlarla iyi ilişkilere sahip. Evet Sancaklılar oldukça zayıf ancak Allah’a şükür ki onlar çok akıllı. Belki bunlar reformist Sırbistan ile hayatta kalmayı başaracaklar. Belki de Sırbistan kendi politikasını değiştirecek. Özellikle Sırbistan Türkiye ve diğer Balkan ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmak istiyor. Biliyorlar ki eğer Sırbistan bütün Balkan ülkelerini ayırsa bu bütün devletler için çok tehlikeli olacak, Kosova ve Makedonya da olduğu gibi. Müslümanlar olmadan Makedonya olamaz. Yani Müslümansız ve Arnavutsuz Makedonya olamaz. Müslümanlar bildiğiniz gibi Balkanlar’ın bütün köşesine yayılmış durumdalar. Bu nedenle biz sivil toplumu arzuluyoruz, cinayet, çatışma ve savaş istemiyoruz. Bu nedenle eğer Balkanlar yakında Avrupa Birliği’ne girerlerse bu Müslümanlar için çok faydalı olacak. Ancak eğer Müslümanlar tekrar Hırvat ve Sırp milliyetçi hareketlerin kıskacında kalırsa o zaman yeni bir Ortadoğu yaşanacak. Bu durumda Balkanlar’daki bütün Müslümanları çok tehlikeli bir gelecek bekliyor. Ancak Allah’a şükür Müslümanlar her gün daha da fazla uyanıyorlar. Örneğin şu an Karadağ’daki Müslümanlar 10 yıl öncesinden daha iyi durumdalar. Bu Müslümanlar korkuyorlar. Çünkü baskı altındalar. Ancak elbette bu baskı Miloşeviç zamanındaki baskı gibi değil. Allah’a şükür şu an durum değişiyor. Gittikçe daha iyiye gidiyoruz. Evet bütün bunlara rağmen Müslümanlar olarak çok hüzünlüyüz. Bosna’da topraklarımızı kaybettik ve ülkenin her tarafına farklı uluslar adı altında gruplar halinde dağıtıldık. Sancak’ta çok parçalı bir siyasi yapı mevcut. Sancak’taki Müslümanlar arasında bu çok başlılığın sebebi nedir? Bu bir Sırp oyunu mu yoksa siyasi iradesizlik mi? C.L. Bu aslında bir iradesizlik süreci. Belki Sırbistan her yerde bir takım oyunlar oynuyor olabilir ancak ben bunun bir iradesizlik süreci olduğunu düşünüyorum. Ben Sancaktaki kardeşlerimizi anlayamıyorum. Onlar şu anda sizin söylediğinizden de daha ilerde ben bu konuda çok fazla yorum yapmak istemiyorum. Sancak’taki siyasi durumla ilgili bir makale yazmıştım. Düşünebiliyor musunuz? Bütün liderler anlattıklarım karşısında bozuldular. Ben onlara şunu söylemiştim: Sizin ayrılmaya hakkınız yok, mutlaka birbirinizle işbirliği yapmak zorundasınız. Belki birbirinizden nefret ediyor olabilirsiniz ama kesinlikle işbirliği yapmalısınız. Sıradan insanlar bana karşı çıkarak kendi yaptıklarının doğru olduğunu söylemişlerdi. Sanırım bu bütün Müslümanların talihsizliği; parçalanma, birbirlerinden nefret etme... Herkes kendisinin haklı olduğunu düşünüyor ve kendisinin bütün dünyayı özgürleştireceğini zannediyor. Bütün bunlar bizim modern dünyayı anlamadığımızı, günümüz politikalarından uzak olduğumuzu gösteriyor. Totaliter olamazsınız; özellikle Avrupa gibi bir kıtada herkesin sizin emrinizde olmasını bekleyemezsiniz. Bu gayet normal bir şeydir. Ancak kötü olan şu ki, başka alternatif yok. Hiç kimse büyük partiler arasında barışı tesis edemez. Onlar şahsi olarak çok iyi insanlar ancak ben onları anlayamıyorum, birbirlerinden nefret ediyorlar uzlaşmak istemiyorlar ve ulusal bir anlaşmaya yanaşmak istemiyorlar. Sancak Milli Meclisi’nin şu anki fonksiyonu nedir? Bazı yorumlarda artık işlevini kaybettiği söyleniyor. Bu yorumlar nasıl değerlendiriyorsunuz? C.L. Öncelikle bu konuyu detaylı olarak bilmediğimi belirtmeliyim. Ancak ben dün gece Dr. Uglanin’le karşılaştım. Kendisi konferansta bir konuşma yapmıştı. Evet SBMM başarılı olabilir. Onların ciddi bir seçmen kitlesi bulunuyor. Bu da uluslar arası toplumun SBMM’yi bir siyasi varlık olarak tanıdığı anlamına geliyor. Ve belki ileride eğer Sırbistan ikiye bölünme konusunda bir referandum yapacak olursa, Sırplar bu konseye danışmak zorundalar. Yani bu konseyin argümanlarına göre Sancak tek bölgedir. Bu çok önemli. Elbette bu konsey Sırbistan Karadağ bölgesinde Müslüman azınlığın hakları için mücadele vermeye devam edecek. Ben bu konuda sadece ana politikayı biliyorum. Yoksa detaylı bilgiye sahip değilim. Bu konsey ilerde güzel şeyler yapabilir ama sanırım bu Sancaklıların yapabileceği maksimum düzeydeki bir faaliyet. Bu olayın detaylarını bilmediğimi tekrarlamak istiyorum ama yine de SBMM çok başarılı olabilir, çok çok başarılı. Belki de Uglanin’in en iyi politikası uluslar arası politikadır. Gördüğüm kadarıyla, Uglanin’in ulusal politikası o kadar başarılı değil; bu izlenimlerimi geçtiğimiz günlerde yaptığım ziyaretime dayandırıyorum. Ancak Uglanin’in uluslar arası bağlantıları oldukça iyi. Sancak müftüsü Muammer Zukorliç ile Süleyman Uglanin arasındaki çekişme Sancak’a zarar vermiyor mu? Bu durum telafi edilebilir ve bir uzlaşma ortamı sağlanabilir mi? C.L. Maalesef Sancak’taki önde gelen bu iki önemli insan arasındaki ilişki kötü ve bu durum Sancağı yaralıyor. Kesinlikle zarar veriyor. Sancak Müslümanlarına gelince, yanlış anlamayın ama ben Uglanin’le Zukorliç’in arasını düzeltmeye uğraştım ancak başarılı olamadım. Uglanin’e, Zukorliç’e ve Rasim Layiç’e birer mektup gönderdim ve kesinlikle işbirliği yapmaları gerektiğinin altını çizdim. Kesinlikle... Sizin aranızdakiler sebebiyle Sancak halkının arasına ayrılık giriyor. Bir ulusu kendi kaprislerinizin mahkumu yapamazsınız. Ancak siz SBMM lideri olarak ve siz Sancak müftüsü olarak ve siz o partinin bu partinin lideri olarak kesinlikle işbirliğine gitmelisiniz. Kesinlikle işbirliği yapmalısınız. Düşünebiliyor musunuz Uglanin ve Müftü bana çok kızdılar. Onlardan biri bu mektuptan dolayı beni asla affetmek istemiyor. Ancak sonunda Sancak halkı bana hak verdi ve bana “evet haklısın onlar işbirliği yapmalı” dediler. Ancak onlar bunu istemiyor. Bu bir problemdir. Siyasi açıdan baktığımızda Müftü bir dini lider olarak Sırp hükümetiyle işbirliği yapıyor. Evet bu çok güzel, neden olmasın? Evet müftünün dinle bağlantılı olmayan çalışmaları da olabilir. Ancak Süleyman Uglanin Belgrad hükümetiyle yani Sırplarla hiçbir bağlantı kurmadan Sırbistan’a girmeye çalışan bir siyaset güdüyor. Bu mümkün değil. Bakın hem birinci hem de ikinci siyasetin yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü Süleyman Uglanin, yani Müslümanların Siyasi kanadı Sırp hükümetine karşı açık olmalılar. Onlar Sırbistan ve Karadağ’da yaşıyorlar. Anlıyor musunuz? Biz kimseyle konuşmayarak savaşı tercih etme hakkına sahip değiliz. Tabi ki biz gayrimüslim olan başka bir ulusla işbirliği yapabiliriz. Ancak Süleyman Uglanin düşünce ve söz olarak kapalı biri. Müftüye gelince evet o Sancak’ın dini lideri bu gerçek. Ancak eğer Sırbistan dini lideri kabul edip de siyasi lideri kabul etmeyecekse bu doğru olmaz; bu Müslüman nüfus için iyi olmaz. Evet Müftü ve Uglanin bireysel olarak çok iyi insanlar ancak onların ne zaman ve neden bu ayrılığa düştüğünü bilmiyorum ve bundan dolayı hala hayretler içindeyim. Ancak bizim görevimiz konuşmak. Sancak Müslüman bir ulustur ve hiç kimse beni Müslüman ulus hakkında konuşmaktan men edemez. Ve ben bunları Saraybosna’da Avrupa Birliği üyesi hükümetle konuştum. Bu insanların da orada olmaları gerekirdi, fakat maalesef yoklardı. Halbuki eğer Türkiye’yi ziyaret etmek gerekiyorsa Uglanin’in Müftüyü yanına alması ve birlikte gitmeleri gerekir. Onlara birbirleri ile işbirliği yapmaları için baskı yapmalıyız. Eğer birbirinizle işbirliği yapmazsanız sizi kabul etmeyeceğiz demeliyiz. Ben bu görüşümü Saraybosna’da da dile getirdim. Çünkü bu süreç Sancak’taki Müslüman azınlık için çok tehlikeli. Çok tehlikeli bir süreç. Süleyman ve Müftü bu ulusun geleceğinden sorumlu olacaklar; ve onlar sorumludurlar da. Eğer barışamayacaksanız, eğer bu işi yapamayacaksanız, bu işi bırakmalısınız. Neden olmasın? Tabi ki bu benim acizane görüşüm. Benim görüşüm onun ya da bunun karşısında değil. Ben bunları birincisi Allah rızası için ikincisi Sancak’ın Boşnak halkı ve diğer Müslümanlar için söylüyorum. Sancak’ın statü sorunu çözümlenebilir mi? Bu statünün adı bağımsızlık ya da özerklikten hangisi olabilir? Bunun için nasıl bir yol takip edilmeli? C.L. Bana göre Sancak Bosna’dan ayrıdır. Ancak Sancak Bosna’yla irtibat içinde olmalıdır; çünkü Bosna bu ulusun anavatanı sayılır. Bugün Sancak Boşnakları azınlık durumundalar. Avusturya’da da Hırvat azınlık bulunuyor ama Hırvat hükümeti bu azınlıkla bağlantılı durumda. Sancak azınlığı da Saraybosna ile bağlantı içerisinde olmalı. Sancak Boşnakları Sırbistan ve Karadağ’da yaşıyorlar, bu bir gerçektir. Sancaklı liderler Sırbistan ve Karadağ hükümetlerine kendi azınlık haklarının tanınması ve kendilerini ülkenin normal bir vatandaşı olarak görmeleri konularında baskı yapmalılar. Bundan sonra Bosnalı Boşnaklar da bu devleti kucaklayacaktır. Sırbistan ve Karadağ hükümeti burada yaşayan Müslümanları tanımadıkça bizim insanlarımız da bu devleti kabul etmeyeceklerdir. Evet belki onlar Sancak’ı tanımak zorunda kalacaklar. Fakat bizim öncelikle eşit bir vatandaşlığa ihtiyacımız var. Bu gerçekleştiğinde Sancaklılar da devletlerine saygı göstereceklerdir. Bildiğiniz gibi Sırbistan’da başka azınlıklarda var. Sancak’ta, Belgrad’ta, Niş’te ve diğer şehirlerde bulunan Boşnaklar da diğer etnik gruplarla işbirliği yapmalılar. Özellikle Voyvodina’daki azınlıkların lideri olan Çanak gibi veya Voyvodina’da ki Macarlar gibi. Aynı şekilde Voyvodina’da Katolikler de bulunuyor. Bu azınlıklar birlikte hareket ederlerse başarılı olurlar. Bildiğiniz gibi Sırbistan’da iki siyasi çizgi mevcut. Birincisi; Radikal milliyetçi çizgi. Bu çizgi bildiğiniz gibi Büyük Sırbistan’ı kurmak istiyor; bütün grupları Ortodoks potasında eritip tek bir milliyetçi akım meydana getirmek istiyorlar. Bu oldukça ilkel bir çizgidir. Diğeri ise; reformist akımdır. Bunların siyasi görüşü Sırbistan’ın vatandaşlığa dayalı bir ülke olması yolunda. Bunlar devletin sadece Sırpların değil bütün vatandaşların ülkesi olduğunu kabul ediyorlar. Sancak Boşnak azınlığı bu reformist grupla işbirliği yapmalıdır. Biz Bosnalılar olarak Sırbistan’ın ve Karadağ’ın tek bir ülke olmasını desteklemeliyiz. Bu Boşnaklar ve diğer Müslümanlar için daha iyi hatta en iyi çözüm gibi gözüküyor. Ancak Sırbistan ve Karadağ’ın tek ülke olarak kalması durumunda da Müslümanlar ortak bir İslam toplumu olmak zorundalar. Tek İslami liderleri olmalı iki ya da üç değil. Anlıyorsunuz değil mi? Sırbistan ve Karadağ’da bizim sayımız belki de 500.000 civarında. Bunu tam olarak bilmiyoruz. Bazı araştırmacılara göre Sırbistan ve Karadağ’da 1.000.000 Müslüman var. Bilemiyorum ancak kesin olan şu ki Belgrad’ta, Voyvodina’da, Sancak’ta, Karadağ ve Kosova’da oldukça fazla Müslüman var. Bu arada Kosova’da neler olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Kısaca Biz Sırplarla işbirliği yapmalıyız. Siyasette daimi düşmanlıklar ve daimi dostluklar olmaz. Kuranı Kerim’de de dendiği gibi “Siz şerri hayra dönüştürmelisiniz ve sonra sizin düşmanlarınız sizin dostlarınız haline gelecektir.” Bu bize Allah’ın bahşettiği bir dirayettir. Sırpları biz dost yapmalıyız. Onlarla işbirliği yapmalıyız. Emin olun ki çok çok iyi Sırplar var. Özellikle Sancak’ta, Belgrad’ta, Voyvodina’da çok iyi insanlar var gerçekten. Bana Sancak’taki bazı kardeşlerim ve arkadaşlarım şunu söylemişlerdi, “Cemal şunu unutma ki, dünyada Sırplar gibi kötü düşman bulamazsın, aynı zamanda dünyada Sırplar gibi iyi dost da yoktur”. Evet garip ama gerçek. Ancak bu sözde gerçeklik payı olduğunu düşünüyorum. Karadağ’ın Sırbistan’dan ayrılarak tek başına bağımsız bir ülke olma isteğine nasıl bakıyorsunuz ve bu durum Sancak’ta ne getirir? Yeni bir savaş ya da Sancak’ın parçalanması durumu sözkonusu olabilir mi? C.L. Bu Müslüman nüfus için hiçte iyi bir süreç olmayacaktır. Sancak’taki ve Karadağ’daki hiçbir Müslüman lider Sırbistan ve Karadağ’ın ayrılmasını istemiyor. Ancak Müslümanlar olmadan Karadağ’ın Sırbistan’dan ayrılması düşünülemez. Neden diyeceksiniz? Çünkü Karadağ’daki Ortodoksların çoğunluğu ayrılığı istemiyor. Ancak eğer bütün Boşnak ve Arnavut Müslümanlar “Biz Sırbistan’dan ayrılmak istiyoruz” derlerse ve böyle bir referandum yapılırsa işte o zaman bu düşünce başarılı olabilir. Müslüman ulusta maalesef İslami bilinç yok, birbirlerinin aleyhine çalışıyorlar. Ayrılmayı hak ediyorlar demek bir aptallık olur. Böyle bir durumda Müslüman ulus parçalanmış olacak, Sancak parçalanmış olacak. Bu Müslümanlar için tam bir musibet olur. Eğer Sırbistan’la Karadağ birbirinden ayrılırsa savaş çıkabilir mi? C.L. Belki de, evet bu bir savaş olabilir. Fakat böyle bir savaş Müslümanlara karşı bir savaş olacaktır. Eğer Müslümanlar Cukanoviç’i desteklerlerse yani otonomiyi, Sırbistan yandaşı gruplar Müslümanlara karşı savaşacaklardır. Eğer Müslümanlar Cukanoviç’e biz otonomiyi istemiyoruz deseler de Müslümanlarla savaşacaklardır. Harun Haciç’in dediği gibi “Biz Ortodokslarla savaş istemiyoruz Müslümanlar için en iyisi bölünmemiş bir ülkede kalmalarıdır. Biz ne size karşı ne de onlara karşıyız veya Ortodokslara karşıyız” demeleri gerekir. Harun Haciç’in bu konuda bir programı bulunuyor sanırım; bu programı yayınlayacağım. Bunun iyi bir program olduğunu sanıyorum. Bakın Karadağ’daki bazı Müslüman liderler ne diyorlar? Onlara göre eğer Karadağ bağımsız bir ülke olursa biz de ikinci büyük ulus haline geleceğiz ve hükümette yer alacağız vs vs.. Ancak bu Karadağ’daki Müslümanlarla Sırbistan’daki Müslümanlar arasındaki kardeşlik bağlarının ne durumda olduğunu da gösteriyor. Kostunitsa sonrası Sırp yönetiminde Sancak ile ilgili farklı bir düşünce var mı? Yeni yönetimin eğilimleri ne yönde? C.L. Biliyor musunuz yeni yönetim Başbakan Cinciç’in politikalarını sürdürüyor. Başbakan Cinciç ve reformistler Sancak’ı Sırbistan’ın bütünlüğü içerisinde bırakmak istiyorlar. Bence bu iyi bir süreçtir.
__________________ ![]() |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Deneyimli ![]() Üyelik tarihi: 05-25-2008 Bulunduğu yer: вєηι мυтℓυ є∂ємєdin. Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 2.896
Konular: 209
Ruh Halim: Rep puanı:1084091 Toplam Online: 2 Gün 19 Saat 11 Dakika 18 Saniye | Srebrenica Cehennemi--Cemalettin Latiç Srebrenitsa: Hunhar batı medeniyetinin (?!), bir gözü dönmüş katiller sürüsü olan Sırp canileri ile el ele vererek tarihin tanık olduğu en büyük, en trajik katliamlardan birisini gerçekleştirdiği mazlum İslam beldesi.. Hakikatte bir 'danışıklı dövüş merkezi' hükmünde olan BM, Srebrenitsa'daki muhteşem direnişi, ancak orayı 'Güvenli Bölge' ilan ederek kırabilmişti...nde tam sekiz bin Müslüman Boşnak erkeği katledildi Srebrenitsa'da...
__________________ ![]() |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Aktif Üye ![]() Üyelik tarihi: 07-04-2008 Bulunduğu yer: Hüzün Ada'sı Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 317
Konular: 36
Ruh Halim: Rep puanı:1552420 Toplam Online: 2 Gün 11 Saat 45 Dakika 35 Saniye | Emeğine Sağlık Tşkler
__________________ Şu Geçen Ömrümde Nelere Kandım Ben ki Dünyanın Süsüne Aldandım Yandım Ağladım Yİnede Uslanmadım... Nereye Bu Gidiş Nereye...! Ey Yolcu...!!! |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|