![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | Mustafa Özçelik'in Hayatı (1954 - ) 1 Kasım 1954 tarihinde Eskişehir'in Günyüzü ilçesinde doğdu. İlk öğrenimini burada (1965), orta ve lise ve öğrenimini Eskişehir’de tamamladı. (1972) Bursa Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünde (1975) ve Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde (1992) yüksek öğrenim gördü. 1976’dan 2002 yılına kadar Nevşehir ve Eskişehir’de ortaokul ve liselerde öğretmenlik yaptı. Özel öğretim kurumlarında çalıştı. Dumlupınar Üniversitesi'nde Türk Dili öğretim görevlisi olarak dersler verdi. Temmuz 2002’de emekli oldu. Evli ve iki çocuk babasıdır. Edebî hayatı 1975 yılında başladı. İlk şiiri 1975’de gelişme dergisinde, ilk yazısı 1976 yılında Mavera dergisinde yayımlandı. Şiir, deneme, makale, biyografi, öykü, masal, günlük türlerinde çalışmalar yaptı. Bunlardan büyük bir bölümü kitaplaştı. Muhtelif ilmi toplantılarda tebliğler sundu. Çeşitli şehirlerde "Türk Şiiri" üzerine konuşmalar yaptı. Şiir şölenlerine katıldı. 1984’te Suffe yayınlarınca "yılın şairi", 1997’de Gençlik dergisince "yılın şairi", 2004’te Edebiyatçılar ve Sanatçılar Birliği'nce yılın "Çocuk romancısı" seçildi. Çalışmalarının yayımlandığı dergiler: Gelişme, Mavera, Yönelişler, İslam, Kadın Ve Aile, İlim ve Sanat, Gül Çocuk, Dolunay, Düş Çınarı, Dergâh, Kayıtlar, Kültür Dünyası, Kırağı, Kardelen, Seviye, Kitap Dergisi, Bu Meydan, Kalem ve Onur, Güneysu, Kubbealtı Akademi, Bizim Külliye, Yansıma, Bir Nokta, Vuslat, Edebiyat Ortamı, Taşra Edebiyat, Yedi Iklim, Yitik Düşler, Ay Vakti ve Gonca Çocuk Şiir Kitapları: İfşa (1985), Güle Yağmura ve Bahara Selam (1992), Serenat (1995), Dünyanın Tenhasında (1996), Güneş ve Ayna(1997), Diriliş Türküsü (1997), Gül ve Hançer (2002) Deneme: Deneme: Şiir İklimi (1998) Biyografi: Yunus Emre (1984), Samiha Ayverdi (2003), Sunullah Gaybi (2004) Öykü: Kelile Ve Dinme (1990), Balıkçıl Kuşu İle Yengeç (1990), Papağan Hikâyeleri (1990), Gülün Sırrı (1995), Son Günün Sevinci (1999), Denizdeki Hazine (2004), Bir Testi Su (2004), Tales Form Mevlana-Mevlana’dan Hikayeler) Türkçe-İngilizce (1996) Roman: Şehitler Tepesi (1992) İnceleme: Mehmet Akif ve İstiklâl Marşı (2003) Kaynak Kitap: Türkçe-Edebiyat Bilgileri (1992) Antoloji: Şairin Duası - Dua Şiirleri Antolojisi (2002) |
| | |
| | #2 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | ÂFÂT Sana verilmişti emânet Arz sana verilmişti Bilemedin ateşin ve suyun kıymetini Toprağın sabrı tükendi Ve delindi kalbi yeryüzünün İşte ölümün dehşet halleri Bir bir solduruyor karanfilleri Başladı hamlesi kaderin Petrol tankları kara bir ağıt gibi Yükseliyor televizyon antenlerinden Sam füzeleri bilgisayarlar sustu Küreselleşen dünyada Bir defne dalını ve gecede üşüyen Bir serçe yavrusunu unuttun Yağmur yağmıyor artık Hileli sarnıç sularının kokularından Kalbinin derinliklerindeki korku Bir maska çeviriyor bütün yüzleri Isınmış sular öfkeli enerji yüklü Yarım kalmış çikolatasıyla Bir çocuk toprak altında Seni bekleyen dehşetengiz ölü Çukur kaz ve ölümün dilini anla Perde açılırken bir isyan susuyor Şimdi konuşan aczin dili Hani mahallemiz haritanın neresinde İncittiğimiz balıkların Bedduâsı bu dalga İştahlı bir kuyu olarak Geçiyor tarihin kayıtlarına Uçurumdan korkar toprağa basardın Banka kartları güvenliydi Oysa an meselesiydi dehşet Ölüm bir karınca sabrıyla Yanı başında bir perdenin ardından Konuşurken sana Âhiretten ve hesaptan bahsediyordu Uyanıp karşı dağlara bakmadın Solan bir yaprak ölü bir karınca Sofralarımızda insan cesetleri Fark edilmeyen bombalar Doğudan batıya dehşet sancakları Hiç biri her gün içinden geçtiğin çarşılarda Uğuldayan hayatın sırrına taşımadı bizi Bir adım bir adım daha Derken bir gün bir güne eklenemedi Şimdi soyunup dünya hâllerinden Sana göçüyoruz Rabbim |
| | |
| | #3 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | AĞIT Yorgun sesiyle bir kuş Kuytu ormanında Titriyor yalnızlık korkusuyla Varlığını geceye rehin bırakmış Diyor ki bana İçimi ısıtan sözler bul Şehzâdem ormanda kaybolmuş Şimdi ben ne söylerim lâleye Ey âvâre bulut Nerededir gün ışığı Ne zaman sabah olacak Ne zaman yağacak yağmur Ey yolcu bana künyemi oku Kolum kanadım kırık Çığlığım ol yosunlu sularda Kurşunun kokusunu alıyorum Ölümümle başlayacak hayat Puslu bir sabahta Ben ki bu bahçelerin En son sesiyim bir daha duyulmayacak Unutma gözlerimi Geldim ve gidiyorum işte Bırakarak yeni doğmuş çocuklara O güzelim maviliği Dallarında sükût olan bahçede İşte ben orda mâsum yüzümle Avcılardan ve ölümden bîhaber Bedenim kaybolsa da Yaşayacağım kaftan rengimle Sulara bakıp sonsuza kadar |
| | |
| | #4 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | AKŞAM Kırık su aynalarında hicran içinde Kendini seyreden kuğu Ne görür kendinden başka İşte cânını arayan cânân Desem ki ben de unuttum Sesimin bütün renklerini Ne lâle ne kızıl erguvân Ahvâlim perişan yüzüm kan Dünya ki sihirli bir kuyu Her damla suyu bir ağu Kuytu kıyılarından geçsek de Hayat ölüme doğru bir koşu Bu devran içinde bir zaman Aynam deyip göğe baksam Bir resim çeksem kendime ait Geçen zamanı kollasam Ne yapsam çoğalır akşam Bütün yollar ölüme çıkar Tükenir kalem tükenir kan Ah ne yapsam tükenir akşam |
| | |
| | #5 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | AKŞAM KUŞU (dergide kuş sesi) Kendi bahçesinde yağmurlarla ıslanıp Kendi kokusuyla çıldırıyor karanfil Kendi yüzünü tanımaktan yorgun bir serçe Gözlerime dalıyor avcılardan kaçıp Bütün bunlar senden işaret diye Gizemli yollarına düşüyorum hayatın İnce ince yağıyor yağmur Kuşlar saçak altında Titreyen bir kelebekten habersiz Güneşin resmini çiziyorlar dağlarına Oysa çoğalıyor akşam Uykuya hazırlanıyor hayat Üstümüzde gecenin yelkenlisi Şimdi gülümse kendine İçine dön ve aşka çevir yönünü Kalbinin tenhâ sokaklarında Hüzzâm bir şarkıyla yürü Orda ince bir elif gibi ürkek bir ceylan Bir dağ ararken kendine Narin bir meltemin sesini duy Pırıl pırıl yansın aynanda hayat Gülden yaseminden Gecenin renginden Söylediğin bu içli söz Dudaklarına tâc olsun Saçlarına rüzigâr Bir akşam kuşu gibi gel Bir fısıltı gibi Kalbime düşsün o eczâ Rûhum ürpersin ve titresin cânım Ağacının altında üşüyorum Bana hırkanı ver Bu ıssız gecede rüyalarım benim Kimseler görmüyor beni Sen benim yağmurum Bitmeyen tûfanımsın Ey bu tenhâ gecede Kalbime düşen ay |
| | |
| | #6 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | ALAZ Bu delirmiş sel sularında Sürüklenip giden hayat Doludizgin içinde koştuğumuz günler değil miydi Daha uzun arzulardan geriye kalan Ev suyun su evin içinde Uçurumlara köpük köpük koşan taylar Şimdi hangi ovaların rengini almalı Tedirgin bir gökyüzü öfkesini boşaltırken üstümüze Yarasına bakıyor bir genç kız Bir ağaca sarılmış cesede ağıtlar yakarak Anne delirmiş dağ yollarına koşuyor Acı bir gülüş kaybolmuş hâfızadan geriye kalan Şuramda ağır bir sancı çaresiz ağlıyorum Tutup karanfiller bırakıyorum isimsiz mezarlara Uyandırılmış suların çoğalan öfkesi Sırılsıklam yıkıyor hayatımızın bendini Yeni dualar öğrenip göz yaşı tadında Durmalıyım Nuh’u hatırlayıp tövbenin kapısında Kapanmalı dünya dehlizleri içimde birer birer Yeni sözlerim artık hep sana dâir hep âşikâr |
| | |
| | #7 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | ANAFOR Gerildi toprağın yayı Sonra rüzgâr çıktı Gece gündüze kavuşt Başladı anafor Gök devrilince Yıldızlar indi yere Şimdi yolculuğumuz Mevsimden mevsime Hücremizde yer değiştirdi Ölüm ve korku Sular yükselip çekildi Şehir harâbe Kendini gör aynada Çölün safîr yolcusu Ömrün zili çaldı Çekip gidiyorsun işte Bahçende açan Şimdi ne karanfil ne lâle Herkes kayboldu Kaldın kendinle Artık topallamıyor atın Geldin menzile Çözülüyor iplik iplik Bitiyor gece |
| | |
| | #8 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | ARZ-I HÂL Beni benden al ey merhamet Bana da göster tılsımını rüyâların Çünkü ölüme emânet edilmişim Gündüzün kaderi bana da yazılmış Saatim durdu sükûtun içindeyim Yüzümden öpüyor beni toprak Şimdi sevincim yerdeki karınca Sabrın ulu ormanı ve bereketli başak Bir ışığa dokundum gördüm seni Bir bakışın ışığında kül oldum Bir koku yayıldı senin nefesinden Bir daha bir daha açan gül oldum Ebedî bir baharın taraçasında Bütün övgüler yalnızca sana Geceden geçip gündüze erdik Mesûduz şimdi yeni dünyamızda |
| | |
| | #10 (permalink) |
| a {a}_ş {ş}_k {k} ![]() | rica ederim sağolasın ----------- ATLAS Birdenbire mevsim, birdenbire aşk Yorgun bir akşam kuşu Gecenin sesine kendini katarak Hangi dağın ardında Hüznün kumaşını dokur Sakla beni kalbim, güneş kanıyor Sal üzerime merhamet bulutunu Uzun bir yolun önündeyim Sen olmazsan eğer içimde Tüketir beni o hain korku Çadırımız sökülsün vakit tamam Göçebe aşkların çocukları Acının yorgun atlarına binip Bir kehânetin ardından yürüsün Bir yusufçuk kuşu konsun yüzlerine Ne yapsalar biter ihanetin gecesi İçimize üflenen nefes Çağırır bizi tûfanlara ve yağmurlara Ve biz dağlara çekiliriz Üstümüzde bir hatıra olur ıslak gece İşte yine önündeyiz burası toprak Bizi bağışla bozgun bitti Bakışlarımızda saklı kalan Ne varsa burada bırakıp Gün ışımadan yollara düşelim |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| MUSTAFA OĞUZ | aa_şş_kk | Edebiyatcılar ve Yazarlar | 2 | 02-03-2008 22:57 |
| MuSTaFa GuNGeCe ;) | SeBeBi(M) | Şarkı Sözleri | 0 | 01-13-2008 14:47 |
| Gamze ÖzceLik wideosu +18 | MisS MuяdєR | Komik Resimler | 10 | 12-24-2007 13:47 |
| MUSTAFA ABİ:) | ¦«Mav!mS!»¦ | Komik Yazılar | 11 | 05-29-2007 01:04 |
| Mustafa Jackson | Barisss | Paylaşmak istediklerim | 2 | 07-22-2005 22:12 |