![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Top 10 Üyeler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Forum Üstadı ![]() Üyelik tarihi: 12-29-2005 Bulunduğu yer: uçurumun kenarından kimsesizler diyarından gelmiş birisi... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 4.760
Konular: 84
Ruh Halim: Rep puanı:354821 Toplam Online: 4 Saat 28 Dakika 53 Saniye | ![]() Bu sabah beni uyandırmadan işe gitti. Giyindiğini duydum, ama kalkmadım. Kalkmak istemedim. Bir ara yatağa eğilip bir süre yüzümü seyretti. Soluğunu hissettim. Uyumadığımı fark etti sanıyorum. Ama bir şey demedi. Gözlerim kapalıydı, ama yüzüme umutsuz bir hüzünle baktığını hissettim. Günlerdir doğru dürüst birşey konuşamıyoruz. Birbirimizden saklanarak yaşıyoruz sanki. Oysa bir yıl önce ne büyük bir hevesle başlamıştık birbirimizi sevmeye... 5 aydır bende kalıyor. Günlük hayatın o basit, o bayağı ayrıntıları sevgimizi acımasızca kemiriyor. Ama o bu konuyu açmaktan ısrarla kaçıyor. Ne zaman ilişkimizin nereye gittiğini konuşmak istesem, ya konuyu değiştiriyor, ya kaçamak cevaplar veriyor... Kalktığımda mutfakta notunu gördüm: Sevgilim, öyle güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım. Bu gece işyerinde nöbetçiyim. Beni merak etme. Sevgiyle, yazıyordu... Notunu okuyunca gözlerim doldu. Bir bıçağın ucu kalbimde hafifçe gezindi sanki... Ona karşı hoyrat davrandığımı hissettim bir an. İlişkimizin sürmesi için asıl çırpınan oydu sanki. Bir de bana bu aralar çok ihtiyacı vardı. Başka bir eve taşınacak gücü yoktu. Aslında ben de onu hayatımdan kolay kolay çıkaramazdım. Bir tek onunla huzur içinde uyuyabiliyordum. Bu sevginin en gerekli koşullarından biridir, bilirsiniz. Ama başka bir sevgiliyi, başka bir aşkı özlüyordum. Ve bu kentten uzaklara, çok uzaklara gitmek istiyordum. Hem onsuz uyuyamıyordum, hem de çok yalnızdım. Ben ondan uzaklaştıkça, o da benden uzaklaşıyordu. Uzaklaştıkça ruhumuz üşüyor, üşüdükçe de örtünüyor, birbirimizden gizleniyorduk. Gizlendikçe daha bir yalnızlaşıyorduk... Bütün gün onu düşünüp içtim. Başka hiçbir şey yapmadım. Akşam oldu. Şehrin ışıkları yandı. Kalktım internetimin başına geçtim. Aslında yaptığım büyük bir hataydı. Bu ilişkiyi tamamen bitirebilirdim. Ama nedense kendime karşı koyamadım. Ve internette onun sayfasına girdim... Sayfasının ismi Ayazdaki Bir Yürek?ti. Fransız yönetmen Claude Saute`nin bu filmini birlikte gözyaşları içinde seyretmiştik... Filmin ismini günlerce sayıklayıp durmuştu. Benim de yüreğim hep ayazdadır, diyordu. Sinema tutkunuydu. Para bulduğunda çekmeyi düşündüğü bir sürü senaryosu vardı... Ama parası hiç olmuyordu. Zamanının daraldığını düşünüyor, yaptığı işlerin onu asıl yapmak istediklerinden uzaklaştırdığını fark ettikçe hırçınlaşıyor, bu yüzden çalıştığı yerlerde fazla barınamıyordu... Kendimi tiyatrocu Ümit olarak tanıttım ona... Dedim ya, yaptığım büyük bir hataydı diye... - Sizi tanımak istiyorum.. Ben tiyatroyla uğraşıyorum. Adım Ümit. Arada sırada dublaj yaparım. Adını söyledikten sonra, onu aramama iten nedenin ne olduğunu sordu. - Sitenizin ismi Ayazda Bir Yürek. Yanılmıyorsam bu bir filmin adı. - Evet, Claude Saute?nin filmi. Çok etkilenmiştim. Siz seyrettiniz mi?.. - Seyrettim. Ben de çok etkilenmiştim. Sinemayla ilgilisiniz galiba. - İlgili ne demek. Sinema benim tek tutkumdur. Senaryo yazıyorum. En büyük idealim yazdığım senaryoları çekebilmek... Ama para meselesi işte... - Şu an ne iş yapıyorsunuz? - Reklamcılıkla ilgili bir dergide editörlük yapıyorum. Çok sıkılıyorum ve atılmam an meselesi... Sizin işler nasıl? - Pek iyi sayılmaz, hatta berbat diyebilirim. Tiyatro çevresini bilir misiniz, bilmem. Hep ahbap çavuş ilişkileri geçerlidir. Yoz, çürümüş bir dünya. İdealist, dürüst insanlara yer yoktur bu dünyada... - Desenize sinema dünyasından pek bir farkı yok. Peki söyler misiniz, bizim gibi insanlara ne zaman şans tanınacak? - İşimiz çok zor. Ya kurallara uyacağız, ya da köşemizde bekleyip hüzün biriktireceğiz... - Hayır, ben köşemde oturup beklemek istemiyorum. Mutlaka bireyler yapmalıyım. - Şu an neredesiniz? - Lanet olası işyerimdeyim. Bitirilmesi gereken sayfalar var. Yarın dergi baskıya girecek. Ya siz, siz neredesiniz? - Ben evimdeyim. Ve canım hiçbir şey yapmak istemiyor. - Yalnız mısınız? - Evet, yalnızım. - Birlikte olduğunuz kimse yok mu? - Neden sordunuz? - Hiç işte, öylesine sordum. - Hayatımda biri var. Ama şu an evde değil. - Peki siz, sizin hayatınızda biri var mı - Evet, var... - Ne iş yapıyor? - Yazar. Oldukça da tanınmış bir yazar. Bir yılı aşkındır beraberiz. - Nerede yazıyor? - Nerede yazdığını söylemesem. Onu bilmenizi istemiyorum. Kitapları da var. Peki, siz ne zamandır birliktesiniz? - Ne tesadüf bizim de ilişkimiz bir yılı aştı. Ama yolunda gitmeyen şeyler var. Tıkandık. Galiba. Birbirimizden gizlenerek yaşıyoruz ne zamandır. Aynı evdeyiz, ama birbirimizden çok uzaktayız... - Bizim ilişkimiz de pek farklı sayılmaz. Biz de tıkandık. Ne zamandır yoğunlaşamıyor bana. Varsa yoksa yazıları ve okurları. Bazen beni görmediğini bile düşünüyorum. İlişkimiz tıkandıkça kendini yaptığı işe daha çok veriyor ve benden daha çok uzaklaşıyor. - Hayatında başka biri olabilir mi? - Biri değil, birileri var. Flört etmeyi çok sever. Ama ilişkiler biraz derinleşmeye, ciddileşmeye başlamaya görsün, hemen bitirir. Bağlanmaktan çok korkar. - Peki, nasıl katlanıyorsunuz bu duruma, çok zor olsa gerek. Ben olsam dayanamazdım. Ayrılmayı düşünmüyor musunuz? - Çok düşündüm. Ama bu konuda biraz korkağım galiba. Bir de ona çok alıştım. Yalnızca onunla uyuyabiliyorum. - Sizin de hayatınıza başkaları giriyor mu? - Evet, giriyor. Ama hiçbiri onun yerini tutmuyor. Hay Allah, neler konuşuyorum sizinle ben böyle... Ben en yakın arkadaşlarımla bile bunları rahat konuşamıyorum... - Ama bana rahatça anlatıyorsunuz... - Bilmiyorum, belki sizi hiç tanımadığım için, bana bir yabancı olduğunuz için bu kadar rahatım sizinle... Hiç tanımadığı insanlara daha kolay anlatıyor insan kendisini... Peki, siz birlikte olduğunuz insanla her şeyinizi konuşabiliyor musunuz?.. - Evet, desem yalan olur. Ben de sizin gibi hiç tanımadıklarıma daha rahat anlatıyorum kendimi... - Sevgilinizin yerinde olmak istemezdim... - Ben de sizin sevgilinizin yerinde olmak istemezdim. - Hayatımız ne kadar yorucu değil mi? Belirsizlikler beni çok yıpratıyor. Her şey net olsun isterdim. Hiç tanımadığım birine en gizli şeylerimi anlatmak bana acı veriyor. Kendimden utanıyorum. Ama yine de yapıyorum. Ne kadar yalnızım demek ki, ne kadar susamışım birine kendimi anlatmaya... Sabah işe gelirken onu uyurken seyrettim. Öyle masum görünüyordu ki... Neden hiç başladığı gibi sürmez ilişkiler... - Aşk çok güzel bir şeydir, ama kısa ömürlüdür. - Kısa ömürlü olduğuna inanmıyorum. Aşkta Sahip olduklarımızın değerini bilmiyoruz, hemen tüketiyoruz. İlk günlerimizi öylesine çok özlüyorum ki. Soluk alamazdım bazen. Kış günü bütün pencereleri açardım. Yanımdayken bile özlerdim. Soluksuz kalıp öleceğim sanırdım hep. Nereye dokunsam ona dokunmuş gibi olurdum. Nereye gitsem beni gördüğünü hissederdim. Tanrım gibiydi o. Bedenime dokunurdum ve dokunduğum yer hazla titrerdi. Çünkü kendime dokunduğumda ona dokunmuş gibi olurdum. Kanardı dokunduğum heryerim, tıpkı onunla sevişirken kanadığı gibi... Ama son zamanlarda onu öptüğümde bir boşluğu öper gibiyim... Artık birbirimize tahammül etmek zorundayız. Para biriktiriyorum, ayrı bir eve çıkmak için. Bir süre daha onun evinde kalmaya ihtiyacım var. - O bunları biliyor mu? - Biliyor, ama bunları hiç konuşmuyoruz onunla. Gitmemi bekliyor sanırım. Yalnızlığı ve yazılarıyla baş başa kalmak istiyor ve uzaktaki bir sürü sevgilisiyle... Ayazda iki yüreğiz biz şimdi... - Soluksuz kalırdım, dediniz ya, aklıma bir şey geldi. Gazetelerden birinde yazmıştı. Küçük bir çocuk karpuz yerken, kaçırmış. Aradan günler geçmiş. Çocuk gittikçe soluk almakta zorlanıyormuş. Tıkanmaları artınca doktora götürmüşler. Röntgen çekilmiş ve soluk borusunda karpuz çekirdeğinin kök yaptığı görülmüş... Soluğunu tıkayan buymuş. Hemen ameliyata sokmuşlar ve bu kökü söküp almışlar. Çocuk rahat soluk almaya başlamış. Ama birkaç gün sonra ölmüş!.. Aşktan söz edilince hep bu olay gelir aklıma. Aşıkken soluk almakta zorlanırız,ama aşk olmayınca, onu bizden aldıklarında ölürüz. Ve kimse niye öldüğümüzü anlamaz... - Çok kötü oldum. Bütün bedenim ürperdi.Bana ne yaptınız böyle. Her şeyi unutmaya çalışıyordum oysa. Bütün duygularım ayaklandı birden... Sizde anlayamadığım bir şey var... - Nasıl bir şey? - Sanki sizi çok eskiden beri tanıyormuşum gibiyim... Biliyor musunuz, insanda uzun yola çıkmak duygusu uyandırıyorsunuz. - Aşık olduğumu hissettiğim anlarda uzun bir yola çıkmayı çok isterim.. - En çok nereye mesela?.. - Trabzon?daki Uzungöl?e... Orada hem kendinizi sonsuzluk içinde hissedersiniz, hem de acı veren, ama şefkatli bir korunaklılık içindesinizdir.... Tıpkı aşk gibi... - İnanmayacaksanız belki ama, ben de orasını düşünmüştüm.Ne tuhaf, internette kurulan dostluklara, yakınlıklara pek inanmaz, gülüp geçerdim. Ama şu an sizi görmeyi ve yüz yüze tanışmayı öyle çok istiyorum ki... - Farkında mısınız, sabah oluyor?.. - Evet, vaktin nasıl geçtiğini fark etmemişim bile. Peki siz, siz benimle yüz yüze görüşmek istiyor musunuz? - İstemiyorum, desem yalan olur... Hatta ben sizinle hemen bugün Uzungöl`e yola çıkmak istiyorum.. - Siz ciddi misiniz, yoksa benimle dalga mı geçiyorsunuz? - Hayır, hiç olmadığı kadar ciddiyim. Ama siz bu yolculuğa hazır mısınız, sorun o... - Hazırım... Ben biraz deliyimdir. Siz benim deli yanımı bilmiyorsunuz daha... - Peki işiniz, asıl önemlisi sevgiliniz... - İşimin canı cehenneme. Zaten bugün yarın çıkartacaklardı. Onlar atmadan ben ayrılırım şerefimle... - Peki sevgiliniz?.. - Nasıldı o dizeler: Can çekişen aşkları vurmalı, Vurmalı ve sıradan bir intihar süsü verilmeli... Akif Kurtuluş`un dizeleri yanılmıyorsam.. - Sevgilinizin yerinde olmak istemezdim... - Nerede ve kaçta buluşuyoruz? - Atatürk Kültür Merkezi`nin önünde, saat 12.00?de... Peki sevgilinize ne diyeceksiniz? - Onu arar, her şeyi söylerim, o işi bana bırakın. Hadi, şimdilik hoşça kalın... Ve birkaç dakika sonra telefonum artarda kez çaldı. Açmadım tabii ki, telesekreter devreye girdi. Telesekreterin sesini iyice açtım. Konuşması tedirgindi. Beni incitmekten korktuğu belliydi: Canım, birbirimizi çok sevdik, ama ne zamandır sevgimiz bizi korumuyordu.Son günlerde ikimizde çok yalnızdık. Bitmesi ikimiz için de iyi olacak. Seni hep güzel anmak istiyorum. Uzun bir yola çıkıyorum. Beni merak etme ve bekleme. Belki bir gün seni ararım. Hiç beklemediğin bir anda... Seni incittiysem bağışla. Evet, ben de en az onun kadar deliydim. Hemen bavulumu hazırlamaya koyuldum. Beni görünce ya mahvolacak ya da uzun yola çıkacaktık. Birlikte ne zamandır çıkmayı düşlediğimiz, ama bir türlü çıkamadığımız o uzun yola...
__________________ ![]() Halbuki Sen bir "Düştün" |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Forum Üstadı ![]() Üyelik tarihi: 12-29-2005 Bulunduğu yer: uçurumun kenarından kimsesizler diyarından gelmiş birisi... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 4.760
Konular: 84
Ruh Halim: Rep puanı:354821 Toplam Online: 4 Saat 28 Dakika 53 Saniye | ![]() Gerçek Bir Aşkın Dengesiz Kelimeleri... Yazsam da seni kelimelerin pişmanlığıyla sayfalara, sen hala başkasının kollarındasın vicdansızlığınla.Sana yazılan kaçıncı cümledir bilmem ama hala bitmiyorsun her anın sensizliğinde ve çıkıyorsun her daim karşıma geçmişin kollarında. Bir ceza mısın bir aşk mısın ruhumda?Her daim unutup unutup yaşattığım, her kelimeyi seninle buladığım yazılardasın hala.Geçmişimin gölgesi gibisin şimdilerimde ve şimdilerim her daim seninle. Erişemem yalnızlığına parmağındaki halkadan geçip.Erişemez aşkım dudaklarına yatağındakinin izinden gidip. Sevdiğimi ve sevdiğini bilse de tanrı vazgeçmez oynatmaktan gerçeklerimizi. Ahhh sevdiğim ahhh ... Hangi yaradılanı alsam karşıma? Hangi Tanrıya isyan etsem uzaklığında? Yada hangi parmağındaki halkayı ezip geçsem?Ne şekilde bitersin?Ne şekilde biterim benden? Gidemiyorum işte hala sensizliğinden.Ne kelimeler bırakır beni ne uzaklığın sarar bedenimi.İki ucu boklu bir değneğin hangi tarafında bulsam seni? Bak yazdıklarım taşıyamıyor artık ,dengesizliğimi saklamak için seni.Her bir kelimem kopardı zaten zincirini, başı boş duygularım gibi. Daha geçen gün bir hayalet gibiydin benliğimin zindanlarında.Tekrar çıktın karşıma.Adımların hala silik, bir ileri , iki geri…Yüzyılların kederi çökmüş ruhuma anıların gibi. Yeter artık diye bağırsa da kimliğim sen hala aynısın yatağımda.Düşlerin hala sana dokunur, dudaklarım hala sana söver o biçimsiz aşkın iltifatlarıyla. Nedir bu bulup bulup fırlatmak seni?Nasıl bir döngünün kölesiyim zaman denilen kahpenin ellerinde?Hangi zindanların balçıkla kaplı duvarısın ve hangi zindanların saçı sakalı, aklı karışmış esiriyim? Hani bitmişti sevdamız kelimeler diyarında?Hani bir bir asmıştım parmaklarımı saçlarına?Hıh…Şimdi o yazılanların hayal kırıklığı sayfalarımda! Gitmiştin hani son gece aşkımızın diyarından.Gitmiştin ya seni bulan kurtuluşa yatağımdan!Ne oldu şimdi sevdiğim?Nedendir bu gerzek sevda? Kime sorsam, kime patlatsam bizi?Hangi taşa yatırıp alevlere sarsam seni?Yoksa ormanların yalnızlığında mı unutsam seni?Bir varsın bir yoksun işte ne desem ki? Sayfalar bile bıktı tanrının tarafsızlığından! Ne mektuplar yazıldı, yazıldı da yollanmadı.Onlar bile çıkış bulamadı bu hikayeden. Her birinde çelişkiydin şimdi ve şimdilerde olacağın gibi. Seviyorum işte seni dengesizde olsa yazılan kelimelerin ifadeleri! Anlattımda anlayamadın mı beni?
__________________ ![]() Halbuki Sen bir "Düştün" |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Forum Üstadı ![]() Üyelik tarihi: 12-29-2005 Bulunduğu yer: uçurumun kenarından kimsesizler diyarından gelmiş birisi... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 4.760
Konular: 84
Ruh Halim: Rep puanı:354821 Toplam Online: 4 Saat 28 Dakika 53 Saniye | ![]() Az önce terkettim O'nu, çok az önce... Tüm düşlerimin tanrıçasıydı; acısını hissettiğim, benliğine taptığım, gözlerine yandığım, uğrunda ‘’yok olduğum’’ tek vazgeçemediğimdi O... Değer yargılarımın esası, inançlarımın en kutsalı, sigaramın dumanında o gözyaşı tanrısı, çektiğim esrarın kurtaran cezası, şarabımın sarhoş eden mis kokusu... Haricimizdekilerin hiç tadamadığı, sevginin tükenmeye inat çoklaştığı, öfkenin inadına duygusal sözcüklerin işgal ettiği anlarla varlaşan bir aşktı bizimkisi, ve imkansızdı maalesef… Çok güzeldi O… Yüreğine aşıktım en çok, sonra da beni intihardan çeviren o canım gözlerine… Her gece giyisilerini koklayarak, kalemi elimde, kolyesi boynumda yok olmaya çalışırdım, ve lanet olsun uyanırdım her sabah… Nedendir bilmem ( ! ) her şarkıda aklıma gelirdi, ya da hiç aklımdan çıkmadığı için ben yine sanmalara kapılmıştım… Sesi kulağımla seviştiğinde çok zevk alırdım, her sözünün yüreğimde depolanarak acısını hep paylaşmak, gülücükleriyle yeniden ve en aşık doğmak… Çok Seviyor ( um ) dum O’nu… O’na ait ne varsa hissetmek istiyordum; O’nu koklamak, O’nu öpmek, yüreklerimize seksin en zevkli anlarını yaşatmak ve inleyişlerimizin haykırışlara dönüşmesini sağlamak… Omzuma uzandığında saçlarına dokunmak, beraber mücadele ederek gülmek, ağlamak, tükürmek… En çokta yağmurda sevişmeyi isterdik; O’nun ıslak dudaklarını hissetmek, nefesinin tüm benliğime işlemesi, terleyen ellerimizi sabaha dek hiç ayırmamak, koşmak rüzgara doğru, sebepsiz kahkahalarla bu anları tadmak bir gece vakti… Çok şey mi istemiştik ? Çok büyük o aşk için, çok az bile sayılmaz mıydı bunlar ?.. Ve hastalığımı öğrendiğimde lanet okudum varlığıma, O geldi hemen aklıma, tüm düşlerim yok oluyordu, defolmam gerekiyordu artık, zamanı gelmişti ayrılığın, kahretsin !.. O’nun yaşamını mahvetmeye hakkım yoktu , O’na zarar vermek ise beni mahvederdi, O kabullense de mahvolmayı… Tek üzüntüm O’ndan uzaklaşmamın gerekiyor olmasıydı, umrumda bile değildi uzaklaşma sebebim ( hastalığım ) … Düşlenen bunca düşü ise yok etmek, hiç kolay değildi unutmak… Ama kabullenmem gerekiyordu, ilk defa sustum mecburiyete, boyun eğdim O’nun için… Ve defoluyorum haydi… Hoşçakal tanrıçam, Hoşçakal Sevdiğim… Kutsalım Hoşçakal…
__________________ ![]() Halbuki Sen bir "Düştün" |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Forum Üstadı ![]() Üyelik tarihi: 12-29-2005 Bulunduğu yer: uçurumun kenarından kimsesizler diyarından gelmiş birisi... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 4.760
Konular: 84
Ruh Halim: Rep puanı:354821 Toplam Online: 4 Saat 28 Dakika 53 Saniye | ![]() Halbuki Sen Bana Gidişinin ardından fazla geçmemişti.Sadece yarım saat olmuştu oturmuş salya sümük ağlıyordum. Ardından lanetler yağdırıyor,sevdiğin her şeye bir bahane bulup ya kırıyor ya da ortadan kaldırıyordum.Canımı acıtmıştın giderken.Hiçbir sebep yokken terk edip gitmiştin. Hem de yalvarmıştım ben sana gitme ne olur kal benimle diye.Dinlemedin beni. İnadın tuttu mu tutardı hep. Ama bu sefer öyle bir inattı ki dönüşü yoktu. Tren garına kadar gelmiştim seninle.Zaten on beş dakikalık yoldu arabayla.Seni yolcu etmemi istemedin. Ne vardı bilmem ki o şehirde. Neyine yetmemişti İstanbul? Yoksa ben mi çok fazla gelmiştim sana?Neydi bilmiyorum gidişindeki sebep.Sadece beni çok üzdüğünü iyi biliyordum.Ve gitmemen için yalvarıyordum. Sen dinlemedin beni. Zaten dinlesen şu an yanımda olurdun.Niye ayrıldık onu da bilmiyorum. Hem de seni çok ama çok severken. Sonbaharları bu kadar çabuk getirmek zorunda mıydın?Elinde sadece bir çantan vardı. Eşyalarını zaten göndermiştin kamyonla.Taşınıyordun.Bu şehirden gidiyordun. Ayrılıyorduk. Aramıza inatla yolları koyuyordun.Sana son kez sarılırken; “Gitme.Ne olur? Bu şehirden benim yüzümden gidiyorsan gitme.Aramam sormam. Gelmem evine .Bu şehirde olman güven veriyor bana.Aynı şehrin gökyüzü altında olmak…” Sen gözlerime baktın.Ve; “Bitmesi gereken bir ilişkiydi.Emin ol bu şehri terk etmemin sebebi sen değilsin. Yeni bir iş buldum Ankara’da.Kaçırılacak bir fırsat değil. Tesadüf eseri ilişkimizin bittiği bir ana denk geldi o kadar…Yeniden seversin merak etme.Söz ,seni hiç unutmayacağım. Seninle iyi-kötü çok şey yaşadık.Ama bitti…” Öyle alınmıştım ki sözlerine.Yeniden seversin demiştin.Halbuki ben senden başka kimseyi böyle sevemezdim.Bunu biliyordun….. Her şeye rağmen gitmiştin.Dedim ya ardından ağlıyordum.Çünkü gittiğin andan beri seni özlüyordum .Hem ağlıyor hem de söyleniyordum. “Allah seni bildiği gibi yapsın.Aptal herif.Yeniden severmişim?O kadar kolay mı? Sen demek beni bu kadar çabuk unuttun.Git gidebildiğin kadar.Nereye kadar gideceksin? Sanki Ankara’da seni bulamayacağım?” Bir çay demledim.Ağlıyordum hala.Bir süre sonra televizyonu açtım. Koyu Beşiktaşlıydık. Beşiktaş’ın maçı vardı. Beraber izlerdik önceden. Ama ben bu sefer yalnız izliyordum. Maçı Beşiktaş aldı. İki kişilik sevindim yanımda sen olmadığın için.Maç biter bitmez flaş haberle kestiler programı.Spiker konuştukça deli oluyordum. Bindiğin tren kaza yapmıştı.Yüzlerce ölü var diyorlardı. Senin onların içinde olmaman için bildiğim tüm duaları ediyordum. Arabaya bindim.Sürebildiğim kadar hızlı sürdüm.Sana geliyordum.O kadar gitme demiştim sana.Niyeydi bu acele bilmem ki? Vardığımda gözlerime inanamadım.Ben seni bu paramparça trene bindirmemiştim ki….. Seni aradım her yerde. Ama yoktun.Hastaneleri bir bir dolaştım. Tekrar kaza yerine gittim. Hala seni arıyordum.Buldular seni.Buldular ama ne çare.Sen terk etmiştin bu dünyayı. Başında ağıtlar yaktım. Ardından yağdırdığım lanetlere mi kızdın da terk ettin beni? Sana aptal herif dediğim için mi? Yoksa gelip seni bulmamdan mı korktun? Sen Ankara’da ol.Gelip bulmam seni.Yeter ki bu kadar uzaklara gitme. Terk et beni, yine ayrılalım de, unut beni, başkasını sev de ama ne olur yaşa.Yalvarıyorum yaşa.Kalk şaka yaptım de. Ne olur konuş benle.Senden nefret ediyorum de ama ne olur konuş. Seni seviyorum ne olur dön,gel. İstediğin şehirde benden uzak ol ama yaşa.Söyle ben şimdi yerine kimi koyayım?Bu kadar zamansız bu kadar uzağa gitme. Beni unut ama dön.Yalvarırım yaşa, nefes al, konuş benimle. İstemesen hemen giderim ne olur kalk… Yine dinlemedin beni. Yine bildiğini okudun.O şehre gelip bir gün seni bulmaya yemin etmiştim.Senin bana geri döneceğini sanmıştım.Yeniden bana sevgini vereceğini… Ama ne fayda…. Başkaları bana senin cansız bedenini verdi…. Ben senden sadece bir merhaba beklerken senin cansız bedenin benim kollarımın arasındaydı. Böyle severken seni bu kadar uzağa terk ediş niyeydi? Bile bile mi gittin yoksa? O yüzden mi acele gittin? Benden kaçmak,kurtulmak için mi hızla çağrılan Azrail’e kendini teslim ettin?Bu dünyayı niye böyle hızlı terk ettin? Halbuki sen bana sadece bir şehri terk etmek istediğini söylemiştin…
__________________ ![]() Halbuki Sen bir "Düştün" |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Forum Üstadı ![]() Üyelik tarihi: 12-29-2005 Bulunduğu yer: uçurumun kenarından kimsesizler diyarından gelmiş birisi... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 4.760
Konular: 84
Ruh Halim: Rep puanı:354821 Toplam Online: 4 Saat 28 Dakika 53 Saniye | ![]() Son vedam sevdiğime.. Güzel bir film tadındaydı yaşadıklarımız. Ve bu film üç bölümden oluşuyordu. Birinci ve ikinci bölümün ardından üçüncü yani son bölümü oynuyoruz birlikte. Başrol oyuncuları ise sen ve ben. Defalarca bulup kaybettim seni. Ve artık yorgunum. Seninle bu oyunu daha fazla sürdüremeyeceğim. Her yaşadığımız anda ben bu anı yaşadım demek istemiyorum. Çünkü hep aynı şeyleri yaşatıyorsun bana. Önce geliyorsun hiçbir şey olmamış gibi hayatımın tam ortasında duruyor sonra yine hiçbir şey olmamış gibi kenara çekiliyorsun. Olan yine bana oluyor. Tam unutmuşken yada alışmışken yalnızlığına, küllenirken yüreğimde sevdam birden kor haline geliyor. Ve inan bu acı terk edişinden daha çok acıtıyor canımı. Hayatımda üç kez aşkla karşılaştım. Birincisi çocukluktu, ikincisi gençlik, üçüncüsü ve son olanı ise sendin. Neydi beni sana bu denli bağlayan bilmiyorum. Yokluğunda hayatıma girmek isteyen, hayatım, geleceğim olmak isteyen insanlar çıktı. Hiç birisine karşı bir şeyler hissetmedim. Çünkü tüm ruhumla seni seviyordum. Çünkü damarlarımda kan yerine sen dolaşıyordun. Yokluğunda neler yaşamış neler umut etmiştim. Umudumu hiç kaybetmeden bekledim seni, olurda bir gün dönersin diye. Ama senin dönüşlerin hep hayatın bana sunduğu oyunmuş. Ve ben artık bu oyundan çekiliyorum. Sen fırtınalı günler yaşarken beni sığınılacak bir liman olarak gördün. Fırtına dinene kadar sığınıp sonra yine yoluna devam edecektin. Ve öyle de oldu. Neden bilmiyorum senin hakkında ne düşünürsem hep haklı çıkıyorum. Keşke haklı çıkmasam diyorum ama sen beni hiç yanıltmıyorsun. Kurulmuş bir zamanımız var bizim. O süreyi aşınca tüm sihir bozuluyor ve her şey eski halini almaya başlıyor. Sen bir tarafa ben bir tarafa. Bir gün yine kendini yalnız ve mutsuz hissedersen ve kendi kendine neden ben diye sorma. Çünkü Allah hiç kimseye hak etmediği acıları yaşatmaz. Dilerim ki o duyguları hissetmezsin. O duygular ki insanı yaşamdan koparan, soğutan, soyutlayan. Zamanla alışılıyor elbet herşeye. Ben farklı bir insan olduğum için ve her türlü acıyı yaşadığım için çok uzun sürüyor unutmam. Ama alışıyorum. Uçurumun kenarında gibiyim. Bir adım ileri atsam dipsiz boşlukta yok olup gideceğim. Bir adım geri atarsam önümde iki yol; birinci yol yaşam, ikinci yol ise ileri adım atmam ile aynı. Ve ben şimdi geri adım atarak iki seçenek sunuyorum sana tercih senin. Ya gel yaşat beni ya da bırak yalnızlığının boşluğuna. Seni kaybetmekten öyle çok korkuyorum ki bu korkular işkenceye dönüşüyor. Gecelerde daha bir artıyor bu can yakmalar. Uykularım kaçıyor uyuyamıyorum. Nasıl bu hale geldiğime inanamıyorum. Oysa hiç pişman değilim seni sevdiğim için. Ne çok yaş aktı bu gözlerden uğruna. Ne hıçkırıklara şahit oldu evimin duvarları. Karanlıkta ağladım hep. Çünkü kendimden bile saklamaya çalışıyordum gözyaşlarımı. Şimdi hayatın bana sunduğu bu sınavı da bitirdim. Belki geçtim belki de kaldım ama her şeyi yaşadım ve yaşattın. Her şey için, küçük de olsa bu mutluluğu yaşattığın için teşekkür ederim Ben seni hep sevdim ve hep bekleyeceğim olurda sende beni seversin diye
__________________ ![]() Halbuki Sen bir "Düştün" |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Forum Üstadı ![]() Üyelik tarihi: 12-29-2005 Bulunduğu yer: uçurumun kenarından kimsesizler diyarından gelmiş birisi... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 4.760
Konular: 84
Ruh Halim: Rep puanı:354821 Toplam Online: 4 Saat 28 Dakika 53 Saniye | ![]() Hüzün i$gaLinde yüregim Kimseye belli etmiyorum savaşımı. Yokluğunla savaşmak görünmeyen bir düşmana kılıç sallamak gibi... Yoruluyorum, düşüyorum, tekrar kalkıyorum ama sensizliği yenmeyi başaramıyorum. Hüzün işgalinde yüreğim, çünkü sen yoksun, seni düşünmek var. Yokluğun canımı öyle acıtıyor ki, parça parça oluyor yüreğim. Kalbimin parçalarını toplamaya çalışıyorum yerden. İçimde kopan fırtınaları söyleyemiyorum. Sessizleşiyorum. Saatlerce bakıyorum seni gotüren yollara... Kimseye belli etmiyorum savaşımı. Yokluğunla savaşmak görünmeyen bir düşmana kılıç sallamak gibi... Yoruluyorum, düşüyorum, tekrar kalkıyorum ama sensizliği yenmeyi başaramıyorum. En büyük korkum bu sensizlik, korkularıyla yüzleşen insanlardan olamıyorum. Çünkü sensiz olmayı yediremiyorum kendime. Bir kez kabullensem sanki o an çıkıp gidecekmişsin gibi gelir yüreğimden. Oysa yanımda, hep yüreğimde taşıyorum seni. Orada olduğunu bilmek yaşama, hayata tutunma gücü veriyor. Korkularımla yüzleştiğim anda o gücü kaybetmekten çekiniyorum. Gece uykularım kaçıyor. Yalnızlığa isyan ederek dört duvar odayı sabaha kadar adımlıyorum. Bakamadığım aynalar kırılıyor. Binlerce parçası bedenime saplanıyor. Bir sigara, bir sigara daha... Dudaklarımda küfür lezzeti... Dumanı savuştururken tavana sensizlik üzerime çığ gibi yıkılıyor. Sonra hayaller gelip çörekleniyor üzerime. Sen, sen ve yine sen. Gözlerimi kapatıp dalıyorum sonsuz senli günlere, seni öperken soluğum kesiliyor. Nefes alamıyorum sanki. Sonra şiddetli bir yağmur başlıyor. Sanki gökyüzü her damlasıyla sana olan sevgimi haykırıyor. Seni seviyorum seni seviyorum, seni çok seviyorum diye. Bir hayalden bir hayale geçerken sabahı karşılıyorum. Güneş penceremden içeri girerek gecenin kasvetini getiriyor. Hayaller bir sonraki geceye kadar çekiliyor odamdan, gözlerimden. Hayaller gözlerimden çekiliyor diye kızma sakın! ! ! Çünkü benim günüm hep seninle başlayıp seninle bitiyor
__________________ ![]() Halbuki Sen bir "Düştün" |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Forum Üstadı ![]() Üyelik tarihi: 12-29-2005 Bulunduğu yer: uçurumun kenarından kimsesizler diyarından gelmiş birisi... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 4.760
Konular: 84
Ruh Halim: Rep puanı:354821 Toplam Online: 4 Saat 28 Dakika 53 Saniye | ![]() Biliyorum sen de seviyorsun beni. Gözlerinden okunuyor, uyku gibi, yağmur gibi, duman gibi aşk dökülüyor gözlerinden. Beni sevmediğini söylerken dudaklarının kıvrımında öyle bir işaret görüyorum ki sevdiğini söylüyor. Elini tutuyorum, elimi iterken elin, yanarak titriyor. Biliyorum sen de seviyorsun beni. Bazen hiç ses vermiyorum sana, beni çağırıyorsun, adımı sesleniyorsun, yüreğin beni arıyor. Uzaklara giderken beni de alıp götürüyorsun, yoksa bu kadar çınlar mıydı kulaklarım ?. Akşam yıldızına bakarken ben geçiyorum aklından, yıldız birden ışığa kesiyor. Beklenmedik bir zamanda, umulmadık bir yerde ansızın karşıma çıkıyorsun, gözlerimiz karşılaşınca yüzünü çeviriyorsun. Benim yanaklarım alev alev..senin dudakların nar çiçeği.. bir rüzgar esiyor aramızdan görmezden geliyorsun. En yaşanacak zamanda saatler boşa akıyor, çileler sarıyorsun. Sevgilim, benim nazlı sevgilim.. Neden bu cefa ? Neden susuyorsun? Aramızda niçin bu kadar insan, neden bu kadar engel koyuyorsun ? Sevgilim her şey bahane.. bütün söylediklerin.. Kelebek kanadı kadar ince, yağmur damlası kadar temiz bir aşk bu.. Korkmana, kaçmana gerek yok. Sevgilim, biliyorum sen de seviyorsun beni, itiraf etmiyorsun Biliyorsun,gayem sana zarar vermek,seni incitmek,kırıp dökmek değildi.Yılar yılı açı çekmiştim, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın.Acına,yaşam mücadelene ortak olup yüreğimi yüreğine,ömrümü ömrüne katip seni mutlu edecektim Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip ,bu sevgiyi yaşamanı istemiştim Yüreğim tahtı da tacı da sana vermişti. Yalnız seni istiyordu.Yüreğimde kalıp saltanat sürmek varken beni sıradan bir şeymişim gibi elinin tersiyle ettin. Çok sevilmek bu kadar kötü müydü?Gerçekten böylesine ağır mıydı ki? Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da,kocaman bir iğrenç oyu oynamışsın. Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmişsin .Gözüm kapalı hayatimi ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım.Yasini seni kazanacaktım,ya da kendimden ya geçecektim . Hem seni kaybettim ,hem de kendimden vazgeçecektim. Var miydi böyle kimsesiz darmadağın olmak biçare kalmak ,var miydi? Keşke beni böyle ödüllendireceğine,hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi. Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için beni bağışla... sevmek ölümüne cesaret, buzdan değil ateşten yürek ister. Adı üzerinde sevdaydı bendeki, zorda sevdayı büyütmek kolay değildi elbet. Bütün güzellikleri bütün kainatı seni sevmesi için birine verseydin, yine de bu kadar sevilemezdin. Hiç kimsenin yüreği benim ki kadar büyük ve deli olamaz. Beni kırgınlıklarla çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen ‘’ keşke’’ lerle bıraktın. Bana onca acı verdin ama yüreğim düşman olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni özlüyor seni istiyor. Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Sevdan beni divane etti, beni asileştirdi, kendime sözüm geçmiyor artık. Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk açım değil ama en büyük açımsın. Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu kabullenemiyorum, zoruma gidiyor canımı acıtıyor. Sen yüreğimde bir hasret en büyük ve hiç kapanmayacak bir yara olarak kalacaksın. Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın. Yüreğimin sarayından seni kovmuyor, tacı da tahtı da sensiz bırakmıyor.
__________________ ![]() Halbuki Sen bir "Düştün" |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Forum Üstadı ![]() Üyelik tarihi: 12-29-2005 Bulunduğu yer: uçurumun kenarından kimsesizler diyarından gelmiş birisi... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 4.760
Konular: 84
Ruh Halim: Rep puanı:354821 Toplam Online: 4 Saat 28 Dakika 53 Saniye | ![]() Yan yana getiremedi bizi Tanrım.. Ne zaman beyaz bir sayfanın bomboşluğuna takılsa gözüm canım şarkı söylemek istiyor. Ne zaman imkansızlaşmaya ve uzaklaşmaya başlasa sevdiğim insan kumsallarda, tepelerde, soğuk sokaklarda ellerim cebimde yürümek istiyor canım . Sana gelene kadar kat ettiğim mesafe "bin çiçek yılı"... Yeniden anlatmam mı gerek yolculuğu... Yeniden ölmem mi gerek inandırmam için... Hep yanılıp hep yeniden mi denemem gerek... Taşan bir ırmağı geri çekmem mi gerek... Oyun mu gerek... Yorgun bedenine ve ruhuna zarar vermeyeceğime yemin mi etmem gerek... . Saf bir dille üç yaş heyecanıyla söylediklerini hep kendi kendime tekrarlamam mı gerek... Bunları yazarken çektiğim azaptan söz etmem mi gerek... Biliyorum, her şeyi biliyorum mu demem gerek... Yoksa Araf tedirginliğini hissettiğim an bende yarattığı sarsıntıyla çöllere kaçmam mı gerek... Ne gerek?.. Sana ulaşınca telgraf çektim kendime... . Varsın. Sınırları geçiverdin gülümsemenle. Tüm tarihler tüm öğrendiklerim, tüm tecrübeler, tüm yaşantılar, tüm hayaller silindi aklımdan. Bir süre durdum. Bekledim ve düşündüm. Karşılığı olmayacaktı yine yansımaların. Yanlış anlaşılacaktım ve bir adım geri çekilmeye mecbur bırakacaktı bizi bu duygu birbirimizden. Kimsesizlik her zaman ki gibi, yalnızlık her zamanki gibi, her şey her zamanki yerinde duracaktı. Şimdiki gibi. Cinayet işlemesine çok az kalmış bir katil gibi son ayrıntıları gözden geçirecektim. Ya da bıçağımı cebime saklayıp unutacaktım her şeyi. Eskisi gibi devam edecektim sevmemeye. Sana benziyordu her kelimem kendi içimde ... Acelen olduğunu söylüyorsun. Aslında burada kalmayı istediğini biliyorum. Uçurumun kenarı uçurumun dibinden farksız. Karşılıklı kıyılarda duramam ben. Ya atlarım, ya giderim. Esas tedirginlik bu değil mi? Senden hiçbir şey isteyemeyeceğimi anladım. İsteyemem. Kendimden de isteyecek gücüm yok. Her şey o kadar mükemmel gelirken birden hatırlamak ve sormak beni hep uzaklaştırdı. Şimdi de aynı. Ama tek fark sensin. Artık sana seni anlatmak istemiyorum. Rastlayabileceğim biri değilsin. Belki de o tanrı bu yüzden daha önce yan yana getirmedi bizi. Korktukları için... Çocuk parkında salıncak sırasındayım kelimelerinde...
__________________ ![]() Halbuki Sen bir "Düştün" |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Acemi Üye ![]() Üyelik tarihi: 03-23-2007 Bulunduğu yer: UzakLardan
Mesajlar: 32
Konular: 2 Rep puanı:0 Toplam Online: N/A | Emeğine SağLık
__________________ KaLbime Gömerim o Zaman Unutupta SiLerim o Zaman ALt Tarafı Aşk Bu Da İşte Vazgeçilmez Misin Aman... Sanane Ki ağLıyorsam DeLi Gibi İstiyorsam HaLa Seni Seviyorsam Sanane AnLamıyorsan... |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Forum Üstadı ![]() Üyelik tarihi: 12-29-2005 Bulunduğu yer: uçurumun kenarından kimsesizler diyarından gelmiş birisi... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 4.760
Konular: 84
Ruh Halim: Rep puanı:354821 Toplam Online: 4 Saat 28 Dakika 53 Saniye | ![]() Bir gün içimden Gittin.. Bir gün içimden gittin, anladım. Bir gün içimden gittin, anladım. Nereye gittiğin değildi önemli olan... Kiminle gittiğin, hangi havayı soluduğun, hangi şehrin, hangi sokağında yürüdüğün önemli değildi. Sen içimden gitmiştin... İçimde ne varsa bana ait, seninle gitmişti. Renklerim, ruhumdaki yaz, güneşim gitmişti. “Bana kalan, Beni kalansız bölen bu şehir. Ah! bu şehir, yalan şehir” demek isterdim; ama yalan olan sendin. Benim yarattığım, inanmak için yıllarımı harcadığım kocaman bir yalandın sen. Gerçek olduğunu gördüm. Sen gittin... Aslında içimden giden sevgili değildi. Ben sadece, yalanıma inanmıştım. O, gerçekti... Aşk bitmişti. Düşünüyorum da acaba aşk, ruhumuzun derinliklerinde yaratılan koca bir yalan mı? Şiirde, müzikte ya da sözde, nerede aşk varsa orada bir de yalan yok mu? Aşk ve yalan, güzel ile çirkin, iyi ile kötü gibi birbirini besleyen, değiştiren ve dönüştüren; biri olmadan diğeri varolamayan ya da anlamsız kalan evrimin temel dinamiklerinden ikisi olabilir mi? Ya da aşk, yalana sesdeş mi? “Seni seviyorum” derken, aslında içimizde yarattığımız en güzel yalana övgüler mi düzüyor, kendimize olan hayranlığımızı mı dile getiriyoruz? “Bir gün içimden gittin, anladım.” Aşk, uydurduğumuz en güzel yalan! Ve aşk, yalan varsa aşktı. İnsanın doğasında var. Doğrular ne kadar da az cezbeder bizi. Yasaklı ya da yanlış ne varsa, yaptıklarımız hanesine yazmak isteriz. Durduralamaz bir dürtüdür bu. Yalanı bazen istem dışı kullanırız. Söyleyen biz değilizdir ama, söyleten ta kendimizdir. İçimizdeki yasaklı kimliktir O: Mülkiyet duygusu ve egosu olağanüstü gelişmiş; ihtiraslı, doyumsuz ve aşka her zaman hazır. Pembedir, mavidir ve daha çok kırmızı. Cıvıl cıvıldır, yerinde duramaz. Yaz gibidir: Islak ve sıcak. Zaafları vardır, yasak ve güzel olan herşeye. O cennetteki en güzel meyveyi tadan, ilk ihaneti gerçekleştirendir. Kısacası O, yaşayan tarafımızdır. En güzel anılarımız, en heyecanlı anlarımızdır... Bir gün içimden gittin, anladım. Nereye ve neden gittiğin değildi önemli olan... Kiminle gittiğin, hangi havayı soluduğun, hangi şehrin, hangi sokağında yürüdüğün önemli değildi. Sen içimden gitmiştin... İçimde ne varsa bana ait, seninle gitmişti.
__________________ ![]() Halbuki Sen bir "Düştün" |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ben geldim ama artık ben ben değilim beni böyle kabul edin | crazylover | HoşgeLdiniz.. | 33 | 04-20-2008 22:56 |
| ben yazdım ben çaldım ben söyledim====)) sen ağla/tiamoreta | tiamoreta | Videolar | 10 | 07-18-2007 19:31 |
| Ne Sen Kal Dedin Bana Ne De Ben Ben Sana Git Dedim!!! | FaTKaN | Paylaşmak istediklerim | 12 | 05-16-2007 22:00 |
| Yeni Türk Lirası ve aklıma takılanlar..!!ben ben ve ben yine | excelci | Komik Yazılar | 8 | 05-01-2007 21:14 |
| OfFfF Ne YaPCaM BeN Canım Çok SıKıLaCak : ( | tatlısh ashkımm | Itiraf Ediyorum | 13 | 07-23-2006 17:23 |