PERİ mi DELİ mi... Günü gelmişti memlekete dönüşün.Sessizce hazırlandı baba kız.Annelerinin hatıralarının izi vardı bir çok eşyada da dokunamadı pek çoğuna...Ancak annesinin giydiği son elbiseyi zorlanarakta olsa hatıra olarak aldı valizine...Kendi eşyalarını ve babasının eşyalarını toparladı koydu valizlere...
Babası da bir takım özel anısı olan eşyaları toprladı,geri kalanını aile dostlarına emanet ederek uzaklaştılar bu mekandan...
Uçaktaydı şimdi baba kız...Babasının göğsüne başını dayamış sessizce ağlıyordu Peri...Babası onun gözyaşlarıyla ıslanan gömleğinden hissetti ağladığını da bir şey demedi,diyemedi...Biliyordu ki diyecek de bir şey yoktu...Kendisi de yaşayamamıştı acısını...İçine gömmüştü Mineye hissettirmemek adına...O,özlemlerle dolu kısacık uçak yolculuğu bir ömre bedel olmuştu baba için...
Eşinin ölümüne mi yansın ,kızının haline mi...Şükür ki Mine zor da olsa kendine gelme yolunda epey yol katetmişti.Yaşanan büyük acı onun çocuksu kişiliğini de bir anda olgunlaştırmıştı...Sanki kendisini annesinin yerine koyuyor,babasına onun yokluğunu hissettirmemek için etrafında dört dönüyordu.Kısaca bu acılarla dolu altı ay O uçarı,ele avuca sığmaz deli kızdan,tam anlamıyla oturaklı,ağır başlı,sorumluluk sahibi,başkaları ve sevdikleri için yaşayan bir peri doğurmuştu...
Uçak ağır ağır piste inereken Mine içinde bir ürperme hissetti,anlam veremediği...Ülkeye dönüşün heyecanı mıydı ,aylar sonra o çok sevdiği İstanbulun havasını teneffüs etmek mi...Yok ,yok ...bu bambaşka bir şeydi.
uÇAĞIN İNİŞİYLE BAŞLAYAN BU RUH HALİ UZUNCA BİR SÜRE DEVAM ETTİ...Hani olur ya,hemen bir şey olacakmış gibi ya da birini görecek miş gibi...Yüreği pır pırdı Minenin...İç hatlar terminalinden çıkarken dikkatlice bakındı etrafa da kimsecikler yoktu tanıdığı...
Belki de yüreği ilk kez oyun oynamıştı ona...Oysa yüreğine çok da güvenirdi.Hava alanından dışarı çıkmışlardı. Ellerinde valizlerle.Baba Muzaffer bey hemen yakınlardaki duraktan taksi çağırmaya gitmişti...Mine hala yüreğindeki kanat çırpışı çözmeye çalışıyordu...O kadar dalmıştı ki,yanında duran ve içinde babasının olduğu taksiyi bile farketmemişti...Babasının taksiden inip,
-Hadi kızım,gidelim evimize demesiyle kendine geldi.İlk gördüğü şöför mahalinde oturan kişiydi.Bir anda onu Bahar gülü sandı da tebessüm etti ona doğru yürürken...Heyhat yine gözleri ,hayalleri oyun oynamıştı.Evet bu da bir kadın şöfördü ama Bahar gülü değildi...Bu gerçeği hissetmesi uzun sürmedi ve özür diledi,şöför ve babasından...
__________________ ÖLUM GELDIGINDE YANIMA, GELME BEN AZRAILLEDE HESAP KITAP YAPARIM. Sevene Can Feda SevMiyene Elveda... |