![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Top 10 Üyeler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
| Paylaşmak İstediklerim Forumdaki bölümlere uymayan her yaziyi buraya yazin... |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Foruma Isınan Üye Üyelik tarihi: 07-11-2006
Mesajlar: 1.093
Konular: 121 Rep puanı:0 Toplam Online: N/A | Yaralarım kanıyor bütün vücudum kan kırmızısı. Tırnaklarım çekilmiş, kül rengi. Yüzüm çökmüş, gözlerimin elası karamsarlaşmış. Bedenimin her köşesini bir beterlik sarmış. Ne bu? Hastamıyım? Üç ay aynaya hiç bakmasam ve birden kendimi aynaların önüne atsam yabancı gözlerle bakarım kendime. Bu benim yansımam mı diye düşünürüm. Ne olmuş bana eski ben nerede? Yıllar, yıllar geçti. Yaralarım hala kanıyor ve ben yaralarımın ne mikrop almaması nede düzelmeleri için hiçbir çaba harcamadım. Aksine hep sivri uçlu, paslanmış iğneler batırdım. Yer yer kabuk bağlamaya yeltenselerde koparıp attım kabukları. Vücudumu acıtan beni mahveden şey yara da olsa ben onlarla yaşamaya alıştım, onlar benim geçmişim. Öyle bir aşktıki bizim yaşadığımız sanki bu dünyada başka kimse sevmemişti benim gibi. Eminim kimse benim gibi teslim etmemişti, asla kendini bu denli unutmamıştı. Yıllardır her gün ismini sayıkladım, unutmayayım diye. Hiçbir resmin kalmasa da bende yüzünü kare kare küçük benine kadar anımsadım. Kimi zaman korktum, hatırlayamıyorum sandım. Öyle bir korktum ki , kendi olmasada rüyalarıma girip yetişti imdadıma, buhranlardan beni yine o kurtardı. Benim aşkım nasıl bir şey anlayamadım. İnsan kaybedince mi anlar elinin altında ışıl ışıl parlayan hazineyi. İnsan kaybedince mi anlar yüreğinin onda sıkışıp kaldığını. Hiç saymadım yılları. Zaten onsuz geçmiş, ne anlamı varki ayın kaçı, hangi senedeyiz, hangi asıra girdik? Düşünüyorum da sanki asırlar geçti aradan, öyle uzak geliyor ki herşey yer yer anımsamak da zorlanıyorum. Kimselere anlatamadım derdimi. Kim beni anlayabilir diki? İçimde yaşadığım şeyleri. O gittikten sonra sessiz çığlıklar koptu içimde. Kimseden bu çığlıkları duymasını ve beni anlamalarını da bekleyemezdim. Yorucu geldi belkide bize ait herşeyi yabancılara anlatmak. En güzeli sessiz kalmaktı, kendi kabuğuma çekilmek. Tek beklediğim şey ise soğuk olan ölümün sonunda gelip, yeter artık kurtarıyım seni bu cehennemden deyip beni alıp götürmesiydi. Ölüm bir kurtarıcıydı sanki. Ölünce beynim duracak, hiç bir şey düşünmeyecek ve öbür dünyada sevdiğim adama kavuşacaktım. O her ne kadar beni en zor anımda terkedip gitmiş olsa bile. Kim bilir şimdi nerelerdesin, hangi şehirde kiminlesin? Evlendin mi, çocuğun oldumu? Unuttun mu beni. Aradan yıllar geçti ve ben neredeyse Türkiyenin bir çok şehrine göç edip durdum, belki ordasındır da bir yerlerde karşılaşırız diye. Her gece tekrar kavuşmamızın hayalini kurdum, öyle güzeldiki yıllar sonra seni görmek, konuşmadan gözlerine bakmak, yılların verdiği yorgunluk ve omuzlarımıza çöken hasretlikle konuşmadan saatlerce yürümek, yine yağmurun altında, ıslak saçlarıma dokunman, sadece saçlarıma, çünkü bizim için beden önemli değildi, yine dokunuşlar hiç olmasın, temiz olan sevdamız hep böyle kalsın. Susalım, susalım çünkü kader ona kızdığımızı anlasın, bir şeylere küskün olduğumuzun farkına varsın. Alın yazımızı yazan utansın, pişman olsun ve o anda kaderimizi değiştirip tüm yollarımızı kesiştirsin. Yine gidelim bir sahil kenarına, elinde bir gül olsun. Dalgalar dans etsin gözlerimizin önünde, yıldızlar yakınlaşsın ve ömür hiç bitmesin. Hastalanmıştım, mecburi bir ayrılık tı yaptığım. Gelirsin diye düşündüm ardımdan. Eskiden olduğu gibi, gelir ve bulursun beni, saklandığım delikten çıkarırsın diye bekledim hep bak hala bu delikte sıkışmış senin beni bulmanı bekliyorum, nerde kaldın?. Sen gelmeyince ben döndüm ama bulamadım seni bıraktığım yerde, ne seni ne de benim olan dostlarımı. Herşey 1 yıl içinde değişmişti, kimse yoktu bıraktığım yerlerde, bir iz bile bulamadım, kaybettim hepinizi. Hüzünlere boğularak gitmiştim.o anda sorsalardı bana, inan ölüm bile olsa sonunda kalmayı tercih ederdim yanında. İnsanız yinede korkmuştum ölümden ve savunmasızca teslim etmiştim kendimi, bilen ellere.. Nasıl olsa beni deli gibi seviyor, bekler,koşar ardımdan bensizlik onu tüketir demiştim. Yanılmıştım, sen tükenmemiştin ve ben seni bıraktığım yerde bulamamıştım. Gizem bıraktın ardında. Yokoldun. Anladım ki ben seninle değil, yokluğunda boğulurmuşum. Bir gün vapurda giderken, yanımda bir şair vardı. Hisleri çok kuvvetliydi daha tanışmadan insanın gözlerine bakıp birkaç dize söylüyordu. Tesadüfen yan yana oturmuşuz. Volkmen dinliyordum, yüzümü bizim şehrimize dönmüştüm. Vapur uzaklaşıyor, gözlerim şehri secemez hale geliyordu. Düşünüyordum canımı yakan sensizlikmi, yoksa anılarla dolu olan bizim şehrimiz mi diye? Uzaklaştıkça içim daha çok kararıyordu. Sen olmasan bile artık bu şehirde vardın, kordonda, sahilde oturmuş beni bekliyordun, heryerdeydin. Anladımki buradan uzaklaşmak hiçbir şeyi değiştirmeyecekti. Olmasanda, nefesin bu şehrin havasına karışmada, kalabalığın içinde sesin uğultuda kaybolmasa da bu şehrin haritası sendin. Tek bir fark vardı rakım gittikçe yükseliyordu. Ben bu düşüncelerle boğuşurken yanımda oturan adam usulca elime dokundu. Kulağımdaki volkmeni cıkardım birşeyler söylüyordu; “Beni hiç tanımayan bu adama tuhaf gözlerle bakıyordum. Hızırmıydı acaba imdadıma mı yetişmişti. Medet umuyordum, ben seni tanıyorum beklediğin şurada demesini istiyordum, ağzının içine bakıyordum. Ona; bedenimin çoktan benden geçtiğini, sevdanın en dip köşesinde olduğumu söyledim. “kızım, çok gençsin, önünde yıllar var. Kendini hiçe sayman için daha erken değil mi? Herşeyi zamana bırak, ama zamanı geniş alanlara yayma. Düşünme ve düşleme. Kendine acı çektirme” dedi. Nediyor bu adam diye düşünmüştüm. O kimdi? Neler çektiğimi biliyor muydu? Akıl vermek kolaydır, çoğu zaman insan birine akıl verirken kendi bile inanmaz. Onun da başına aynı şey gelse dediği hiçbirşeyi kendi uygulayamaz. İş akıl vermeye gelince herkes işin ehli kesilir. Uzun yıllar o şehir senin bu şehir benim dolaştım durdum. Sıcak bölgelere göc eden leylekler eşliğinde. Bulamadım seni, anladım ki yoktun artık. Sonunda tası tarağı toplayıp ismi sen olan bu şehre geri döndüm. Bazen ölü olmanı tercih ettim, en azından mezarının başına gidip toprağını öpebilecektim. Her an yanına gelip mezar taşına dokunup seninle dertleşebilecektim. Şimdi ise benim için bir ölüden beterdin, görünmüyordun, nerelerdesin... 'Yaralar belki kapanır kapanmasına, zaman akar bir şelale endamıyla, nedir senin içini kasıp kavuran dyie bir sorsalar bana, neydi bu yalan dünyada bana çektirdiniz azap diye soruverirdim usulca. Burkar içimi, taş olur bedenim, bir cümle kurmak isterim sadece; keşke...ve tüm hayatımı koca koca keşkeler kaplar, ben de aralarında kaybolup giderim. Bakamadım gökyüzüne, gözlerininin rengini senden çaldı diye. Ellerimi açıp gökyüzüne uçmak istedim, beni sarıp sarmalayasın diye. Kimi zaman dondurulmak istedim, gelirsen beni eskisi gibi bulasın diye. Kimi aşkların yarım kalması yaşanamaması daha güzelmiş. Kirlenmemeleri, alışkanlığa dönüşmemeliri için. Sevdanın büyüsünü kaybetmemesi için. Kim bilir belki kaybetmeseydik birbirimizi aşkı hala bu denli ilk günkü gibi hissedemeyecektik. Kirlenmedik biz belki anılarımızı çoğaltamadık ama yaşadıklarımızla yetinmeyi bildik. Her bir cümle, her dokunuş daha da özelleşti, anlamları her geçen gün artarak çoğaldı. Yok olsak da tertemiz aşkımızı çoğaltmayı bilebildik.... ALINTI |
| | |
| Sponsor Reklamlar |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sessiz Çığlıklar Atıyorum Duyuyor musun? | *MühürLü_kaderiM* | Paylaşmak İstediklerim | 2 | 12-17-2007 21:45 |
| Sessiz Çığlıklar Atıyorum Duymuyormusun? | [ i ]özℓєм[ i ] | Paylaşmak İstediklerim | 3 | 12-10-2007 19:45 |
| Sessiz Çığlıklar Atıyorum Duyuyor musun?... | (+PeriLiçeM+) | Paylaşmak İstediklerim | 14 | 10-31-2007 18:32 |
| |SeSSiZ ÇıĞLıKLaR ÇiZ BaNa|| | SeSSiZ_CiGLiK | Resimler & Güzel Resimler | 14 | 06-12-2007 23:03 |
| sessiz çığlıklar atıyorum | Hetctpax | Paylaşmak İstediklerim | 2 | 01-22-2007 15:51 |