![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| الإمبراطورية العثمانية ![]() Üyelik tarihi: 02-19-2006 Bulunduğu yer: Sevmek için yalvarmadımki,Sevilmek için Yalvarayım... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 12.432
Konular: 262
Ruh Halim: Rep puanı:402732 Toplam Online: 1 Hafta 3 Gün 23 Saat 42 Dakika 29 Saniye | Unutulmak Dokunurya İnsana... Gecenin yarısından daha ileri bir vakitteyim. Hani insanların kendi kendilerine kaldıkları o büyülü saatlerde... Bir şarkı dolanır böyle zamanlarda dilime, Sezen Aksu dan, yıllar öncesinden. Bir gün daha yaşandı ve bitti Küçük sevinçleri ve küçük kederleriyle Herhangi bir gündü çok önemli değildi Seni düşündüğüm birkaç andan başka Neden bu şarkıya takılırım bilmiyorum. Belki de bu şarkının nakarat kısmındaki beni unutma, beni unutma, bilirsin unutulmak dokunur ya insana sözleridir beni alıp savuran, yetim bir çocuk gibi karmakarışık duyguların ortasına atan. Elimde ne kalacak sorularıdır, yaşanıp biten bir günün ardından beni lime lime eden. En çok da unutma kavramına takılırım şarkının sözleri kulaklarımda çınlamaya başladığında. Tutarım elinden bu kelimenin, yüreğimin aklımın rehberliğinde, geçmişimde gezintiye çıkarım. Koyu bir hüzün yayılır önce odamın her bir köşesine. İmkansızın, bir daha asla yaşanamayacak anların acısı kaplar bütün benliğimi. Yaşarken, ayrılığın bir gün bizi farklı iklimlere savuracağına asla ihtimal dahi vermediğim insanlarım gelir aklıma; birlikte atılan kahkahaların, ya da dökülen gözyaşlarının, belleğimde kalmış görüntüleriyle. Ve sorular üşüşür beynime. Ben bu insanları aramıyor, sormuyorum. Yaşıyorlar mı onu dahi bilmiyorum. Yıllardır bir selamlarını bile almıyorum. Ama daha dün ayrılmışcasına yüzlerini, sözlerini hatırlıyorum. Nasıl oluyor bu? Bu kadar bihaberken bu insanlardan, nasıl oluyor da onları bu kadar canlı olarak hatırlıyorum? Ya onlar? Onlar beni hatırlıyor mu acaba? Cevap veremem bu sorulara. Çünkü unutmanın anlamında şaşırırım yolumu. Unutmak nedir ki? İnsanın belleğinden tamamen silinmesi mi isimlerin, yüzlerin? Ya insanların sakladıkları, bohçalayıp sandıklara koydukları ama arayıp sormadıkları unutulmuş sayılır mı? Daha da ileri gidersem, bir arada yaşanmasına rağmen, bazıları unutulanlar sınıfına dahil edilebilir mi? Bilmiyorum dedim ya... Ben daha unutmak kavramının tanımında karasızım. Belki de aklım ile yüreğimi ayırmalıyım birbirinden, unutmanın sırrını çözebilmek için. Akıl nasıl unutur, yürek nasıl unuturun cevabını aramalıyım. Akıl unutur insanları, ilişkisi bittikten bir süre sonra, eğer o insanı yüreğinize herhangi bir sevgi ile alıp misafir etmediyseniz; arkadaş, dost, sevgili olarak. Yani iş, okul, seyahat vb. nedeniyle görüştüğünüz, aklınız ile tanıdığınız insanlardır, iletişim kesildiğinde unutulanlar. Aylar, yıllar sonra karşılaştığınızda belki hatırlarsınız, belki de benim gibi isim ve yüz hafızası berbat biriyseniz, kim olduğun çıkaramaz, kendinize hatırlamış süsü verip, karşınızdakini kırmadan durumdan sıyrılmaya bakarsınız. Normaldir aklın unutması, çünkü nihayetinde onun da bir kapasitesi vardır ve yeni insanlara yer açabilmek için silmelidir bazı isimleri, yüzleri belleğinden. İç acıtmaz bu unutmalar, ne unutan ne unutulan için. Asıl mesele ve benim duygularımı altüst eden, cevabını aradığım soru, yüreğin nasıl unuttuğu. Yürek unutur mu? Ya da bir yürek ne olursa unutmuş sayılır? Bir insanı aylar yıllar boyunca görmemek unutmaya gerekçe midir? Ya da halen aynı mekanı, aynı zamanı paylaşmak, görüşmek, o insanın unutulmamasına çare midir? Belki de bu sorunun cevabı içimizdedir. Bakın içinize. Bu güne kadar hayatınıza aldığınız insanları düşünün bir bir. Eş, dost, akraba, arkadaş, komşu, sevgili... Geçmişinizden bugününüze bir yolculuk yapın ve selam vermeye çalışın hayatınızdan gelip geçen insanlara. Kaç kişi, yüzüne gülüşlerini, gözlerine unutamadığınız bakışlarını yerleştirip, selamınızı başım gözüm üstüne deyip alıyor? Kaç kişi kaçan bir otobüsü yakalama telaşıyla koşuyor aklınıza, yüreğinize? Kaç kişi ete kemiğe bürünüp, gecenin bir yarısında nazlanmadan yalnızlığınızı paylaşmak üzere odanıza geliyor? Bu kadar mıydı tanıdıklarınız ya da hayatınıza aldıklarınız. Değildi elbette. Kimi, devrilen yıllara yenildi ve çekti gitti hayatınızdan, kimi ise yılların, yolların hesabını yapmadan inatla varoldu belleğinizde. Öyleyse, ayrılığa suçu yüklemeden bir başka fail aranmalı unutma eylemini gerçekleştiren. Yürek olabilir mi bu fail? Yılları, yolları, görüşmeyi, konuşmayı hiç hesaba katmadan kendince bir çetele tutan. Onun verdiği ses midir unutmanın, hatırlamanın endazesi? Öyleyse bir soru daha çıkar karşımıza. Hergün gördüğümüz, aynı zamanı, aynı mekanı paylaştığımız insanlar dikilir karşımıza ve bakar bize, beni hatırlıyor musun diye? Bu hesapla gidersek ve halen her an gördüğümüz insanları düşünürsek... Kaç kişi var yüreğinizin ses verdiği? Kaç kişi var görünce yüreğinizin dalgalandığı? Saymak için ikinci elinizin parmaklarına ihtiyacınız oldu mu? Kim bilir belki de gerçek unutma budur. Yüz yüzeyken, yüreğin bir ses vermek için kılını bile kıpırdatmamasıdır. Bir zamanlar onsuz lokmanın boğazınızdan geçmediği arkadaşınızı, yüzünü görmek için kapı sesini beklediğiniz komşunuzu, bir haber almak için günlerce telefon başında nöbet tuttuğunuz sevgilinizi düşünün. Artık yediğiniz lokmada arkadaşınızın yokluğunu hissetmiyorsanız, komşunuzun kapı sesine kulak vermiyorsanız, telefon başında nöbet tutmuyorsanız; siz bu insanları unutmadım diyebilir misiniz? Belki de nasıl olur her gün görüyorum elbette unutmadım dersiniz, ama düşünün bakalım hatırlayan aklınız mı, yüreğiniz mi? Dedim ya... Unutmak cevabını hala bulamadığım bir kavram. Nedir unutmak? Yılların yolların araya girmesi mi, yoksa iç içeyken yüreklerin duyarsızlaşması mı? Belki de bunların hepsi unutmanın tanımı, belki de hiçbiri. Bilmiyorum....? Bildiğim yüreğin kendine göre bir endazesi olduğu ve çeteleyi onun tuttuğu. O, bazı insanları alıyor koynuna, yıllara yollara meydan okuyarak taşıyor bugünlere, yarınlara. Bazı insanları ise, görürken görmezden gelerek kaydı silinmek üzere koyuyor kapının önüne. Ve kendi yoluna devam ediyor, ince eleyip sık dokuyarak. ALINTI |
| | |
| | #4 (permalink) |
| الإمبراطورية العثمانية ![]() Üyelik tarihi: 02-19-2006 Bulunduğu yer: Sevmek için yalvarmadımki,Sevilmek için Yalvarayım... Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 12.432
Konular: 262
Ruh Halim: Rep puanı:402732 Toplam Online: 1 Hafta 3 Gün 23 Saat 42 Dakika 29 Saniye | okuyan gözlerinize sağlık arkadaslar yorumlarınız için tesekkürler ![]() |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| UNUTULMAK... | *Yosun* | Paylaşmak istediklerim | 8 | 05-13-2008 17:03 |
| *Canimi acitan unutulmak... * | gulumsemelerim | Paylaşmak istediklerim | 15 | 11-11-2007 23:31 |
| unutulmak | sevgim | ŞiirLer | 1 | 09-24-2006 00:52 |
| Unutulmak :( | Sasa__ | Paylaşmak istediklerim | 7 | 09-14-2006 20:58 |
| UNUTULMAK | bolulu | Paylaşmak istediklerim | 5 | 01-21-2006 19:38 |