![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Top 10 Üyeler ![]() | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Forumun Tiryakisi ![]() | Günümüz insanı aşka aşık, aşığa değil! Aşkların kısa dönem askerlik gibi kısa sürmesinin nedeni herhalde bu. Zaplanan aşıklar dönemi bu dönem! Kanaldan kanala geçer gibi aşıktan aşığa geçiliyor. Peki bu neden böyle oluyor? Çünkü insan insana sevgisiz, insan insana tahammülsüz, insan insan için fedakarlık duygusunu yitirmiş, insan insana kendini adamaktan kaçıyor. Oysa fedakarlık, adanmışlık varsa vardır aşk. Fedakarlığın, adanmışlığın yaşamadığı yerde yaşamaz aşk. Ne yazık ki uğruna kendini adadığı ne bir ideali var günümüz insanının... Ne de uğruna kendini adadığı bir aşkı. Nerde ideali, aşkı uğruna her şeyden vazgeçen dünün insanı... Nerde hiçbir şey için hiçbir şeyden vazgeçmeyen bugünün insanı. Bugünün insanı aşkta da köşe dönmeci. Emek harcamadan yaşamak istediği gibi, emek harcamadan aşk yaşamak istiyor. Sevmeden sevilmek, vermeden almak istiyor. Hiç değilse bir koyup üç almak istiyor. Bir koyup üç alamadı mı ilişki bitiyor. İlişkiler çıkar, menfaat üzerine kurulu. Elektriklenmeler kısa devre. Bir günlük elektriklenmeler, bir gecelik sevişmeler aşk sanılıyor. Sevgili bayanlar baylar, aşka ayıp oluyor!!!!!! Can Dündar |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Bizden Biri ![]() Üyelik tarihi: 11-29-2005 Bulunduğu yer: yokLugundan..
Mesajlar: 3.110
Konular: 76 Rep puanı:0 Toplam Online: N/A | payLasım için tsk ederim.
__________________ yeTim Kızı Kendine evLaT Sayan Muhammed! Bende yeTim Bir Kızım..Beni yavrun kaßuL eT.. GüL Sevgin yeTer ßana Ey SevGiLi ResuL'um!! öyLe MuhtaCım Sana Ne verirSen kaßuLum... |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Acemi Üye ![]() Üyelik tarihi: 02-27-2006
Mesajlar: 16
Konular: 2 Rep puanı:0 Toplam Online: N/A | Paylaşımınız için teşekkürler. Ben de İskender Pala'dan bir şeyler eklemek isterim. Onun görüşlerinin ağırlıklı bulunduğu gerçekler.... Ya da bana göre gerçekler... Aşkların kısa oluşu, çoğu aşkın bir alışverişten ibaret olmasından kaynaklanıyor belkide. "Sevdiğimiz insandan bizi sevmesini beklemek yahut bizi sevenleri sevmek, nihayet kuru bir alışveriş, hatta belki kaba bir değiş tokuştur" der İskender Pala... Bence de doğru diyor. Aşklar da hep çıkar aranıyor. Oysa aşk, canların birbirinden kaynayıp erimesi, canların can özünde yitirilmesi ve aranmaması değil midir? Yitirilememiş canlar için bile olsa alış-veriş var mıdır aşkta? Aşk sabır gerektirmez mi? Aşık bilmezmiki hiç bir zaman maşuğunun aşkı eşit olmaz! "O aşk ki, sevgiliden iyilik gördüğünde artmayacak kadar doygun, kötülük gördüğünde de eksilmeyecek kadar sağlamdır. Aşık, belki bir gün sevilmek umuduyla hiç durmadan severek azabını çeker. Hatta çok zaman sevilme ihtimalini bile düşünmeden sever. Çünkü sevilme umuduyla sevmek beşeriyet, ama sevmeyi bir görev bilerek sevmek melekiyet demektir. Eğer azabın bitmesi için sevgili ona karşılık verecek olsa, vuslatın zevkine dayanamayarak can verir. Fuzuli'nin; Vermeyen canın sana bulmaz hayat-ı cavidan Zinde-i cavid ana derler ki kurbandır sana (Ey Sevgili! Senin uğrunda canını vermeyen ebedi hayatı bulamaz. Sonsuza dek diri olarak anılan kişi, ancak sana kurban olan aşıktır.)" dizelerinde vermek istediği değilmidir çıkarsız sevmek! Peki neden bunca değiş-tokuş??? Peki ya sabır? Can, cananı bekleyemez mi ömrünün sonuna kadar? Aşk acısı mı onları bezdiren, yoksa gerçek aşk değil mi içlerindeki? Aşk yolunda yanmak değil midir hedef? Bir pişme süreci değilmidir aşk insanı ham iken olgun, çiğ iken kamil eden tasavvufta... Kays değil midir Leyla'ya tutulduktan sonra kendini aşk ülkesinde büyük bir yalnızlık ve o derece ÇOKLUK içinde bulan! Bu değil midir aşk! Sonucu kavuşamamak bile olsa, sevilmemek bile olsa sevmek değil midir? Karşılık bekler mi aşk? Sadakat değil midir, peki sadakatin özü, aşkını sır gibi saklamak, iyilik gördüğündende de, kötülük gördüğünde de bu tavrı değiştirmemek değil midir? Çekilen aşk acısımı, alınan bi ümütsizlik midir günümüzde aşkın büyüsünü bozan??? Cananını kendi canı olarak görmek; onu yalnız bulamak ve canını cananı için sevmek değil midir sevmek... Yine Fuzuli'nin; Canı kim cananı için sevse cananın sever Canı için kim ki cananın sever, canın sever beyiti anlatmıyor mu olaryı? Ya da Seliki'nin; Arz-ı hal etmeğe cana seni tenha bulamam Seni tenha bulıcak kendimi asla bulamam (Sevgilim! Halimi arz etmek (aşkımı açıklamak) için seni yalnız bulamıyorum; seni yalnız bulursam kendimi asla bulamıyorum" beyiti... Bülbül değil midir kavuşamasa da güle feryad eden... Ya da Aşk Hüsn için uğraşan Şeyh Galib'in kaleminde...Kerem Aslı için deli olan... Ya da Zeliha ki; "O, öyle bir hale gelmişti ki, çörekotundan öd ağacına kadar her şeyin adı Yusuf'tu onun için. Yusuf'un adını başka adlara gizlemişti, mahrenlerine bu sırrı söylemişti. Mum ateşe yumuşadı, dese; sevgili bize alıştı, yüz verdi, demiş olurdu. Bakın ay doğdu dese; söğüt dalı yeşerdi dese; başımın ağrısı geçti, iyiyim, dese, hep aynı manaları vardı bu sözlerin. Birini övse onu överdi, birinden şikayet etse onun ayrılığını söylemiş olurdu. Yüzbinlerce şeyin adını ansa, maksadı Yusuf'tu onun, dileği de..." bu halleri yaşayan Mevlana'nın dilinden... Onlarda mıydı sorun yoksa bizde mi? Aşk acısı mı çekmek zor geliyordu yoksa; ki Eski aşıkların sözcüleri konumunda olan ve kendilerini de birer aşık olmak bakımından övünen şairlerin, "Keşke yaşamış bütün aşıkların karşılaştıkları zorlukları tek başıma ben göğüsleseydim... Böylece bütün aşkların lezzetini ben tatsaydım da, önce de sonra da onu benden gayrısı yaşamasaydı" demelerine ve şairlere inat duygularla... Şimdi olaya bir de farklı boyutta, Leyla ile Mecnun yansımasıyla ve teklik sıfatıyla bakalım. "Gerçek aşık, ilk sevdiği son sevdiği olan, başka sevgi bilmeyen, üstelik bunu da gizli tutandır. hani Leyla'ya sormuşlar: Sen mi daha büyük aşıksın, yoksa Kays mı diye de Leyla: "Elbette ben daha büyük aşığım!" diye cevap vermiş ve eklemiş "Çünkü ben aşkımı kimseye söylemedim; o ise bir dağ delisi gibi davrandı, sevgimizi dillere düşürdü" kesitiyle ifade ettiği... Ama asıl olan, sevdiğini kimsenin bilmediği aşıktır. Tıpkı birini sevdiği halde aşkında iffet gözeten ve onu gizli tutarak bu uğurda ölen kişinin şehit olarak öldüğünü dilleniren hadiste olduğu gibi. Senedi zayıf olsa da hatta...." Ve son olarak benim bu olaya yaklaşımım; yine İskender Pala'nın bir sözüyle. Aşkta, şimdi bile görülen amaç, yani en yüksek mertebe AŞK İÇİN ÖLMEK olarak gözükür. Ama amaç, bence AŞK İÇİN ÖLMEK değil; UĞRUNA ÖLÜNECEK AŞKI BULMAKTIR! Eğer bu yapılırsa yuklarıdaki sorunların hiç biri yaşanmaz sanırım! İskender Pala'dan kesitlerle benim söyleyeceğim bunlar. Ve son bir beyit: Gül, gül dedi bülbül güle, gül gülmedi gitti Bülbül güle, gül bülbüle yar olmadı gitti... Sevilmesende, sabır istesede, aşk acısı çeksende, istese de istemesede, kavuşsan da- kavuşmasanda, herşey rağmen; AŞK Kİ VARDIR; GERİSİ VESAYİREDİR! |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ...:::AşKa AyIp OlUyOr!!!:::... | skygodness | Paylaşmak istediklerim | 6 | 04-03-2007 16:42 |
| aşka ayıp oluyor...... | çok karışık | Paylaşmak istediklerim | 8 | 01-30-2007 11:11 |
| AŞKA AYIP OLUYOR | TweNdyy | Paylaşmak istediklerim | 3 | 12-10-2006 14:02 |
| Aşka Ayıp Oluyor | ßeckham_38 | Paylaşmak istediklerim | 10 | 11-10-2006 21:27 |
| Aşk'a Ayıp Oluyor.. | [*SaBReT GöNLüM*] | Paylaşmak istediklerim | 4 | 07-25-2006 10:17 |