![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Top 10 Üyeler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
| Paylaşmak istediklerim Forumdaki bölümlere uymayan her yaziyi buraya yazin... |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Aktif Üye ![]() Üyelik tarihi: 06-09-2007 Bulunduğu yer: bilmem
Mesajlar: 471
Konular: 275
Ruh Halim: Rep puanı:0 Toplam Online: 1 Dakika 29 Saniye | Hiç Dört Dakikada Vesikalık Fotoğraf Olur Mu? Kışın ortalarında Aralık ayının biraz kapalı, bunaltıcı ve hatta sıkıcı havası içinde geçen günlerdi. Kış biraz nazlanarak gelmiş ama kışlığını da beraber getirmişti. Gelen kışla birlikte tüm tabiat büyük bir uyuşukluğa ve anlaşılmaz bir sessizliğe bürünmüştü. Ne kuşlar eskisi gibi neşeyle ötüşüyor ne de insanlar eskisi gibi köşe bucak geziyordu. Herkes kapalı bir yerde, tüm kuşlar da yuvalarındaydı. Sokaklarda pek az insan vardı. Sokakta olanlar ise dışarı çıkmak için önemli bir mazereti olanlar ve tüm işi sokakta olanlarla sokağı ev yapmış olanlardı. Pek ıssız olmayan bir sokaktan önemli bir işimi görmüş, yorgun ve biraz üşümüş olarak evime dönüyordum. Evimde beni bekleyen birilerinin, sıcak bir sobanın belki bir bardak çay bulacağımı biliyordum. Tüm bu düşünceler içinde şuursuzca yürürken biraz ileride çöpün içerisinde bir şeyler karıştıran, karanlıktan ne olduğu tam anlaşılmayan bir hareketlenme fark ettim. Bütün düşüncelerim dağıldı ve o hareketliliğe dikkatim toplanmaya başlandı. Yaklaştıkça belirsizlik dağılıyor, onun artık bir şey olmaktan çıkıp vücut bulduğunu, daha da yaklaştıkça nihayet gördüğüm şeyin bir insan olduğunu anladım. Gördüğüm kişinin karanlık arasında pek seçilmemekle birlikte dağınık saçlı yırtık pırtık kalın bir elbisesi vardı. Yüzü pek seçilmiyordu ancak onun esmer yüzlü, çökmüş omuzları, pek kısa olmayan bir boyu, tahminen 40-45 yaşlarında birinin olduğunu görebiliyordum. Kendi kendine bir şeyler konuşuyor, sorular soruyor sonra gülüyordu. Ben ise tüm bu olanları görüyor ve duyuyor olmakla birlikte içimde biraz korku biraz endişe vardı. Yolumu değiştirmeyi bir an düşünmedim değil. Fakat birden aklıma “korktuğun şeyden kaçarsan onun senin üzerine daha çok geleceği” geldi. Yürümeye devam ettim. Onun yanından geçerken konuştuklarını tam olarak duymaya başladım. Elinde tuttuğu bir kağıda bakıyor, sonra bir şeyler söylüyor ardından da gülüyordu. Belli ki okuma-yazma biliyordu ve okuduğu şey ona ya komik ya da mantıksız geliyordu ki okuduktan sonra da gülüyordu. Ben tüm bunları görüp, düşünürken o birden bire beni fark ederek bana: ? “İşte soralım doğru mu? Diye” dedi. Sesi normal insanlarınki gibi ama konuşması hiçte normal görünmüyordu. Bazen gülerek konuşuyor, bazen sesini yükseltiyor sanki karşısındakini dövecek gibi konuşuyordu. Sonra devam etti. Bense hiçbir şey anlamamış boş gözlerle ona bakıyordum. ? “Hiç dört dakikada vesikalık fotoğraf olur mu? Yauv” dedi, arkasından “haah hah diye bir kahkaha attı. Bende bu beklenmedik alakasız soru karşısında biraz şaşırmış biraz da içimdeki endişeden olsa gerek ne diyeceğimi bilemeyerek cevap verdim: ?“Tabii ki olmaz.” Dedim. Ancak bunun mümkün olduğunu pek tabi ben biliyordum çünkü teknoloji bunu mümkün kılıyordu. Belli ki o bu teknolojiden bihaberdi. Elinde tuttuğu kağıdı artık görüyor, onun ne olduğu konusunda kafamda bir şeyler tam olarak beliriyordu. Elinde tuttuğu şey bir fotoğraf firmasının reklam kağıdıydı. Dört dakikada vesikalık fotoğraf çekilebileceğini yazıyordu. Herhalde onu birisi çöpe atmış bir tesadüf olarak onun eline geçmişti. Belli ki çok ilgi çekici bulmuş ama buna inanmamıştı. Bunun böyle olmadığını, olmayacağını da birine – tesadüf olarak oradan geçmekte olan bana- onaylatmak istiyordu. Bende bile bile yalan söyleyerek onu tasdik ettim. Durup ona bunun olabileceğini anlatmak istemedim. Yürümeye devam ettim ancak kafam hala birkaç adım önce konuştuklarımızdaydı. Kim bilir bu kişinin başından neler geçti ki bu hale düştü. Küçükken okula gittiği belliydi çünkü elindeki kağıdı okuyabiliyordu. Sonra ne olduysa olmuş bu hale gelmişti. Ben tüm bunları düşünerek yoluma ağır ağır devam ettim. Sonra birden aklımdan şu geçti. “İyi ki elindeki kağıtta insanoğlunun Mars’a araç gönderdiği yazmıyordu, yoksa buna hiç! inanmaz daha çok gülerdi herhalde.” -------------------------------------------------------------------------------- |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| koyu siyahın vesikalık resmi :D | *esoly* | TatliAskim Şakamatik | 11 | 12-24-2007 14:01 |
| Hiç Gitmé ne oLuR ... | AşKın ŞeHidi..! | Paylaşmak istediklerim | 6 | 09-21-2007 13:20 |
| Fotoğraf İçinde Fotoğraf | nil_ser | Resimler & Güzel Resimler | 16 | 09-20-2007 21:07 |
| Beni Hiç Affetme OLur mu? | Seqer | Paylaşmak istediklerim | 5 | 05-28-2007 12:09 |
| arkalı önlü vesikalık fotograf:) | Hüzün çicegi | Komik Resimler | 14 | 12-02-2006 20:30 |