![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Top 10 Üyeler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #111 (permalink) |
| ςǿκ کε√díκ طę ∂ط í ![]() | Bir gün şayet camsız çerçevesiz penceresiz Bir gün ben, çadır bezi bir perdeden Günlerin toz-toprak şarkısını çırparken Canevimin önünden geçersen, Bir gün şayet boynumda yem torbası hayallerim asılı Bir gün şayet samançöpü bir sokak dişlerim arasında Canevinin önünden geçersem Anlatırım nasıl nerde Bir ulu çınara takılı bir kuyrukluyıldız Bir yeşil telaşta çırpınan ışığımız Anlatırım nasıl nerde... Sonra eğilir kulağına derim: Bekle Çocukken kaçırdığım uçurtma dönsün gelsin Hele çarpsın bu çerçi yükü şehirlere, Hele ürksün fincancı katırları! |
| | |
| | #112 (permalink) |
| ςǿκ کε√díκ طę ∂ط í ![]() | Ansızın geldin yine, bir an boş bıraktığımı sandığım yerden hiç çıkmadığını ispat edercesine yine çıka geldin sözlerime ve ben yine seni yazdım kanayan cümlelerime... Yokluğun vuruyor ıssız sahillerime ve ben cümlelerimi kanatıyorum, karalıyorum. “Hangi cümle...” “Hangi cümle anlatır ki özlemlerimi, kederlerimi, sırtıma yüklediğin hüzünlerini. Hangi kelimeye döksem bir nebze olsun alır ki seni... Harfler bu kadar senli ve özneler seni kuşanmışken, kelimeler sen yüklü cümlelere ulaşırken, hüzünlerde sen/ kederlerde sen/ yitmemiş sevgilerde yine sen varken hangi cümle anlatır ve hangi cümle azaltır özlemlerimi.” Öyle ulaşılmazsın ki içimde, kimseler güçlü değil sana ulaşmak için, kimselerin esamesi bile okunmuyorken yanında, o kimseler nasıl da ulaşabilsin ki sana? Zırhlara bürünmüşsün, çelik duvarlar içindesin ve hiçbir kurşun kâr etmiyor seni oradan koparmak için. İcat edilmiş hiçbir silah yok varlığını içimden silmek/sökmek için… Ulaşılmazlığın dağlıyor beni, yanıyorum ateşinle. Özlemlerin fırtınalara dönüşüyor, beni benden alıyor. Ve ben yine özlemlerine gömülüyorum mecburen. Özlüyor, özlüyor ve durmadan özlüyorum. Özledikçe yanıyor, yandıkça özlüyorum. Bu bir kısırdöngü ve ben kurtulamıyorum. Kanamış kelimeler alıyorum ve yerlerine sevda kokulu harflerden cümleler kuruyorum, cümlelerimi sorguluyorum “Hangi cümle bitirir ki bu özlemleri, hangi kelime alır yerini...” Dedim ya, özlemlerin geliyor ve ben kelimelere döküyorum. Kelimelerden kuleler yapıyorum ardarda ve kulelerden cümleler. Cümlelerim yükseliyor kulelerle ve ben bulamıyorum hangi cümlelerin özlemleri götürdüğünü... Öznelerini götürdüğünü... “Ey uğruna karalar bağladığım! Uğruna karanlıklarda kaldığım! Hangi cümle azaltır ki özlemlerimi... Hangi cümle siler ki öznelerini...” “Söylesene hangi cümle anlatır özlemlerimi...” |
| | |
| | #113 (permalink) |
| ςǿκ کε√díκ طę ∂ط í ![]() | Gidene kal demeyeceksin... Gidene kal demek, zavallılara, Kalana git demek, terbiyesizlere, Dönmeyene dön demek, acizlere, Hak edene git demek, asillere yakisir. Kimseye hak ettiğinden fazla deger verme, Yoksa değersiz olan hep sen olursun... Düşün... Kim üzebilir seni senden başka? Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen? Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen? Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen? Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? Herşey sende başlar, sende biter... Yeter ki yürekli ol, Tükenme, tüketme, Tükettirme içindeki yaşama sevgisini... Hep hatırla ve şu sözü de asla unutma: " Çaresizseniz, Çare SİZSİNİZ...." |
| | |
| | #114 (permalink) |
| .! нαѕяéтiмѕiη !. ![]() Üyelik tarihi: 09-17-2007 Bulunduğu yer: MasaLın son peRdesi.. Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 7.780
Konular: 232
Ruh Halim: Rep puanı:14501515 Toplam Online: 5 Gün 18 Saat 51 Dakika 18 Saniye | Hayatı Iskalama Lüksün Yok Senin..! Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan,"Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin. İki ucu keskin bıçaktır bu işin.Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen,"Ama senin için şunu yaptım" derken o,"Şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka hiç getirmediğin bir iddayla karşılaşacaksındır. Üzülme,sen aşkı yaşaması gerektiği gibi yaşadın. Özledin,içtin,ağladın,güldün,şarkılar söyledin,düşündün,şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı?" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Senin hayatı ıskalama lüksün yok. Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen."Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurkende mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç girmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun ki aslolan YÜREKTİR. Yürek sesini bilmeyenler,ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma;yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler.Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,güneşin çiçekleri dolduracak yüreğiniii....
__________________ ... Bekledim,, Seni senden çok bekledim .. Haketmedin değil,, Hakedemedin .. "PeRi MaSaLı" |
| | |
| | #115 (permalink) |
| ςǿκ کε√díκ طę ∂ط í ![]() | Sanma unutulur kalp ağrısı zamanla Her şeyi unutarak yaşanır sanma… Bazen sanıyordum ki sen hep vardın… Bazen sanıyordum ki, sen hep olacaktın..Yüreğimdeki sevgi kimliğini yitirmeyecekti zamanla… Ben hep senin olacaktım. Sen hep bana aynı gözlerle bakacaktın. Sana ilk kez dokunduğum o karanlık akşamdaki gibi, birden bire oluverdi her şey bizim hayatımızda… Bizim bir hayatımız var mıydı onu bile bilmiyorum şimdi… İstanbul’a sanki bir dua gibi, bir sihir gibi yağıyordu kar. Karanlık sokaklarda yürüyorduk hiçbir yere varmayı ummadan. Bizi bekleyen hiçbir şey yok sanıyorduk. Oysa ne çok şey varmış.. Ne çok şey yaşanacakmış… Neydi bir arada tutan şey ikimizi Birleştiren neydi ellerimizi Bırak Bana anlatma imkansız sevgimizi Sevmek bir çok şeyi göze almaktı… Birden bire dokunduğun ellerim bir mucizeye tanık olur gibi ısınmıştı birden bire… Sonra bir mucizenin bitişine tanık olduğunda da yine onlardı gözlerimi kurulayan… Ne başlarken, ne biterken canımı acıtmadı bu mucize… Belki biraz ağladım… “Bana gelişin bir tesadüf mü” demiştim gülerek. “Tesadüf diye bir şey yoktur yaşamda” demiştin sen de… “Ben her şeyi göze alıp geldim…” Giderken de her şeyi göze aldın biliyordum… Ben de… Bir tek sevmeyi göze alamadık… Belki bu yüzden imkansızdık… Harcanmış zamanlar yeniden yaşanmaz ki Geç kaldıktan sonra arama boşa… Gelişin de tesadüftü gidişin de biliyorum şimdi… Hayatımdan öylece geçip gitmek için gelmiştin… Geçtin… Gittin… Oysa sen hayatta tesadüf yoktur demiştin… Oysa sen kalmak için gelmiştin… Öyle demiştin… Oysa Geç-tin… Gittin… |
| | |
| | #116 (permalink) |
| ςǿκ کε√díκ طę ∂ط í ![]() | Hani bizim bir dolu zaman göze alamadığımız,hani korkup da bir yerinde,bırakıp kendimizi içine yaşayamadığımız aşk Belki de bir meleğin kanatlarından kurtulmayı bile dileme sebebiydi,eliyle silmeye çalışırken akıtamadığı gözyaşlarını tek keşkesiydi bu onun kimbilir,belki Son nefeste fısıldanacak bir ismi olmalı her insanın tutkuyla Ve başucunda duranların arasında olmadığı bilinse bile yinede son bir kez daha onu görme umuduyla aralanmalı yorgun gözler.. Böyle diyorum kendi kendime,yarı içimden,yarı duyulur duyulmaz fısıltı gibi bir sesle, Belki herkese,belki herkese ve kendime... Son nefeste fısıldanacak bi ismi olmalı her insanın tutkuyla Çünkü bir meleğin gözlerine sinen hüznün sebebidir belki, Ve en büyük dileğidir yaşamak yeryüzünde bir defa olsun Ve tatmak aşkı, Ve hissetmek, Kalp denen yaşam kafesinde kimbilir,belki Yani tutkusu tükenmeyen bişeyi olmalı insanın hayatında,tutkusu,özlemi ve sevgisi eksilmeyen. Böyle birini katabilmeli bir ömür içerisine,İz bırakan biri hem de çok derinden.. Ve güzelliği ve sıcaklığı tüm yıllara rağmen eksilmeyen biri ve onun hissettirdikleri... Olmalı... Anısı silinmeyen biri diyeceğim ama; Bu bile değil aslında tarif etmek istediğim,hani anıya bile dönüşmeyen biri, Hani anıya dönüştürmeye bile kıyı-la-mayan, olmalı Hani hep canlı gibi,hani hep yanında gezdirdiğin,içinde konuşturduğun,hani gittiğin her yerde, hani attığın her adımla dolaştırdığın biri Tattığın her güzel şeyin tadını en azından cümlelerle olsun.. İçinden anlatıp paylaştığın,hani günü bitirirken gözlerini hayaline de olsa,yine en son ona kapadığın,, Tıpkı uyanınca ilk ona açtığın gibi işte böyle biri Böyle biri Olmalı.... |
| | |
| | #117 (permalink) |
| ςǿκ کε√díκ طę ∂ط í ![]() | Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum... Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum! Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik… Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim... Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan… Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum… Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan. İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri… |
| | |
| | #118 (permalink) |
| ςǿκ کε√díκ طę ∂ط í ![]() | Bu yol korkaklar için değildir iyi oldu gelmediğin Bu sulardan her babayiğit içemez, Bu köprüden her benim diyen geçemez, iyi oldu gelmediğin Yumuşacık yürek gerek, sevgi kadar derin gözler, inançlı bir bilek gerek iyi oldu gelmediğin. Sen, bilindik kıyıların sığ sularından açılmadan yaşarsın Sen,okyanus mavisine uzaklardan bakarsın, Biz, yürüyemeyeceğin kadar uzak, düşleyemeyeceğin kadar renkli, ve berrak bir ülkeye birlikte gidemezdik. Sen, açık denizlerden habersiz bir balık, yalçın tepelerden uzak bir martısın. Sen, benim için korkak, herkes için heryerdeki insansın. İyi oldu gelmediğin. Alınmanı istemem, darılman üzer beni, sana yalan söyleyemem. Tabi, hep sevdim seni, sende sığ suları, sende martıları, açık denizden habersiz balıkları, sıradan insanları. Geçemeyeceğin köprüleri, düşleyemeyeceğin mavileri sende korkaklığı sevdim. Sende sevgisizliği sevdim. İyi oldu gelmediğin... |
| | |
| | #119 (permalink) |
| ςǿκ کε√díκ طę ∂ط í ![]() | Nasılki ben kimse duymadan, kimsenin umrunda olmadan gözyaşı döktü isem sende dökeceksin... belki gözyaşların şatafatlı olacak her zamanki gibi ancak yüreğinde hissedeceksin acıyı ve hüznü... yastığım ıslanır olmuş,iş arkadaşım ya neden paylaşmıyon diye sitem eder olmuş, annem ne oldu sana der olmuş, sen ise kalbimden yok olmuşun... Öyle sanıyorum ki Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için Benden uzun yaşayacaksın Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne Onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin Küstah bir aşkla seveceğim seni en özel sandığım o kolyeni artık takmıyorum, saklayacağım ama kullanmayacağım... baktıkca üzüleceğim... sonsuzluk ve sensizlik arasında dönüp duracam... hayatın ta içinde kaybolup gideceğim... sanane olacak tüm cevaplarım... seni görmemek için başımı öne eğeceğim... sana olan kinimi o usta kalem misali yazılarla değil, böyle basit cümlelerle açıklayacağım... bu yazıdan ve düşüncelerimden hiç haberin olmayacak... seni sanalda sevmedim, gerçekte ise nefret ediyorum... Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke Hüznümün beni aşan taşkınlığını Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını Anlayabilseydin Anlatabilirdim sana Seninle yaşanan bir aşktan sonra Ayrılığın ölüm bile olsa Mavi bir ölüm olacağını sayfalar dolusu kin kusacağım sana, ölümün benim kurtuluşum olmayacak... ben kötü birisi değilim bilirsin.. bir başkası bilaf söylese beni bulacak karşında yine... san kini ben kusacağım sadece ben... seni hâla seviyorum demeyeceğim... bir damla misali girdim deryana, bir deniz oldum çıkıyorum... kişiliğimde oturmadan acımasızlıkları sen dizginlemiştin, şimdi ise prangalar işe yaramıyor... Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde Zaman geçtikçe eksilir demiştim oysa Atalarımın öğrettiklerine de ters düşse de Sana inanırım bilirsin Zamanla unutursun demiştin Niye daha derinleşiyor öyleyse Derinleşiyor özlemin Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları Coşturuyor ayrılık sözlerin Öfkelerimin kararlılığını Aşka katık ederek konuşacağım Bedenim bu dünyayı terkedene kadar ben köşelerde bir başıma ağlıyor olacağım sen ise bir köpek gibi saldıracaksın yüreğime... bedenimdeki tenini hisseden her hücreden nefret edeceğim artık... ayrılığı sen istedin üzülmeyi ise ben.. hakkını helal etme çek git... yaşanmışlar yürekte yara bende... |
| | |
| | #120 (permalink) |
| ςǿκ کε√díκ طę ∂ط í ![]() | Suya yazıldı bu yazı… Gökyüzünde parlak bir yıldız vardı… Saat, gece yarısı şarkılarının üçüncü perdesi… Uyuyorsun… Ben kelimeleri henüz indirmişim raflarından. Görsen, nasıl naz etti her biri. Sana ‘suya’ yazacağım sizleri deyince, hiç zorluk çıkarmadılar biliyor musun? Ben de son birkaç gündür neden tozlu rafları benim yazılarıma tercih ediyorlar diye düşünüyordum. Meğer, sensizlik onların da canına tak etmiş! Nereden bilebilirdim ki? Neyse ki fazla geç kalmadan onları ölmekten, kendimi dinlemekten, ve en önemlisi, hepimizi sensizlikten kurtardım. Aynamda telaşlı bakışın, ‘geç kaldım, dersim var’ diyen sözcüklerin kalmış. Ne zaman kendime bakacak olsam, bunları görüyorum. Sonra başlıyorum gülmeye. Senden ve o akşamdan kala kala bunlar kaldı diye. Oysa ben çam kokusu da olsun isterdim. Güzel, okkalı bir müzik bulma çabaların, sigaramı bir türlü içirtmeyen dokunuşların, ve elbet sonunu ikinci kez getiremediğim, içtiğime içeceğime pişman ettiğin biranın gittikçe köpüren(!) sıcaklığı da olsun isterdim. Yani anlayacağın: *“Küçük şeyler bizi usandıran, küçük şeyler bizi utandıran, … Hep kısa anlar mutluluklar Hayal görür uzun sananlar … Gel gör ki; sadece tek cümlen kalmış! N’apalım, yetinmesini de bilmeli bu yoklukta. Aşk terk-i diyarda, mevsim inadına ilkbaharda. Suya… belki de susuzluğuma yazıldı bu yazı… Fotoğraflarına baktım, sırf perdelerimi açmamak adına. Yaram ne kadar kanarsa, altından ne kadar o bir buçuk saatin iltihabı çıkarsa iyileşirim diye… Oysa hiçbir şey düşündüğüm gibi olmadı… Akıp gittin gözlerimin boşluğundan. Ne tuhaf, su gibiydin! Çırılçıplak ve öylesine tuzlu… Anlayacağın yine sevdanla buluşturdum seni. İstemeden de olsa, kıyıda yavaş yavaş yürürken sen, ben gözlerimle tek hamlede denize attım seni. Biliyor musun belki de bu hayatta bir şekilde dalıp da kaybolmayacağın tek yer orası… Mavi derinlikler… Yer önemli değil! Açıklarda olup olmaman da. Sonuçta tüm gerçeği saklayan ve aslında saklamak zorunda kalan senin denizlerin. Anlaşılan alışmışım dengesiz sözcükleri dengeye getirmeye. Aşkın kolundan tutup zorla sayfalara oya gibi işlemeye. Yarattığın boşlukları bir şekilde doldurmaya, anlaşılan gerçekten alışmışım. Beşinci kez su’ya yazıldı… Daha yapacak altı yolculuk var. Yazılmayan, yazmadığım kelimeleri saklıyorum. Haberin olsun döneceğim. Uyumak üzereyim. Kelimeleri henüz yatırdım uykuya. Bir de ağrı kesici verdim, ne olur ne olmaz diye. Hiç sızlanmadılar biliyor musun? Deniz suyu bağımlılık yapar mı ki?!?! |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|