![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #11 (permalink) |
| Deneyimli ![]() Üyelik tarihi: 06-02-2007 Bulunduğu yer: Hollanda Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 2.266
Konular: 113
Ruh Halim: Rep puanı:10765 | Nasıl mı yaşanır sensiz? Yaşamak denirse buna Yaşıyorum işte! ... Umutlu Ama çaresiz. Nasıl mı yaşanır sensiz Yaşamak denirse buna Yaşıyorum işte! ... Dalarak dünün düşüne Ümit edip kavuşum gününü Taş basıp özleminle yanan yüreğime Direnip sensiz ölümlere Mutlu düşler çalıp uykularımdan Yeniden, Yeniden yaşamak üzere. Sığınıp belkilere Belki... Belki...diye diye Yaşıyorum işte! ... Bitmek bilmeyen karanlık gecelerde Yatırıp sensizliği gözbebeklerime Şafak sökene dek Kilitlenirken tebessümüm Özlemini duyduğum buselerine Yokluğunun sızısını iliklerimde Duya...duya Yaşamak denirse buna Yaşıyorum işte! ... Tükenmeyen sorgularında sevgimin Umuduna vuruluyor prangalar Doğruluyor namlular Susuyor korkuları içimin Dışarda yağarken kurşunlu yağmurlar İçerde ipe çekilmiş bakışlarımla Yine Yine Kavuşuruz Gelecek bir baharda Diye....diye Yaşıyorum işte! ... Senden uzakta Sevgimize örülen binlerce taş duvarı Eritmeye çalışıp özleminle Ne kadar ümitsiz Ne kadar olanaksız olduğunu Bile...bile Karanlıklarda filizletip sevgini Yaşıyorum... Yaşıyorum işte! ... Yaşıyorum herşeyim.
__________________ ![]() |
| | |
| | #13 (permalink) |
| Deneyimli ![]() | En çok özlenildiği zaman sevilir giden Özledikçe severiz, sevdikçe özlemler birikir göğsümüzün en yangın yerinde. Sevgi varken yaşanan ayrılıklar sızılı bir masaldır. Sebep ya şartlardır, ya zamandır, ya da belki de sevginin göz alıcı, sihirli ışığına teslim olmaktan korkmaktır. Ne olursa olsun bu masal ayrılıkların ayrılıklarla başlamadığını anlatır. "Hoşça kal" der bir yazı, ya da bir ses. Yüzünü sevgilinin yüzüne değdirmeyi kimse bu anda istemez. Çünkü en çok o ana isyan eder belki çıldırasıya sarılma, delice öpme isteği... "Dur gitme! Hoşça kalamaz ki kimse, ne giden ne de kalan geriye..." Gidenin biz olduğumuzu düşündüğümüzde hep kalan olmadık mı aslında geriye? Gittiğimizi düşünüp aynı yerde saydık hep. Doğum günleri çoğaldı avuçlarımızda, takvim yaprakları anılarıyla düştü yüreğimize. Ne yana kaçsak aynı yerde kaldık hep. Vakitli vakitsiz hasretler nöbeti, gece yarısı sevgilinin o güzel hayali, gözlerde lanetli bir hıçkırığın intihar eşiği.. Sevdikçe sevilenin yürekte kalmasındandır aslında hepsi... Oysa aslında bitmemiştir değil mi? Sözler söylenmiş, gereği düşünülmüş, süren sürülmüştür... Ama bir bekleyiştir, içinde taşıyan ümidi... Beklersin, neyi,niye,niçin beklediğini bilmeden... Aslında bilirsin, çünkü geriye sevgi ve şiir kalmıştır, terk edemez ki onları seven. Evet şimdi ne zaman bir şarkı, bir söz, bir hatırlayış olsa hep bir pay bırakır bana ve sana olan sevdama... Unutma.. Ben giderken dönüp dolaşıp hep sana geliyorum aslında.. Arkama baksam da bakmasam daumudum "Gitme" sözünün fısıltısında
__________________ ...:::ღ Yalakalığı benimseyenler sevilsinღ :::... ...:::ღ Ben buyum kimseye ihtiyacım da Y-o-K !ღ :::... Beşiktaş'Lıyız Beşiktaş'Lı , AnLayamaz Kimse Bu AŞK'ı |
| | |
| | #14 (permalink) |
| Deneyimli ![]() | Suskunluğumda bul benliğimi. Artık ne gözyaşımda Ne de ıslak sesimde bulacaksın sevgimi. Sustum Ve gömdüm duygularımı... Nedensizliklere sarıldım da Büküldü omzum, Dayanamadı yüreğim. Sustum can tanem, Kilitledim dişlerimi, Sıktım yüreğimin dudaklarını Ve sen olup da Kıvrandım acılarına... Dokunma yüreğime, Kanı çekildi damarlarımın. Dağlar acıdı Yağmur sustu Duyan yasta... Şimdi ey canda canım Unutmadan sendeki beni, Vermeden düşlere kara sevdanı, Kapat gözlerini ve N'olur dökmeden gözyaşlarını Düşün bu sevdanın aslı ne? Hangi rüzgar dağıtabilir ki duygularımızı, Hangi kalem yazabilir ki iç sızımızı, Hangi okyanus saklayabilir ki ağıdımızı, Hangi şarkı anlatır ki aşkımızı, Hangi yürek anlayabilir ki bizi? Sustum candamarım. Sustum, sen bilirsin beni... Ben bilirim seni. Biz bir avuç toprakta eş olduk, Biz bir damla gözyaşında sel olduk, Biz gurbetin türküsü olduk. Dinle... Sessizliği dinle Ve Suskunluğumda bul benliğimi.
__________________ ...:::ღ Yalakalığı benimseyenler sevilsinღ :::... ...:::ღ Ben buyum kimseye ihtiyacım da Y-o-K !ღ :::... Beşiktaş'Lıyız Beşiktaş'Lı , AnLayamaz Kimse Bu AŞK'ı |
| | |
| | #15 (permalink) |
| Deneyimli ![]() | sende ogrendik sevmeyi, kalbin farkli fonksiyonlarini ... karsilik kelimesinin kahpe anlamlara büründügünü, sevdamizda dirhem yer almayacagini. senle ogrettik tüm dünya'ya sevmenin asilligini, senle ogrettik cihana sevebilmenin ne denli fedakarlik gerektirdigini.. sende ogrendik biz yarini ... safaklara kusmus yarinlara 'merhaba' derken, dünlerimizden sarka gelen en saf gerceklerimiz de bulduk seni. cogu zaman senin icin akmayi yarina, senle ogrendik biz yarina umut beslemeyi. seni gorduk düne dair ne varsa ... her daim sen varsın en güzel anilarimizda, seni bulduk en samimi haykirislarimiz da. 'Yillardan beri, Kartal'ın sarkisi hep dilimde !' diye haykirirken doktugumuz gozyasimizda bulduk seni. biz sende ogrendik Kartal'im hayati ... o kucucuk yureklerimizle 'BEŞİKTAŞ'IM, Sen Cok Yasa !' diye ask siirleri haykirmayi, siramizin ustune 'Forza BEŞİKTAŞ !' diye sevda kazimayi. senle sevdik ne varsa hayata dair ... SEN HAYATSIN, HAYAT SEN ! Vallaha da, Billaha da Seviyorum ulAn Seni !
__________________ ...:::ღ Yalakalığı benimseyenler sevilsinღ :::... ...:::ღ Ben buyum kimseye ihtiyacım da Y-o-K !ღ :::... Beşiktaş'Lıyız Beşiktaş'Lı , AnLayamaz Kimse Bu AŞK'ı |
| | |
| | #16 (permalink) |
| Deneyimli ![]() | Ömür boyunca aramak.. Yalnız seni aramak. Paslı teneke kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. Belki bu şehirde değilsin. Ne çıkar? Seni arıyorum ya. Belki de aynı sokakta evlerimiz, sabahları beni görüyorsun işime giderken. Sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı… Beni bekliyorsun ya da bir başkasını, bir başkasını. Hiç gel demeyeceğim sana. Aramak neredeyse ben oradayım. Ayaklarım ne güne duruyor? Yok yok birden karşıma çıkma. Kaç, saklan. Seni aramak istiyorum. Git bu şehirden haydi git. Dağlara çık, o uzak dağlara. Rüzgârların krallığında hüküm sür. Baktın ki oraya da geldim yine kaç. Başını al, açıl denizlere. Gemilerin en güzeli, en büyüğü dilediğin limana götürmeli seni, dilediğin yerde demir atmalı. Ben küçük bir balıkçı kayığı ile peşinden gelsem yeter. Seni arıyorum ya! Bir yıl, beş yıl, on yıl değil; beşikten mezara kadar aramalı insan, ama ne aradığını bilmeli. Yaklaşıp uzaklaşmalı aradığından. Okyanus dalgaları üstünden bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli. Yalınayak koşmalı yollarda, ayaklarını sivri taşlar kesip kanatmalı. Çöllerden geçmeli yolu, yanmalı, kavrulmalı. Sonra gözün alabildiğine ak, soğuk ülkelere düşmeli. Buzlar kırılmalı ayaklarının altında, üstüne kar yağmalı. Bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni. Ayaklarını Afrika’dan getirip bir kâğıt üzerine yapıştırmalıyım, saçların Sibirya’da olmalı, dudakların Çin’de. Gözlerin Hindistan’da bir mabudun gözleri olmalı, ellerin İtalya’da bir heykelin elleri. Bulsam da seni parça parça bulmalıyım. Yine de bir yerin eksik kalmalı. Yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım. Ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim
__________________ ...:::ღ Yalakalığı benimseyenler sevilsinღ :::... ...:::ღ Ben buyum kimseye ihtiyacım da Y-o-K !ღ :::... Beşiktaş'Lıyız Beşiktaş'Lı , AnLayamaz Kimse Bu AŞK'ı |
| | |
| | #17 (permalink) |
| Deneyimli ![]() | Senin açmadığın bahçeye yağmur düşermiş Bülbül konarmış gül dalına bana ne, Sensiz hüzün yüklü baharlar Gecenin rengini taşır sabahlar Dört bir yanımda ahlar, siyahlar Düğün varmış köyde Bayram gelirmiş şehre Bana ne! Hep mayısları bekledim, gül bahçelerinin gül yüzünde gül yüzünü aradım. Bülbül oldum dağlara düştüm aşkından. Feryatlarım tutuştu gül rengini aldı ama gül açmadı sığ bahçemde. Gayri sevdalara tutuldum, bir zaman avundum öylesine. Sönmedi içimdeki yangınlar her baktığımda o yare sana olan vefasızlığımı hatırladım. Dön artık yeniden rüyalarıma terk etme ne olur düşlerimi biçareyim boynu büküğüm. Yok başımı okşayanım, elimden tutanım, renklerinin kuşağına saranım beni de yanına alanım, bu da benden diyenim. Öksüzüm, yetimim işte. Diken kaldım gönül bahçemde göz yaşı dökemedim yüreğimin çölüne. Hani söz vermiştim asi kalbime senden başkasını sevmeyecektim. Bakmayacaktım bir başka sevdaya. Kaç defa kapına geldim ama dokunamadım utandım çünkü vefasızdım, duyarsızdım. Bilmem kaç defa ihanet ettim aşkıma... Vefasızım gör işte... Sensiz baharlar, hüzün yüklü bulutlar gibi döner başımda Sensiz baharlar, hazan taşır bağrında. Sensizlik yüreğimde derin çukurlar açtı. Bekletme beni çöl zambağım, tüm vefasızlığımla yinede kapındayım. Sırtıma sardığım çantamda azığım tükendi çeşmelerin suları ne kadar soğuk aksa yüreğimin yangını o kadar artıyor. Irmakların peşinden koşturdum bir yudum diye, boş denizin koynuna sığındılar. Denizlere el açtım bir merhamet dilendim, yağmurlara karıştılar. Yağmur bekledim baharları gönül ateşime bir damla düşmediler. Yangınım işte Türkülerim sazıma inmiyor, şiirlerim sözüme uymuyor gecenin perdesi arkasında yıkıldığımı kimseler duymuyor. Göz yaşı ısmarladım nev baharlara hani doyası ağlamak için. Hani o gül kokunu hissedebilmek için kaç gül kopardım dalından. Sevdanın tadına doya bilmek için tadında bal aradım bulamadım. Yoruldum işte Al beni de kurtar buralardan, buraların karı fazla, boranı fazla tozu fazla, nazı fazla çekilmiyor. Hani baharı da olsa, çiçeği de açsa, bulutsuz gökyüzü, beyaz denizi de olsa sensiz bir anlam ifade etmiyor. Kelimelerim yorgun düştü eğik başlı cümlelerin arasına mısralarım, ritim tutturamadı, katılamadı şiir kervanına. Çöl gecelerinde yıldızlara Leyla’yı soran Mecnun gibi şaşkınım. Sensiz bahar gelmiş, gül açmış bahçelerde, bülbül konmuş dalına,bana ne. Sen yoksun, kokun yok, rengin yok, tadın yok. Seni getirmedikleri için dargınım baharlara Dargınım işte Seni açmadığı için bahçeler kırgınım,. Kırgınım işte! Yinede kapındayım...
__________________ ...:::ღ Yalakalığı benimseyenler sevilsinღ :::... ...:::ღ Ben buyum kimseye ihtiyacım da Y-o-K !ღ :::... Beşiktaş'Lıyız Beşiktaş'Lı , AnLayamaz Kimse Bu AŞK'ı |
| | |
| | #18 (permalink) |
| Deneyimli ![]() | Ağla ey dost! Gurur seti çekme gönül olukları önüne Sızdır üzerine şekva yazan gözyaşlarını Kirpiklerinin arasındsan sessizce…. Belki o yaşlar bir güle düşer Gül yanar… Belki bülbülün diline düşer Bülbül susar… Belki uçuşan martıların yüreğine düşer Şerha olur denizler Bizar olur afak Tutuşur küllenen ne varsa Acı,keder,gam… Bende ki tüm hasretlerin siyah fisunu kadar Derdin var ey dost Ama belki benim yüreğime muamma geceler köhner Versem geceleri divane sahralara senin için Ferdaları doldurduğum yüreğimi yaralarına sarsam Az da olsa diner misin dost?... Sever misin dost? Ben yaşamayı bilmem Rüzgarlar savurur neysem o beni Bil ki bir gün Kapıların ardından hakikat uyanıklara baksam Sair bir zamanda yanımda olur musun ey dost?... Yol çetindir dedin Yol aşılmaz dedin Yol sabırdır Tesbih tesbih çekilir dedin Sonu naim bahçeleri olan yol açıksam Yol arkadaşım olur musun dost?... Ney nedir bilirsin İşte hasrettir bataklığa ney Özü katrandır neyin Ama ney dert söyler,aşk,hasret söyler Sazendesi olup kendi kendinin Anlatsa derdini Yanıp yanıp benimle dinler misin dost?... Bir gün derdin bitse bile Durulup durulup yürekler kadar ağlar mısın? Yazar mısın bulutlara birkaç dörtlük? Yağmur gibi yüreğinle denizleri ıslatır mısın? Gözyaşların ışıkları temizler Bir gün ışık dahi olamayan bana Yağmuru verir misin dost? Aldırma!! Yürek acısın Bağrımda ki koru körüklesin Ağlayan gözlerin gizlice Herkes senin gibi ağlayamaz bunu bil dost!!! Ey! Dağlardan doğacak şiirler kadar Engin yürekli dost BENİM İÇİN DE AĞLAR MISIN ?
__________________ ...:::ღ Yalakalığı benimseyenler sevilsinღ :::... ...:::ღ Ben buyum kimseye ihtiyacım da Y-o-K !ღ :::... Beşiktaş'Lıyız Beşiktaş'Lı , AnLayamaz Kimse Bu AŞK'ı |
| | |
| | #19 (permalink) |
| Deneyimli ![]() | sayısız yıldızların vardı senin. Yıldızlara bakar ağlardın. İnsanlar dağılır, sesler susar; ve sen, gecenin hükümdarı gibi girerdin yalnızlığın ışıklı bahçesine. Geceler, bir okyanus gibi açılırdı önünde. Senin, geceyi yorumlayarak , ince şarkılarla ve uzak düşlerle zamanı genişlettiğini, ben bilirdim. Ağlardın ve sen ağladıkça dağılırdı karanlık... Senin orada olduğunu, aşkın uzun ve sınırsız balkonundan bana baktığını düşündükçe aşk, sesime uyumlu bir şarkı gibi kolay gelirdi bana. Yaşamak anlamını bulurdu; katlanmak güç olmazdı yaşamın cefalarına. Senin, aşkın ve dayanılmaz ıstırapların gölgesinde gezindiğini, çıldırtan yalnızlığından aşağılara ipler sarkıttığını bilir; o iplere tutunmaya, yanına gelmeye cesaret edemezdim. Ben, senin yalnızlık balkonunu düşlerdim. Şarkılarına eşlik ederdim uzaktan ve ağlardım; bunu kimse bilmezdi. Uzakta dururdum, yanına gelemez ve gözlerine bakamazdım. Gözlerim gözlerine değince öleceğimi sanırdım. Senin hayalinden bile kaçırırdım gözlerimi. Ben, aşkın kıldan ince bir köprü üzerinde yürümek olduğunu bilirdim. Bakışlarına tutunamamaktan, yarı yolda senden ayrı kalmaktan; kelimenin diğer anlamıyla, anlamsız bir ölümle ölmekten korkuyordum. Ve ihtimal ki sen biliyordun bunu, benim mahçup; fakat sadık bir aşık olduğumun farkındaydın. Bir gün, yalnızlığın ve yıldızlarının yörüngesini bırakıp gittin... Sessizce ve kırgın gittin; kalbinde sınırsız aşkının okyanuslarına dar gelen yolları açmak için. Bahardı... Ve bana şarkı söylemek anlamsız geliyordu. Senin orada olmadığını bilmek, gece yürüyüşlerimi adamakıllı çekilmez kılıyordu. Geceler uzuyordu biteviye; yıldızlara bakamıyordum sensiz. Gittiğin yer meçhulümdü. Uzaklıkların bu kadar zalim olduğunu öğrenecektim. Seni yakınımda bilmenin lezzetini, güvenini düşünecektim yeni baştan. Yüzünü düşleyecektim uzun uzun, ışık bahçesi yüzünü; gözlerimi kaçırdığım gözlerini... Seni mekanından bağımsız düşünmenin imkansızlığını kavrayacaktım. Yitirişin anlamsız boşluğunu, aşkın kanıksanmış yüzünü düşünerek bu baharı yaşamaya çalışacaktım, yaşanabilirse... Ve bahar gelip geçti zalim rüzgarlar gibi. Bahçendeki yaseminler, leylaklar, erik ve kayısı ağaçları çiçek açtı sensiz. Her bahar senin bakışlarına alışmış kırmızı, pembe ve beyaz yediveren gülleri açtılar yine... Havuzun fıskiyesi, senin yıldızlara bakıp ağladığın gecelerin yokluğunda, yine dönüp durdu, ince ve kederli şırıltılar üreterek. Sıra sıra bulutlar geçti yalnızlık balkonunun üstünden; serin şafak rüzgarları esti... Uzaklardan, sabaha karşı yapayalnız dinlediğin bülbül sesleri işitildi. Hepsi, hepsi senin yokluğunun farkındaydı sanki... Siyah beyaz bir film ve yavaşlatılmış bir şarkı gibi geçti bütün bahar. Şimdi uzaklarda, ıstıraplı gece yürüyüşlerine ve ince aşk şarkılarına eşlik edecek yıldızların var mı, bilmiyorum. Geceyi yorumlayıp genişletirken sana eşlik edecek rüzgarların, kırmızı ve beyaz güllerin?.. Oradan, uzaklardan gelen mektupların beni teselli edecek yerde, bıraktığın derin boşluğu büsbütün çoğaltıyor içimde. Mektuplarına dokundukça küçülüyorum. Sen, her zamanki gibi metin ve mutmainsin. Bana yeniden, yeniden sevda dersleri veriyor; aşkın imkansız denizlerine atıyorsun. Şarkımızı bir başka tonda yorumluyorsun her mektubunda. Bana aşkı, şarkı söylemeyi ve ağlamayı sen öğrettin. Senin sesinde buldum şarkıların en güzel anlamını. Derinliği senin gözlerinde fark ettim. Senin yüzünden devşirdiğim ışıklarla çıktım yollara. Yaşamayı seninle sevdim; senden önce ne varsa buruşturup attım ve dönüp bakmadım bir daha. Yaşamın sensiz sürebileceğini, senden başkasının gözlerine bakabileceğimi düşünmedim hiç. Şimdi uzaklarda olman küllendirmiyor hiçbir şeyi, beni ümitsiz kılmıyor. Mektuplarına, bana öğrettiğin şarkılara ve geçindiğin yollara tutunup yürüyorum. Dönüp geleceğin günü bekliyorum. Yine oradan yıldızlara bakacağın, ıstırap denizlerinde gezine gezine beni aydınlığına çağıracağın günleri... Yalnız ben değil, ellerinle büyüttüğün ve yüreğinin ışıklarıyla yeşerttiğin her şey seni bekliyor. Ve en son: Yalnızlık balkonunda kırmızı bir gül açtı, seni karşılamak için. Beni sana, bir tek şiirin anlatacağını düşünüyorum. Dilimde hep onu gezdiriyor ve sınırsız bir özlemle bekliyorum: yısız yıldızların vardı senin. Yıldızlara bakar ağlardın. İnsanlar dağılır, sesler susar; ve sen, gecenin hükümdarı gibi girerdin yalnızlığın ışıklı bahçesine. Geceler, bir okyanus gibi açılırdı önünde. Senin, geceyi yorumlayarak, ince şarkılarla ve uzak düşlerle zamanı genişlettiğini, ben bilirdim. Ağlardın ve sen ağladıkça dağılırdı karanlık... Senin orada olduğunu, aşkın uzun ve sınırsız balkonundan bana baktığını düşündükçe aşk, sesime uyumlu bir şarkı gibi kolay gelirdi bana. Yaşamak anlamını bulurdu; katlanmak güç olmazdı yaşamın cefalarına. Senin, aşkın ve dayanılmaz ıstırapların gölgesinde gezindiğini, çıldırtan yalnızlığından aşağılara ipler sarkıttığını bilir; o iplere tutunmaya, yanına gelmeye cesaret edemezdim. Ben, senin yalnızlık balkonunu düşlerdim. Şarkılarına eşlik ederdim uzaktan ve ağlardım; bunu kimse bilmezdi. Uzakta dururdum, yanına gelemez ve gözlerine bakamazdım. Gözlerim gözlerine değince öleceğimi sanırdım. Senin hayalinden bile kaçırırdım gözlerimi. Ben, aşkın kıldan ince bir köprü üzerinde yürümek olduğunu bilirdim. Bakışlarına tutunamamaktan, yarı yolda senden ayrı kalmaktan; kelimenin diğer anlamıyla, anlamsız bir ölümle ölmekten korkuyordum. Ve ihtimal ki sen biliyordun bunu, benim mahçup; fakat sadık bir aşık olduğumun farkındaydın. Bir gün, yalnızlığın ve yıldızlarının yörüngesini bırakıp gittin... Sessizce ve kırgın gittin; kalbinde sınırsız aşkının okyanuslarına dar gelen yolları açmak için. Bahardı... Ve bana şarkı söylemek anlamsız geliyordu. Senin orada olmadığını bilmek, gece yürüyüşlerimi adamakıllı çekilmez kılıyordu. Geceler uzuyordu biteviye; yıldızlara bakamıyordum sensiz. Gittiğin yer meçhulümdü. Uzaklıkların bu kadar zalim olduğunu öğrenecektim. Seni yakınımda bilmenin lezzetini, güvenini düşünecektim yeni baştan. Yüzünü düşleyecektim uzun uzun, ışık bahçesi yüzünü; gözlerimi kaçırdığım gözlerini... Seni mekanından bağımsız düşünmenin imkansızlığını kavrayacaktım. Yitirişin anlamsız boşluğunu, aşkın kanıksanmış yüzünü düşünerek bu baharı yaşamaya çalışacaktım, yaşanabilirse... Ve bahar gelip geçti zalim rüzgarlar gibi. Bahçendeki yaseminler, leylaklar, erik ve kayısı ağaçları çiçek açtı sensiz. Her bahar senin bakışlarına alışmış kırmızı, pembe ve beyaz yediveren gülleri açtılar yine... Havuzun fıskiyesi, senin yıldızlara bakıp ağladığın gecelerin yokluğunda, yine dönüp durdu, ince ve kederli şırıltılar üreterek. Sıra sıra bulutlar geçti yalnızlık balkonunun üstünden; serin şafak rüzgarları esti... Uzaklardan, sabaha karşı yapayalnız dinlediğin bülbül sesleri işitildi. Hepsi, hepsi senin yokluğunun farkındaydı sanki... Siyah beyaz bir film ve yavaşlatılmış bir şarkı gibi geçti bütün bahar. Şimdi uzaklarda, ıstıraplı gece yürüyüşlerine ve ince aşk şarkılarına eşlik edecek yıldızların var mı, bilmiyorum. Geceyi yorumlayıp genişletirken sana eşlik edecek rüzgarların, kırmızı ve beyaz güllerin?.. Oradan, uzaklardan gelen mektupların beni teselli edecek yerde, bıraktığın derin boşluğu büsbütün çoğaltıyor içimde. Mektuplarına dokundukça küçülüyorum. Sen, her zamanki gibi metin ve mutmainsin. Bana yeniden, yeniden sevda dersleri veriyor; aşkın imkansız denizlerine atıyorsun. Şarkımızı bir başka tonda yorumluyorsun her mektubunda. Bana aşkı, şarkı söylemeyi ve ağlamayı sen öğrettin. Senin sesinde buldum şarkıların en güzel anlamını. Derinliği senin gözlerinde fark ettim. Senin yüzünden devşirdiğim ışıklarla çıktım yollara. Yaşamayı seninle sevdim; senden önce ne varsa buruşturup attım ve dönüp bakmadım bir daha. Yaşamın sensiz sürebileceğini, senden başkasının gözlerine bakabileceğimi düşünmedim hiç. Şimdi uzaklarda olman küllendirmiyor hiçbir şeyi, beni ümitsiz kılmıyor. Mektuplarına, bana öğrettiğin şarkılara ve geçindiğin yollara tutunup yürüyorum. Dönüp geleceğin günü bekliyorum. Yine oradan yıldızlara bakacağın, ıstırap denizlerinde gezine gezine beni aydınlığına çağıracağın günleri... Yalnız ben değil, ellerinle büyüttüğün ve yüreğinin ışıklarıyla yeşerttiğin her şey seni bekliyor. Ve en son: Yalnızlık balkonunda kırmızı bir gül açtı, seni karşılamak için. Beni sana, bir tek şiirin anlatacağını düşünüyorum. Dilimde hep onu gezdiriyor ve sınırsız bir özlemle bekliyorum
__________________ ...:::ღ Yalakalığı benimseyenler sevilsinღ :::... ...:::ღ Ben buyum kimseye ihtiyacım da Y-o-K !ღ :::... Beşiktaş'Lıyız Beşiktaş'Lı , AnLayamaz Kimse Bu AŞK'ı |
| | |
| | #20 (permalink) |
| Deneyimli ![]() | En çok özlenildiği zaman sevilir giden Özledikçe severiz, sevdikçe özlemler birikir göğsümüzün en yangın yerinde. Sevgi varken yaşanan ayrılıklar sızılı bir masaldır. Sebep ya şartlardır, ya zamandır, ya da belki de sevginin göz alıcı, sihirli ışığına teslim olmaktan korkmaktır. Ne olursa olsun bu masal ayrılıkların ayrılıklarla başlamadığını anlatır. "Hoşça kal" der bir yazı, ya da bir ses. Yüzünü sevgilinin yüzüne değdirmeyi kimse bu anda istemez. Çünkü en çok o ana isyan eder belki çıldırasıya sarılma, delice öpme isteği... "Dur gitme! Hoşça kalamaz ki kimse, ne giden ne de kalan geriye..." Gidenin biz olduğumuzu düşündüğümüzde hep kalan olmadık mı aslında geriye? Gittiğimizi düşünüp aynı yerde saydık hep. Doğum günleri çoğaldı avuçlarımızda, takvim yaprakları anılarıyla düştü yüreğimize. Ne yana kaçsak aynı yerde kaldık hep. Vakitli vakitsiz hasretler nöbeti, gece yarısı sevgilinin o güzel hayali, gözlerde lanetli bir hıçkırığın intihar eşiği.. Sevdikçe sevilenin yürekte kalmasındandır aslında hepsi... Oysa aslında bitmemiştir değil mi? Sözler söylenmiş, gereği düşünülmüş, süren sürülmüştür... Ama bir bekleyiştir, içinde taşıyan ümidi... Beklersin, neyi,niye,niçin beklediğini bilmeden... Aslında bilirsin, çünkü geriye sevgi ve şiir kalmıştır, terk edemez ki onları seven. Evet şimdi ne zaman bir şarkı, bir söz, bir hatırlayış olsa hep bir pay bırakır bana ve sana olan sevdama... Unutma.. Ben giderken dönüp dolaşıp hep sana geliyorum aslında.. Arkama baksam da bakmasam da umudum "Gitme" sözünün fısıltısında ![]()
__________________ ...:::ღ Yalakalığı benimseyenler sevilsinღ :::... ...:::ღ Ben buyum kimseye ihtiyacım da Y-o-K !ღ :::... Beşiktaş'Lıyız Beşiktaş'Lı , AnLayamaz Kimse Bu AŞK'ı |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|