Geri git   Tatlı Aşkım > »»-(¯`v´¯)-» Tatlı Aşkım Forumları »»-(¯`v´¯)-» > ŞiirLer
Kayıt ol Sohbet Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Uyarılar

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-15-2008, 21:42   #11181 (permalink)
askinin esiriyim
 
DAMLA22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

AH YALNIZLIĞIM!

Nasıl canı acıyor kelimelerimin
Batıyor mu harfler okurken yüreğine?
Sessizliğimin kan içinde haykırışı
Saplanıyor mu keskin bir bıçak gibi
Suskun diline...

Ah yalnızlığım!
Sadece ağustosböcekleriyle paylaştığım,
Ah yalnızlığım!
Fondip yaparken kadehleri
Umutsuzca yarıştığım
Ah yalnızlığım!
Müebbete mahkum tutsaklığım...

Dağılan duygularımı toparlamaya çalışıyorum
El yordamıyla,
Issız odaların boş köşelerinden.
Aşksız bir yürek nasıl ses vermezse çağrılara
Çarpan öylesi kör bir sessizlik
Boş ellerimdeki açık avuçlara...

Söyle yalnızlığım
Renksiz midir ki tüm acılar bu gece
Bir hayalet kadar kayıp,
Dilsiz mi tüm aşklar
Çığlıklarıma böylesine kayıtsız...

Ah yalnızlığım!
Ses ver
Sen de sessiz kalırsan yalvarışıma
Bu gece
Çıldıracağım
Kendi sesimin yankılarında...
Kendime yalvarmalarımla...
__________________
özüme sözüme döndüm,doğruyu yanlışı gördüm,can çıkmamış yerinde, aslan gibi geri döndüm.!!!
DAMLA22 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-15-2008, 21:45   #11182 (permalink)
askinin esiriyim
 
DAMLA22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

İMZAMI BIRAKTIM YÜREĞİNİN EN DERİN YERİNDE

Dokunduğun her tende parmaklarının uçlarında ateşler yanıyor biliyorum. Oysa yumuşacık, tutku vadeden bir aleme kapılmayı bekliyorsun. Olmuyor biliyorum. Olmayacak da sevgili. Çünkü ben imzamı bıraktım teninde…Binlerce parmak dokunsa da tenine, gül tenimin kokusunu silemeyecek. Benim dudaklarım hesapsız açıldı dudaklarına, başka dudakların yabancı tadı yapışmayacak hücrelerine.

Yüreğini bilmediğin yüreklere açmayı deniyorsun. Katıksız aşklar vadeden, gecenin gündüzle sevişmesi gibi, yüreğinle sevişmeyi bekleyen kadınlar duruyor karşında. Bir adım uzağında. Sadece tek bir adım. Ayaklarınla kalbin savaşıyor anıları kanatarak, ayakların kazanıyor biliyorum. Ama sahte bir zafer bu! Ne kadar çabalasan da yüreğin değmiyor karşındaki yüreğe. Kelimelerin iğreti duruyor o bal dudaklarda. Bilmiyor musun sevgili, etle tırnak gibi bütündür yürekle kelimeler. Bitmeyen bir sevdanın yükünü taşıyorsa eğer yürek, sözcüklere hakimdir harf harf seslenerek…

Sert bir kabuğun içine sakladığın kırılgan küçük çocuğu yalnız ben tanırım sevgili. Ben bilirim alev alev yanan gözlerinin bebeklerindeki hüznü. Bir yanın ne kadar haykırsa da gücünü dünyaya, ben görürüm ürkek yalnızlığının buğusunu bakışlarında…Sen göstermezsin bilirim ama ben görürüm. İşte bu yüzden batıp çıktığın hiçbir aşkla benim izimi silemezsin. Saklamaya çalıştığın, ustaca üzerini örttüğün sana ait her sır; yalnız bende dillenir sevgili. Benden başka kimse okuyamadığı içindir kelimelerinin sessizliği. Yalan harfleri ayıklarım ben cümlelerinin içinden. Yalan kahkahaları sıyırıp alıveririm gülüşlerinden. Hatta sahteyse göz yaşların, kurutuveririm bıçak gibi keskin sevişimle…

Sen kanarken terk edilmenin sızısıyla, ben sarmaya çalışırım sen bilmeden yaralarını bana ait olmayan bir sancıyla. Tuhaf, kekremsi bir tat gelir oturur dilime teklifsiz bir samimiyetle kimi sabahlar. Bilirim, sana aittir bu tat. Acıyor, kanıyorsundur alacakaranlıkta. Usanmadan, bıkmadan, yılmadan denesen de nafile sevgili. Beni arıyorsun ve arayacaksın el attığın her aşkta. Çünkü; imzamı bıraktım yüreğinin en derin yerinde, tutkumu mürekkep yapıp kanımın en kırmızı rengiyle…

Kendine ait olmamanın çelişkileriyle kıvranıyorsun biliyorum sevgili. Sana ait değil ellerin, sana ait değil gözlerin… Parmak uçlarında dans eden her sarı saçta benim saçlarımın kokusu var unutmak istediğin. Dibine dalıp kaybolmak, yitip gitmek istediğin her gözde benim bakışlarımın yansıması parıldıyor. Telefona her uzandığında, acaba mı diye adımla özdeş beş harf çığlık çığlığa zihninde. Kovmaya çalıştıkça sen anıları; daha da bir yerleşiyorlar benliğine. Uykuya dalmadan gördüğün düşüm ben. Göz kapakların ağırlaşırken de aklındayım, bilincin sınırlarını kapattığında da yanındayım. Kaçmaya çalıştıkça benden daha çok karışıyorum kanına. Boş yere kapılma zamanın sahte oyunlarına… İmzamı bıraktım yüreğinin en derin yerinde, tutkumu mürekkep yapıp kanımın en kırmızı rengiyle…

Kendini hapsettiğin, yokluğumun dikenli telleriyle çevrili hapishanenin gardiyanı ben değilim, sensin sevgili. Sakın bekleme seni salıvermemi…Esaretin gönüllü, seni senden zorla almadım ki…Yerime koyamadığın sevdaların bedelini ben ödeyemem ki… Yıldızları topladığın gözlerim yağmur ormanlarına ev sahibi şimdi. İmzamı bırakırken yüreğinin en derin yerinde, kırdım ben kalemimi sensizliğe mahkum edip kendimi, kendi ellerimle. Unutamadığın gibi unutamadım ben de…
__________________
özüme sözüme döndüm,doğruyu yanlışı gördüm,can çıkmamış yerinde, aslan gibi geri döndüm.!!!
DAMLA22 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-15-2008, 21:46   #11183 (permalink)
askinin esiriyim
 
DAMLA22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

HOŞÇA KAL'IM ELVEDAMDI ANLAMADIN

Belki alışkındı kulakların bu iki kelimenin dudaktaki dansına...Hoşça kal; bir daha görüşmenin güvencesiydi. Bir önceki adımıydı bir sonraki buluşmanın...Hoşça kal denir ve hoşça kalınırdı senin aşklarında... Oysa bende elveda demektir hoşça kal, bilemedin; kısacık zamanlara sığan tutkunun kılavuzluğundaki bu aşkta...

Duvarlarıma sana dair çok da fazla olmayan anılarımı çerçeveleyip astığım bir gece vermiştim kararımı. Her nedense çok eğri büğrü duruyordu resimler. Anılar mı yakışmadı resimlere, yoksa resimler mi yapışmadı çerçevelerin sabitliğine anlayamadım. Ama ters duran bir şeyler vardı bu tuhaf görüntüde.Sarhoş naralarını tıpkı birer otriş gibi dolamıştım kelimelerin boynuna. Sonra birdenbire hayretle, o gideceği yönü şaşırmış naraların sokaklardan değil yüreğimden geldiğini fark ettim. Yalpalaya yalpalaya yeni bir limana demir atmaya giden, adımlarını bir türlü aynı hizaya getiremeyen bu ayaklar, benim sevdamı arşınlıyorlardı...Yine yanlış yollara, yanlış ayakkabılarla dalmıştım düşüncesizce. Nasır tutan kalbimdi, parmaklarım sapasağlamdı görünüşte! Bakmamıştım mor sarmaşıklı yaprakların altındaki kocaman dikenlerini saklayan bataklıklara... Ah aylak ruhum; yine aldanmıştı gökyüzünün kızıl, fettan saçlarına...Oysa çeviriverseydi tutkudan körelen gözlerini birkaç bakış aşağıya, sevdasına arapsaçı gibi dolanan yalanları fark edebilecekti...Ah aşka hiç doymayan aç ruhum, kısacık mutlulukların lezzetli mezeler olduğu bu sofrada, kadeh kadeh şarapları hapsedip damağına yine de aç kalktın aşkın saflığına...

Hesaplaşma yüklü bir gecenin sabahıydı sana vedam. Oysa sen sadece hoşça kal dedim sanmıştın... Kan ter içinde kaldı dudaklarım sana söyleyemediklerimi kendime haykırmaktan. Söylesem anlamazdın, biliyorum... Üstünde hiçbir etiket olmayan bir şişeye konmuş bir yardım mesajıydı kelimelerim...Ben ıssız bir adada; yanında almak isteyebileceği üç şeyi bile olmayan bir kazazedeydim. Çok tirajik biliyor musun? Üç şey alamazdım yanıma, almayı isteyebileceğim tek şey sendin... Ve sen bana aynı cümlenin içindeki iki kelime kadar yakın; ve aynı zamanda aynı cümlenin içinde asla bir araya gelemeyecek iki kelime kadar uzaktın...Çelişkilerin bileşkesi bir sevgili...Şarkılar saki olmuştu masama. Hep acı olan mezelerimi getirirken soframa, biri geldi biri gitti upuzun bir yalnızlık boyunca... Şarabımın tadı daha mı mayhoştu ne! O tanıdık tadı yapıştırabilmek için dudaklarıma, günün ağarması gerekti kadehlerin tanıdık lal kırmızısında...

Sana hoşça kal demek hiç kolay değildi... Çünkü benim için hoşça kal, elveda demekti... Benim sözlüğüm neden farklıdır bilemedim hiç... Yazmasın istedim vedalar ve vedalara yüklü anlamlar sayfalarda, boş yere aradım uzun soluklu aşkları yırtık sayfalarda... Nedendir bilmem hep ama hep ayak izleri oldu satırlarımda... Kah kuma gömülüp kaybolan ayakların izlerini aradım çöl ıssızlığı akşamlarda, kah demirden bir örs gibi vurdum adımlarımla vurgun sonlara...

Hatırla sevgili içinde koşar adım coşan sevişlerini... Sakin limanlara demir atmak isteyen gemimin çıpası havada kaldı... Uzun soluklu bir aşkı, bir kar tanesinin bir kartopuna ve ardından bir çığa dönüşmesi gibi yaşamak isterken, sağanak yağmurda ıslanıp, sırılsıklam kaldım yalnızlığımla... Çok yükseklere saklamıştım ben sevgimi, sen upuzun adımları yüklerken bacaklarına, dümdüz bir yol üzerinde koşup durdun boş yere... Başını kaldırıp bakmayı akıl edemedin göğün gülümseyen mavi gözlerine...Uzaklıkları hala ölçülerle sabitleyen bir düzene esirken sen, ben çok başka bir coğrafyada farklı bir iklimin estirdiği rüzgara dönüşmüştüm bile...İki kelimenin buluşamadığı cümleler, gökyüzüyle yeryüzü arasından çok daha uzak mesafelerin timsaliydi yüreğimde...Sen takılmışken bildik hikayelerin tanıdık işleyişine, ben bir masalın içinde sakince bekliyordum sessizlikle çoğalan çığlıklarımı gömüp göğsüme...

Sadece hoşça kal deyip gittim diye; yüreğin hala küskün biliyorum... Elveda çok büyük bir kelime. Sığmadı dudaklarımın sınırları içine. Sözlüğümden haberdar olacak kadar çok kalmadın sevgili, yüreğimde. Benim “hoşça kal” ım yazılmış yanlışlıkla elveda kelimesinin yerine...Kim bilir belki de bir hoşça kal en çok bu aşktaki kadar yakışır elveda hanesine...Bazen sözcükler biz farkına bile varmadan, kayıp gider dilimizden; bizim bile yerleştirmekte güçlük çekebileceğimiz en uygun yere...
__________________
özüme sözüme döndüm,doğruyu yanlışı gördüm,can çıkmamış yerinde, aslan gibi geri döndüm.!!!
DAMLA22 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-15-2008, 21:48   #11184 (permalink)
askinin esiriyim
 
DAMLA22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

GÖMÜN BENİ YÜREĞİME

Yüreğime gömün beni bugün. Yoruldum sivri çakıl taşlarına benzer aşkların üzerinde yürümekten. Dalgaların kıyıya vurup, savurup koynuna aldığı ince bir kum tanesi olmak istiyorum ve boğulmak kendi mavilerimde. Deniz yıldızının beş kolundan bir tanesi bile saramadı beni. Oysa ince sızılara da, keskin acılara da alışkın benim bedenim. Suların durulduğu bir denizde oynaşan martıları hiç izlemedim...

Yüreğinize gömün beni bugün. Evrenin bütün güzelliklerini kutsayan yüzümü gömün yüreğinize. Yorgunum kırık dökük kelimelerle konuşmaktan. Yorgunum boş yüzeylere dolu kelimeler yazmaktan. Usandım kendini tekrarlayan başlangıçlardan...

Ölümün kara lekesi düştü önüme. Belki bedenin kan rengi vedası daha kolaydı. Evet eminim daha kolaydı, lime lime doğranan bir ruhun çırpınışlarından. Nefes alan ciğerlerin bir susuşu yetiyor ölümlere. Ya ruh? Zerrelere bölünüp bölünüp acılarını katlama derdinde. Hangi doktor çare bu derde? Yapışır mı acaba parçalarım en kuvvetli yapıştırıcılarla? Tuzla buz oldum...

Kendi yüreğimin kara deliklerine saklanmak istiyorum. Hiçbir ışığın sızmaya gücünün yetmeyeceği, hiçbir umut çiçeğinin yeşermeye yeltenmediği. Hayallerin kucağında öyle gündoğumları, öyle manolya kokulu ilkyazlar yaşadım ki, ağır geliyor artık sabaha varmayan gecelerin gerçekliği...Saklanmak kendime ve yavaş yavaş yok olmak istiyorum.

Gömün beni yüreğimdeki küçük kızın gözbebeklerine. Balköpüğü damlalar damlıyor göğsüne. Çocuklara özgü umursamazlık, çocuklara özgü vurdumduymazlıkla yaklaştı aymazlıklarınıza. Uçurtmalar uçurdu bilmediği gökyüzüne. Bir bedenin içine sığmayan kocaman ruhumu da gömün birlikte. Güzelliğe tutkun, şehvete aç bakışların yükü altında ezildim. Bir perde gibi örttü insana dair güzel yanlarımı bu süslü elbise. Dokunabileceğiniz yumuşacık bir ten isteyen ellerinizle öpebileceğiniz arzulu dudakları hedef belirlemiştiniz. Oysa dokunmanın hiç aklınıza gelmediği bir yüreğe de sahibim ben. Orada ebruli bir kadın bekliyor...

Kendimden yorulup, kendime kaçmanın kısır döngüsüne yolculuğum. Ne menzili biliyorum, ne hedefin farkındayım. Bir cenin olup annemin kutsal bedenine geri dönmek istiyorum. Oysa yalnızlığım öyle koyu bir renk ki bugün, toprağa bile koyamıyorum.

“Kayıp” ilanı vermek istiyorum ruhum için. “Bir tutam umuda muhtaç, yarına dair özlemlere aç, belirsizliğin kıskacında yarım bir ayraç” Var mı böyle bir ruh etrafınızda sahipsizce dolaşan? Kayıptır kendisi. Ulaşın lütfen sahipsiz bedenime, ruhsuz boğuluyorum çok ama çok derinlerde...

Kendi yarattığım sahte balonların içine oturup, kendi yarattığım sahte diyarları izledim gökyüzünden. Kulaklarım sağır oldu patlama sesinden. Patlayıp sönen sahte balonum muydu, boş hayallerim miydi bilemedim. Patlama sonrası sessizliğindeyim ben...

Küçük bir masal ülkesi kurmuştum kendime. Kraliçesi ve tek hakimi olduğum. Sınırlarımı yerle bir eden bu deprem nereden çıktı birden? Fay hattının tam üstünde mi inşa etmişim değerlerimi? Kaçışlar çözüm olur mu ki? Yıkılan binaların taze yanık ve toprak kokusu mu, yoksa yıkılan değerlerim mi hıçkırıklarımın sebebi? Bir kaosun içinde içiçe geçmiş hepsi...

Gömün, gömün beni yüreğime. Emanet ediyorum elimde kalan son üç beş sevincimi bir avuç dosta. Tek mirasım bu, o da yalnızca anlayana....Gidiyorum kendime...Gömün beni bugün yüreğime...
__________________
özüme sözüme döndüm,doğruyu yanlışı gördüm,can çıkmamış yerinde, aslan gibi geri döndüm.!!!
DAMLA22 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-15-2008, 21:49   #11185 (permalink)
askinin esiriyim
 
DAMLA22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

FAZLA GELDİM KENDİME

Seni Terk Ettiğim Günden Beri Fazla Geldim Ben Kendime Sevgili…

Fazla geldim kendime sevgili…Sana fazla gelmek olsaydı mesele, kabuk bağlayan yarayı koparıp tekrar kanatmazdım. Ya da fazla gelen sen olsaydın bana ayaklarımda kırılgan bağcıkların düğümleriyle adımlar atmazdım. Ama en zor yol ayrımında, en kontrolsüz noktadaydım. Fazla geldiğim beden, sığmadığım ruh kendimdim…

Git de demedin kal da…Sadece kabullendin. Git desen kolay olurdu yarasa kanatlarıyla uçan ayrılık kuşunun ardına takılmak; kal desen kolay olurdu düşlerin uçuşan salıncaklarında sallanırken bir yere sabitlenip kalmak…Ama sen ne git dedin ne kal…Gidişimin de kalışımın da tüm sorumluluğunu çırılçıplak bir öfkeyle yapıştırdın yüzüme. Aynaya bakamadım seni terk ettiğimden beri. Göz yaşlarımın biri gittiğim için öperken dudaklarımı, diğer gözümden akan yaş kutladı gücümün yarına yansıyışını. Sen eksilmedin ki benim gidişimde, bendeki ben eksildi acımasız bir silinişle. Sen sıyrılıp kaçtın bu kabusun en lekesiz yerine…Çünkü git de demedin kal da sevgili. İşte bu yüzden ne gidebildim bu aşktan, ne kalabildim aşkta…

Beni sende bırakıp kaçıp gittiğimden beri hiçbir şey dolduramadı içimdeki kocaman boşluğu. Senden alabilmeyi umduğum senden medet ummuştum ama kal demeyen bir sevgiliyi ne kadar içime alabilirdim. O geceden sonra asla ekleyemedim geleceğime geçmişimi. Boş boş baktım dudaklara. Sesler dolaşıp duruyordu havada ama benim sözlüğüme çok uzak bir boşlukta. Çelişkilerin oynaştığı bir ruh yabancılaşıyor tüm duyulara. Kapanıyor kapılar tüm dudaklara, tüm bakışlara. Kendini kaybeden bir insan yeniden bedenlenmeye çalışıyor bir aşkta. Ama aşk öyle uzak ki kayıp ruhlara…

Gitmek üzerine dilimde yuvalanan her hecede sen vardın. Sevişlerin, öpüşlerin, gidişlerim birbirine dolanmış bir bilmece. Çelişkilerle kıvrandım. Sen bir heykelin taş bedeniyle buz gibi dikilirken karşımda, ben bu aşkı mumyalamaya başlamıştım. İçini boşaltmak gerekliydi önce ancak iki bedenle bedenlenebilen bu kutsal varlığın. Gözlerinde gördüğüm umursamazlık, sesinde saklı soğuklukla harmanlandı düştüğüm düşlerin ev sahipliğinde. Kal dersen hayata döndürebileceğin ağır yaralı, kanamalı bir aşkı çağırmadın geriye.Ona ilaç verecek eller senindi, onu ısıtacak sıcaklık senin bedenindeydi. Sessizliğin keskin bir bıçakla hançerledi, ölümün kucağına sürükledi. Sonsuzluk rüyasıyla onu sarıp sarmalamak benim işimdi. Git de kal da diyemeyen biri bir aşkı ne kadar hak edebilirdi ki! Bir mumyanın yapay yüzünde sakladım hıçkırıklarımı…

Suçlayan kelimelerin ok gibi saplanıyordu savunmasız sevgime. Yağmur gibi yağıyordu öfken üzerime. Niye hiç sormadın nedenlerimi sevgili? Senin dilinde keşkeler, senin dilinde yoksalar, senin dilinde eğerler. Benim de çünkülerim vardı sevgilim. Öyle çok çünkü ile örülmüştüm ki minik bir delik açamadım harflerimin arasına. Alev gibi bir nefret şekillenirken ağzında hiç bakmadın bile öpüşlerinle canlandırdığın dudaklarıma. Oysa benim de kelimelerim vardı sevgili. Küme küme bulutlar gibi yağmura gebe kalırken hayallerimin en mavi yerinde dilinde sadece tek bir kelime olmalıydı Git ya da Kal diye…Kal demediğin, kal diyemediğin için bir ucu sen de bir ucu ben de saplı bir bıçak başrolü kaptı hem senden hem benden bu sevgide.

Senin yüzünden fazla geldim ben kendime. Kendime sığmayan kederim, kendime sığmayan sevgimle baş başa kaldım dar gelen hacimlerde. Taşıyamıyorum sevgili ne seni, ne kendimi ne sevgimi bu bedende. Hakkın yoktu beni benden etmeye. Seni terk ettiğim günden beri fazla geldim ben kendime…
__________________
özüme sözüme döndüm,doğruyu yanlışı gördüm,can çıkmamış yerinde, aslan gibi geri döndüm.!!!
DAMLA22 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-15-2008, 22:12   #11186 (permalink)
askinin esiriyim
 
DAMLA22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

ÇİLİNGİRİ YOK AŞKIN!


Rüzgar ters yönden eser kimi zaman. Şu an öyle bir rüzgarın karşısında; aciz, kırılgan, rengini kaybetmiş, mevsimsiz bir yaprağım. Seni özgür bırakıyorum can parçam, senin özgürlüğüne esen poyraz, beni yoksunluğuma sürüklüyor. Ters köşelerden bakıyoruz bu acıklı sahneye…

Affedebilmek öyle büyük bir erdem ki… Nefretin o baldan tatlı ama tehlikeli hazzını yaşamak yerine, boyun eğmenin olgun ama incitici burukluğunu hissediyorum. Gururun o asil silueti düşmeliydi üzerimize diye düşünürken, ihanetin kara perdeleriyle perdelendi gece. Gözlerinde ben yokum artık. Bakışların bulanık.

Bir yanımda yazgıya isyankar bir kadın boşluğa bırakmamak için kendini bir cam parçasının ardında, iradesini sınıyor. Öyle çok öfke birikmiş ki boğazında, uçurum kenarlarında çamur kusuyor her haykırışında. Kir pas içinde duygular. Kendimi soyutlayabilmek, uçabilmek, yerin dibine girip yok olabilmek istiyorum. Sığmıyor hazan mevsimi geceme. Dört bir yandan kuşatıldım ihanetin zehirli telleriyle. Dudaklarına bakamıyorum sen konuşurken. Başkalarının kelimeleri olmalı dilinden dökülen, diken diken…

Aslında seni özgür bıraktığım da, benim de kanatlarım açılmalı yeni bir aşka. Açılabilmeli. Ama öylesine kilitlemişim ki seninle kendimi, anahtarsız kaldım apansız. Çilingiri yok aşkın. Tek kapı, tek kilit, tek anahtar. Şafağa kadar uzasa arayışlarım, gün yine de aşka kilitli başlar, ayırdındayım…

Sanki dokunabilsem son bir kez tenine, silinip gidecek üzerindeki o çirkin leke. Tenindeki başka bir teni giyinemem üzerime. Bir tene kaç ten sığdırabilir ki insan bir ömürde? İstesem senden tertemiz sevişlerimi, masum şehvetimi geriye; iade edebilir misin ki ambargo koymadan hiçbir anının gölgesine?

Ne kadar alışkınsın değil mi beni dimdik görmeye? Korkma bu gece de eğilmeyeceğim önünde. Varsın içimdeki yangınlar kanımı kavursun, varsın gizlice söylediğim veda şarkıları kulaklarımda yankılansın. Ben her zaman ki mağrur ve asil kadınım. Yaralarımı kendi başımayken yalarım iyileştirmeye. Güçsüzlüğüm, naifliğim, kırılganlığım hepsini yalnızken sererim geçmişin örtülerine. Biri adım attı mı içime, toplanıverir örtüler bir hamlede. Silkelemek istersem beklerim soylu yalnızlığımı yine. Görmeyeceksin yenilgiyi gözümde. İzin vermediğim sürece, kimse giremez erdemli sevda bahçeme.

Gerçeğe talibim karşında. Ezik değilim, unutma. Tapınakların içinde özenle korunmuş tanrıça heykelleriymişim gibi bakma yüzüme. Etten kemikten bir insanım işte. Bakma omuzlarımın küçüklüğüne, diktir taşırlar gerçeği. İncecik halatlarla bağlıymış aşk gemimiz gelecek limanına, engine yol almayı beklerken, karaya oturdu daha ilk fırtınada. Sen başka bir limanda, ben halatın kopuk ucunda…

Uzaklığın soğuk çizgisi çizilmeye başladı bile aramıza. Üstelik yanımdasın hala. Bana salkım salkım üzüm yediren o güzel ellerin, başka hangi dudaklara dokundu? Ah üzüm deyince, susuzluğunu gidermek için kırmızı şarabın buruk lezzetini de paylaştın mı acaba başka dudaklarla? Sırtımda öyle bir yükle durmaya çalışıyorum ki karşında, yüreğimin kamburu çıktı sen anlamasan da…

Öyle bir kaosa sürükledin ki beni, itaatkar bir düzene pervasızca adım atmış, ağlarını örüp tüm duvarları kaplayan pis bir örümcek gibi hissediyorum kendimi şimdi… Soysuzlaşmadan, yozlaşmadan, bayağılaşmadan kavuşabilmeli bu gece sabaha…

Asalet baskın çıktı öfkeye. Kader diz çöktürdü adalete. Hak etmesem de arkanı dönüp gideceksin biliyorum bu gece. Ağlayacağım, görmeyeceksin. Işıksız kalacağım, bilmeyeceksin. Dilim git derken, gözlerim kal diyecek hissetmeyeceksin. Gururum, yalnızlığım ve ben baş başa kalacağız; asil yaşanamayacak kadar yanlış bir aşkın gölgesinde…

Yolun açık olsun sevdayı paylaştığım adam…
__________________
özüme sözüme döndüm,doğruyu yanlışı gördüm,can çıkmamış yerinde, aslan gibi geri döndüm.!!!
DAMLA22 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-15-2008, 22:13   #11187 (permalink)
askinin esiriyim
 
DAMLA22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

AŞKI TANIYAN BİR KADIN ASLA AŞKTAN AZINA RAZI OLMAZ

Kaybettin Bitik Aşkın Prensi...

Sakın dolanmaya kalkma adımlarımın önünde. Gözlerim kör artık bakışlarındaki sahteliğe. Ait olmadım hiç yüreğine. Farz et ki bir kırlangıç yuva kurdu baharının en parlak gününe, sonbahara döndü mevsim bu sevgide. Kırlangıç topladı yuvasındaki emanetleri, göç ediyor sıcacık bir iklimin tam göbeğine...

Kal bakalım şimdi o çok iyi tanıdığın yalnızlık şehrinde. Dön yeniden kör kandillerin aydınlattığı gecelerine. Işığımı bırakır mıyım hiç bitik bir sevgide? En parlağından yıldızlarımı yerleştirdim göz bebeklerime. Dönüp geriye bakar mıyım sanıyorsun bitik aşkımın prensi? Dönüşler yüklenmemiş aşkımın belleğine.

Bir damla yaşı çok gördüm diye kızma bana. Hak eden sevdalarda seller taşımayı bildi yanaklarım olanca yumuşaklığıyla. Sesimi geri aldım gecenin duyulmaz çığlıklarından. Teşekkür etmelisin bana. Temmuz sıcağı kıvamındaki sesimden sonra, yabancılığın tüm soğukluğuyla çınlayan sesim, donar kalırdı kulaklarında...

Kumdan kaleler yıkıldı artık. Şekillendirirken eklemeyi unutmuşuz güveni, unutmuşuz tüm malzememizin sımsıkı kenetlenmesi gerektiğini. Ufacık bir dalga nasıl da yerle bir etti eksik yarattığımız eserimizi. Ete kemiğe bürünmedi hayaller. Başladığı gibi bir çırpıda bitti.

Gözbebeklerine yerleştirmek için boş çabalar harcama masumiyeti. Ne yazık ki büyüdü içimdeki çocuk. Gerçek bir kadını, yalan gözlerin yanan ışıklarıyla kandıramazsın ki...Zaten toplanacak bir bavulum bile yok! Paylaştığımız bir yalan sevgi, o da yanımda götürmeye değmez ki!

Hep sağlam bastı ayaklarım yere. Boş düşler değildi güç veren adımlarıma. Kuru yapraklar gibi çatırdıyorsun her adım attığımda. Sadece birkaç dakika sürer bu hışırtının kulağıma verdiği rahatsızlık. Yumuşacık hayatıma adım attığım anda, hafızam bir oyun oynayıverir bana! Silinmiştir son beş dakika! Bendeki izin bu kadar olur bitik aşkımın prensi. En fazla birkaç dakika...

Elbet düşersin aklıma ara sıra. Hatırlar gibi sevdiğim bir elbiseyi ya da renkli bir yer minderini, hatırlarım bir zamanlar beni sevdiğini! Ne kadar yer ederse bir eşya yüreğimde, kapladığın yer de öyle küçüktür geçmişimde.

Giden ayaklarım olsaydı, serilir belki önüne durdurabilirdin beni bir hamlede. Ama işin zor arkadaş, çünkü alıp başını yüreğim gitti ayaklarımdan önce. Ne söz dinler benim gönlüm, ne dur durak bilir aşkına esince.Hatta, bir sır vereyim sana, ben bile engelleyemem onu gitmeye karar verince. Ayrılıkla sevişirken bir yürek, kulak asmaz hiçbir yalvarışa, tıkar kulaklarına tüm yakarmalara...

Kaybettin bitik aşkın prensi. Aşkı tanıyan bir kadın, asla aşktan azına razı olmaz. Yer edinemediğin bu yürek, sahibi olamadığın bir yürek, boş sevdalara kiracı olmaz. Kapısından dön artık bu sevdanın, kapalı kapılar ardında ses vermeyen bir aşka yalvarılmaz. Hoşça kal bitik aşkın prensi, beddualar aşkı tanıyan bir yüreğe yakışmaz...
__________________
özüme sözüme döndüm,doğruyu yanlışı gördüm,can çıkmamış yerinde, aslan gibi geri döndüm.!!!
DAMLA22 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-15-2008, 22:16   #11188 (permalink)
askinin esiriyim
 
DAMLA22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

sen istemesende ben seni seviyorum...

Resim boyutu değiştirildi. Resmin tam boyunu görebilmek için buraya tıklayın. Resmin Orjinal boyutları 714x529 px Ve Boyutu 58KB.

Şimdi nerelerdesin? Bu sefer yazdıklarımın, yüreğimin acısının adresi yok!

Satırları yazmakta bile zorlanıyorum. Sen gideli kelime haznem daraldı.
Tek başıma kaldım buralarda...

Ansızın dalıyorum, sürekli yollara bakıyorum ve işin acı tarafı gelmeyeceğini de çok iyi biliyorum.
Ah Sevgili! Çok hayallerimiz vardı. Hayata dair, aşka dair, ikimizin kaybettiklerine dair. Yazık!

Hayallerimiz yarıda bile kalmadı.. Şimdi de mi kadere atılacak suç? "Kaderde var mı?" diyerek!

Sen yoksun ama ben gene sana yazıyorum her günün ardından(!)
Gözyaşlarımı, aşkımı, özlemimi yazıyorum ve sevgili her zamanki gibi seni özlemle bekliyorum.

Bensiz üzülme olduğun yerlerde; çünkü ben seni yüreğimde taşıyorum, sensizken bile...

Kimseye söylemiyorum seni sevdiğimi sana bile (!) Çünkü içimde
yaşıyorum seni, sen de beni...
Bizim aşkımızın kuralı da bu, baştan beri belli..

Ah Sevgili(!) Özledim be seni.. Geleceksin biliyorum
ve sabırla bekliyorum.
Çünkü seni ölümsüz bir aşkla seviyorum.

alıntı
__________________
özüme sözüme döndüm,doğruyu yanlışı gördüm,can çıkmamış yerinde, aslan gibi geri döndüm.!!!
DAMLA22 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-15-2008, 22:18   #11189 (permalink)
askinin esiriyim
 
DAMLA22 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart

bu duygunun adı yok!.....

Şu an parmaklarım sadece seni yazmak istiyor Kalbimin seni istediği gibi..
Seni yazmak ne kadar güzelse..bir o kadar da zorBir bilsen bu aralar ne kadar uzaksın bana..
Sana daha yakın olmak için ..Durmadan seni hayal ediyorum.. Seni..!!

Hayaller kuruyorum seninle ilgili..Hani olsaya diyorum;..
Her sabah senin kokunla açsam gözlerimi güne.. ve her sabah sana dokunsam gözlerim kapalıyken henüzTüm gece sıcaklığında dalsam uykuya, ve bütün gün seni görmenin heyecanıyla beklesem akşamı...
Gecelerden korkuyorum şimdi sensiz geçtikleri için..
O gün gelseher geceyi öyle basarim ki bağrıma sen gibi!..Ama.. ama sen yoksun

Şu an çok güzel bir aşk şarkısı çalıyor.. Aynı şarkıyı defalarda baştan baştan dinliyorum, öyle bir an geliyorki huzuru hissediyorum ve duruyorum onu sadece hissediyorumbir an içindeyim sanıyorum ama aslında baktığım bir resim buŞarkı hala çalmaya devam ediyor kim bilir belki onuncu kere dinliyorum ve hala hissetmeye devam ediyorum. İçine girmek istiyorum bu güzel şarkının bir notası olmak istiyorum... Gücümün yetmediği şeyleri istiyorum bir notanın içinde erimek, duyulmak, sevilmek, dinlenmek sonrada tekrar çalınıncaya dek susmak kaybolmak istiyorum...

Şarkı hala çalıyor ve ben orda olamıyorum içine giremiyorum ruhum notalarında eriyip yok olmuyor. Sadece dünyadan kopuyorum bir kaç saniyeliğine..Sonra gerçeğe dönüyorum..

Senin için varolduğunu bildiğin, senin için nefes aldığının farkında olduğun bir yürekten zorunlu olarak ayrı kalmak ne zor
Çok uzakta bir sen görürüm hayalimde, koşarım kavuşmak, koklamak, sarılmak için sana; Sonra uyanırım..her tarafım uçurum..Sanki bir adım atsam sensizlikte yok olup gidecekmişim gibi.. İşte o an ölürüm..Gözlerimden bir damla sen düşer, ağlamaklı olurum. Gecenin karanlığı korkutur, göz yaşlarım boğar beni.

İnan ki bir fısıltı gibisin karanlıkta kulaklarımda çınlayan, ruhumu, duygularımı okşayan ve kanımda damla damla akan.
Seni bekliyorum her güneş ışığında ve her gün doğuşunda.
Her kızıllığında akşamın, içime bir ok giriyor tüm bedenimi tarıyor sanki... İçim kanlanıyor, akışı yavaşlıyor
Her akşam ümidimi kendime gömüp tutuyorum evin yolunu... O yalnız yatak, sensiz sesler ve boş içim. Sen olmadığından mı bu yabanilik diyorum bazen... Öyle evet... Senin olduğunu anımsıyorum..
Gülümserdim ben... Gülerdi yüzüm, gözlerim. Sana bakmak, bakmasam da seni hissetmek yeterdi banaYine hissediyorum ben seni ama ellerim havada... Boşluğu tutuyorum Boslukta geziyor gozlerim Ey adına ömrümü adadığım nerdesin?. Gelsen Çok şey de istemiyorum aslında sadece son bir kez gelsen..Yumaşacık teninle sarsan beni..derin derin çeksem kokunu son bir kez içime..Çekeyim ki; bir daha gitsen de kokun kalsın üzerimde
Bilirsin ben en çok geceleri paylaşırım sevgimi seninle... Gözyüzündeki bir yıldıza bakacağım bu gece ve bu bizim yıldızımız deyip gülümseyeceğim gecenin karanlığında.. Yüreğimi yüreğine katmış koşuyorum yine sana...Savunmasız, sakınmasız, sınırsız sevgimi haykırıyorum sana... Evet..Seni hala..ama hala Çok Seviyorum..


alıntı
__________________
özüme sözüme döndüm,doğruyu yanlışı gördüm,can çıkmamış yerinde, aslan gibi geri döndüm.!!!
DAMLA22 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-16-2008, 11:26   #11190 (permalink)
Foruma Isınan Üye
 
başakk_17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Standart


Birgün kopacağım senden,
Seni senden çok severken.
Ve ellerim titreyecek belki de,
Sensizliğin acısını,
Parmaklarımda hissettiğim de.
Anlaşılmaz gelecek illaki,
Bu gidiş,düşüncelerine.
Kendimi sensizliklere,
Apansız sürdüğümde.
Bir cevapsa bulunmayacak,
Kuru topraklarda yetişen,
Kup kuru yüreğin de.
Ve bir daha adın yeşermeyecek,
Yağmurlarla yeşerttiğim,
Şu nemli yüreğimde.
Sözümü dinle dediğimde,
Parmağımı dokundururdum ya yüzüne,
İşte o kalacak sedece,
Ben çekip gittiğim de,
Sana son bir hediye.
Ve bir daha dönüşüm olmayacak,
Bu gidişin her santimin de.
Ve bir daha bakmayacağım gözlerine,
Gözlerim sensiz görmese de.
__________________

SeNi ÇoK SeViYoRuM..


http://www.tatliaskim.com/uye-resiml...ml#post3032798
(yenileri 2.ve 4. sayfada=)........
başakk_17 Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
damla22

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
^^ßen Dü$LerLe Büyüyen AsıLsız ßir Cocuk..^^ »¦«ReBell»¦« Paylaşmak istediklerim 9 03-22-2008 20:47
Sen düşlerimdeki büyük.... Bense düşlerle büyüyen asılsız..! iremsu1986 Paylaşmak istediklerim 4 11-23-2007 08:44
Büyüdükçe Büyüyen ??? ssseker Sohbet Cafe 11 05-28-2007 14:11
dokunma kirli ellerinle bu satırlara... İ>>L€G€ND&LOV€<<B Paylaşmak istediklerim 15 05-27-2007 10:54
Yalnızlığımda Büyüyen Sevdan! EbRuLi Paylaşmak istediklerim 4 04-10-2007 14:33


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:38 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
2005-2008 TatLiaskim.Com Forumları
karınca duası gamze kıvılcımcevher yenel oceans çetesi iyi uykular mesajı erzurumdizi izle kötü insanları tanıma senesi msn 9.0 full bbg evleri youporn elif ece uzun grup mp3 blingee gece gülü nihat alptuğ altınkaya