![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Sohbet | Top 10 Üyeler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Uyarılar |
![]() |
| | Seçenekler | Stil |
| | #41 (permalink) |
| Banned ![]() Üyelik tarihi: 10-30-2007 Bulunduğu yer: almanya Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 25.356
Konular: 1504
Ruh Halim: Rep puanı:20198149 Toplam Online: 1 Hafta 4 Gün 5 Saat 6 Dakika 36 Saniye | Her Şeyi Sana Yazdım... Senide Her Şeye... Her şeyi sana yazdım seni de her şeye... Kalemler tükettim, tükenmeyen hasretle, ucundan dökülen aşkla, umutla çığlıklar, belki de nefretle. Her umuda avuc açtım sen dilendim. Aşktan harap bir dilenci şimdi yüreğim... Her şeyi sana yazdım seni de her şeye... Hayallerimin paragraf başlarına, umutlarımın parantez içlerine. Kalemler tükettim tükenmeyen hasretle.. Her şeyi sana yazdımseni de herşeye Binlerce kez okudum her gün bir ilkokul defterinden. Binlerce kez okudum seçebilmek için seni soru işaretlerinden Seni ezberledim hergün karmakarış yazılar içinden. Sana da kendimi yazdım bana ait harflerle, farklı alfabelerle.. Herşeyi sana yazdım Herşeye seni yazdım... |
| | |
| | #42 (permalink) |
| Banned ![]() Üyelik tarihi: 10-30-2007 Bulunduğu yer: almanya Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 25.356
Konular: 1504
Ruh Halim: Rep puanı:20198149 Toplam Online: 1 Hafta 4 Gün 5 Saat 6 Dakika 36 Saniye | umudun derinlere indiğinde Gecemin yırtık ağlarına tenindeki şifalı tuzları dök Düşlere dalayım seninle gülüm, ellerinle üzerimi ört Şiir yüreğine büyüler süreyim, eski yıldızlarımı sök Acılarımın lacivert bağrında olayım sana en güzel gök. Rüzgârın resmi vardı dallarda, biz hayatın sesini dinlerken. Suskundu düşünüşlerimiz, mevsim kıştı. An kelimeleri tetikleyen gizli bir bakıştı, biz buğulu bir şölene kurulurken. Parmak dokunuşlarımız şiirlere sarıldı işte o an. Biz suskunduk, mevsim kıştı, ama ruhumuzdaki yangın işte o an, hiç ama, hiç yaşanmamış kutsal bir yazdı. Bütün gecelerin sorgularla köşe kapmacasında denizler kayalara sessiz vuruşlarla sırlarını söyler. Tuzun özündeki sancı aşa dökülünce, terlenir beden. Hep aynı dönüşümlerle yer değiştiren bu hayatın felsefe taşından yansımalarla günler evrimini tamamlar. Sevdanın suskularıyla büyür yürek her zaman gül yüreklim, gece denizi bekler, deniz bu bilmeceyle durmaksızın biçare kayalarını döver. Sözümüzün ve gönlümüzün açılımları netleşince direncimiz yeniden hayata hazırlanır. Günlerdir bu koşuşlardan bitap düşmüş yanılgılı bir bedenken ben, sen en öldüresi hançer sızılarıyla ruhumu ayağa kaldırmayı başardın gülüm. Dalımdaki son yaprakla rüzgâra göğsümü vererek, nice geceler geçirdim sana hissettirmeden. Yıldızları oynattım ağlayışlarla yerlerinden ve nice dolunayda yarasa inlerinde sabahı ettim, ama asla seni yüreğimden uzak tutmadım. Sözün bütün dağılmış tabakalarında kanımızı tutuşturan akşamlar yaşarız, kapılar aralanır uçurum uykularından ve bizler kuşların gagalarından şiirler biriktiririz yaşama dair, deryalara sığmayan yalnızlığımızı anlatmak için. Biliriz ve biliyoruz ki, evrenin yasası içimizdeki ören yerlerinde yaşar. Dudaklarımızın kana yatırılmış imgelerinde duygularımız durgun, yüreğimiz aşka vurgundur. Gönlümüzdeki çiçek kokularına esintidir yaşam. Kırılan yerlerimizi onaran da her devirde zaman. Gözleri bağlı papatyaları küskün sabahlarda yolarken aşk, keşke’lerin düş koparışlarında yalnızlıklar uğrar limanımıza. Bir türlü alışamayız anıların çiziklerine ve koparırız kabuk tutan yaralarımızı. Bakakalırken biz kan bulanmış yüreklere, büyülüdür şiirlerimiz, tutkuludur aşklarımız, silip süpürülen zamandan şefkat bekleriz, zehir tadındaki hasretlerden. Gülüşün buzlar sarkan dağlarından günü içerdi sevda, biz acının zemherisinden sular içerken. Dirhem merhabaların ve mutluluğun huzmelerinden yele kaçışları ile uzaklaşırken, yeniden büyümekti azmimiz. Yaşam lime lime sessizlik senfonisiydi, kanımızın kaynayan kazanlarından şiir şiir içtikçe. Yüreğimizin ırmak boylarında soluğumuza nem sürüp biz türkülerle çürürken, zaman bahardı aslında. Günün aydınlık sokaklarında sezdirmeden kirpiklerimize yanılsamayı kentler süpürdük, huysuz sevdaların kurumuş sarmaşıklarıyla, başımız döndü, içimizdeki yıldızlar söndü, yine de vaz geçmedik hayatı anlatmaktan. Bir diş sancısıyla ıslak yollardan geçersin umudun derinlere indiğinde. Deniz gönlüne inciler serperken ben, sen hayatı dişlersin, özünden sıyrılarak. Sözlerinin kırılmış nakaratları yankılara dönüşür sessizliği emziren gecelerde. Aynı tekdüzeliğin camları çizmiştir aslında canımızı yar. Aynı sahnenin şovenleriyiz bir bakıma. Ruhumuzun heder iklimidir aslında, bizi o karabasan duvarların altında bırakan şeytani yüzlü keder. Hayallerimizin en ulaşılmaz karelerine bir liman ve bir kayık ekledik şimdi, sevgimizle boyayarak. Yıldızlar astık, ayı iğneledik, en güzel yerine de güneşi çiviledik. Yitik kentlere kürek çektik günlerce, biz hep aynı kente ulaştık. Sevdamızdı gülümseyen mevsimlerce, rüzgârda savrulduk, yağmurda ıslandık da bir kez bile ah etmedik. Savruk bir dinlencede korkularımın uç iklimlerinde özleminin çağrılarına ansızın kapanır sesim. Düşüncemin yankısına uzanarak sana farkında olmayarak acılar sürerim. Bilirim ki, en saklı duldasında sevdanın, ben şeytanın karelerinde destelerden şans beklerim. Seni kazanmanın, seni kaybetmenin ruletini çeviririm senden uzaklarda. Aynı şans döngüsüdür yitirdiğim, kazanmadan asla anlayamadığım. Her devirde gül tılsımının gölgesine saklanmaktır sevda, sürgün umutlarla. Köşe başında tutulan nöbetlerin ayazında üşümüş ellerimizle uzandığımız gülüşlerin sıcağından medet uman sarmalanışlardır. Gecenin gündüze karıştığı, mevsimlerimizin yenilendiği eksenimizde çıkılan yolun tadına doyumsuz varmaktır. Durdurulamaz akışı nehirlerin iklimsiz coğrafyamızda. Sarı limon bahçelerine kokunu bırakarak titreyen bedeninle, sevgi kelimeleri yüklerdin karanlığa aldırmayarak. Bembeyaz ellerine sarılıp dudaklarına inerdim, sen yıldızlara saçlarını örterken. Yüreğinin turunçlarından şifa içerdim yârim kana kana, sen Akdeniz gibi kokarken. Kelimelerden saraylar kurardım sana sevdam, sen aşkla gönlümü kutsarken. Sessizliğin damarına sarılmış gülüşün, içimde kaynar bir lav. Anılar dün olmuş gülüm, titreyişlerimiz lal. Savruk bir zamandayım sensiz ben, kırılmış elimde binlerce dal. Uzat ellerini, ver gülüşlerini en kutsal merhabanla, bu bedenden istersen bütün sevinçlerimi al. Sular aşırdıkça dağlarımızdan, bir gün özümüzdeki aşk sözümüze dönüşecek ve her gün yatağını oyan ırmaklarca kendimizi bulacağız. Güneşler ısıtınca üşüyen sırtımızı meltemlerle yollarımızı bekleyeceğiz. Bütün şarkılar bize çalarken gülüm, biz bu yalan dünyanın hiçbir olumsuzluğuna takmayacak, yalnız birbirimiz için yaşamayı da öğreneceğiz. alıntıdır |
| | |
| | #43 (permalink) |
| Banned ![]() Üyelik tarihi: 10-30-2007 Bulunduğu yer: almanya Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 25.356
Konular: 1504
Ruh Halim: Rep puanı:20198149 Toplam Online: 1 Hafta 4 Gün 5 Saat 6 Dakika 36 Saniye | ...Gidiyordun... gözlerini önce kaçırdın gözlerimden sonra sözlerini kaçırdın sözlerimden en acı olan yüreğinin gidişiydi benden gidiyordun yavaş yavaş geride neyin kaldığının önemi olmadan gücü yetmiyordu sevginin bu gidişe dur demeye gücü yetmiyordu zamanın bu firarı engelemeye seni bana getiren ne varsa gidişine bir yol oluyordu gidiyordun hemde benden bu kadar uzakken gidişine dur diyecek bir kelime varmıydı yeryüzünde vardı ise hangi sözlüğün hangi harfinde gizliydi , bilmiyordum bilmek istiyor muydum onu da bilmiyordum ama gidiyordun ve bu gidişe dur diycek hiçbir mucize yoktu.. |
| | |
| | #44 (permalink) |
| Banned ![]() Üyelik tarihi: 10-30-2007 Bulunduğu yer: almanya Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 25.356
Konular: 1504
Ruh Halim: Rep puanı:20198149 Toplam Online: 1 Hafta 4 Gün 5 Saat 6 Dakika 36 Saniye | Ayrılığa Sözüm Var...Unutmayacağım Seni... gözlerinin tuzu yakmaya başlar önce yüzünü yüzün yanar sanırsın oysa yanan yüreğindir ızdırabını çektiğin nedir yaşadığın mı yaşayıpta hayatından atamadığınmı gene yalnızlığa oynuyorsun zarlarını... bu kumarı kaybetmek için oynuyorsun içim acıyor sanki binlerçe bıcak yarası var vucudumda binlerce acı gücümün yetmediği bir acı ne çığlık atacak nede ağlayacak gücüm var ....... susmak ........ bütün acıların çığlık çığlığa haykırırken susmak ........... ellerin soğukmu ...... sesin duyulmaz olur hayat mı hırsız .. kader mi hırsız .. senden çaldığı sadece bir sevgimi gelmişin mi geçmişin mi geleceğin mi .. rüyalarındaki sıcaklık mı senden çalınan seni bu soğukluktan kurtaracak kibrirtlerin yok mu yok mu her kibrite sakladığın hayallerin soğukluğa teslim ediyorsun herşeyini yaraların uyuşuyor acılar hisedilmiyor dönüp kendine baksan kan revansın şuursuz bir acısızlık hissedebilmek ....... senden çaldığı budur hayatın hissedebilmek...... keşke sengibi unutabilsem herşeyi |
| | |
| | #45 (permalink) |
| Banned ![]() Üyelik tarihi: 10-30-2007 Bulunduğu yer: almanya Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 25.356
Konular: 1504
Ruh Halim: Rep puanı:20198149 Toplam Online: 1 Hafta 4 Gün 5 Saat 6 Dakika 36 Saniye | Ne şiirlerim oldu... Ne duygular aktı satırlara... Hep sen dolu, çoğunlukla sana sevdalar biriktiren Bazen de hüzün dolu,karamsarlıklara teslim olmuş Ne şiirlerim oldu... Hepsine güzellik kattın Güzelliğini anlatmamda kelimeler yetersiz kalmıştı her zaman Gülüşünü,masum yüzünü,sevimliliğini nasıl anlatabilirim ki zaten Bu belki de hayranlıktı... Bir de keşke tanıyabilsem seni Güzel,masum yüreğini anlatabilsem şiirlerimde.. Bilmiyorum, okuyor musun şiirlerimi? Okuduğuna dair umudum var Belki ben uyduruyorum; Belki de okumanı istediğimden bu umudum. Ne hüzünlü gecelerim oldu ama hepsi senle doluydu Bilmem senin de aklına geldiğim oldu mu? Bir şeyi bilmemek ne kadar kötü Aslında bilmemekten daha zor olan öğrenememek. Ama unutma ki; Sen duymuyorsun diye sesim yok olmaz Sen görmüyorsun diye gözlerim rengini yitirmez Sen bilmiyorsun diye duygularım kaybolmaz Ama hoşlanmıyorsan hiçbir şey yapılamaz Çünkü göz,burun,yüz,tip değişmez Zevkler de herkes özgürdür, zorlanamaz. Ve inanmıyorsan sevgime de ve bana da, hiçbir şey yapılamaz En çok acı çektiren bu olur bana, Ne sevmemen, ne hoşlanmaman bu kadar acıtmaz yüreğimi! Sessizliğimin son sesiydi bu İkinci bir emre kadar sessizliğim susmuştur Ama bu susuş sana hayran bir susuştur Bir gün, gözlerim gözlerindeyken gerçekleri öğreneceğiz ikimiz de. İnanıyorum,istiyorum,umuyorum,hayal ediyorum... Bu hayalle yaşayacağım belki karanlıkta,belki hüzünlü ama olabildiğine sevdalı... |
| | |
| | #46 (permalink) |
| Banned ![]() Üyelik tarihi: 10-30-2007 Bulunduğu yer: almanya Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 25.356
Konular: 1504
Ruh Halim: Rep puanı:20198149 Toplam Online: 1 Hafta 4 Gün 5 Saat 6 Dakika 36 Saniye | Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum. Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum! Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik… Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim... Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan… Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum… Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan. İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korktuğumu bilmiyor ki hiçbiri… |
| | |
| | #47 (permalink) |
| Bizden Biri ![]() Üyelik tarihi: 03-20-2007 Bulunduğu yer: tuncayımın oLduğu heryerden Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 3.770
Konular: 201
Ruh Halim: Rep puanı:660701 Toplam Online: 1 Gün 5 Saat 11 Dakika 59 Saniye | Yaninda olmadigim günleri Sensiz geciriyorum sanma Varoluşumda sen varsin Her nefes alisverisim seni sardırır Hücrelerimin içine… Bu kalbim bil ki sadece Senin icin atiyor sevgilim. Askinla sararip solucak Sevginle bahtiyar olucak Ugruna canimi verecek kadar Seviyorum desem inanirmisin İçimi ürperten bakışların Gecem, gündüzüm, rüyam oldu da Sabahı ettim begonvillerimle… Duygularımın coşkusundan Papatyanın duruluğundan Ask taclari yaptim. Kime ne armagan ettiysem Sevgiye dair, Hep senin gül kokan yanagindan Inan sevgilim Ben bitip tükensem de Sana olan aşkım Bitmedi bitmeyecek, Bitemeyecek....
__________________ Ateşler yakardık FENER için yüreğimdeki sevdan çubukLu forman ![]() |
| | |
| | #48 (permalink) |
| Bizden Biri ![]() Üyelik tarihi: 03-20-2007 Bulunduğu yer: tuncayımın oLduğu heryerden Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 3.770
Konular: 201
Ruh Halim: Rep puanı:660701 Toplam Online: 1 Gün 5 Saat 11 Dakika 59 Saniye | Aşkın Yarısı Yüzün, Diğer Yarısı da Hüzündür Çocuk I Karanlığımda cılız ve titrek bir ışık oldun çocuk birazcık sevinç birazcık coşku birazcık umut oldun sonra bolca hüzün bolca keder bolca mutsuzluk karanlığıma titrek ve solgun bir ışık oldun çocuk ah ne yazık ne yazık karanlığımda boğuldun oysa kimse beni senin kadar düşünmedi çocuk ah ne yazık ne yazık karanlığında boğuldum oysa kimse seni benim kadar düşünmedi çocuk aşkın yarısı yüzün, diğer yarısı da hüzündür çocuk yüzüne yaslandım hüzün kesildim bunu hiç bilmedin oysa kimse seni benim kadar düşünmedi bunu hiç bilmedin ilk önce sen bıraktın kimsesizliğimi gözyaşlarıyla sulanan aptal ve yanlış ihtilaller uğruna sonra kalkıp aşk adına tiksinç yanılsamalar yaşadın bilmez misin ki tenin tene sürtmesiyle aşk yeşermez terli ve kirli tenlerin sürtüşmesinden fışkıran aşk değil, fuhuştur ellerinizle, yüzlerinizle, gözlerinizle, yüreklerinizle, hiçbir işe yaramayan büzüşmüş beyinlerinizle tepeden tırnağa kirlisiniz; baştan sona tüm hayatınız kirli. Bağışıklık kazandığınız kirleriniz arttıkça başkalarına bulaştırıyorsunuz; yılan gibi zehrinizi insanlara akıtıp duruyor, sonra da onları yutarak, içinizde boğup öldürüyorsunuz. sokaklara atılmış, unutulmuş çocuğum çocukluğum benim sana ben kirli kentlerin yaralı ve sessiz göçmeni diyorum bütün aşklardan ve ilişkilerden yanık ve yenik çıkmış sürgün bir şizofren diyorum sana uzlaşmaz çelişkiler toplamı diyorum sen ki hayatın çirkin tanrısına kafa tutansın sen yalnızlığın ve hüznün yatağından insanlığa yalınayak yürüyen bir uzun yürüyüşçü militansın sen insansın ah sen ne insansın sokaklara atılmış, unutulmuş çocuğum çocukluğum benim aşkları ve düşleri bozguna uğratılan talihsiz çocuğum benim yaşından büyük ve küçüklerle oynadığın oyunları hep ciddiye aldın ve hep yenildin şaşkın ve yapayalnız hıçkırıklarla kendini avutup durdun kanayan çığlıklarını paslı gecelerin karanlığına saplayıp durdun tüm atar ve toplardamarlarını kesen celladındır yüreğin usanmadın yüreğinden bıkmadın celladından murdar mutluluklarla aşkları bir ganimet gibi Kordon sefalarında alkole batırıp boğanlara yenildin ama yanılmadın her sözünün bir karşılığı vardı hayatta "fossmodern " aşklar yaşayan piyasa piçlerinin feodal diye suçladığı o güzel beynini ve yüreğini öpeyim çocuk aşkın yarısı yüzün, diğer yarısı da hüzündür çocuk sesini suskunluğuna, hüznünü yüzüne, yüzünü hüznüne gömüp duruyorsun kendine hep hüzünlü aşklar buluyorsun bulduğunda da kaybettiğinde de hüzne boğuluyorsun hiçbir şeyi anlık yaşamıyor, her şeyin kalıcı olmasını istiyorsun biliyorsun ki anlık şeylerin anısı yoktur ama yine de yanılsamalı da olsa anlık şeyler yaşarlar onların anlık şeyleri gibi anıları da küller gibi yapraklar gibi savrulur durur küçük esintilerle cılız ve titrek bir ışığın anısı olmaz çocuk olmadı çocuk cılız ve titrek bir ışığın anısı biraz incinmişlik, biraz yalnızlık, biraz arabesk acemilik, biraz yaşanmamışlık ya da yarım kalmışlık ve sonra biraz yeni bir ilişkiye sinsice alaturka geçiş faslı ve ardından vicdan aklama operasyonlarıyla örtülmeye çalışılan bolca vefasızlık, bolca belleksizlik ve bir ömürlük unutu(lu)ştur cılız ve titrek bir ışığın anısı hovardaca harcanan zamanlardır / harcanmışlıktır II Bırakıp bırakıp arama da, bulup bulup yitirme de baştan sona yalandır oyundur çocuk ağlamalar da, gülmeler de, gidip gidip gelmeler de oyundur oyunlarla yaşamaya gerekçeler bulmak da yalandır oyunlarla birlikte yaşam da yalandır, oyundur artık yüzler de, gözler de, sözler de yalandır sevmek de, sevişmek de, üzülmek de, sevinmek de yalandır hayattan malulen erken emekli olmuş bütün hayatlar yalandır yalanlarla ve yanlışlarla malul hayatlar, hayata tutunamayışın ve erken emekli oluşun acısıyla acı hüzünlerini ve yalnız gülüşlerini gizledikleri yalanlarını ve yanlışlarını - evet sadece bunları - pohpohlayıp, paylaşıp dururlar ve korkunç bir mistifikasyonun utanmazlığında boğulurlar yalan yanlış ve kısır hayatlardan uzak dur çocuk doğurgan memeleri olmayan, kısır ve frijit hayatlardan uzak dur her gün ama her gün kendi hayatlarını öldürenler seni de öldürürler çocuğum veba bulaşıcıdır vebaya bulaşma çocuk vebalı hayatlar sevmeyi bilmez sadece bulaşır ve öldürürler çünkü var etmeye değil, yok etmeye endekslenmişlerdir onlar yaşatmayı bilmezler çocuk, sadece öldürürler insanal olan her şeyi yavaş yavaş öldürürler kendilerince çok haklı gerekçelerle öldürürler niye hep öldürürler biliyor musun çocuk yaşayıp, yaşatamadıkları için çocuğum onlar hiçbir şeyi yaşayıp yaşatamazlar bunun için yaşanan ve yaşatılan her şeye düşmandırlar gürül gürül akan hayatın kıyısında köşesinde kaldıkları için hayatı yaşayamadıkları için hayata düşmandırlar kendilerini yalan yanlış şeylerle avutmaya çalıştıkça yalnızlaşırlar gözlerini hırs bürümüştür, yükselmek, hep yükselmek isterler kıç baş yalamaktan yalama ve yalaka olurlar ama yükselemezler hep ama hep yanlış kulvarlarda koşup dururlar ama bir türlü yükselemezler her gün ama her gün kendilerini öldürüp dururlar kırık dökük, yalan yanlış ilişkiler yaşarlar baştan aşağı yalan dolan hayatlar yaşarlar onlar sevgiyi hiç ama hiç bilmezler çocuğum sinsi ölümlerden, yanlış hayatlardan uzak dur çocuk oltayı nereye atacağını öğren artık çocuğum oltasını bataklığa atan solucan, denize atansa balık tutar oltanı bataklığa atma ve ağlama çocuk yanlış insanlarla oynama, oyalanma çocuk evet, doğru insanlar yanlışlar arasında boğulmuş evet, değerler erozyonunda tek tip insanlar var evet, etik ve estetik şu an için dışlanıyor evet, şu an için insanal olan her şey ilkel sayılıyor ama insanlar boğulsa da bunalsa da varlar soytarıların cirit attığı bir ortamda insanlar evlerine çekilmişler ama varlar... üzülme çocuk ağlama çocuğum bunu bil çocuğum her şeyi yıkan ve yapan biziz biz yine geleceğiz ve dünyayı güzelleştireceğiz faşizm insanların kendi özel hayatlarında hüküm sürüyor aşk ilişkisinde bile faşizmin sinsi damgası vardır faşizm hayatın her alanında vardır işte en başta günlük hayatta faşizmi yıkmak gerekir çocuk faşizm yıkıldığında yanlış hayatlar da bitecektir çocuk işte o zaman aşkın yarısı hüzün olmayacaktır çocuğum işte o zaman salt aşk, gerçek aşk yaşanacaktır aşk adına insanlık adına yaşa çocuğum yalan, yanlış ve yalnız hayatları ortadan kaldırmak için insanal olan her şeyi yaşamak ve yaşatmak için yaşa çocuğum biliyorum uzun bir süre yalnızlığınla yaşayacaksın gözbebeklerine çöreklenen hüznünle yaşayacaksın incinmiş, gücenmiş ağıt gibi yüzünle yaşayacaksın acılı sözlerinle, öfkeli, onurlu, kederli sözlerinle yaşayacaksın a be güzel çocuk, insan çocuk, yıkık ve yalnız çocuk acı da, hüzün de, coşku da, mutluluk da en güzel yakışmaz mı sana sen bunların hepsini sapına kadar yaşamadın mı çocuk şimdi güdük ve hödük bir yaşamı kabullenmeyişin de bundandır kör ve yalancı aynalarda, kör ve yalancı bakışların asılı kalmasını bağışlamayışın bundandır bundandır yalnızlıklar ve yanlışlıklar toplamının bir araya gelerek yalnızlıklarını ve yanlışlıklarını çoğaltmak için kolay anlaşmalarını bağışlamaman aynı elbiseleri giyip, aynı müzikleri dinleyen, aynı kitapları okuyup, aynı cümlelerle konuşan tek tip alışkanlıkların aynı tornadan çıkmış tek tip insanları aynı duygu ve düşünceleri paylaşıp duruyorlar onursuzca. Hiçbir etik ve estetik değeri olmayan, durmadan aşınan, durmadan eskiyen ve eskidikçe eksilen, bir yalnızlık anıtı gibi duran, bit pazarlarında alınıp satılan eskimiş eşyalar gibi hayata yenik düşmüş yılgın, yorgun ve yalnız yaşantıların küçük ayrıntılarının labirentlerinde kaybolan genç ama tükenmiş ömürlerin tatsız tuzsuz, yalan yanlış konuşmalarında da, hep bir boşluğa düşen o yanlış ve yalnız susuşlarında da bir derinlik, bir bilgelik, bir yaşanmışlık, bir hikmet arama çocuğum. Onlar ki sevgiden de, sevişmekten de hiçbir şey çakmayan yüreklerin ve bedenlerin azabını ve ayıbını yaşar dururlar bir ömür boyu. Frijit yüreklerin ve frijit bedenlerin işkencesini bir ömür boyu yaşarlar acıyla ve onursuzca. Tüm ama tüm ilişkileri yalanla, yanlışla, yalnızlıkla doludur! . Hiçbir şeyi tam anlamıyla ve derinlikli yaşayamadan bitirirler. Biterler. Her şeyi ama her şeyi gizli bir acı olarak yaşarlar. Hep bataklığa attıkları oltalarında solucanlar bulurlar, en sığ sularda bile boğulurlar. Denizleri ve hele okyanusları hiç bilmezler. Bir bataklıkta çırpınıp dururlar ve çırpındıkça batarlar. III Evet, kendini seviyorsun ama kaç kişi gerçekten seviyor ki seni hep başkalarının acısıyla kanıyor yüreğin ama kaç kişi senin için yanıp yakılıyor ki hep sen mi yorulacak, hep sen mi verecek, hep sen mi üzüleceksin peki senin yüreğini kim avuçlarına alacak kim gözbebeklerindeki yalnızlığı öpecek çocuk kendine arkaik ilkelerden oluşan kırık dökük bir düşler sığınağı kurmuşsun bu düşler sığınağının tapusu olmadığı için yıkılmak isteniyor postmodern zabıtalarca senin düşler sığınağın acı gerçeklerle toslaştığında yara alıyorsa daha hırsla, daha hınçla gerçekleri değiştir çocuğum gerçeğin asit yağmurları yüreğini bunaltıyorsa yerini değiştir gerçeklerin acısına ve bunaltısına, duyarlı ve yufka bir yürek dayanmaz çocuk hayatın gerçeklerine gerçekçi bir yürekle karşı koyabilirsin ancak bunu yaptığında bu yürek kanamaz ki durmadan zayıf, kırılgan ve yalnız damarlarını iptal etmeli, kanamayı durdurmalısın başkalarının acısını yaşayarak kazanmalısın yüreğin avuçlarında başkaları için savaştın ve savaşmalısın onlar yalnızlaştıkça sen çoğalmalısın çirkinleşen güzelliklerde başkalarının acısını yaşadıkça güzelleşeceğini bil çocuğum acılara git çocuk acılara git acılara acılarla acılara acılarla acılara acılara...
__________________ Ateşler yakardık FENER için yüreğimdeki sevdan çubukLu forman ![]() |
| | |
| | #49 (permalink) |
| Bizden Biri ![]() Üyelik tarihi: 03-20-2007 Bulunduğu yer: tuncayımın oLduğu heryerden Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 3.770
Konular: 201
Ruh Halim: Rep puanı:660701 Toplam Online: 1 Gün 5 Saat 11 Dakika 59 Saniye | Aşkın adını sevdanın yüzünü Sen bilmezsin, bilemezsin.. Çünkü hiç sevmedin ki. Sevda bu kadar kolay değil, inan! Hele bir de karşılıksız olacaksa, Sen belki kırda bulduğum çiçektin, Ama değmezsin kitabın arasına koymaya. İnan bana…Güzelim. Yüreğimi yakan işte bu aşktı. Aşkın yüreği yanmazmış yalan! Hiç aşık oldun mu?
__________________ Ateşler yakardık FENER için yüreğimdeki sevdan çubukLu forman ![]() |
| | |
| | #50 (permalink) |
| Bizden Biri ![]() Üyelik tarihi: 03-20-2007 Bulunduğu yer: tuncayımın oLduğu heryerden Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 3.770
Konular: 201
Ruh Halim: Rep puanı:660701 Toplam Online: 1 Gün 5 Saat 11 Dakika 59 Saniye | (Bir kovada hiç balık gördün mü ,gözlerine bak, denizine ulaşmanın umudunu görürsün.) Bir yanım korkularda bir yanım ise çöl Firavunun ordusu arkamda seraptan tül Vaad edilmiş topraklarımsın canım gül Bir yanım yarılmış nehir bir yanım kül Musa aşkına nerdesin Mucizelerden de eser mi yok sevgimizde Uzun çivi ellerimde ayaklarımda benimde Çarmıha gerilmişim yükselirken bedenimde İstavrozlu mummuyum kilisenin her yerinde İsa aşkına nerdesin Kapandım evime çıkmıyorum oldum tam bir sır Örümcekler de ağ örmüş kapıma sanki bir asır Münafıklar arar bulamadı yaşıyan yok sanır Gel aşkıma müminim ol inancım senide ısıtır Muhammet aşkına nerdesin Gönül defterimin vefasızı yuttum acıların binlercesini Hasretin gömdü beni yaşamadan senle aşkımın yücesini Gündüze alıştım gecem oldun bozdun şiirlerin hecesini Gülüne toprak olayım sen diye alırım ben her nefesini ALLAH aşkına nerdesin
__________________ Ateşler yakardık FENER için yüreğimdeki sevdan çubukLu forman ![]() |
| | |
![]() |
| Etiket |
| damla22 |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ^^ßen Dü$LerLe Büyüyen AsıLsız ßir Cocuk..^^ | »¦«ReBell»¦« | Paylaşmak istediklerim | 9 | 03-22-2008 20:47 |
| Sen düşlerimdeki büyük.... Bense düşlerle büyüyen asılsız..! | iremsu1986 | Paylaşmak istediklerim | 4 | 11-23-2007 08:44 |
| Büyüdükçe Büyüyen ??? | ssseker | Sohbet Cafe | 11 | 05-28-2007 14:11 |
| dokunma kirli ellerinle bu satırlara... | İ>>L€G€ND&LOV€<<B | Paylaşmak istediklerim | 15 | 05-27-2007 10:54 |
| Yalnızlığımda Büyüyen Sevdan! | EbRuLi | Paylaşmak istediklerim | 4 | 04-10-2007 14:33 |