![]() |
| | #921 (permalink) |
| x[.é..zaİd[€]mİn..z.]x ![]() Üyelik tarihi: 03-31-2007 Bulunduğu yer: TatlıaŞkım'ın GöbeğiNdeN ..xD :D Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 11.806
Konular: 307
Ruh Halim: Rep puanı:263865 Toplam Online: 3 Gün 12 Saat 32 Dakika 36 Saniye | ![]() Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim degil, yüregimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüregime. Bir baska yerde olamazdın zaten. Sen, benim en degerli yerimde, yüregimde olmalıydın, orada kalmalıydın. çok aşka ev sahipligi yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Her hangi bir konuk degildin artık. Bu yüzden ne agırlama faslı vardı, ne de ugurlama. O yüregin gerçek sahibiydin. Simdi sonbahar, kışa giriyoruz ya. Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. çicek çiçek açtın yüregimde. Gökkuşagı zayıf kaldı,senin renklerin karsısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliginle. Üzerine çig taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En cok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da. Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın,en tahammülsüz oldugum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. Içimdeki sevinç yüzüme yansıdı,güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek oldugunu, nasıl güzel bir şey oldugunu anladım seninle.. Her seye ragmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacagım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttugunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim,kul ederdim. Sana ulaştıgımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin... Sevdim ve hayrandım da. Her halin çekti beni. Duruşunu,uyumanı,gülmenı,kızmanı,şaşkınlıgını, saflıgını,kurnazlıgını,çocuklugunu,olgunlugunu sevdim. Sesini de sevdim suskunlugunu da. Küçük oyunlarını,kaprislerini, sitemlerini,korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çogu zaman. Sıgmadın cümlelere ve hiç bir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorulmadım.çünkü sen yasam kaynagıydın. Her gün yenilendim. Seninle çogaldım,büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezligin ta kendisiydin.
__________________ ![]() tıK.. REsimLerim ..<3 YeniLer 39.saYfada |
| | |
| | #922 (permalink) |
| нυzυя iѕчαиdα ![]() Üyelik tarihi: 11-01-2007 Bulunduğu yer: кαяαиŁıк ! Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 28.051
Konular: 2858 Rep puanı:3878136 Toplam Online: 1 Hafta 5 Gün 23 Saat 26 Dakika 30 Saniye | İlk kez hesaplaşıyorum kendimle Tuhaftır kalemi kağıdı ve seni onca sevmeme rağmen İlk kez yazıyorum, Şimdi sen yoksun seni düşünmek var Çocukken de seni düşünürdüm. Her gece radyo dinler Şiir yazardım Her çarşamba pazara giderdik annemle, Babam maaş aldığında baklava yerdik. Dondurmayı da çok severdik ablam üç top yerdi ben iki top Yalnızca bu yüzden kavga ederdik. Oysa oysa hayatımın vazgeçilmeziydi ablam Onun da yüzü hiç gülmedi hayırsızın birine kaçıp mahvetti hayatını Aklımdan hiç çıkmaz gittiği günkü karanlıklar Hüzünü büyüttüm o günden beri kendimi değil Gözlerimde hala bir çocuk ağlar Düşlerimi gezdirdiğim bulutlar Bir tohumun özlemiydi çiçeğe Hala kulaklarımda annemin sesi "bitirsen şu okulu bir işe girsen" Şiirle karın doymadığı doğruydu Bak Cemil okudu mühendis oldu En güzel kızıyla evlendi Üsküdarın Evini de aldı arabasını da Bense bağlama çalardım kendi halimce Sesim güzelmiş öyle derlerdi Nerden bilirdim Hep hüzün türküleri söyleyeceğimi hayat bana yalan söyledi o en güzel yıllarım acılara yenildi. Almanya'daki abime Okulu bitireceğime söz verirdim. Mahsun düşlerimin O en sürgün adasında bakışları uzaklara dalıp giden şarkılar ve mevsimsiz solmuş bir çiçek gibi Ayaklar altında nasıl ezilirse umut benim de güneşimi işte öyle çaldılar öyle tutsak aldılar sevinçlerimi sensiz geçen her günü hesabıma yazdılar şimdi öyle uzak ki çay içip simit yediğimiz günler kardeşine karne hediyesi uçurtma yaptığım günler öyle uzak ki. Oysa saçaklarda titreyen bir serçenin ekmek tanesine kanat çırpması bir anne duası kadar içten sevmiştim seni Fener stadında beşiktaş maçı ve parasızlığımız devam ederken bütün mavilerimi sana vermiştim. kaybetmek alnıma yazılmış sanki. Olmadı bir tanem hayat bana yalan söyledi o en güzel yıllarım acılara yenildi. babanın tayini çıkıp gittiğiniz o kış yine pençe yaptırmıştık ayakkabılarımıza. sana söyleyemedim ama işten ayrılmıştı babam kapanmıştı çalıştığı lokanta senet zamanları daha bir çökerdi omuzları ve akşam trenleri işçi yorgunluğuyla daha bir uzardı raylar sitemler bile eğlenmişti hayata bir yanardağ isyanlara uyanmıştı üstelik üstelik sen de yoktun artık oysa yalnızca sen öpmüştün gözlerimi bir yanı hep eksik kalan çocukluğumun aslında her insan biraz yeniktir hayata ve biraz küskün son tren de kaçınca son istasyondan öyle kala kalırdık yorgun, vurgun ve üzgün kendime düşmanlığım bu yüzden hep kendime pişmanlığım şimdi her şeyim yarım fotoğrafının arkasına ne yazdığımı bile çoktan unuttum. bir silah olsaydı bir silahım yoksulluğu şakağından kaybetmeyi kalbinden ve sensizliği alnın tam ortasından vururdum. düzmece duygular harcım değildi. uzak denizlerin fırtınasıydım karlı dağların kekliği yoksuldum yoksul olmasına ama onurluydum şimde ne sen varsın ne o eski sevdalar olsun üstüme devrilse de bu sağır karanlık akşam olur şairlere gün doğar bir kerecik söyle demiştin de söylememiştim hani İŞTE ŞİMDİ SÖYLÜYORUM SENİ SEVİYORUM
__________________ |
| | |
| | #923 (permalink) |
| x[.é..zaİd[€]mİn..z.]x ![]() Üyelik tarihi: 03-31-2007 Bulunduğu yer: TatlıaŞkım'ın GöbeğiNdeN ..xD :D Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 11.806
Konular: 307
Ruh Halim: Rep puanı:263865 Toplam Online: 3 Gün 12 Saat 32 Dakika 36 Saniye | KAÇINCI GÖZYAŞIM DOLAN GÖZÜMDE GECELER İÇİMDE YANIYOR ŞİMDİ UMUDUM TÜKENDİ GURBET ELİNDE UYKULARIM BENDEN KAÇIYOR ŞİMDİ GEÇMEZ GÜNLER GEÇMEZ AYLAR GEÇMEZ ZAMAN NE OLURDU BU BAHARDA YANIMDA OLSAN ŞİMDİ SEN YOKSUN GÖNÜL BAHÇEMDE ŞARKILAR SUSTU NAĞMELERDE ARTIK SON VURUŞLARI KALBİMİN DEM TUTUYOR HAZAN VE ÖLÜM BİR DEFA DAHA BAKABİLMEK İÇİNDİ ARDINDAN GİDEN SON VAPURUN GÖZLERİMDEKİ UMUT VE HÜZÜN ŞİMDİ SADECE ÜSKÜDARDA SÜZÜLEN MARTILAR ANLIYOR BENİ YALNIZLIĞIMI VE ÖYLECE GİDİŞİNİ ....
__________________ ![]() tıK.. REsimLerim ..<3 YeniLer 39.saYfada |
| | |
| | #924 (permalink) |
| нυzυя iѕчαиdα ![]() Üyelik tarihi: 11-01-2007 Bulunduğu yer: кαяαиŁıк ! Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 28.051
Konular: 2858 Rep puanı:3878136 Toplam Online: 1 Hafta 5 Gün 23 Saat 26 Dakika 30 Saniye | Bu şehirde kimse sevmeyi bilmiyor Harcıyor sevgilerini üçbeş saatlik eğlencelere Ve ayırıyor sevdiğini kendinden,koparıyor Sevvmeyi ve seveni ayıramıyor Aşkı,sevgiyi vede mutluluğubirbirine eşliyor Yaptıklarını övüyor,hatalarını görmüyor Bu şehirde kimse yürümeyi sevmiyor şöyle yalpalayarak vede gülerek içtenlikle İçki içmeden sarhoş olamıyor artık insanlar güzeli görmeden aşık olamıyor göremiyor güzellikleri,sezemiyor Bu şehirde kimse bakmayı bilmiyor şöyle rasgele,görmeden dokunmadan sevemiyor, bedenine yapısık kalbi insanların Bu şehirde kimse ağlamayı bilmiyor şöyle sebebsizce içtenlikle dökülmüyor gözyaşlari tana tane insanlar acaba sevgiyimi unuttu yoksa aşkmı insanları bilmiyor insanlar,bilmiyor hasreti akıtmıyor ne yanaklarına nede kalplerine gözyaşı söndürmüyor kimse yangınlarını gözyaşlarıyla insanlarda ateşmi bitti yoksa odunmu? Bu şehirde kimse anlamıyı bilmiyor insanları şöyle susarak,sesizce dinleyerek bütün insanlar konuşuyor,saygısızca,düşünmeden insanların kelime haznesimi bitti yoksa anlayışlarımı... Bu şehirde kimse bilmiyor çiçek koklamayı koparıyor çiçekleri dalından birakıyor bir köşeye solmaya gülü hasretten kurutuyor papatyayı yolarak bitiriyor fal bakıyor zalimler seviyor sevmiyor diye sanki papatyalar yaralarına merhem oluyor çekmiyor artık insanlar misk kokularını ciğerlerine dindirmiyor insanlar piskokuları çiçeklerle... Bu şehirde kimse görmüyor zulumleri şöyle haykırarak,ağlayarak,isyan ederek bütün herkes saygısızca susuyor zulumlere yazarlar almıyor artık kalemlerine zulümleri susuyor şehvetlerini kusuyor kağıt parcalarına cahilliklerini anlatıyor kasılarak biz insanlara insanlar artık saygısızca susmayıda bilmiyormu ne insanların insaflarıdamı kurudu yoksa Bu şehirde kimse yaşamayı bilmiyor şöyle doya doya yaşıyanlarlada dalga geçiyor insancıklar bunuda çekemiyor insanların değer yargılarımı yozlaştı yoksa değer yargılarımı kalmadı Bu şehirde kimse tarihini bilmiyor şöyle doğru dürüst bilenler susturuluyor anlatılmıyor gerçekler,hakikatler insanlar tarihmi yazmıyor yoksa yazacak tarihlerimi kalmadı Bu şehirde kimse özünü bilmiyor şöyle kütüğüyle,atasıyla bilenleri yalanlıyor insancıklar özünü mü unuttu yoksa özünümü inkar ediyor(haşa) Buşehirde kimse öldürmeyi bilmiyor; şöyle layıkıyla... öldürüyor yaşayacakları,yaşatıyor kanı beşpara etmezleri insanlar öldürmeyi mi unuttu yoksa yaşatmayımı Bu şehirde kimse tapmasını bilmiyor inandığı yaratıcıya mabetlerini sadece yanlız bırakıyor insanlar tapmayı mı unnuttu yoksa yaratıcısınımı...(HAŞA) Bu şehirde kimse ölmesini bilmiyor şöyle layıkıyla delikanlıca insanlar mezarlarını unuttu yoksa ölümün gerçekliğini mi_? BU ŞEHİRDE KİMSE BİLMİYOR NE BİLDİĞİNİ
__________________ |
| | |
| | #925 (permalink) |
| x[.é..zaİd[€]mİn..z.]x ![]() Üyelik tarihi: 03-31-2007 Bulunduğu yer: TatlıaŞkım'ın GöbeğiNdeN ..xD :D Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 11.806
Konular: 307
Ruh Halim: Rep puanı:263865 Toplam Online: 3 Gün 12 Saat 32 Dakika 36 Saniye | ![]() Seni İstiyorum, Şimdi! Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil. Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru. Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için? Kaç gece geçti hesaplasana… Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene… Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün. Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni. Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik. Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye. Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi. Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum. Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum. Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için. Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil…. Şimdi! Mehmet Coşkundeniz
__________________ ![]() tıK.. REsimLerim ..<3 YeniLer 39.saYfada |
| | |
| | #926 (permalink) |
| нυzυя iѕчαиdα ![]() Üyelik tarihi: 11-01-2007 Bulunduğu yer: кαяαиŁıк ! Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 28.051
Konular: 2858 Rep puanı:3878136 Toplam Online: 1 Hafta 5 Gün 23 Saat 26 Dakika 30 Saniye | Bir gecede nazlanırken- mavi bir gül- Kar mı yağarmış-düşlerine-hüznün... .................................................. ........ Suya dokunduğunda rüzgar Ellerin değerdi ellerime En büyük hırsızdı su Gökten maviyi çalan Yıldızlardan yakamozu Ve dolunayı suretinden Sen mavisin diye Sevdim tüm dünyayı ben Martı düşleridir Kanadında yıldız tozu savuran Kendi ölümüdür her çiçeğin Güneşi gölgeleyen bulutlara Kırlangıç cığlıklarıyla vurulan Kaç kelebek öldürür bu rüzgar Bu yağmur kaç gülde açar Göz yaşların kaç güle rengini verir Sen ağlarken durur Gökteki bütün kuşlar Ah sen en nazlı şiirimin öznesi Gök yüzünü giyinmiş bekliyorsun Titreyip duruyor ellerinde hasretim Suskunluğunun depreminde Çözülüyor özlemin dili Yüzündeki mevsimlerden ŞUBATI - seçti- FiRARIM Dilim kötürüm şimdi Adına mühürlendim Beni gözlerinle konuştur Beni gözlerinle konuştur Sana tufanlar Ateşten fırtınalar getirdim En anlamlı gurbet ayrılıklarından Bilmediğin kavuşmalar getirdim Bir sevda masalında Ferhat çılgınlığı benimkisi Anla işte... Tutup ellerimden kendimi Beni sana getirdim...
__________________ |
| | |
| | #927 (permalink) |
| x[.é..zaİd[€]mİn..z.]x ![]() Üyelik tarihi: 03-31-2007 Bulunduğu yer: TatlıaŞkım'ın GöbeğiNdeN ..xD :D Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 11.806
Konular: 307
Ruh Halim: Rep puanı:263865 Toplam Online: 3 Gün 12 Saat 32 Dakika 36 Saniye | ![]() Yolculuk nereye Neler uğruna ölmeye Dört yalnızlıkla bir doğruyu götürmeye Hadi durma AĞLA, AĞLA Yaşlar kurur zamanla, AĞLA Böyle KAHPEDİR DÜNYA....! Son bulur kollarında Hadi durma AĞLA, AĞLA Yüzünü ıslatmasan da AĞLA Belki hepsi bir ruya Son bulur kollarında...!
__________________ ![]() tıK.. REsimLerim ..<3 YeniLer 39.saYfada |
| | |
| | #928 (permalink) |
| x[.é..zaİd[€]mİn..z.]x ![]() Üyelik tarihi: 03-31-2007 Bulunduğu yer: TatlıaŞkım'ın GöbeğiNdeN ..xD :D Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 11.806
Konular: 307
Ruh Halim: Rep puanı:263865 Toplam Online: 3 Gün 12 Saat 32 Dakika 36 Saniye | DENİZ... Yürekleri yüreğimde mühürlü "Bir zifir karanlıkta düştüm yola Vurdum yolumu dağlara Can görirem, cin görirem, korkmirem Kükremiş aslan görirem, korkmirem Bir yobaz insan görirem, korkirem Onun bana can alıcı fikirlerinden Can alıcı zikirlerinden, korkirem balam , korkirem." Kim bilir kaçıncı kez söylüyordu anam bu Erzurum deyişini. Kaçıncı kez gözyaşlarıyla sulamıştı "korkirem"i üstüne basa basa. Ben yirmi yaş çığlıklarıyla eşlik ederken kendisine, kaçıncı kez öpmüştü ıslak dudaklarıyla kaşlarımın arasını; Bu Deniz için, Bu Yusuf için, bu da Hüseyin için diye diye. O gece, 6 Mayıs gecesi, bana öyle zor gelmişti ki güneşin mor dağlara doğuşunu karşılamak. Bir gün önce hücre de de olsalar doğmuştu o güneş Deniz, Yusuf, Hüseyin için. Ama o sabah. O sabah doğmasa da olurdu. Ağladım mı, anımsamıyorum. Ancak, biliyordum yıllar sonra onların yoldaşlarınca kavgamızda yaşatılacağını. Tam yirmi altı yıl önce tanımıştım Deniz'i. Lise son sınıftaydım. askeri lise. kanımızın kızıl şafaklara akacağı günlerin coşkusuyla koşmuştuk İTÜ'deki seminere. Koca anfi ağzına kadar hınca hınç doluydu. Biz üzerimize geçirdiğimiz iğreti sivil giysilerle bir köşeye sıkışmıştık. Şu an kim olduğunu anımsamadığım konuşmacı THKO'nun hakıl eylemlerinin hangi temeller üzerine oturduğunu anlatıyordu. Koca anfide 'çıt' yoktu. Neden sonra bir kıpırdanma başladı. Başta konuşmacı olmak üzere herkes bakışlarını kapıdan yana çevirmişti. Ne olduğunu anlamaya çalışırken damarlarımda yangınlar başlatan haykırışı duydum. -Deniz geldi!.. Deniz geldi!.. Kapının önünde bir kaynaşmadır başladı. Kısacık boyuma aldırmadan ben de onu görmek için zıplayabildiğim kadar zıplamaya çalışıyordum. Evet, tarihi yazan önderlerden birisini yakından görme fırsatını iyi değerlendirmeliydim. Deniz'I mutlaka görmeliydim, bu fırsat bir daha eli geçmezdi. Hatta, bir yolunu bulup konuşmalıydım onunla. Ne ki, konuşmak şöyle dursun yanına bile yaklaşamadım. O, esmer gülüşünü yakama takarak uzaktan bir göründü. o kadar. Kim derdi ki, aradanyıllar geçecek ve o esmer gülüşlü çocuğun emaneti onurum olacak. Yine bir 6 Mayıs gecesi. Emanetlerini yarınlara onurla taşıyacağımdan kuşku duymaması için feri sönmüş gözlerini öptüm anamın. Yürümeyi neredeyse unutan anam, sanki o yılları yeniden yaşıyormuşcasına heyecanlı, elleri titreyerek tahta çeyiz sandığını açtı. Ortalığa yayılan naftalin kokusuna aldırmadan özenle çıkardı içindekileri. sendığın en altından işlemeli bir bohça aldı. Bir kutsal kitabı öpercesine öptü önce, ardından özenle kıvırdığı köşelerini yine özenle araladı. Sararmış gazete küpürlerinin arasına sıkıştırdığı üç kuru karanfil çıkardı masanın üzerine. Bana: - Bunları hatırladın mı? dedi. Nereden anımsayabilirdim ki o karanfilleri?.. Sustum. Ama anam susmadı: - Bunları o sabah sen getirmiştin bana. "Anam" demiştin, "bak, işte, o üç oğlun burada, yanında, ellerni öpmeye geldiler." Onlar ellerimi hiç öpemediler ama, ben hep öptüm bu karanfilleri. Buna Deniz dedim; Buna Yusuf, buna da Hüseyin. Sesinin titremesi ellerinin titremesine karışmıştı yorgun bir dağı andıran anamın. kara, kuru elleri, patlak yeşil damarlarının seğrimesine aldırmadan devindi yeni baştan. Gazete küpürlerini teker teker kat yerlerinden açtı. Masanın üzerinde hüzünlü bir tarih göz kırpıyordu yanıbaşımdaki kızımın körpecik yüreğine. Gözleri sulanan anamı köşediki divana oturttum. Gazete küpürlürini gözden geçirmek için masaya geldiğim zana kızımın: - Bu gazeteler benden yaşlı, dediğini duydum. Yıllar gazete küpürlerini sarartmıştı belki. Yaraları kabuk bağlamıştı kimilerinin. Kimileri o yaralara tuz basıp yenilerini eklemişti yanıbaşına. Kimileri de!.. Şimdi sayılamayacak denli çoğaldı yaralarım. Her mayıs kanlı şimdi. Sırtına vurduğu torbasından sızıyor döktüğü kanlar lacivert rüzgârın ve lokmalarına bulaşıyor, salyalarına bulaşıyor, kahkahaları boğuyor Tiran'ı. Bilincinize, yüreğinize, özünüze işlediğiniz ışıkla, yeni bir zaman yaratmak, yeni bir yaşam, yeni bir sevda için çıkmıştınız yola. Kimi zaman dayanılmaz; çarpıcı yaşam gerçeklerini içinize vururken; bu kutsal ateşin gereği en güzel, en soylu duyguları kökeninden kucaklayan yaşama sığmayan bir kuramdı peşinden koştuğunuz. Bir nedeni vardır elbit her yürek depreminin. Dolsun öyleyse belleklere güneş kokulu sevda, diyerek yüreklerinizi yüreğime mühürledim. İşte, bu yüzden Deniz'in Emniyet sarayında kendisini merakla seyreden polislere söylediği şu sözlerini tırnaklarımla kazıdım bulutlara: - BAKIN, GÖRÜN BENİ, DAHA EVVEL HİÇ GÖRMEMİŞ MİYDİNİZ? BENİM SİZ POLİSLERDEN DAHA ALACAKLARIM VAR." İşte bu yüzden: "Haram olsun gerille yüreğimi alıp elime mavzerlerime sürüp yağlı kurşunları ölüp dirilip binlerce kez öpmezsem alnını ölümün haram olsun on sekiz yaş gençliğime" dizeleriyle haykırdım şiirlerimde. İşte bu yüzden, her 6 Mayıs sabahı bir kez daha bileyliyorum öfkeli yüreğimi. Yılmaz Yeşildağ
__________________ ![]() tıK.. REsimLerim ..<3 YeniLer 39.saYfada |
| | |
| | #929 (permalink) |
| x[.é..zaİd[€]mİn..z.]x ![]() Üyelik tarihi: 03-31-2007 Bulunduğu yer: TatlıaŞkım'ın GöbeğiNdeN ..xD :D Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 11.806
Konular: 307
Ruh Halim: Rep puanı:263865 Toplam Online: 3 Gün 12 Saat 32 Dakika 36 Saniye | Veda Acısı... ''İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır" der Dostoyevski... ......... Veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yıldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer. Birlikteliğin örttüğü tüm kusurları ayrılık sergiler. Bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir. "Ölene kadar" diye söz verilmiştir, ama "ölüm yolunda" başka tercihler belirmiştir. Kararsız prensesin vicdanı azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı "aklını başına" al diye fısıldar kulağına; haytası ise "kalbinin sesini" dinle diye çekiştirir eteğinden. Hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar. "Ama"yla biter alelade iltifat cümleleri: "Sen iyi bir insansın, ama arkadaşların kötü", "Seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim", "Ben baska türlü bir beraberlik düşlemiştim" vs..vs.. Sonra gelsin uykusuz geceler... Bir türlü karar verememeler... Ruhen gidip gelmeler... "Hele biraz daha zaman geçsin" diye nikah ertelemeler... Birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar.. "Aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için"e kendini kandırmalar. Sonrası hep aynı: Bekleyenin "Hani sonbaharda buluşacaktık. Hazan geldi geçti, sen gelmez oldun" sızlanmaları... Bekleyenin "Geliyorum az kaldı" oyalamaları... Bittiğini bile bile işi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar... Terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar... Veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler... Üzgün görünmeler... Bağış dilenmeler..."Ama kaçınılmazdı" demeler... "Sözünden caydın" yakınmalarını "Sen de eski sen değilsin. Değişmişsin" diye göğüslemeler... Asıl kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler... Ve son sahne; Terk edenin o mahçup "Yapamıyorum, dayanamıyorum.. Her şeyi denedim.." itirafına karşılık terk edilenin kırık çalımı: "uğurlar olsun! Ben yoluma devam ediyorum". İhanetler hep böyledir: ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir. Ondan sonra dur durak yoktur: Güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan bir dervişe döner. Artık acılara hapsolmuştur: Buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin "ah"ı tutup, terk edildiğinde, mukadder yalnızlığına kapanacaktır [s:e23305d2ee]Can Dündar[/s:e23305d2ee]
__________________ ![]() tıK.. REsimLerim ..<3 YeniLer 39.saYfada |
| | |
| | #930 (permalink) |
| нυzυя iѕчαиdα ![]() Üyelik tarihi: 11-01-2007 Bulunduğu yer: кαяαиŁıк ! Cinsiyet: ![]()
Mesajlar: 28.051
Konular: 2858 Rep puanı:3878136 Toplam Online: 1 Hafta 5 Gün 23 Saat 26 Dakika 30 Saniye | BİR AYRILAMAYIŞIN HİKAYESİ ... İçli bir şiir gibi bakıyorsun.Yaşanmış ne varsa bilen, yaşanacak ne varsa kaygılanan. Gözlerinden bir nehir gibi akıyor hüzün.Yüzüme, ellerime bulaşıyor. Konuşamıyorum.Her kelime ya asılı kalıyor.Yada ben vazgeçiyorum ne faydası var ki diyorum konuşmanın bilinenleri, bilinmek istemeyenleri tekrar tekrar anlatmanın Bir bıçağı batırıp ete kanatmaktan ne farkı olacak kelimelerin.. Unutmaktan medet ummak lazım bir kaç nefes alış verişlik zamanlarda sonra yeniden aynı döngüye girilecek nasıl olsa hiç bilmemiş olmanın imkansızlığını özlüyorum. Seni benden başka kimsenin sevmemiş olduğunu düşünmek istiyorum. gözlerine bakarken benim hissettiklerimi hiç kimsenin yaşayamayacağını bilmek istiyorum. Soruların anlamı yok artık bu zaman diliminde Cevapsız, öksüz sorular bırakmanın acısını eklemenin kendimize Anlamı olan tek şey sensin anlamı olan tek zaman parçası, şu an Keşke bir tablo gibi olsaydı sevdamız, çizilse boyansa ve öylece kalsa idi... Yaşanmışlıklarımızı hiçbir şey değiştiremeseydi yaşansaydı ve öylece kalsaydı... Oysa ben daha şimdiden sensiz gecelerimin karanlığına gömülmüş, yaşadıklarımızla avunamaz haldeyim. O gün sana elimdeki boncuklarla kalpler yaptığımda bana bakışının güzelliği bile avutamaz artık beni. Çamurlanmış bir ayakkabı, yırtılmış bir kağıt ve hatta ezilmiş kuru bir yaprak gibi kalmaya mahkumlar artık.. Yaşandıkları anın güzelliğini unutmuş gibiler şu halleriyle. Almak ister gibisin üzerimden yükümü yapamayacağını bile bile çabalar gibi bakışların.. Konuşmadan, dinlemeden, söylemeden... Seni anladığımı biliyorsun Seni anlayıp, seni suçlardan arındırıp daha fazla acı çektiğimi de.. Biliyorsun, öfkelenebilsem biraz işimin kolaylaşacağını lakin daha derinlere çeken bir sakinliğin beni sardığını Ne yapmalı? saniyeler dolusu, yıllar gibi gelen o düşüncelerin sular gibi berrak ve hızlı aktığı zamandan atmalı kendini dışarıya ama nasıl birimiz bulsak cevabı ne kadar bulamazsak o kadar uzar düşünceler, kesip atmazsak bir yerlerden biliyoruz başımıza gelecekleri kesip atarsak da ne kadar eksileceğimizi Ne yapmalı? Çektiğimiz ve çekeceğimiz acılarımızın enini boyunu ölçmek ne kazandırdı bize Unutmak daha kolay olsaydı girermiydik bunca zahmete Bu geceyi yaşamamış olmayı isterdim. Öylece bakışmadan, konuşmadan çekip gitmeni O zaman senden nefret edebilirdim Aşk yok diyebilir, kendimle seni kurban ettiğim küçük oyunlar oynayabilirdim... Oysa şimdi, şu dakikaları yaşamak senden nefret etmekten bile zor. Ayrılığın tam öncesi Bir adım öncesi ne kadar varsan, bir adım sonrası o kadar ayrılık... Tam ortada soğuk bir çizgi gibi duruyor, şu an Ben yine de git istiyorum artık Beni, bana verdiklerini düşünmeden Kendini alıp da git istiyorum. Bir an önce o acıyı hissetmek yine o akşamlardaki gidişlerinde olduğu gibi kafeste serçe gibi çarpmak istiyorum odanın duvarlarına kanatlarımı Gece daha çok uzun Ne kadar kalırsan yokluğun o kadar büyüyecek biliyorum Hadi kendini al, gecemden al, ve git Bundan başka yol olmadığını bilmek, ayrılığın kendisinden de çok acı veriyor bana * Ayrılığı da al ve git *
__________________ |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| вєвєğιм σℓмαѕαу∂ıη єğєя.. | |тαηяıçα| | Paylaşmak istediklerim | 9 | 08-31-2008 19:56 |
| ‘чіиє вєи торŁаdιм каŁвіміи кιяιкŁаяιиι . .’ | _elma_shekerim_ | Sizin Yazılarınız | 36 | 08-28-2008 20:26 |
| ˚×[.Ŝєήi вєκŁємєчє ĜєŁічояuм.]×˚ | Ruhsuz Beden | Paylaşmak istediklerim | 5 | 07-03-2008 14:59 |
| натачι кєиdімdє* аяιчояυм нєр‼ | _elma_shekerim_ | Sizin Yazılarınız | 4 | 06-17-2008 01:03 |
| Ðilim Ðilim иєує Yαяαя αşк ,Yαяαмαz вιя вüтüи İкєи | °o|| кαяωєи ||o° | Sizin Yazılarınız | 7 | 05-04-2008 19:34 |