Geri git   Tatlı Aşkım > »»-(¯`v´¯)-» Genel »»-(¯`v´¯)-» > Yaşama Dair
Kayıt ol SohbetTop 10 Üyeler Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Uyarılar

Yaşama Dair Sağlık,Günlük yasam, Sanat, Kariyer, Pratik bilgiler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 07-08-2008, 15:54   #201 (permalink)
Deneyimli
 
'majestic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: 5 Gün 13 Saat 59 Dakika 17 Saniye
'majestic - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

OLASILIKSIZ

yazar=Adam Fawer;
Çeviren: Şirin Okyayuz Yener
April Yayıncılık;
Ankara, 2007, 16. baskı, 13,5 x 21 cm, 475 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9756006056




Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?
Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?
Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman..

(kitap gerçekten sürükleyici sayfaları bir kumarbazın kartları açtığı gibi açacaksınız=) şaşırtıcı bir roman ve macera dolu)
__________________
sürç-i lisan ettiysek [AŞK] ola..


elbet aydınlığa çıkar bu karanlıklar...
'majestic Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008, 22:45   #202 (permalink)
»|Gitti,bitmedi ki|«
 
ѕıяℓαя ¢єηηєтι - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: 4 Gün 19 Saat 9 Dakika 15 Saniye
Standart

İstanbul'da Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey


Akdoğan Özkan
İnkılap Kitabevi;
İstanbul, 2008, 14 x 20 cm, 232 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9789751027276




Akdoğan Özkan'ın 2007 yılının satış rekorları kıran 'Türkiye'de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey' kitabından sonra, serinin ikinci kitabı...

Özkan bu kez bizi 2010 yılının Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'a götürüyor... Hayata ilişkin beklenti ve arzularını İstanbul'la buluşturmak isteyenler için. Hayatlarını bu şehirde olağandışı kültürel lezzetlerle ve keyifli aktivitelerle zenginleştirmek isteyenler için... En iyi bildiğimizi sandığımız şehrin şifresini kırıp sırlarını bize açıyor. Bir dünya başkentinin pek bilinmeyen kıymet ve harikalarına çeviriyor dikkatlerimizi Özkan. İstanbul'un en romantik koordinatlarının izini sürüyor...

En gizemli durakların, en güzel kültür rotalarının, 'çok yıldızlı' maceraların, olağandışı lezzetlerin... Hayatın hayhuyu arasında İstanbul'un belki kucaklama fırsatı bulamadığımız zenginlikleri için bir keşif planı sunuyor...2010'dan önce herkes şehre yabancılığını atsın diye...
__________________
KüçükLüqümü özLedimm..
O masum qüLüşLerimi...
Çocuksu ruhumu..

HeRşyimi aLdın hayaT..ÇocukLumu ve herşeyimi..
ѕıяℓαя ¢єηηєтι Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-13-2008, 23:00   #203 (permalink)
Aktif Üye
 
|тαηяıçα| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: 1 Saat 15 Dakika 58 Saniye
Standart

BU KİTAP AKLINIZI KANATLANDIRIP, AYAKLARINIZI YERDEN KESECEK!


Her Şey Seninle Başlar'ın yayınından yaklaşık 2 yıl aradan sonra Mümin Sekman'ın yeni kitabı çıktı. "Limit Sizsiniz" adlı kitap, "kendi kanatlarıyla uçma dersleri" anlatıyor.

Kitapta Andre Gide'nin "açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez!" sözü slogan olarak kullanıldı.

Kitabın temel mesajı şöyle özeleniyor:
Dışındaki limitler içindekiler kadar genişler ya da daralır.kafesten çıkınca değil, kafesi kafanın içinden çıkarınca özgürleşirsin.
Önce kendi kanatlarına güven!
Büyük başarı kalpten gelir,
beyinde büyür,
ellerden
hayata
akar!

İlk baskısı 100.000 adet yapılan kitap 16 Mart 2008 tarihinden itibaren kitapçılara dağıtılmaya başlandı. Kitap çok satanlar listesine 2 numaradan giriş yaptı. Kitaba 7 günde 70 000 sipariş geldi.


Alfa yayınlarından çıkan kitabın kapak tasarımını Hollywood filmlerine yaptığı afişlerle tanınan, başarısı uluslararası arenada 2 ödülle tescil edilmiş olan, grafik tasarımcı Emrah Yücel yaptı.


__________________
kopyaLa Tarzımı yapı$tır hayaTına..

3 qün yok..







|тαηяıçα| Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-31-2008, 23:56   #204 (permalink)
Ahh DiŞimm:D
 
**TaYLaN** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: 3 Hafta 2 Gün 7 Saat 5 Dakika 13 Saniye
Standart

teşekkürler emeğinize sağLık..
__________________
**TaYLaN** Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2008, 14:06   #205 (permalink)
Deneyimli
 
'majestic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: 5 Gün 13 Saat 59 Dakika 17 Saniye
'majestic - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



yazar:Robin Sharma;
Tercüme: Belkıs Dişbudak
GOA Basım Yayın;
2005, 1.baskı, 13,5x21, 206 sayfa, Türkçe, K. Kapak.
ISBN No: 9759064243





kitaptan bir bölüm:

Kafama değen metalin soğukluğunu hissedebiliyordum. Bu iş nasıl bu hale gelmiş olabilirdi? Bir motel odasında oturuyordum ve şakağıma bir silah dayalıydı. Alnımdan aşağı terler boşalıyor, kalbim gümbür gümbür çarpıyordu. Gözlerimi yumup yüksek sesle son duamı ederken mucizevi bir şey oldu. Başım dönmeye başladı, yere yığıldım ve silah elimden düştü. Orada hareketsiz yatarken birdenbire vücuduma kör edici bir ışık dolmaya başladı. Oysa ben her zaman ayakları yere basan, mantıklı bir insan oldum. Ne meleklerle konuşmuşluğum vardı, ne de yıldızlara göre hareket ederdim. Ama başıma gelen ortadaydı. İlahi bir tecrübe miydi? Yoksa yaşamakta olduğum aşırı stresli hayata fiziksel bir tepki mi? Doğrusu bilemiyorum. Tek bildiğim orada yaşanan şeyin hayatımın dönüm noktası olduğu.

Tam arkamı döneceğim sırada, kapı sihirliymiş gibi açıldı. Odaya adımımı attığım anda gördüğüm şey karşısında afalladım. Yerlere gül yaprakları serpilmişti. Kırmızı pelerin giymiş, uzun boylu biri duruyordu orada. Her nedense bir dostun yanında olduğumu hissediyordum.

Ama kıvram bir hareketle bana doğru döndü, dosdoğru gözlerime baktı. Ömrüm boyunca hiç kimsede böyle bir güç hissetmedim. Genç bir adamdı ve teni güneş yanığı gibiydi. Kimdi bu adam? Bana neden böyle bakıyordu? Derken dudakları yumuşak bir gülümsemeyle kıvrıldı, gözleri çocuk gibi parladı ve konuşmaya başladı:

'Kaderini ancak sen keşfedebilirsin, senin için hazırlanmış yolu ancak sen bilebilirsin. Burası kalbinin seni davet ettiği yoldur. Nasıl ki koza kelebeği bilmez, halbuki kaderidir onun kelebek olmak. Ancak cesur olursa, cesaret ederse bir yumağın içinde sıkışmış kalmışlıktan, kabuğunu kırarak gökyüzüne, özgürlüğe kanat çırpar.

İşte insanoğlunun hikayesi de budur. Asla kaderini baştan bilmez ve eğer geçilmemiş yollardan geçmez, açılmamış kapıları açmazsa, sonunda bir anlamda açılmadan iade olacaktır. Uykulardan uyanmanın, özgürlüğe kanat çırpmanın zamanı gelmedi mi? '

Sözleri beni şoka sokmuştu. Cesaretimi topladım ve sordum: 'Umarım kim olduğunuzu sormamın bir sakıncası yoktur.'

'Adım Julian Mantle ve buraya senin rehberin olarak hizmet etmeye geldim.'

'Julian Mantle mı? Ferrari'sini Satan Bilge mi? Ciddi olamazsınız! ' Tüm gazeteler bu mucize adamın ülkeye dönüşünü yazıyordu.

Kafama değen metalin soğukluğunu hissedebiliyordum. Bu iş nasıl bu hale gelmiş olabilirdi? Bir motel odasında oturuyordum ve şakağıma bir silah dayalıydı. Alnımdan aşağı terler boşalıyor, kalbim gümbür gümbür çarpıyordu. Gözlerimi yumup yüksek sesle son duamı ederken mucizevi bir şey oldu. Başım dönmeye başladı, yere yığıldım ve silah elimden düştü. Orada hareketsiz yatarken birdenbire vücuduma kör edici bir ışık dolmaya başladı. Oysa ben her zaman ayakları yere basan, mantıklı bir insan oldum. Ne meleklerle konuşmuşluğum vardı, ne de yıldızlara göre hareket ederdim. Ama başıma gelen ortadaydı. İlahi bir tecrübe miydi? Yoksa yaşamakta olduğum aşırı stresli hayata fiziksel bir tepki mi? Doğrusu bilemiyorum. Tek bildiğim orada yaşanan şeyin hayatımın dönüm noktası olduğu.

Tam arkamı döneceğim sırada, kapı sihirliymiş gibi açıldı. Odaya adımımı attığım anda gördüğüm şey karşısında afalladım. Yerlere gül yaprakları serpilmişti. Kırmızı pelerin giymiş, uzun boylu biri duruyordu orada. Her nedense bir dostun yanında olduğumu hissediyordum.

Ama kıvram bir hareketle bana doğru döndü, dosdoğru gözlerime baktı. Ömrüm boyunca hiç kimsede böyle bir güç hissetmedim. Genç bir adamdı ve teni güneş yanığı gibiydi. Kimdi bu adam? Bana neden böyle bakıyordu? Derken dudakları yumuşak bir gülümsemeyle kıvrıldı, gözleri çocuk gibi parladı ve konuşmaya başladı:

'Kaderini ancak sen keşfedebilirsin, senin için hazırlanmış yolu ancak sen bilebilirsin. Burası kalbinin seni davet ettiği yoldur. Nasıl ki koza kelebeği bilmez, halbuki kaderidir onun kelebek olmak. Ancak cesur olursa, cesaret ederse bir yumağın içinde sıkışmış kalmışlıktan, kabuğunu kırarak gökyüzüne, özgürlüğe kanat çırpar.

İşte insanoğlunun hikayesi de budur. Asla kaderini baştan bilmez ve eğer geçilmemiş yollardan geçmez, açılmamış kapıları açmazsa, sonunda bir anlamda açılmadan iade olacaktır. Uykulardan uyanmanın, özgürlüğe kanat çırpmanın zamanı gelmedi mi? '

Sözleri beni şoka sokmuştu. Cesaretimi topladım ve sordum: 'Umarım kim olduğunuzu sormamın bir sakıncası yoktur.'

'Adım Julian Mantle ve buraya senin rehberin olarak hizmet etmeye geldim.'

'Julian Mantle mı? Ferrari'sini Satan Bilge mi? Ciddi olamazsınız! ' Tüm gazeteler bu mucize adamın ülkeye dönüşünü yazıyordu.
__________________
sürç-i lisan ettiysek [AŞK] ola..


elbet aydınlığa çıkar bu karanlıklar...
'majestic Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-30-2008, 14:08   #206 (permalink)
Deneyimli
 
'majestic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: 5 Gün 13 Saat 59 Dakika 17 Saniye
'majestic - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart


yazar:Philippa Gregory;
Çeviren: Canan Sakarya
Artemis Yayınları;

İstanbul, 2007, 14 x 20 cm, 820 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9789944485401




Bir kralın aşkı için birbiriyle savaşan iki kızkardeşin hikâyesi...

Mary Boleyn, on dört yaşında, masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde, VIII. Henry'nin gözlerini kamaştırır. Gördüğü ilgiyle tüm varlığı alt üst olan Mary, hem altın prensine aşık olur, hem de gayrıresmi kraliçe olarak her geçen gün artan rolüne. Ancak öyle bir an gelir ki, kralın kendisine olan ilgisi gittikçe sönmeye başladığında, ihtiraslı planlar yapmakta olan ailesinin piyonuna dönüştüğünü fark eder ve en yakın arkadaşından uzaklaşmaya ve rekabet etmeye zorlanır: Kız kardeşi, Anne Boleyn'den. İşler iyice çığırından çıktığında ailesine ve kralına baş kaldırması gerektiğinin farkına varır ve kaderinin iplerini kendi eline alır.

Son derece zengin biçimde işlenmiş, etkileyici bir aşk, seks, ihtiras ve intikam masalı. Boleyn Kızı, Avrupa'nın en heyecanlı ve gösterişli saraylarından birinin tam kalbinde yaşamış, sıradışı eğilimleri ve ihtirasları olan, içindeki sesi dinleyerek varlığını sürdürebilmiş bir kadını tanıştırıyor dünya okuruna.

'Gregory'nin artistik ehliyeti sağlam yerden, bu belli, bir kurmaca yazarı olarak ortaya çıkaramayacağı hikâye yok.'

- Times

'Tarihi romanslara düşkün okur için nefis bir deneyim olacak.'

- Publishers Weekly

'Tudor Hanedanı'nı ortaya seren, sürükleyici bir roman. Hatta son yılların en çarpıcı tarihi romanı! '

- Daily Mail
__________________
sürç-i lisan ettiysek [AŞK] ola..


elbet aydınlığa çıkar bu karanlıklar...
'majestic Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-09-2008, 18:37   #207 (permalink)
Foruma Isınan Üye
 
hayal_ressamı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: 1 Hafta 5 Gün 19 Saat 47 Dakika 29 Saniye
Standart




Günahın rengi nedir?

Kara mıdır sizce de?

Öyle midir değil midir bilemeyiz ama kopkoyu bir renk olduğunu ve bütün renkleri soldurduğunu söyleyebiliriz herhâlde.

"Günahın Rengi" Ahmed Günbay Yıldız’ın son romanının adı.

Kitabını, bir anlık arzuya, ihtirasa ve intikam duygusuna acımasızca kurban edilen bir aşkın etrafında kurgulayan yazar, eserinde aslında toplumdaki ahlâkî çöküşü, eğitimsizliği, kutsal değerlerimize yeterince ehemmiyet vermeyişimizi eleştiriyor.
Roman bu bakımdan okuyucuyu silkeliyor ve iç muhasebeye davet ediyor.

Romanın başkahramanı Hasret, ahlâk, iffet, iman, masumiyet timsali. Tüm genç kızlara örnek olacak hasletlere sahip olan Hasret, romanda, tahammül edilmesi güç acılara göğüs germek, manevî yükleri sırtlamak zorunda kalıyor. Tevekkül ve sabırla gönlündeki yarayı tedavi edemese de ayakta kalmayı başarıyor.

Romanın bir başka kahramanı Armağan, işlenen günahın kavurduğu masumlardan biri sadece... Çocukluk yıllarından büyüyüp bir yetişkin olana kadar bu günahın bedelini horlanarak, küçümsenerek, hakaret işiterek çok ağır ödeyenlerden...

Tek bir kıvılcımdan çıkıp hızla büyüyen ve etrafında ne varsa yakıp, yıkıp yok eden koca bir yangın gibi, düşüncesizce işlenen tek bir günahın, nasıl nesillere sirayet ettiğini, hayatları mahvettiğini anlatıyor Günahın Rengi.

Romanında daha pek çok toplumsal yaraya değinen Ahmed Günbay Yıldız, Adem Bey ve oğullarıyla ebeveyn - evlât ilişkisini sorguluyor, problemli yanlarına dikkat çekiyor. Okuyucuya her evlâdın anne ve babasına karşı olan vefa borcunu hatırlatıyor.

Ahmed Günbay Yıldız alıştığımız kendine has üslubuyla kaleme aldığı Günahın Rengi’ni şu satırlarla nihayetlendiriyor ve âdeta okuyucusuna sesleniyor:

"Evlâtlarınıza iyi bir gelecek bırakabilmek için hazırlık yapın sizler de... Nöbeti devrederken borçlu olmayın onlara... Hazan istemeseniz de hüznü beraberinde getirir. Sakın unutmayın bu mısraları, hatta çerçeveletip gözünüzün önüne asın ve okuyun sık sık:

Gül ağacı demiş tomurcuğuna:

Yarın rayihanı yel alır gider.

Annesi demiş ki yavrucağına:

Bütün emeklerim el alıp gider...

Geleceğin dünyasına da bu mısralarımla selâm olsun..."



__________________
^Hayat basma Yarama^
hayal_ressamı Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-09-2008, 18:43   #208 (permalink)
Foruma Isınan Üye
 
hayal_ressamı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Toplam Online: 1 Hafta 5 Gün 19 Saat 47 Dakika 29 Saniye
Standart




"Bıraktım suskunlukları bir yana, bağırıyorum. Boğazım yırtılırcasına haykırıyorum. Sana sevdamı anlatıyorum. Yüreğimi ihbar etmekten korkmadan, içimdeki deli dolu coşkuyu saklamadan, heyecanın en büyüğünü yaşayarak, her haykırışımda çoğalarak anlatıyorum.
Sensizliğin beni boğduğu zamanlara inat, cesurca yüzüyorum aşkın denizinde..."
Mehmet Coşkundeniz, "Sen Git Aşk Bana Kalsın" ve "Aşk Bize Yakıştı" kitaplarından 2 yıl sonra, yine yüreğinden kopan duygusal yazılarıyla "Merhaba" diyor.

Mehmet Coşkundeniz'in yazılarında aşk, yine her haliyle çıkıyor karşımıza.
Bazen insanı mutluluk ülkesine sürüklüyor, bazen hüzün yağdırıyor gökten damla damla.

Acıyı da, sevinci de aynı anda yaşatabilen tek duygu olan aşk, sözcüklerden yüreklere akıyor.


__________________
^Hayat basma Yarama^
hayal_ressamı Çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
goTHic eL yaZıSı ve kiTaPLaR.. ( Resim ) etipuuf Resimler & Güzel Resimler 18 02-25-2008 01:01
Ne tür kitaplar okursunuz? ^^pink__rain^^ Sohbet Cafe 23 01-13-2008 14:35
Okunamayan Kitaplar FaTKaN Resimler & Güzel Resimler 10 07-22-2007 23:06
E Kitaplar güncellencek ĄhMêT Programlar 10 06-18-2007 18:39
Kitaplar nasıl verilecek? gözbebeğim Dini Konular 5 05-03-2007 20:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:17 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
2005-2008 TatLiaskim.Com Forumları
karınca duası gamze kıvılcımcevher yenel oceans çetesi iyi uykular mesajı erzurumdizi izle kötü insanları tanıma senesi msn 9.0 full bbg evleri youporn elif ece uzun grup mp3 hayat döner sana blingee balca gece gülü nihat alptuğ altınkaya düşlerimin prensi pornsu pornuz pornhub youporn youporn