Tekil Mesaj gösterimi
#138
-Kendimizi kötü hissetmemize neden olan ne kadar acı varsa zamana bırakmamız söylendi ama; ben hangi acımı zamana bıraktıysam,su gibi akan o zaman hep durdu. Bu yüzden dört bir yanımı sarmış yaralardan fırsat bulup saramadım hiç bir yaramı.-
Yaralarıma tütün basıp, yeni bir yara açılacağını bile-bile sevdim seni.Üstün başın batmasın diye her kanadığımda ben sardım kendimi.Kendi elimi kendim bastım kanlı etime. Çok zordu, onca yaranın içinde yanıp kavrulurken sana su vermeye çalışmak çok zordu.Yara-bere içinde az biraz büyüdüm,değiştim ama en çokta sağa-sola tutunmaya çalışmaktan ellerim büyüdü.
Ellerim;yanık bir türkünün yangın yeri.
Ellerim;kendi boğazıma yapışmış ecel.
Ellerim;karanlık bir odanın perdesini aralamaya çalışan umut.
Ellerim;balıkları oltadan kurtarıp suya bırakan çocuk acemiliği.
Ellerim;kahretsin ! Ellerim taze kana bulanmış,bak.
-Açtın mı hiç bir gülün yaprağında? Uçtun mu hiç bir kuşun kanadında? Düştün mü hiç kör bir kuyuya?-
İki elimle bir araya getiriyorum yakamdaki yarayı.Boğazımdaki düğümleri açıp,bir-bir kursağıma atıyorum.Elime-yüzüme bulaştırdığım kanı temizliyorum.Bir kağıt gibi buruşturup ateşe fırlatıyorum geçmişimi
sana gelirken.Kimliğim ve Allah'ım yoktu sana gelirken,aklım ise zaten sendeydi.Sana geldim.
Evet biliyorum,kolların bir daha dolanmayacak boynuma.
Evet biliyorum,bekaretini bende kaybetmiş aşk sözlerin çıkmayacak bir daha ağzından.
Evet biliyorum,göz menzilime düşmeyecek bakışların.
Evet biliyorum,kokun gelmesin burnuma diye üst-üste yakacaksın sigaranı.
Evet biliyorum,kahretsin ki biliyorum hepsini!
-Elinde sigara varken,üstüme döktüğüm benzinle sana sarılmaya geldim ben.-
Seve-seve gittiğin bütün yolları,ardından söve-söve geldim ben. Ağzımdan kanlar aktı da kasıklarıma kadar yinede dinlenip nefes almadım.Çıkmadı yol boyunca aklımdan saçların.Dişlerini döktüğün hayallerimle geldim kan-ter içinde.Seni ve ölümü düşünerek geldim.Ay buluta girdide yine durmadım.
Şakağımda tabancayla geldim.Göğsünü göğsüme bastırıp öpüşünü hatırladım da durdum.O an bi nefes aldım. İhaneti karşıma koyup seni sordum.Aynadan farksız geldi kalktım sana geldim.
Sana geldim;insan etinden yeni fırlamış kanlı bir bıçak gibi.
Sana geldim;dostlarla kahve içmeyi bırakıp meyhane köşelerinde rakı içen bir berduş gibi.
Sana geldim;gelin çiçeğine kaderi olmayıp mezarda açan bir papatya gibi.
Sana geldim;kahretsin ! Sana geldim, sen yoktun.
Yaralıyım üstelik.Sardığım bütün yaralarımdan kanlar çıkmaya çalışıyor.Canım da acıyor biraz.Varlığının açtığı yaralar yetmezmiş gibi,yokluğundan bana bir
adet yara daha ! “Evet!” diye bağırıyorum, “Evet! Bu yara benim.” Alkışlar yükseliyor,ıslıklar çalınıyor. Tebrik ediyorlar her şeye rağmen gelen beni ve her şeye rağmen giden seni ! Ne yapmak lazım şimdi?Yokluğunu öpüp başa mı koymalı,yoksa seni bulup ayağına mı basmalı,ya da böyle gidiş görülmedi diye alnından mı öpmeli? Ne yapmalı söylesene !?
-Vurulup düş'tüm yollara,yolun sonunda olmayışını sevsinler senin.-