#4
Ben geldim sevgili/m.
Yine yeniden sana yazmaya geldim. Sen gittikten sonra yazdığım binlerce mektuba bir yenisini eklemeye geldim.
Hala özlediğimi , hala beklediğimi , hala hayal kurduğumu anlatmaya geldim.
Çok sevdiğin kırmızı ojelerimle geldim. Geldim işte, bunun ‘gerçek aşk’ olduğuna seni inandırmaya geldim.
Bu gidişin üstünde eğrelti durduğunu söylemeye geldim.
Gitmek eyleminin hiçbir masumiyetinin olmadığını öğretmeye geldim.
Ben gidersem geri de hiçbir şey bırakmam demiştin, geride kalan bunca anı nedir sevgili/m?
Bunları neyle temizleyeceğiz? Bana öğret bunca acıya nasıl dayanılır , bu yaranın kanaması nasıl dindirilir ?
Umut ilmeği boğazıma geçeli çok oldu ama artık tabure ayaklarımdan kaymak üzere ,
artık umut sonum olmak üzere.
Anlat sevgilim. Anlatabildiğin ne varsa anlat.
Seni haklı çıkaran beni böyle saçmalatan ne varsa dök önüme.
Kör gözlerim açılsın, kalbim çarpmayı bıraksın, ciğerlerim solumaktan caysın hadi anlat.
Sen geldin sevgili/m.
Satırlarıma , hayallerime , rüyalarıma geldin. Hiç ayak basmadığın şehrime geldin.
Her köşesini öğrendin İstanbul’un benimle. İstanbul’um oldun benim sevgilim.
Trafiğine isyan ettiğim , sahillerinde huzur bulduğum İstanbul’um oldun.
İstanbul’un masmavi gökyüzü artık sen oldun.
Sen geldin sevgilim; çocukluğuma, gençliğime , tüm hayatıma geldin.
Ben sahibi sanarken sen misafir olmuşsun kalbimin en güzel yerine.
Gittin sevgili/m.
Bitti sandın ve gittin. Aslında hiç bitmedi. Hala çocuklar koşturuyor bu aşkın bahçesinde.
Hala bir umut var bu dipsiz bucaksız sevdada.
Hala kalbim kanıyor bu aşka.
Gittin sevgilim, bilmeden gittin.
Yüzümü kara çıkarıp beni boşlukların en derinine itip gittin.
Kaybettim sevgili/m.
Her şeyi , herkesi seninle beraber kaybettim.
Ben sana gül yüzlüm derken o gülün bir dikeni olduğunu hiç hesaba katmamıştım,
bunu bana çok güzel hatırlattın.
Sen artık benim mavi gökyüzüm değil kara bulutlarımsın ,
sen artık gülümsemem değil gözyaşımsın.
Sen artık hiçbir şeysin aslında her şey olan...


Alıntı...