Tekil Mesaj gösterimi
#6
İskender: Erdal bu ne ya? Ya artık Allah aşkına bi çay bardağına geç, cam bardağa geç. Dayıyosun bize plastiği, dayıyosun plastiği ya.
Yavuz: Bu yine iyi ya. Ben geçen gün Türk kahvesi söyledim ya Türk kahvesi, ona da plastiği dayadı. Böyle bir şey olamaz.
İskender: Ne kadar ayıp ya Erdal, hiç yakışıyor mu?
Erdal: Allah Allah ya noluyosunuz sabah sabah, ne adamın üstüne geliyosunuz? Yani bu bardakların üstüne isminizi yazsam böyle konuşmazsınız ha. Leyla ile Mecnun
İskender: O ne ya?
Yavuz: Niye ismimizi yazıyosun üstüne?
Erdal: Ya bırakın şimdi bardağı, tabağı da şimdi biz bu sözleşmeleri nasıl kurtarıcaz onu söyleyin siz.
İskender: Ya bakkal, işte geçtik evlerimize oturuyoruz. Leyla’yla Arda evlendiği vakit de sözleşmeleri verecekler bize, bitti gitti.
Erdal: Yaaa tabii evlenirse.
İskender: Ne demek tabi evlenirse?
Erdal: Abi bence Mecnun bu kızın peşini bırakmıcak, gidicek tüm oyunu bozucak, biz de evlerimizden olucaz maazallah.
İskender: Arkadaş napiyim, gidiyim oğlumu mu vuriyim?
Erdal: Yapar mısın gerçekten? Leyla ile Mecnun
İskender: Ya sen hasta mısın Erdal? Bir bardak çayı içirmedin ağız tadıyla ya. Leyla ile Mecnun


Yavuz'u Mecnun'u takibe yollarlar.

Erdal: Allah vere de geç kalmış olmasa İskender. Yani bu dede var ya, dede şimdi nasıl gazlıyordur Mecnun’u biliyor musun? Vazgeçme diyodur, bırakma kızın peşini diyodur. Ya sen bu dedeyi mi vursan İskender? Leyla ile Mecnun
İskender: Erdal, seni ebe mi doğurtmuştu? Leyla ile Mecnun
Erdal: Evet.
İskender: Yaşıyor mudur o? Leyla ile Mecnun
Erdal: Yaşıyor mudur acaba? Bilmiyorum ki. Niye sordun?


Mecnun, Kuğulu Park’tadır. Leyla yanına gelir. Yavuz da arkadan onları izler.

Leyla: Mecnun. Napıyorsun burda?
Mecnun: Hiiiiçç. Ördeklere bakıyorum.

Yavuz: İskender abi, çevrimiçi misin? Leyla karakteri geldi, Mecnun’un yanında şu an.
İskender: (Erdal’a) Leyla gelmiş Mecnun’un yanına.
Erdal: Ne? Leyla Mecnun’un yanına mı gelmiş? Allah Allah. Ya biz Mecnun’u uzak tutalım derken kızın yaptığına bak. Kovsun, kovsun, hemen kovsun.
İskender: Tamam, sakin ol. (Yavuz’a) Bana bak Yavuz, gönder Leyla’yı ordan, çabuk gönder.
Yavuz: Nasıl gönderim abi, hadi git mi dicem? Zaten şu anda mesafeliler. Elele tutuşurlarsa napim ben?
İskender: Elele tutuşurlarsa napim, diyor.
Erdal: Üstlerine bi kova su döksün, hemen ayrılırlar.
İskender: Kafana şu masayı geçirsem de bi de biz ayrılsak.Leyla ile Mecnun


Leyla: Çok mu kızgınsın bana?
Mecnun: Yooo.
Leyla: Böyle olsun istememiştim.
Mecnun: Leyla bi şey sorucam ya. Bunlar acaba karabatak mı ya? Hayır çünkü demin bi tanesi daldı suya bi daha çıkmadı, karabataksa… Anlamadım ki. Ördekse suya dalamaz.
Leyla: Mecnun, dinlicek misin beni?
Mecnun: Karabataksa çünkü suyun altında kalabilir de ördekse kalamaz, deminden beri bakıyom anlayamadım ya.
Leyla: Bak ben herkesin iyiliği için Arda’yla evlenmeyi kabul ettim.
Mecnun: Eyvallah ya çok güzel düşünmüşsün onu.
Leyla: Sen de aynısını yapmadın mı sanki? Hani sevmek fedakârlık gerektiriyordu bazen. Biz beraber olucaz diye herkes zarar görürse zaten biz mutlu olamayız ki. Hem biz her şeyi aştık, beraber. Bunu da aşarız, eğer elele verirsek.
Mecnun: Leyla… Aşk bir yokluk deniziymiş, öyle derler yani. Ve biz senle işte o denizdeydik; sonra sen gittin, sen gidince ben dibe daldım, sonra hiç çıkmadım bi daha, ordayım yani hâlâ, hatta belki boğulmuş bile olabilirim. Leyla ile Mecnun
Leyla:
Mecnun…

Mecnun: Leyla… Ömür boyu mutluluklar diliyorum ben sana.

Leyla gider.

Mecnun: Ben tam bir gerizekalıyım ya, ben gerçekten aptalım, baya salağım ben ya. Leyla ile Mecnun