Etnobotanik

#1
Etnobotanik
Etnobotaniğin kurucusu Richard Evans Schultes Amazonlarda çalışma sırasında (1940'lar)

Etnobotanik
6. yüzyıl Viyana nüshası Böğürtlen çizimi

Etnobotanik insanların bitkilerle çok yönlü ilişkisini sistematik olarak araştıran disiplinler arası bilim dalı. Yunanca ethnos, halk ve botanik, bitki bilimi; ingilizce ethnobotany adı verilir. Türk Dil Kurumu’nun sözlüklerine henüz girmemiş olmakla beraber T.C. Kültür Bakanlığı bir yönetmelikte etnobotanik karsılığı olarak halk botaniği terimini kullanmıştır.

Yaşayan halkların kültürlerini araştıran antropoloji, etnoloji gibi bilim dalları ile bitkileri arastıran botanik bilim dalının kesisme noktasında yer alan etnobotanik, yerel kültürlerin adlandırdığı ve çeşitli şekillerde kullandığı bitkilere ilişkin tüm bilgileri derlemeyi hedefler. Etnobotanik ve etnozooloji alanları günümüzde etnobiyoloji altında birleşmektedir. Etnobiyologlar, geleneksel bilginin, kültürel asimilasyon, küreselleşme ya da çevresel değişim sonucu yokolmadan kaydedilmesinde önemli rol oynarlar.

İnsanlar, yaşadıkları çevrede yer alan doğal bitkileri olduğu kadar yetiştirdikleri, tarımını yaptıkları kültür bitkilerini ya da başka bölgelerden, ülkelerden ithal ettikleri bitkileri de kullanırlar. Her kültürde pek çok bitkiden yararlanılır, ancak çoğu zaman gündelik yaşamda bu bitkilerin farkına bile varmayız. Etnobotanikçiler, bitkilerin, gıda, ilaç, yem, yakacak, barınak, giysi, el sanatları ve benzeri alanlardaki maddi kullanımlarıyla olduğu kadar, edebiyatta, türkü, efsane ve masallarda yer alan ve nazar, büyü gibi inançla ilişkili kullanımlarıyla da ilgilidir. Bitkilerin geçmişte ve günümüzde nasıl kullanıldıklarını, işlendiklerini ve kültürel anlamlarını da araştırırlar, kültürler arası karşılaştırmalar yaparlar. Geçmişteki bitki kullanımlarının aydınlatılmasında arkeolojik kazılarda ortaya çıkan bitki kalıntılarını inceleyen arkeobotanik ya da paleoetnobotanik bilim dallarından uzmanlarla da işbirliğini sürdürürler.

Etnobotaniğin kökleri
Bitkilerin beslenme, barınma, ısınma ve tedavinin yanı sıra her türlü araç-gereç yapımında en eski dönemlerden beri vazgeçilmez bir yeri olduğu tartışılmaz. Eski uygarlıklara ait resimler, kabartmalar, heykeller, o toplumların bitki kullanımının görsel kayıtları gibidir. Eski Mısır, Hitit, Yunan uygarlıklarından günümüze kalan pek çok veride, sanat eserinde bitkilerin de betimlendiğini görmekteyiz.

Etnobotaniğe sistematik yaklaşım, Amerikanın yerli kültürleri üzerine 1940'lardaki araştırmalarıyla biyolog Richard Evans Schultes ile başlar. Harvard Üniversitesi'nde verdiği dersler, yayınları ve uzun süreli alan çalışmaları kendisine 'etnobotaniğin babası' unvanını kazandırmıştır. Doktorasını II. Dünya savaşı başlarında Oklahoma bölgesindeki yerli kabilelerin neredeyse unutulmuş halüzinatif bitkileri hususunda yapan Schultes, savaş sırasında Amazonlarda Amerikan hükümeti adına hastalıklara dirençli lastik ağacı çeşitlerini araştırmıştır. Topladığı 30.000'i aşkın herbaryum örneği ile Amazonlardaki yerli halklara ait çok önemli verileri derlemiş, bilim dünyasına 300 yeni tür ve tıbbi kullanım kazandırmıştır.O dönemde özellikle ekonomik botanik olarak tanınan ve büyük oranda ekonomik kalkınmada işe yarayacak, maddi katkı sağlayacak bitkilerle ilgilenen bu dal, giderek kültürel mirasın bir parçası olarak daha geniş kapsamlı araştırılmaya başlandı.

Yaklaşık 5000 yıl öncesinde yazının ortaya çıkışından itibaren çivi yazılı Sümer, Asur tabletleri, Mısır hiyeroglifleri ve Hitit arşivlerinde özellikle tarımı yapılan bitkilere ve tıbbi bitkilere ilişkin bilgiler yer alır. Günümüzden yaklaşık 5000 yıl öncesine ait Mısır Erken Hanedanlık döneminden başlayarak, 3000 yıla yakın bir süre kesintisiz devam eden Mısır uygarlığı bize bitkilerin insan yaşamındaki yeri hususunda benzersiz veriler bırakmıştır.

Tıbbi bitkiler ve tıp uygulamaları ile büyü pek çok antik kaynakta yer alır. Bunların hangi bitkilere karşılık geldiği uzmanlar tarafından tartışılsa da tartışılmaz gerçek insanların bu bitkilere ilişkin bilgileri, tarifleri kaydetme ve gelecek kuşaklara aktarma ihtiyacı duymuş olmalarıdır. En eski tıp kitapları yaklaşık günümüzden yaklaşık 3000 yıl önceye dayanan Çin kaynaklarıdır. Antik düşünürlerden, botaniğin babası sayılan ve Aristo'nun öğrencisi olan Lesbos'lu (Midilli adası) Theophrastus, bitkilere ilişkin yazdığı 10 ciltten örneğin sekizinci cildi tohumları yenen bitkilere, dokuzuncu cildi yararlı sıvı, tutkal ve resinleri olan bitkileri tanıtmaya ayırmıştır. Botanik biliminin bugünkü klasik familya ayrımının temellerini atan İsveçli Carl Linneaus da Lap ülkesinde yararlı bitkileri araştırmıştır.

‘Etnobotanik’ terimi ilk kez 1895’te Amerikalı botanikçi John William Harshberger tarafından, Pensilvanya Üniversitesi’nde Arkeoloji topluluğuna verdiği bir konferans sırasında kullanılmıştır. O dönemde ‘ilkel ve yerli insanların bitki kullanımını’ içeren bu terim günümüzde ‘ilkel’ kavramını dışlayarak, geleneksel insan-bitki ilişkileri kapsamında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Türkiye’de etnobotanik
Anadolu yarımadası, iki kıta arasındaki konumu nedeniyle zengin bir bitkisel çeşitliliğe sahip olduğu kadar kültürel yönden de onbinlerce yıldır gelip geçen ve yerleşip karışan insan topluluklarının yarattığı büyük bir zenginliğe sahiptir. Araştırmalar, dünyada biyoçeşitliliğin yüksek olduğu alanların yerli kültürlerin başat olduğu alanlar olduğuna işaret etmektedir.

Günümüzden 4000- 3000 yıl önce Anadolu’da yaşamış bir uygarlık olan Hititler. Anadolu topraklarının verimliliğine ve insan- bitki ilişkisine dair çok güzel görsel betimlemeler sunar. Örneğin Konya Ereğli'de geç Hitit dönemine ait bir kaya anıtı olan İvriz kabartması 8. yüzyıla tarihlenir. Tuwana Kralı Warpalawa’yı bir elinde Anadolu'nun upuzun saplı yerli buğdayları, diğerinde bol ve küçük taneli üzüm salkımı tutan tanrı Tarhunza’ya tapınırken gösterir.[9][10] Tanrı Tarhunza'nın kemerinde asma yaprakları ve iki büyük salkım daha asılıdır. Anadolu topraklarının bereketini sağlamak üzere Hititler İmparatorluk döneminde, çağdaşları Mısır Yeni Krallığı ile ilişkiye girmiş ve tıp alanında hekim takası dahil işbirliği yaptıkları bilinmektedir.

Anadolu’nun bitkilerini de kapsayan en eski tıp kitabı bugünkü Adana ili sınırlarında, Anavarza’da doğan ve olasılıkla o dönem oldukça ileri bir eğitim merkezi olan Tarsus’ta eczacılık ve tıp eğitimi alan Romalı hekim Pedanius Dioscorides’in "De Materia Medica" adlı eseridir. 1. yüzyıla tarihlenen bu dev yapıt 600 den fazla bitkinin çeşitli yararlarını aktarır. Tıbbi bitkiler temel ilgi alanı olsa da, yenen ya da zehirli bitkilere de değinir, hatta yemek tarifleri verir. Bu bilgilerin çoğu kendinden öncekilerin ve kendisinin bilgi birikimine, deneyimlerine dayanmaktadır. De Materia Medica, yüzyıllar boyunca pek çok dile çevrilmiş, 1500 yıl gerek Batıda, gerekse doğuda yaygın olarak kullanılmıştır.

Osmanlı gezgini Evliya Çelebi 17. yüzyılda sadece Anadolu’da değil, gezip gördüğü Kuzey Afrika, İran ve çeşitli Avrupa ülkeleri ile Kafkaslarda gelenekleri, ilginç meyveleri, sebzeleri, yemekleri, adetleri kaydederek bu alandaki bilgilerimize önemli katkılar sağlamıştır.

Prof. Dr. Turhan Baytop’un Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi adlı yapıtı Türkiye'nin etnobotanik tarihçesi açısından da temel yayınlardandır. 500 kadar tıbbi bitki ve bunların kullanımlarını kapsadığı gibi Türkiye’de tıp ve eczacılık eğitimi ile araştırmalarının tarihçesini de verir. Ayrıca yayımladığı Türkçe Bitki Adları Sözlüğü her türlü yararlı bitki adını kapsayan bir kaynaktır, eski yayınlara çok sayıda gönderme yapar. 1990'lardan bu yana Türkiye'de sadece tıbbi ya da ekonomik değeri olan bitkiler değil, kültürel kullanımları ve sembolik anlamları olan doğal bitkiler ve tarımı yapılan yerel çeşitler de araştırılmaktadır. 2014'te yapılan bir derlemede Cumhuriyet dönemini kapsayan 1500 kadar etnobotanik yayın listelenmiştir.Türkiye'de yaşayan halkların bitkileri gıda, şifa, yakacak, yem, boya ve el sanatlarında kullanımları, farklı dil ve şivelerde bitki adlandırmaları, geçmiş kültürlerdeki bitki kullanımları, pazarlara getirilen bitkilere ilişkin çalışmalar ve sayısal değerlendirmeler yeni çalışma alanları olarak gözlenmektedir. (Resim3)

Halkların bitkilere ilişkin bilgisi, UNESCO’nun 2003'te kabul ettiği ‘Somut olmayan kültürel miras sözleşmesi’ ile tüm kültürel unsurlar gibi korunması, kaydedilmesi gereken bir miras olarak görülmeye başlanmıştır. Bugüne dek 150 ülke tarafından imzalanan sözleşmeyi Türkiye 2006 yılında tanımıştır. Böylece halkların sözlü gelenek, müzik ve anlatımları olduğu kadar, doğa ve evrenle ilgili uygulamaları da koruma altına alınmıştır. Günümüzde ‘geleneksel bilgi’ durağan, kuşaktan kuşağa aktarılan bir olgu değil, bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Etnobotanik dalında araştırma yöntemleri, niteliksel, niceliksel ve etik kavramlar dahil son yıllarda önemli değişimler geçirmektedir. Türkiye'de üniversitelerin biyoloji-botanik, eczacılık ve antropoloji bölümlerine ek olarak Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Yüksek Okulları'nda etnobotanikle ilgili dersler ve tezler verilmekte, ulusal ve uluslararası kongre, konferans ve seminerlere konu olmaktadır. Halk botaniği alanında popüler ve bilimsel daha çok yayın, daha çok sunum yapılmaktadır.





Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:14 .