Sponsorlu Bağlantılar:
  5 Vakit Namaz Ve Önemi
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree12Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 28-10-2008, 22:19 #21

cihateri

Foruma Isınan Üye

Namaz canlıların tesbihini hissedebilmektir

Namaz, ruhen ve kalben incelmek, aczini ve fakrını bilerek Rabb’e (cc) yönelmektir. Namazın özü “tesbih, tahmid ve tekbir”dir. Kâinata baktığımızda aynı ibadetleri görebiliriz. Namaz, yaprakların hışırtılarında mevcudatın yaptığı tesbihi hissedebilme boyutudur.
İnsan, insan olarak yaratılmıştır, dolayısıyla belli bir idrak sahibidir. Bu özelliğiyle o, adeta bütün mahlukatı temsil makamındadır. O kadar ki, eşyayı, eşyanın ötesinde esmayı, esmanın ötesinde Allah’ın sıfatlarını bilme iddiasıyla Cenab-ı Hakk’ı bilme gayreti içinde atını mahmuzlar, o sahillere doğru yelken açar ve, “Seni bilmek ve tanımak istiyorum Allah’ım!” der.
İnsan, bütün mahlukatı idrak edebilen bir varlıktır. Hele hele günümüzde onun eşya ve hadiseleri hallaç etmesinden onun ne derece derinlemesine taşa-toprağa nüfuzlu olduğu görülmektedir. Yine o, fiziğin, kimyanın, astrofiziğin, tıbbın kanunları ile bunlara bir buud kazandırıp nice yüksek hakikatlere ulaşmaktadır. Buna rağmen günümüzde bir kısım insanlar, eğer hâlâ dalâlet ve cehalet vadilerinde dolaşıyorsa bu, onların ilme bakışlarındaki yanlışlıktan kaynaklanmaktadır. Onlar, bakış açılarını ayarlayamamışlardır. Çünkü ilim, imanın mihrabıdır. Bir insanın bilip de inanmaması, iman mihrabına teveccüh edememesi düşünülemez.
Mesela bir tıp diyelim; o baş döndürücü insan anatomisi, insan fizyonomisi karşısında bir insanın inanmaması hayret verici bir durumdur. Onlar o denli bir ahenk içinde çalışmakta ki, bu arızasız ve kusursuz sistemin hiçbirisi sebeplere bağlanamaz. Yine etrafa baktığımızda ağaçlar dimdik ayakta durur ve rüzgâr kendilerine dokundukça “Hu” “Hu” diye Allah’ı tesbih ederler. Sular “Hu” “Hu” diye başını taştan taşa vurarak akar. Hasılı bütün varlık O’nunla kaimdir ve O’nu tesbih ederler. Dolayısıyla hepsinin kendine göre bir ibadet şekli vardır.
Allah dostları ağaçların kendilerine has hışırtıları karşısında kendilerinden geçerler. Çünkü onlar, o seslerin içinde meleklerin ve diğer ruhanilerin adeta soluklarını duyar, onların kendi fıtrat kanunları içinde yatıp kalkmakla Allah’a karşı kulluk vazifelerini eda ettiklerini bilirler. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de: “Allah, her canlıyı sudan yarattı: Kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Çünkü Allah her şeye kadirdir” (Nur, 24/45) buyurmaktadır. Bu yönüyle insan, namazda kıyamda durmakla adeta ağaçlara ait bir durumu görür ve: “Allah’ım, bunlar yerlerinde duruyorlar, eşya ile çok münasebete geçemiyorlar. Bir arı kadar dahi eşya ile münasebete geçemediklerinden dolayı garip, kimsesiz ve yalnızlar. Allah’ım, bu ne lütufdur ki, ben bütün eşya ile münasebete geçebiliyorum” der.
***

SÜBHANE RABBİYE’L-AZİM NE DEMEK?

Yine yeryüzünde iki büklüm olmuş, dört ayağı üzerinde emekleyip duran varlıklar vardır. Fıtratın kanunları içinde onlar da Rabb’ilerine karşı yaratılış görevlerini yerine getirirler. Zira o fıtrat üzere yaratılmış olmanın, onların sırtlarına yüklemiş olduğu ödevler vardır. İşte insan onları bu vaziyette görünce: “Allah’ım, mahlukat içinde iki büklüm olanlar da var. Bir hayat boyu iki büklüm ve şuursuz yaşıyorlar. Her ne kadar şuursuz yaşasalar da, onlar Sen’i hisleri ile biliyor, seziyorlar veya Sen’in kanunlarınla sağa sola sevk olunuyorlar. Ve böylece hayatlarını devam ettiriyorlar. Ama Sen bana bir şuur, bir irade vermişsin.” deyip rükuya gider ve bütün bunları bana ihsan eden Sen’sin. Sen’i tesbih ve takdis ederim anlamına, “Sübhane Rabbiye’l-azîm” der.
Sonra da yerde sürünüp emekleyen varlıkları görür, onlarla kendi arasındaki mesafeyi düşünür ve Allah’ın kendisine olan lütuflarını mülahaza ederek secdeye kapanır. Neticede tevazuun bu derece mahviyetle bütünleşmesi içinde Allah’a en yakın olma anını elde eder. Bu yakınlığı değerlendirerek, “Allah’ım, ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak Sen affedersin. Öyle ise beni, şanına layık bir mağfiretle bağışla, bana merhamet et. Sen affedici ve merhamet edicisin” der, inler ve istiğfar dilenir. İşte mümin, baştan sona namazın her rüknünde böylesi bir temsille ve duygu, düşünceyle Rabb’inin huzurunda durur. Bütün mahlukat adına O’na kulluğunu arz eder.


Ali Demirel





Alt 28-10-2008, 22:20 #22

cihateri

Foruma Isınan Üye

NAMAZLARINDA GEVŞEK DAVRANANLARI BEKLEYEN MUSİBETLER!!!...
·»«·´`·.(*·.¸(`·. Selamün Aleyküm Arkadaşlar¸.·´)¸.·*).·´`·»«·
Hazreti Ali Radıyallahu Anh'dan gelen bir rivayette Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem efendimiz şöyle buyurdu:

"Bir kimse, namazına gevşek davranırsa Allah–ü Teâlâ; o kimseye, on beş çeşit ceza verir.

Şöyle ki:
*Altı tanesi ölümden evvel...
*Üç tanesi ölüm anında…
*Üç tanesi kabirde…
*Üç tanesi kabirden çıkarken…

Ölümden evvel, başa gelecek altı musibet şunlardır:
1–İsmi salih zatların arasından silinir.
2–Hayatının uğur ve bereketi kalkar.
3–Rızkında bereket olmaz.
4–Namazını tamamlayıncaya kadar, yaptığı hayır işlerden hiç biri kabul edilmez.
5–Duası, makbul olmaz.
6–Salih zatların dualarından nasibi olmaz.

Ölüm anında başına gelecek üç musibet şunlardır:
1–Susuz ölür. Yedi denizi boğazından aşağı akıtsalar, yine suya kanmaz.
2–Aniden gelen gafil ölümü ile ölür.
3–Kendisini bir ağırlık basar. Dünyanın demiri, odunu, taşları onun omuzlarına yüklenmiş gibi olur.

Kabirde başına gelecek musibetler;
1. Kabir sıkar.
2. Kabri karanlık olur.
3. Sorgu suale cevap vermesi ayıplı olur.

Kabirden çıkarken, karşılaşacağı musibetler:
1.Allah–ü Teala'nın huzuruna çıktığında kendisini gazaplı bulur.
2. Çetin bir hesaba çekilir.
3. Allah–ü Teâlâ'nın huzurundan ayrılınca, doğruca cehenneme gider. Ancak, Allah–ü Teâlâ onu affederse kurtulur.

İBADETLE GEÇİRİLECEK GECELER

Rivayet edilmiştir ki, ibadetle geçirilmesi müstahab olan geceler on dört adettir.
1–Muharrem ayının ilk gecesi.
2–Aşura gecesi.
3–Receb ayının ilk gecesi.
4–Receb ayının on beşinci gecesi.
5–Receb ayının yirmi yedinci gecesi.
6–Şaban ayının on beşinci gecesi.
7–Arefe gecesi.
8–9–İki bayram geceleri.
10–14-Ramazan ayından beş gece.
Bunlar, ramazan ayının son on günündeki tek gecelerdir. Ramazanın 21, 23, 25, 27, 29 geceleri.

YEDİ GÜN VARKİ ONLARIDA FIRSAT BİLMELİ

Rivayet edilir ki, yedi gün var ki bunlarda virdler okumayı, ibadete devamlı olmayı müstahap saymışlardır.
1–Arife günleri
2–Aşura günü.
3–Şabanın on beşinci günü.
4–Cuma günleri
5–İki bayram, ramazan ve kurban bayramı günü.
6–Zilhicce ayının onuncu günü.
7–Teşrik günleri, kurban bayramındaki tekbir alma günleri.

Bilhassa, ramazan ayı ve cuma günleri üzerinde çok durulmuştur.
Bu manada, Hazreti Enes Radıyallahu Anh'tan gelen bir rivayette, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem Efendimizin şöyle buyurdu:
"Cuma günü, iyi bir şekilde geçerse, haftanın diğer günleri iyi geçer. Ramazan ayı iyi geçtiği takdirde; senenin kalan günlerinin tümü iyi geçer."

ARABADA HANGİ NAMAZLAR KILINIR?

Farz namazları, sabah namazının sünneti ve vitir namazı hariç bunların dışında nafileleri arabada seyir halinde baş imasıyla kılmak caizdir. Mesela kuşluk vakti yolculuk yapıyoruz; arabada abdestimiz varsa oturduğumuz yerde tekbir alır rükûda başımızı biraz eğer, secde de ise biraz daha fazla eğip namazımızı bu şekilde kılarız. Arabanın gittiği yöne doğru namaz kılınabilir. Kıbleye dönülürse iyi olur. Mümkün değilse şart değildir.
Bir diğer misal öğle namazını kılacağız. Acelemiz var o zaman öğlenin ilk sünnetini arabada kılar indiğimiz yerde farzı kılar arabaya binip son sünneti de arabada kılıp namazımızı bu şekilde tamamlar ve tesbihatımızı arabada çekeriz. Dinimizin kolaylıklarından böylece istifade etmiş oluruz.

DÖRT ŞEY KALBİ NURLANDIRIR

Rivayet edilir ki dört şey müminin kalbini nurlandırır.
1–Kur'an–ı Kerim'i (devamlı) okumak
2–Gece namazı kılmak
3–Salih kullarla beraber olmak
4–Mideyi aç bırakmak

BEŞ ŞEY KALBİ ÖLDÜRÜR

Rivayet edilir ki; beş şey kalbi öldürür:
1– Çok yemek
2– Zulüm etmek
3– Namazı vakitsiz kılmak. Yani ilk vakitte kılmamak
4– Sol elle yemek içmek
5– Yalan söylemek

NAMAZ İÇİN BAZI HATIRLATMALAR

"Erkeklerin başı açık namaz kılmaları mekruhtur."


"Adak meşru, şart meşru değilse şart kaldırılır, adak yerine getirilir. Namazı mekruh vakitte kılmayı adamakla namaz meşru, vakit meşru değildir. Vakit kaldırılır dilediği vakitte adak olan namazını kılar."

"Cuma farzdır. İnkâr eden kâfir olur. Hastaya, kadına, yolcuya, çocuk ve köleye farz değildir. Cumayı kılması gerekirken kılmayanın kalbi mühürlenir. Darul harp meselesi şer'i bir hüküm olmadığından hükmü değiştirmez. Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm Mekke'den hicret edip Medine'ye varmadığı halde seferi durumunda olduğu ve İslam devletinin bulunmadığı Küba mevkiinde ilk Cuma namazını kıldırması, Cuma namazının şartları ne olursa olsun kılınmasının ehemmiyetini gösterir."

"Hatım Kâbe'ye dâhildir. Rabbimizin bu ümmete olan lütfundandır ki Kâbe'nin alanı olarak Kâbe'nin dışında bırakıldı. Orada namaz kılan Kâbe'de namaz kılmıştır. Doksan küsur peygamberin orada metfun olduğu rivayet edilir. Kâbe ile Makam'ı İbrahim veya zemzem arasında yetmiş peygamberin metfun olduğu görüşü de vardır."

"Namaz dünyadan daha ağırdır. Dağlar ayakta tesbih ederler. Bütün hayvanlar canlılar rükû halinde, nebatat ve ağaçlar secde halinde, göklerde yere bağlı olduğundan secde halindedirler. İşte namaz kıyamda bütün dağların, rükû da bütün canlıların, secde bütün nebatatın tesbihatını aynı anda yapmış olur. Onun için namaz dünyadan ağır yani büyüktür."

"Bu ümmetin bir günlük namazı önceki ümmetlerin 400 yıllık ibadetinden üstündür."
"İmam–ı Azam şehitler hakkındaki görüşü şöyledir: 'Şehitlerin cenaze namazı kılınır. Bu namaz günahlarının affı için değil, onların kerameti için kılınır' demiştir."

"Bir gün Sultan Murat Han cemaate namaz kıldırırken, "Allah'ü Ekber" diyerek tekbir alır ve ellerini bağlamadan salar ve tekrar tekbir alır. Ardından yine ellerini bağlamadan tekbir alır ve üçüncüde ancak ellerini bağlar. Nihayet namaz bitince cemaatten kendisine:
"Ey Hünkârım! Bu görülür iş değildir, neden üç tekbirle namaza başladınız?" diye sorarlar. Sultan Murat Han:
"İlk iki tekbirde karşımda Kâbe'yi göremedim. Ancak üçüncüde Kâbe'yi görebildim" diye cevap verdi.

"Bir insan beş vakit namazını cemaatle kılsa, zekâtını verse, hacca gitse, Allah Celle celâlühü'nün emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçsa ve ben dünyayı sevmiyorum dese doğru söylemiştir.

SIRAT KÖPRÜSÜ ÜZERİNDEKİ DURAKLAR

Cehennem köprüsü üzerinde sekiz durak yeri vardır. Kul, bu yerlerde durdurulur ve çeşitli sorgulara tabi tutulur.

Birinci durak:
Bu durakta, kula imandan sorulur. Şayet imanını kurtaran mümin ise, orada tutulmaktan kurtulur, imanını kurtaramaz ise, cehenneme aşağı yuvarlanır.

İkinci durak:
Birinci duraktan kurtulan, ikinci durağa gelir ki, burada abdestten ve namazdan sorguya çekilir. Bunlarda kusurlu görülürse cehenneme düşer. Şayet abdesti, rükûu ve secdeleri ile namazı tamam bulunursa kurtulur.

Üçüncü durak:
Bu durakta zekâttan sorulur. Şayet dünyada iken, zekâtını tam vermiş ise, buradan kurtulur. Şayet vermemiş ise, cehenneme düşer.

Dördüncü durak:
Bu durakta oruçtan sorguya çekilir. Şayet orucunu tam tutmuş ise, buradan da kurtulur.

Beşinci durak:
Bu durakta da, hacdan ve ömründen sorguya çekilir. Bunları da dünya hayatında iken yerine getirmiş ise, kurtulur.

Altıncı durak:
Bu durakta da, kendisine verilen emanetlerden sorguya çekilir. Şayet emanete hıyanet etmemiş ise, kurtulur.

Yedinci durak:
Burada, gıybetten, söz gezdirmekten, bühtan ve iftira atmaktan sorguya çekilir. Şayet gıybet edip anlatılanları yapmamış ise, kurtulur.

Sekizinci durak:
Bu durakta da haram yemekten sorulur. Şayet haram yememiş ise, kurtulur. Eğer haram yemiş ise, cehenneme düşer.


Es Selam Aleykum...




Alt 28-10-2008, 22:20 #23

cihateri

Foruma Isınan Üye

Ebu Hureyre´den:

Ebu Hureyre´den: 5 Vakit Namaz Ve Önemi
Kamet getirildiğini işittiğinizde namaza yürüyün. Mescide koşarak değil, sükûnet ve vekar içinde gelin. Kavuştuğunuz rekatları cemaatle kılınız. Kaçırdığınız rekatları da kendi başınıza tamamlayın."

(Buhari/Ezan 23; Müslim/Mesacid 151; Ebu Davud/Salat 55; Tirmizi/Salat 244; Nesâi/İmamet 57)



Namaz, bir kulluk görevidir. Vekarla, sükunetle, huzur ve huşu içinde, ne yaptığının bilincinde olarak yerine getirilmelidir.

Telaşa, aceleye getirilmemelidir. Herşeyden önce, namaza başlamadan önce, ibadete konsantre olmak, havasına girmek gereklidir. Halbuki acele ve telaş, bu konsantreyi bozar.

İnsan namaza yetişme telaşına kapılmadan, yetiştiği yerden namaza başlar, kavuştuğu rekatları cemaatle birlikte kılar. Kaçırdığı rekatları da imam selam verdikten sonra kalkarak kendi başına tamamlar.




Alt 28-10-2008, 22:21 #24

cihateri

Foruma Isınan Üye

İman’ın en büyük âlameti “NAMAZ’dır”. İman’ın en büyük âlameti “NAMAZ’dır”. 5 Vakit Namaz Ve Önemi
(İNŞAALLAH, ALLAH C.C. ve Rasûlu’nün (S.A.V.) emir ve yasaklarına körlerden ve hafife alanlardan olmayız. Ayrıca şeytanın, buradaki emir ve yasakları okumanızı, amel etmenizi engellemesine veya bu emirleri hafife almanız için uğraşmasına izin vermeyin. Bu şeytanın muhtemel hilelerindendir)
(Bu yazıdaki Hadislerin kaynakları belirtilmiştir, sakın şüpheye düşenlerden olmayın. Ebedi Kurtuluşun anahtarlarından biri ve dinin direği namazdır)

“Sizi cehenneme sürükleyen sebep nedir? Derler ki: ‘Biz namaz kılanlardan değildik’.” Müddessir/42

“Sonra onların arkasından namazı savsaklayan ve nefislerinin azgın arzularına uyan bir nesil geldi. Onlar ileride cehennemin en derin yerini boylayacaklar” Meryem/59 (İbn’i Mesud Tefsirinde:Namazı büsbütün terk ettiler değil, vaktinde kılmadılar buyurulmuştur.)

“Kıldıkları namazın önemini kavramadan namaz kılanların vay haline” Mâun/4-5 (Efendimiz SAV burada namazı vaktinde kılmayanların kastedildiğini bildirmiştir.)

“Namazlarında hataya düşen, kıldıkları namaza önem vermeyen namaz kılanların vay haline” Ayeti Celilesindeki veyl’in(vay haline) kelime manası ağır azab olmakla beraber, cehennemdeki içinden dünya dağları geçirilse dağları eritecek “veyl vadisi’de” olabileceği bildirilmiştir.

“Kul ile küfür arasında namazı terk etmek vardır” Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)

“Kul ile küfür arasında sadece namaz kılmamak vardır” Hadis’i Şerif (Ebu Davud, Nesei)

°“Kul ile şirk arasında sadece namaz kılmamak vardır” Hadis’i Şerif (Tirmizi)

°“İslâm’ın özü, dinin temeli üçtür, İslâm bunlara dayanır. Bunlardan herhangi
birine yüz çeviren kimse o yüzden kafir olur, kanı helâldir.1)ALLAH’tan C.C. başka ilah yoktur (LAİLAHEİLLALLAH) 2)Farz namazlar 3)Ramazan orucu ” Hadis’i Şerif (Tirmizi)

“Namaz kılmayanın İslâm’dan payı yoktur, namaz kılmayanın dini yoktur.” Hadis’i Şerif (Taberani)

“Mazeretsiz ve kasden namaz kılmayanın adını ALLAH C.C. cehenneme gireceklerden biri olarak cehennemin kapısına yazar” Hadis’i Şerif (Ebû Nuaym)

“ALLAH C.C. İslâm’da dört şeyi farz kılmıştır: Hepsini bir arada yerine getirmeyenin üçünü işlemiş olması kendisine hiçbir fayda sağlamaz” (Bunlar: Namaz,Zekat,Oruç,Hac) Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)

“Hiçbir mazereti olmaksızın ve kasden namaz kılmayanın ALLAH C.C. bütün iyi amellerini siler, tevbe edip yeniden ALLAH’a dönünceye kadar onunla hiçbir ilgisi kalmaz” Hadis’i Şerif (İsfahani)

“Hiçbir mazereti olmaksızın ikindi namazını kılmayıp kaçıranların bütün iyi amelleri silinir” Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)

Kıyamet günü kulun ilk hesap konusu ve ilk gözden geçirilecek amel hanesi namazdır. Bu konudaki hesaplaşma iyi geçerse kul kurtulur, bozuk geçtiği taktirde ise aldanmış ve hüsrana uğramış olur. Hadis'i Şerif (Taberani)


"ALLAH'tan C.C. başka hiçbir ilah olmadığına ve 5 Vakit Namaz Ve Önemi'in (SAV) O'nun Rasûlü olduğuna şehadet edinceye kadar ve beş vakit namazı hakkıyla kılıp, zekatlarını verinceye kadar, insanlarla savaşmakla emrolundum." Hadis'i Şerif (Buhari,Müslim,Darimi,İbn'i Mâce, Ebû Davud, Nesei)


Kıyamet gününde insanın ilk hasmı rükû ve sücûdu (secdesi) tamamlanmayan namazdır. (Beni zayi ettiğin gibi ALLAH’da seni zayi etsin der. (İmam-ı Gazali) - Efendimiz (SAV) namazı hızlı kılan bir kişiye “sen namaz kılmadın tekrar kıl” buyurmuştur.

Kişinin kıldığı namazdan kendisine kârı dokunan ancak akıl erdirerek kıldığı kısımdır. (Yani aklı başka yerde iken kıldığı namazın kendisine kârı dokunmaz) (İmam-ı Gazali)

Kur’an-ı Kerim tefsirinde (Ruhül Furkan) bir vakit namazı özürsüz kazaya (özür: ölü,deli yada kılıç kılıca harb esnasında olmak v.s. gibi) bırakmanın cezasının, 80 sene cehennem ateşi olduğu beyan edilmiştir. (Hadis Şerif’de geçmektedir.)

Nice namaz kılanlar var ki, onların namazdan nasibi, yorgunluk ve zahmetten başka bir şey değildir.Hadis’i Şerif (Nesei, Ebu Hûreyre) °“Namaza önem vermeyenlerin kıyamet günü Karun, Firavun, Haman ve Übey İbni Halef’e arkadaş olacakları hadis şerifle bildirilmiştir.” (Ahmed İbni Hanbel, Taberani ve İbn’i Hıbban Rivayetinde)

°Bütün farzlar Cebrail A.S. aracılığıyla Peygamber Efendimize (SAV) bildirilmiştir. Ancak “namaz” ALLAH’u Teâlâ C.C. tarafından (Mirac’da) aracısız olarak verilmiştir. Bu da namaz’ın önemini anlatmaya kâfidir.

°Peygamber Efendimiz SAV buyurdular ki; namaz'ı savsaklayanlara ALLAH'u Teâlâ C.C. dünyada, ölürken, kabirde ve ahirette olmak üzere 15 ceza verir. Dünyada:Ömrünün bereketi kaldırılır, yüzünden iyiler siması silinir,ALLAH C.C. hiçbir iyiliğine sevap vermez, duaları kabul olmaz, iyilerin dualarında payı bulunmaz. Ölürken:Zelil, kötü, çirki can verir, aç olarak can verir, bütün dünya denizleri gırtlarına akıtılsa kanmayacak şekilde susuzluk çeke çeke ölür.( Ölüm acısının bir damlası, dağlara damlatılsa dağlar dayanamaz erirdi.) Kabirde:Kabir onu sıkar, kemikleri birbirine geçer, kabri ateşle doldurulur(gecegündüz onu yakar), ALLAH C.C. Şuca isimli dehşetli çok büyük bir yılan gönderir,hergün her namaz vaktinde onu sokar bir an bırakmaz. (Efendimiz (SAV) “kabirden korkunç bir manzara görmedim” buyurdu.) Ahirette:Cehenneme sürükleyen azab melekleri yanından ayrılmaz,ALLAH C.C. onu kızgın olarak karşılar, hesabı çetin olup cehenneme atılır.(Cehennemdeki en hafif azap ayak çukuruna konulan bir ateş parçasının beynini fokur fokur kaynatmasıdır. Cehennemlikler çok çirkindir alt dudakları göğsüne sarkmış, üst dudakları yüzünü kaplamış olduğu halde sadece bir dişi (azabı daha iyi tatmaları için) Uhûd dağı büyüklüğündedir. Cehennemlikler dünyadaki ateşi görseler, ferahlanmak için içine dalarlardı. «İhya-u Ulumiddin»)

°Kıyamet günü adamın biri getirilerek ALLAH'ın C.C. huzuruna dikilir ve ALLAH C.C. onun cehenneme götürülmesini emreder. Adam:"Ya Rabbi beni ne yüzden cehenneme yolluyorsun?" deyince Yüce ALLAH C.C. ona:"Namazı vaktinde kılmadığın ve adıma yalan yere yemin ettiğin için" diye buyurur. Hadis'i Şerif (İbn'i Abbas'dan rivayet)

°Mezheplere göre namaz: Hanefi Mezhebi:namaz kılmayan, kan çıkıncaya kadar dövülür ve namaza dönünceye kadar hapsedilir. Şafii Mezhebi: Mürted(dinden çıkmış) olmaz ise'de cezası idamdır. Maliki Mezhebi:Şafii mezhebiyle hükmü aynıdır. Hanbeli Mezhebi:Bir namazı özürsüz kılmayan, mürted gibi idam edilir. Yıkanmaz, kefenlenmez ve namazı kılınmaz, müslüman mezarlığına gömülmez ve mezarı belli edilmez. Dağda bir çukura konulur.

°İmansız ölenin yerinin ebedi cehennem olduğu Ayet’i Kerime ile sabittir. İman’ın en büyük âlâmeti namazdır. Bazı alimlere göre namazı terk eden kişinin son nefeste imanını kurtarması zordur (her halde ALLAH’ın C.C. dilediği olur)

°Sur ‘a ikinci kez üflenip insanlar mahşer yerine geldiğinde, güneş 2 mızrak boyu (başka rivayette 1 mızrak boyu) yaklaştırılmış olduğu halde 50.000 senelik(Ahiret senesi) bir bekleyiş vardır. Beyinlerin kaynayacağı, açlıktan boyunların kopacağı midelerin yanacağı bu günde, insanlar öyle terleyecek ki bu ter 70 arşın yerin dibine gidecek sonra insanların seyyiatına göre kimisinin kulak memesine kimisinin çenesine kadar çıkacaktır. orada terlemek istemeyenlerin bu terlerini dünyada iken namaz,oruç,zekat,cihad ve amellerle atmaları gerektiğini bildirmiştir. İmam-ı Gazali (RA)

°ALLAH’ın C.C.Rızasını, kazanmak isteyen, yüzünün nurlanmasını ve güzelleşmesini isteyen ve daha bir çok faydalar isteyen Teheccüd (gece namazı)kılsın.

°Üç şey dinden çıkartır, iman ve nikah tazelemesi gerektirir. 1)İstihlâl:Harama helal demek 2)İstihza:İslâm’ın Farz, vacip, sünnet, müstehap ve edeplerinden biriyle ALAY ETMEK 3)İstihfâfini herhangi meseleyi hafife almak. Küfre düşen kişinin ise 50 sene namaz kılmış olsa farz namazlarını, Hacc’ını v.s. iade etmesi gerekmektedir. İki şeyde şaka yoktur 1)Dinde 2)Nikâh’ta (Hanımına şaka dahi olsa “boş ol” dememesi gerekir)

İman’ın en büyük âlameti “NAMAZ’dır”.




Alt 28-10-2008, 22:22 #25

cihateri

Foruma Isınan Üye

Zevkle ve gözyaşı dökerek namaz kılabilmek Zevkle ve gözyaşı dökerek namaz kılabilmek

Başlıkta belirtmiş olduğumuz gibi namaz kılabilmek bütün müslümanların en büyük arzusudur.Fakat bunu yapabilende pek azdır.Aslında namazda huzur ve kendinden geçip, zevkle göz yaşı ile namaz kılmak müminliğinde zirve noktasıdır.Bu şekilde namazını kılanlara İslamın emretmiş olduğu diğer ibadetleri ve emirleri de ona zevkli ve kolay gelmektedir.


Ne yapmalıyız ki böyle huzur içinde namazlarımızı kılalım? Sorusunun ,cevapları çok dikkat çekici ve önemli.

Şahı Nakşibendi(k.s.) hazretleri, buyurdular ki; Yenilecek bir gıda, bir yiyecek, her ne olursa olsun gaflet içinde, gadapla veya istemeyerek hazırlansa, tedarik edilse, onda hayır ve bereket yoktur.Zira ona nefs ve şeytan karışmıştır.Böyle bir yiyeceği yiyen kimsede, mutlaka çirkin ve hoş olmayan netice meydana gelir.Gaflete dalmadan hazırlanan ve Allahü Tealayı düşünerek yenen helal ve temiz yiyeceklerden hayır meydana gelir.

İnsanın salih ameller işlemeye muvaffak olmamalarının sebebi; yemede içmede bu hususa dikkat etmediklerinden ve ihtiyatsızlıktandır.Her ne hal olursa olsun, bilhassa namazda huşu ve hudu halinde bulunmak, zevk ve gözyaşı dökerek namaz kılabilmek, helal lokma yemeye,Allahü Tealayı hatırlayarak yemeği pişirmek ve yemeği Allah(c.c.)ın huzurunda imiş gibi yemeğe bağlıdır.

Vücuduna haram lokma karışmış olan kimse,namazdan tat alamaz.

Yine Buyurdular ki; **Namaz müminin miracıdır** Buyrulan hadisi şerifte, hakiki namazın derecelerine işaret vardır.Namaza duran kimsenin ,İftitah tekbirini alırken, Allahü Tealanın azametini, yüceliğini düşünerek, hudu ve huşu halinde olmak gerek.

Öyle ki; bu halini kendinden geçme haline (istiğrak) eriştirmelidir.Bu sıfatın kemal derecesi, Rasulullahda(s.a.v.) vardı.

Namazda kalp huzuru nasıl elde edilir? diye soruluncada;

***Helal lokma yemek ve yerken gaflet içinde olmamak, abdest alırken,iftitah tekbirini söylerken, tam bir agahlık, gafletten uzak olma, uyanıklık içinde bulunmakla buyurdu.

Ya Rabbi! Bizleride her zaman Helal lokma yemek, namazda huşu ve hudu halinde bulunmak, zevk ve gözyaşı dökerek namaz kılabilmek, nasip et.Şüphesiz senin her şeye gücün yeter..Amiin.Amiiin.Amiiin..




Alt 28-10-2008, 22:23 #26

cihateri

Foruma Isınan Üye

Kil Benİ Ey Namaz KIL BENİ EY NAMAZ 5 Vakit Namaz Ve Önemi

Kıl beni ey namaz
Çöllerden topla hücrelerimi
Rahmetinin serinliğinde yıka kalbimi, 5 Vakit Namaz Ve Önemi

Kıl beni ey namaz
Ruhumu secdede yeniden fısılda bana.
Şah damarı yakınlığından emzir yetimliklerimi. 5 Vakit Namaz Ve Önemi

Kıl beni ey namaz
Dağlar küçülsün,denizler taşsın,dağılsın kalabalıklar. 5 Vakit Namaz Ve Önemi
Rükü rükü doğrult eğriliklerimi.

Kıl beni ey namaz
İkiye bölünsün kalbim kıblenin şakağında.
Sevgilinin işaret parmağı değsin göğsüme. 5 Vakit Namaz Ve Önemi

Kıl beni ey namaz
Topla sevdalarımı kırık aynaların çatlaklarından.
Ömrüme ilikle sevinçlerimi,firuze düşler düşür alnımın şafağına. 5 Vakit Namaz Ve Önemi

Kıl beni ey namaz
Tenim İbrahim gibi ateşe düşmüşken
Gül kokulu serinlikler değdir yüreğime. 5 Vakit Namaz Ve Önemi

Kıl beni ey namaz
Günahın, isyanın, nisyanın kuytusunda büyüttüğüm
Pişmanlıklarımın yüzünü kaldır yerden.
al karanlıklarımı,al karalıklarımı göz bebeklerinde yıka. 5 Vakit Namaz Ve Önemi


Kıl beni ey namaz,
İnsan kıl beni.
Doğru kıl.
Duru kıl
Diri kıl beni.
İNSAN KIL BU BEDENİ. 5 Vakit Namaz Ve Önemi 5 Vakit Namaz Ve Önemi 5 Vakit Namaz Ve Önemi 5 Vakit Namaz Ve Önemi 5 Vakit Namaz Ve Önemi 5 Vakit Namaz Ve Önemi 5 Vakit Namaz Ve Önemi



5 Vakit Namaz Ve Önemi



5 Vakit Namaz Ve Önemi




Alt 28-10-2008, 22:23 #27

cihateri

Foruma Isınan Üye

niçin 5 vakit namaz 5 Vakit Namaz Ve Önemi
ALLAH hiçbir hastalık ve sıkıntı indirmemiştir ki onun ilacını göndermemiş olsun De ki:

1-SABAH NAMAZI: Ölüm sekarati sıkıntılarının ilacıdır.

2-ÖĞLE NAMAZI: Kabrin karanlığının sıkıntısının ilacıdır.

3-İKİNDİ NAMAZI: Sorgu meleklerinin sıkıntısının ilacıdır.

4:AKŞAM NAAMZI:Amel defterinin dağıtıldığı andaki sıkıntının ilacıdır.

5-YATSI NAMAZI: Sırat Köprüsünün sıkıntısının ilacıdır.

İşte vakit namazlarının sayısının sebep ve hikmetleri budur.Dikkat edilirse insanoğlunu bekleyen altıncı ana sıkıntı da yoktur.Beş sıkıntının ilacı beş vakit namazdır.

Namazın Beş Vakte Tahsisinin Hikmeti

Namazla gece-gündüz sırlı bir taksime tâbi tutulur. Hayat, ibâdet eksenli bir zaman anlayışına göre tanzim edilir.. ve bu sayede davranışlarımızın Hakk murâkebesi altında hüsn-ü cereyanı sağlanır (M. F. Gülen 1996, s: 75).

Bu beş vakitten her bir namaz vakti mühim bir inkılap başı olduğu gibi, büyük ve İlâhî bir tasarrufun aynası ve o tasarruf içinde İlâhî, küllî ihsanların aksettirdiği birer zaman olduklarından ALLAH'ü Teâlâ'ya o vakitlerde daha ziyâde tesbih, tâzim ve şükür emredilmiştir.

Nasıl ki, haftalık bir saatin saniye, dakika, saat ve günlerini sayan milleri birbirine bakarlar, birbirinin misâlidirler ve birbirinin hükmünü alırlar. Öyle de, Cenâb-ı Hakk'ın büyük bir saati olan şu dünyanın saniyesi hükmünde olan gece ve gündüz deverânı, dakikaları sayan seneler, saatleri sayan insan ömrünün tabakaları, günleri sayan âlemin ömrünün devirleri birbirine bakar, birbirinin misâlidir, birbirinin hükmündedir ve birbirini hatırlatır.

Meselâ: Sabah Namazı'nın zamanı güneş doğuncaya kadar; ilkbahara, hem insanın ana karnına düştüğü âna, hem göklerin ve yerin altı gün yaratılışından birinci gününe benzer ve hatırlatır ve onlardaki İlâhî durumları ihtar eder.

Öğle vakti, yaz mevsiminin ortasına, hem gençlik kemâline, hem dünyanın ömründeki insanın ilk yaratılış devrine benzer, işaret eder ve onlardaki rahmet tecellîlerini ve nimet feyizlerini hatırlatır.

İkindi vakti, güz mevsimine, hem ihtiyarlık vaktine, hem âhir zaman Peygamberi Hz. 5 Vakit Namaz Ve Önemi'in (s.a.s.) saadet asrına benzer ve onlardaki İlâhî durumları ve nimetleri hatırlatır.

Akşam vakti, güz mevsiminin sonunda pek çok mahlûkâtın kayboluşunu, hem insanın vefâtını, hem dünyanın kıyâmet başlangıcındaki harâbiyetini ihtar ile celâlî tecellilerini anlatarak insanları gaflet uykusundan uyarır, ikaz eder...

Yatsı vakti ise, karanlıklar âlemi, gündüz âleminin bütün eserlerini siyah kefeni ile örtüşünü, hem kışın beyaz kefeni ile ölmüş yerin yüzünü örtüşünü, hem vefât etmiş insanın geri kalan eser ve izlerinin de vefât edip nisyan (unutma) perdesi altına girişini, hem bu imtihan diyarı olan dünyanın bütün bütün kapanışını ihtar ile Kahhâr-ı Zülcelâl olan ALLAH'ın celalli tasarruf ve fiillerini îlan eder. Gece vakti ise, hem kışı, hem kabri, hem berzah âlemini akla getirerek insan ruhu, ALLAH'ın şefkat ve rahmetine ne derece muhtaç olduğunu insana hatırlatır. Geceleyin Teheccüd namazı kılmak ise; kabir gecesinde ve berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bildirir, îkâz eder. Bütün bu inkılâplar içinde nimetlerin hakîkî sahibi ALLAH'ü Teâlâ'nın nihayetsiz nimetlerini ihtar ederek ne derece hamd ve senâya müstehak olduğunu îlan eder.

İkinci sabah ise, Haşir ve Kıyâmet sabahını hatırlatır. Evet şu gecenin sabahı ve kışın baharı ne kadar makûl, lâzım ve kat'î ise, Haşrin sabahı da, Berzah'ın baharı da o kat'iyyettedir.

Demek bu beş vaktin her biri, bir mühim inkılap başı olduğu ve büyük inkılapları ihtar ettiği gibi, İlâhî Kudret'in büyük tasarruflarının işaretiyle, hem yıllık, hem asırlık, hem devirlik kudretin mucizelerini ve rahmetin hediyelerini hatırlatır. Demek, asıl yaratılış vazifesi, esas kulluk ve kat'î borç olan farz namaz, şu vakitlerde lâyıktır ve çok münâsiptir (Safvet Senih, 22-27 [B. S. Nursî'in Sözler, Dokuzuncu Söz'den sadeleştirme]; Ö. N. Bilmen 1992, s: 115).


(alıntı)




Alt 28-10-2008, 22:24 #28

cihateri

Foruma Isınan Üye

Namazın İradeli ve Çalışkan İnsan Yetiştirmedeki Rolü 5 Vakit Namaz Ve Önemi
Günde beş defa, Allah’ın huzurunda durarak O’ndan başka her mabuttan yüz çeviren, İslam ve tevhit inancının doğuş yeri olan Ka’be’ye yönelen, ruhunu doğru niyetle temizleyen, mabuduna hitaben ilk sözü tekbir getirmek olan, böylece Allah’ın her nitelendirmeden daha üstün olduğunu her namazın başında tekrarlayan, en azından günde on defa Fatiha suresini okuyarak Allah’ı övgüyle anan ve gerçek övgünün O’na layık olduğunu ifade eden bir kimsenin nazarında artık maddi güçlerin bir değer ve ağırlık taşıması mümkün olamaz. Bu şekilde namaz kılan kimse artık ilahi ve insani hedefler uğruna çaba gösterirken hiçbir güç ve engelden de korkmaz. İşlerini sadece Allah için yapar ve her türlü şirk ve yağcılıktan uzak olur.

Namaz, gerçek bir huşu ile kılınırsa insanın ruhunun yücelmesinde inanılmaz bir etkiye sahiptir. Namaz sayesinde insanda, sadece Allah’ın emirleri karşısında boyun eğen, sarsıcı olaylar karşısında sebat gösteren ve İslam tarihinde örnekleri çok bulunan yiğit şahsiyetler gibi en zor şartlarda direnç ve sabır örneklerini sergileyen hür irade sahibi bir ruh meydan gelir.

Namazda okunan Fatiha suresi İslam’ın temel çizgilerini ve Kur’an’ın ana öğretilerini kısaca ortaya koymaktadır.

Allah’ın her şeyi yaratıp yönettiği, O’nun her işinin güzel ve övgüye layık olduğu, kıyametin varlığı, insanın yaptıklarından dolayı hesaba çekileceği ve Allah’ın her şeye özellikle insana karşı merhametli olduğu, her türlü şirki reddederek doğru yola bağlılık ve onda sebatlı olmanın gerekliliği ve her türlü sapıklıktan uzak olmaya çalışmak gibi temel konular Kur’an’ın giriş suresi olan Fatiha’da açıkça ifade edişmiş ve namaz kılan kimse her namazında bu sureyi okumakla yükümlendirilmiştir.

Şimdi, Fatiha Sure’sinin mealini vererek kısaca açıklamaya çalışalım:
- BİSMİLLAHİRREHMANİRREHÎM

-Yani: Rahman Rahim Allah’ın Adıyla

Her işi rahmeti geniş ve sürekli olan Allah’ın adıyla başlıyoruz. Çünkü işlerde Allah’tan başkasının ismini anmak ve başkasından yardım dilemek bir nevi şirk sayılır ve mümin bir kimse, Yüce “Allah’ın yüce ismini tenzih et. (25)” emrine uyarak Allah’ın ismini başka bir isimle birlikte anmaktan uzak durmalıdır.
- ELHEMDU LİLLAHİ REBBİL ĚLEMÎN:

- Övgü, alemlerin Rabbi Allah’a aittir.

Tüm övgü ve senalar alemleri yaratan ve yaratıkları kemal yoluna kılavuzluk eden Allah’a aittir. Tüm iyilik ve güzellikler, her türlü eksiklikten uzak bulunan Yüce Allah’tan kaynaklanır.
- ERREHMANİRREHÎM:

- (O) Rahman ve Rahimdir. (Merhameti geniş ve süreklidir.)

Her şey Allah’ın merhamet ve şefkatinden yararlanmaktadır; O’nun merhameti tüm varlıkları kapsamıştır; özel rahmeti ise imanlı temiz kulları hakkında süreklidir.
- MALİKİ YEWMİDDÎN:

- Cezâ ve mükâfat gününün sahibidir.

Yani, insan ölmekle yok olmamaktadır ve herkes, her şeyin Allah’a boyun eğdiği ceza ve mükafat gününde yaptıklarının hesabını verecektir.

Her namazda bu inancını tekrarlayan mümin, günah ve haksızlığın doğuracağı kötü akıbetten korkarak, kendisini her türlü kötülük ve günahtan uzak tutmaya çalışır.
- İYYAKE NE’BUDU WE İYYAKE NESTEÎN:

- Yalnız Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz.

Yani, biz hiçbir güç ve tutkuya değil, yalnız sana kulluk ediyor, seni, karşısında boyun eğilmeye ve önünde secde edilmeye layık biliyoruz; hiçbir güçten değil bütün güçlere egemen olan ve iradesine karşı gelecek bir güç bulunmayan senden yardım diliyoruz.
- İHDİNE’Ŝ-ŜİRAŤ-EL MUSTEĶÎM

-Bizi doğru yola ilet.

Her gün Allah’tan kendisini doğru yola kılavuzluk etmesini, o yola iletmesini ve o yolda kendisine sebat vermesini isteyen bir kul elbette ki, hayatının çeşitli aşamalarında ve muhtelif olaylar karşısında hak yoldan sağa-sola sapmayarak her türlü aşırılık ve ihmalkarlıktan uzak durmağa çalışır.
-ŜİRAŤELLEŹÎNE EN’ĚMTE ĚLEYHİM:

- Nimet verdiğin kimselerin yoluna;

İnsanın, kendi tutunduğu yolu doğru yol zannederek haktan uzak düşmesi mümkündür. Bu yüzden doğru yolu teşhis etmek için geçerli bir ilahi ölçü gerekir. Bu ayette doğru yolun herkesçe kolayca anlaşılması mümkün olan bir özelliği açıklanmıştır. Bu özellik de, bu yolun Allah’ın kendilerine nimet verdiği kimselerin yani peygamberlerin ve Ehl-i Beyt İmamlarının(26) yolu olduğudur.
- ĠEYRİL MEĠŻUBİ ĚLEYHİM WELEŻŻÂLLÎN:

-(onlar) ki ne kendilerine gazap edilmiştir ve ne de sapmışlardır.

Namaz kılan kimse, bu ayeti okuyarak, peygamberlerin ve onların vasilerinin yolunda ilerlemek istediğini ve peygamberlerin yoluna karşı çıkan ve insanları hak yoldan uzaklaştıran kimseleri veya aldanarak hak yoldan sapanları takıp etmek istemediğini açıklar.

Bu yüzden namazı doğru şekilde öğrenip ve doğru şekilde yerine getirerek Kur’an’ın bizlere gösterdiği doğru yolda adım atmaya çalışmalı ve çeşitli saptırıcı tuzaklara düşmekten kendimizi kurtarmalıyız. Şu ilahi gerçeği unutmamalıyız ki, peygamberler ve onların vasileri olan gerçek doğruların yolundan başka tüm yollar, insanı dünya ve ahiretteki gerçek ve kalıcı mutluluğa erişmekten mahrum eder ve çeşitli uçurumlara düşürür.

İnsan, namazda, Fatiha Sure’sini okuduktan sonra, ebedi saadet programını içeren Kur’an-ı Kerim’in unutulmaması için bu ilahi kitaptan diğer bir sure de okumalıdır.

Sonra Allah’ın azameti karşısında rükua eğilmeli ve şöyle demeli:
- SUBHANE RABBİYEL ĚŽÎM-İ WE Bİ-HAMDİH:

- Yani: Benim azamet sahibi rabbim her eksiklikten uzak ve münezzehtir ve ben O’na hamd ediyorum.

Sonra, Allah karşısında daha fazla eğilmek için secdeye kapanmalı ve şöyle demeli:
- SUBHANE RABBİYEL Ě’LA WE Bİ-HAMDİH:

-Yani: Benim her şeyden yüce rabbim her eksiklikten uzak ve münezzehtir ve ben O’na hamd ediyorum.

Rüku, insanın Allah karşısındaki teslimiyet, tevazu ve O’na boyun eğişini göstermekte ve secde, Allah’ın azameti karşısında kulun teslimiyet ve eğilişini göstermenin yanı sıra O’na bağlılık ve muhabbetini de sergilemektedir.

Böylece namaz, Allah’a yönelen, O’na boyun eğen ve hak yoldan başka yolda yürümek istemeyen, yüce insani erdemleri kazanmaya çalışarak her türlü kötülüklerden uzak duran, iradeli, takvalı ve doğruları seven ve onların yolunu takıp eden bir kişiliğin insanda oluşmasına sebep olur. Bu özellikleriyle namazın fert ve toplum açısından ne derece yapıcı bir ibadet olduğu inkar edilemez bir gerçektir.

Bizler gerçek mutluluk yolu olan namazın çeşitli semerelerinden gereğince yararlanmak için namaza daha fazla önem vermeli ve namazda kalp ve fikrimizi Allah’a yönelterek namazın manevi feyizlerinden yararlanmaya çalışmalıyız. Hiçbir bahaneyle namazı terk etmeyip en zor şartlarda bile namazdan gaflet etmemeliyiz. Bu ilahi farizayı gereğince ayakta tutmaya çalışarak gönül ve kalp temizliğimizi artırmaya çalışmalı; ruhumuzu güçlendirmeli ve hayatta karşılaşılması mümkün sıkıntı ve buhranlarda bu ilahi destekten yardım almalıyız.

Allah Teala buyuruyor ki:

“Sabır ve namaza sarılarak (Allah’tan) yardım dileyin...”(27)

Bu manevi feyiz kaynağından daha fazla yararlanabilmek için, Allah’tan bizi namazı dosdoğru kılarak hakkınca ayakta tutanlardan kılmasını dileyelim:

“Ey Rabbim, beni namazı hakkınca ayakta tutan kıl; ve benim soyumdan olan kimselerden de (namazı hakkınca ayakta tutan kimseler oluştur.) ve duamı kabul eyle .”[28]


Namazda Tefekkür

Namazı tefekkür, ihlas ve kalbin Allah’a yönelişini sağlayarak tam bir huşu ile kılmak gerekir.

Peygamber (s.a.a) Ebuzer’e hitaben şöyle buyurmuştur:

“Tefekkür ile kılınan iki rekatlık kısa bir namaz, teveccüh ve ilgi olmadan bir gece boyunca kılınan namazdan daha iyidir.”(29)

İmam Sadık (a.s) da şöyle buyuruyor:

“Namaza başladığında huşu içinde olmaya çalış ve namaza gönül ver. Allah Teala buyuruyor ki: “Onlar ki namazlarında huşu içindedirler.”(30)

Hz Ali de buyurmuştur ki:

“Namazda bezginlik ve uykulu halinde olmayın; Kul, namazına gönül verdiği ölçüde namazından faydalanır.”(31)

Yine buyurmuştur ki:

“İnsan namazda huşu içinde olmalıdır; eğer insan namazda huşu içinde olursa onun azaları da huşu içinde olur ve boşuna onları oynatmaz.”(32)

Peygamber ve Ehl-i Beyt İmamları tam bir huşu ve Allah’a yönelişle namaz kılıyorlardı. O mukaddes zatlar, farz namazların yanı sıra sünnet namazlarını da sürekli yerine getiriyorlardı. Allah Kuran-ı Kerim’de Peygamber(s.a.a)’e gece namazını kılmasını emrederek şöyle buyurmaktadır:

“Geceleri sana farzlardan fazla bir ibadet olarak, namaz için kalk; umulur ki Allah seni beğenilen bir makama çıkarır.(33)

Peygamber (s.a.a) Ebuzer’e şöyle buyurmuştur:

“Allah namazı benim gözümün nuru kılmıştır. Aç olana yemeği ve susamış birine suyu sevdirdiği gibi, namazı da bana sevdirmiştir. Aç biri yemek yiyince doyar ve susamış olan su içince susamışlığı gider; ama ben namazdan doymam.”(34)




Alt 28-10-2008, 22:25 #29

cihateri

Foruma Isınan Üye

Namazin MÂnÂsi ...
Sonu olmayan arzulara meftun ve her şey kendisini müteessir Edebilecek Kadar hassas olan insanın ihtiyaçlarını karşılayacak ve bitmek bilmeyen sıkıntılarını ve düşmanlarını bertaraf edecek tek Zât, hiç şüphesiz Kudret ve Rahmeti sınırsız olan Hakk Teâlâ ’dır.

Cenab-ı Hakkın huzuruna çıkmak için en güzel kapı ise namazdır. Namaz, mü’minin miracıdır.

Mü’min, namazı Cenneti kazanmak için kılmaz; daha önce kendisine verilen hudutsuz nimetlerin şükrünü eda etmek için edâ eder. Ama Yüce Yaratıcı o kadar Rahmet ve Kerem sahibidir ki, namazını edâ eden kullarına fazlından Cenneti de ihsan eder.

Namaz bir ağaç ise çekirdekleri tekbir, tesbih ve şükürdür.

Namaz, tesbîh, ta’zim ve hamd manalarını ihtiva eder.

Bunun için namazın her rüknüne“Sübhân5 Vakit Namaz Ve Önemi”, “Elhamdülillâh” ve “Allâhüekber” mübarek kelimeleri serpiştirilmiş ve bu mukaddes kelimeler namazın sonundaki tesbîhâtın esasları olmuştur.

Namaz, Celâl sahibi yaratıcı tarafından her yirmi dört saat zarfında tayin edilen vakitlerde manevî huzuruna yapılan bir davettir.


Kulun ezelî misakta Rabbine verdiği sözü yerine getirmesidir.

Fatiha, nasıl Kur’an’ın fihristi hükmünde ise namaz da diğer bütün ibadetleri ihtiva eden harika bir fihrist gibidir.

İnsan namaz kılarak oruç, zekat, hac gibi ibadetleri de temsîlen yapmış olur. Yani namazda yemek ve içmekten uzak durarak orucu, kıbleye yönelerek haccı, bedenen hareket ederek ve zamanını vererek zekatı bir nebze îfâ etmiş olur. Aynı zamanda hayvanların, bitkilerin ve diğer varlıkların ibadetlerini de namazında temsil ederek yeryüzünün halifesi olduğunu ilan eder.


Bu yönüyle namaz, bütün varlıkların ibadetlerinin mukaddes bir haritası gibidir.


5 Vakit Namaz Ve Önemi

HER BİR NAMAZ VAKTİ: MÜHİM BİR İNKILAP ZAMANI

Namaz vakitleri gelişigüzel değildir. Beş vakit namaz hem mü’minin zamanını düzenler hem de ona insan, dünya ve kâinatın ömründeki önemli bazı hadiseleri hatırlatır.
Meselâ sabah namazı vakti ( fecr ), bahar mevsimini, insanın anne karnına düşmesini ve yerlerin ve göklerin altı günde yaratılışını hatırlatır.
Öğle namazı vakti ( zuhur ), yaz mevsimine, hem gençlik zamanına, hem de dünyanın ömründe insan devrine işaret eder.
İkindi namazı vakti ( asr ) güz mevsimini, ihtiyarlık vaktini, dünyanın ömründe ise âhir zaman peygamberi (asm)’ın asr-ı saadetini hatırlatır.
Bu yönüyle mahzun ama tatlı bir vakittir ikindi vakti.
Akşam namazı vakti ( mağrib ), hem güz mevsiminin sonunu, hem insanın ölümünü, hem de kıyametin kopmasını hatırlatır. İnsanı gafletten uyandırır, ikaz eder.
Yatsı namazı vakti ( îşâ ’) ise gündüz âleminin tamamen geceye dönüşmesini, kış mevsiminin beyaz kefeni ile tüm yeryüzünü örtmesini, vefat etmiş bir insanın arkada bıraktıklarının ölümünü, imtihan yeri olan dünyanın tamamen kapanmasını hatırlatır.
Gece vakti teheccüd ise kabir karanlığında ve berzah kışında ne kadar faydalı ve lüzumlu bir ışık olduğunu kılana hissettirir.


Namaz, lâhûtî lezzetle beraber İlâhî bir izzet verir insana. Rabbine yönelmenin verdiği huzur ile birlikte Onu razı edememe tedirginliğinin tatlı telaşını yaşatır.

Seccade sandıkları gözyaşı akçeleriyle dolar bu yüzden. Hatta bazen olur ki, sahabelerin namazlarında olduğu gibi, sadece baş gitmez secdeye; tüm hisler, bütün zerreler rükû eder, secdeye giderler.

Onun için ayağına ok saplanan Hz. Ali (kv), “Namaza durayım, öyle çıkartın!” demiştir.

Onun için Hz. Eyyûb el-Ensârî (ra) namazdayken yanında bir duvarın yıkıldığını duymamıştır bile.

Onun için Abbad bin Bişr (ra) Zâtü’r-Rika gazvesinde kendisine saplanan üç oka rağmen “Öyle bir sûre okuyordum ki bölmek istemedim!” demiş ve namazını bozmamıştır.


Namaz onlar için beşinci mevsimdir

çünkü. Namaz , insan için Kâinâtın Sultanı ile yapılan bir görüşmedir

çünkü… Namaz , latif, Nazif bir vazife; aziz, leziz bir hizmettir

çünkü. Namaz, kabirde gıda ve ziyâ, mahşerde senet ve berat, sıratta nûr ve Burak’tır çünkü…

Ahmet Muhsin Meric




Alt 28-10-2008, 22:26 #30

cihateri

Foruma Isınan Üye

NAMAZ
Namaz, tekbir ile başlayıp selâm ile son bulan, belli fiil ve sözleri içine alan bir ibadettir. Allah'a karşı tesbîh, ta'zîm ve şükrün ifadesidir.
Namaz, Kur'an'da doksandan fazla ayette zikredilir. Önceki şeriatlerde beş vakit namaz yoktu. Ancak vakitleri belirsiz genel anlamda namaz vardı. Namaz, hicretten bir buçuk yıl kadar önce Mi'rac (Isrâ) gecesinde farz kılınmıştır. Enes b. Mâlik'ten rivâyete göre özet olarak şöyle demiştir:
"Hz. Peygamber (s.a.s)'e İsrâ gecesi, namaz elli vakit olarak farz kılındı. Sonra azaltıldı ve beş vakte düşürüldü. Sonra şöyle seslenildi: Ey 5 Vakit Namaz Ve Önemi, şüphesiz bizim nezdimizdeki söz bir değişikliğe uğramaz. Senin için bu beş vakit namaz, elli vakit namazın karşılığıdır" (Buhâri, Salat, 76, Enbiya, 5; Müslim, Iman, 263; Ahmed b. Hanbel, V,122,143). Her güzel amele on katıecir verileceği şu ayetle sabittir: "Kim bir iyilik yaparsa, ona bunun on katı ecir vardır" (el Enam, 6/160; ayrıca bk. en-Neml, 27/89; el-Kasas, 28/84). Beş vakit namaz farz kılınmadan önce, Hz. Peygamber'in ibadet tarzı Cenâb-ı Hakk'ın yaratıklarını düşünmek, Allah'ın yüceliğini tefekkür etmek şeklinde idi. Sabah ve akşam ikişer rekat hâlinde namaz kıldığı da nakledilir. Daha önceki ümmetlerin de namaz ibadeti vardır. Kur'an-ı Kerim'de Lokman aleyhisselâmın oğluna namazı emretmesi (Lokman, 31/17), Hz. Ibrahim'in Hicaz'ın güvenliği için dua ederken namazdan söz etmesi (Ibrâhim,14/37), Yüce Allâh'ın, Tur dağında ilk vahiy sırasında Hz. Mûsa'dan namaz kılmasını istemesi (Tahâ, 20/14) örnek verilebilir.
İslâmda namazın meşrûluğu Kitap, Sünnet ve İcmâ'ya dayanır.
Kur'an-ı Kerim'in birçok yerinde; namazı kılınız ve zekâtı veriniz" buyurulur. "Bütün namazları ve orta namazı muhafaza edin" (el-Bakara, 2/238). "Şüphesiz namaz, müminlere, vakitle belirlenmiş olarak farz kılınmıştır" (en-Nisa, 4/103).
"Oysa onlar, tevhid inancına yönelerek, dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emr olunmuşlardır. Işte doğru din budur" (el-Beyyine, 98/5). "Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a samimiyetle bağlanın. O, sizin mevlânızdır. O, ne güzel mevlâ ve ne güzel yardımcıdır" (el-Hacc, 22/78).
Sünnetten delil: Bu konuda rivâyet edilmiş çok sayıda hadis vardır. Bu Hadislerden bazıları şunlardır: "Ibn Ömer (r.a)'den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Islâm beş temel üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka bir ilâh bulunmadığına, Hz. 5 Vakit Namaz Ve Önemi'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmaktır" (Buhârî, Iman,1, 2; Müslim, Imân, 19-22).
Hz. Peygamber (s.a.s), Muaz b. Cebel (r.a)'i Yemen'e gönderirken ona şöyle buyurmuştur: "Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları ilk önce Allah'a kulluk etmeğe çağır. Allah'ı tanırlarsa, Allah'ın onlara gecede ve gündüzde beş vakit namazı farz kıldığını söyle. Namazı kılarlarsa; Allahın onlara, zenginlerinden alınıp yoksullara verilmek üzere zekâtı farz kıldığını söyle. İtaat ederlerse, bunu onlardan al, insanların mallarının en iyisini alma, mazlumun bedduasından sakın. Çünkü onun duasıyla Allah arasında perde yoktur" (Buhârî, Zekât, 41, 63, Meğâzî, 60, Tevhîd, 1; Nesâî, Zekât, 1; Dârimî, Zekât, I ).
Diğer yandan İslâm ümmeti, bir gün ve gecede beş vakit namazın farz olduğu hususunda görüş birliği içindedir.
Namaz ergenlik çağına gelmiş, akıllı her müslümanın üzerine farzdır. Fakat yedi yaşına gelmiş olan çocuklar da namaz kılmakla emredilir. On yaşına geldikleri halde namaz kılmazlarsa el ile hafifçe dövülebilirler. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmalarını emredin, on yaşına girince bundan dolayı dövün ve o yaşda yataklarını ayırın" (Ebû Dâvûd Salât, 26; Ahmed b. Hanbel, II, 180, 187).
Bir günle gece içinde farz olan namazların sayısı beştir. Yalnızca, vitir veya bayram namazları vacib hükmündedir. Bir bedevi ile ilgili olarak rivayet edilen şu hadis beş vakit farz namaza delildir: "Bir gün bir gecede farz olan namazlar beştir " Bedevî; "Benim üzerimde bundan başka bir borç var mıdır?" diye sorunca, Allah'ın Resulu şöyle cevap vermiştir:
"Hayır kendiliğinden nafile olarak kılarsan bu müstesnadır". Bunun üzerine bedevî: "Seni hak olarak gönderen Allah'a yemin olsun ki, bundan ne fazla ne de eksik yaparım" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurdu: "Eğer doğru söylüyorsa bu adam kurtulmuştur" (Buhârî, Imân, 34, Şehâdât, 26; Müslim, Imân, 8,10,15,17,18; Ebû Dâvûd, Salât, 1).




Alt 07-11-2008, 22:37 #31

cihateri

Foruma Isınan Üye

Kuşluk Namazinin Fazileti

güneş doğduktan 50 dakika sonra başlayıp, öğleye 20 dakika kalana kadar olan vakittir.

Kuşluk vaktinde en az iki rekat namaz kılmak çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Günde iki rekat kuşluk namazı kılanın günahları denizlerin köpüğü kadar olsa, affedilir.) [İbni Mace, Tirmizi, Ebu Davud]

(Herkesin eklem yeri kadar sadaka vermesi gerekir. Sübhanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah veya 5 Vakit Namaz Ve Önemiü ekber demek birer sadakadır. İyiliği tavsiye etmek, kötülüğe mani olmaya çalışmak birer sadakadır. İki rekat kuşluk namazı kılmak ise bütün bunları karşılar.)
[Müslim]

(Günde 2 rekat kuşluk namazı kılan, doğduğu günkü gibi günahsız olur.)
[Ebu Ya’la]

(İki rekat kuşluk namazı kılan gafillerden olmaz. Dört rekat kılan, abidlerden olur. Altı rekat kılarsa, bu namaz o gün ona kâfi gelir. Sekiz rekat kılan, masivayı terk edip itaat eden kullardan yazılır. On iki rekat kılan da Cennette özel bir köşke kavuşur.)
[Taberani]

(Cennetin bir Duha kapısı vardır. Bu kapıdan ancak kuşluk namazı kılanlar girer.)
[Taberani]

(İki rekat kuşluk namazı, kabul olunmuş bir hac ve umreye bedeldir.)
[Ebuşşeyh]

Peygamber efendimizin, düşman üstüne gönderdiği askerler, kısa zamanda zafer kazanıp bol ganimet ile evlerine döndüler. Bu askerlere gıpta edenleri görünce buyurdu ki:
(Size bunlardan daha kısa süren, daha çok ganimet getiren ve daha tez eve döndüren cihad yolunu göstereyim. Kuşluk namazı için camiye giden, daha az savaşmış, daha çok ganimet almış ve daha tez evine dönmüş olur.) [İ. Ahmed]


(İki rekat kuşluk namazı kılmak bana farzdır.) [İ. Ahmed]

(İki rekat kuşluk namazı kılan vücudunun zekatını ödemiş olur.) [İ. Asâkir]

Redd-ül-muhtar’da, (Kuşluk namazına devam eden şehid olarak ölür) buyuruluyor.

İmam-ı Şarani hazretleri, (Kuşluk namazına devam edenlere cin musallat olamaz) buyurdu.

Kuşluk namazı nafile namazdır. Kazası olan, kazasını ödemedikçe nafile namaz kılarsa kabul olmaz. Önce kazasını ödemelidir. Kaza namazı borcu olan, kuşluk vakti kuşluk namazı kılmak isterse, (İlk kazaya kalmış sabah [veya öğle, ikindi, akşam, yatsı] namazının farzını ve kuşluk namazı kılmaya) diye niyet ederse, hem kazası ödenmiş, hem de kuşluk namazı kılmış olur.) [Redd-ül-muhtar]




Alt 07-11-2008, 22:38 #32

cihateri

Foruma Isınan Üye

tahiyyetül mescid namazı Tahiyye; selam vermek demektir. tahiyyetü'l mescid, mescidi yani camiyi selamlamak demektir. Kuranı kerimde mescitlere "Allah'ın Evleri" denilmiştir. Bir eve giren kimsenin, önce ev sahibini selamlaması kadar tabi bir şey olamaz. Bu halde Allah'ın Evine girenin de Onu selamlaması gerekir. Selamlamanın en mükemmel ve en güzel şekli namazla olur. Camiye giren kimsenin tahiyyetü'l mescid kılmak suretiyle Allah Teala'yı bir nevi selamlamış, ona bağlılığını saygısını ve kulluğunu sunmuş olur. Bir mescide sadece ziyaret için veya öğretmek veya öğrenmek gibi bir maksatla giren kimse orada nafile olarak iki rekat namaz kılar. Dileyen daha fazla kılabilir. Mescide günde birkaç defa bu şekilde girilse , bir defasında böyle namaz kılınması yeterlidir. Tahiyyetü'l mescid namazı, mescide girildiğinde daha oturmadan kılınmalıdır. Faziletli olan da budur. Oturulduktan sonra da kılınır. Bazıları; oturmadan kılınırsa eda, oturduktan sonra kılınırsa kaza olur, demişlerdir.
Ebû Katade -radıyallahu anh- 'den rivayet edildiğine göre; Rasulullah -sallallahü aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: "Sizden her kim mescide girerse iki rekat namaz kılmadan oturmasın" (Buhari, Salat, 59)




Alt 07-11-2008, 22:38 #33

cihateri

Foruma Isınan Üye

Bir Günlük Namaz!!!... Namazın bütün ibâdetleri içine alan bir ibâdet olduğunu bilmem biliyor
musunuz?

Konuyla ilgili bâzı teknik rakamlar vermek istiyorum:

" Günde 40 rekat namaz kılıyoruz. Bu 40 rek-atın 17-si farz, 3-ü
vâcib, 20-si sünnettir.

" Bir senede 14.600 rekat namaz kılıyoruz.

" Ramazan-da 600 rekat teravih namazı kılıyoruz.

" Toplam bir yılda 15.200 rekat namaz kılmış oluyoruz.

" Akşam namazından sonra kılınan evvabin namazı, kuşluk vaktinde
kılınan duha namazı, gece kılınan teheccüt namazı gibi nâfile namazlar
15.200 rekat sayısı dışındadır.

*Namaz kılan bir mümin bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç
düşündünüz mü? Gelin ortalama bir rakam çıkaralım:

Namaz kılan bir mümin bir günde en az.... 40 def a Besmele çekiyor.

40 def a Fatiha sûresini okuyor.

80 def a Rabb imizin er-Rahman ismini söylüyor.

80 def a er-Rahim ismini söylüyor.

213 def a Allah-u Ekber diyor.

120 def a Sübhane Rabb iye l-Azim, diyor.

240 def a Sübhane Rabbiye l-Âlâ, diyor.

15 def a Sübhaneke duâsını okuyor.

40 def a Semi Allahu limen hamideh diyor.

40 def a Rabbena ve leke l-hamd diyor.

40 def a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor.

33 def a Zamm-ı Sûre okuyor.

21 def a Ettahiyyatü yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor.

21 def a Kelime-i Şehadet i söylüyor.

26 def a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm
veriyor.

13 def a Allahümme ente s-Selâmü ve Minke s-Selâmu Tebârekte ya
Zelcelâli ve l-ikrâm, diyor.

13 def a Rabbenâ Âtina, duâsını okuyor.

13 def a Rabbenâğfirli, duâsını okuyor.

15 def a Allahümme Salli selâvatını okuyor.

15 def a Allahümme bârik selavatını okuyor.

15 def a Euzübillâhimineşşeytânirrâcîym diyerek şeytanın şerrinden
Allah a sığınıyor.

Bu zikrettiklerimiz sâdece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve
sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır.

60 yıl yaşayıp da kulluğunun gereklerini yerine getiren bir mü minin
yaptıklarını ve söylediklerini bu kadar yıl hesabıyla hesaplayın
bakalım, ne çıkacak karşınıza.

Ya kulluk şuurundan uzak, ibâdetlerden mahrum ömrünü zilletle geçirmiş
bedenini ibâdetsizlik illeti (hastalığı) istila etmiş olanlara ne
diyeceksiniz. Gerçekten çok büyük kayıp içindeler değil mi? Allah
şerlerinden korusun ve kurtarsın...




Alt 10-11-2008, 19:47 #34

cihateri

Foruma Isınan Üye

Namaz'in Önemİ! Her insan, hayatın coşkun denizinde, özellikle zorluk ve sıkıntı anlarında, kendi deruni ıstırap ve kaygılarını yatıştırmak için sağlam bir manevi sığınağa ihtiyaç duyar. Gerçek şu ki bu sığınak Allah’ı anmaktan başka bir şey olamaz.

Allah Teala çöyle buyurur:

...Bilin ki, ancak Allah’ı anmakla kalpler güvene kavuşur.(1)

Yüce Allah’ın bizim ibadetimize hiçbir ihtiyacı yoktur; ama bizler, Allah’a ve onunla ilişki vesilesi olan ibadet ve namaza muhtacız. Namaz, kul ile Yüce Allah arasında sürekli bir irtibat vesilesidir. Zayıf ve güçsüz insanın, güçlü ve kadir olan Allah Teala ile bu manevi ilişkisi, çeşitli zorluklar karşısında insana güç verir. Hayatın zorluklarında şaşkınlığa uğramış insan, sadece Allah’a yönelmekle huzura kavuşabilir ve namaz insanın Allah’a yönelmesini, O’na bağlanmasını sağlar. Çünkü niyet, iftitah tekbiri, fatiha ve fatihadan sonra bir surenin okunması, rüku, secde, teşehhüt, selam ve namazın diğer vacip ve şartları insanın kalbini Allah’a yönlendirecek özelliğe sahiptir. Namaz kılan bir mümin, her gece ve gündüz, beş defa bütün varlığıyla Allah’a yönelmektedir.

Bir pusulanın denizdeki gemiye hedefe doğru kılavuzluk etmesi gibi namaz da mümini, sürekli olarak, en yüce hedef olan lıkaullahh’a (Allah’a kavuşmaya) doğru kılavuzluk etmekte ve onu yanlış yollara sapmaktan korumaktadır.

Resulullah (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) şöyle buyuruyor:

“Mümin namaza başladığında, Allah Teala, namazı bitirinceye kadar lütuf ve merhamet ile ona bakar ve o ilahi merhamet gölgesinde yer alır; onun etrafını göğün ufuklarına kadar melekler sarar ve Yüce Allah bir meleği onun baş ucunda durup şöyle demekle görevlendirir: Ey namaz kılan! Eğer kimin sana baktığını ve kiminle raz-u niyaz ettiğini bilseydin, asla bu yerinden ayrılmazdın ve başka bir şeye ilgi göstermezdin.”(2)

Başka bir hadiste de şöyle yer almıştır:

“Eğer namaz kılan Allah’ın azamet ve yüceliğinin ne derecede onu sardığını bilseydi, başını secdeden kaldırmak istemezdi.”(3)

Sekizinci İmamımız Rıza (a.s) namazın farz oluş hikmetini açıklarken şöyle buyurmuştur:

“Namaz, kulun kendi Mevla ve yaratıcısını unutmayarak kendi haddini aşmaması için gece-gündüz Allah Teala’yı anmasını sağlar. Allah’ı hatırlamak ve O’nun huzurunda ibadet için kalkmak, insanin günaha düşmesine engel olur ve onu çeşitli fesatlara düşmekten kurtarır.”(4)

Yine Resulullah (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) namaz hakkında soran birisine şöyle buyurmuştur:

“Namaz dinin hükümlerindendir; Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak vesilesi ve peygamberlerin apaçık yollarındandır. Namaz kılan, melekler tarafından sevilir. Namaz; hidayet, iman, marifet ve rızkının bol olmasına vücudunun sıhhatine vesiledir. Namaz, şeytanı üzer ve kafirlere karşı da bir silahtır. Namaz, duanın icabet olmasına ve diğer amellerin kabul olmasına vesile olur; namaz müminin ahireti için bir azık, ölüm meleğine karşı şefaatçi, kabirde yoldaşı ve sergisi, nekir ve münkerin kabirdeki sorularına karşı cevabı, kıyamet günü namaz kılanın tacı, yüzünün nuru ve elbisesi, ateşe karşı korunağı Yüce Rabbine karşı delili ve bedeninin ateşte yanmaktan koruyucusu, sırattan geçiş izni, hurilerin mihri ve ebedi cennetin karşılığıdır. Kul, namaz ile yüce makamlara ulaşır; çünkü namaz, Allah’ı her eksiklikten tenzih etmek, O’nun tekliğine şahadet getirmek, O’na hamd etmek, tekbir getirmek O’nu övgüyle anmak, takdis etmek, zikir ve dua etmektir. (5)

Namaz, Yüce Allah’a karşı şükür etmektir. Allah’ın bize verdiği nimetleri saymak mümkün değildir; bu nimetler karşısında namaz küçük bir teşekkür mesabesindedir.

Dördüncü Masum İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle naklediyor:

Büyükbabam Resulullah (s.a.a), çok ibadet eder ve namaz kılardı; namaz için ayakta durmaktan ayakları şişmişti. Kendisine, “Senin geçmiş ve gelecek tüm günahlarını Allah Teala, bağışlamış olmasına rağmen(6) neden bu kadar kendini zorluğa düşürüyorsun?” denince, Resulullah, “Acaba ben şükür eden bir kul olmayayım mı?” diye cevap verdi.(7)

Allah ibadet ve kulluğa layıktır. Hz. Ali (a.s) kendi duasında şöyle diyor:

“Allah’ım ben sana cehennemin azabının korkusundan veya cennete olan özentiden ibadet etmiyorum. Seni kulluk edilemeye ve ibadet olunmaya layık bulmuşum; sana ibadetim bu yüzdendir.(8)

Namaz kılmak erginlik çağına ulaşan akıl sahibi her insana, tüm şartlarda farzdır. Hatta savaş meydanında savaş halindeki bir kimsenin veya suda boğulmakta olan bir insanın bile namazı belirlenen kısa şekilde yerine getirmesi gerekir.

Namazın dindeki manevi önemi yüzünden din önderleri namazı dinin direği olarak nitelendirmiş ve bilerek namaz kılmayanın, dinini tahrip ettiğini açıklamışlardır.(9)

İmam Cafer Sadık (a.s)’dan Yüce Allah’a en güzel yakınlaşmak vesilesi nedir diye sorulunca “Allah’ı tanımaktan sonra Allah’a yakın olmak için namazdan daha önemli bir şey olduğunu bilmiyorum” demiştir.(10)

Yine buyurmuşlar ki:

“Hesap anında her şeyden önce, kul namaz yönünden hesaba çekilecek; eğer namazı kabul olursa, diğer amalleri de kabul olur; eğer namazı reddedilirse, diğer amelleri de reddedilir.”(11)

İmam Cafer Sadık (a.s) vefat zamanı yaklaşınca tüm akraba ve yakınlarını çağırarak onlara şöyle demiştir:

“Bizim şefaatimiz, namaza önem vermeyen kimseye ulaşmaz.”(12)

Namaz, Hz 5 Vakit Namaz Ve Önemi’in ( Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) peygamberlikle görevlendirildiği ilk günlerden itibaren, teşri edilen hükümler arasındadır. Peygamber Hz. Hatice ve o zaman on yaşında olan Ali (a.s) ile birlikte müşriklerin çeşitli eziyetlerine aldırmayarak, Kabe’nin etrafında bu ilahi farizayı yerine getiriyorlardı.

Kur’an-ı Kerim’de namaza çok önem verilmiştir. Kur’an’da, on dört yerde hakkınca namazı yerine getirin, ayakta tutun anl----- gelen ekimu veya ekimne tabirleri ve beş yerde namazı ayakta tut anl----- gelen ekim tabiri yer almıştır. Bir çok ayette de Akame yukımu, yukımune ve mukimin tabirleriyle namazı hakkınca yerine getiren müminlerden söz edilmiş ve övülmüşlerdir.

Bazı ayetlerde namazı hakkınca kılanlardan manevi ticaretlerinde asla zarara uğramayanlar olarak söz edilmiş.(13) Ve bir ayette de müminlerin, sadece namaz kılan zekat veren ve ahirete yakinleri olan kimseler oldukları açıklanmıştır.(14)

Taif Şehrinin halkı İslam’a girmeleri için bazı koşullar öne sürmüş ve bu koşullar arasında namazın kendilerine farz olmaması talebinde bulunmuşlardı; Peygamber onlara verdiği cevapta: “Ama namaz ile ilgili koşulunuza gelince, namazsız bir dinin hayrı yoktur” diye buyurmuştur.(15)

Namazı terk etmek büyük bir günahtır ve insanın dini yönden tamamen düşüşüne ve cehennem azabına duçar olmasına sebep olur.

Allah Teala, Kuran-ı Kerim’de buyuruyor ki, Ahirette bazı suçlulara şöyle sorarlar:

“Sizi cehenneme düşüren nedir? Onlar şöyle derler: ‘Biz namaz kılanlardan değildik...”(

Her şeyi yoktan var eden, bizi insan olarak yaratan ve sayısız nimetlerle donatan Allah’a şükranda bulunmak, teşekkür etmek en başta gelen insani görevimizdir. Allah’a şükretmek dil, kalp ve bedenle olur. Şükrün bütün bu kısımlarını toplayan bir ibadet şekli vardır ki, o da namazdır.

Namaz, alemlerin Rabbi olan Allah’a ibadet ve kulluğun tayin ve tespit olunmuş en mükemmel şeklidir.

Namaz, Allah Teâla’nın gördüğümüz, görmediğimiz, bildiğimiz, bilmediğimiz, bitmez tükenmez nimetler ve ihsanlarına karşı şükranlarımızı sunmaktır.

Namaz, işlediğimiz günahlardan arınmak, işleyeceklerimizden de korunmak için kalbimiz, dilimiz ve bütün varlığımızla yaptığımız kulluk görevidir.

Namaz insanı günahlardan arındıran, kötülüklerden alıkoyan, ruhu temizleyip kalbi aydınlatan en güzel bir ibadettir. Bunun içindir ki, Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de: “Ey 5 Vakit Namaz Ve Önemi, kitap’tan sana vahy olunanı oku. Namazı dosdoğru kıl, muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve fenalıktan alıkoyar. Allah’ı anmak ne büyük şeydir. Allah yaptıklarınızı bilir.” [1]

Hud Suresinin 114. ayetinde ise mealen şöyle buyrulmaktadır: “Gündüzün iki ucunda (yani sabah, öğle ve ikindi vakitlerinde) ve gecenin gündüze yakın zamanlarında (akşam ve yatsı vakitlerinde) namazı dosdoğru kıl, doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu iyi düşünenlere bir öğüttür.”[2]

Her namaz bir iyilik olduğuna göre, namaz kılmaya devam eden bir mü’minin geçmişte işlemiş olduğu küçük günahlarının affedileceği ayet-i kerimeden anlaşılmaktadır. Hz. Osman’ın Resul-i Ekrem efendimizden rivayet ettiği bir hadis-i şerif ‘e göre: “Herhangi bir müslüman temizlenir, usulüne göre abdest alarak beş vakit namazını kılarsa, kıldığı bu namazlar, iki namaz arasında işlemiş olduğu küçük günahlarına kefaret olur.”[3]

Günde beş defa namaz kılmak, kadın erkek her müslümanın üzerine farzdır. İnsan bu ibadeti yerine getirmek suretiyle gönlünü Allah’a bağlar. ”Beni anmak için namaz kıl” mealinde olan ayetin işaret ettiği sır ve hikmet budur.[4]

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de;

Hz. Lokman’ın evladına; “Oğulcağızım, namazını dosdoğru kıl”[5] diye öğüt sunduğunu bildirmekte; “Hz. İsmail’i kavmine namaz kılmayı emrettiği için övmekte ve Hz. İsa’ın beşikte iken mucize olarak konuştuğunda yaşadığım müddetçe bana namaz ve zekatı emretti”[6] dediğini haber vermektedir.

Bu ayetler göstermektedir ki, namaz geçmiş ümmetlere de farz kılınmış bir ibadettir.

Dînî bir görev olan namaz, imanın işâreti kalbin ışığı, ruhun kuvveti, bedenin koruyucusu ve sevgili peygamberimizin ifadesiyle “Mü’minin mi’racıdır.”[7]

Manevi bir yükselme ve mi’rac sırrına erme vesilesi olan namaz, insanı ruhen ve ahlaken yükselten onu Allah’a yaklaştıran bir ibadettir.

Bu amaçla, abdest alıp seccadesinin başına gelen ve Allahü ekber diyerek Allah’ın huzuruna duran kul; önce, “Sübhaneke” yi okur, “Allahım hamd ederek seni tesbih ederim, senin ismin mübarektir. Sen yüceler yücesisin sen’den başka ilah yoktur.

Sonra, “Eûzü billahi mine’ş-şeytanir-racim.” Şeytan’ın şerrinden sana sığınırım.

Daha sonra da, “Bismillahirrahmânirrâhim” Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla başlarım” der.

İşte bütün bunlar Mirac merdiveninin birer basamağıdır. Kul artık manevi bir asansöre binmiştir.

“Sen her şeyden münezzehsin Ya Rabbi! Hamd sana mahsustur. İsmin de mübarektir. Sen yüceler yücesisin, teksin, eşin ve benzerin yoktur. Bütün şerlerden sana sığınırım. Her güzel işe senin isminle başlarım yaptığım her işte senin rızanı ararım”, diyerek derece, derece yükselir. Böylece mânâ alemine doğru harekete geçmiş olan kul, Fatiha suresini okumaya başlar.

“Hamd alemlerin Rabbi, rahmet ve merhameti sonsuz ve din gününün sahibi olan Allah’a mahsustur,” mealindeki ayetleri okurken perdeler tamamen açılmış, kul tam bu sırada huzura alınmıştır. İşte bu esnada kul, “Allahım ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.” Diyerek ibadet ve ubudiyetini Rabbine arz eder. Muhtaç olduğu yardımı yine Rabbinden isteyerek şöyle der. “Ya Rabbi! Yalnız senin huzurunda eğilir, alnımı secdelere korum. Senden başkasına asla kul, köle olmam, Ya Rabbi muhtaç olduğum yardımı da yalnız senden isterim. Gerçek manada yardım eden sensin, her şey senin iradene bağlıdır, senden medet olmadıkça hiçbir kimse bana yardım edemez. Allahım bizi doğru yola, ni’metine erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir.”der[8] Arz-u halinin sonunda bir mühür mesabesinde olan “AMİN” kelimesini söyler.

Fatihadan sonra bir sûre veya en az üç ayet okumak suretiyle ayakta durmayı tamamlayan kul ruku’a varır. Üç defa “Sübhane Rabbiye’l-azîm” Büyük rabbimi tesbih ederim. Daha sonra secdeye varıp üç defa “Sübhane rabiye’l Â’lâ “ Yüce Rabbimi tesbih ederim. Diyerek Rabbine mülâki olur. Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimde; “Secde et ve Allah’a yaklaş”[9] buyurarak, mânâ âlemine yükselmenin ve Allah’a yaklaşmanın yolunun namazdan, namazın secdesinden geçtiğini bildirmektedir.

Bu şekilde kılınan namaz, Allah’ın rızasını kazanmaya ve cennet mutluluğuna ulaşmaya vesile olur.

Resullah efendimiz veda haccında okuduğu hutbelerinde, ashabına hitaben, “Allah’tan korkunuz, beş vakit namazınızı kılınız , orucunuzu tutunuz, mallarınızın zekatını veriniz. Emir sahiplerine itaat ediniz, bunları yaparsanız Rabbinizin cennetine giresiniz.”[10] Buyurmuşlardır.

Yine sevgili peygamberimiz bir gün etrafındaki ashabına: “Altı konuda bana söz verin, ben de sizin cennete girmenize kefil olayım“ Buyurduklarında; Eshap: “Ey Allah’ın Resulü onlar nelerdir? Dediler.

Resulü Ekrem Efendimiz: “Namaz, zekat ve emanete riayet, nefsi zinadan, mideyi haramdan, dili kötü sözlerden korumaktır.” Cevabını verdiler.[11]

Yüce Allah, namaz kılan kulları için ebedi mutluluk yurdu olan cennetler hazırladığını beyan ederek, şöyle buyurmaktadır: “İnanıp yararlı işler işleyenlerin, namaz kılıp zekat verenlerin Rabb’leri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” [12]

Ne mutlu Allah’ın buyruklarına uyanlara.

Ne mutlu cennete girip Rabbi’nin rızasına ulaşanlara.




Alt 28-11-2008, 15:01 #35

BuSrAaaa

Foruma Isınan Üye

pylşm için saol emeğine sağlık allah razı olsun....




Alt 09-01-2009, 13:46 #36

◊◊Gûñ~Іşıĝı◊◊

mavioje

paylaşımın için saol




Alt 09-01-2009, 13:55 #37

çhok_sheker_bisi

Foruma Isınan Üye

paylaşım için saol




Alt 11-01-2009, 02:24 #38
kivircik_hikaye
Misafir
önemli bi konuya aciklik getirmisin insallah insanlar namazin önemini daha iyi kavrayabilir.. ellerine saglikk cok gsl olmuss...




Alt 25-03-2009, 21:34 #39

ercii

Yeni Üye
Ellerinize sağlık çok güzel bir paylaşim olmuş...

Teşekkürler..

Allah razı olsun...




Alt 25-04-2009, 09:55 #40

DeeS

Acemi Üye

Türk Silahlı Kuvvetleri paylasim icin




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:12 .