Düğünlerde Eğlencenin Sınırı Ne Olmalı - İslamda Düğün Nasıl Olmalı
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 20-09-2010, 21:46 #1

Esrâr-ı Łeyâl

Forumun Tiryakisi

Düğünlerde Eğlencenin Sınırı Ne Olmalı - İslamda Düğün Nasıl Olmalı



“Hz. Peygamber döneminde düğün eğlencesi yapılmış
mıdır? Bu konuda ölçü nedir?”

Hz. Peygamber ve ashab-ı kiramın
düğün ve bayram eğlencesi ile ilgili
uygulama örnekleri vardır. Hadiste
şöyle buyurulur: "Nikâhı ilân
edin. Onu mescitlerde kıyın ve
onun üzerine def çalınız."1
Hz. Âişe, Es'ad İbn Zürâre'nin yetim
kalan kızı Fâriga'yı evlendirme
işini üstüne almıştı. Onu Ensar'dan
Nebît İbn Câbir (r.a) ile evlendirdi.
Gelini, koca evine götürenler arasında
bulunan Hz. Âişe şöyle der:
"Döndüğümüzde, Allah'ın Rasûlü
bize; erkek tarafının bizi nasıl karşıladığını
ve neler konuşulduğunu
sordu. Ben de "selâm verdik, hayır
ve bereket diledik" dedim. Allah
elçisi; "Ey Âişe sizin eğlenceniz yok
mu? Ensar eğlenceden (oyundan)
hoşlanır. Gelinle birlikte def çalıp
şarkı söyleyecek bir cariye gönderseydiniz"

Rubeyye binti Muavviz (r.
anhâ)'dan şöyle dediği nakledilmiştir:
"Ben evlendiğim zaman,
evimize Allah’ın Rasûlü gelmişti.
Bu sırada cariyelerimiz def çalıp,
Bedir günü şehit düşen atalarımız
hakkında mersiyeler söylemeye
başladılar. İçlerinden birisi; "Bizim
aramızda yarın olacakları bilen
Peygamber var" deyince, Hz.
Peygamber, “Bunu böyle söyleme,
daha önce söylediğine devam
edebilirsiniz, buyurdu ."3
Yine Hz. Âişe (r. anhâ) anlatıyor:

"Bir gün Allah'ın Rasûlü benim yanıma girdi. Yanımda
iki de cariye vardı. Buas günü şarkısını söylüyorlardı.
Rasûlullah (s.a.v) yatağa uzandı ve yüzünü öbür yana
çevirdi. Bu arada babam Ebû Bekir de yanımıza girdi
ve beni azarlayarak; "Rasûlullah'ın yanında şeytan çalgısını
mı çalıyorsunuz?" dedi. Rasûlullah (s.a.v) ona dönerek;
"Onları bırak, her toplumun bir bayramı vardır,
bu da bizim bayramımızdır."4 buyurdu.
Yukarıdaki ilk hadise göre, meşru ölçüler içinde şarkı
söylemek caiz olmasaydı, Rasûlullah'ın evinde söylenmez,
ya da Allah'ın Rasûlü'nün bunu açıkça menetmesi
gerekirdi. Hz. Ebu Bekr'in karşı çıkması, Hz.
Peygamber'in dinlenme saatinde rahatsız edilmemesi
ve bunu edebe aykırı görmesinden dolayı olmalıdır.

“İslâm’da şarkı, türkü ve eğlencenin ölçü ve sınırı nedir?”


Evrensel bir din olan İslâm'ın musikiye ve tegannili
sözlere mutlak olarak karşı çıkması söz konusu olamazdı.
Bu yüzden İslâm musiki ve tegannî için bir takım
sınırlar belirlemiş, meşrû olanla olmayanın arasını
ayırmıştır.
Biz yukarıda Hz. Peygamber'in ve ashab-ı kiramın
meşru sözlerle ve makamlı biçimde söylenen bazı
şarkı ve mersiyelere karşı tutumlarına ait çeşitli örnekler
vermiştik.

Kitap ve sünnette nefsi azdıran ve beraberinde haramı
getiren şarkı ve çalgı âletleri ile ilgili kınayıcı ifadeler
yer alır. Bu delillere kısaca yer vereceğiz.
Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur: "İnsanlardan kimi
vardır ki, bilgisizce (insanları) Allah'ın yolundan saptırmak
ve onunla alay etmek için eğlence sözleri satın
alırlar. İşte onlara küçük düşürücü bir azap vardır."
Abdullah İbn Mes'ud (r.a.) bu âyetteki "lehve'l-hadîs
(eğlence sözleri)" ifadesine "şarkı", Hasan el-Basrî
ise "şarkı ve çalgı" anlamı vermiştir. Bu tefsir tarzını
Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzî Hasen'den, İbn Cübeyr'den,
Katâde ve İbrahim en-Nehaî'den nakletmiştir.6
Allahü Teâlâ şeytana hitap ederek şöyle buyurur: "Onlardan
gücünün yettiğini sesinle yerinden oynat."
Bu âyetteki "ses (savt)" ten maksat Abdullah İbn Abbas ve Mücâhid'e göre;
şarkı, çalgı ve oyundur.

Şarkı ve eğlenceye dalma ile bağlantılı görülen başka
âyet de şudur: "Siz bu söze (Kur'an) şaşıyor musunuz?
Gülüyor ve ağlamıyorsunuz. Şarkıcılık ve gaflet
içinde oyalanıyorsunuz."

Âyetteki "sâmidûn" ifadesinin kökü olan "semed"
Himyer lehçesinde "şarkı" anlamına gelir. Nitekim
Mekke'de Kureyş müşrikleri Kur'an-ı Kerîm'in okunduğunu
duyunca, işitilmesin diye şarkı söyler ve oynarlardı.

Şarkıya ve çalgı âletlerine düşkünlüğü kötüleyen çeşitli
hadisler nakledilmiştir. Ancak bu hadislerin insanı
fuhuş, içki ve zinaya düşürebilen nitelikteki şarkı,
türkü ve eğlenceleri kasdetmesi yanında, bir bölümünün
de zayıf hadisler olduğunu görmekteyiz.

Hanefîlere göre fuhşu ve günahı beraberinde getiren
teganni caiz değildir. Son devir fakihlerinden
İbn Âbidîn bu konuda şöyle demiştir: "Haram olan
tegannî bir erkeğin veya diri olan bir kadının yahut
şarabın heyecan uyandıran niteliklerini anlatan şarkı
türü sözcüklerle, müslüman veya zimmiyi (ehl-i kitap
tebea) hicveden sözlerdir. Ancak bu gibi sözleri
sırf şiir söylemek veya fesahat ve belâgatını göstermek
için okursa caiz olur. Mevcut olmayan bir kadının
niteliklerini dile getiren tegannî de caizdir. Ancak
bu sözleri bir takım müzik aletleri eşliğinde söylerse,
yine kaçınmak gerekir. Bazı bilginler de eğer kafiyeleri
dizmek ve fasih konuşmak gayesiyle makamlı okursa
bir sakıncası yoktur demiştir. Yalnızlığını gidermek
için tegannîde bulunmanın da bir sakıncası olmadığı
söylenmiştir”.

Cenab-ı Hakk’ın bizleri dünya zevklerine dalmada
nefsimizin tutsağı olmaktan korumasını, nişan, düğün
ve bayram gibi sevinç günlerinde de nezih ve
meşru ölçüler içinde hareket etmeyi nasibetmesini
dileriz.

Âmin.




Benzer Konular

Görüntüleme:1525, Cevaplar:0

İlginizi Çekebilir >
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:32 .