Sponsorlu Bağlantılar:
  ŞİRK VE ŞİRK ÇEŞİTLERİ
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Lahana Çorbası Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 12-10-2012, 16:35 #1

(¯`•¸•´¯)ẓἔvᾄł_

Foruma Alışıyor

ŞİRK VE ŞİRK ÇEŞİTLERİ

Şirk

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Allah'a ibadet edin. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın." (Nisa: 36)

Bu ayette Allah-u Teâlâ ibadetlerin yalnız kendisine yapılmasını ve hiçbir şekilde şirk koşulmamasını emrediyor.

Allah-u Teâlâ başka ayetler de ise; şirk koşulması ve tevbe etmeden bu hal üzere ölünmesi halinde, bunu asla bağışlamayacağını şöyle bildiriyor:

"Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar." (Nisa: 116)

"Kim Allah'a şirk koşarsa muhakkak ki Allah ona cenneti haram eder. Varacağı yer ateştir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur." (Maide: 72)

"Eğer Allah'a şirk koşsalardı yaptıkları boşa giderdi." (En'am: 88)

Bu ayetlerde Allah’ın asla affetmeyeceği, amelleri boşa çıkarıcı ve sahibini ebedi cehenneme götürecek bir şeyden bahsediliyor; şirk...

O halde nedir bu şirk?

Onu bilmemiz gerekir ki bilmeyerek dahi olsa amellerimizi boşa çıkarıp bizi ebedi cehenneme sürüklemesinden korunabilelim. Zira şirki bilmeyen kişi her an şirke düşebilir.

Şirk:

Kur’an ve sünnette ibadet olarak bildirilen şeylerin Allah’tan başkasına veya Allah’la beraber bir başkasına yapılmasıdır.

Allah-u Teâlâ Kur’an ve sünnette şirki çok net ve açık bir şekilde açıklamış ve bu konudaki bilmemeyi mazeret olarak kabul etmemiştir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Onların çoğu ortak koşmadan Allah'a inanmazlar." (Yusuf: 106)

Allah-u Teâlâ bu ayette içinde şirkin bulunduğu imanı kabul etmeyeceğini ve insanların çoğunun da bu şekilde ibadetlerine şirk karıştırarak iman ettiklerini bildiriyor. Fakat Allah insanların çoğunun bunu yapmasını mazeret olarak kabul etmemiş, onları müslüman olarak isimlendirmeyip müşrik olarak isimlendirmiştir. Çünkü Allah ancak kendisine şirksiz olarak yapılacak iman ve ibadeti kabul eder.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Allah'a ortak koşanlar, nefislerinin küfrünü göre göre Allah’ın mescidlerini onaramazlar. Onların yaptıkları boşa çıkmıştır. Ve onlar, ateşte ebedi kalacaklardır." (Tevbe: 17)

"De ki: ‘Allah’tan başkasına ibadet etmemi mi bana emrediyorsunuz ey cahiller?"

Sana ve senden öncekilere şöyle vahyedildi:

"Andolsun ki eğer (Allah-u Teâlâ'ya) ortak koşarsan amelin boşa çıkar ve ziyana uğrayanlardan olursun’." (Zümer: 64-65)

"Muhsin olarak (iyilik yaparak) yüzünü Allah'a çeviren kimse muhakkak, sapasağlam bir kulpa sarılmıştır. Bütün işlerin sonu Allah'a döner." (Lokman: 22)

Ayette geçen "muhsin olarak" kelimesi "şirk koşmamak" anlamındadır.

İbadetler, Allah’tan başkasına Allah’la beraber dahi olsa yapıldığında Allah-u Teâlâ'ya şirk koşulmuş olur.

İnsanların çoğu; "ibadet nedir?" diye sorulduğunda "namaz, oruç, hac, zekat, kurban kesmek" gibi ibadetleri sayarlar ve bunların Allah-u Teâlâ'dan başkasına yapılmasının şirk olacağını söylerler. Fakat Allah-u Teâlâ bunların dışında da bazı ibadetlerin olduğunu ve bunları insanların çoğunun bilmediğini bildiriyor.


Bu meselenin daha iyi anlaşılması için birkaç örnek verelim:


1 - Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir. Allah, kendisinden başkasına değil yalnız O’na ibadet etmenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler." (Yusuf: 40)

Allah-u Teâlâ bu ayeti kerimede bize hüküm vermenin "yalnız kendisine ait" olduğunu ve yalnızca kendisinin hükmüne itaat edilmesi gerektiğini emrettikten sonra, "hükümlerine itaatin de bir ibadet olduğunu" bu nedenle kendisinden başkasının hükmüne itaat etmenin şirk olduğunu bildiriyor.

Ayetin devamında ise bunun- yani yalnız Allah’ın hükümlerine itaatin- ibadet olduğunu da insanların çoğunun bilmediğini belirtiyor. Allah katında geçerli olan dinin de ancak hükmün tamamen Allah-u Teâlâ'ya tanındığında mümkün olacağını "dosdoğru din budur" sözüyle ifade ediyor.

Hüküm ancak gerçek ilahlık sıfatına sahip olan Allah-u Teâlâ'ya aittir. Çünkü bu hak Allah’tan başkasına verildiğinde o kişiye ibadet edilmiş olunur. Halbuki Allah ayette yalnız kendisine ibadet edilmesini emrediyor.

"Yalnız O’na ibadet etmenizi emretti."

Allah’ın hakkı olan hüküm verme yetkisi; ister Allah’la beraber başka birisine, isterse sadece Allah’ın dışındaki birisine verilsin, bu hak her kime tanınırsa ona ilahlık sıfatı verilmiş olur. Velev ki ona: "Sen ilahımızsın" denmese bile. Çünkü bu hak her kime verilirse ona ibadet edilmiş olunur. İnsanların çoğu Allah’tan başka bir varlığa namaz kılındığında, onun için oruç tutulduğunda veya onun için haccedildiğinde bu varlığa ibadet edilmiş olunacağını kabul ediyorlar. Fakat bunlar gibi bir ibadet olan hüküm verme yetkisinin Allah’tan başkasına verilmesinin ona ibadet olduğunu anlamıyorlar.

Allah-u Teâlâ bu ayette işte bu gerçeğe işaret ediyor ve "İnsanların çoğu bilmezler." buyuruyor. Yani; insanların çoğu hüküm verme yetkisini tanıdığı kişi ya da kişilere ibadet ettiklerini bilmiyorlar. Fakat Allah-u Teâlâ onların dosdoğru din üzerinde olmadıklarını bildiriyor.

Dosdoğru din üzere olmak ise; ancak bütün hüküm verme yetkisinin yalnız Allah-u Teâlâ'ya verilmesiyle sağlanabilir. İşte ayette geçen "dosdoğru din"in manası budur.

Bazı kimseler yeryüzüne İslamı hakim kılmak için, küfür düzeninin dar’ün-nedveleri olan meclislerde parti kurup, bunu bir araç olarak kullanabileceklerini iddia ediyorlar. Bunu iddia edenler ya İslam’dan habersiz, ya hiç kafası çalışmayan kimseler, ya da Allah’ın istediği İslamı planlı bir şekilde ortadan kaldırmak için çalışan kimselerdir.

Zira parti kurarak iktidara adaylık koymak tağutluk talebinde bulunmaktan başka bir şey değildir. Çünkü Allah’ın hükümleri dışında hükümler koyan ve Allah’ın hükümlerinden başka hükümlerle hükmeden bir kişi veya meclis yalnız Allah’ın hakkı olan hüküm verme yetkisini kendi üzerine almış, haddini aşmış ve tağut olmuş olur.

Bu iş Allah’ın rızasını kazanmak ve onun dinini hakim kılmak amacıyla yapılsa dahi, her kim oylarıyla veya başka bir yolla bu partilere yardım eder ve onları desteklerse yalnız Allah-u Teâlâ'ya tanınması gereken hüküm verme yetkisini Allah’tan başka bir varlığa tanıdığı için ona ibadet etmis ve kafir olmuş olur.

İslam yalnız Allah-u Teâlâ'ya kulluğu emretmektedir. Yaratılana kulluğu değil. Yaratılana kul olunarak İslam hakim kılınamaz.

İnsanları önce yaratılana kulluk ettirip daha sonra Allah-u Teâlâ'ya kulluk ettirmekten daha sapık ve daha cahil bir düşünce olabilir mi?

Allah’ın haram kıldığı (yasak dediği) haram, helal kıldığı (serbest dediği) helaldir. Allah’ın helal kıldığı şeyi yasaklayan veya haram kıldığı şeyi serbest bırakan kişi ya da kişilere tabi olanlar ve itaat edenler, onlara ibadet etmiş olurlar.


2 - Allah-u Teâlâ Kur’an’da şöyle buyuruyor:

"Yalnızca sana ibadet eder, yalnızca senden yardım dileriz." (Fatiha: 4)

"Rabbinizi yardıma çağırıyordunuz. O, ‘ben size birbiri peşinden bin melekle yardım ederim’ diye cevap vermişti." (Enfal: 9)

Allah-u Teâlâ bu ayetlerde yardım istemeyi ve yardıma çağırmayı överek bunların ibadet olduğunu bildiriyor.

İnsanın sıkıntı durumunda yalnız Allah-u Teâlâ'ya dua ederek yardım istemesi Allah-u Teâlâ'ya yapılması gereken bir ibadettir. Fakat sıkıntıya düşen bir kişi ölü olan veya kendisini duyamayacak durumda olan birinden yardım ister veya onu yardıma çağırırsa yalnız Allah-u Teâlâ’nın elinde olan bir şeyi Allah-u Teâlâ'dan başkasından istediği için şirk koşmuş olur. Böyle yapan bir kişi diğer ibadetleri Allah-u Teâlâ'ya yapsa bile yardım isteme ibadetini Allah’tan başkasına yaptığı için Allah bütün amellerini boşa çıkarır.




3 - Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet edenlerden daha sapık kim olabilir?" (Ahkaf: 5)

"Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ne de zarar veremeyecek şeylere ibadet etme. Eğer bunu yaparsan sen de zalimlerden olursun.

Allah seni bir zarara uğratırsa onu senden kaldıracak ancak O’dur. Sana bir iyilik dilediği takdirde O’nun nimetini engelleyecek bir kuvvet de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, Gafur’dur, Rahim’dir." (Yusuf: 106-107)

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İyi bilinmelidir ki halis din Allah’ındır. Allah’ı bırakıp O’ndan başka dostlar edinenler: "Biz onlara ancak bizi daha çok Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" derler. Muhakkak ki Allah aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve kafir olan kimseyi hidayete erdirmez." (Zümer: 3)

Bu ayetlerde:

"Allah-u Teâlâ'ya yaklaşmak niyetiyle bile olsa" ibadetleri Allah’tan başkasına yapan kişinin kafir olduğu bildirilmiştir.

/ BÜYÜK ŞİRKİN TÜRLERİ

1/1 - Dua Yapmada Şirk
Dua yalnız Allah'a yapılır. Başkasına yapıldığı zaman şirktir. Ölüden yardım istemek gibi...

Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"Gemiye bindikleri zaman dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca O'na hemen eş koşarlar." (Ankebut: 65)

1/2 - Niyet ve İstemede Şirk
Yani; bir iş yaparken Allah rızasından başka bir şey için yapmaktır.

Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"Dünya hayatını ve güzelliklerini isteyenler orada işlediklerinin karşılığını eksikliğe uğratılmadan veririz. İşte ahirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir, zaten yapmakta oldukları da batıldır." (Hud: 15-16)

1/3 - İtaatte Şirk
Allah'ın itaat etmeyi yasakladığı bir konuda birisine itaat etmek veya kendisine itaat edilmeyi yasakladığı birisine itaat etmek demektir.

Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih'i Allah'tan başka rabler edindiler. Oysa tek olan Allah'a ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O'ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir." (Tevbe:31)

Bir gün Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu ayeti kerimeyi okuduğu sırada içeriye daha evvel hristiyan iken İslam'la şereflenen Adiyy İbn Hatem radiyallahu anh girdi ve bu ayeti kerimeyi duyunca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e;

"Onlara ibadet etmiyorlar ki" dedi.

Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Onlar Allah'ın helal kıldığı bir şeyi haram, haram kıldığı bir şeyi helal kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?" diye sorunca;

Adiyy b. Hatem:
"Evet" diye cevap verdi.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de:
"İşte böylece onlara ibadet ediyorlar" buyurdu. (Tirmizi - Ahmed b. Hanbel, İbni Hazm)

Ebu'l Bahteri bu ayet hakkında şöyle dedi:
"Onlar din adamlarına, rahiplerine namaz kılmadılar. Şayet din adamları ve rahipleri, kendileri için rüku ve secde yapılmasını onlara emretseydiler elbette bu konuda onlara itaat etmezlerdi. Fakat Allah-u teala'nın haramını helal, helalini haram yapmalarını onlara emrettiklerinde bu emre itaat ettiler. İşte onların, din adamlarını ve rahiplerini Allah-u teala'dan başka rabler edinmeleri böyle olmuştur." (İbni Teymiye Fetvalar c: 7 s: 76)

1/4 - Sevgide ve Muvalatta Şirk

Her kim, sadece Allah-u teala için sever ve buğzeder, dost ve düşman olursa; Allah-u teala'nın sevdiğini sever, sevmediğini sevmezse; Allah-u teala ve rasulüne dost olana dost, düşman olana düşman olursa; Allah-u teala'nın razı olduğu şeylerden razı olur, buğzettiği şeylere buğzederse, işte o kimse sadece Allah-u teala'ya kul olmuş ve imanı tamamlanmıştır.

Her kim de şekli ve resmi ne olursa olsun Allah-u teala' dan başkası için sever ve buğzederse veya dostluk ve düşmanlık gösterirse, işte o kimse de ister kabul etsin veya kabul etmesin, bunlara kul olmuş ve ibadet etmiştir.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:
"Allah için seven, Allah için buğzeden, Allah için veren, Allah için vermeyen kimsenin imanı tamamlanmıştır." (Ebu Davud sahih senedle)

"İmanın en sağlam kulpu; Allah için dost olmak, Allah için düşman olmak, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir." (Ahmed sahih senedle)

Allah-u teala için dost ve düşman olmanın, sevmek ve buğzetmenin imanın en sağlam kulpu olmasının sebebi; Allah-u teala'ya kulluğun en yüksek mertebesini gösterdiği içindir. Bu sebeble kim, Allah-u teala'dan başkası için dost veya düşman olursa, o kişiye en yüksek seviyede kulluk ve ibadet etmiş olur.

Zatı için sevilen sadece Allah-u teala'dır.O'ndan başkaları ise ancak O'nun için sevilirler, O'nunla beraber sevilmezler. Allah-u teala'dan başkası, şekli ve mertebesi ne olursa olsun, doğruya ister isabet etsin ister isabet etmesin, ister hak ister batıl üzere olsun zatı için veya Allah-u teala ile beraber sevilirse, onun zatı için dostluk veya düşmanlık gösterilirse Allah-u teala'dan başka rab ve ilah edinilmiş olur.

"İnsanlardan, Allah'dan başka edindikleri denkleri Allah gibi sevenler vardır. Oysa iman edenlerin Allah'ı sevmeleri daha şiddetlidir." (Bakara: 165)

1/5 - Korku Şirki

Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"Eğer inanmışsanız onlardan korkmayın benden korkun." (Al-i İmran: 175)

Yalnız Allah-u teala'nın elinde olan şeyler hakkında Allah-u teala'dan başkasından korkmak büyük şirklerdendir.
Örneğin; neslini kesebileceği endişesiyle insan veya cinden korkmak. Çünkü bu, sadece Allah-u teala'nın elindedir.Hastalık, fakirlik veya sakatlık verebileceği zannıyla insanlardan veya cinlerden korkmak da böyledir.Ölüden veya cansız bir varlıktan zarar geleceği zannıyla korkmak büyük şirktir. Velev ki bu, ölünün hayatta iken yapabileceği şeylerden olsun.Örneğin; bir ölünün kendisini dövebileceğinden korkması gibi... Bu, büyük şirktir. Çünkü ölünün bunu yapmaya kudreti yoktur.

Bir mahlukattan korktuğundan dolayı ona ibadet etmek büyük şirktir. Örneğin; korktuğundan dolayı bir kişi için kurban kesmek gibi...
Oturacağı yeni bir evde cinler kendisine zarar vermesinler diye, onların şerrinden korunmak amacıyla cinler için kurban kesmek de büyük şirktendir.

1/6 - Tevekkül Şirki
Tevekkülün şer-i manası; hayrı elde etmek veya şerri defetmek için Allah'a güvenmektir.

"Eğer mü'min iseniz yalnız Allah'a tevekkül edin." (Maide: 23)
"Kim Allah'a tevekkül ederse Allah ona yeter." (Talak: 3)

Yalnız Allah'a güvenmek, O'na gönülden bağlanmak, tevhiddir.
Tevekkül aşağıdaki durumlarda büyük şirk olur:

- Sadece Allah-u teala'nın yapabildiği konularda yaratılanlara güvenmek.Örneğin; yağmur yağması, rızık elde etmek, çocuk sahibi olmak, hastalıktan korunmak ve hastalıktan kurtulmak gibi sadece Allah-u teala'nın elinde olan meselelerde Allah-u teala'dan başkasına güvenmek gibi.

- Ölülere ve cansızlara herhangi bir konuda tevekkül etmek, güvenmek

1/7 - Teşri Koyma Şirki

Teşri koymak, helal veya haram, iyilik veya kötülük ölçülerini tayin etmek sadece Allah-u teala'ya ait olan "uluhiyyetin" en önemli özelliklerindendir.

Bu nedenle kim, bu özelliklerden herhangi birisinin kendisinde olduğunu iddia ederse, yani; Allah-u teala'ya muhalefet ederek teşri koyma, helal (serbest) ve haram (yasak) ölçülerini tayin etme, bir şeye iyi veya kötü deme yetkisinin kendisinde bulunduğunu iddia ederse kendisini ilah ilan etmiş ve Allah-u teala'ya denk kılmış olur. Her kim de onun bu iddiasını kabul ederek bu yetkiyi ona verir ve ona bağlanırsa onu kendisine ilah edinmiş olur.

"Hüküm vermek yalnız Allah'a aittir. Kendisinden başkasına değil, sadece O'na ibadet etmenizi emretti. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler." (Yusuf: 40)

"Yoksa onların Allah'ın izin vermediği şeyi kendilerine dinden bir şeriat koyan ortakları mı vardır?" (Şura: 21)

"(Ey Muhammed!) De ki: "Biliyor musunuz, Allah size rızık olarak her ne indirmişse, onun kimini haram kıldınız, kimini helal..." Yine de ki: "Allah mı bunun için size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?" (Yunus: 59).

Görüntüleme:287, Cevaplar:0

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



ŞİRK VE ŞİRK ÇEŞİTLERİ Konusuna Benzer Konular

Şirk-i hafî - gizli şirk- ne demektir


Şirki hafi nedir gizli şir nedir şirki hafi ne demek Şirk, Allah’a ortak koşmak demektir. Bunun bir zâhiri, yâni “açığı” var; bir de “hafîsi”,...

ŞİRK


Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Allah’a ibadet edin. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.” Bu ayette Allah (c.c) ibadetlerin yalnız kendisine...

ŞİRK


ŞİRK eş-Şerike veya eŞ-Şirke şeklinde kullanılan bu kelime, ortaklık mânâsına gelir.ı İki ortağın sermaye ve emeklerini birbirine katmaları,...

Şirk ve küfrün çeşitleri


Sual: Hadis-i şerifte, Allah’a şirk koşmanın dışında küfre sokan bir günah olmadığı bildiriliyor. Bilindiği gibi, şirkten yani Allah’a ortak...

GİZLİ ŞİRK,ŞİRK DEĞİLMİDİR?


GİZLİ ŞİRK, ŞİRK DEĞİL MİDİR? Sanırım açıklık kazanmamış bir konu bu başlıkta söz ettiğim konu!. Önce şu üç hükmü hatırlayalım: 1. Allah...




Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:52 .