DoÇ.dr Nİhat HatİpoĞlu İle Peygamber Sevdasi
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 24-08-2007, 00:29 #1

DAMLA IRMAK

blueonesmile

DoÇ.dr Nİhat HatİpoĞlu İle Peygamber Sevdasi



Sayın Hocam, çoçukluğunuzda Efendimizin hayatını kimlerden öğrendiniz? Tanışıklığınız nasıl başladı?

Rahmetli dedem ve babam müftü olduğu için İslâmi ahlâk İslâmi güzellikler aile içinde zaten konuşuluyor idi. Peygamberi sevmek, insanlara sevgi nazarı ile bakmak ve bütün bunları kelime değil, gerçekten yaşayarak kulağımıza fısıldayan rahmetli babamız idi. O hakikaten Allah ve Rasulünü seviyordu.Kürsüde vaaz ederken bunu ifade ediyordu. Biz de Nebi'ye (S.A.V.) sevgi beslemeyi O'nunla bütünleşmeyi ondan öğrendik. Sonunda kendisi de sevdiği Efendisine komşu oldu. Medine'de vefat etti, Baki mezarlığına defnedildi. Benim ilk öğretmenim babam oldu. Peygamber aşıkı olmanın manevi hazzını tattıran rahmetli babam oldu.

Peygamber Efendimizin mübarek hayatından sizi en çok etkileyen tablo hangisidir?

Asrı saadetin bütün hepsi birer şahikadır. Hepsi ayrı ayrı altın kelimelerle anlatılmalı,hepsi insanlığın belleğine işlenmelidir. Ama biz o konuda pek başarılı değiliz. Biz müslümanlar olarak peygamberimizi tam tanıyamıyoruz. Ama son yıllarda bir öze dönüş başlamıştır. Vahyin sıcaklığı her yanı sarıyor. Yine de biz peygamberimizi iyi temsil edemiyoruz. Ama aslında her satır, her dakika, her an Hz. Peygamberin adının kendisi bile ayrı bir mana ifade ediyor.
Diri iri toprağa gömülen bir kız çocuğu anlatılırken mesciddeki Resulullah'ın ağlayışı, mescide saygısızlık yapan kişiye karşı hamle yapmak isteyenlere müdahale edip onu rencide etmeden doğruyu anlatması, amcasını şehid eden Vahşi'nin yanına gelip müslüman oldum dediği anda 'müslümanlığın kabulümdür? demesi. Kızı Zeyneb'in katillerine Mekke'nin Fethi günü 'gidin, serbestsiniz' demesi, dahası Asr-ı Saadet'ten her bir tablo bir harika ve eşsiz güzellikler,ibretler taşıyor.


Efendimizin dostları ile ilişkisi nasıldı, Nasıl bir Dosttu Allah Resulü?

Bir babadan daha müşfik, bir dededen daha kuşatıcı, bir işverenden daha gözetleyici. Bir komutan askerini nasıl gözetlerse öyle gözetleyen. Onlar sıkıntıya düştüğünde sıkıntı yaşayan.
Kur'an bunu ifade ederken 'Harîsun aleykum' diyor. Haris, hırslı demektir. Muhammed (A.S.) sizin için hırslıdır diyor. Ama bu hangi hırs, para, mal mevki değil. 'Müminlerin bağışlanması hususunda Muhammed (S.A.S.) 'çok hırslıdır' diyor, kimse cehenneme girmesin diye. Hz. Peygamber, ateşin etrafında dönen pervanelere benzetiyor bizi. Ben diyor sürekli ateşten uzaklaştırıyorum sizi. Siz habire yaklaşıyorsunuz, gidin gidin diyorum siz içine düşüyorsunuz. Böyle orada durup da ateşten uzaklaştırmaya çalışan, ateşin etrafındaki pervaneler yanmasın diye uğraşan bir mümin Hz. Peygamber, en büyük mümin.

Elini sahabisiyle tutuşurken, karşısındaki elini çekmeden elini çekmeyen, bir sahabisi açken, sahabisinden daha büyük açlığı yaşayan, sahabenin evinde iki yemek varken, evinde bazan iki ay boyunca çorba pişmeyen, ama bunu da kimseye söylemeyen bir insan. Böyle güzellik kimde bir araya gelir. Hz. Muhammed'de bir araya gelir, başka kimsede biraraya gelmez. O'nun bütün hareketleri müthiş birer örnektir. Dostları, eşi, çocuklarla kızı ile. Hangi birimizin hanımı Hz. Aişe kadar rahattır, hangi birimizin kızı Hz. Fatıma kadar rahattır, Hz. Peygamberin evinde rahat olduğu kadar' Onun biz insancıllığından sevecenliğinden, örnekliğinden çok uzaktayız.

Muhterem Hocam, Efendimize yakın olmak, Onun Sevdiği Bir mümin olabilmek için ne yapmalıyız?

O?nun sünnetine uymak lazım. Kur'an-ı Kerim: 'De ki:Allah'ı seviyorsanız Muhammed'e uyun, Allah da sizi sever ve günahlarınızı bağışlar' Velev ki Peygamberi sevmenin yolu O?na tabi olmak O'nun izinde yürümektir. O?nun gittiği yerde gitmektir. O'nun gittiği yerden gitmeden sevdiğini iddia etmek, kuru bir iddiadır.
Peygamberi seviyorum diyorsak, o sözün içini doldurmalıyız. Komşuya iyilik etmekle, mazlumun hakkını almakla, yetimin başını okşamakla, mağdurun yanında olmakla olur. Düşeni kaldırmakla olur. O'nu sevmek O'nun yaptığını yapmaktır.

Efendimizin adı anıldığı zaman salavatı şerife getirmeninin öneminden bahseder misiniz?
Salavat hakkında kitaplar yazılmıştır. İmam Suyuti, İmam Nebevi, İbn-i Hacer gibi zatlar Salavatın önemini , kıymetini bildiren yüzlerce malzeme verirler bize. Efendimiz de 'En cimri olan benim adım anıldığında salavat getirmeyen' buyuruyor. Bunun kaynağı var mı? Var. Kur'an: ' Allah ile melekler peygambere salat ederler. Siz ey mü'minler, en kamil tarzda Resulullah'a salat ve selam getirin' Burda salat selam ettiler demiyor. Ederler diyor. Yani kıyamete kadar devam edecek. Bize ise salat selam ediniz buyuruluyor. Emir kipinde. Bu farzdır, Ömürde bir defa da olsa yerine getirilmelidir.Ama sürekli getirmek sünnetir, edeptir. Resulullah'ın ruhaniyetini hatırlamaktır. Bu bir duadır. Kalpteki bir çok kirin temizlenmesi için de en büyük tedavi tarzıdır.

Muhterem hocam peygamber aşığı olmak nasıl bir duygu.Peygamber aşığı deyince gözünüzde muşahhas olarak kimler canlanıyor.

Rahmetli babamı gördüm. 10 ciltlik İbn-i Mace'yi şerh ediyordu. İlk şerhini babam yapmıştır. Yıllarca uğraştı onun üzerinde. Hakiki bir aşıktı. Gece yarıları sabaha kadar gözlüğü gözünde şerhi daktilo ederdi. Ama sürekli önündeki kitapları ıslak bulurdum. Resulullah'tan sünnetten bahsederken sürekli ağlardı. Son iki yılda sünnetle meşgul olunca yüzü daha da güzelleşti. Bazı kitaplarda der, bu tür çalışmalarla meşgul olanların simalarının güzelleşeceğini. Hakikaten öyleydi. Özellikle son yıllarında Hz. Peygamberin adı anıldığında sofradaysa yemek bile yiyemezdi.
Ben doktora tezimi hazırlarken hadislerle ilgili sorular soruyordum. Mesela, Ebu Hüreyre 'Gale Rasulullah' diyemiyordu. Rasulullah'ın adını anınca gözyaşlarını tutamıyordu. Müthiş bir sevgi yani müthiş. Ve o mithiş sevgi onu Peygamber Efendimiz'e komşu yaptı. Keşke Resulullah beni göndermese keşke burada ölsem diye, burada kalsam diye dualar etti. Ankara'da son vaazını verirken, bu seneki haccımda inşaallah Efendimiz beni kabul eder orada kalırım dedi ve bu duası kabul edildi.
Peygamber sevgisinin en büyük coşkusunu ben onda gördüm. Her vaazını Resulullah'tan ve sahabeden örnek vererek bitirirdi. Ama her örneği söylerken de ağlamamaya çalışsa da gözyaşları sicim gibi akardı.
Onun dışında merhum Ali Ulvi Kurucu'nun peygamber muhabbetinden çok etkilendim. Televizyondan ilk kez izlerken ne güzel konuşuyor, ne kadar muhabbet dolu diye söylendim. Kim bu zat diye sordum. Ali Ulvi Kurucu hocamızmış. Allah mekanlarını cennet eylesin. Ayrıca Yaman Dede'nin Peygamber muhabbeti, Fuzuli'deki, Nabi'deki Peygamber muhabbeti. Onun muhabbeti kimde yok ki... Bakınız kim onu sevmişse büyümüştür.kim saygısızlık yapmışsa küçülmüştür. Bu da Resulullah'ın ayrı bir mucizesidir.

Değerli hocam Efendimiz hakkında yazılmış şiirlerden sizi en çok etkileyenlerini sorsam?

Arif Nİhat Asya'nın naatı tartışılmaz tabii ki. Mevlid kendi başına bir harika. Sezai Karakoç, Nurullah Genç, güzel bir kalem. Fakat Kaside-i Bürde hepsinin şahikasıdır. Kaside-i Bürde'de ki Hazreti Peygambere terennümler 'Selem dağındaki dostlarını mı hatırladın kanlı gözyaşlarını dökerken' diye başlayan o şiir çok özel bir şiirdir. İmam Busiri'nin kasidesi çok özeldir. Hepsine Allah rahmet etsin. Yani kim O'nu anmışsa aşkla anmış. Suyuti diyor ya ' An O'nu anabildiğin kadar'. Bakınız 20. Asırda, son dönemlerde Kutlu Doğum vs. sebeplerle yeniden Resulullah'a
yöneliş başladı. Yeniden merkeze dönüş başladı. Her yerden bütün bereketler, himmetler Resulullah'a dönmeye başladı. O?nun olmadığı yer yok ki. Çanakkale'yi anlatıyorsun orda var, Afganistan'ı anlatıyorsun orda var.

Nerde bir mazlum varsa orda var. Şahsı olmasa da getirdiği güzellikler var. Akif'in dediği gibi'Medyundur O'na bütün beşeriyyet, Yâ Rab! Mahşerde bizi bu ikrar ile haşret'. Yani bütün insanlık Hz. muhammed Mustafa'ya borçludur. Aynen iman ediyorum.
Bir büyüğün dediği gibi 'Zaman ilerledikçe Kur'an gençleşir' Ben de diyorum ki acizane; zaman ilerledikçe Hazreti Muhammed Mustafa'ya olan iştiyak, ihtiyaç, özlem günden güne çoğalacaktır. Gelecek dönemlerde İslam yönelişlerin merkezi Hz. Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olacaktır.

Batıdaki saygısız çırpınışların sebebi de bu diyebilir miyiz?

İslam büyüyor tabii ki batıda. Okuyan kesiminde Kur'an ile tanışma var. Mevlana ile başlayan yönelişler var. Mevlana vb. güzellerimizi tanıyanlar şunu söylüyor: Mevlana bu ise, Mevlana'yı Mevlana yapan inanç nasıl bir inanç diye arayışlar başlıyor. Batıdaki çırpınışların sebebi Efendimize olan bu yönelişi önlemek için İslami değerleri gözden düşürmeye çalışmak. Ruhları aç, tatminsizlik, kaos batının iliklerine işlemiş.
Üsküdarda meftun Allah dostunun 'Biz mariziz tabibimiz Sensin, biz muhibbiz habibimiz sensin' dediği gibi hastanın ilacı ortaya çıkıyor. Hastalıkların ilacı Kur'an'dır. Hz. Peygamber'dir. Onun için olumsuzluk görmüyorum. Biz müslümanlar islamı doğru yaşayalım, endişeye gerek yok. Biz iyi yaşayalım, birbirimize düşman olmayalım, kimseye önyargılı olmayalım. Kalbi mühürlenenler hariç, kazanılmayacak insan yoktur. Sevgi ile yaklaşalım.

Ecdadımızın Peygamberimize olan muhabbeti nasıldı Hocam?

Osmanlı müthiş bir örnektir. Hep anlatılagelir I. Ahmet'in
'Nola tacım gibi başımda götürsem daim, Kademi resmini ol Hazreti Şah-ı Resulün'
Ayak izini sarığına çizdirip başında taşıması basit bir olay değildir. Osmanlı padişahlarının Mekke Medine'ye gidemedikleri zaman sürre alayları düzenlemeleri, hediyeler göndermeleri, biz gidemedik hediyelerimiz gitsin demeleri, Sultan Selim'in, Hakimu'l-Haremeyn-i Şerif değil, Hadimi'l-Harameyn-i Şerif (Mekke ve Medine?nin hizmetkarıyım) demesi... Bunlar azımsanacak şeyler değil.Bir milleti ayakta tutan temel dinamiklerdir. Demiryolu yaparken Medine?ye yaklaşıldığı sırada Hazreti Peygamberin şehrinde gürültü olmasın diye demirlere keçe konulması ne müthiştir. Resulullah rahatsız olmasın diyecek kadar nazik ve nefis bir düşünce, ince bir saygı. Onlar da biliyor ki Efendimiz o sesten rahatsız olmaz. Ama ecdadımız bir incelik göstererek bize ders veriyor.Diyor ki biz rahatsız olmayı göze alırız. O'nun mezarında bile rahatsız olmasını kabul etmeyiz. Hz. peygamber sevgisi aziz bir sevgidir. Yeryüzünde hiç kimse O'nun kadar sevilmedi. Bir Bedr'i düşünün, bir Uhud'u düşünün. Bir Hudeybiye'yi düşünün.Hudeybiye için Mekkeliler adına anlaşma yapmaya gelen kişi Hz. peygamberin sakalıyla şaka olsun diye oynaşmak ister. Sahabe hemen ellerine kılıçlarını alıp 'Çek elini Resulullah'ın sakalından' derler. Düşünün bağlılığı. Kim O'nun kadar sevilmiştir yeryüzünde'

Efendimize bağlılığımız, onun sünnetini yaşamakla mümkün olacağı muhakkak. Ama tatbiki kolay olduğu halde ihmal ettiğimiz sünnetler nelerdir ?

Kitaplarda görüyoruz. Sürekli uyguladığı sünnetler vardır. Sahabenin teşvik ettiği sünnetler vardır. Mesela, hasta ziyareti, bir mezar ziyareti, bir yetim başı okşamak, bir çocuğun üstünü örtmek, Hz. Peygamberimiz torunlarının üstünü örterdi, gece Fatıma annemizin evine gider torunlarının üstünü örter tekrar evine dönerdi. bunlar hep sünnetir. Bir tesbih namazı, bir teheccüd namazı, haftada bir oruç tutabilme geleneği, müslüman kardeşimizin yüzüne gülme. Bütün bunlar bizim ihmal ettiğimiz ama bunlar toplumu ayakta tutacak temellerdir. Ayrıca Kur'an'ı bol bol okumak Hazreti Peygamberin en çok yaptığı zaten bütün hayatı Kur'an'dı. Bunun yanında namazlardan önce ve sonra tesbihatta bulunmak bizim çok ihmal ettiğimiz sünnetlerdir. İbn-i Abbas diyor ki: 'Peygamberin her sünneti hayatta en az bir kere yapılmış olmalıdır, bunları ihmal etmememiz gerekiyor.
Sayın hocam gençlere ve çocuklara Peygamberimizi ve O'nun örnek hayatını nasıl anlatmalıyız?

Hz. Peygamberi içimizden biri olarak tanıtmak gerekiyor. Çocukluğunu çocuklara anlatmak gerekir. Hz. Peygamberin bir dede olarak çocuklara sevgisini iyi anlatmak gerekir. Benim bütün programlarımın en büyük müdavimleri çocuklardır. 6 yaşında, 7 yaşında çocuklar programları ilgiyle takip ediyor, biz orda vesile oluyoruz. Fakat gerçek şu ki onların fıtratları Resulullah'a akıyor.
Her konuşmamın başında iman ettiğim için söylüyorum, ben bir hiçim. Sadece vesileyim, güzellikleri anlatmaya çalışıyorum. Kur'an diyor ya : 'Şeref ve izzet Allah Resulüne aittir'. Hakikaten öyledir. Görünen güzellik ne varsa O'ndan yansıyan güzeliklerdir. Ama yansıtıcı olmamıza rağmen çocuklar bizi seviyor. Çünkü biz onlara Efendimizi anlatıyor O'nu hatırlatıyoruz. Güleryüzle, onları kırmadan ürkütmeden ama doğruyu söyleyerek anlatırsak çocuklar alması gerekeni alırlar.



Benzer Konular

Görüntüleme:3424, Cevaplar:4

İlginizi Çekebilir >
Alt 24-08-2007, 01:05 #2

İstanbul

Önce Vatan!


nıhat hatıpoqLuna hastayım buyuk ınsan bence super bır anLatımı var tşk payLaşı ıcın cnm





Alt 24-08-2007, 06:45 #3

DAMLA IRMAK

blueonesmile


Alıntı:
nıhat hatıpoqLuna hastayım buyuk ınsan bence super bır anLatımı var tşk payLaşı ıcın cnm
bende gerçekten harika bir adam gözlerine sağlık





Alt 24-08-2007, 11:45 #4

melekcocuk

Foruma Alışıyor


teşşekürler





Alt 24-08-2007, 12:11 #5

DAMLA IRMAK

blueonesmile


Alıntı:
teşşekürler
rica ederim





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:23 .