Uganda ve Uganda Tarihi
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 20-06-2011, 23:29 #1

<<d£n!z>>

´Kelebek Misali

Uganda ve Uganda Tarihi



Resmi adı: Uganda Cumhuriyeti
Başkenti: Kampala (Nüfusu: 815.000)
Diğer önemli şehirleri: Jinja, Entebbe, Masaka, Mbale
Yüzölçümü: 241.040 km2 (Bunun 44.000 km2'sini göller ve akarsular oluşturur.)
Nüfusu: 17.750.000 (1993 tahmini). Nüfusun % 11.5'i şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 53 yıldır. Çocuk ölümlerinin oranı binde 95'tir. Nüfusun % 48'ini 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır.
Km2 başına düşen insan sayısı: 73.6
Nüfus artış hızı: % 2.6
Etnik yapı: Uganda halkı çok değişik etnik unsurlardan meydana gelmektedir. En büyük etnik grup ülke nüfusunun % 18'ini oluşturan Bagandalardır. Onlardan sonra % 14.5 orana sahip olan Banyorolar gelir. Daha sonra % 11.5 orana sahip olan Bantular gelir. Bantular kendi içlerinde değişik etnik gruplara ayrılmaktadırlar. Diğer etnik unsurların başta gelenleri de şunlardır: Turkana (% 11), Bagisu (% 10), Ankole (% 8), Basosa (% 8), Çiga (% 7), Lango (% 6), Madi, Kakwa, Arap, Pigme. Son dört etnik unsurun toplamlarının oranı % 1'den daha azdır. % 5 oranında Güney Asya ve Avrupa kökenli azınlıklar bulunmaktadır.
Dil: Resmi dil İngilizcedir. Ancak halk arasında yukarıda saydığımız etnik unsurların dilleri konuşulmaktadır.
Din: Nüfusun % 40'ı Müslümandır. Müslümanların geneli sünni, çoğunluğu Şafii az bir kısmı hanefidir. Kalan nüfusu hıristiyanlar ve yerel dinlere bağlı olan animistler oluşturmaktadır. Müslümanlar sayıca mutlak çoğunluk oranını bulmasalar da en kalabalık dini kitle durumundadırlar.
Coğrafi durumu: Orta Afrika ülkelerinden olan Uganda kuzeyden Sudan, doğudan Kenya, güneyden Tanzanya ve Ruanda, batıdan Zaire ile çevrilidir. En yüksek yerleri Zaire sınırındaki Ruwenzon Dağı (5109 m.) ve Kenya sınırındaki Algon Dağı (4321 m.)'dır. En önemli akarsuları Albert Nili, Viktorya Nili, Katonga, Kafu, Okok ve Aswa ırmaklarıdır. Afrika kıtasının en büyük gölü olan Viktorya gölünün yaklaşık yarısı Uganda sınırları içinde kalmaktadır. Diğer yarısı ise Tanzanya'ya aittir. Ayrıca Albert ve Edward göllerini Zaire'yle paylaşmaktadır. Uganda sınırları içinde de Kyoga ve George gölleri mevcuttur. Topraklarının % 11.5'i tarım alanı, % 25'i otlak, % 29'u orman ve çalılıktır. Topraklarının önemli bir kısmını deniz seviyesi 1000 - 1800 m. arası geniş yaylalar oluşturur. Ülke genelinde bol yağmurlu ve diğer Afrika ülkelerine oranla biraz daha serin bir iklim hâkimdir. Güneyde Viktorya gölünün kıyısında bulunan başkent Kampala'da yıllık sıcaklık ortalaması 21 derece, yıllık yağış ortalaması ise 1577 mm.'dir.
Yönetim: Bağımsızlığını elde ettiği tarihten buyana pek çok askeri darbe yaşamış olan Uganda'da hâlen darbe ile yönetimi ele almış olan bir kadro işbaşındadır. Mevcut yönetim 278 kişilik bir yasama meclisi oluşturdu. 8 Eylül 1967'de yürürlüğe konmuş olan anayasada önemli değişiklikler yaptı. Milton Obote döneminde görevden uzaklaştırılan eski krallara (Bkz. Tarih) 1993'te yeniden unvanları iade edildi. Ancak krallara eski yetkileri verilmeyip sadece kültürel alanda bazı çalışmalar yapmalarına izin verildi. Uganda, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), Afrika Birliği Örgütü, Afrika Antiller ve Pasifik Sözleşmesi, İngiliz Uluslar Topluluğu, IMF (Uluslararası Para Fonu), İslâm Kalkınma Bankası gibi uluslararası örgütlere üyedir.
Siyasi partiler: Uganda'daki mevcut yönetim çok partili siyasi sisteme geçilmesine karşı çıkmaktadır. İktidar Ulusal Direniş Konseyi'nin elindedir.
İdari bölünüş: 4 idari bölgeyle 38 yerel birime ayrılır. İdari bölgeler eski Uganda federasyonunu oluşturan krallıklardır. (Bu konuda "Tarih" kısmına bkz.)
Tarihi: Uganda'da 24 Mayıs 1966'da Milton Obote tarafından gerçekleştirilen darbeye kadar dört krallık bulunuyordu. Bunlar: Ankole, Buganda, Bunyoro - Kitara ve Toro Krallıklarıydı. Tarihi kaynaklardan Buganda ve Bunyoro krallıklarının başlangıçlarının 14. yüzyıl olduğu, Ankole Krallığı'nın da 15. yüzyılda kurulduğu anlaşılmaktadır. Toro Krallığı ise 1820'de Bunyoro'dan ayrılarak kurulmuştur. Buganda Krallığı merkezi bir statüye sahipti. Başkent Kampala da dahil olmak üzere Uganda topraklarının üçte biri bu krallığın yönetimindeydi. Bu krallığın yönetimi Kiganda hanedanın elindeydi ve krallarına da Kabaka denirdi. Bunyoro Krallığı'nda Babito hanedanı hüküm sürüyordu ve krallarına mukama deniyordu. Ankole krallığında Bahinda hanedanı hüküm sürüyordu ve krallarına mugabe deniyordu. Toro Krallığı'nda da Babita hanedanı mensupları hüküm sürüyordu ve buradaki krallara da mukama deniyordu. Bu krallıklar Buganda Krallığı'nın liderliğinde bir tür federasyon oluşturuyorlardı. Uganda halkının İslâm'la erken dönemlerde tanışmış olması kuvvetli ihtimaldir. Ancak bu ülkeye İslâmiyet 18. yüzyılın başlarından itibaren yerleşmeye başlamıştır. Bu tarihlerde Seyyid Ahmed bin İbrahim adlı bir davetçi Uganda'ya girerek insanları İslâm'a davet etmeye başladı. Onun arkasından Müslüman tabip Seyyid Ali bin Mutabbib girdi. Bu kişi Buganda krallarından I. Mitza'yı tedavi ederek Müslüman olmasına vesile oldu. Böylece ülkede ilk kez bir Müslüman kral söz sahibi oldu. Sonraki yıllarda krallar arasından yine Müslüman olanlar çıktı. 1877'de Ms. Stanli'nin çağrısıyla Uganda'yı hıristiyan misyonerler sardı. Bundan sonra ülkede bir kilise terörü estirilmeye başlandı ve bu terörden kaçan Müslümanlar ülkenin güneybatısında küçük bir bölgeye yığılmaya başladılar. 19. yüzyıl sonlarına doğru Osmanlı Devleti'ne bağlanan Uganda'yı 1894'te İngiltere işgal etti. İngiliz işgali döneminde ülkedeki krallık yönetimi sembolik olarak devam etti. İngiliz işgali 9 Ekim 1962 tarihinde gerçekleşen bağımsızlığa kadar devam etti. Bağımsızlık sonrasında işgal döneminde sembolik olarak statüsünü koruyan Buganda kralı II. Mutesa ülke yöneticisi oldu. II. Mutesa hıristiyandı ve İngilizlerle iyi anlaşıyordu. II. Mutesa 24 Mayıs 1963'te başbakan Dr. Apollo Milton Obote tarafından görevden uzaklaştırıldı. Obote yönetimle ilgili yetkileri eline aldığını ve 1962 anayasasını yürürlükten kaldırdığını açıkladı. Ancak kral II. Mutesa, Obote'nin kararlarını tanımadı ve kraliyet statüsünü devam ettirdiğini bildirdi. Bu gelişmeler ülkede iç çatışmalara yol açtı. Sonuçta 24 Mayıs 1966'da II. Mutesa'nın sarayı işgal edildi ve Uganda'yı oluşturan diğer kraliyetlerin yerel krallarıyla birlikte tamamen görevden uzaklaştırıldı. II. Mutesa bu olaydan sonra Tanzanya'ya sığınmak zorunda kaldı. 1967'de de krallık hakkından feragat ettiğini açıkladı. Uganda'da krallık rejiminin devam ettiği 1962 - 67 arasında İngiliz kraliçesini temsil eden bir genel vali görev yapmıştır. Krallık rejimine son verilmesinden sonra 8 Eylül 1967'de cumhuriyet yönetimine geçildiği açıklandı ve bu dönemin ilk cumhurbaşkanı eski başbakan Milton Obote oldu. Obote ülkedeki Müslümanlara baskı yapmaya başladı. Müslümanları ordudan, siyasi hayattan ve toplumda etkinliği olan kurumlardan tasfiye etmeyi amaçlayan politikalar uyguladı. Obote bu görevi 25 Ocak 1971'e kadar sürdürdü. Bu tarihte İdi Amin (İngilizce'de böyle yazılır. Ancak bu isim Arapça'daki Udey Emin'in bozulmuş bir şeklidir) askeri darbeyle yönetime el koydu. İdi Amin Müslüman biriydi ve Uganda'nın İslâmi kimliğini pekiştirmek istiyordu. Onun vaktinde Müslümanlar Uganda toplumunda etkili bir güç haline geldiler. Değişik Müslüman gruplar Uganda Müslümanları Yüksek Meclisi etrafında birleşerek tek bir güç haline geldiler. Uganda yönetimi Afrika Birliği içinde etkisini hissettirmeye başlamış olan siyonist İsrail yönetimine karşı cephe aldı. Ancak bu gelişmeler Batılıları ve İsrail'i rahatsız etti. Bütün Batılı güçler İdi Amin'e karşı cephe alarak yayın organları vasıtasıyla aleyhine iftira kampanyası başlattılar. Onun aleyhindeki yayınlarda Afrika insanının kişiliğini de rencide edici çok sayıda yalan habere yer verildi. İdi Amin'in yönetimi 1979'a kadar sürdü ve onun Tanzanya ordusunun yardımıyla gerçekleştirilen bir darbeyle düşürülmesinin ardından Yusuf Lule cumhurbaşkanı oldu. Aynı yıl cumhurbaşkanı yeniden değişerek Yusuf Lule'nin yerine Godfrey Lukongwa Binaisa geçti. 1980'de Binaisa'nın yerine tekrar eski cumhurbaşkanlarından Milton Obote geçti. Milton Obote'nin ikinci kez cumhurbaşkanlığını almasıyla Müslümanlar üzerinde baskı ve zulüm yeniden başladı. Çok sayıda Müslüman komşu ülkelere iltica etmek zorunda kaldı. Ancak 1984'te yeniden iç çatışmalar çıktı ve 27 Temmuz 1985'te Tito Okello tarafından Milton Obote yönetimine son verildi. 1986 Ocak ayının sonlarına doğru yeniden çatışmalar çıktı ve birkaç günlük bir çatışmadan sonra Milli Direniş Ordusu'nun lideri Albay Yoweri Museveni yönetimi ele geçirdi. Onun döneminde eski baskı politikalarına son verildi ve halka bazı hürriyetler, kolaylıklar sağlandı. Museveni, Müslümanlara karşı da yumuşak bir politika izledi ve İslâmi eğilime sahip olan Milli Kurtuluş Cephesi'nin lideri Musa Ali'yi hükümette bakan yaptı. Ondan başka birkaç Müslümana da hükümette görev verdi. Museveni yönetimi hâlen devam etmektedir. 1993'te yapılan anayasa değişikliğiyle eski dört krallığın krallarına unvanları iade edildi.
İç problemleri: Uganda'da çok sık askeri darbelerin yaşanması belli bir siyasi yapının oturmasını engellemiştir. Bu yüzden ülkede belli bir anayasal düzen de oturtulamamıştır. Bunun yanı sıra eski krallık federasyonunun sembolik de olsa yeniden canlandırılmak istenmesi ülkede bazı sorunlara ve rekabetlere yol açmıştır. Hıristiyanların sürekli Müslümanlara baskı yapmaya ve yönetimden uzak tutmaya çalışmaları da önemli bir sorun oluşturmaktadır. Hatta hıristiyanlar bu tutumlarında kendilerini haklı gösterebilmek için Müslümanların sayısını gerçek sayının çok altında göstermektedirler. Bu konuda hıristiyanlar uluslararası güçlerden ve Batıdan da destek görmektedirler. Bu yüzdendir ki Batılı kaynaklarda Uganda'daki hıristiyanların oranı % 75 olarak gösterilirken, Müslümanların oranı sadece % 7 olarak gösterilmektedir. Son yıllarda Uganda'yı sarsan önemli iç sorunlardan biri de ülkede yaşanan AIDS salgınıdır. Bunda ülkedeki fuhşun etkisi olduğu kabul edilmektedir. Uganda'da fuhşun bu derece yayılmasında da Batı'nın önemli rolü olmuştur.
İslami Hareket: Uganda'da devletin resmen tanıdığı İslâmi kuruluş İdi Amin vaktinde kurulmuş olan Yüksek İslâmi Meclis'tir. Camilerin idaresi, hac organizasyonu ve buna benzer dini hizmetler bu yönetime verilmiştir. Bunun yanı sıra devlet tarafından resmen tanınmayan İslâm'a Davet ve Bid'atlerden, Kadiyanilikten ve Dinsizlikten Nehiy Cemiyeti adlı bir başka İslâmi örgüt daha halk arasında faaliyet yapmaktadır. Bu cemiyet 1979'da Muhammed Zira Kirşiyo tarafından kurulmuştur ve genellikle halk arasında tebliğ çalışmaları yapmaktadır. Özellikle kadiyanilik ve bahailik propagandalarının tehlikeli boyutlara ulaştığı Uganda'da adı geçen cemiyetin önemli hizmetleri olmaktadır. Devlet yönetimi İngiltere'den ve daha başka Batılı ülkelerden ekonomik yardım alabilmek için adı geçen sapık mezheplerin propaganda çalışmalarına fırsat vermektedir. Mbale'de bir İslâm Üniversitesi var. İslâm Konferansı Örgütü'nün yardımlarıyla kurulan ve İngilizce ve Arapça eğitim veren bu üniversitede Uganda'dan başka bazı Afrika ülkelerinden de Müslüman öğrenciler öğrenim görüyorlar. Üniversite İKÖ'nün ve bazı İslâm ülkelerinin yardımlarıyla ayakta duruyor. Diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi Uganda'da da İslâmi faaliyetlerin önündeki en önemli engellerden biri misyonerlik çalışmaları. Geniş maddi imkânlara sahip olan misyonerler hıristiyanlaştırma faaliyetlerinin yanı sıra yukarıda zikredilen sapık mezheplerin yayılmasına da yardımcı oluyorlar.
Ekonomi: Uganda ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarımsal üretimin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 35'tir. Çalışan nüfusun % 43'ü tarım sektöründe iş görmektedir. En çok üretilen tarım ürünleri pamuk, darı, süpürge darısı, şeker kamışı, kahve, yer fıstığı, pirinç, çay ve çeşitli meyve ve sebzelerdir. 1992 yılı içerisinde 1 milyon 640 bin ton tahıl, 5 milyon 780 bin ton yer bitkileri, 515 bin ton baklagiller, 8 milyon 720 bin ton meyve, 400 bin ton sebze üretilmiştir. Hayvancılık da ekonomide önemli yer tutar. Yine 1992'de ülkede 5 milyon 100 bin baş sığır, 2 milyon baş koyun, 880 bin baş da domuz bulunuyordu. Denize kıyısı olmamakla birlikte geniş göllere ve çok sayıda akarsuya sahip olduğundan balıkçılık da bu ülkede iyidir. 1991'de 255 bin ton balık avlanmıştır. Uganda zengin maden yataklarına sahiptir. Üretimi yapılan yerel kaynakların başında kalay, bakır ve tungsten gelir. Orman ürünlerinin de ekonomiye önemli katkısı olmaktadır. 1991'de 15 milyon 720 bin ton tomruk üretilmiştir.



Benzer Konular

Görüntüleme:741, Cevaplar:1

İlginizi Çekebilir >
Alt 01-02-2018, 18:06 #2

Nickimi7kedi

Bizden Biri


Alıntı:
. Ancak bu ülkeye İslâmiyet 18. yüzyılın başlarından itibaren yerleşmeye başlamıştır. Bu tarihlerde Seyyid Ahmed bin İbrahim adlı bir davetçi Uganda'ya girerek insanları İslâm'a davet etmeye başladı. Onun arkasından Müslüman tabip Seyyid Ali bin Mutabbib girdi. Bu kişi Buganda krallarından I. Mitza'yı tedavi ederek Müslüman olmasına vesile oldu. Böylece ülkede ilk kez bir Müslüman kral söz sahibi oldu. Sonraki yıllarda krallar arasından yine Müslüman olanlar çıktı. 1877'de Ms. Stanli'nin çağrısıyla Uganda'yı hıristiyan misyonerler sardı. Bundan sonra ülkede bir kilise terörü estirilmeye başlandı ve bu terörden kaçan Müslümanlar ülkenin güneybatısında küçük bir bölgeye yığılmaya başladılar. 19. yüzyıl sonlarına doğru Osmanlı Devleti'ne bağlanan Uganda'yı 1894'te İngiltere işgal etti. İngiliz işgali döneminde ülkedeki krallık yönetimi sembolik olarak devam etti.
uganda bizimmiydi?orayıdamı aldık
doğru Müslüman ticaret adamları sayesinde Ugandalılar Müslümanlıkla tanıştı





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:38 .