Sponsorlu Bağlantılar:
  Sylvia Plath
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree2Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 03-08-2012, 22:16 #21

cynthia

marguerite duras

Berck Plajı (VI)

Bu misket limonu yapraklarının doğal semizliği! –
Kiliseye yürür ağaçlar, budanmış yeşil bilyeler misali.

Papazın sesi, cansız havada,
Karşılaşır girişte mevtayla,

Seslenir ona, tepeler yuvarlanırken ölü çanın çınlamalarıyla;
Buğdayın ve ham toprağın bir ışıltısı.

Bu rengin adı nedir?
Güneşle onmuş kabuklu duvarlardaki eski kan,

El ayak köklerinden eski kan, yanmış yürekler.
Siyah cep defteriyle dul kadın ve üç kız evladı,

Gereklidir çiçeklerin arasında,
Sarıp sarmalar yüzünü ince keten misali,

Tekrar sermek için değil.
Yapay gülücüklerle solucan yeniği bir gökyüzü,

Geçerken bulut bulut.
Ve bir tazeliği yayar gelin çiçekleri,

Ve ruh bir gelindir
Sessiz bir yerde, ve damat kırmızıdır ve unutkandır, cansızdır.

(1962)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy





Alt 03-08-2012, 22:17 #22

cynthia

marguerite duras

Berck Plajı (V)

Gri gök siner, yeşil bir deniz gibi büklüm büklüm
Koşup gider uzaklara tepeler, saklayarak oyuklarını,

Bu oyuklar zevce düşüncelerinin beşiğini sallar,
Duyarsız, elverişli kayıklar,

Entarilerle ve şapkalarla ve porselenle ve evli kız evlatlarıyla dolu.
Taş evin oturma odasında

Açık pencereden dışarı titreşir bir perde,
Titreşir ve dalgalanır, sefil bir mum.

Bu ölü adamın dilidir: hatırla, hatırla.
Nasıl da uzaktadır şimdi adam, yaptığı işler

Etrafında salonun mobilyaları gibi, bir dekor gibi.
Toparlanırken solgunluklar –

Ellerin solgunluklarıyla handiyse komşu yüzlerdeki,
Uçan irislerdeki coşkun solgunluklar.

Uçup gidiyorlar hiçlik olmaya: hatırla bizi.
Hafızanın boş sıraları bakar taşların üstünden,

Mavi damarlı mermer yüzeyler, ve jöle kavanozlarının nergisleri.
Öyle güzel ki yukarısı: orası bir konaklama yeri.

(1962)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:17 #23

cynthia

marguerite duras

Berck Plajı (IV)

Kağıttan fırfırla bir düğün pastası suratı.
Nasıl da olağanüstüdür adam şimdi.

Bir azize sahip olmak gibi bir şeydir.
Kanatlı başlıklarında güzel değil artık hemşireler;

Kahverengileşirler, dokunulmuş gardenyalar misali.
Duvardan uzaklaştırılmıştır tekerlekli yatak.

Budur tamamlanmış olmak. Dehşetli bir şeydir.
Pudralı burnunun öyle beyazca öyle hırpalanmadan

Yükseldiği yapışkan çarşafın altında
Pijama mı giyiyor yoksa akşamlık bir takım elbise mi?

Bir kitapla desteklediler çenesini pekişene dek
Ve titreyen ellerini kavuşturdular: elveda, elveda.

Şimdi uçuşur yıkanmış çarşaflar güneşte,
Şirinleşir yastık kılıfları.

Bir inayettir bu, bir inayet:
Sabun renkli meşeden uzun tabut,

Mükemmel bir ılımlılıkla kendini gümüşe kazdıran
O ham tarih ve meraklı taşıyıcılar.

(1962)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:18 #24

cynthia

marguerite duras

Berck Plajı (III)

Otelin balkonlarında, pırıl pırıl nesneler,
Nesneler, nesneler –

Tekerlekli koltukların çelik boruları, alüminyum koltuk değnekleri.
Tuzun tatlılığı misali. Niçin yürümeliyim ben

Kazlarla lekelenmiş mendireğin ötesine?
Hemşire değilim ben, beyaz ve görevde,

Bir gülüş değilim ben.
Kancayla ve çığlıklarla, bir şeyler peşinde bu çocuklar,

Ve onların korkunç hatalarını sarmak için çok küçüktür kalbim.
Bu bir erkeğin parçası: O’nun kırmızı kaburga kemikleri,

Ağaçlar gibi çatlayan sinirler, ve işte cerrah:
Aynamsı bir göz –

Bilginin bir kesiti.
Bir odada çizgili bir döşek üstünde

Yaşlı bir adam yok olmaktadır.
Sızlayan karısından fayda yoktur.

Sarı ve değerli, gözbebekleri nerededir,
Ve dil, külden bir safir.

(1962)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:18 #25

cynthia

marguerite duras

Berck Plajı (II)

Bu siyah çizmenin kimseye yok merhameti.
Niye olsun ki, ölü bir ayağın cenaze arabasıdır bu,

Uzun, ölü, parmaksız ayağı bir papazın
Ki iskandiller kitabının kuyusunu,

Manzara misali çıkıntı yapar önünde kıvrık yazı.
Müstehcen bikiniler saklanır kumullarda,

Işığı gıdıklar, memeler ve kalçalar
Bir şekercinin küçük kristallerden şekeri,

Yuttuğu bir şeyden ötürü hasta –
Yeşil bir havuz açarken gözünü,

Kollar bacaklar, tasvirler, feryatlar. Beton ambarların ardında
İki aşık ayırır birbirinden kendilerini.

Ey beyaz deniz çanağı,
Hangi iç çekmeler bu fincanlarda, hangi tuz gırtlakta…

Ve seyirci, titreyerek,
Gerilmiş uzun bir cisim gibi

Durgun bir büyük tehlike arasında,
Ve yabani bir ot, cinsel organlar gibi kıllı.

(1962)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:18 #26

cynthia

marguerite duras

Berck Plajı (I)

İşte budur deniz, yani bu büyük bekleyiş durumu.
Nasıl da emer iltihaplarımı güneşin sargısı.

Soluk renkli kızlarca dondurucudan kepçeyle dökülmüş
Elektriklendiren renkli şerbet, kavrulmuş ellerle dolanır havada.

Niye bu denli sessizdir, ne saklarlar?
İki bacağım var, ve giderim gülümseyerek.

Kumdan bir amortisör öldürür titreşimleri;
Millerce yayılır, koltuk değneksizdir çekmiş sesler

Ve dalgalanır, eski boylarının yarısıdır.
Bu çıplak yüzeylerle haşlanmış gözün hatları,

Sabitlenmiş elastikler gibi, bumerang misali yaralar sahibini.
Siyah gözlükler takması bir mucize mi?

Siyah papaz cüppesi giymesi bir mucize mi?
Buraya gelir şimdi, hep birden sırtını O’na dönen

Uskumru toplayıcılarının arasında.
Bedenin parçaları gibi dokunurlar siyah ve yeşil ağ örüntülerine.

Bunları billurlaştıran, yılanlarla dolu deniz
Sürünerek kaçar, ıstıraplı uzun bir tıslamayla.

(1962)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:18 #27

cynthia

marguerite duras

Cadı Yakılışı

Pazar yerinde yığıyorlar kuru odunları.
Pespaye bir paltodur gölgelerin fundalığı. Otururum
Kendimin balmumu resminde, bir bebeğin bedeni.
Burada başlar hastalık: cadılar için hedef tahtasıyım.
Ancak şeytan yiyerek dışarı atabilir şeytanı.
Kırmızı yaprakların ayında tırmanırım ateşten bir yatağa.

Suçu karanlığa yüklemek kolaydır: bir kapının ağzı,
Mahzenin karnı. Üfleyip söndürdüler maytabımı.
Siyah kanatlı bir kadın tutar beni bir papağan kafesinde.
Amma da büyük gözleri var ölülerin!
İçli dışlıyım saçlı bir ruhla.
Bu boş kavanozun gagasından kıvrımlaşır duman.

Eğer küçük isem, zarar veremem.
Eğer kımıldamazsam, hiçbir şeyi deviremem. İşte böyle dedim,
Otururken bir kazan kapağı altında, bir pirinç tanesi gibi atıl ve minnacık.
Arttırıyorlar ocakların ısısını, halka halka.
Nişastayla dolup taşıyoruz, benim küçük beyaz arkadaşlarım. Büyüyoruz.
Önce acıtıyor. Öğretecek bize gerçeği o kırmızı diller.

Böceklerin annesi, aç elini yeter ki:
Mumların ağzı arasından uçacağım yanmayan bir kelebek misali.
Geri ver bana biçimimi. Hazırım günleri tefsir etmeye
Bir taşın gölgesinde tozla çiftleştiğim yerde.
Bileklerim parıldar. Parlaklık tırmanır kalçalarıma.
Yitip gitmişim, yitip gitmişim, bütün bu ışıkların harmanilerinde.

(1959)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:19 #28

cynthia

marguerite duras

Hayvan

Daha önce boğa adamdı
Çanak kralı, benim şanslı hayvanım.
Havalı arazisinde kolaydı nefes almak.
Güneş otururdu onun koltukaltında.
Küf tutmadı hiçbir şey. Küçük görünmezler
Hizmet ettiler onun ayaklarına ve ellerine.

Mavi bacılar gönderdi beni başka bir okula.
Yaşadı maymun abullabut kep altında.
Devam etti bana öpücükler savurmaya.
Hemen hemen tanımıyordum onu.

Kolay kurtulamazsınız ondan:
Mırıltı-pençeler, gözü yaşlı ve üzgün,
Fido Küçük-ruh, aşinadır barsaklara.
Bir çöp tenekesi yeterli onun için.
Onun kemikleridir karanlık.
İstediğin isimle çağır onu, gelecektir.

Çamur havuzu, arpacıklı mutlu yüz.
Evlendim süprüntü bir dolapla.
Bir balık gölcüğünde girerim yatağa.
Düşer gök her daim burada.
Domuzun çamur sefası pencere önünde.
Yıldız böcekleri bu ay korumayacak beni.
Zaman’ın körbarsağında kurarım evimi
Karıncalarla yumuşakçalar arasında.
Hiçliğin Düşesi,
Saç-dişinin gelini.

(1959)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:19 #29

cynthia

marguerite duras

Karanlık Ev

Karanlık bir evdir bu, çok büyük.
Kendi kendime yaptım,
Sessiz bir köşeden odacık odacık,
Çiğneyerek boz kağıdı,
Sızdırarak tutkal damlalarını,
Islık çalarak, kımıldatarak kulaklarımı,
Başka bir şeyler düşünerek.

Öyle çok mahzeni var ki evin,
Yılanbalığı kayganlığında oyuklar!
Bir baykuş misali değirmiyim,
Görürüm kendi ışığımda.
Her bir gün enik yavrulayabilirim
Ya da bir at doğurabilirim. Kımıldar karnım.
Daha çok harita yapmalıyım.

Şu iliksi tüneller!
Köstebek ellerle yiyerek ilerlerim yolumda.
Büsbütün-ağız yalar yalapşap çalıları
Ve et tencerelerini.
Yaşar eski bir kuyuda,
Taşlık bir çukurda. Kendi kabahatidir.
Şişkonun biridir.

Çakıl taşı kokuları, şalgamsı odalar.
Küçük burun delikleri soluk alır.
Küçük mütevazı sevgililer!
Değersiz şeyler, burunlar gibi kemiksiz,
Sıcak ve tahammül edilebilir
Kökün bağırsağında.
Buradadır şefkatli bir anne.

(1959)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:19 #30

cynthia

marguerite duras

Kamışlı Gölcükten Flüt Notaları

Şimdi elekten dökülürcesine, tabaka tabaka,
Soğuk gelir nilüfer kökündeki çardağımıza.
Üzerinde solar yazın eski şemsiyeleri
Takatsiz eller misali. Korunak yok çok fazla.

Saat başı göğün gözü genişletir
Boş hâkimiyetini. Daha yakında değil yıldızlar.
Kurbağa ağız ve balık ağız şimdiden içmektedir
Kayıtsızlığın likörünü, ve her şey batar

Unutkanlığın yumuşak bir cenin zarında.
Ölür firari renkler.
Şayak kurtçukları uyuklar ipek kılıflarında,
Heykellerce uyumaya sallar kafalarını lamba kafalı periler.

Kuklacının iplerinden kurtulmuş kuklalar
Boynuz maskelerini takar yatakta.
Ölüm değildir bu, daha da güvenli bir şeydir.
Kanatlı efsaneler çekmez artık bizleri.

Golgotha’daki suyun üstünde, bir kamışın tepeciğinde
Şakımıştı dilsiz tüy dökülmeleri,
Ve bir tanrı bir bebek parmağı misali nasıl da dayanıksız
Çatlatır kabuğunu ve yönelir havaya.

(1959)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:20 #31

cynthia

marguerite duras

Kim

Çiçeklenme ayı geçti. Toplandı meyve,
Yenilmiş ya da çürümüş. Büsbütün bir ağızım ben.
Ambarların dolum ayıdır Ekim.

Bir anne karnı gibi küflüdür bu baraka:
Eski avadanlıklar, tutamaçlar ve paslı pimler.
Burada evimdeyim ölü başların arasında.

Bırak bir çiçek saksısında oturayım,
Örümcekler fark etmeyecektir bunu.
Tutuk bir sardunyadır yüreğim.

Yeter ki ciğerlerimi rahat bıraksın rüzgâr.
Yük eşeği koklar aşağı doğru çiçeklenen taçyapraklarımı.
Zangırdarlar ortanca bitkileri misali.

Çürüyen başlar avutur beni,
Kirişlere mıhlanmış dün:
Kış uykusuna yatmaz sâkinleri.

Lahana kafalar: solucan moru, gümüşsü mine,
Katır kulaklarından bir sos, güveli post, fakat yeşil yürekli,
Domuz yağı gibi beyazdır damarları.

Ey kullanılmış şeylerin güzelliği!
Gözleri yoktur turuncu balkabaklarının.
Kuş olduklarını düşünen kadınlarla doludur bu holler.

Uyuşuk bir okuldur bu.
Bir köküm ben, bir taş, bir baykuş kusmuğu,
Herhangi bir düş olmaksızın.

Anne, dili olmak istediğim
Tek ağızsın sen. Başkalığın annesi
Ye beni. Çöp sepeti esneyişi, eşiklerin gölgesi.

Demiştim: Bunu hatırlamalıyım, küçük olmayı.
Öylesine kocaman çiçekler vardı,
Eflatun ve kızıl ağızlar, büsbütün latif.

Böğürtlen dallarının çemberleri ağlattı beni.
Şimdi yakarlar beni bir ampül misali.
Hiçbir şey hatırlayamıyorum haftalardır.

(1959)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:20 #32

cynthia

marguerite duras

Maenad

Bir zamanlar sıradandım:
Babamın fasulye ağacının yanında otururdum
Bilgeliğin parmaklarını yerdim.
Süt verirdi kuşlar.
Gök gürlediğinde yassı bir taşın altına saklanırdım.

Ağızların annesi sevmezdi beni.
Yaşlı adam büzülüp taşbebek olmuştu.
Ah, ben de çok büyüğüm geri geri gitmek için:
Kuş sütü tüylerdir,
Fasulye yaprakları eller gibi dilsizdir.

Çok az işe yarar bu ay.
Olgunlaşır ölüler asma yapraklarında.
Aramızdadır kırmızı bir dil.
Anne, girme benim arka bahçeme,
Başka biri olmaktayım.

Köpek başlı, pisboğaz:
Karanlığın böğürtlenleriyle besle beni.
Göz kapakları kapanmaz. Zaman
Salıverir güneşin büyük göbeğinden
Sonsuz yakamozunu.

Yutmalıyım hepsini.
Hanımefendi, bu diğerleri de kim, Ay’ın fıçısında –
Bu uyku ayyaşları, ki kolları bacakları birbiriyle savaşta?
Kan siyahtır bu ışıkta.
Adımı söyle bana.

(1959)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:20 #33

cynthia

marguerite duras

Arıcının Kızı

Ağızlardan bir bahçe. Eflatun, al benekli, kara
Genişçe yayılır büyük çiçek taçları, sıyırırlar kendi ipeklerini arkaya.
Gizlice saldırır miskleri, halka halka,
Neredeyse soluk alınamayacak denli yoğun bir koku pınarı.
Dolanıp durursun redingotunda papazsı
Çok memeli kovanların arasında, ey arıların üstadı.

Yüreğim ayağının altında, bir taşın bacısı.

Trompet gırtlaklar açılır kuş gagalarına.
Altın Yağmur Ağacı döker tozlarını.
Turuncu ve kızıl çizgili bu küçük kadın odalarında
Başını sallar ercikler, baba hanedanlarında
Krallar misali güçlüler. Zengindir hava.
Bir kraliçelik ki, hiçbir anne yarışamaz onunla –

Bir meyve ki, ölümdür tadına bakmak: kara et, kara kabuklar.

Bir parmak darlığındaki oyuklarda, yalnız arılar
Otururlar çayırlıklar arasında. Bir deliğin ağzına
Dayarım gözümü diz çökerek ve bir gözle karşılaşırım
Değirmi, yeşil, bir gözyaşı gibi avutulmaz.
Baba, damat, bu Paskalya yumurtasında
Şeker güllerinin tacı altında

Evlenir arı kraliçe yılının kışıyla.

[1959]

Sylvia Plath (1932- 1963)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:21 #34

cynthia

marguerite duras

Mumlar

Son romantiklerdir, bu mumlar:
Ters yüz olmuş ışık-kalpler eğilmiş parafin parmaklara,
Ve parmaklar, kapsanmış kendi halelerinde,
Sütsü, handiyse şeffaf, azizlerin bedenleri misali.
Önemli nesnelerin bütün topluluğuna

Aldırmaz davranışları, dokunaklıdır,
Bir gözün derinliklerinde iskandil etmek tek kelimeyle
Gölgelerinin boşluklarında, sazlıklarının saçağında,
Ve sahibi otuzunu geçmiştir, güzelliği kalmamıştır artık.
Daha sağgörülü olurdu gün ışığı,

Herkese adilce söz verirdi.
Balon yolculuklarıyla ve stereoptikonla demode olmalıydı.
Kişisel görüş açısının zamanı değil şimdi.
Yaktığım zaman onları, iğnelenir burun deliklerim.
Onların solgun, mütereddit sarılıkları

Sahte, Edward’sı duygular çağrıştırır,
Ve ben anımsarım Viyanalı anneannemi.
Franz Joseph’e güller vermişti öğrenciyken.
Terlemişti ve ağlamıştı vatandaşlar. Beyaz giymişti çocuklar.
Ve Tirol’da gamlanmıştı dedem,

Kendisinin Amerika’da şef garson olduğunu hayal ederken,
Soğuk peçetelerin, buz kovalarının arasında
Yüzerken kutsal bir kilise sessizliğinde.
Armutlar kadar şirindir bu küçük ışık kürecikleri.
Müşfiktirler yatalaklara ve aşırı duygusal kadınlara,

Yumuşatırlar o kel ayı.
Rahibe-ruhludurlar, yanarlar göğe doğru ve evlenmezler asla.
Baktığım çocuğun gözleri azıcık açık.
Yirmi yıl sonra düşmüş olacağım
Cereyanda kalmış bu kısa ömürlü şeyler gibi.

İzlerim dökülen gözyaşlarının kararıp matlaşarak incileştiğini.
Hâlâ bir doğum uykusundaki bu çocuğa
Herhangi bir şeyi nasıl anlatabilirim ki?
Yumuşak ışık örter O’nu, bu gece, bir şal misali,
Gölgeler eğilir vaftiz törenindeki konuklar gibi.

[1960]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:22 #35

cynthia

marguerite duras

Shirley Burnu

Su kulesi tepesinden tuğla hapishaneye
Gümbürder hartama, homurdanır
Denizin çöküşü altında.
Kar çörekleri yarılır ve savrulur. Bu yıl
Sıçrar kızgın dalga
Bentlere ve düşer
Dağılmış deniz kabuklarından bir yatağa,
Buzdan tuzsu bir lapayı bırakarak beyazlatmaya

Ninemin kumlu bahçesinde. Burada çamaşırları
Dalgalanmış ve buz tutmuş ninem ölmüştür, ki
Korurdu evini
Paçoz, isterik denizin yapabileceklerine karşı.
Bir keresinde fırtına dalgaları fırlatmıştı
Mahzen penceresinden içeri gemi kalaslarını;
Biçerdöver kuyruklu, mızrak yemiş
Köpekbalığı yayılıp kalmıştı sardunya tarhında -

İnatçı öğelerin böylesi gizli bir anlaşmasıyla
Yıpranmış saplı süpürgesinden bir yumru kaldı.
Yirmi yıl sonra
Elinden çıktıktan sonra, basar bağrına ev her bir kasvetli
Alçı oyuğunda
Eflatun yumurta taşlarını: Büyük Kafa’nın
Topuzundan doldurulmuş Bağırsak’a
Öğütür deniz bu yuvarlakları soğuk taşlığında.

Buğday somunlarını
Ve elma keklerini soğusun diye bıraktığı
O mıhlanmış pencerelerin ardında
Kışı geçirmez şimdi kimse. Hırpalanmış
İnatçı çakıl burnundan daha fazla
Yaşayan ve onca gamlanan
Nedir? Dalgaların
Fışkıran yadigarları şıkırdatır rüzgârdaki kudasları,

Küt boyunlu ördeklerin yüzdüğü boz dalgaları.
Bir sevginin emeği, ve heder oldu o emek.
Muntazaman yer deniz
Shirley Burnu’nda.
Kutsanmıştı öldüğünde, ve bulduğum şey
Kemiklerdi, kemiklerdi sadece, ellenmiş ve fırlatılmış,
Köpek yüzlü bir deniz.
Batıyor güneş Boston’un altında, kan kızılı.

Senin sevginin kuru memeli taşlara
Doldurduğu sütü sağmak isterdim.
Dalar siyah ördekler.
Ve merhametin sel olup aksa da
Ve çare bulsam da,
Nineciğim, ev değil ki taşlar
En köpüksü güvercine.
Kum setine ve kuleye doğru vurur siyah deniz.

[1959]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:22 #36

cynthia

marguerite duras

Arı Sokmaları

Çıplak elle, uzanırım peteklere.
Beyaz giyimli adam gülümser, çıplak elli,
Tülbent eldivenlerimiz düzgün ve hoş,
Bileklerimizin gırtlakları cesur zambaklar.
Adamın ve benim

Aramda bin tane temiz hücre var,
Sarı fincanların sekiz peteği,
Ve arı kovanının kendisi bir çay fincanı,
Pembe çiçeklerle beyaz üzerinde,
Aşırı sevgiyle emayladım onu

“Hoşluk, hoşluk” diye düşünerek.
Kuluçka hücreleri bozdur fosillerin kavkıları misali
Dehşete düşürür beni, eski görünürler.
Nedir satın aldığım, kurtlu maun?
İçinde hiç kraliçe var mıdır?

Eğer varsa, yaşlıdır,
Kanatları yırtık şallar, uzun bedeni
Ovunmuş pelüşünde –
Yoksul ve çıplak ve kraliçeliğe aykırı ve hatta utanç verici.
Kanatlı, mucize olmayan kadınların

Bal taşıyıcılarının
Bir sütununda dururum.
Yıllarca toz yesem de
Ve kurutsam da tabakları sık saçlarımla
Sürüklemem ben.

Ve görüldü tuhaflığımın buharlaştığı,
Mavi çiy tehlikeli deriden.
Haberleri açık kiraz çiçekleri, açık yoncalar hakkında olan
Koşuşturup duran bu kadınlar
Nefret mi ederler benden?

Neredeyse bitti.
Denetim bende.
Bal-makinem burada,
Düşünmeksizin çalışır,
Açılır, ilkbaharda, gayretli bir bakire misali.

Fildişi tozları için denizi ovalayan ay misali
Ovalamak için köpüklenen sorguçları.
Üçüncü bir kişi izlemektedir.
Ne arı satıcısıyla ne de benimle ilgisi var o adamın.
Şimdi gitmiştir adam

Sekiz uzun sıçrayışta, büyük bir günah keçisi.
Burada adamın terliği, burada bir başkası,
Ve adamın şapka niyetine taktığı
Beyaz keten dörtgen burada.
Hoştu adam,

Dünyayı meyveye kuvvetle çeken
Bir yağmur çabalarının teri.
Arılar tanıdı adamı,
Şekillendiler dudaklarında yalanlar gibi,
Karmaşıklaştırarak yüz hatlarını.

Ölmeye değer diye düşündüler, fakat
Telafi etmem gereken bir özüm var, bir kraliçe.
Ölü müdür, uyuyor mu?
Nerede kaldı,
Aslan-kızılı bedeniyle, camdan kanatlarıyla?

Uçuyor şimdi
Hiç olmadığı ölçüde korkunç, kızıl
Yara izi gökte, kızıl kuyrukluyıldız
Onu öldüren motorun üstünde –
Anıtmezar, mum ev.

(1962)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:22 #37

cynthia

marguerite duras

Kışlama

Kolay zamandır bu, yapacak bir şey yoktur.
Ebenin sarmallarını fırıl fırıl döndürdüm,
Balım var,
Altı kavanoz,
Altı kedinin gözleri şarap mahzeninde,

Kışı geçirirler penceresiz bir karanlıkta
Evin yüreğinde
En son kiracının ekşimiş reçelinin
Ve boş şişelerin pırıltıları yanında –
Sör filan kişinin cini.

Budur içinde hiç bulunmadığım oda.
Budur içinde hiç nefes alamadığım oda.
Bir yarasa gibi yığılmış üst üste siyah orada,
Işık yok
Dehşetli eşyaların üzerindeki

Donuk Çin sarısından ve el fenerinden başka –
Siyah budalalık. Çürüme.
Sahip olma.
Onlardır benim sahibim.
Ne aldırmaz ne zalim,

Cahil sadece.
Arılar için salınma zamanıdır bu – arılar
Öyle yavaş ki handiyse tanıyamıyorum onları,
Askerler gibi tek sıra halinde
Pekmez tenekesinin önünde

Aldığım balın telafisi için.
Tate ve Lyle sürdürürler onları işe koşmaya,
Arıtılmış kar.
Çiçekler yerine, Tate ve Lyle onların sayesinde geçinir.
Alırlar onu. Bastırır soğuk.

Şimdi toparlanırlar bir kütlede,
Bütün bu beyaza karşı
Siyah zihin.
Beyazdır gülüşü karın.
Kendisini saçar, Meissen’in mil uzunluğundaki bedeni.

Sıcak günlerde, kendi ölülerini
Taşırlar sadece içine.
Arıların hepsi kadındır,
Hizmetçi kızlardır ve uzun boylu sultanlardır.
Erkeklerden kurtulmuşlardır,

Hoyrat, hantal yığınlar, görgüsüzler.
Kadınlar içindir kış –
O kadın, örgüsünün başında hâlâ,
İspanyol cevizi beşiği yanında,
Bedeni bir çiçek soğanı soğukta ve düşünce için çok aptal.

Hayatta kalacak mıdır arı kovanı, kuzgunkılıçları
Başaracaklar mı ateşlerini bankaya yatırarak
Yeni yıla girmeyi?
Tadı neye benzeyecek, o Noel güllerinin?
Uçuyor arılar. İlkbahar tadındalar.

(1962)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:23 #38

cynthia

marguerite duras

Külkedisi

Kırmızı topuklu kıza eğilir şehzade,
Süzülür kızın yeşil gözleri, yavaşlarken müzik
Saçı parlar gümüş bir yelpazede;
Şarap gibi kayar ışığa misafirler süzülerek

Uzun cam saray salonunun her sarmalında;
Eğilmiş kemanlarda kapsar çıkrıklar orayı.
Pembe mumlar titreşir leylak duvarda
Yansıtarak milyon şarap şişesinin parlaklığını,

Ve süzülen çiftlerin hepsi fırıl fırıl bir vecitte
Katılırlar çoktan başlamış bayram cümbüşüne,
Ta ki on ikiye yakın o garip kız birdenbire
Suçlulukla durdurup, soldurup, sarılıncaya dek şehzadeye

Heyecanlı müzik ve kokteyl muhabbeti ortasında
Kulak verir saatin yakıcı tik taklarına.

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:23 #39

cynthia

marguerite duras

Güliver

Bedeninin üstünden gider bulutlar
Yüksekte, yüksekte ve buzsu
Ve biraz yassı, sanki yüzerler

Görünmez bir cam üstünde.
Kuğuların aksine,
Yoktur yansıları;

Senin aksine,
İpler iliştirilmemiş.
Hepsi serin, hepsi mavi. Senin aksine –

Sen, orada sırt üstü,
Süzersin göğü.
Örümcek-adamlar yakalamış seni,

Sararak ve bükerek küçük bukağılarını,
Rüşvetleri –
Çokça ipek.

Nasıl nefret ederler senden.
Parmaklarının vadisinde konuşur o larvalar.
Odalarında uyumanı isterler.

Bu kıtık ve şu ayak ucu, bir yadigar.
Geri çekilin!
Yedi fersah geri çekilin, tıpkı Crivelli’deki

Dönenen şu uzaklıklar gibi, el sürülmez.
Bu göz bir kartal olsun,
Dudağının bir gölgesi, bir uçurum.

[1962]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:24 #40

cynthia

marguerite duras

Son Sözler

Sıradan bir tabut istemem, kaplan çizgili
Bir lahit isterim, ve uzun uzun bakmak için
Ay gibi değirmi bir yüz olmalı üstünde.
Geldiklerinde onlara bakmak isterim
Dilsiz minerallerin, köklerin arasından seçmek için.
Şimdiden görürüm onları – o solgun, yıldız uzağı yüzleri.
Bir hiçler şimdi, bebek bile değiller.
Babasız ve anasız tasarımlarım onları, ilk tanrılar misali.
Önemli olup olmadığımı düşünürler.
Şekerlemeliyim ve meyve gibi reçelini yapmalıyım günlerimin!
Aynam buğulanır –
Birkaç nefes daha, ve hiçbir şey yansıtmayacak.
Çiçekler ve çehreler çarşaf misali ağarır.

Güvenmem ruha. Kaçar buhar misali
Düşlerde, ağız-deliği ve göz-deliği arasından. Durduramam onu.
Bir gün gelmeyecek artık geri. Nesneler böyle değil.
Kalırlar, sayısız dokunuşlar ısıtır
Küçük özel cazibelerini. Handiyse mırlarlar.
Ayak tabanlarım üşüdüğünde,
Firuzemin mavi gözü avutur beni.
Bırakın alayım bakır tencerelerimi, bırakın allık kutularım
Çiçeklensin etrafımda güzel kokan gece çiçekleri gibi.
Saracaklar beni bandajlara, ayaklarımın altındaki
Hoş bir paketin içine koyacaklar yüreğimi.
Neredeyse tanıyamıyorum kendimi. Karanlık bastıracak,
Ve İştar’ın çehresinden daha hoş ışıldar bu küçük nesneler.

[1961]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:24 .