Sponsorlu Bağlantılar:
  Sylvia Plath
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree2Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 03-08-2012, 22:24 #41

cynthia

marguerite duras

Jigolo

Cep saatiyim, iyi çalışırım.
Caddeler kertenkelemsi çatlaklardır
Sarptır, saklanacak delikleri vardır.
En iyisi çıkmaz sokakta buluşmaktır,

Aynalı pencereleriyle
Kadifeden bir kale.
Orada güvendesin,
Aile fotoğrafları yoktur orada,

Yoktur burunda yüzük, çığlık yok.
Işıltılı balık kancaları, kadınların gülüşleri
Yutuverir hacmimi
Ve ben, şık siyah giysilerimde,

Öğütürüm bir dizi memeyi medüzler gibi.
Yumurta yerim
Beslemek için iniltilerin viyolonsellerini –
Yumurta ve balık, zaruri,

Afrodizyak kalamar.
Ağzım sarkar,
Mesih’in ağzı
Ulaştığında onun sonuna makinem.

Altın mafsallarımın
Gammazlığı, kancıkları
Gümüş dalgacıklarına döndürme biçimim
Bir halı serer, bir derin sessizlik.

Ve sonu yoktur, sonu yoktur hiç.
Asla yaşlanmayacağım. Yeni istiridyeler
Çığlık atar denizde ve ben
Parıldarım Fontainebleau gibi

Memnunum,
Yüzeyi üzerine usulca yaslanıp
Kendimi seyrettiğim
Bütün fıskiyeler bir göz.

[1963]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy





Alt 03-08-2012, 22:24 #42

cynthia

marguerite duras

Küçük Füg

Porsukağacının siyah parmakları sallanır:
Soğuk bulutlar geçip gider.
Körlere böyle işaret verir
Sağırlar ve dilsizler, ve anlaşılmazlar.

Severim siyah beyanatları.
Şu bulutun ifadesizliğine bak şimdi!
Her şeyin üstündeki bir göz gibi beyaz!
Kör piyanistin gözü

Gemideki masamda.
Dokundu yiyeceklerine.
Parmaklarında samur burunları vardı.
Durduramadım O’na bakmayı.

Beethoven’i duyabiliyordu:
Siyah porsukağacını, beyaz bulutu,
Dehşetli komplikasyonları.
Parmak-tuzakları – tuşların bir fırtınası.

Tabaklar gibi boş ve aptal,
Böyle gülümser o kör.
Kıskanırım büyük şamataları,
Grosse Füg’ün porsukağacı çiti.

Sağırlık bambaşka bir şey.
Böylesi karanlık bir huni, benim babam!
Görürüm sesini
Siyah ve yapraklı, çocukluğumdaki gibi.

Buyrukların porsukağacı çiti,
Gotik ve barbar, saf Alman.
Ölü adamlar feryat eder oradan.
Suçsuzum ben.

Porsukağacı benim İsa’m, o halde.
O denli işkence görmedi mi?
Ve sen, o Büyük Savaş sırasında
Kaliforniya’da şarküteride

Doğruyordun sosisleri!
Boyarlar uykumu onlar,
Kırmızı, alacalı, kesik boyunlar gibi.
Sessizlik vardı!

Başka bir düzenin büyük sessizliği.
Yedi yaşındaydım, bir şey bilmezdim.
Dünya oluşmuştu.
Bir bacağın vardı, ve Prusyalı bir ruhun.

Şimdi benzer bulutlar
Yayar boş çarşaflarını.
Bir şey demiyor musun?
Topaldır hafızam.

Anımsarım mavi bir gözü,
Mandalinaların evrak çantasını.
Bu bir adamdı, o halde!
Ölüm açıldı, siyahça, siyah bir ağaç misali.

Hayatta kalırım bu arada,
Düzenleyerek sabahımı.
Bunlar benim parmaklarım, bu benim bebeğim.
Bulutlar bir düğün giysisi, o denli solgun.

[1962]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:24 #43

cynthia

marguerite duras

Asılmış Adam

Bir tanrı yapıştı saçlarıma köklerinden.
Mavi voltlarında cızırdadım bir çöl peygamberi gibi.

Kertenkele gözkapağı misali gözden kayboldu geceler:
Çıplak beyaz günlerden bir dünya gölgeliksiz göz oyuğunda.

Mıhladı beni bu ağaca leşçil can sıkıntısı.
Yerimde olsaydı, yaptığımı yapardı.

[1960]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:25 #44

cynthia

marguerite duras



Felçli

Meydana gelir. Devam eder mi? –
Zihnim bir kaya,
Tutacak parmak yok, dil yok,
Tanrım

İki tozlu çantamı
İçeri ve dışarı
Pompalayan
Beni seven demir ciğer,

İstemez yeniden nüksetsin
Dışarıdaki gün kayıp giderken telgraf şeritleri gibi.
Gece getirir menekşeleri,
Gözlerin goblenlerini,

Işıkları,
Uysal adsız
Sesleri: “İyi misin?”
Kolalanmış, erişilmez sine.

Ölü yumurtayım, uzanırım
Tamamen
Dokunamayacağım bütün bir dünyaya.
Beyaz uyku sedirimin

Gergin davulunda
Ziyaret eder beni fotoğraflar
Karım, ölü ve yassı, 1920 kürkü içinde,
Ağzı dolu incilerle,

Onun gibi yassı
İki kız fısıldar “senin kızlarınız biz” diye.
Durgun sular
Dudaklarımı sarmalar,

Gözler, burun ve kulaklar,
Çatlatamadığım
Berrak bir selofan.
Çıplak sırtımda

Gülümserim, bir Buddha, bütün
İsteğim , arzum
Düşer benden ışıklarına sarılan
Yüzükler misali.

Manolyanın
Pençesi,
Kendi kokusuyla sarhoş,
Bir şey istemez hayattan.

[1963]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy





Alt 03-08-2012, 22:25 #45

cynthia

marguerite duras

İyilik

İyilik akıp gider evimde.
Bayan İyilik, öyle hoştur ki!
Yüzüğündeki mavi ve kırmızı mücevherler tüter
Pencerelerde, aynalar
Doldurulur gülüşlerle.

Bir çocuk ağlayışından daha gerçek ne var?
Bir tavşanın iniltisi belki daha vahşidir
Fakat ruhu yoktur.
Şeker her şeyi sağaltır, böyle söyler İyilik.
Şeker gerekli bir sıvıdır,

Kristalleri küçük bir yara lapası.
İyilik, ey iyilik
Şirince toplar parçaları!
Benim Japon ipeklerim, umutsuz kelebekler,
Her an iğneye geçirilebilir, uyuşturulabilir.

Ve buraya geliyorsun, bir fincan çayla
Buğuyla sarmalanmış.
Şiirdir kan fışkırışı,
Yoktur durduruluşu.
İki çocuk uzatırsın bana, iki gül.

[1963]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:26 #46

cynthia

marguerite duras

Temmuz’da Gelincikler

Küçük gelincikler, cehennemin küçük alevleri,
Zarar vermez misiniz?

Titreşirsiniz. Dokunamam sizlere.
Ellerimi alevlerin arasına koyarım. Hiçbir şey yanmaz.

Ve tüketir beni böylesine titreştiğinizi
İzlemek, kırışıklıklarınız ve saf kızıllığınız, ağızdaki deri gibi.

Bir ağız henüz kanadı.
Küçük kanlı etekler!

Dokunamayacağım duman vardır.
Nerede afyonlarınız, tiksindirici kapsülleriniz?

Kanayabilsem, ya da uyuyabilsem! –
Ağzım evlenebilse böylesi bir yarayla!

Ya da özsularınız sızsa içime, bu cam kapsülde,
Cansızlaştırarak ve dindirerek.

Fakat renksiz. Renksiz.

[1962]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:27 #47

cynthia

marguerite duras

Olay

Nasıl da katılaşır elementler! –
Ay ışığı, şu kireç kayalık
Gediğinde yattığımız

Sırt sırta. Çivit mavisi soğukluğundan
Bir baykuşun feryadını duyarım.
Dayanılmaz sesliler girer yüreğime.

Beyaz beşikteki çocuk döner ve iç geçirir,
Açar ağzını şimdi, talep eder.
Küçük yüzü oyulmuştur ıstıraplı, kırmızı ağaçtan.

Sonra yıldızlar vardır – sökülemez, sert.
Bir dokunuş: yanar ve hastalanır.
Göremiyorum gözlerini.

Elma çiçeklenişinin geceyi buzlandırdığı yerde
Yürürüm bir çember içinde,
Eski hataların bir yivi, derin ve acı.

Aşk gelemez buraya.
Kara bir boşluk kapatır kendi kendisini.
Karşıt dudakta

Küçük beyaz bir ruh el sallar, küçük beyaz bir larva.
organlarım da terk etti beni.
Kimdir organlarımızı bedenden ayıran?

Eriyor karanlık. Dokunuruz sakatlar gibi.

[1962]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:27 #48

cynthia

marguerite duras

Thalidomide

Ah yarım ay -

Yarım beyin, ışıldama -
Zenci, maskeli bir beyaz gibi,

Senin karanlık
Ampütasyonların emekler ve dehşete kapılır –

Örümceğimsi, tehlikeli.
Hangi eldiven

Hangi meşinlik
Korumuştu

Beni o gölgeden -
Unutulmaz goncalar.

Kürek kemiklerindeki mafsallar, o
Yüzler ki

İterler varoluşa, sürüyerek
Yoklukların

O budanmış kan örteneğini.
Bana verilmiş şey için bir mekâna

Marangozluk yaparım bütün gece:
İki ıslak gözün ve bir çığlığın

Aşkına.
Beyaz tükürüğüne

Aldırmazlığın!
Döner ve düşer kara meyveler.

Baştan aşağı çatlar bardak,
Görüntü

Kaçar ve bölünür düşmüş cıva misali.

[1962]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:27 #49

cynthia

marguerite duras

Ekim’de Gelincikler

Bu sabah böylesi etekleri güneş bulutları bile sunamazdı.
Ne de paltosunun arasından öyle muazzam çiçeklenen
Kırmızı kalbiyle ambulanstaki o kadın –

Bir armağan, bir sevda armağanı
Mutlak istenmemiştir
Bir gök tarafından,

Solgun ve yalazlanarak
Tutuşturur karbonmonoksitlerini, gözlerde
Donuklaşıp durdurulur melon şapkalar altında.

Ah Tanrım, neyim ben
Ki bu geç ağızlar çığlıkla açılır
Bir ayaz ormanda, belemirlerin şafağında.

[1962]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:28 #50

cynthia

marguerite duras

Metaforlar

Bilmeceyim ben dokuz heceli,
Bir fil, kocaman bir ev,
İki filiz üstünde gezinen bir kavun.
Ey al yemiş, fildişi, kaliteli keresteler!
Mayasıyla kabarmış bu somun büyüktür.
Bu semiz çantada yeni basılmış paradır.
Bir vesileyim ben, bir sahne, danadaki bir inek.
Bir torba dolusu yeşil elma yemişim,
İnişi olmayan o trene binmişim.

[1959]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:28 #51

cynthia

marguerite duras

Sözcükler

Vuruşlarından sonra ormanı çınlatır
Baltalar,
Ve yankılar!
Atlar gibi yankılar
Merkezden uzaklaşır.

Özsu
Fışkırır gözyaşları gibi, tıpkı
Kaya üstünde
Aynasını yeniden oluşturan
Gayretli su

Düşürür ve döndürür,
Yabani otların kemirdiği
Beyaz bir kurukafayı.
Yıllar sonra
Rastladım onlara yolda –

Kuru ve süvarisiz sözcükler,
Yorulmaz toynak vuruşları.
Bu esnada, su birikintisinin dibinden
Hükmeder bir hayata durağan yıldızlar.

[1963]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:28 #52

cynthia

marguerite duras

Uykusuz

Sadece bir çeşit kopya kağıdıdır gece,
Siyahlaşan mavi mürekkep, yıldızların çok dürtülmüş döngüleriyle
Işıkta belirir, her bir dikiz deliğinden –
Kemik beyazı ışık, ölüm gibi, ardında her şeyin.
Yıldızların gözleri ve ayın açık ağzı altında
Çöl yastığı acı verir O’na, yayar ince,
Huylandıran kumunu uykusuzluk bütün yönlere.

Tekrar tekrar o eski, tanecikli film
Sergiler utançları – çocukluğun ve ergenliğin
Çisentili günlerini, vıcıktır düşlerle,
Uzun bitki saplarındaki ebeveyn yüzleri, sert ve ağlamaklıdır dönüşümlü,
Böcekli gül bahçesidir O’nu ağlatan.
Kaya dolu çuval gibi engebeli alnı.
Makyaj odası için itip kakar anılar birbirini, eskimiş film yıldızları gibi.

Bağışıktır haplara: kırmızı, mor, mavi –
Nasıl da aydınlatırlar uzatılmış akşamın sıkıntısını!
Şu şeker gezegenlerdir O’nu etkileyen
Bir süreliğine hayatsızlık ile vaftiz edilmiş bir hayat,
Ve şu şirin, uyuşuk uyanışı unutkan bir bebeğin.
Eskimiş ve saçmadır haplar şimdi, geleneksel tanrılar gibi.
Gelincik-mahmur renklerin faydası yoktur O’na.

Boz aynalı bir mekândır kafası biraz.
Her işaret uçar azalan bakış açılarının
Geçidinden aşağı, ve anlamı
Çıkar uzak çukurdaki su gibi.
Kapaksız bir odada mahremiyeti olmadan yaşar,
Gözlerinin cavlak oyukları çok geniş ve katılaşmış
Durumların fasılasız titrek ısı-şimşekleriyle.

Gece boyunca, granit avluda, görünmez kediler
İnledi durdu, kadınlar ya da arızalı çalgılar gibi.
Şimdiden hissedebilir adam gün ışığının, beyaz illetinin,
Önemsiz yinelemelerin nahoşluğuyla sokulduğunu.
Şen cıvıltıların bir haritasıdır şimdi kent,
Ve her yerde insanlar, gözler mika-gümüşü ve anlamsız,
İşlerine gidiyorlar sıra sıra, sanki yakınlarda beyinleri yıkanmış.

[1961]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:28 #53

cynthia

marguerite duras

Dev

Tamamen toparlayamam seni asla,
Yamayamam, yapıştıramam, ve düzgünce birleştiremem.
Katır anırışı, domuz hırıltısı ve zampara gıdaklamaları
Dökülür o koca dudaklarından.
Bir ahır avlusundan da berbat.
Belki kendini bir kâhin sanırsın,
Herhangi bir tanrının ya da ölülerin sözcüsü.
Otuz yıldır temizlemeye çabalarım
Boğazındaki çamuru.
Daha akıllı olmadım fakat.

Tutkal kavanozları ve lizol kovalarıyla tırmanırım küçük merdivenleri
Matemli bir karınca gibi emeklerim
Alnının yabani otlarla kaplı hektarlarında
Onarmak için o engin kafatası levhalarını ve temizlemek için
Gözlerinin cavlak, ak höyüklerini.

Oresteia’dan mavi bir gök
Kubbedir üstümüzde. Ey baba, kendi başına
Özlü ve tarihselsin Roma Forum’u gibi.
Açarım öğle kumanyamı kara selvili bir tepede.
O eski anarşisinde, ufuk çizgisinde darmadağın

Oluklu kemiklerin ve ısırganlı saçların.
Böylesi bir enkaz yaratmak için
Birden fazla yıldırım düşmesi gerek.
Geceleri çömelirim sağ kulağının
Bereket boynuzuna, korunmak için rüzgârdan,

Sayarım o al yıldızları ve erik rengindekileri.
Dilinin sütunları altında doğar güneş.
Saatlerim gölgeyle evli.
İskelenin o düz taşlarına
Karinanın sürtünmesini dinlemem gayrı.

[1959]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:29 #54

cynthia

marguerite duras

Karar

Sisli gün: rengi kararmış gün

işe yaramaz
ellerle beklerim
süt arabasını

tek kulaklı kedi
yalar gri ayağını

ve yanar kömür ateşi

dışarıda, çitteki küçük yapraklar
sapsarı
bir süt zarı bulanıklaştırır
denizlikteki boş şişeleri

görkem inmez yere

iki su damlası dengede durur
komşumun gül çalısında
çatallı yeşilde

ey dikenlerin kıvrık yayı

kınından çıkarır pençelerini kedi
döner dünya

bugün
bugün siyah cüppeli on iki sınavcımı
hayal kırıklığına uğratmayacağım
ya da yumruğumu sıkmayacağım
rüzgârın alayında

[1956]

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 03-08-2012, 22:29 #55

cynthia

marguerite duras

Sıska İnsanlar

Her zaman bizimledir sıska insanlar,
Gri insanlar gibi yetersiz ebattalar

Sinema perdesi üstünde. Deriz ki
Gerçek değiller:

Bir filmdeler sadece, şer manşetleri
Yaratan bir savaştalar sadece.

Biz küçükken çok acıkmışlardı ve bir deri
Bir kemik kalmışlardı ve istemiyorlardı

Çöp gibi kollarının tekrar tombullaşmasını,
Kabartmış olsa da barış fare karınlarını

En vasat masanın altında bile.
O uzun açlık savaşı sırasında

Sıskalığı koruma yeteneklerini
Bulmuşlardı, daha sonra

Kötü düşlerimize gelmeyi, tehditkâr
Tüfekleriyle değil, sövgülerle değil,

Fakat sıska bir sessizlikle.
Pireli eşek derilerine sarılmış olarak,

Yakınmaksızın, her daim
İçerek teneke kupalardan sirkeyi: taşırlar

Kurayla belirlenmiş günah keçisinin
Dayanılmaz halesini. Geceleyin

Ayağını attığında ay
Çamurdan kulübesindeki yaşlı kadının avlusuna

Ay zayıf ışıktan kabuğa dönene dek soyar bıçağı,
Ayın cömert tarafından yağlı etini

Kesmekten kendini alıkoymaya oranla
Alıkonamaz artık bu denli sıska bir soy

Ecnebi kurbanlar misali
Kafanın büzülmüş ülkesinde,

Yabani ot gibi bir soy duramaz düşlerde.
Bu sıska insanlar yok etmezler şimdi

Kendilerini şafak griliğinin
Mavileşip, kızıllaşması misali, ve dünyanın

Çizgileri belirir ve renkle dolar.
Sürdürürler güneşli odada durmayı: Solar

Kenarları katmer güllü ve belemirli duvar kağıdı
İnce dudaklı gülüşleri altında,

Solar krallıkları.
Nasıl da desteklerler birbirlerini!

Kırlarımız ve yeterli derinliğimiz yok
Sert taburlarına karşı kale

Oluşturmaya. Bak, nasıl da yassılaşır ağaç gövdeleri
Ve yitirir güzelim kahverengilerini

Sıska insanların ormanda durmalarıyla sadece,
Bir eşekarısının yuvası misali dünyayı sıskalaştırıp

Daha gri yaparlar; kemiklerini bile kımıldatmadan.

[1957]


Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 23-07-2014, 13:08 #56

cynthia

marguerite duras

- canım konuma en son 2012'de yazmışım. yeni şiirler ekleyeyim.

Bir Yaz Günü’ne Şarkı

Bataklık ve tarla yürüyüşü boyunca
Dolup taşarak taşra sevgimle
Gördüm yavaş inek sürülerinin kımıldadığını,
O beyaz yük gemileri seyir günlerinde;
Otlayışlarından şirin çimen fışkırdı.

Bakmak için aydınlıktı hava:
En uzakta mavide, yukarıda,
Bulutlar yönlendirirdi cilalanmış bir yönelimi;
Tarlakuşlarının başabaş durumu arttıkça
Girerdi sevgimin övgüsünden içeri.

Çarparak öğle vakti güneş parıltısı
Yüreğimi alırdı sanki
Sevgimin sevimliliğiyle tutuşarak
Ateşli bir parıltıya dönen
Yeşil uçlu bir yaprak misali.

Ve böylece, birlikte, konuşarak,
Pazar gününün bal havası boyunca
Yürüdük (ve hâlâ yürürüz orada –
Güneşin vuruşları dışında)
Yükselene dek gece sisleri.

(1956)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 28-12-2014, 12:39 #57

cynthia

marguerite duras

Yangın Şarkısı

Yeşil doğmuşuz biz
bu yanlış bahçeye,
fakat bir otlubağa misali siğilleşmiş benekli çalılıkta,
usulca sokulur koruyucumuz kötü niyetle,
sağlamlaştırır tuzağını
ki aşağı taşır erkek geyiği, horozu, alabalığı, ta ki en adiller
aldatılıp dökülmüş kanda sendeleyene dek.

Her şeyin çarpık çalıştığı O’nun keskin kokulu gübreliğinde
taşımaya değer bazı melek-şekilleri yontmak
tüm görevimiz şimdi
ki ekşi göğümüzle örtülmüş çamuru yok etmek için
kurnaz avın her bir parlak eylemimizin ardını
çamura bulamasını
hiçbir dürüst araştırma ortaya çıkaramazdı

Yolun hat sonu boyunca sıkıca sarıldığımız
yabani otların saplarını savurdu tatlı tuzlar;
kızıl güneşle kavrulmuş bizler, kaldırdık damarların
yaralayan bağlarında eziyet görmüş değirmi çakmaktaşını;
cesur aşk, düşleme
böylesi şiddetli bir alazın sadakatini, fakat gel,
yaslan yarama; yanarak, yanarak.

(1956)

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Alt 11-02-2015, 19:28 #58

cynthia

marguerite duras

11 Şubat 1963, 52. yıl.

"Ölmek
Bir sanattır, diğer her şey gibi.
Üstüme yoktur bu konuda."




Alt 18-10-2015, 11:57 #59

Еva

Donuk Üye
Sylvia Plath çok önemli bir hanımefendidir. İngiliz Edebiyatında sorusu mutlaka çıkar sizi bulur... hiç okumasam da sınavlarda yeterince karşıma çıkan birisi daha başka bilgi yok mu hakkında ?




Alt 17-03-2016, 16:36 #60

cynthia

marguerite duras

Bugün baharla sarhoştur üniversiteler.
Siyah cüppem küçük bir cenaze töreni gibi:
Ciddi olduğumu göstermektedir bu şey.
Taşıdığım kitaplar yarıp saplanıyor yan tarafıma.
Bir zamanlar eski bir yaram vardı, fakat iyileşmekte şimdilerde.
Bir ada hakkında düş kurmuştum, çığlıklarla kıpkızıl.
Bir düştü bu, ve bunun hiçbir önemi yoktu.

Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:30 .