Cihan davasından ekmek kavgasına...
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 02-04-2009, 22:54 #1

Ekremx

Forum Heveslisi

Cihan davasından ekmek kavgasına...



Cihan davasından ekmek kavgasına...

Osmanoğulları, değişik insanların ve devletlerin kendilerini kullanmak istemelerinin faturasını çok ağır ödemişler. Şimdi Suud Konsolosluğu’nda çalışan Harun Osmanoğlu da “kullanılmaya”karşı çok hassas. Bir de “potansiyel” vaziyetlerinden ötürü çok eziyet çekmişler. Son birkaç yıldır gelen nisbi rahatlamayı bozmak istemiyor ve suya—sabuna gelecek tek laf etmemeye özen gösteriyor

Suudi Arabistan’ın Istanbul Konsolosluğu’nda “çok iyi derecede Arapça bildiği için” 7—8 yıl önce çalışmaya başlamış da cebi para, gözü ekmek görmüş. 70’lerin sonunda vatan hasretine dayanamayıp geldiği Türkiye’de, sıkıntılarına bir de dedelerinin yüzyıllarca mülkiyeti olmuş topraklarda Emniyet’in bitmek bilmez takipleri ve “isbat—ı vücud”lar eklenince soluğu Tur-gut Özal’ın makamında almış.

Konsolosluğun girişinde onunla buluşuyoruz. Dedelerinin mekanları dışında pek bir yer bilmediği için.. bir de Topkapı Uluslararası Otogarı’nı biliyor, kendisini ziyarete gelen soydaşlarını karşılayıp uğurlarken öğrenmiş... Şimdilerde yeni otogara alışmaya çalışıyor. Osmanlı Hanedanı’nın bir mensubu, 2. Abdülhamid Han’ın torunu Harun Osmanoğlu, dedelerinin saraylarda yaşadığı Istanbul’un beton yığınlarından birinde, bir apartman dairesinde kalıyor. Neslinin sahip olduğu hiçbir şeyde gözü yok. Ne saltanat, ne sayılamayacak kadar çok hazineler, ne cariyeler... O şimdi sadece ekmek derdinde.

“Kayıboyu’nun Türkiye’de yaşayan tek erkek evladı benim” diyen Harun Osmanoğlu’yla dedesi Abdülhamit Han’ı, yurtdışında geçirdikleri çileli yılları, ekmek parası bulmak için nelerini sattıklarını, babası Abdülkerim Efendi’nin bir Çinli’nin kurşunuyla direkten dönen Türkistan Sultanlığını, ailenin şimdiki durumunu konuştuk.

BIR ASIL KI, ÖZ YURDUNDA GARIP

Harun Osmanoğlu, 2. Abdülhamit’in oğlu Selim Efendi’nin torunu. Babası Abdülkerim Efendi 1935’te Amerika’da öldürülürken, kendisi Lübnan’da dünyaya geleli 1 ay olmuştu.

“Aile apar topar yurtdışına gittiğinde herkes şaşkın, perişan. En kötüsü parasızlık. Sandık sandık altın götürdüler, hazine götürdüler dendi, hepsi yalan. Dedem Selim Efendi aileyi geçindirmek için herşeyi, eşyayı sattı, madalyonlarını bile sattı. Orhan Efendi şoförlük yaptı. Suriye’de Esad’dan önce Şükrü Kuvvetli vardı, Türk. Hanedanın bir kısmını topladı orada. Suriye Evkaf Bakanlığı biraz maaş bağladı, bir nebze rahatladık.”

“VATANDAŞLIĞI ÖZAL VERDI”

Suudi Arabistan ve Şam’da kalmış. Suriye silahlı kuvvetlerinde çalışmış. Türkiye’ye ilk geldiği 1977’den, vatandaşlığın verildiği 1986’ya kadar 3 ayda bir ikamet iznini yenilemek mecburiyeti varmış.

Türkiye’ye gelir gelmez hemen bütün sarayları, türbeleri, hanları, kısaca dedelerinden kalan heryeri “imkan nisbetinde” gezmiş. Bu süre zarfında “yabancı gibi” yaşadığını anlatıyor Harun Osmanoğlu. Ilgililer ona, uzun süre iyi davranmamışlar, hatta hakaret— eziyet sınırlarında gezen bir ilişki varmış. Bıçak kemiğe dayanınca Harun Osmanoğlu kalkmış Korkut Özal’a gitmiş, o da almış abisine götürmüş: “Turgut Bey’le konuştum. 1986 yılıydı. Bana hemen vatandaşlık verildi. Şimdi Allah’a şükür rahatım.”

Asaleti, bütün özelliklerinin üstünde hemen farkedilen, Arapça’yı Türkçe’den daha iyi bildiği tam sökemediği kırık dökük Türkçesinden belli olan Harun Osmanoğlu, sürekli Osmanlı ailesinden isim sayıyor.

Bazılarını hatırına getirmek için bir süre düşünüyor. Isimleri söyleyince duraklıyor, telaffuz ettiği her isim yüzünde değişik ifadeler bırakıp geçiyor.. anı tazelemeye vakit ayırıyor sanki... Abid Efendi varmış, Abdühlamit Han’ın kardeşi Süleyman Efendi’ymiş. Bunlar ölmüş. Dedesi Selim Efendi Irak’ın Süleymaniye şehrinde son Halife Abdülmecit Efendi dahil, aileden 20—30 kişiyle yatıyormuş.

“Fransa’da Şevket Efendi vardı, 80’lik. Hanedanın, geçen yıl ölen Orhan Efendi’den sonraki reisi Osman Ertuğrul Amarika’da yaşar şimdi. Mısır’da hanım sultanlardan var, evet yaşıyor orada onlar. Nasır, aileyi toplamaya çalıştı. Neslişah Sultan, Mısır Prensi Emin Abdülmüni ile evlendi. O da öldü. Geçti, hepsi hepsi geride kaldı.”

Suud’lar da aileye sahip çıkmaya, alem—i Islam içindeki nüfuzundan bir şekilde faydalanmaya çalışanlardan. Suud’un “müessis” kralı Abdülaziz, “ben onlara iyi bakarım” diye aileyi Arabistan’a çağırmış. Abdülhamit’in kızı Aişe Sultan’ın çocukları Isviçre’de yaşarmış. Ailecek birbirleriyle haberleşiyorlar fakat ancak Türkiye’ye geldiklerinde görüşebiliyorlar.

Değişik insanların ve devletlerin kendilerini kullanmak istemelerinin faturasını çok ağır ödemişler. Şimdi bütün Osmanlı Hanedanı mensupları gibi Türkiye’deki tek Osmanlı erkeği Harun Osmanoğlu da “kullanılmaya” karşı çok hassas. Bir de “potansiyel” vaziyetlerinden ötürü çok eziyet çekmişler. Son birkaç yıldır gelen nisbi rahatlamayı bozmak istemiyor ve suya—sabuna gelecek tek laf etmemeye özen gösteriyor Osmanoğlu.

BIZDEN GÖRMEDIĞI ITIBARI...

Harun Osmanoğlu’nun üç çocuğu var. Orhan otuz yaşında, Nurhan 22’sinde, Suriye Havayolları’nda çalışıyor. 15 yaşındaki Abdülhamit Kayıhan Istanbul’da okuyor.

“Kızıl Sultan” ismini dedeme, Filistin’den toprak vermedi diye Yahudiler uydurdu. Müslümanların her yıl bir yerde toplanmaları fikrini ilk dedem Abdülhamit Han attı. Şimdiki Islam Konferansı’nı aslında dedem düşündü. Bütün Islam dünyasından hangi ülkeye gitsek, bizim hatırımız var. Arap ülkelerinde, her yerde. Bugünlerde bir Mısırlı yazarın yazdığı ve bana gönderdiği dedemle ilgili kitabı okuyorum.”

TÜRKISTAN MACERASI

Hanedan sürülünce Islam dünyasında onlara “sahip çıkıp” nüfuzlarını, isimlerini kullanmak isteyenler çıktığı gibi, samimi hislerle kucak açanlar da olmuş. Babası Abdülkerim Efendi’ye Doğu Türkistan halkı “Gelin, başımızın üstünde yeriniz var, önderimiz ol, başımıza geç” demişler. Abdülkerim Efendi’yi sultan ilan etmişler. Doğu Türkistan’ın başına geçmeye ramak kala, Amerika’da bir Çinli tarafından öldürülmüş. 1935’te babası doğum gününde öldürüldüğünde Harun bir aylıkmış. Harun Osmanoğlu, “Babam öldürüldüğünde yanında Orhan (geçen yıl ölen hanedan reisi) varmış. New York’ta bir otelde ikamet ediyorlarmış. Babam, Orhan’ı sigara almaya göndermiş. Orhan döndüğünde babamı elinde tabanca, kanlar içinde bulmuş. O gün otelden bir Çinli kadın ayrılmış. Tahkikatlar netice vermedi. Büyük ihtimalle o kadın öldürdü. Oraya gömüldü. Gidemedim.” diyor. Gelecekten çok geçmişi düşünen Osmanoğlu’nun gözü şimdilerde Lübnan’da. Babası merhum Abdülkerim Efendi’nin bütün hayatı, Türkistan macerası Lübnan’da bir mecmuada yayınlanmış. Gerçekleşmesini dilediği bizim için küçük, ama kendisi için çok büyük hayalini şu ifadelerle seslendiriyor:

“Orası (Lübnan) rahatlasın, gidip o mecmuayı bulup babamın resimlerini, yazıları alacağım.”


kaynak:AKSİYON DERGİSİ | www.aksiyon.com.tr | HAFTALIK HABER DERGİSİ



Benzer Konular

Görüntüleme:1257, Cevaplar:0

İlginizi Çekebilir >
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:19 .