‘Aşağılanıyoruz!’
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
 
Seçenekler
Alt 15-09-2009, 11:15 #1

кüвяα-αℓкαη*

Forum Heveslisi

‘Aşağılanıyoruz!’


‘Aşağılanıyoruz!’
Erivan’daki Fransız Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri...

  1. Türkiye ile diplomatik ilişkilerin kurulmasına yönelik protokolleri protesto etmek için bugün Erivan’da açlık grevine başlayacak olan Taşnakların Siyasi Grup Başkanı Vahan Hovannesya, “Ortak sınırı kabul ettirme girişimi Ermenistan’ı aşağılıyor” dedi
Ermenistan’ın muhalefetteki aşırı milliyetçileri, FRA Taşnak Sütyun Partisi, yani Türkiye’deki adıyla Taşnak Partisi, Türkiye’yle diplomatik ilişkilerin kurulmasına yönelik protokollere karşı son derece tepkili. Protokolü protesto etmek amacıyla bugün başkent Erivan’daki Dışişleri Bakanlığı önünde oturma eylemine ve açlık grevine başlayacak olan Taşnakların Ermenistan Parlamentosu’ndaki Siyasi Grup Başkanı ve eski Parlamento Başkan Yardımcısı Vahan Hovannesya, protokoldeki “ortak sınırın tanınması” ile “Tarih Komisyonu” maddelerine şiddetle karşı çıkıyor.


Hovannesya, “Ermenistan zaten bağımsızlığını kazandıktan sonra Birleşmiş Milletler’in (BM) kabul ettiği anlaşmaların tekrar gözden geçirilmesiyle ilgili bir sorun çıkarmadı.
Ancak Ermenistan’da her hükümet değişikliğinde Türkiye’nin ortak sınırı kabul ettirmeye çalışması bizim açımızdan şerefimizi aşağılayıcı bir durum” diyor.
1921 yılında Rusya ile Türkiye arasında imzalanan ve o dönem Ermenistan’ın taraf olmadığı Kars Anlaşması’nın bugünkü protokole “ustaca yerleştirildiğini” öne süren Hovannesya, Taşnakların protokole ilişkin düşüncelerini şöyle anlatıyor:



Ermeni toprakları bölündü
“Ermenistan nüfusunun yüzde 60’ının kökleri Batı Ermenistan’dan. Kars, Ardahan, Artvin ve Iğdır-Sürmeli Ermeni topraklarıydı, Sovyetler Birliği ve Türkiye aralarında anlaşıp böldü. Protokolün içine ustaca Kars Anlaşması yerleştirildi. Türkiye’nin doğu bölgelerine biz Batı Ermenistan diyoruz. O bölgelerin tarihi ismi Batı Ermenistan’dır, kimse buna itiraz edemez.



Soykırım unutturulmak isteniyor
Bu komisyonda soykırım olmuş ya da olmamış diye tartışılacak olması bizim için kabul edilemez bir durum. Türkiye ile Ermenistan arasında iyi ilişkiler ancak Türk toplumu soykırım konusunu kabul ettiği zaman gelişebilir. Türk devleti bu olayı unutturmak ya da tamamen ortadan kaldırmak istiyor.
Bu protokol sadece Türkiye’nin lehine. Çünkü Türkiye sınırı nasıl açıyorsa 3 gün sonra yeniden kapatabilir. Ermenistan’ın bu ağır şartlar altında tek bir kazanımı var: Sınırların açılması. Kaldı ki üzerinde çok konuşulan Ermenistan ekonomisi için ben bunun o kadar da iyi olacağını düşünmüyorum.



Protokolü reddedeceğiz
Diplomatik ilişki kurulmasını ve sınırların açılmasını istiyoruz, ama diplomatik ilişki kurmak demek illa sınırları tanımak anlamına gelmiyor. Protokolün değişmesi için elimizden geleni yapacağız. Ancak değişmezse ve parlamentoya bu haliyle gelirse kesinlikle reddedeceğiz. Cumhuriyetçi Parti bu protokolü parlamentodan tek başına geçirirse bunun bütün sorumluluğu sırtına biner.”
Taşnak Partisi, Türkiye’yle yol haritasının açıklanmasının ardından nisan ayında Ermenistan hükümetini oluşturan koalisyondan ayrılmış ve parlamentodaki en büyük muhalefet partisi olmuştu.



Yakınlaşmaya en çok karşı çıkan kesim: Üniversiteliler
Ermenistan’a geçen nisan ayında ilk gittiğimde görüştüğüm tüm kesimler içerisinde Türkiye’yle yakınlaşmaya en olumsuz bakan kesim Erivan Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencileriydi. Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesini öngören protokollerin açıklanmasının ardından da Ermenistan’da normalleşmeye en çok karşı çıkan kesimin yine üniversite öğrencileri olduğunu gördüm. Erivan’daki Fransız Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde görüştüğümüz hukuk öğrencilerinin çoğu Türkiye’yle diplomatik ilişki kurulmasını istiyorlar, ancak mevcut protokollere son derece “şüpheci” yaklaşıyorlar.
İlk konuştuğum öğrenci Ruzan Arzumanyan (22), “Sınırın açılmasına olumlu bakmıyorum” diyor. Bunun nedenini sorduğumda, “Protokolde ekonomik ve siyasi olarak net ifadeler yok. Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşmaya olumlu bakıyorum ama sınır kapılarının açılmasına olumlu bakmıyorum. Önce iki halkın birbirini tanıması gerekiyor” diyor.



‘Birbirimizden nefret ediyoruz’
Onun hemen ardından söz alan Lusine Grigoryan (22) ise tam anlamıyla bir “katı milliyetçi.” “Türkiye’yle sınırların açılmasını kesinlikle istemiyorum. Türklerle biz birbirimizden nefret ediyoruz” diyor.
Bunun üzerine gülerek benden nefret edip etmediğini soruyorum. O anda karşısındaki gazetecinin bir Türk olduğunu hatırlayıp “Hayır, tabii ki etmiyorum” diyor. Sonrasında ise gülerek, “Nefret kelimesi biraz ağır oldu galiba. Yani komşum Türk olursa ondan nefret etmem ama arkadaş da olmam” diye konuşuyor. Biraz daha ısrar etsem “Arkadaş da olurum” diyecek gibi ama ben fazla üzerine gitmiyorum.
O anda bir başka öğrenci, Arakel Arakelyan (21), Lusine’in katı yorumlarının beni rahatsız ettiğini düşünmüş olacak ki hemen söze girip “Ben Türkiye’yle ilişki kurulmasını çok önemsiyorum” diyor. “Ama protokoldeki şu tarih komisyonuna çok karşıyım, orada tartışılacak bir şey olduğunu düşünmüyorum” diye ekliyor.
İran Aloyan da (21) “protokol referanduma tabi tutulmalıydı” diyor. Referandum konusuna diğer öğrenciler de katılıyorlar. Görünen manzara o ki, aslında tüm olumsuz düşünceler “birbirini tanımamaktan” kaynaklanıyor. İş protokolün detaylarına gelince ise Ermenilerin de en az Türkler kadar kafalarının karışık olduğu ortaya çıkıyor.




‘Ermenistan’a domuz gribi mi getirdiniz?’
‘Aşağılanıyoruz!’

Vahan Hovannesya’yla görüşmemiz, Taşnak Partisi’nin Erivan’daki merkezinde gerçekleşti. Hovannesya, artık Türklere olan güvensizliğinden mi yoksa gazetecilere olan güvensizliğinden mi bilemiyorum, mülakat sırasında masaya benimki dışında bir ses kayıt cihazı daha koydu.
Son derece nazik bir şekilde “Kusura bakmazsınız herhalde, geçmişte kötü bazı deneyimler yaşadık da” diyen Hovannesya’ya ben de olabildiğince kibar bir şekilde hiçbir şekilde kusura bakmayacağımı, çünkü onun söylemediği herhangi bir şeyi yazmak gibi bir niyetim olmadığını açıklamaya çalıştım.
Daha sonra Hovannesya’yla röportajımız sırasında ben 3 kez üst üste hapşırınca aramızda ilginç bir diyalog geçti. Hovannesya, olanca kinayeli bir şekilde “Ne o, Ermenistan’a domuz gribi mi getirdiniz?” diye sordu. Ben de kendisine “Evet, Ermenistan’a domuz gribi virüsünü yaymak için özellikle geldim” dedim. Hovannesya’nın “Ben de öyle tahmin etmiştim” sözü üzerine, “Doğru tahmin etmişsiniz!” dedim.

İronilerle dolu espriler karşılıklı gülüşmelerle son buldu...



Ermenistan Sanayi ve İşadamları Derneği Başkanı Arsen Gazaryan:



‘İlişkilerin normalleşmesi hiçbir parayla ölçülemez’‘Aşağılanıyoruz!’
Ermenistan Sanayi ve İşadamları Derneği Başkanı, aynı zamanda Türk-Ermeni İş Konseyi Eşbaşkanı Arsen Gazaryan, ülkedeki muhaliflerin aksine Türkiye ile Ermenistan arasındaki protokollerin “her iki ülke için de diplomatik birer zafer” olduğunu düşünüyor.
Kendisi geçmişin açmazlarına değil, geleceğin olanaklarına ve protokolün yaratacağı kazanımlara odaklanmış durumda. Konuşurken sınırın açılacak olmasından dolayı duyduğu heyecanı gizleyemiyor: “Harika bir gelişme olarak görüyorum. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde çok ciddi adım atıldı” derken gözleri parlıyor.



‘Aynı kültürün ürünüyüz’
Gazaryan, sınır kapılarının açılacak olmasından sadece Türkiye ve Ermenistan ekonomilerinin değil, tüm bölge ekonomisinin olumlu yönde etkileneceğini vurgulayarak, “Ancak en önemlisi, iki ülke artık normal ilişki kuracaklar, bu da hiçbir parayla ölçülemez” diyor.
Gazaryan sınırın açılması durumunda ortaya çıkacak kazanımları ise şöyle sıralıyor: “Sınır açıldıktan sonra sanayi, ulaşım, tarım, aklınıza gelebilecek her alanda işbirliği yapma potansiyeli ortaya çıkacak. Ermeniler 16 yıl boyunca Türkiye’den Türk mallarını alıp sorunsuz bir şekilde burada sattılar. Artık sadece Türk mallarını ithal etmek yerine Ermenistan’da ürettikleri kendi mallarını ihraç etme şansına da sahip olacaklar. Bu da Türk mallarıyla rekabet etme olanağını da beraberinde getirecek.”
Gazaryan, Ermenistan’da çok eleştirilen protokoldeki “Tarih Komisyonu” maddesine bile olumlu bakıyor. Gazaryan, “Tarih komisyonunda tartışılacak iyi şeyler de var, örneğin Osmanlı İmparatorluğu boyunca Ermenilerin devlete katkıları gibi şeyler de tartışılabilir. Ne de olsa Osmanlı İmparatorluğu döneminde yüzyıllarca beraber yaşadık. Hepimiz Anadolu kültürünün ürünüyüz, bunu unutmamak lazım” diyor.



Maça geliyor musun?
Ayrılmadan önce 14 Ekim’de Bursa’da oynanacak Türkiye-Ermenistan maçını kast ederek bana “Maça gelecek misin?” diyor. Ben “Bilmiyorum” deyince de gülerek “Gelmen lazım, ben maçta sallayacağım Ermenistan bayraklarını şimdiden yaptırıyorum” diye cevap veriyor.



Miras Partisi Sözcüsü Hovsep Hursudyan:



‘Protokole karşı Anayasa Mahkemesi’ne gideceğiz’‘Aşağılanıyoruz!’
Koalisyondan istifa eden Taşnak Partisi’nden sonra parlamentodaki en büyük muhalefet partisi olan Miras Partisi, protokole en tepkili taraflardan biri. O kadar ki Ermenistan’da muhalefetteki en popüler figürlerden biri olan Miras Partisi’nin Genel Başkanı ve Ermenistan’ın ilk Dışişleri Bakanı Rafi Hovanisyan, protokolü protesto etmek için geçen hafta parlamentodan istifa etti.
Parlamentodaki oylamada protokole “hayır” oyu vereceği kesin olan Miras Partisi, maddelerin Ermenistan Anayasası’na uygun olmadığı gerekçesiyle halihazırda parlamentoda imza topluyor. Parti, imza sürecinin sonunda protokolün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne gidecek.
Miras Partisi’nin Sözcüsü Hovsep Hursudyan, tıpkı Taşnaklar gibi ortak sınırın tanınması ile tarih komisyonu kurulması maddelerine şiddetle karşı çıkıyor. “Ortak sınırların tanınması protokolde önşart olarak yer almamalıydı. Türkiye ile Ermenistan’ın bugünkü sınırları yasadışı çizildi. Ayrıca eğer Türkiye önşart koyuyorsa Ermenistan da kendi önşartlarını koymalıydı, örneğin soykırımın tanınması ve soykırımın yol açtığı sonuçların düzeltilmesi gibi ön şartlar olmalıydı” diyor.



Hükümetler farklı konuşuyor
Hursudyan, protokol hususunda Ermeni ve Türk hükümetlerinin, halklarına farklı şeyler söylediğini de savunuyor:
“Örneğin ‘protokolde hiçbir ön şart yok’ diyorlar ama Türkiye ‘Karabağ konusu çözülmezse sınır kapısı açılmayacak’ diyor. Ermenistan tarafı ise, ‘Karabağ konusu protokolde hiç bir şekilde ön şart değil’ diyor. Bu yüzden her iki tarafın da halkları protokole şüpheyle yaklaşıyor.”



Benzer Konular

Görüntüleme:312, Cevaplar:0

İlginizi Çekebilir >
 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:25 .