Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na hodri meydan!
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
 
Seçenekler
Alt 10-09-2010, 12:33 #1

Asi Ruh

Forum Heveslisi

Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na hodri meydan!


NTV Televizyonu’nda konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan villa tartışmalarına açıklık getirdi. Erdoğan "Eğer o villada söylenenler yoksa, Kılıçdaroğlu istifa etmeye hazır mı" diye konuştuErdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na hodri meydan!Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “havuzlu villa” eleştirilerine NTV’de yanıt veren Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu evini gelip görmesini istedi. Erdoğan, “Yalansa istifa edecek mi?” diye sordu.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa değişikliği referandumu öncesinde NTV'ye konuk oldu.

Başbakan Erdoğan şu sıralarda Oğuz Haksever, Nermin Yurteri, Banu Güven ve Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlıyor.

Erdoğan, röportajdan önce yayına telefonla bağlanan Milli Takım futbolcuları Emre, Arda ve Nihat'la konuştu. Maçın ikinci yarısını izleme fırsatı olduğunu belirten Erdoğan, Milli Takım'ı tebrik etti.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

'İKİ TARAFI KİRLİ DEĞNEK'

(Kamu Personeli Seçme Sınavı”deki kopya iddaları) Bu konuyla ilgili bakanımdan ve YÖK Başkanımdan aldığım bilgiler çerçevesinde bir erteleme süreci var. Bir de YÖK Denetleme Kurulu’nun bu konu üzerinde çalışmaları var. Erteleme, denetleme ve Isparta’da meydana gelen olay ister istemez YÖK’ü de bu konunun üzerine çok farklı gitmeye sevk etti. Bu denetleme neticesinde ne çıkacak, buna göre bir karar verecekler. Adeta iki tarafı kirli bir değnek. Bir tarafta 30 bin kazanmış insan var. Bunların yanında 300-350 kişinin aynı puanı alması, bir kısmının karı-koca olması, kardeş olması gölge düşürüyor olaya. Ama onların böyle olması acaba bu işin ertelemesini veya iptalini gerektirir mi gerektirmez mi bu konuda Denetleme Kurulu’nun vereceği karar çok önemli. Daha sonra yetkili merci adımını atacaktır, sonunda yargıya gidecektir-gitmeyecektir onun doğrusu henüz bilemiyorum. Bu konuda da arkadaşlar daha sonra bizleri bilgilendirecekler.

'İFTİRA KAMPANYASI'

(Siyasi üslup) Üslubun içeriğine çok dikkat etmek gerekiyor. İçeriğe dikkat etmek gerekiyor. Ana muhalefet lideri iftira kampanyası yürütüyor. Biz iktidar olarak niçin gerilim isteyelim ama muhalefet gerilimden nemalanmak ister.

'BU ÜLKEDE ARTIK KALPAZANLIK ÇETESİ YOK'

Ana muhalefet lideri şahsımı 'kalpazanlık'la suçlayacak kadar ileri gidiyor. Kalpazanlık bir para basma olayıdır. Benim karakterimde böyle bir şey olmuş olsaydı, şu anda farklı bir konuma gelebilirdim. Artık bu ülkede bir kalpazanlık çetesi yok.

'GELSİN EVİMİ GÖRSÜN'

(Villa polemiği) İddiayla bir şey söyleyeceğim, kiracı olarak oturduğum eve davet edeceğim. Bu evde altın musluk var mı? O gazetede gösterilen fotoğraflar var mı? Eğer bu söylenenler yalansa genel başkanlıktan ayrılacak mı? 750 bin dolar deniyor. Yarısına kim alacaksa gelip alsın.

Kendim bir apartman dairesinde oturuyorum. Orada 10 komşum var. Orada da kiracıyım, bunları niye anlatmıyor.

Artık bıktırdılar, ayıptır. Yasal olmayan bir şey varsa gereğini yapın. Söyledi söyledi kendisinin de villası çıktı, buyur. Böyle üstü açılan bir çatı yok.

'HAYIR DİYEN DARBECİDİR'

(Referandum) 'Hayır' diyen darbe anayasını savundukları için darbecidir. Türkiye’de halen belli şeylerden sıyrılmış değiliz. Muhalefet bu metni AK Parti’nin bir metni gibi anlatmaya çalıştı. Ben de bu bir AK Parti, bir Recep Tayyip Erdoğan projesi değildir dedim. 26 maddenin eleştirisini yapmıyorlar.

Anayasa Mahkemesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin itarazını değerlendirdi ve sonra referanduma gidildi. Bu çalışma sırasında Avrupa Birliği kurumlarını örnek aldık. Şu anda Avrupa ya da dünyada Meclis’in Anayasa Mahkemesi’ne üye vermediği bir ülke yok. Adalet Bakanı'nın yetkisi daraltılıyor.

'AK PARTİ'Lİ DEĞİL, DSP SEMPATİZANI'


(Cumhuriyet Halk Partisi'li kadınlara yapılan saldırı) Cumhuriyet Halk Partisi'nin şöyle bir anlayışı var, kendilerine öyle bir haber gelince atlıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi iddiaları araştırmadan gündeme getiriyor.

Bunu Avcılar'da yaptılar. Müslüman kadınları rahibe benzetmesi yaptılar. Müslüman kadının örtünmesinin kendi içinde bir kutsiyeti vardır. Aynı şeyi genel af hususunda, başörtü hususunda yaptılar.

Bulduk çıkardık. Eylemin içinde bulunan kişi ifadeye çağrıldı. Çetin Er, Düzce doğumlu. 'Ben iddia edildiği gibi AK Parti'li değilim. Babam DSP'ye oy verirdi. Bir kere cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy verdim. Benim DSP'ye sempatim' var diye ifade vermiş. 'Benim uykumu bölmeleri, hakaret edip sopayla saldırmaları üzerine olayı gerçekleştirdim. Ben bu bayanlardan şikayetçiyim' diyor.

OHAL’i bizim iktidarımız kaldırdı. Çekiç gücün görevine de son verdik."

'BOYKOT MİLLİ İRADEYE İPOTEK KOYMAKTIR'

(BDP'nin boykotu) OHAL’i bizim iktidarımız kaldırdı. Çekiç gücün görevine de son verdik. Ekonomik alanda Doğu’nun tamamında 24.5 katrilyonluk yatırım yapıldı.

Özerk olmayan ne? Türkiye’nin içinde kalkıp da bunlar kendilerini özerklik isterken neyi kastediyorlar. Başka bir bayrakla ne kastediyorlar. O bayrak süs eşyası mı?

Tek dil talebi var, bunu kabul etmiyoruz. Herkes kendi dilinde konuşabilir ama resmi dil Türkçe’dir. Kürtçe’yi konuş ama dayatmaya çalışırsan bu olmaz.

Öyle garip talepleri var ki kabul etmek mümkün değil. Yaptıklarımızı onlar istedi diye yapmıyoruz. Batıda ne varsa doğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak.

Biz sürecin içinde olmadığımız sürece bu çözülmez diyorlar. AK Parti’in içinde Kürt vatandaşlarım olunca, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde oluncu sürecin içinde değiller mi?

Diyarbakır'da BDP’nin afişlerinin birinde oy sandığın üzerinde çarpı var. Bu kendi kendini inkardır. Biz 'Oyla değil başka yolla geliyoruz' diyorlar. Boykot milli iradeye ipotek koymaktır.

Silahı bırakan terörist olmaz saygın bir vatandaş olur.

BDP Başkanı’nın net olması lazım. Talimat alıyorsa bu demokrasiye yakışmaz.

Hükümet şantaja asla kurban olmaz. BDP 'evet' dese görevini yapmış olurdu. BDP 'evet' dese ruh üçüzü değil, ruh ikizi olurdu.

BDP kapatılmaktan nemalanıyor. Şimdi de eylemden nemalanıyor. Bizim sizinle konuşmamız için şiddeti şantaj amacı olmaktan çıkarmanız gerekiyor.

'BAŞLAMAYAN DAVADA ZAMANAŞIMI OLMAZ'

(Darbecilerin yargılanması) Bilgi kirliliği sözkonusu. Başlamamış davlarda zaman aşımı olmaz. Burada bir iade-i itibar sözkonusu. İşkence sonucu ölenlere iade-i itibarın sağlanmasını sağlıyoruz.

İşkence gören bazı kişiler arasında niye evet diyorsun diye tehdit edilenler var. Bizden koruma isteyenler var, koruma verdik.

Anlatıyoruz, demek ki bu kadar anlatabiliyoruz."

'SANATÇILARIN TAVRINA MÜDAHALE ETMEM'

Ben bu ülkenin başbakanım, bir partinin başbakanı değilim. Ben hiçbir sanatçının yaklaşım tarzına müdahale etme hakkım yok. Evet diyen de hayır diyen de saygındır.

'GÜVEN OYLAMASI DEĞİL'

Kimse buna 'güven oylaması' diyemez. Saadet Partisi, BBP, 'evet' diyor. Hak-İş, Memur-Sen 'evet' diyor. TOBB Başkanı da 'evet' diyor.

Yüzde 50+1’i aldınız mı, halk oylaması bitmiştir. Yüzde 60 mı, 70 mı olur... Asıl olan neticedir.

Kesintisiz demokrasiyi yakalarsak vesayet tartışması son bulur.

'HER ŞEYİ KONTROL EDEMİYORUZ'

(Gizli pazarlık iddiası) Biz herşeyi dört dörtlük kontrol ediyoruz diyemeyiz. Bugün 7.5 yıl öncesine daha iyi yerdeyiz.


özellkle büyytğm yerleri iyi okuyun.
SÖZDE : akpli yapmıştı.
yalanları birbir ortaya çıkıyor. millet hala onun tarafnda. yazıktır günahtır.
öbür dünyada beğenmediğiniz erdoğan hepinizden hesap soracak.
sevmiyosanızda GÜNAHINI ALMAYIN !
Allah yukarda unutmayın.



Benzer Konular

Görüntüleme:373, Cevaplar:4

İlginizi Çekebilir >
Alt 10-09-2010, 12:59 #2

FavoriTürk

Deneyimli


Belgesiz her iddia asıldızdır.





Alt 10-09-2010, 16:51 #3

photoshopfon

Forum Heveslisi

Kemal Kılıçdaroğlu’nu ilgiyle izliyorum... İlk intibam şu: Bu adam, asla “meydanların adamı” olamaz... Yani, “miting meydanları”nda halkı coşturup da, kitleleri peşinden sürükleyemez... Ne “hitabet” var, ne de “heyecan”... İşin doğrusu, “ölü yüzü”ne benzeyen bir “hareketsizlik” var... Konuştuğu an, “öfkeli” mi, “sevinçli” mi belli değil... “Tek düze bir yüz”e sahip... Hani, birazcık “mimik” olsa, “halet-i ruhiye”sini anlamak mümkün olacak... Ama, “pudralanmış bir ölü yüzü”nden farksız... Kısacası, “tam bir bürokrat!”... Belki “ikinci” veya “üçüncü” adam olabilir ama, asla “birinci adam” olamaz... Bunu da normal karşılıyorum... Öyle ya; adam, ömür boyu “masa”da oturmuş, “üstlerinden emir almaya” alışmış... Yani, hiç “bağımsız” olamamış... Hep, “talimat”la hareket etmiş... Hep, “birilerinin güdümünde” kalmış... Yani hiç “kendisi” olamamış, “inisiyatif” kullanamamış, ömrü boyunca “başkalarının gölgesinde” yaşamış!..
Böyle bir adam, “lider” olamaz... Tamam, Cumhuriyet Halk Partisi’ye “genel başkan” olur ama, “lider” olamaz!..
Çünkü, “lider” dediğin “risk” alır!..
“Lider” dediğin, “kendi” çıkar meydana!..
KILIÇDAROĞLU’NU KİM İTTİ?
“Birilerinin ittirmesiyle sahneye çıkan adam, yine o birilerinin etkisinde kalmaya mahkûmdur... Çünkü o birileri, “diyet istemeye” devam edecektir!..
Hani, meşhur bir fıkra vardır:
Boğulmakta olan bir adam varmış havuzda...
Herkes çırpınışını seyreder, kurtarmak için kılını kıpırdatmazken, içlerinden biri “cump” diye atlamış havuza ve kurtarmış adamı.
Çıkınca da ilk sorusu şu olmuş:
“Beni havuza kim itti ulan?”
Benim nazarımdaki Kemal Kılıçdaroğlu da, işte böyle bir adamdır... Siyaset havuzunda boğulmakta olan Cumhuriyet Halk Partisi’yi kurtarmak için, “kendi isteğiyle” değil, “başkalarının itmesiyle” atlamıştır havuza...
Ama, “yüzme bilmeyen” bir adamı havuza itsen ne yazar, itmesen ne yazar?..
Kabul etmek gerekir ki;
Baykal, “iyi bir yüzücü”ydü...
Ama o bile “Deniz”de boğulduğuna göre, varın Kemal Kılıçdaroğlu’nun akıbetini siz düşünün!..
Cumhuriyet Halk Partisi’DE “DEĞİŞİM” Mİ?.. GÜLDÜRMEYİN!
Ben, en çok “Cumhuriyet Halk Partisi’de değişim” bekleyenlere acıyorum... Hem acıyorum, hem de acı acı gülüyorum...
Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle, Cumhuriyet Halk Partisi’de ne değişecek Allah aşkına?..
“Politbüro” orada dururken ne değişecek?..
Önder Sav denilen adam, “Baykal’ı satma” pahasına Kılıçdaroğlu’na destek verirken, bunun karşılığını “peşin” almadığını mı sanıyorsunuz?..
“CIA ajanlığı” ile, “Brütüs”lükle “arkadan hançerlemek”le ve “kaset olayını tezgâhlamak”la suçlanan bir adam, bu “ağır suçlama”lara rağmen Kılıçdaroğlu’na destek veriyorsa, bunun bir “karşılığı” olmalı değil mi?..
Bu “karşılık” şudur:
Önder Sav, hem “partideki ekibi”ni koruyacak, hem de “ağabey” rolüne soyunup “ip”leri elinde tutacaktır!.. Hiç şüpheniz olmasın, bundan böyle, “örgütün ipi” de, “Kılıçdaroğlu”nun kravatı” da “Önder Sav’ın elinde” olacaktır!..
O halde, “değişim” nerede?..
Hem, bu nasıl “değişim”dir ki;
“Politbüro” yerli yerinde duracak ve üstelik “genel başkan” olacak bir adam “politbüro”nun desteğine ihtiyaç duyacak, sonra da “değişim”den dem vuracak!..
Baştan “politbüroya teslim” olmuşsun bir defa!..
Neyi değiştirecek, kiminle değiştireceksin?..
Sen, “kukla” olmayı baştan kabul etmişsin bir kere... “Kukla”ların “kuklacı”yı değiştirdiği nerede görülmüş ki!..
“Kukla”lar, evet “hareket” ederler, hatta “konuşurlar” da!.. Ama, izleyenlerin seyrettiği “hareket”ler ve duyduğu “konuşma”lar, “kukla”ların kendilerine ait değildir!..
Onu parmaklarında “oynatan” da “kuklacı”dır, harekete uygun “konuşturan” da!..
Şunu söylemeye çalışıyorum;
Kemal Kılıçdaroğlu, 22-23 Mayıs’taki Kurultay’da “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı” bile seçilse; Önder Sav’ların, Hakkı Süha Okay’ların, Haluk Koç’ların, Gürsel Tekin’lerin, Kemal Anadol’ların, Onur Öymen’lerin, yani Deniz Baykal’ın ifadesiyle “Şeytan İttifakı”nın elinde bir “kukla” olmaktan kurtulamayacaktır!..
“Bürokratik hayatı” boyunca, “ip”leri zaten başkalarının elinde bulunan, hep başkalarının “emir ve talimat”larıyla hareket eden Kemal Kılıçdaroğlu, bir defa daha “Önder Sav ve ekibinin güdümüne girmeyi” baştan kabul etmiştir!..
“Cumhuriyet Halk Partisi’de değişim” bekleyenler havasını alır!..
“Vitrin” belki değişir ama “politbüro” orada durduğu sürece, Cumhuriyet Halk Partisi değişmez!..
Özetle ifade edecek olursak;
“Kukla”lar değişir!..
Ama “kuklacı”lar değişmez!..
RAHATINA DÜŞKÜN BİR ADAM!
En başta dedim ya; Kemal Kılıçdaroğlu’ndan belki “ekran adamı” veya “salon adamı” olur. Ama “meydan adamı” olmaz!.. Çünkü Kılıçdaroğlu, “meydan meydan dolaşacak” bir adam değil!..
Bunu, zaten kendisi de söylüyor!..
Malûm, önümüzde bir “referandum süreci” var...
Ardından “seçim sath-ı maili”ne gireceğiz...
“Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı’na aday” olmuş bir insanın, “meydan meydan” dolaşması ve “Cumhuriyet Halk Partisi’nin görüşü”nü halka anlatması beklenmez mi?..
Ama Kemal Kılıçdaroğlu, önceki akşam konuk olduğu Haberturk’te Fatih Altaylı’nın sorularına cevap verirken diyordu ki;
“81 ili kasaba kasaba, köy köy, kahve kahve dolaşmayı düşünüyorum... Ama haftada bir vilayete gitsek, yılda ancak 52 vilayeti dolaşmış oluruz. Hepsine gitmek biraz zor.”
Dedim ya; adamda “hırs” yok, “heyecan” yok!..
“Gidemem” diyor;
“Her gün bir vilayete gidemem!”
Be adam; “rahatına bu kadar düşkün” isen, niye çıktın bu yola, niye soyundun genel başkanlığa?..
Onu televizyonda izlerken, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, son derece “yorucu ve yıpratıcı” gezileri geldi gözlerimin önüne... Malûm, Tayyip Erdoğan, gün oldu “3 vilâyette birden miting” yaptı, “açılış”lar gerçekleştirdi.. Gün oldu “aç ve uykusuz” kaldı...
Hiç unutmam... Niğde ve Aksaray’da düzenlenen mitinglerde konuşurken, biz gazeteciler yakındaki bir lokantada yemek yiyip karnımızı doyurmuştuk... Başbakan Tayyip Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ise, ancak helikopterle havaalanına giderken, yolda, kuru kuruya bir “pide” yediler, iyi mi?!?..
Demek ki, böyle “lider” olunuyor!..
“Aç” kalacaksın, “uykusuz” kalacaksın, “yorgun” düşeceksin ki, ülkeye bir şeyler kazandırasın!..
Ya, Kılıçdaroğlu ne diyor;
“Haftada bir vilâyet!..”
Oysa Tayyip Erdoğan;
Cuma gününden bu yana, Yunanistan’dı, İzmir’di, Manisa’ydı, İran’dı, Azerbaycan’dı, Gürcistan’dı, İspanya’ydı, Zonguldak’tı derken, 5 günde; “5 ülke” ve “3 vilayet”e gitti, iyi mi?!?..
Ne yani, Erdoğan’ın canı “can” değil mi?..
O da “rahatını” ve “konforunu” düşünseydi, Türkiye bu raddelere gelebilir miydi?..
Gerçi, Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu’nu böyle bir “kıyaslamaya” tabi tutmak bile büyük hata ama, “Cumhuriyet Halk Partisi” söz konusu olunca, aradaki “fark”ın farkedilmesini istedim!..
BU “GANDİ” DE NEREDEN ÇIKTI?
“Rahatına ve konforuna çok düşkün” bir adamı, bir de “Gandi” diye kakalamaya çalışmıyorlar mı, işte ona gülüyorum.
Önceki akşam, Fatih Altaylı soruyordu:
“Gandi Kemal nereden çıktı?”
Cevap veriyordu Kılıçdaroğlu;
“Belediye seçimlerinde Beyoğlu’na indik. Orada bir vatandaşımız söyledi. Orada yapıştı kaldı. Memnunum tabiî... Gandi çok önemli bir siyasi lider. Şiddet kullanmaksızın mücadele verdi ve orada da başarıya ulaştı. Vurdulu-kırdılı sert tartışmaları bırakmamız lazım. Halk seçim sandığında madem ki oy verecek, biz o insanların sorunlarını nasıl çözeceğimizi anlatmamız lazım.”
Malûm, 20. yüzyıla silinmez bir damga vurmuş olan Hindistan’ın kurucusu Mahatma Gandi, nihayetinde “pasif bir direnişçi” idi... “Elinde sopası” ve “yollarda yürümesi” ile meşhurdu!.. Evet, yürüdü...
Şehir şehir, kasaba kasaba, köy köy yürüdü!..
Güneşten yüzü kavrulsa da, ayakları nasır tutsa da, hep yürüdü!.. Sonunda, Hindistan’ı “İngiliz sömürgesi” olmaktan kurtardı.
Ama “zorlama bir benzetme” ile “Gandi” denilen Kılıçdaroğlu’nun, “yollarda yürümeye, meydan meydan dolaşmaya” pek niyeti yok gibi!..
Kaldı ki; bırakın “eylem stratejisi”ni, “tipi” bile benzemiyor Gandi’ye...
Hadi, “benziyor” diyelim;
Kim birine “benziyor” veya “benzetiliyor” ise, o insan, hiçbir zaman “kendisi” olamaz!.. Sürekli, “benzerinin gölgesinde” kalmaya mahkûmdur!.. Kılıçdaroğlu da; ne kadar başarılı olursa olsun, hatta ağzıyla kuş tutsun, hiçbir zaman Gandi’yi aşamayacaktır!
Asla “kendisi” olamayacak, “Gandi’nin gölgesi”nde kalmaktan kurtulamayacaktır!..
Evet, “Çakma Gandi” olarak kalacaktır!..





Alt 10-09-2010, 16:52 #4

photoshopfon

Forum Heveslisi

KUKLALAR, ASLA LİDER OLAMAZ!
Hakkını yemeyelim... “Uçkur düşkünlüğü”nden dolayı ne kadar eleştirirsek eleştirelim, Deniz Baykal, bugüne kadar “hiç kimseye benzemeye” çalışmadı!..
Hep, “kendisi” oldu, “kendisi” kaldı!..
“Kendi şahsına münhasır” bir adamdı!..
Bir “lider”di!..
Ya Kılıçdaroğlu?..
Daha en baştan;
“Deniz Bey’den yararlanmak isteriz... Ben yeni bir siyasetçiyim... Deniz Bey’e gitmemiz bir zorunluluk. Deniz Bey meydanlara çıkarsa bundan gurur duyarım... O kadar birikimi hapsedemez... Ben bunu Deniz Bey’den talep edeceğim.”
Dediğine ve “Cumhuriyet Halk Partisi politbürosunun güdümünde” kalacağı imajı verdiğine göre; “Cumhuriyet Halk Partisi’ye Genel Başkan” olabilir ama asla “lider” olamaz!..
“Lider” dediğin, “adam kullanır!”
Asla “adamlar tarafından kullanılmaz!”
Uzun lâfın kısası;
Kılıçdaroğlu’ndan bir “cacık” olmaz!..
Olsa olsa, “kukla” olur!..
“Kukla”lar da, “değişim” yapamazlar!..
Sadece oynatılırlar... “Hoşça vakit” geçirtirler!.
Kemal Bey’in ikiz kardeşi!
Biliyorsunuz, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı’na aday olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir “ikiz kardeşi” var... Adı, Adil Kılıçdaroğlu...
Şu anda Kocaeli’de yaşayan Adil Bey’in “vukuat”ları çok...
Kendisi, aynı zamanda, düne kadar “Demokrat Parti” saflarındaydı... “Cumhuriyet Halk Partisi’nin politikasını beğenmediğini” açıklamış, DP’ye geçmişti... Kemal Kılıçdaroğlu “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı”na aday olduğunu açıklayınca, yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ye dönmüş!..
Dün, hem “dönüş”, hem de “kardeşi” ile ilgili olarak ajanslara açıklama yapıp, demiş ki; “İkimiz ilkokulda aynı sınıftaydık. Ben sınıfta kaldım, ağlıyordum, kendisi geldi ve cebindeki bozuk paraları vererek beni teselli etmeye çalıştı... Kendisiyle böyle anılarımız da oldu... Küçükken zaman zaman kavga da ederdik, ancak ben daha iri yapılı olduğum için onun gücü bana pek yetmezdi. Kemal sürekli altta kalır ve ben onu döverdim.”
Ehh, yeniden “Cumhuriyet Halk Partisi’ye döndüğüne” göre, Kemal Bey, onu yine “görür” herhalde...
Ağladığı zaman, “cebine para koyup” teselli eder!..
Vermezse de, dayak yer!.. Eskiden olduğu gibi!..
Hasan Karakaya - Vakit





Alt 10-09-2010, 17:42 #5

[A]b-ı haya[T]

....


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
kimse elline su dökemez ..





 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:51 .