Yüreğimde Toprağım,Yüreğimde Yağmur (Unutulan Sevgili Bir Garip Yagmur_Yürekli)
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 31-05-2008, 21:26 #1

yagmur_yürekli

Bizden Biri

Yüreğimde Toprağım,Yüreğimde Yağmur (Unutulan Sevgili Bir Garip Yagmur_Yürekli)






Evet Daily,ben geldim...

İşte, ilk bu kelimelerle başlamıştım sana yazmaya. Kaç yaşındaydım? Hatırladım! Beş yaşına girişimin dördüncü ayıydı değil mi? Yani "bir" nisan gecesi. Daily... Bu kelimeyi dayımdan öğrenmiştim. Ah! Canım dayım, toprağın bol olsun. İlk kelimemi sen yazdırmıştın bana, okumayı söktüğümü görünce. "Dayı" yazdırmıştın. Daily kelimesini de bu yüzden sevmiştim. Dayı der gibiydi. Nasıl bir şeydin sen ilk yazdığımda, dur bakayım... Ha, evet! Çizgileri parlak mavilerden oluşan, köşesinde mürekkep lekesi bulunan, küçük boy kareli bir defterin onuncu, bilemedin on ikinci sayfasıydın. İlk sayfalar çizdiğim resimlerle doluydu.

Bir gece vaktiydi sana ilk yazışım. Üç ay önceki kara gecemi, o "bir" ocak gecesini, üç ay sonra, "bir" nisan gecesinde kusmak istemiştim de, kimseye açılamamıştım. Yazmanın, daha doğrusu sana yazmanın lezzetini o zaman tatmıştım. Ah! Dayım anlamış olmalı ki, senle bu kadar erken tanışacağımı, bana "daily" kelimesini öğretmişti. Bilirdi ben hiç çocuk olmamıştım, olmayacaktım. Büyümüştü yüreğim kilitler altında. Çaldılar çocukluğumu, biliyorsun Daily, prensesin tacına bulaşan kanlarla kilitlediler. Seninle bu sebeble tanışmıştım, dayım gibi sen de biliyorsun, biliyordun. Ah! Dayım, keşke hayatta olsaydın. Beni anlayan tek kimsemdin benim...

Şimdi hayatta olsaydı dayım, çekip alırdı bu şehirden beni, o sevdalısı olduğu İstanbul'a, bana vasiyet ettiği o şehre. Çok net hatırlıyorum, birinci sınıfın son günleriydi, "Karne nasıl prenses?" demişti. Mavi prensesiydim onun, sarı saçlarımla, deniz sevdamla. "Pek İyi" demiştim, "Hepsi beeeeş!" Kocaman açmıştım ellerimi dayıma doğru. Tutuvermişti kanatlarımdan, "Akdeniz'i göstereyim mi sana? Marmara’yı da? İstanbul'u anlatayım mı prenses?" Havalarda uçup, Akdeniz'e bakan gözlerimi kocaman kocaman açmıştım. "Anlat dayı, anlat!" demiştim. Oturtmuştu kucağına, düğmeleriyle oynarken ben, "İstanbul senin şehrin prenses." demişti. Nasıl bakmıştım gözlerine, derin derin, şaşkın şaşkın. "Gün gelince anlarsın." demişti de o gün vasiyet etmişti bana yedi tepenin yedisini de... Öldüğünde anladım vasiyetini...

Dayım! Ah! Dayım! Gideceğim İstanbul'una, İstanbul'uma, İstanbul'umuza. Az kaldı, çok az.

Bunları anlatıyorum sana Daily, bak, o içimdeki kocaman Türkçe sevdasına rağmen, sadece sana özel, bu kelimeyi, sadece seninle başbaşayken kullanıyorum. Çünkü senin adın bu, dayım koymuştu bu adı; "Daily."

Bugün zehirlenmek üzereyken kurtuldum biliyor musun? Dünkü ağrı kesici zehirliyordu beni yine, ramak kalaydı dönüşüm. Tam vaktinde gitmişim kontrole de, takıverdiler serumu, iki saatte yırttım yine. Sonra, bizim inek var ya, hani geçenlerde suni tohumlama yapılmıştı, kan gelmiş idrarından, annem nasıl korktu bir bilsen, inek ölüyor mu ne diye. "Anne!" diyorum, "Üşütmüş bu, idrar yolu iltihap kapmış, hani bana da olmuştu bir ara da, basmışlardı Novalgin’i." "Kızım haber ver şu Cemal Öncül'e, gelsin baksın." dedi. Bir telaş, bir hışım. Dişim de ağrıyor, zar zor konuşuyorum, "Tamam anne, tamam!" diyorum. Tutuşturuyor elime bir not. İşte sonra, hastaneden çıktıktan sonra, gittim Cemal Bey'e, haklıymışım, iltihap kapmış ineğin idrar yolları. "Sen necisin be Raziye?" diyor bana Cemal Bey. Sahi, ben neciyim? Kimim?

Sonra geldim her zamanki pastaneye, çıkardım bilgisayarımı, oturdum köşeme. Siteye girdim hemen, tatliaskim. Biraz da öfke vardı içimde. "Umarım gitmişsindir başımdan çocuk!" diyordum kendi kendime, eğer gitmezse "üüüf be adamım, hala burda mısın?" diyecektim. Olmadı biraz araverirdim buralara. Sevdiklerimden uzak kalacaktım biraz ama, olsundu, tiksinmiştim işte ondan bir kere. Belki seviyordumdu halen kimbilir, ama bu tiksinti o kadar büyük ki... Nasıl bir cümleydi o kurduğu, "... arsızsın sen, yüzsüzsün ..." Oysa nasıl da bilir nefret ettiğimi hakaretlerden. Belki bile bile söyledi kim bilir.

A aahh! Git çocuk! İlişme aklıma!

Gitmiş başımdan, huzurluyum... Huzur...

- Huzur?

Sus be içimdeki ses, girme Daily'mle arama. Onunla konuşuyorum, çekil! Kış! Kış kış! Git!

Patika'm, Nazlı'm, şekerler şekeri kardeşim benim, ona gif animatör öğretmeye çalıştım, zorladı biraz,ama öğreniyor. Biraz kurcalayınca beklediğimden iyisini yaptı. Birkaç arkadaşa daha anlattım elim değmişken.

Bu arada, ne moda oldu MSNden evlilik teklifleri, bir tek oradan ulaşabildikleri için mi acaba? Yine yapıştı birileri, benimle evlen diye. Kuzum, ne var bende böyle, dünya güzeli ben değilim ki? Şeytan tüyünü unutmuş dedikleri bu mu yoksa?

Neyse, Fatih'im geldi, çekti yine benim çenemi. Sonra Duygu ablamla dertleştim. Ablalarımın en küçüğü ama en şekeri, sarı şekerim benim. Nasıl endişe ediyorum onun için. Sağlığı benimki gibi, her an tedirginim onun adına. Ameliyat olmuş biliyor musun? Ben öğreneli de birkaç gün oldu işte. Yerinde durmuyor, inatçı keçi. Doktor yatmasını sağlık vermiş doğal olarak ama, nerde onda o sabır. "Sekiz aylık Duygu seni, yat yatağına!" Yine ayaktadır şimdi ya da annecik gelmiştir de mecbur yatıyordur. Ah! Ablam, nasıl seviyorum onu Daily, bir bilsen. Sadece onu mu? Kardeşlerimin hepsini. Kan bağına gerek yok, yürekler bağlı olsun yeter.

Bir de Selda ile konuştum. Hani ondan bir helallik almam gerekirdi ya, helal etti hakkını şükürler olsun. "Zaten, bir şey yaşanmamıştı ki, yine de helal olsun." dedi. Ah! Nasıl zehirdi boğazımda. Bunu duymak nasıl rahatlattı beni. Her zaman dünde gelecekte, ben de helal ettim hakkımı. Üzgündü o da. Üzmüşlerdi. Üzülmeyeceğim diyor ama, hissettim. Umarım gülümser hep Ankara güzeli.

Biraz da soru çözdüm, ÖSS2007'den biraz soru cevapladım. Ve burda sana yazıyorum. Haa! Gün içinde görüştüğüm başka insanlar da oldu tabii, tatlılar tatlısı yengem, canım kardeşlerim, dostlarım, şair dostlarım...

Dişimin ağrısı da azaldı. Doktorun verdiği sprey işe yaradı.

Aman Allah'ım! Daily, karnıma ağrı saplandı, ben veda etmeliyim sana, biraz mecburen. Zaten benim bu çenemden kurtulamazdın kolay kolay, yine anlatırdım da anlatırdım, anılarıma dönerdim seninle, gelecek için cümleler kurardım. Ne de olsa ben... Ben yüreğimde toprağım, yüreğimde yağmur, satırlarında ben...

Daily, iyi bak kendine en büyük sırdaşım, can yoldaşım.

Hey! Burada, yalnız değiliz farkındasın değil mi? Daha özellerini gece, sen defter şekline bürününce konuşacağız. Özlemişsindir mürekkep kokumu. Öpüyorum satırlarından...

İmzamda değişiklik yok senelerdir, sıkıldın biliyorum ama, vazgeçemiyorum alışkanlıklarımdan. Katlanacaksın bu lafa, bu imzaya...

Unutulan sevgili, bir garip yagmur_yürekli.

Yağmur Raziye

31 Mayıs 2008
21:26

***Not: Babamın gelmesini bekliyorum şuan. Saat on gibi burada olurmuş.



Benzer Konular


Görüntüleme:3726, Cevaplar:24

İlginizi Çekebilir >
Alt 01-06-2008, 14:05 #2

yagmur_yürekli

Bizden Biri


"İstanbul yedi tepe
Kızlar gider mektebe"

Bu şarkıyla gelirdi dayım hep, ya da bu şarkıyla karşılardı beni. "Prenses!" derdi, öperdi. İstanbul yedi tepeymiş, dayım söylemişti ilk. Yedisinin de efsanesi varmış, bambaşka memleketmiş İstanbul. Birinci sınıfın yarıyıl tatilindeydik. Dayım İstanbul'dan gelmişti. O gece o köyde kalmıştık, kitap okuyordum dayıma. Güliver Devler Ülkesinde. Beşinci sınıflar içindi. Ben kitabı okudukça dayım gurur duyardı, "Benim kızım." derdi. Zaten koca ailede annem babam dışında benim varlığımı kabullenen, hatta ebeveynlerimden daha çok memnun olan biri varsa da Ömer dayımdı. Biz kitap okurken elektrikler kesilmişti, dayım çakmağını yakıp kalktı. Sigara içerdi. Tütün kokusunun tuhaf dostluğu yalnızlığımdan öte bu sebepten olsa gerek. Kalktı, geldi el feneriyle, yüzüme tuttu. "Ne bakıyorsun prenses, yine açmışsın gözlerini, eşek gözlüm" demişti. Çok kızardım dayıma, yine kızmıştım. Gözlerim çok çirkin sanırdım. O gece söylemişti dayım. "Prensesler çirkin olur mu hiç? Gözlerin de çok güzel, en de çok güzelsin. Dünyanın en güzel gözleri seninkiler." demişti. İyi şaşırmıştım, dalga mı geçiyordu benimle? Güzel gözlülere ceylan gözlüm demiyorlar mıydı? "Ama sen bana ceylan gözlüm değiil eşek gözlüm diyorsun!" demiştim. Yalan söylüyordu. Ama dayım yalan söylemezdi. Eğleniyordu benimle. O gece öğrendim, meğer eşekleirn gözleri ceylanlarınkinden daha güzelmiş. O sabah köydeki eşeğin gözlerine bakmıştım tuhaf tuhaf. "Hakkaten de öyleymiş, ne de güzelmiş!" demiştim.

Feneri kitaba tutuyordu, son sayfalarına gelmiştim. Kitap bitince aldım feneri,yüzüne tuttum dayımın. Işığa sinek gelmiş, dayımın yüzüne konmuştu. Onurdan, kuzenimden alışmıştım, sinek konunca "şak" diye elimi patlatırdım konduğu yere. Yine yapmıştım. Dayımın suratında ölmüştü sinek, kocamaaan bir kan lekesi vardı.
"Dayııı!"
"Söyle prenses."
"İstanbul’da sinek olur mu hiç?"
"Olmaz mı? Olmaz mı? Olur tabi."
"Dayıı, İstanbul'a kar yağarmış, sen hiç kardan adam yaptın mı?
"Yapmam mı? Yapmam mı?"
"Beraber yapacak mıyız?"
"Yapacağız prenses. Ama şimdi uyuyalım."

Nasıl sevinmiştim beraber yapacağız deyince, sarılmıştım boynuna. Anımsayınca bile sımsıcak oldu kollarım. Yedi tepenin yedisini de gezecektik. Pierre Lotti'yi anlatmıştın bana uyumadan. Bir türlü diyememiştim de "Piyer Lotti"yi, "Piyotti" demiştim. Kocaman bir kahkaha atmıştın. Piyotti, piyotti diye tekrarlayarak. Ben de gülmüştüm senle, yanaklarım acımıştı. Sonra utanmıştım, söyleyemediğimi biliyordum. Oysa sen ne güzel konuşurdun dayı. Nasıl da capcanlısın halen. Sahi dayı, sen yoksun şimdi değil mi? Tek gülücüğümdün oysa benim.

Hani sevdikleri ölünce küçük çocuklara derler ya, o şimdi gökyüzünde, yıldızlardan el sallayacak, hep yanında olacak diye, bana da öyle demişlerdi. O meleklerle berabermiş. O gittiğinde ikinci sınıftım. Ben yıldızları çok severdim, o benim yıldızımı. Kitap okuduğumuz geceydi, yıldızlara adımızı yazmıştık, “ÖmeRaziye” diye. Ayrılmayacaktık, bu yüzden birleştirmiştik adlarımızı. O gidince daha çok bakar oldum yıldızlara. İnanmazdım dayımın yıldızlardan el sallayacağına. Bilirdim, O bana oradan el sallamayacaktı. Bilirdim, ölen herkes aynı zamanda dirilecekti. İmam efendi öyle demişti camideyken. Ama, hani, olur ya, bir ihtimal... İnanmak istedim dayımın yıldızlarda olduğuna. Halen, halen yıldızlara bakar, dertlerimi anlatırım Daily. Dayım belki duyuyordur diye.

Bugün 1 Haziran Daily, farkındasın değil mi? İstanbul'uma kavuşacağım yakında. Dayımın sevdiği yerlere gideceğim. Dayım Eminönü'nü severdi en çok.

Eminönü...

Niye mi sustum Daily? Biri daha severdi orayı. Biri daha... İkisinin yokluğunu aynı anda hissedince susuverdim işte. İstanbul'a gidince Pierre Lotti'ye çıkacağım Seher'le, olmayan çocukluğumun Piyotti'si. En şen kahkaham... Piyotti...

Ah! 1 Haziran. Daily, tam tamına on üç gün sonra sınavım var. Yüreğim ağzımda. Korkuyorum Daily, aslında bilir herkes, ben cesurum ÖSS'ye karşı. Daha doğrusu cesurdum. Ama, şu son iki ayda, hele son iki haftada fazlasıyla yıpran Daily, biliyorsun. Korkum bundandır. Üstelik sağlık durumum da düzensizleşti. Ya olursa yine? Hani LGS'de olmuştu ya... Hani hastalanmıştım. Hani, hani kazanamamıştım istediğim tek okulu, ÇAPA'yı. Hani gitmişti koskoca kırk dakikam.

Ah! Daily, yeniyorum korkumu... Yenmeliyim! Ne diyordum: Seni seviyorum ÖSS!

Sana anılarımı ve geleceğimi anlatıyorum öncelikle, nedendir dersin? Bugün birine bahsettim bundan. Yani sana ilk anılarımdan, gelecek planımdan bahsettiğimi, sonra ogün yaşadıklarımı anlattığımı. Ne dedi biliyor musun?

"Sen şairsin unutma!"
"Sen yazarsın!"
"Sen filozof ruhu taşıyorsun unutma!"
"Sen büyük bir dahisin unutma!"
"Sen sözelin en heybetli olduğu bedensin unutma!
"Sen geleceksin unutma!"

Ben neymişim be Daily? Bir de ben inansam şu söylenenlere, bir de ben inansam kalemimin kuvvetine. Söylendiği kadar güçlü olduğuna, bir de ben inansam.

Sence Attila İlhan olsaydı, hani o şirin adam, hani o yağmur kaçağı, ne derdi benim için. A aah! Daily... Yalnız değiliz unutma, konuşturma şimdi beni.

Bugün o soruyu sormaktan başka ne yaptım biliyor musun? Anlatayım.

Sabahın altısında ayaktaydım. Zaten dün gece çok geç yattım. Ayrıca dün Abdullah'a söz vermiştim, gece konuşuruz diye ama öyle yorgundum ki uyuyakalmışım. Ona kendimi nasıl affettireceğim bilmiyorum. Sabah kalkınca uyuyakaldığımı fark ettim. Nasıl kırıldı şimdi kim bilir? Yok, Aşk Tercümanı'na demiyorum, hani şu yeni, sevimli arkadaşım var ya, hastanede çalışıyor. Mesleğini söylemek için yaka kartına bakan sevimli çocuk. Ha, bir de bana prenses dilerden olduğunu unutmamak lazım. Neyse, ben yine dağıttım, döneyim konuya. Aaa! Daily, kızma, gevezeyim işte, çok iyi biliyorsun. Abdullah'a karşı suçluluk hissimi kısmen de olsa azalttıktan sonra çıktım yataktan. Üç gün sonra ilk defa kahvaltı yaptım. Biliyorsun, hep şu hergele yirmilik dişi yüzünden. Böyle hergele, böyle serseri diş görmedim ben. Ateşlere attı beni, sancılara. Bir de enfeksiyon kapacağı eksikti derken, onu da yaptı, üç gün boyunca aç kaldım. İşte, kavuştum bugün kahvaltıma. Şöyle bir domates doğradım bir salatalık, on kadar zeytin, birkaç dilim peynir, yanında da mis gibi çay... Oooh! Afiyet olsun bana. Ama bitiremedim tabii, salatalık ve domatesin yarısı kaldı tabakta. Annem yine ciyyak ciyyak bağırmaya başladı:

"Raziyeee, gene guş suluu gadar şeyde yemeni yemedin bırakdın. Ye kız şunları! Yeme yeme, hastayım de çık! Bak patates kızarttım yesene. Çotu çıkmayasıca, bi lokma ekmek yememiş, galkıp gidecek gene. Ölecen kızım açlıktan! Kız ben kime derin, eeey. Süslenme, gel şunları ye derin haa! Kiz kime derin been? Ayeeen! Ana ben miyim sen misin? Yesene kıız!"

"Anne bee, bağırma artık. Bak zaten geçen sene sorla yedirdin yedirdin, aldığım 8 kilo yetmiyormuş gibi midemin her bir tarafı yara oldu. Peptik ülserim var anne benim. Çok yemek yiyemem, hele patates hiç yiyemem. Hem doydum ben. Şimdi midem sıkışsa, yaralarım artsa daha mı iyi? Doydum ben anacım."

"Hele bi sınavda puanın düşük gelsin, akşamıla görüşcez senlen."

"Ooof, tamam annee. En kötü ihtimalle üçüncüyüm."

Tabii bu arada yıkadığım saçımı kurutma çabasındaydım, annem bir şeyler dedi ama anlamadım. Tam sürmemi çektim, çıkıyorum, baktım annem suratını asmış bakıyor bana. Ah! Unutkanlığım üstümde. "Öpücük yok mu anneye?" Olmaz mı anam, olmaz mı? Mmmmmmucukkk! Mmmmmmmucukk! Bal bu, bal be! Canım anam benim.

Onca oyalandım, sınava da geç girdim tabii her zamanki gibi. Eee, köy çıkışına kadar yürü, ana yolda vasıta bekle, vasıta ne zaman gelirse şehre in, dershaneye git. Sınav dokuzda, saat olmuş dokuz buçuk. Aydın Hoca yine kapıda bekliyor beni.
"Sevgili dostum, günaydınlar. Bu ne şıklık? Nasılsın bugün?"
"Günaydın hocam, teşekkürler. Siz nasılsınız? Ve sınıfım nerde hocam?"
"Teşekkürler hanımefendi. Hadi koş koş, 101 numaralı sınıfa çık, sıranı ayırdık."

Seviyorum bu adamı. Zeki ve ince olan her insanı sevdiğim gibi.

Sınav nasıl mı geçti? Yine 110 net. Yine düşük puan gelecek. Anca 240. Ooof, Of!

Ha, sınav çıkışı, şöyle mis gibi bir acılı Adana kebabı yedim bizim kebapçıda. Beni görür görmez hemen seslen içeriye, "En güzelinden bir bardak şalgam getirin hanımefendiye!" "Nasılsınız efendim?" sorusuyla da nacizane bir sohbet. Bizim usta kibar adam vesselam. Bu arada şalgam suyunun markasını değiştirmiş, nasıl da belli değiştirdiği. Önceki markanın şalgamlarında az da olsa tortu oluyordu, tadı da biraz boğucuydu. Ama şalgam bambaşka işte, biraz boğucu bile olsa. Hele de acılı Adana kebabının yanında, mis gibi, mis. Halt etmiş bu millet, şaşırmış. Adana kebabını yerken bile kola içiyorlar. Acılı Adana kebabıyla kola içilir mi hiç. Her yemeğin içeceği, her içeceğin mezesi ayrı canım. Çikolatayla bira içmek gibi birşey Adana kebapla kola içmek.

Kebap salonundan çıktıktan sonra nerde miydim? Buradayım tabi yine, gördüğün gibi. Ve ilk sana yazmak istedim. Biraz vakitsiz geldim, biliyorum ama sen de biliyorsun ki, benim nerde, ne zaman yazmak isteyeceğim belli olmaz.

Daily, sorma onu bana... Hem aşk var içimde hem nefret. Burada anlatmayacağım. Tek bir çığlık var içimde yankılanan, O’na dair: Helal olsun!

Yeni bir yazma arzumla sana dönmek üzere Daily, öpüyorum satırlarından...

Zamanı mı?

Belki yarın, belki yarından da yakın...

********************************************************************************************************************

***Bir kadın varmış yağmurdan/ Düşermiş düşünceye akşamdan, sabahtan/ Kimse çıkaramazmış onu/ Kaybolduğu derin kuyudan/ Ölüyormuş, O olmayınca
***Bir kadın varmış yağmurdan/ Sonu gelmiş sevdadan/ Kimse uyandıramazmış onu/ Bu derin uykudan/ Bir öpücük dışında/
***Bir kadın varmış yağmurdan/ Üşürmüş yıldızlar göz pınarlarından/ Sarılırmış dizelerine/ Bir kadın/ Bir kadın/ Yüreği yağmurdan


***********************************************Daily, yıldızlarım üşüyor!
***********************************************Daily, büyüyor, içimde büyüyor!
***********************************************Daily, uyandır beni bu uykudan!
***********************************************Uyandır diyorum, haydi!
***********************************************Haydi, çek çıkar bu mavinin karanlığından!
***********************************************Ah! Bu haram sevdadan!
***********************************************Daily!
***********************************************Daily!
***********************************************Seviyorum seni!
***********************************************Ah!
***********************************************Yüreğim yağıyor sanki...
***********************************************Koru beni şu hergele soğuktan.
***********************************************Daily, tut!
***********************************************Tut ellerimi!
***********************************************Tut beni, yoksa yağacağım!
***********************************************Yoksa son bulacağım!
***********************************************Ah! Sana minnettarım!
***********************************************Daily, yine sana akıyor karanlığım...
***********************************************Daily!
***********************************************Daily!
***********************************************Ah! Daily!
***********************************************Seviyorum seni!
***********************************************Kurtardığın için
***********************************************İçimdeki bu faili meçhul cinayetlerden,
***********************************************Ve ıslah olmayan katillerden,
***********************************************Bu pis kokulu katliamlardan,
***********************************************Kendini bende intihara gelmiş bedenlerden
***********************************************Suikastlerden,
***********************************************Beni.
***********************************************Daily!
***********************************************Seviyorum seni.
***********************************************O beş yaşındaki çocuk yüreğimle,
***********************************************Muhtacım sana!
***********************************************Koru kolla beni!
***********************************************Diyor ya şair mısralarında:
***********************************************"İnsanlar kötü, bırakma beni!

( Masal bu ya; bir prenses bir zalimi seviverdi! )


Unutulan sevgili, bir garip yagmur_yürekli

Yağmur Raziye Kaya

01.06.2008
14:06





Alt 02-06-2008, 12:41 #3

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Bu ne hançerdir böyle? Bir saplandı yüreğime, çıkmıyor Daily'm. Sen bilirsin ya! Dün gece nasıl ağladım senle, sana. Sen olmasan ya çekmecemdeki antibiyotikleri içecektim avuç avuç, ya dolaptaki tencerede bırakılan baklayı. İkisi de sonu olurdu dünya hayatımın. Ya antibiyotik zehirlerdi beni, ya bakla. Son zamanlarda intihara çekiyorum kendimi yine. Yine ayaklarım acıyor, bir şeyler batıyor onlara. Benden kırılıp dökülenler...

İçimde bir volkan var Daily, patlama vakti çoktan geçmiş. Yakıyorum kendi kendimi, kendime akıyor lavlarım. Nedir adı? Aşk mı? Ah! Aşk! Keşke olmasaydı demek istiyorum onun için, ama diyemiyorum. Keşke hiç tanımamış olsaydım demek istiyorum aşk için Daily, ama, diyemiyorum. Var işte. Var, ve benim içimde patlamakta olan benin magması o. Sımsıcak dökülüveriyor yanaklarımdan. Dudaklarıma tadını bırakıyor. Tuz... Kalbimden gözlerime, gözlerimden yanaklarıma isyan dağıtıyor. Ah! Aşk! Var, ve varlığıyla sonum oluyor. Ama izin vermeyeceğim ona. Benim büyük bir anlaşmam var mantığımla. Kalbimi yenmeme yardım edecek. O ise karamsarlığımın malzemesi olmaktan öteye geçemeyecek. Yeniden gülmeyecek gözlerim.Yoruldum Daily, hem de çok... Çok yıprattı beni bu hikaye. Bu kadar kısa zamanda bu kadar yara... Zaman kişisine göredir, bilirim ama, neden bende şimdi bu kadar uzun,bu kadar yavaş.Ya da yavaş olduğunu hissedeceğim kadar inanılmaz hızlı. Ya bu içimdeki diğer duyguya ne demeli Daily, bu öfkeye, bu hırsa, bu afedemeyişe... Tamam, kabul... Haklısın Daily ama ben de haklıyım. Yapmayacaktı bunu. O kadar öfkeliyim ki ona karşı, o kadar öfkeliyim ki... Ah! Daily! Yapma bunu. Acımasız olma bana karşı. Tamam, kabul, beni yakıyor bu. Zaten demiyor muyum ben, ben beni bitirdim ondan önce. Haklısın, öfkem yakıcı, ama bana... Tamam, haklısın, haklısınız hepiniz, belki nefret değil bunun adı, sadece öfke... Ama, benim için nefret. Ben bilemem ki nefreti, öğreneceğim. Hiç tatmadım ki. Saman alevi misaliydim ben. Böyle uzamadı öfkem hiç. O yüzden bu karmaşık ve uzun öfkenin adı nefret. Hiç tanımadığım şeydi nefret, belki halen yabancım. Ama bu duygu, bu öfke... Yo, yooo, nefret bu!

Daily!

Daily!

Sus lütfen!

Görmüyor musun? Hırsımdan titriyor ellerim. Bu iki duygunun çatışmasını kaldıramıyorum. Haklısın, küpüne zarar keskin sirke, ama duramıyorum. Çatışmalılar... Ama, öfkem.. Gölgesi öyle büyük ki... Damarlarım zıplıyor, yüreğim sıçrıyor her defasında kafesimden. Daily! Anlıyorsun değil mi?

Sezer'im olmasa... Ve diğerleri... Ve dostlarım... Ah! Bu ne çoğul yalnızlık böyle?.. Daily, sen olmasan... Ah!

Bütün gün okuldaydım, tek başıma. Fotoğraflar gelmiş, mezuniyet için çektikleri. Fotoğrafların bu ay geleceğini öğrendiğimde ilk ona göstereceğim demiştim kendi kendime. Herkesten önce ona gösterecektim bir şekilde. İlk onunla paylaşacaktım. Onca fotoğraf avuçlarımda katilimmişcesine suratıma baktı. Fırlatıp attım yerlere.. Sonra eğilip yine ben topladım. Nasıl yandı içim, nasıl nefessiz kaldım. Ah! Allah'ım!

Ah! Daily! Haketmedim ben bunu. Bu kadar mutsuzluğu, haksızlığı. Hayattan küçük umutlarım var halen. Hatırlasana, umutçuydum ben. Hani daha on ikinci yaşıma girmeme vardı, senin satırlarına yazdığımda o şiiri. "Her İnsan Umut Hanı"

Ama...

Umutsuzluğum, tüm umutlarıma rağmen bu umutsuzluğum, kendimleyken boğazımı sıkan bu, bu (u)mutsuzluğum neden? Hayır Daily! Sebebi O deme. Kaldıramam, kaldıramam Daily! Bu bana haksızlık, bu bana en büyük haksızlık. Sonum geliyor gibi. Kelebeğimin ölümü benim ölümümü çağırıyor sanki.

Daily! Ben benden beni doğurdum, ama, unutma, göbekbağımda acılarımı getirdim, kendime düğümledim. Daily! Boğazımda düğümlerin en büyüğü şimdi. Haketmedim Daily, haketmedim! O okulun boş kolidorlarında, tek başıma kaldığımda, dost sesinden, dost sözünden de uzakta kaldığımda, uykulardan uzak kaldığımda, çıldıracağım sandım...Haykırmak istedim,yapamadım... Düğüm düğüm boğazım. Düğüm düğüm...

Daily!

Daily!

Bugün bomboşum! Sahi, ne yaptım ben? Mezuniyet yazılarını verdim, resimleri aldım, sınav yerimi öğrendim. Sınav... Sınav yeri... O... Ooof! Daily! Çıldıracağım...

Sen de olmasan, kim anlayacak beni. Bak, hemen buraya attım kendimi, okuldan çıkar çıkmaz. Kendimi kovalıyorum. Kendim kendimden kaçıyor. Onu bulursam belki kurtulacağım bu amansız sevdadan ve bu büyük öfke tufanından.

Mutlu olmak istiyorum Daily!

Ne diyordu bir zamanlar kardeşim, Berkay'ım? "Yalnızım ama mutluyum."

Keşke, keşke ben de diyebilsem bunu. Daily! yalnızım ve mutsuzum. Kurtar beni, boğuluyorum. Tut ellerimi, yağacağım. Sonum olacak yağışım. Daily!

Çıldıracak gibiyim. Onca derdim var başımda. Bir değil iki değil. Ama en büyükleri işte satırlarını dolduran, iyi bilirsin sen. A aah! Çıldıracağım! Zaten, yine birbirimize girdik babamla da. Yine savurdu hakaretlerini. Neden? Ah! Sanki kimse sevmiyor beni, sevenlerime inat. Zaten.. Zaten.. Aa aah! Biliyorsun işte!

Daily!

Gidiyorum...

Okula geri dönmek zorundayım şimdi.

Hoşçakal!

Satırlarından öpüyorum

Hoşçakal!

Hoşçakal!

Unutulan sevgili, bir garip yagmur_yürekli

Yağmur Raziye Kaya

02.06.2008
12:36

(U)Mutsuzum...
Gül kurusu sevdiğim...
Gül güzeli,
Tılsımını kaybetti.
Öldü!..
Ölümsüz kelebeği gibi...
Öldü!..





Alt 03-06-2008, 16:19 #4

yagmur_yürekli

Bizden Biri



Yüreğimde Toprağım,Yüreğimde Yağmur (Unutulan Sevgili Bir Garip Yagmur_Yürekli)Yüreğimde Toprağım,Yüreğimde Yağmur (Unutulan Sevgili Bir Garip Yagmur_Yürekli)
Yüreğimde Toprağım,Yüreğimde Yağmur (Unutulan Sevgili Bir Garip Yagmur_Yürekli)
Yüreğimde Toprağım,Yüreğimde Yağmur (Unutulan Sevgili Bir Garip Yagmur_Yürekli)
Daily, canımın içi, ruhumun en sadık seyircisi, Sana yazmadan gitmek istemedim. Bugün duygularımı sana da anlatamayacağım. Vaktim yok. Bizim müdür yardımcısı aradı. Yardımıma ihtiyaçları varmış. O yüzden acil gitmeliyim.O mezuniyet resimlerimi yapıştırdım sayfana. Ben yokken, bakarsın ona. Üzerine eklediğim yazı sana neler fısıldayacak, şimdi benim vakit bulup anlatamadığım duygularımı anlatacak sana. Ve bakışlarım doğrulayacak.
Merak etme, hemen döneceğim.

Öpüyorum satırlarından

Ben gelene kadar, hoşçakal...

Unutulan sevgili,bir garip yagmur_yürekli


Yağmur Raziye Kaya





Alt 04-06-2008, 16:56 #5

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Daily!
Hani bazen sana tek bir kelime yazar da günlerc kaybolurum ya öyle bir gündeyim, işte yine sana tek bir kelime:

BİTİROYORUM!...

Her nefeste...

Uzun( ya da kısa) bir elveda sana... Yeniden...
Hoşçakal Daily...

Unutulan sevgili, bir garip yagmur_yürekli

Yağmur Raziye Kaya

04.06.2008
16:56





Alt 04-06-2008, 21:21 #6

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Daily, Daily, ooooo Daily...
Evet, sandından ve hatta sandığımdan daha erken döndüm sana. İçimde, çok küçük de olsa, yankılanan bu neşenin sebebini merak ettin değil mi? Evet Daily, provaya gittim, geldim ve küçük de olsa içten gülümsüyorum. Sebebi kim ya da ne mi? Tabii ki örnek aldığım isimler içinde, bendeki izleri en güçlü olan adam, canım öğretmenim, Türk dili ve edebiyatı dersinin öğretmeni, örnek kişilik, Hüseyin Rahmi KURT. Sen de bilirsin Rahmi Hoca'nın disiplinini, olgunluğunu, neşesini, zekasını... Ha bir de yeri yerinden oynatan yürüşüyünü ve birgün olduğu binayı yıkmaya yeteceğini düşündüğüm hapşırığını...

Bir insan böyle sevecen, böyle babacani böyle disiplinli olabilir mi? Oluyor. Hüseyin Rahmi Kurt bana bunun olabileceğini gösteriyor.

Ne o Daily, yine hınzır hınzır gülümsüyorsun? Aaah! Evet, o gün... Lise bir öğrencisiydim değil mi? Ve ikinci yarıyılın ortasındaydık.Bir öğle arasıydı. O köşeme çekilmişliğimi biranda silip, sonra tekrar kendi köşeme döndüğüm anlardan biriydi. Herşey Funda'nın taklitleriyle başlamıştı. O dönemin en komik beden eğitimi öğretmenini taklit ediyordu, ki kendisi başka okulda görevliydi o tarihte. Funda'nın taklitlerinden sonra bir soru soruldu sınıftaki o bir avuç kişinin arasında.Kim sormuştu? Hatırlamıyorum açıkası. Neyse, sorulmuştu ki;"Eğer Rahmi Hoca bale yapsaydı nasıl olurdu?" Söz konusu Rahmi Hoca olunca ben yerimde durabilir miyim ki? Elbette hayır. "İsterseniz ben gösterebilirim." diye fırlamıştım. O dönem, nisan rehavetiyle millet cıvımış, Rahmi Hoca da bundan, gün içinde binbir defa, yakınır olmıuştu. Onu yormayan, onun deyimiyle, aklı başında olan tek öğrenci bendim. Ta ki o ana kadar. Sınıftaki dört beş kişilik kız grubunun önünde Rahmi Hoca nasıl bale yapardıyı taklit etmeye başlamış, bir kuğu(!) gibi süzülüyordum. Pencereden kapıya doğru. Son bir süzülüş kalmıştı ve ben o süzülüşle kapalı kapının hemen önünde duracak, geri dönecek, selam verip esprimi patlatacaktım. Son süzülüşü gerçekleştirip bir ayağımın kapının önüne konmasıyla Rahmi Hoca'nın kolidorda duyduğu kahkaları merak edip sınıfın kapısını açması, ve pek tabii ki benim onun dibine konmam bir oldu. O muhteşem göbeğine çarpmama beş kala...

Karşımda Rahmi Hoca'yı gördüğümde yaşadığım şokla karışık utanç duygusu Rahmi Hoca'nın, "Raziye ben bir akıllı seni bilirdim, seni de kaybetmişiz, haberim yoktu." deyip, kapıyı kapayarak çekip gitmesiyle iyice artmış, olduğum yere donakalmıştım. Arkadaşlarım ise kahkahadan kırılıyorlar, yerlere yatıyorlardı. Şoktan çıkmamla benim de kahkaha krizine girmem bir olmuştu tabii.

Hey! Daily, dalga geçme lütfen. Zaten Rahmi Hoca'nın, teneffüs arası, diz üstümde yıllıklarımızın düzenlemesine dalıp ders zilini duymayışım ve Rahmi Hoca'nın sınıfa girip, beni öğretmen masasında bilgisayarıma gömülmüş vaziyette basması yeni bir olay ve halen kulaklarıma kadar kızarıyorum. Hele bir de sınıfın içinde bana,"Raziye hani bir dizi vardı, Ayrılsak Da Beraberiz. Sen o dizideki Leptop Recai'yi bilir miydin?" diye sorması yok muydu? O gün itibariyle, Vatikan, Filozof, Dişi Hacker gibi lakaplarıma Leptop Raziye de eklendi.

Bugün provaya o da gelmişti. Rahmi Hoca hep aynı rahmi Hoca'ydı. O sert, karizmatik adamın sahip olduğu espri ruhuna da ayrıca hayranım. Taklitleriyle, esprileriyle kırdı geçirdi. O an hiç bir şey düşünmüyordum. Aklımdan geçen tek şey, "Hüseyin Rahmi Kurt olmak nasıl bir duygu acaba?" sorusuydu. Ve hissettiğim tek şey içten attığım o kahkahalardı.

İşte sabahki yıkılmışlığımı üzerimden alan, bitişime rotar yaptıran bu. Hüseyin Rahmi Kurt... Anadolu Lise'sindeki en büyük iyikilerimden oldu. İyi ki Hüseyin rahmi Kurt gibi bir öğretmenim var. Yazılarıyla kendini bulan ben, Rahmi hocamın yazılılarında heyecandan ölecek gibi olur, herkesen önce başlamama rağmen yetiştiremez, ellerimin titremesinden kalemimi defalarca yerlere düşürmüşümdür.

Ayrılık vakti...

Arkadaşlarımı değil de, öğretmenlerimin tamamını değil de, Rahmi Hoca'm gibi öğretmenlerimi özleyeceğim. Lise yıllarıma yaşanmaya değer kılan mücevherlerimi.

Ah! Daily, Rahmi Hoca'nın diploma veriş anında yaptığı taklitleri görüp de kahkahayla yerlere yatmamak mümkün mü?

Sahi Daily, bak ne çabuk geçti zaman. Koskaca dört yılım su misali akıp geçti. O dört yılımda bir aaşşkk, artı bir aşk daha gelip geçti. O dört yılımda neler neler değişmedi ki? O dört yılımda hayallerim geldi geçti. Projelerim, resimlerim,yazılarım, öğrencilerim, acılarım,aşklarım,arkadaşlıklarım,dostlarım, sevdikleirm,sevmediklerim, hatta düşmanlarım... O dört yılımda bu şehirde kalmanın verdiği eşşiz azap!

Daily!

Seviyorum seni...

Buarada, Hasan'ı özlediğimi farkettim. Hani şu küçük sözlümü. İlk fırsatta Alanya'ya gidip, ona da veda etmek istiyorum. Acaba nasıl şimdi? Sevgilisiyle herşey yolunda mı? Mutlu mu? Ne dersin Daily, ona sevgiden öte hakettiği aşkı evrseydim, herşey daha farklı olmayacak mıydı? Ne kadar da aptalım. Öyle kıymetli ki içimde. Ne ilişkim sırasında, ne ilişkim sonrasında onunla aşkı yüreğime işlemedim ya, hakettiği halde. O küçük ellerini hiç bırakmasaydım keşke... İçimdeki en tatlı keşkem olduğunu biliyor mu acaba o boncuk gözleri. Bugün dikkat ettimde Daily, sevdiğim tüm gözler onunki gibi... Belki ona olan minnet duygumdandır. İçimde ona karşı hiç bitmeyen büyük bir sevgi var. Adı aşk olmayan masum bir sevgi. Bu şehirde özleyeceğim isimlerin başında o küçük elli çocuk. Ne demiştim ayrıldığımda, "Yağmurdan küçük ellerin vardı,ben öpünce içlerini,yağmurlar yağardı.keşke o yağmurların adı, sevda olsaydı. Şimdi, kopamazdım senden, böyle kolay." Bu dünyada mutluluğunu göremezsem gözlerimin açık gideceği insanlardan biri. Evet Daily, onu görmenin, bu şehirle birlikte ona da veda etmenin ve hakkını helal et demenin vakti geliyor.

Şimdi eve gideğim Daily. Oradan rahatsız edeceğim seni yine. Kulaklarına fısıldayacağım şeyler var.

Öpüyorum satırlarından...

Daily, bana onu anımsattığın için teşekkür ederim. Ruhuma yine bir huzur salındı. Adını her duyduğumda olduğu gibi. Elleri yağmurdan küçük çocuğa bendne önce mutluluk dileklerimi fısılda e mi? Hatırla, o da seni benim kadar severdi, bana tüm kimsesizliğimin içinde böyle sahip çıktığın için. Onun kollarının altında değilken bana kol kanat gerdiğin için. Bir zamanlar kanatlarına alıp beni korumaya çalışan bu melek ruhlu çocuğa binbir türlü mutluluk dualarımı ilet e mi? Keşke Hasan.. Keşke sana hakettiğim mutluluğu verebilmiş olsaydım. Şuan ne acı çekiyorsam, biliyorum ki, çoğunluğu senin yokluğumla çektiklerinin bedelinedir.

Buarada, bu gece Ahmet'i arayacağım. Ona verdiğim acının da Hasa'na verdiğimden arta kalan yanı yok çünkü. Kim bilir, belki o da şimdi bu istede, beni izliyor, o kömür gözleriyle. Buraya gelecekmiş, nasıl neşeliydi sesi aylar sonra sesimi duyduğuna mutluydu sanki. Ulaşamadığı telefonuma ulaşmıştı. Bana sınav için şans dilemek istiyordu. Şansına ihtiyacım olacak kömür gözlü çocuk. "Hani bir yıldız kayar da birden..." Kaymasın yıldızların Ahmet.

Satırlarında günah çıkartıyorum sanki benim sevgili Daily'm.İyi ki varsın. Öpüyorum satırlarından. Eve gidiyorum şimdi ben. Yeniden görüşene dek, kendine iyi bak.

Geleceğim yine, belki yarın, belki yarından da yakın...

Unutulan sevgili, bir garip yagmur_yürekli

Yağmur Raziye KAYA
04.06.2008
21:12





Alt 05-06-2008, 21:07 #7

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Bu gece son biraz sonra
Bu kapıdan son kez çıkıp yine kendimi
Vuracağım yollara
Kimbilir kaç kere ıslanacak yüzüm

Elimi tut düşman olma
Ne olur parça parça olmasın içimiz
Mutlu ol iyi bak kendine
Ne olur gözüm arkada kalmasın

Uzun uzun seneler var önünde
Gün gelir sevgilim
Acıya alışırsın, alışırsın
Bu gece son

Nereden çıktı bu Levent Yüksel şarkısı mı diyorsun Daily? Yarından sonra, hatta bugünden sonra bu şarkının bambaşka bir anlamı olacak benim için. Birazcık daha fazla hüzünve umut kokacak. Çünkü yarın gece son. İşte, bizim veda şarkımız da bu olacak. Diplomalarımızı alırken bu şarkıyla veda edeceğiz Anadolu Lisesi'ne. Garip bir duygu bu. B
irbirimize kenetlenip bu şarkıyla dans ederken, "İşte..." dedim bir kez daha,"İşte akıp geçti zaman önümde, su misali. Umudum yarınlara..."

Umudum yarınlara Daily, herşey için. Aşk için, aş için, işiçin... Huzur için umudum yarınlara.
Provaya gitmeden önce yine içimdeki korlarımdan birer parça anlattım Fatih'e. Dayımı anlattım. Canım dayımı... Eminönü sevdasını, bana Mavi Prenses deyişini, ve artık ölü olduğunu. Bir de o yaşasaydı herşeyin daha farklı olacağını...

Daily, bugün sana anlatacaklarım bu kadar. Daha özellerini gece anlatacağım, şimdi burada değil. Bugün sana daha çok özel şeyler fısıldamak istiyorum. Daha yıldızlarımla konuşacağım. Dayıma anlatacağım şeyler var. Hani, olur ya, belki sahidne yıldızlardadır.
Hoşçakal Daily, yarın sana gelemeyebilirim. Biliyorsun mezuniyet törenim var. Kendine iyi bak. Seviyorum seni ve öpüyorum satırlarından...

Unutulan sevgili, bir garip yagmur_yürekli
Yağmur Raziye KAYA
05.06.2008
21:06

***NOT: ÖSS yolunda şafak 9


BU GECE SOOOON,
BİRAZ SONRA BU KAPIDAN SON KEZ
ÇIKIP YİNE KENDİMİİ VURACAĞIIM YOLLARAA
BU GECE SOOOOOOOOOON





Alt 06-06-2008, 11:53 #8

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Daily, günaydın şekerim. "Ooo, akşam sefası" deme şimdi sen de bana. Aa bak öyle deyince Kemal geldi aklıma. Of be, nazar boncuğum, nerdesin şimdi sen? Kaç ay oldu, günaydınlarınla uyanmayı,tatlı rüyalar deyişinle uyumayı unutalı. İstanbul, koca İstanbul içinde seni de saklıyor nazar boncuğum. Bu şehri sevmem için çok sebebim var, biri de sensin işte. Özlemişim be! Hem de ne biçim?

Hatırlıyor musun Daily? Ben öğlene kadar anca uyanıp "Sana da günaydın gamzeli Prens" yazınca," Ooo uyanabildiniz mi akşam sefası?" derdi. O en karanlık günlerimde ışığım oldu, korudu beni sevecenliğiyle. Nasıl öderim ben senin hakkını be nazar boncuğum. Mezuniyet geldi çattı işte. Yakında İstanbul'a gelip seni de göreceğim. Özlendin be Gamzeli Prens'im, hem de çok.Ayy, gözleirm dolu dolu oluverdi şimdi.Aman Daily, dur dağıtalım konuyu, zaten duygu seliyim bugün. Şimdi iki gözüm iki çeşme ağlayıvermeyeyim milletin önünde.

Daily, gömleğimi,cübbemi,pantolonumu ütüye verdim az önce. Aaa kikirdeme öyle "Beceriksiz" diye. Hep kendim yapıyorum işlerimi bilirsin ama olur da bir aksilik çıkar, cübbeyi yakacağım tutar ütüde. Aksilik mıknatısıyım zaten bilirsin. İşi ehline bırakmak daha iyisi. Ooof, daha kuaföre gideceğim, süslenip püsleneceğiz. Sabahtan beridir Nariş'i arıyorum ama kapalı telefonu. Nerde ki bu kız? Dün akşam ev telefonuna mesaj atmış,bizimkiler söylememiş bana. Kesin kızdı yine. Sabah farkettim mesajı. Nariş'e mesaj atayım diye telefonu aldım elime, bir de baktım mesaj atmış. Yok, yok, kesin çok kızdı bana, hiddetlendi,kapattı telefonu.

Daily, Daily bee, sana bir şey itiraf edeceğim ya da yok, merak et biraz. Sonra söylerim. Ama bugün biraz daha huzurluyum.

Umudum yarınlara...

Daily, şimdilik bu kadar, özle beni anacım, öpüyorum satırlarından....

Unutulan sevgili, bir garip yagmur_yürekli
Yağmur Raziye Kaya
06.06.2008
11:49





Alt 06-06-2008, 13:49 #9

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Daily!

Ablam, ablamın durumu kötüye gidiyormuş Daily. ve ben bunu şimdi, siteden öğreniyorum. Çok korkuyorum. Hem de çok korkuyorum. Hep yeniden hastalanmasından korktum, endişe ettim ve şimdi hastalığın yeniden ortaya çıktığını öğrendim. Allah'ım, neden sevdiklerim benden gidiyor bir bir? Neolur alma onu benden, neolur alma. Lütfen yapma, Allah'ım lütfen.

Daily, sonra yazacağım yeniden sana.

Lütfen sil gözümün yaşlarını, sil. Lütfen gitmesin ablam.

Öpüyorum satırlarından..

Hoşçakal Daily

Unutulan sevgili, bir garip yagmur_yürekli
Yağmur Raziye Kaya
06.06.2008
13:47


BENİ SENSİZ BIRAKMA ABLA!





Alt 07-06-2008, 17:56 #10

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Daily,

Dün çok zor bir gün geçirdim. Ablamın kötü haberi beni yıktı. Mezuniyetime dahi gitmeyecektim neredeyse. O benim için öyle kıymetli ki, ona bir şey olursa nasıl dayanırım. Orada, acı çekerken, karşımdaki onlarca meraklı insanın karşısına geçip zorla sırıt sırıt etmek çok koyacaktı bana. Sonra Zehra ile konuştuk, ikimiz de öyle çok seviyoruz ki onu. Geceye gitmezsem ablam çok üzülürdü, kızardı bana belki. Gittim kendimi zorlayarak. Of, öyle kötüydüm ki, insanların beni o halde görmesini hiç istemiyordum. Okula gittiğimde elim telefonumda saatlerce bekledim, hep ablam vardı aklımda. En son çıkmama kararı aldım yeniden. Ablamdan tek bir iyi haber gelmemişti. Ameliyattan çıkalı altı saat olmuştu ve halen yoğun bakımdaydı, gözlerini açmamıştı. Doktorlar direnmediğini söylemişler. Zaten "Yaşamak istemiyorum..." demiş en son. Beni bu yıkmıştı işte, ya ablam hiç uyanmasa ne yapardım ki ben. Hep dua ettim. Sanki sesimi duymuş gibi, benim çağırılmama beş dakika kala mesaj geldi, gözlerini açmış ablam. Nasıl mutlu oldum anlatamam. İşte o haberle gittim beş dakikada cübbemi giydim, kepimi taktım, makyajımı yaptım ve çıktım. O haber beni öyle sevindirmişti ki, şaşkınlıktan kırmızı halının ortasında değil de yanında durmuşum, arkadan hocam söyledi, halının ortasında dur diye. Ablam hep gülmemi isterdi, güldüm. Sanki beni duymuş gibiydi, sanki benim için açmıştı gözlerini. O son beş dakikada bana hem kendini vermişti, dünyamdaki en değerli varlıklardan birini, hem de hayatımda bir defa yaşayabileceğim o özel geceyi. Ablam varsa anlamı vardı, ve ablam sanki bana "Hadi Yağmur, ben döndüm, git ve çık, göster benim kardeşimi onlara" diyordu. Gece bittiğinde ablam o zorlu güne inat gücünü toplamıştı ve sesini dahi duyabilmiştim. Canım ablam, "işte" dedim,"işte benim ablam bu.Dayan kızım, başaracaksın, beni sensiz bırakma." Ablam... Canım ablam... Gözümün nuru ablam. Uzun zamandır duyduğum en büyük acı buydu işte, ablamın acısı. Aşk be, ooff be aşk, sen de dert misin?Ablam için duyduğum dağ gibi acının yanında,aşk sen koca bir hiçsin. Ona duyduğum sevginin yanında, beş para etmezsin.

Ablamla konuştuğumda okuldaydım halen. Canım benim, sesi nasıl derinden geliyordu, acı çektiği nasıl belliydi. Cız etti yüreğim, nasıl acıdı anlatamam.Ama çok da mutluydum işte, ablam uyanmıştı. Okuldan ayrılırken hocalarım tek tek konuştu benimle, benim geleceğimden nasıl da emindiler.Hepsi benim gelecekte başarılı olacağım hususunda iddialıydı. Onlara göre ben Türkiye'nin sayılı ressamlarından,bir numaralı yazarlarından,kendi krallığını kuran şairlerinden,mimiklerini tarihe yazdıran tiyatrocularından,taşları dile getiren heykeltraşlarından olabilirdim. Hepsi yarınıma doğru attığım adımda yanımda olmak istiyorlardı dün gece. Mutlaka, diyorlardı, mutlaka gel yapacağımız ne varsa yapalım. Hele resim öğretmenimle ve edebiyat öğretmenlerim. Hayatımda atacağım adımlarda dikkatli olmam konusunu defalarca tekrar ettiler. Hele Oya Hoca... Bu okulda üç enimden birisin, sen çok başarılı olacaksın diyordu. Okuldan çıkana kadar konuştuk. Bir tek Hürol Hoca'mla konuşup vedalaşamadım, o içime dert oldu. Onun için gideceğim okula,mutlaka.

Dün birini de çok kırdım, o biliyor kendini. Benim için çok kıymetli birisi. O da çok kıymetli. Ablam kadar olmasa da çok kıymetli.Canım ablam,canım abim,ailem dediğim herkes,hepiniz herşeyimsiniz benim. Size bir şey olsa ne yaparım ben.

Allah'ıma şükürler olsun Daily, kötü günleri tek tek aşacak gücümüze kavuşuyoruz. Şükürler olsun ki ablam hayata döndü. Canım ablam. Haziran bitiminde yanında olacağım ve onu hiç bırakmayacağım. Hem de hiç.

Bugüne uyandığımda ablamın hayatta olduğunu bilmenin umduğumdan daha güzel bir duygu olduğunu anladım. Ablamın hayatta oluşunun,hayatımda oluşunun benim için ne kadar kıymetli olduğunu çok,çok daha iyi gördüm. Canımın canı. Hemşire bulmuşlar,evde bakacaklarmış ablama. Allah'ım... Sen yardım et Rabb'im, güç ver.

Bugün birtanesii yani Ümit geldi buraya. Bir görseydin daily, o ince sevimli çocuk, gerçek hayatta da çok sıcak. Sımsıcak gözleri var. Çok tatlı gülümsüyor. Biliyor musun, Abdullah ve o kuzenmiş. Burda bir buçuk saat kaldı ve geri döndü sonra. Pazar akşamı çekindiğimiz resimleri atacak, ben de şöyle güzel bir başlık açacağım.

Daily, Fatih'im bekliyor beni. Daha ona da anlatacak çok şeyim var. Ha, dün bir şey daha oldu, Nazlı'm var ya benim küçük cadım,şekerler şekeri kardeşim, imza yapmış ikimiz için. Ay,o kendimden geçmiş halimde bana güç verdi. Dedim, "Bak Yağmur, kardeşlerin,abilerin ve diğer ablalarının sağlığı oldukça iyi.Duygu'n da iyi olacak. Bak dedim, bak, kardeşlerin için daha güçlü olmalısın,ablan için daha güçlü olmalısın.Sen güçlü ol ki o da hissedip dönsün." Şükürler olsun Rabb'im sana..


Daily, kaçıyorum ben ufak ufak. Öpüyorum satırlarından...

Unutulan sevgili, bir garip yagmur_yürekli
Yağmur Raziye Kaya
07.06.2008
17:49



****Not: ÖSS yolunda şafak yedi.
****Not: Ablana kavuşmana az kaldı.
****Not: Canda can olmak için kanda kan gerekmiyor.
****Not: Gülşen'in dediği gibi: "En büyük hayalim gerçeğim olsun."





Alt 08-06-2008, 15:30 #11

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Hayat!
Daily, hayat neden bu kadar acımasız. Bana verdiklerini benden almaya, ellerimi uzattığımda sevdiklerimi tutamaya, avuçalrımdan kayıp gitmelerine dayanamıyorum artık. Ablam, canım ablam gözlerini açtığında öyle mutluydum ki. Dün gece ablamla konuştuğumda onun o yaşama azmi beni öyle mutlu etmişti ki...

Hayatımın en kötü sabahınlarından birine uyandım bugün, hayatımın en kötü gününlerinden birini yaşıyorum. Dün gece ablamın yaşama azmini hissetmenin verdiği huzurla dalmıştım uykuma, sabah ise onun kötü haberlerini veren bir telefonla uyandım. Hemşire sabahın altısında onu mutfakta baygın bulmuş. Kimbilir ne zamandır oradaydı. Bana sekizde haber geldi. Halen kendinde değil. Gözlerini kapalı ağlamış güzel ablam, kurban olduğum gözleri ağlamış,açılmadan. Kalp atışları yavaşlamış. Ondan uzakta, ondan haber gelmediği her saniyenin verdiği acıyla yaşıyorum. Zaman geçmiyor Daily, beni bir sen anlarsın diye, sana yazıyorum. Saatlerdir mide kanseriyle ilgili yazılara, tedavi yöntemlerine, evrelerine, ilaçlara, ilaçların yaşamı ne kadar uzatılabileceğine bakıyorum. İşin kötü tarafı tahlillerinin birini bile görme şansım olmadı ve ben ona şehirlerce uzaktayım. Telefonun başında öylece haber bekliyorum. Elimden gelen tek şey dua etmek, onun bunu başaracağına inanmak, ağlamak, bu illeti nasıl yenebileceğimize dair bilimsel bilgilere bakmak, bu illetin zayıf noktasını bulmaya çalışmak,ondan gelecek küçücük bir haberi beklemek...

Sadece beklemek...

Çok canım yanıyor daily, çok canım yanıyor. Sevdiklerimi tek tek kaybetmekten bıktım usandım artık. Onu kaybetmek istemiyorum, ablamı kaybetmek istemiyorum. Allah'ım, yalvarırım duy sesimi, yalvarırım yardım et. Allah'ım,güç ver ablama, bize. Nolur alma onu benden, bana bağışla ablamı, nolur. Yalvarıyorum sana.

Daily, duyuyor sesimi değil mi? Onu bana bağışlayacak değil mi? Onu benden alırsa nasıl yıkılırım bir bilsen. Çok canım yanıyor Daily, güçlü durmaya çalışıyorum. Güçlü olmak zorundayım, ablamın kardeşiyim ben. Canım ablam benim. Daily, nolur birşey olmasın ona.

Canım Daily'm, öpüyorum satırlarından...

Hoşçakal

Unutulan sevgili, ablasının meleği, bir garip yagmur_yürekli
Yağmur Raziye Kaya
08.06.2008
15:24


*****Not: Abla dayaaaaaaaaaaaaaaaan!
*****Not: ÖSS yolunda şafak 6
*****Not: Abla nolur beni bırakma
*****Not: Rabb'im, nolur sevdiklerimi bana bağışla, alma artık onları benden, nolur.
*****Not: Hayat yenilmeyeceğiz sana
*****Not: Kanser sana hiç yenilmeyeceğiz
*****Not: İnanıyorum ablam iyi olacak. En azından inanmaya çalışıyorum...
*****Not: Artık sevdiklerimi kaybetmekten bıktım,usandım





Alt 09-06-2008, 20:42 #12

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Daily, tüm olanları sana yarın anlatacağım. Bügün tuhaf bir duygu içindeyim. Günün güzel tarafı ablamın gülümseyebilyor olması. Tüm dünyam kardeşlerim ve dost dediklerim oldu zaten. Kopkoyu mavilerde boş boş yüzüyorum. Daily, sen anlıyorsun zaten. Yazmasam da anlayacaksın.

Gitmeliyim şimdi

Öpüyorum satırlarından

Unutulan sevgili, ablasının meleği, bir garip yagmur_yürekli
Yağmur Raziye Kaya
09.06.2008
20:32

******Not: ÖSS yolunda şafak beş.
******Not: Artık niye sayıyorsam bu şafağı
******Not: Çıkarcı insanların ve aksiliklerin tepemde leş kargaları gibi beklemelerinden, insanların sözde aşklarını kötü günümü tehtid unsuru olarak karşıma getirerek sözüm ona bensizlikten yakınmalarından ve güya mutlu olacağım ama bana mutluluktan başka her türlü rezilliği verebilecek olan evlilik/hayat tekliflerinden bıktım usandım. Tiksiniyorum
******Nota: Huzura ve gerçek mutluluğa hasretim.
******Not: Kopkoyu mavilerin olduğu koskoca boşluğumda yüzerken boğulmaktan korkuyorum. Kardeşim ve ablam için dayanıyorum. Bir de gün yüzü görmemiş ailem var tabii

******Not: Çoğu şeyin anlamı kalmadı
******Not: Kopmak üzereyim





Alt 20-06-2008, 22:26 #13

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Hayatımda çok şey değişti Daily'm.
Uzun süre yokum. Ama merak etme, iyiyim, iyi olacağım. Bugün işe başladım, iş arkadaşlarım da çok iyi, işim de. Artık Alanya'dayım. Sana veda etmek istedim.
Hoşçakal...

Unutulan sevgili; bir garip yagmur_yürekli

Yağmur Raziye KAYA
20.06.2008





Alt 16-11-2008, 18:34 #14

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Daily,canımın en dibi
Bugünlerde tuhaf bir iklimde yaşıyorum. Şimdi dayım olsa ne derdi ki? Galiba : "Dayan, çok geç artık." Öyle özlüyorum ki onu. Şimdi bir o anlardı halinden küçü yeğeninin. Bir o bilirdi benim saklı göz yaşlarımı. Şimdilerde sıkca nöbetim tuttuğunu bilse kim bilir ne kadar kızardı. Ya da belki sarılırdı,yaslardı başımı omzuna, ağla derdi yalnızca. Düğmeleriyle oynardım belki, yeleğinin. Ah dayım, şimdi kar yağsa da kucaklasan beni, pamukları yanaklarımda eritsem, bir de şiir yazsam, ne güzle olurdu. Hani kış olsa, kestane yesek soba üstünde alıp.
Şimdilerde öksüz bir acı yaşıyorum, kimim, kim değilim bilmiyorum. Galiba kimliğimi kaybetmek üzereyim ya da yeni buluyorum, ya da Faust misaliyim işte. Belki de Gregor Samsa oldum, öylesine bir dönüşüm yaşıyorum.Bildiğim tek şey çok yorgunum,bitkinim,tükenmişim. Sabahtan beri dilimde dolanan şu yeni mısramdaki gibi: İştimaya kalktı ruhum/İsyan ey isyan
Ruhumu askıya astım Daily, umarım kurur, umarım güneş kokarım,yağmur kokarım yeniden. Sanki nem ve rutubet sardı beni. Aaah! Ne halsizim. Bir de çevremdeki mahvedenlerim. Kimileri en sevdiklerim, kimileri adlaırnı bile bilmediklerim. Aynı anda hortladı tüm geçmişim ben geleceğimin kaygısını yaşarken. Nasıl bir zamanlama bu? Yunan mitlerinde gibiyim, ne kadar çabalasam da alın yazımı aşmak için, oyun oynuyor benimle tanrılar. Ah bu kaderin çınar elleri.

Öpüyor satırlarından Prenses Mavi Melek, hoşçakal küçük Daily'm

Unutulan sevgili; bir garip yagmur_yürekli
Yağmur Raziye KAYA
16Kasım2008
Pazar
18:32





Alt 17-11-2008, 20:57 #15

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Boğazında düğümlenen hıçkırık olayım
Unutma beni unutama beni
Gözlerinden damlayamayan gözyaşı olayım
Unutma beni unutama beni

Gölgen gibi adım adım
Her solukta benim adım
Ben nasıl ki unutmadım
Sen de unutma beni
Unutama beni

Issız geçen kapkaranlık geceler boyunca
Unutma beni unutama beni

Ayrılığın acısını kalbinde duyunca
Unutma beni unutama beni

Sevişirken öpüşürken
Yapayalnız dolaşırken
Unutmaya çalışırken
Sen de unutma beni
Unutama beni


Sevgili Daily'm

Böylesine bir şarkı takılmışken dilime uzaklardan bir tını duyuyor gibiyim. Sanırım mutsuzluğum büyüyor. Hatta sanmaktan öte bir gerçek bu. Şimdi çok daha iyi anlıyorum, mutsuzluk üstüne mutluluk kurmaya kalktığında insanın ayakları birbirine dolaşıp düşüyormuş, daha derin yaralar alıyormuş. Cehennem kapıma dayanmış gibi, kendi sonumu yaşamaktayım. Üşüyorum derincesine, sarsılıyorum. Eskisi gibi olmayacak hiçbir şey, kaybediyorum onu da işte yavaş yavaş. Hepsinde olduğu gibi. Neden? Anlamıyorum, neden böyle? Bu kadar mı kötüyüm ben. Niye en sevdiklerim en sevmediklerim olup çıkıyor ya da en sevdiklerimin en sevmedikleri olup çıkıyorum. Ve neden hep eski sevgililerim bu günümü mahvediyor? Hakediyor muyum ben bunu? Aslında istediğim tek şey yerin dibine geçmek ve bir daha hiç çıkmamak. Ey sevgili Hades, kimse sevmiyor belki seni ama galiba ben sevebilirim. En güzel şaralarınla ağırla beni. Bir bırakmayan sensin nasılsa.

Çek al beni karnına Gaia!
Haydi patlasın çığlığım:
Karia!


Bu günlük de bu kadar Daily'm, prensesin Mavi Melek öpüyor yanaklarından.

Unutulan sevgili; bir garip yagmur_yürekli

Yağmur Raziye KAYA
17Kasım2008
Pazar
20:57





Alt 19-11-2008, 01:16 #16

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Bugün burada yeniden kan kusmaya başlayabilrim Daily, dönemezsem affet. Bekle prensesini...
Daily'm, prensesin Mavi Melek son bir kez daha öpüyor satırlarından.

Unutulan sevgili; bir garip yagmur_yürekli

Yağmur Raziye KAYA
18Kasım2008
Çarşamba
01:20





Alt 10-01-2010, 04:09 #17

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Çok uzun zamandır burada sana yazmama nedenlerimi sıralamama lüzum yok Daily'm, en iyi sen bilirsin ki, intikam soğuk yenen bir yemektir... Şimdi ise içimde çektiğim acıların ve birikmiş sözlerin bedenmden uçup gitme isteği çağlıyor... Günah çıkartmak istiyorum adeta eski inançlarımdan kalma alışkanlıklarımda yer aldığı misal gibi...

Her neyse... Bu kez bir başlık buluyorum sana yazışıma ve ondan sonra devam ediyorum sana yazmaya, içimi dökmeye:


KENDİMİ ANLATMAK ZORUNDA MIYIM?

Yapayalnız akşamlarım bir nebze de olsa son buldu. Yalnızlığıma yepyeni bir dünya ile ve yalnız yaşamaya son verme hamlesi ile dur demeye çalışıyorum. Dünya tatlısı insanlarla aynı evde nefes almak çok güzel ve özel. Arkadaşlarımı çok seviyor ve değer veriyorum. Karanlık dünyamın yıldızı derler ya, onlar da benim yıldızlarım...

Neşem, eşim,işim,aşım hepsi apayrı şimdi... SeVdiğim kim sevenim kim bilemediğim dünyamda bir saplantı haline gelmiş tek bir kişinin varlığını kimi zamanlarda inkar etsem de hep biliyorum ki çabalarım yersiz... Ondan intikam almak için attığım her adım, ki intikam soğuk yenen bir yemektir evet ama soğuk yemekler bana pek iyi gelmiyor olsa gerek ki, hüsranla son buluyor... Tilkinin dönüp dolaşıp geldiği yer kürkçü dükkanı imiş, dönüp dolaşıp geldiği yer benim kollarım ve benim de dönüp dolaşıp geldiğim yer yine onu kolları... Bir başkasının tutamadığı ellerim ona şevkatle ve aşkla ve dahası sevgi ile yaklaştıkça içindeki sözleri duyumsuyorum.

Bu nasıl bir yaşama biçmi? Her ikimizi de eleştirdikçe daha çok soruyorum bu soruyu ve yıllar ilerledikçe anlıyorum ki, hem aşkı hem nefreti aynı kişiye beslemek beni de etrafımdakileri de haddinden fazla yıprattı ve çok büyük yükler altıda bıraktı. Yaşadığım/ız ciddi bunalımların etkisi de su götürmez şekilde ortada. Yaşadıklarımızda ve yaşattıklarımızda...

Yalnız anlam veremediğim şeyler ve cevap bulamadığım sorular varlığını her daim sürdürmekte... Buna karşın ona olan duygularımın yerini de onun yerini de kimsenin alamayacağı ve kimsenin asla o olamayacağı alanen ortada... Yaşamımda gelen gideni aratmıyor uzun zamandır, hekes bir tek onu aratıyor. Artık tenime bile adı kazınmaya hazırlanırken kimse neden maviye giderek daha çok bağlandığımı, kelebek, veda,vuslat,yankı vb şeyleirn neden bu kadar ciddi anlamlar taşıdıını çözemezken ve odamda mum ışığı ile "Maviyi Arayış & Znam Che Boli" çalıyorken, odanın mumdan geri kalan kısmına göz yaşlarımı saklayıp, yanımda sohbetleyen arkadaşlarıma ara da bir gülücük atıp bir taraftan sana içimi dökmeye devam ediyorum Daily'm.

Sevgili annem kavramına birincil ve ikincil anlamda iki karakter girmekte. Kendi annem ve Nursel annem. Kendi ailemin şehir olarak benden uzaklığını ve getirdiği boşluğu kısmen de olsa onun ailesi kapatıp dolduruyor. Şu koca şehirde beni çıkarsız seven yegane isanlar da diyebilirim onlara. Huzurla gözlerimi kapatıp tüm yorgunluğumu atabildiğim iki yerden biri... Şu hayatta üç evim üç yatağım var, şükür ki bu anlamda gayet şanslıyım. Yarın Darıca'ya doğru yolculuk başlayacak... Omzumda ve parmağımda zarif iki döğme ile geri döneceğim kısmetse. Ve o lünceye kadar tenimde yaşamış olacak böylelikle... Mahmut abim yapacakmış döğmeyi, söz verdi, ellerimle yapacağım diye... Nasıl güzel olacağını tahmin edebiliyorum...

Her sabah yolda yürürken, otobüse, vapura, metroya binerken -ki akşamları da öyle- derin düşünceler içinde garip bir duygu da yerini alıyor... Sanki gün sayıyor gibiyim... Az kaldı teslim olacağı güne, artık askerim diyeceğim ben de içimden, kalbimden, beynimden, dilimden... Allah'ım, senden tek dileğim onun sağlıkla geri dönmesi... Gözlerim dolu dolu oluveriyor... Kimleri gndermedim askere, ama hiç böyle düşünmezdim... Her ne olursa kısmettir, askerlik kutsadır, onurdur derdim... Gazi olur ise de, şehit olur ise de en şanslılarındandır derdim, keza öyledir de inançlarımız gereği. Fakat, başa gelince hiç öyle düşünemiyor insan... Hep diyorum 4-5 aydır, o gidince ben nasıl dayanacağım?.. Gerçi Gülşah'ım ve Yüksel teyzemle bir aralar üç ayı dolmadan biz gideriz pazarına diyorduk ama, evdeki hesap çarşıya uyar mı bilemem... Bildiğimse onu çoook özleyeceğim... Ki burdayken bile özlüyorum... Ama biliyor musun Daily'm, gerçi biliyorsun, en iyi sen biliyorsun, onunla aynı şehirde nefes almak bile güzel... Sayfalarına alanen yazdığım sözlere "Daily'm Kurtar Beni!" diye çığlıklar eklerken gözlerimden gerdanıma akan yaşların ona olduğunu bilen tek yaradılmışsın sen...

Fazla dertledim bugün... İyisi mi susayım biraz, onu özleme faslıma sessizce devam edeyim... MaV'im, özledim maV'im... Vuslat kokan dudaklarını, titreyen tenini, sarılışını, uyuyuşunu, ellerimi tutuşunu, kokunu, içindeki dozunu,derecesini,yerini kestiremediğim, ne yaptığını ne yapacağını kestiremediğim sevgini duyumsamayı, seni yaşamayı -ki daha dün sayılırdı ellerini tutuşum- özledim... Şu "MaVi'yi Özleyiş" yazısı aslında ne çok anlatıyor bizi en azından ben penceresinden baktığımda...

Daily'm asil kızım benim, ben olmasam da sen anlat ona nu nasıl seVdiğimi... Kimsenin yerini alamayacağını... Sanırım en güzel bu şark'ı anlatıyor şuanki duygularımı ve genel ruh halimi onunla ilgili olarak...

Sevgili Soner abimin şark'ısını mırıldan benim/onun/bizim için Daily'm...

Veda satırlarımı sıralarken Daily'me seVdiğim, sana sevdiğim bir şark'ının sözlerini yazarak son veriyorum yazma fiilime...

İYİ GECELER...

10 Ocak 2010 /03:18
Yağmur Raziye KAYA
Üsküdar/ 2010@RYK

Kendimi anlatmak zorundamıyım,
Beni bilen böyle bilsin.
Hüzünlerin inan tam ortasındayım,
Üzüntüler çekip gitsin.

Bu kadar hüzün var,
Bu kadar acı var.

Ben hala sana tutkunum anla,
Bu kadar kolaymıydı seni unutmak.
Ben hala sana aşığım ,anla,
Bir sen daha olamaz asla.

Ben hala sana tutkunum anla,
Bu kadar kolaymıydı seni unutmak.
Ben hala sana aşığım anla,
Bir sen daha gelemez asla……

Söz - Müzik : Soner GERÇEKER



NOT:
__
____Bir tarafın VUSLAT senin/
__
___Bir tarafın VEDA/
___Bir tarafın nefret senin/
_Bir tarafın seVda
._Bu son ayrılık,
___Bu son VEDA,
____İçimdeki son YANKIya
_____El-VEDA.






Alt 12-01-2010, 01:42 #18

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Yarim... Gün olur devran döner yarim... Sanma ki başkaları indirecek seni tahtından... Bin kere dönse de devran; Bir kere sever insan... Bir değil bin kere de dolaşsa tilki Vaz-geçemez kürkçü dükkanından... Daily'm... Daily... Kurtar beni! Bitsin artık çekilmez çilem... Belki de çekilesi... Ama artık gelsin bu kasvetin son gecesi... Daily'm kurtar beni...
Yağmur Raziye KAYA
01.12.2010/01:31
Üsküdar/2010@RYK
NOT:
Kim seni benden kopardıysa dilerim beter olsun... Kim sonumuzu yazdıysa dilerim solan olsun... Dilimen kopsa da sana beddualarım kalbimden dua geçer haberin olsun... Ya sonsuza kadar çek git hayatımdan ya da gel temelli yanında bir yerim olsun...





Alt 14-01-2010, 01:24 #19

yagmur_yürekli

Bizden Biri



Yüreğimde Toprağım,Yüreğimde Yağmur (Unutulan Sevgili Bir Garip Yagmur_Yürekli)Yüreğimde Toprağım,Yüreğimde Yağmur (Unutulan Sevgili Bir Garip Yagmur_Yürekli)



İyi geceler sevgili Daily'm...
Ben geldim yine, sessizlik ertelerimin içinde kopan çığlıkları nereye kusmam gerektiğinin bilinmezliğinde acı içinde kıvranıyorum. İki koca seneyi devirip üçüncü seneye girmek üzere bu hikâye. Ben ise olduğum yerdeyim. Bak sana tam on dokuz (19) ay önce ne yazmışım bu hikâyeyle ilgili:
"
Keşke hiç tanımamış olsaydım demek istiyorum aşk için Daily ama, diyemiyorum. Var işte. Var ve benim içimde patlamakta olan benin magması o. Sımsıcak dökülüveriyor yanaklarımdan. Dudaklarıma tadını bırakıyor. Tuz... Kalbimden gözlerime, gözlerimden yanaklarıma isyan dağıtıyor. Ah! Aşk! Var[,ve varlığıyla sonum oluyor. Ama izin vermeyeceğim ona. Benim büyük bir anlaşmam var mantığımla. Kalbimi yenmeme yardım edecek. O ise karamsarlığımın malzemesi olmaktan öteye geçemeyecek. Yeniden gülmeyecek gözlerim. Yoruldum Daily, hem de çok... Çok yıprattı beni bu hikâye. Bu kadar kısa zamanda bu kadar yara... Zaman kişisine göredir, bilirim ama,neden bende şimdi bu kadar uzun, bu kadar yavaş. Ya da yavaş olduğunu hissedeceğim kadar inanılmaz hızlı. Ya bu içimdeki diğer duyguya ne demeli Daily, bu öfkeye, bu hırsa, bu affedemeyişe?.." Hal böyle ise ben hiç dinlenmemişim ki Daily, daha çok yıpranmışım baksana... Bu hikâye nerden ve neden başladı ki sanki? Tüm çırpınışlarım cevapsız kalıyor. Başka yüzlerle gizlediğim onu kendi içimde yaşatmaya devam etmenin verdiği netice midir bu? Nerden nereye dedirten ama aslında hiçbir yere gelinmemiş ve nedense taraflı olarak hep tek kişilik kalmış bir aşk hikâyesi bu. Yalnızca benim hikâyem veya yalnızca onun hikâyesi. Üstelik adeta bana acı çektirmekten zevk almakta. Tüm kaçma ve kaybolma çabalarımın sonunda yine karşıma o çıkmakta. Ne olacak böyle hiç bilmemekteyim. Bugün ondan ummadığım anda karşım çıkan Facebook yorum ve beğenme durumlarımı silmesini istediğimde bir ay önce verdiği yanıtı tekrarladı. "SİL-Mİ-YOR-RUM" diye. Ama neden? Bana acı çektirmekten zevk alır hale gelmiş gibi... Bir insan nasıl bu kadar sadist ve narsis olabilir ki? Ah! Hayatının tamamı yalan olmuş bir insana âşık olmak ne büyük bir talihsizlik... Üstelik onu tamamen gömmeye yemin ederken hortlamaktaki bu inadı nedendir hiç anlamış değilim. Her ne ise, satırlarını tanıdım tanıyalı onunla doldurmamdan sen de sıkılır oldun biliyorum... Çekiliyorum kendi fildişi kuleme... Onu görmeyeceğim... Onu sevmeyeceğim... Kesin karar aldım ve bunu Gülşah'ımla paylaştım... Alev'im ve Gülşah'ım çok iyi biliyor ki ben artık bu acıyı taşıyamayacak kadar yorgunum... Her ne ise, kararım şudur ki o askere gidene kadar eve gitmeyeceğim, onu görmeyeceğim... Umarım bu defa başarabilirim... Bu defa onu unutabilirim...
İçime en çok oturan, bana en çok dokunan şey ne biliyor musun Daily? Yalanlarına gerçekten inandığımı düşünmesi... Yüzüne alttan alttan vursam da, tekrarlasam da iddia ettiğinin aksine beni hiç sevmediğini, bana hiç değer vermediğini ve bu hikâyenin yalnızca ve yalnızca beni tükettiğini, nefessizlik çeken biri var ise o tarafın yalnızca ben olduğumu ve nedeninin yalnızca kendisi olduğunu o da aynı şekilde itirazlarına devam etmekte... Oysa sandığı gibi değil hiç bir şey. Şimdi yepyeni bir güne merhaba demeye hazırlanırken yalnızca endi hayatımı ve yalnızca sevdiklerimi düşünerek adımlar atmaya devam ediyorum. Aldığım her nefes ona dair tüm düş - düşünce ve düşlemlerin sonu olmaya devam etmekte... Bu defa ne bir ay ne bir sene ile sınırlı olan bir kaçış olacak, bu defa kesin bir son ve kesin bir ayrılık olmak zorunda. Anlatılan hikâyelerin neresinin gerçek hayatla ilişik olduğunu kestiremediğimi sanmasının verdiği rahatlığı bozmak istiyorum ilk defa... Bir gün nasılsa okuyacağı bu satırların ardından ister acılı bir bakış isterse alaylı bir gülümseme gelsin pek de umurumda olmayarak belirtmem gerek ki yalanların yalnızca senin dudaklarından dökülme eyleminden başka hiçbir amaca ulaşamamıştır. Söylediğin her bir sözün arkasından gelen sevgi, şefkat ve merhamet yalnızca benim bunu yapma isteğimden ibarettir. Yani aslında senin gözlerimin önünde daha fazla küçülmeni durdurmak istememdendir ki içimde senin aksine gerçek ve alenen olan bir şey var ki aslında hiçbir şeye değmeyen seni seviyorum. Fakat sevi ve sevme eylemi her zaman hayatın gerçekleriyle savaş halinde ve bu defa tebrik etmelisin ki kendini kazanan o gerçekler... Şimdi yalnızca şunu düşünmelisin, hayatın boyunca annenden sonra belki de seni en çok seven insan bu kez senin imdatlarına ve liman arayışlarına yanıt vermeyecek... Karşı kıyının feneri yanmıyor ve sen rotanı kendin bulmak zorundasın... Bu son ayrılıkta buralarda ciddi kasırgalar esmekte... Bu kez yalnızca çekip gideni değil geride kalanı da vuruyor fırtına... Artık senin içinin kendini tüketen ve senin kendini bilmez fiillerine hoşgörüyle yaklaşan bir Yağmur yok. Ne kadar zavallı olduğunu görmek ve anlamak için fazla bir çabaya da ihtiyacın yok, aynanın karşısına geçip kendi gözlerinin içine bakman yeterli olacak. İşte orda ne kadar züppen ve ne kadar serseri, ne kadar fitne biri olduğunu göreceksin... Seni değerli kılan iki şey var şu hayatta... Bunlardan birincisi annen(m) ve ailen(m) için önemli oluşun ki bunun aksi beklenemez o evin oğlusun ve Nursel annem seni o kadar çok seviyor ki işte yalnızca bu seni değerli kılıyor ve tabii Rayyan'ımın amca deyişleri ve o çocuk yüreğinde şekillenen amca tutkusu... İkincisi ise benim seni sevmiş olmam nedensizce... Bu iki şey bir anda yok olsa nasıl bir hiç olduğun ortaya çıkacak... Umarım bir ay sonra çıkacağın yolun sonunda gideceğin yer sana ne demek istediğimi daha güzel anlatır... Her neyse, satırlarımı bu kadar işgal etmiş olmanın yeterli olacağını düşünerek Daily'me dönüyorum. Sevgili Daily, sen benim en büyük sırdaşım, dert ortağımsın... 16 senedir benimlesin ve kahrımı çekmektesin... Sana minnettarım benim asil kızım...
Şimdilik sana veda ediyorum... Satırlarından öpüyorum.
İYİ GECELER...

14 Ocak 2010 /01:07
Yağmur Raziye KAYA
Üsküdar/ 2010@RYK




NOT:
Seni sevdiğimin yarısı kadar beni sevebilseydin şayet;
bugün ne hüzün olacaktı ne kasvet!..
Bu defa ben diyorum: Salla kızım s**t*ret!







Alt 20-01-2010, 20:25 #20

yagmur_yürekli

Bizden Biri


Sevgili Daily'm;
Bugünlerde biraz fazla yoruluyorum. İş hayatının koşuşturmacası ve bir taraftan da üniversiteye dönüş sürecim var. Maddi sıkıntılar da yakama yapışmış durumda. Dün yeni evime taşındım. Üsküdar’da kısa sürelik ziyaretimin ardından yeniden Mecidiyeköylü oldum. Şirin mi şirin bir evimiz var. Sevgili arkadaşım Esen'le ise şuan gayet iyi anlaşıyoruz. Matrak bir kız. Bugünüm anahtarımı temin etmemle ve evimize eşya bakmamızla geçti. Yoğun bir dönem başta dediğim gibi. Evimizde şuan internet yok. Üst komşumuz mimar beyde sınırsız internet mevcut. Kablosuz interneti oradan temin edebilmek ümidi taşıyoruz. Ev içindeki sıkıntılı hallerimizin bu şekilde son bulacağını düşünüyorum. Film ve müzik sıkıntımız sonlanacak...
Eşyalarımın bir kısmı Üsküdar'da kaldı. Bu akşam onları almayı umut ediyorum. Bu önümüzdeki haftalarda TV programına başlayacağım bir aksilik çıkmazsa. Maddi sıkıntılarımı bu şekilde kısa sürede çözebileceğim zannımca. Diğer taraftan ulusal kanallarla sözleşmemizi bir an önce yapabilirsem kariyer anlamında ciddi adımlar atmış olacağım. Bu hafta bununla ilgili görüşmelerim devam ederken perşembe akşamından Gebze'ye geçeceğim. İzmit'te yapılması gereken işlerim var. Eğitim görevlilerimizle eğitim durumumu konuşacağız. Rektörlükten devam onayı alabilmem için dua ediyorum.
Allah'ım, nasıl bir süreçtir bu?.. Bitmek bilmez sıkıntılar... Bu arada dövmem kabuk atmak üzere, az kaldı iyileşmesine. Fena da olmadı hani. Bir taraftan annemle oğlum (kardeşim) için kavga etmekteyiz. Tatilde onunla İstanbul'u yaşamak istiyorum ama zor olacak galiba. Bir taraftan sevgili kankam, en değerlilerimden Özlem(Nariye)'im gelecek. Sanırım İstanbul caddelerinde çığlık atacağız. ) Biraz eski günleri yad etmek fena olmayacak...
Garip bir boşluk duygusu içinde tuhaf bir “mutluluk”umsu havayla yaşamaya başladım... Her ne ise sevgili Daily'm, ben gitmeliyim...
Satırlarının zarif dokularından öpüyorum...

Yağmur Raziye KAYA
20 Ocak 2010 Çarşamba
20:22 / 2010@RYK
PMM

NOTE:
For me this love was the wrong choice. I'm very happy now... Good bye my dearling.
I can not say go. But, you don't stay.







Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:42 .