Đ.

#1
Başlığın süper oldu =)
Burada dursun (:
gelirim yazarım giderim.



#2

Aşk kuyusuna düştüm.
Yârin kalbime yazılan cümlelerinin zindanına
Aşka iffet diye Yusuf'un gözlerini kapattım.
Ey benim günahımdan aklanıp secde secde yakarış ettiğim yanım.
Sükût yüreğime yakışan hüzün
Ölmek için aşka gitmem gerek.
Hadi Yâr
Kıyam'et-ti AŞK.


#3
KÜÇÜK HAFIZ HİKAYE:

İlkokulu bitirip kursa gelmişti. Ailesi kendi isteğiyle geldiğini söylemişti.
Kayıt için adını sorduğumda: “Fatma”, dedi. Hiç de çekinmeyen bir tavırla… Ve ekledi: “Eğer hafız yaptırmazsanız kayıt yaptırmak istemiyorum”. Böyle tehdit edercesine konuşması onu yaşından daha olgun gösteriyordu. Tebessümle:”Korkmayın küçük hanım siz isteyin hafız da yaparız, hoca da…” O küçük gözlerinin içi parıldadı birden.

Annesi: “- Hoca hanım kusuruna bakma hele sen, ille de hafız olcam der de başka bir şey demez. Bizim köyün hocasından duymuş. Peygamberimiz hafız olanlara cennette tac giydirilecek demiş herhalde. Siz daha iyi bilirsiniz ya köylü kafası, biz de bu kadar duyduk anladık.

Bu da çocuk işte”. “-Tabi teyze ne demek, keşke herkes sizin gibi duyduklarından etkilense de teslim olsa… Siz hiç merak etmeyin kızınız önce Allah’a sonra bize emanet.” Kadıncağız elime yapıştı, öpecekken geri çektim, utandım. Tuttum, ben onun elini öptüm.

Gözleri yaşardı. “-Hoca hanım bu eller, gözler hep günahlı, asıl sizinkiler öpülmeye layık”. “-Estağfirullahteyze”, dedim . O ahirette belli olur.

Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığımda Fatma’nın Erzurumlu olduğunu öğrendim. Bir an düşündüm. “Küçük nasıl kalacak bu kadar buralarda”… Zaman ilerledikce Fatma’nın edepli tavırları daha da çok etkiledi beni. Azimliydi. Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken görüyordum çoğu kez. Böyle devam ederken arada bir bana gelip soru soruyordu.

Bir gün: -”Hocam hafiz olmak için Kur’an’ı bitirmek mi lazım” diye sordu. Bende: -”Tabii ki hepsini ezberleyeceksinki “hafız” adını alacaksın”. Bu cevabıma çok üzülmüş gibiydi. Bir şey demek istiyordu sanki… Teşekkür etti ve döndü arkasına gitti. Derslerim arasında onlara sürekli Kur’an ezberlemekle işin bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini hatırlatıyordum.

Talebelerden biri: -”Hocam” dedi. “Fatma’nin annesi ona abdestli olmayanın hafizlara dokunamayacağını söylemiş doğru mu?” diye sordu. Çok ilginç doğrusu. Maşallah dedim. “Osmanlı zamanında atalarımız Kur’an’a ve hafıza kıymet verdiklerinden öyle yaparmış” dedim. Çok hoşlarına gitmişti bu iş. Hepsi adeta kendilerini ulaşılması zor, kasa içindeki altın gibi görüyorlardı. “Görsünler” dedim içimden, bu yaşta buralara gelmişler. Allah’ın kelamını ezberliyorlar,onlara fazla görmem bunu.

Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyorve revirde yatıyordu. Zaman geçtikçe Fatma’nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu. Bir gün dersini 2 kez aksatınca sordum. “Ne oldu yoksa anneni mi özledin?” -”Hayır”, dedi. -”Neden moralin bozuk? Sık sık ta hasta oluyorsun” dedim. “-Yanlış anlamayın, inanın ki annemi özleyipte gitmek istediğim yok. Burayı çok seviyorum. Allah’ımdan çok korkuyorum. Buraları terk edersem bana ahirette hesabını sormaz mı? ” Bir şey diyemedim. Suçlu bile hissettim kendimi.

O küçük kalpte bu ne imandi Ya Rabbi! Onu hayranlıkla izliyordum. Bir gün çok rahatsızlandı. Doktora götürmek zorunda kaldık. Bir çok tahlillerden sonra arkadaşim olan doktor hanım: -”Hoca hanım derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder ” dedi. Şaşkınlıkla:”Neden?” diye sordum. Bana: -”Belki üzülecek hatta inanmayacaksin ama, bu talebe “KANSER”.

Adeta başımdan aşaği kaynar sular dökülmüştü. Sanki her tarafımı şefkat sarmıştı. Hastahaneden ayrılırken Fatma’ya hiç bir şey diyemedim. Oysa anlamış gibi bana sorular sorup dikkatimi dağıtmaya çalışıyordu. Kulağıma egilerek “hocam” dedi. “Azrail insanların canını alırken nasıldır?” Ağlamamak için zor tutum kendimi: -”Güzel bir surettedir, mü’min kullara”, dedim Sevindi, sanki mırıldandı: “-Belki hafız olamam ama Elhamdulillah mü’minim.” diye. Şimdi anlamıştım, bana önceden sormuş olduğu soruyu. Demek ki hastalığını biliyordu. Hafız olmak için Kur’an’ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden üzüldüğünü şimdi anlamıştım.

Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık. Çünkü dayanılmaz acılar içinde olduğunu görüyorduk. Evine gitmesi gerekiyordu. Ailesi geldi. Fatma yanıma gelerek: -”Bana kızmadınız değil mi? Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız”, -”Ne demek! nasıl kızarım sana: dedim. “Hem sonra, sakın üzülme hafızlığımı bitiremedim diye.

Bu yola girdin ya, Rabbim seni hafızlar zümresinden yazmıştır inşallah”, dedim, Öyle sevindi ki! sarıldı boynuma: -”Gerçekten ben şimdi hafız sayılırmıyım? Anne bak duydun değil mi?” Ya Rabbi bu ne aşktı. Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma, ne güzel bir kul olurdu. Böylece Fatma’yı gözyaşları ile Erzurum’a uğurladık. Çok geçmedi. Bir iki hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi. Bu bir iki hafta içinde ondan iki mektup almıştım. Bana hep hafızlık tacını merak ettiğini, rüyalarına bile girdiğini yazıyordu.

Bir gün sabah namazından sonra telefon çaldı. Fatma’nin annesiydi karşımdaki ses. Ağlamaklı bir sesle:-”Hoca hanım Fatma’yı uğurladık. Rica etsem bir hatim okurmusunuz?” deyince ben de dayanamadım ağlamaya başladım. Annesi beni teselli edercesine telefonu kapatmadan:-”Size ölmeden önce şunu söylememi istedi”, dedi. Hıçkırarak: “Anneciğim hocama söyle, Azrail söylediğinden de güzelmiş.”. “Ey Rabbim; senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp kelamına SIMSIKI sarılan kulunu, sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç?


üç

#4
Çevirmeye kıyamadığım özel sayfamsın



Melaba Elizanım
sana yazasım geldi ama yorgunum (:
Herşey çok güzel , çok yolunda maşaAllah
Ben çıksam isabet olucak gibi =)
Seviliyosun dünyacım


#5



Đ.

Evet işte tam da böyle =)
iyi ki varsın ; adı , benliği , herşeyi huzur kokan adam İYİ Kİ VARSIN.






Selam Eli.
Bugün çok yorulduk Gamzemle inşaAllah bunlarda gelir geçerde hayırlısıyla olur istediğimiz şey.
Yarın gene erkenden kalkıcaz işlerimiz var halledilmesi gereken Rabbim sen bize kolaylık ver , herkese ver en çok da... =)
Hadi gittim ben
:bgüle:


#6

Bazı insanlar alçak gönüllüdür,
bazıları da alçak olmaya gönüllü!...

Evet işte kısa ve öz bu.


#7


Aşık olmakla sevmek arasındaki farkı sormuşlar cevaplamış Şem s:
-Senin baktığına herkes bakar ;
ama senin onda görebildiğini HERKES GÖREMEZ
-Herkes aşık olabilir ;
AMA HİÇ KİMSE SENİN GİBİ SEVEMEZ. .

/Sevileni sevdirene Elhamdulillah
Seniseviyorum.


#8

Şu an korku var üzerimde , çok korktum aman Ya Rabb koru bizleri


#9
O kadar dar ki hayat , sığdıramıyorum bizi...


Aşk çıkmazı #

#10





Özledim bazı şeyleri ikibindokuz gibi , gerçeksi duyguları çok özledim bazı yitip giden herşeyi.
Yirmialtıkasımikibindokuz (çok özledim)

# Ne çok dinlerdim


#11




Birgün çıkıp gel uzak yollardan benim can yaramı sarmak için çünkü ;
BİR NEFES Kİ AŞK , SANA BENZER !



çok özledim.


#12
Đ.

basit yaşayacaksın ! mesela susayınca su içecek kadar basit. dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında. tek düğmesi olacak elindeki cihazın. tek bir düğme, tek bir cümle gibi. sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi. basit bir öpücük yetecek sana. basit sıcak bir öpücük ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin. o öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını, o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını. kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu. saatin, sadece saati gösterecek. telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın. küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan. basit yaşayacaksın, basit. sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit.

# Yalandan da olsa , ne güzel güldün o akşam bana
-Onu çok özledim evet.
Görmeyeli tam on gün olmuş :sorry:
özlendi özlendi büskocaman adam
deli bu ya ; ley:
ö: Hıhım
d: Hıhım nedir yahu
ö: Uyuzzzzz
d: Ne yani ben uyuz muyum ?
ö: Evet
d: Nikahda da böyle diyeceksin değil mi
ö: (kahkaha)
d: Ömrümmm benim çok seviyorum seni.

Sen deli misin nesin , nerden çıktın ya :hehe


DERİN & ÖMÜR
Đ.


-Yirmialtıkasımikibindokuz #

#13


Đ.

Günlerden sonbahardı yerler sarıya bürünmüş , Baktığın herşey sararıp solmuş gibiydi
aniden bi kapı çaldı içeriye giren on / on beş kişi vardı
ne olduğunu anlamadan sustuk birden , sadece bir kişi vardı çok şaşıran ve sevinen , biz ise ne olduğunu anlamadan susup aptallaşıp gülüşmüştük bunu hatırlıyorum.
Merak ediyorduk bu gelenlerde kimdi neden gelmişlerdi pat diye ?
Sessizliğin korunduğu bir an da öğretmen ; '' Bunlar benim en son mezun ettiğim öğrencilerimdir çocuklar '' deyip gülümsedi , o çok sevinmişti ve ben de dahil olmak üzere ilk kez böyle birşeyle karşılaşıyorduk. Hiç kimse o zamana kadar bilmiyordu bir insanın hayatında böylesine yer edindiği insan olabilir miydi ? Evet olurdu o kişi Cengiz öğretmen ise
Cengiz hocamızın sevinmesi bizide çok mutlu etmişti , mutlu bir şekilde tebessüme boğulmuştuk diyebilirim.
O an gözüm sadece birisini kestirmişti fena bir şekilde ona adapte olduğumu çok iyi hatırlıyorum (şu an film gibi gözümde o kare , UNUTULMUYOR...) ama nasıl ne anlamda ona bakıyor gözünü alamıyorsun o an anlıyamıyorsun bunu , aslında biliyor ama duygularından emin dahi olamıyorsun işte...
Geçen saatlerde ona bakıyor anlamaya çalışıyordum (beceremesem de)...
Ona ulaşmak onu bulmak istiyodum ama 'nasıl olacak bu iş'lerin sonu hiç de gelmiyordu bakılırsa...
Biz çok şanslıydık tıpkı onlar gibi , böylesine bi öğretmenimiz vardı hayatımızda böylesine bi insan yer alıyordu evet , gerçekten de çok şanslıydık. Facebook'da hayran sayfası vardı Cengiz öğretmenimizin , o zamanlarda hayran sayfasını beğenen herkes görünüyordu , ismini biliyordum onun aradım ve buldum , o an dünyadaki en mutlu insan olduğumuda hatırlıyorum o an ki sevincimi , heycanımı... Ve gene çok şanslıydım ki o İngilizce öğretmenliğini okuyor ben ise İngilizce öğretmeni olmak istiyordum ,
Ekledim , biraz utanarak , çekinerek ve de KORKARAK.. Tanışmamız ve konuşmamız hep okul yönünde ilerledi , derslerden , hedeflerden , gelecekten...
Konuşulan konu her ne olursa olsun onunla konuşmak beni mutluluğun nirvanasına kadar ulaştırıyordu ne de olsa.
Günler geçti , zaman ilerliyordu , ona öyle bir kendimi kaptırmışım ki bunun farkında bile değilken ben , o sanki herşeyden haberli gibi yaklaşıyor ve konuşuyordu benimle.
Ben ki hayatta hiç içime kapanık olmayan , her an yüzünden gülümsemesi eksik olmayan , herhangi bir duygumu insanlara belli edenbilendim taa ki o zaman'a kadar. Onu tanıdığımda çok sessiz kalmıştım herşeye , herşeyden herkesden soyut olmak buydu ama bu duygular neydi ? Gerçekten yıllardır adını koyamadığım bende gizli olan hala yerini koruyan birşeyler aşk gibi sevda gibi ötesi duygular gibi ve üzülmek gibi mutlu olmak gibi tarifi imkansız onca duygu seli gibi birşeyler işte.
İlerleyen zaman beni ona mı , onu bana mı yakınlaştırıyordu yoksa almak için adım adım ilerletiyor muydu hiç kestiremiyordum bile.
Bildiğim tek şey vardı ; 'Ben ona sahip olursam , kaybederim'. bunu düşünmenin korkusu bile ona duydugum hisslerden bi adım öndeydi her daim.
Kendimi geri çekmek yerine alı koyamıyordum bunu görmüştüm , ilk defa sanki ilk defa böyle bi çıkmazın içine batmıştım
aklıma bir cümle takılıp kalıyor ; 'napıyım , elimde olsa unuturdum' , öyle değil mi ? Elimize bir çok şans verilse unutmak istenilenler unutulmaz mı acaba ?Sonbahardı yaprakların rengi sarıydı , sarı ; ayrılık güllerinin rengi değil miydi sevgili ? 'Sararıp solmak' denilirdi , gelişin ve gidişin sarıydı solan ise bir yürekti bir iki çift gözdü.
Zaman çok kısaydı , geçip giden zamandı geçmeyi bilmeyen yaraydı yardı.
Kasımlar can alıcıdır unutulmaz ve en güzel aşkın yaşandığı tek mevsimdir.
Unutulmadın karagözlü adam , hiç unutulmadın HİÇ !
Yirmialtıkasımikibindokuz acımsa hala içimde saklı.

Yeliz K.
KASIM 22

# Bu fon müziğinden ilham alarakdan karalamaya çalıştım.


#14
Đ.

o insan sensin.
Seninle 'mutlusuzluğa'da varım ben..

Derin&Ömür


#15
Đ.

Derin'm..


Oleeeey <3

#16




Đ.

Aşkımla gidicez :sss
Sizin Eviniz Kim ?
-BenimEvimSensinDerinimmmm
<3


#17
Đ.

Bundan istiyooooorummmmmmmmmmm
:lutfen:


#18


Đ.
Mutluluk bir yolculuktur bu yolda seninle el ele..
Derin Ömür











Bugün güzel bi gündü.
Fazla değil hiç birşey yazmıycam , buralara yazmaya gelmiyo bence kimselerde yazmasın çekemeyen çok !
ve ben yazdığım zamanları düşünüyorumda ve şimdiye bakıyorum ve o karaktersiz insanlar yüzünden insanlar neler düşünür oluyor hakkımızda şunu demek istiyorum ki ; BİZ (sevmek isteyen ve sevilmek isteyen insanlar) oyuncak değiliz , hayatımıza girdiğinizde vaadler vermeyi bizi kendinize bağlamayı biliyor ve hayincede hatta şerefsizcede çekip gidebiliyosunuz ondan sonra başkaları hayatımıza girince yapmacık olan biz oluyoruz nedense ? Bizim yaşamak istediğimiz bu değil , olamaz da. Önce kendinize bakın sonra bıraktığınız insanların gözünden bakın , eleştirmeye kalkışmayın.
Yarası olan gocunsun
Hoşça kal bebeğim.




#19






“ Olmasaydın Olmazdık! ”
diyebildiğim yalnız ya Rab ve Rasullah. . .

:bgüle:


#20



Đ.

İyiki varsın Mutluluk.




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:26 .