#541



Hep sen varsın aklımda
Düşünmem başka bir şey
Gel de bitsin bu hasret
Ayrılık acı bir şey


Söyleyeceklerim bu kadar Reçel.



#542
Geçen hafta bana yaklaşıp, her zaman başkalarına kahve yapıyor oluşumdan dem vurarak, birazda tatlı kaçamak bakışlarınla gülerek,
''Ya Ayça, bir gün ellerinden kahve içmek bana da nasip olacak mı?'' demiştin. Senin o kızı istemeye gideceğinizi öğrendiğim günden beri,
sana karşı hiçbir atakta bulunmadım. Hep uzaktan seyrettim seni. Benden uzaksın hem de kilometrelerce yıl kadar...

Ama olsun dedim, hayal bu-ya! Sanki sen beni istemeye gelmişsin gibi ellerimle yapacaktım o kahveyi sana...

Gülerek, ''Hemen yapayım.'' dedim. Belki de kendini zor durumda hissederek güldün ve ''Hayır şimdi olmaz. odama geldiğimde bir sürprizle karşılaşmak istiyorum.'' demiştin...

Biliyorsun, hayat o kadar değişik bir şey ki... Cumartesi günü sana kahve yapacağım diye süslendim püslendim ama o gün olmadı, yapamadım.
Ve bugün 0 moral ve tipsiz dağınık bir hal ile kahve yaparken sana verdiğim söz geldi. Zaten en güzeli spontane değil mi?

Nasılsa planların canı cehenneme!
dedim ve kahveni hazırlamaya başladım. Peki aklımdaki tek soru şuydu. Az şekerli mi seversin orta mı yoksa tüm şekerli mi? Peki ya şekersiz seviyorsan?

Şekersiz sevdiğini tahmin etmiştim ama ben yinede, aşk tatlı bir şeydir, sana ellerimle neden acı bir şey getireyim ki? düşüncesine vakıfben, az şekerli seçeneğini uyguladım.
Delirmiş gibi ''ya acaba tuz da mı koysam?'' deyip dursam da merak etme, yapmadım öyle bir şey. (:

Sonra sakar ben, senin kahveni alacağım diye kendiminkini devirdim ama sorun değil. Kahveyi sana getirirken kapıdan baktın bana ve çatıldı o güzel kaşların.
Şaşırdın, beklemiyordun çünkü. Hiç beklemediğin bir an da kapıda beni gördün ben geliyorum. Kim bilir belkide bu salaktan nasıl kurtulacağım diye düşünüyordun...

Önemli değil, kahveni biraz döktüm, özür dilerim.
''Hiç gerek yoktu ve şaka yapıyorsun'' deyip durdun (:
Yoo yapmıyorum, her şey senin içindi.

Bir kahveye binden fazla anlam yüklesemde, bir türk kahvesinin 40 yıl hatırına inananlardanım, sen her ne kadar başkalarının olsan da...

''Kahveyi nasıl sevdiğini bilemedim, bu yüzden az şekerli yaptım.'' dediğimde, ''Ben şekersiz seviyorum ama sorun değil, ellerinle yaptın ya tabii ki içeceğim.'' dedin.

Ah aptal kafam, neden iç sesime uymadıysam!

''Afiyet olsun ve bilirsin, sözümüz söz.'' dedim, aynı nişanda söylendiği gibi.

''SÖZÜMÜZ SÖZ!''

Şimdiden afiyet olsun, umarım beğenmişsindir. Senden henüz yorum almadım ama önemli değil deminden beri aptal gibi sırıtıyorum.

Belki bir gün tuzlu kahveyi yudumlarken aklına gelirim. Belki de bir gün yeniden ellerimle yaparım ama bu sefer başka yerlerde, başka sıfatlar eşliğinde (:


#543
Reçel, her şey boka sardı.
Bay O her şeyi öğrendi... Ondan zamanında hoşlandığımı.
Kuzenimin ihanetine uğradım falan
işin içinden nasıl çıkacağım bilmiyorum.


#544
Sözde akşam Oğuzhan babam ben buluşacaktık. Oğuzhan'dan hala ses yok, kesin buluşma iptal.


#545
Ve ben, artık kimsenin mutluluğuyla mutlu olamıyorum. Karşıma geçip, mutlu hallerini anlattıklarında, kendi içimdeki Ayça'yı susturamıyorum.
Sanki evimin tüm odalarında, sen mutsuzsun ama onlar mutlu naraları yankılanıyor... Ne diyebilirim ki? Allah sana verdi ama bana vermedi.
Bazı cümlelerin açıklamaları yoktur, insanlar tuzları kuruyken ne de mutlu. Bir şeylerden mutlu olduklarında ne de şımarıklar... Tabii, hayat sana
dünya güzeli bir kıyak geçiyorken senin bulunduğun noktalarda şımarıklık yapmaman lüks olurdu.
İnsanlar mutluluğu bir lüks olarak görmüyor, oysa bana o kadar uzak ki... Dün Oğuzhan ile buluştuk ve ona, mutluluğun nasıl bir şey olduğunu sordum.
Birisi tarafından sevilmek, ilgi görmek nasıl bir şey dedim. Verdiği cevap tabir-i caizse, yüreğime bir taş misali oturuverdi.

''Bir insan sevilince, dedi. Ben sevdiğim kadın için her şeyi yapıyorum. Düşünsene, sen hastasın ve sana çorba yapan biri var. Sen mutsuzsun, saçlarını okşayan
bir el var. Sırf sen mutlu ol diye en sevdiğin hediyeyi alan ve yine sen mutlu ol diye, sen ne istersen onu yapan biri var.''

Bunları hiç yaşayamamış ve hiç yaşayamayacak olmamın özlemi, evladını 9.ayında kaybetmiş annenin özlemi kadar. Acısı kadar. İnsanlardan beni anlamalarını
beklemedim, beklemeyeceğimde. Özellikle yakın çevremden beklemiyorum bunu. Ben mutsuzken mutlu olan her insana saygım var ama görmek istemiyorum.
Bunun adı kıskançlık mı? değil. Sadece, Allah'ın bana asla vermediği ama sizlere verdiği şeyle ben nasıl mutlu olabilirim ki?
Artık eskisi gibi değilim... Artık Allah bana vermedi, ona verdi diye mutlu olamıyorum. Kimseyi de görmek istemiyorum.

Ve hayatlarında biri varken, seviliyorlarken şu yaptıkları şımarıklık(!) beni çileden çıkartıyor.
İnşallah hepiniz benim yaşadığımı yaşarsınız.

Dünya çok adaletsiz, çok.


#546
Baba... Ben iyi değilim. Neyi tuttuysam elimde kaldı. Atladığım her öğün için üzülen sen, ruhumdan akan kanı görsen, nasıl dayanırsın bilmem..


#547

Gitme...
Daha çok şeyi değiştirebiliriz bu hayatta
İnat etme !
Hepimiz pes ettik vaktiyle,
Şimdi sık yumruğunu, sustur şu suskunluğunu
unutma kafan atınca nasıl da dimdik durduğunu!
İçin dışın nefret, Gel...
Hiçbir şeyi yaşamak kadar sevme.
Sana bi dünya yaratamam da elini tutarım elbette,
Varsın herkes terk etsin seni
Sen dünyayı terk etme!

Seni yargılamıyorum.
Acını tam olarak anlamam mümkün değil biliyorum.
Kaldıramadığım yükleri bırakıp, kendi yolumdan gidiyorum ben

Sen de aynaya bak lütfen

"Seni seviyorum" de.


#548
Alıntı:
Maya.´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Geçen hafta bana yaklaşıp, her zaman başkalarına kahve yapıyor oluşumdan dem vurarak, birazda tatlı kaçamak bakışlarınla gülerek,
''Ya Ayça, bir gün ellerinden kahve içmek bana da nasip olacak mı?'' demiştin. Senin o kızı istemeye gideceğinizi öğrendiğim günden beri,
sana karşı hiçbir atakta bulunmadım. Hep uzaktan seyrettim seni. Benden uzaksın hem de kilometrelerce yıl kadar...

Ama olsun dedim, hayal bu-ya! Sanki sen beni istemeye gelmişsin gibi ellerimle yapacaktım o kahveyi sana...

Gülerek, ''Hemen yapayım.'' dedim. Belki de kendini zor durumda hissederek güldün ve ''Hayır şimdi olmaz. odama geldiğimde bir sürprizle karşılaşmak istiyorum.'' demiştin...

Biliyorsun, hayat o kadar değişik bir şey ki... Cumartesi günü sana kahve yapacağım diye süslendim püslendim ama o gün olmadı, yapamadım.
Ve bugün 0 moral ve tipsiz dağınık bir hal ile kahve yaparken sana verdiğim söz geldi. Zaten en güzeli spontane değil mi?

Nasılsa planların canı cehenneme!
dedim ve kahveni hazırlamaya başladım. Peki aklımdaki tek soru şuydu. Az şekerli mi seversin orta mı yoksa tüm şekerli mi? Peki ya şekersiz seviyorsan?

Şekersiz sevdiğini tahmin etmiştim ama ben yinede, aşk tatlı bir şeydir, sana ellerimle neden acı bir şey getireyim ki? düşüncesine vakıfben, az şekerli seçeneğini uyguladım.
Delirmiş gibi ''ya acaba tuz da mı koysam?'' deyip dursam da merak etme, yapmadım öyle bir şey. (:

Sonra sakar ben, senin kahveni alacağım diye kendiminkini devirdim ama sorun değil. Kahveyi sana getirirken kapıdan baktın bana ve çatıldı o güzel kaşların.
Şaşırdın, beklemiyordun çünkü. Hiç beklemediğin bir an da kapıda beni gördün ben geliyorum. Kim bilir belkide bu salaktan nasıl kurtulacağım diye düşünüyordun...

Önemli değil, kahveni biraz döktüm, özür dilerim.
''Hiç gerek yoktu ve şaka yapıyorsun'' deyip durdun (:
Yoo yapmıyorum, her şey senin içindi.

Bir kahveye binden fazla anlam yüklesemde, bir türk kahvesinin 40 yıl hatırına inananlardanım, sen her ne kadar başkalarının olsan da...

''Kahveyi nasıl sevdiğini bilemedim, bu yüzden az şekerli yaptım.'' dediğimde, ''Ben şekersiz seviyorum ama sorun değil, ellerinle yaptın ya tabii ki içeceğim.'' dedin.

Ah aptal kafam, neden iç sesime uymadıysam!

''Afiyet olsun ve bilirsin, sözümüz söz.'' dedim, aynı nişanda söylendiği gibi.

''SÖZÜMÜZ SÖZ!''

Şimdiden afiyet olsun, umarım beğenmişsindir. Senden henüz yorum almadım ama önemli değil deminden beri aptal gibi sırıtıyorum.

Belki bir gün tuzlu kahveyi yudumlarken aklına gelirim. Belki de bir gün yeniden ellerimle yaparım ama bu sefer başka yerlerde, başka sıfatlar eşliğinde (:

Bu arada o artık nişanlandı. İstemeye gitmişler. İsteme fotoğrafı ellerime düştü, evleniyorlar.


#549

Sevgili Reçel...
Dünya'yı saran koca bir virüs var ve bu virüs Türkiye'ye de gelmiş durumda. Her gün işe gidip gelmek zorunda olan ben, bu durumdan hiç hoşnut değilim. Her sabaha normal başlamak ve canım sıkkın diye Kadıköye gitmek, deniz havası almak Cadıköy de bir kahve içmek, oradan en sevdiğim mekana BARMY'e gitmek ve kafam estiğince alışveriş yapmak... Ne de büyük bir nimetmiş. Geleceğe dair umutla bakmak, yükseleceğini sanmak ve anne olacağını hayal etmek. Mutluydum, yaşayacağıma emin olduğum zamanlar...
Oysa şuan eminim ki yaşayamacağım. Eminim ki arka sokağımda duran virüs beni de bulacak. Sonra belki de ailemi, ya da yalnızca beni. Geleceğe dair plan yapmayı bıraktım. Son demlerimi yaşarcasına özlemle bakıyorum dünyaya. Ölmek ağrıma gitmez de ya aileme bulaştırırsam? Ya kuşum Burak'a? Bilmiyorum... Ve yine ağrıma gitmez ama cenaze törenimin bile olamayacak olması, bir ceset torbası içinde yalnız gömülecek olmak ve kimsenin tabutuma dokunmaya korkacak olması, beni üzüyor... Dün bir fotoğraf gördüm. Bir kadın 7 Mart'da tweet atıyor ve hastalıktan muzdarip olduğunu söylüyor, o kadın iki gün önce corona dan ölmüş. Sanırım sonum biraz da böyle olacak, ben yazdıklarımla ve yaşattıklarımla hatırlanacağım. İnsanlar her yerde fotoğraf'larımı yayınlayıp, ''Çok da genç ve güzeldi.'' diyecek. Sonra unutulup gideceğim, ailem korkudan mezarıma da gelmeyecek...
Bunları söylediğimde, bana ne kadar da karamsarsın diyorlar. Ben karamsar değil, realistim. Bu hastalıktan kurtuluş yok ki. O kimselerden izole edildiğin karantina odası fikri bile öldürüyor beni. Herkesten uzaksın, belkide bir daha onları hiç göremeyecek kadar...
Nedense daha şimdiden korkuyorum, bulaştığında ne olacak peki?
Hayallerime ne oldu?
Hayatıma...
Her şey bitiyor mu?
Sanırım evet.

Ben gidiyorum Reçel.
Buraya tekrar yazamazsam, özle beni.




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:31 .