Sponsorlu Bağlantılar:
  mαrstαn düşen kαdın
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree51Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 23-10-2015, 19:16 #1

kleopatra.

Forum Üstadı

mαrstαn düşen kαdın

Gözlerini kapattı, bir ah daha çekti içine. Bir kez daha soludu nefesinden geçmişte bıraktığı tüm anılarını. Bir kez daha canı yandı o anda, bir kez daha gözyaşlarıyla ıslattı kalbini kadın. Bir kez daha uzandı kararmış hayallerine, bir kez daha elinden kayıp gitti. Açtı gözlerini, cebinden bir paket sigara çıkardı. Titreyen elleri ile açtı kapağını, damlalar ufak ufak süzülürken gözlerinden. O bir dalı ağzına atmıştı bile, ceplerini kurcalamaya başladı. Çakmağını arıyordu, bi an bir kağıt parçasına dokundu. Durakladı, yavaşça cebinden çıkardı. Göz ucuyla baktı avuçlarına, bir resim canlandı o anda. Ağzından düştü sigarası, dizleri onu ayakta tutamadı, çöktü bir köşeye hıçkırarak ağlamaya başladı. Nefesisinin yettiğince bağırdı adama, gözyaşları bedenini ıslatana kadar ağladı kadın. Dayanamadı, iyice düştü yere. Gözleri kapanırken, hafifçe aralandı avuçları. Avuçlarından uçuştu yüreğinden parçalanan siyah keLebekler...



Benzer Konular

Еva ve Araf Bunu beğendi.
Görüntüleme:3936, Cevaplar:104

Alt 23-10-2015, 19:17 #2

kleopatra.

Forum Üstadı

Ankara dönüşü, bavulumu açmadan yatağıma uzanıp kitabımla ve bir rulo kağıt peçeteyle akşamı geçirdim fakat saat onikiye yaklaşmadan uyuyakaldım. Havaların karmaşık ruh hali, hasta olmama sebep oldu. Nisan’da kar mı yağarmış ! Kutsal bir pazar sabahında, odadaki herkes uyurken sakin bir müzikle birlikte kitabın son sayfalarına gelebildim.
“Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları” kitabını okumanızı öneririm, güzel bir konuya sahip. Beş kişilik bir arkadaş grubunun içinde bulunan Tsukuru Tazaki, bir gün hiç bir gerekçe gösterilmeden arkadaşları tarafından dışlanır. Bu konuyla nasıl başa çıkacağını bilmeden, içine gömerek on altı yıl geçirir ve onca vakitten sonra bir gün arkadaşlarını bulup neden dışlandığını öğrenmeye karar verir.



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:18 #3

kleopatra.

Forum Üstadı

Annenin günlüğünü okumasından beteri var mıdır ya? Hele ki içine kaç kere nefes aldığını yazacak kadar çok şey yazıyorsan. Nasıl bir iğrenç histir bu, eski sevgilimi öğrendi. Sonra tanıyıp yeniden aşka inanmamı sağlayan adamı öğrendi, yaptıklarım hayallerim hepsini öğrendi ve beni hepsinden mahrum etmeye çalışacak. İçimde iğrenç bir korku var, korkuyorum. Gidecek kimsem yok, param yok, kaçmaya yol yok. Kaldım bu minik şehirde, tek başıma, korku dolu minik bir kız çocuğu gibi.



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:18 #4

kleopatra.

Forum Üstadı

"Ama çok sevdim be günlük! Gökyüzü kadar çok sevdim, en sevdiğim şarkı gibi sevdim.Bir fincan kahveyi ya da bir parça kurabiyeyi sevdiğim kadar sevdim.Peki niye sevilmedim? Allah aşkına günlük! Bu sevgisizliğin nedeni ne böyle?"



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:19 #5

kleopatra.

Forum Üstadı

BİR ARA HİÇBİR ŞEY YOKMUŞ HER ŞEY NORMALMİŞ GİBİ. BÖYLE HERKESLE İYİ ANLAŞIYORSUN BULUNDUĞUN BUNALIM HALİ GEÇTİ BİTTİ SANIYORSUN, SEVİNİYORSUN. SONRA NE OLDUĞUNU BİLMİYORSUN AMA KENDİNİ YİNE DİPTE HİSSEDİYORSUN. BU DEFA HER ŞEY DAHA ZOR GELİYOR, HİÇ İYİ OLAMAMIŞSIN GİBİ. BOŞLUK ÇOK DAHA DERİN SANKİ. İYİSİN AMA AYNI ZAMANDA DEĞİLSİN SANKİ. Bİ TUHAF.



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:46 #6

kleopatra.

Forum Üstadı

Çalış. Çünkü sen öğrencisin. Çünkü duyguların yok. Robotsun çünkü. Hayatının baharında sadece derslerine çalış. Aşık olma. Gezme. Dolaşma.



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:47 #7

kleopatra.

Forum Üstadı

Ve sen kaybolmuş yıllarımın adı, sen hiç dokunamadığım sevgili. Kitap sayfalarının arasında kaybettim seni ben, gözyaşlarımla yazdığım satırlarda buldum. Öylesine özledim seni, öylesine bakamadım sana. Öylesine sevdim fakat söyleyemedim sana. Yazıpta okutamadığım bir sensin, özleyipte bakamadığım, yüreğine yandığım bir sensin.



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:48 #8

kleopatra.

Forum Üstadı

Kaybedecek bir şeyin kalmayınca, ne yaptığının da bir önemi kalmıyor. Çok değişiyorsun sonra. Aynada gördüğün yüzü bile tanıyamaz hale geliyorsun. En sevdiklerini bile kırmaya başlıyorsun istemeden. Kimin ne dediği umurunda bile olmuyor. Sürüklenip duruyorsun içine düştüğün boşlukta. Son bir umut, son bir yardım eli bekliyorsun, tekrar yüzüne kapanıyor bütün kapılar. Git gide dibe batıyorsun sonra. Bir kere düştün mü, bir daha çıkışın olmuyor. Özlemlerin artıyor, geçmeyen geceler başlıyor. Gelmeyen bir gideni beklemekten yorgun düşüyorsun. Aldığın nefesi vermek yerine, yutuyorsun. Kaybedecek bir şeyin kalmayınca, ne yaptığının da bir önemi kalmıyor.



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:49 #9

kleopatra.

Forum Üstadı

Kavga ettikten sonra ilk böyle bir susarsın.
Tüm kavgayı baştan alırsın beyninde.
Düşünürsün.Tartarsın tüm söylediklerini.
Kimi zaman ağırdır ona söylediklerin. İçin acır, kendine kızarsın.
Kimi zaman da onun yaptıklarını düşünüp, bir kez daha öfkelenirsin ona.
O küçücük zaman zarfında ona bakarsın hafiften gözlerini yana kaydırıp.
O da sana bakıyordur.
Geri çekersin hemen gözlerini.
Başka şeylerle ilgilenirsin.
Rüzgar alır götürür saçlarını bazen.
Bazen de bir kaç mısra mırıldanırsın en sevdiğin parçadan.
Sen susarsın, o da susar.
Dönersin arkanı, dolar gözlerin.
belirli etmemeye çalışsan da sesin titrer mesela.
Seni çok sevdiğini bilirsin.
Ağlayacağına dayanamayacağını bilirsin ama tutamazsın kendini.
Onun da içini acıtırsın ama yine de ağlarsın.
O an kavrar seni belinden, tutar ellerini.
Özür diler.
Sense hala kızgınsındır, bakmak istemezsin gözlerine.
Ama sonra bir kaç saniye döner bakarsın ona, öyle içten bakar ki gözlerine, dayanamazsın.
Sarar kolların onun boynunu. Sımsıkı sarılır sana.
Değer dudağın onun omzuna, onunki de sana.
Kokusunu kocaman çekersin içine..
İşte o anlarda daha bir özlersin onu.

Öyle sıkı sarılır ki sana; her şeyi unutturup gülümsetmeye çalışır seni.
Gülümsersin.
Yine bakar gözlerine; ve öper ardından.
Sevdiğini söyler, her zamankinden daha içten, daha çocukça, daha masum..




Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:50 #10

kleopatra.

Forum Üstadı

Neresinden bakarsan bak, ayrılık; bir çeşit itibarsızlaştırma örneğidir. evet bizzat ve direkt olarak itibarsızlaştırma. çünkü ayrılık insanı eşten, dosttan, işten, güçten, zaman kavramının arasındaki anlamız boşluktan, ikili diyaloglardan, çaydan, kahveden, biradan, rakıdan, anneden, babadan, aileden, gezmeden, eğlenmeden, içmeden, yemeden uzaklaştırıp, itibarsızlaştırır insanı. hiç bir hakkın kalmaz yeryüzünde keşfedilen keyifler üzerinde. gece vakti bir özlemle uyumaya çalışırken, kaybedilen zaman üzerinde bir hükmün yoktur. sabah sol yanında saçma, bir o kadar tanımsız sızıyla uyanmanın hezeyanını anlatmazsın kimseye. şansın varsa yazarsın. Aziz Nesin'in dediği gibi: ''özlenen bilse nasıl özlendiğini, kendi yokluğundan utanır.''
bir tanısı, şifası yoktur. hiç bir alan, hiç bir terim ifade katmaz buna. aşk acısının kanunu namına tutuklu kalırsın kendini hapsettiğin kafes içinde.
kafanda soru işaretleriyle dolu, bir yörünge belirlemeye çalışsan da nafile..
organların aslolan görevlerinden alı koyulduğunda iflasın eşiğine gelirsin kalben.
duygularını yitirirsin insanlar üzerinde.
tek bir odak merkezin vardır, ''o''.
şayet sigarayı bırakmadıysan, şanslısındır. bıraktıysan da zaten çokta umursamazsın sarılacak bir dalın olur. akşamları meyhanede arkadaşların seninle sohbet etme adına girişimleri yersizdir. kadehe bakarsın onu düşünürsün. bir şarkı çalar sonra: özlem içerir, hasret içerir ebenin amını tersten, düzden, yandan görmeni içerir. kanın pıhtılaşır, beynin sulanır, sen yerle yeksan bir halde geçmişte kalan bir kaç anıyla yoldaş olursun.
kitaplar tozlanır, ev dağılır, bulaşık birikir, çamaşır kirlenir, sakalın uzar sen bunlar üzerinde de hiç bir hak iddia edemezsin.
sonra mı?
sonrasızdır zaman. tek sonran ondan ibarettir.
ertelenir bir çok şey hayatından. planlardan, kurallardan, yapılması gerekenlerden olabildiğince uzaklaşmıştırsın artık. gülümseme ile arana dağlar, tepeler, binlerce kilometreler değerinde mesafeler girmiştir. elini uzatsan tutacak kadar yakın olan tek şey; işemek için tuvalete gittiğinde ki kamışın olur. yiyemediğin yemeklerin hatırına sıçarsın. sıçarken de düşünürsün. sorgularsın bir çok gelişmekte olmayan, gelişemeyen, o gelene dek gelişmeyecek olan her şeyi.
sen artık basit, sıradan birisindir.
ve geçmekte olan zaman aleyhine işler.
aleyhine işleyen en büyük devrimdir aslında onsuz kalmak. ve sen onsuz kalmanın ne demek olduğunu müptelası olduğun yalnızlık içinde keşfedersin. ve hayatında belki de ilk defa bir keşiften nefret edersin.



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:51 #11

kleopatra.

Forum Üstadı

Dünyaya vakit geçirmek ve ölmek üzere gelmiş bir yolcu gibi hissediyorum kendimi. Ne düzgün bir arkadaş var etrafımda ne de başka bir şey. Yalnızlıktan ibaretim ve o güzel günün gelmesini bekliyorum. İşkence için gönderilmişim sanki, tek başına otursunda bu biraz acı çeksin çevresinde olan biteni izleyerek mantığında üretilmiş bir insan olarak. Yaşama dair hiç bir amaç yok gibi..

Ne için yaşıyorum sahi ben? Ne yapıyorum yaşarken?
Bir şeye yada bir amaca mı hizmet ediyorum?
Deney tüpünün içindemiyim yoksa?
Etrafımdakiler beni gözlemleyen bilim adamlarından mı ibaret?
Deney faresi gibi mi koşturuyorum yoksa amaçsızca silindirin içinde?

Neden varım ben? Ne yapmaya çalışıyorum.Geldik gidiyoruz şu dünyadan ve ne bir zevk alınabilmiş nede büyük bir acı çekilmiş. Tamamen hiç bişeylikten ibaret bir yaşam. Elde edilen en ufak birşey yok. Ölmek üzere gönderilmiş bir kukladan ibaretim ve aşamaya bu amaçla devam ediyorum sanırım. Zamanı gelince ölebilmek için! Umutla bekliyorum o zamanı, o güzel gün gelecek ve huzura ereceğim sonunda. Umarız çabuk gelecek ve acı kısa sürecek…




Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:51 #12

kleopatra.

Forum Üstadı

Bana bu kadar zarar verebileceğini düşünemezdim. O kapının arkasındaki sen olmamalıydın."

Kriz geçirdiğim o günlerden hatırladığım kesik kesik şeylerden bir tanesi sürekli koştuğum. Ama durmaksızın.
Belki içimdeki sıkıntıdan dolayı yapıyordum. Koşarak kurtulabileceğimi sanıyordum. Artık her nedense bilemem aynı istek var içimde bu sıralar. Sürekli bomba gibi dolaşıyorum ortalıkta. Her an patlayabilirim, her an birine zarar verebilirim. Asıl, en çok kendime zarar vermekten korkuyorum.
Senelerce ellerimin üzeri hep yara bere içinde dolaştım. Sinirimi, üzüntümü o şekilde çıkardım. Bir yerleri yumruklayarak, ellerime zarar vererek..
Günahkar bir uzuv arıyordum belkide, bende ellerimi seçtim sanırım.
Her zaman bir odaklanma sorunu yaşadım. Kafamın içi sürekli oyunlar oynadı bana. Karşımda birisi bir şeyler anlatırken ben çoğu zaman dinlemez hayallerimle yolculuk yapardım.
O sorunu zamanla aştım. Ama beynimin bana oynadığı oyunlara karşı koymayı beceremedim hala. Sürekli dolu. Sürekli bir şeyler dolaşıyor orada ama bilmiyorum bile ne olduğunu.
Bir duvara bakıyorum sadece. Saatlerce hemde. Kimse gelip bana bir şey demese günlerce hareket etmeden o baktığım yerde takılı kalabilirim.

Fark ettim ki, sürekli birilerinden yardım beklemişim.
Niye kimse yanımda olmadı ? Neden kimse bana yardım etmedi ?
Cevap bendeymiş. Evet, hatta çözümde bendeymiş. Ben çok yanlış yerlerde aramışım maalesef. Bunca zaman başkalarından değilde kendimden yardım isteseymişim eğer eminim ki şuan bu halde olmayacaktım. Kimse yardım etmedi. Yardım etmeyi bırak "nasılsın?" diye soran bile olmadı.
Yaşadıklarıma şahit olan insan - bu kelimeyi hak etmeyen şerefsiz- bile tek bir kelime etmedi bana vaktinde.
Kendini Kaybetme !
Bana söylenen tek şey buydu. Ama dinlemedim. Bunu bana söyleyen adamın "şerefsiz sen ne anlarsın ki sanki" dedim hatta. Sanırım yanlıştı bu yaptığımda. Dinlemeliydim belkide onu.
Dinleseydim eğer şuan acı çekiyor olur muydum sahiden ?
Kafamın içindekilerden nasıl kurtulabilirim diye çareler üretmeye çalışır mıydım acaba ? Yada hiçbir şeyden bihaber bir hayat mı yaşıyor olurdum ?



Korkuyorum artık. Hiçbir şey yapamamaktan.Her şeyimi kaybetmekten.
İçimdeki karanlığın içinde sürüklenip gitmekten. Korkuyorum işte.
Rol yapmak istemiyorum artık. İyiymiş gibi davranmak istemiyorum. Mutluymuş gibi görünmek istemiyorum. Sürekli bir koşuşturmacanın içinde sürüklenip gitmek istemiyorum.



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:52 #13

kleopatra.

Forum Üstadı

Ki gökyüzü canlı bir varlıktır. Ayrıca paragrafa ki bağlacı ile başlanmaz. Paragraftan sayılmıyoruz. Zaten bizim Salim de adamdan sayılmıyor. Kim bu Salim? Bilmiyoruz. Sadece sigarası bitmeden hikayesinin yazılmasını bekliyor gibi bir duruşu var. Ciddiye alıp yazıyoruz. Biz kimiz? Parmakla sayılmıyoruz. Salim'in sigarası bitmek üzere. Dokunaklı bir hikayesi olan herkes gibi izmarit daha yere düşmeden ikinciyi yakıyor. Herkes uyudu, gökyüzünün gündüz saatlerindeki kadar sigara dumanına ihtiyacı var diye yapmıyor bunu. Belki kelimelerle insanlara anlatamadığını ciğerinden koparttıklarıyla gökyüzüne anlatıyor. Belki orada bir tanrısı var onunla dertleşiyor. Siz bilemezsiniz, biz biliyoruz. Sonsuzluğun ucunu görmeye çalışıyor. Kimseler yokken yapıyor bunu. Çünkü insanlar ona deli diyor. Evet, Salim küçükken doktor olmak istiyordu. Yakasında Doktor Salim yazacaktı. Yanlışlıkla deli oldu. Artık herkes ona Deli Salim diyor. En azından bir sıfatım var diye düşünüp rahatlıyor. Ya sıfatsız olsaydım? Mesela bir masa. Tek başına ne kadar da soyut. Platon'un idealar dünyasındaki masa mı yoksa bizim evdeki masa mı bilemezsin. Halbuki kahverengi masa dersen bizim evdeki olduğunu herkes anlar. İyi böyle, iyi. Herkes soyadını niteleyen bir sıfatken benim beni niteleyen bir sıfatım var diye düşünüyor. Bitti mi sigara Salim? Gördün mü gökyüzünün ucunda ne varmış. Yok abi, diyor görebilmesi için tütünü sıkı sigaraya ihtiyacı varmış. Duman bol olunca gösteriyormuş her şey kendini. Sen şuna bizim Nazmi'nin el altından sattıkları desene Salim. Ama bizim Nazmi'nin el altından sattıkları demiyor Salim. Nuh diyor peygamber de demiyor. Onun tek derdi sabaha çıkmadan gökyüzünü hatim etmek. Evet dindardır bizim Salim. Lakin dini gökyüzü, kitabı yıldızlardır. Sabahlara kadar ibadet eder kuytu köşelerde. İnsanlar ona deli der o, saman altından cennetteki yerini hazırlar. Az değildir Salim. Ama adı çok kelimesiyle aynı cümlede sadece sigarayla birlikte geçer. İşte Salim'in hikayesi bu kadar. Eğer siz de tütünü sıkı sigarayla sabaha karşı gökyüzünün ucunu görmeye çalışırsanız sizin de hikayeniz bu, sıfatınız deli olurmuş. Ama siz yinede anneniz ölene kadar vaktinde uyusanız iyi edermişsiniz.




Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:53 #14

kleopatra.

Forum Üstadı

adımlar attım, uçurumlardan tutunmak için hayata. aradım. bulamadım, tutunmak için hayatlar. çünkü onca karanlık orada durmuş; yalnızlaşmam için vardı. uçurumlarda, uçurumların kenarlarında, hatta düştüğüm o uçsuz bucaksız anlarda; öğrendim,
düşerken yaşadığım boşlukların,
boşluk kaldığına.
düşerken anladım,
tutunacak hayatların, aslında olmadığına.
yalnız vurur dibe yalnızlıklar, karanlıklarında kimse yoktur.
tutunamazsın.
tutunamadığım her yerimden bıraktım hayata uzanmayı,
tutunamadım.



Еva Bunu beğendi.

Alt 23-10-2015, 19:55 #15

kleopatra.

Forum Üstadı

Niye böyle oluyor bilmiyorum. Ama bir yerden sonra hayatımız tıkanıp kalıyor. Belki biri, belki bir şarkı, belki bir olay, belki yaşadığımızın aynısını bir başkasının da yaşadığını görmek. Fark etmiyor, mutlaka öyle ya da böyle bir şekilde tıkanıp kalıyor zaman. Duruyor, ilerlemiyor. Bu aynı zamanda kalbimizin de durması demek ve de beynimizin. Zor oluyor, aynı yerde, aynı olayda takılıp kalmak müthiş zor oluyor. Hep aynı şeyleri hatırlamak, hep aynı saniyeleri aklından geçirip durmak, çok zor oluyor.
Tıkanan mutfak lavabosuna yapılan pompa, hayat için aynı görevi görmüyor ve de. Hayatın lavabosu ve delikleri yok, tıkandığı an sihirli bir plastikle onu açamıyorsunuz. Aynı yerde dönüp duruyor, bu kaosun içinde ise deliren yine siz oluyorsunuz.
Niye böyle oluyor, bilmiyorum. Ama bir yerden sonra hayatımız tıkanıp kalıyor. Bizler içinde boğulmaya mahkum kalıyoruz, mahkum kalıyoruz ve demir parmaklıklar olmaksızın gerçekleşiyor bu. Özgürlük içinde esaret bizimkisi. Nereye gitsek, ne yapsak olmuyor. Sağa dönsek bir acıya, sola dönsek bir anıya çarpıyoruz. Başımız dönüyor, sersemliyoruz.
Kaçmak kurtuluş diye düşünmüştüm ben, kaçarsam unutabilirim bunu demiştim. Olmuyor işte öyle. O yediğiniz ağır darbeden sonra bir daha ayağa bile kalkamıyorsunuz, hayatınız yüzüstü uzanarak geçiyor. Tıkanmak diyordum, işte tam bu noktada insan bu hali alıyor.
Neden böyle oluyor, bilmiyorum. Bir yerden sonra tıkanıp kalıyor küçücük hayatım, genzim yanıyor. Gözlerim doluyor, ağlayacak oluyorum; gözyaşlarım akmıyor. Sussam, duramıyorum. Konuşsam, dilim yanıyor.
Anlamıyorlar, anlamıyorlar hiçbiri seni. Bizi anlamıyorlar, bizim gibilerin başına geleni kimse kavrayamıyor. Bağırsam, sesim çıkmıyor. Kaçsam, bacaklarım tutmuyor.
Neden böyle oluyor bilmiyorum! Ellerimi sana uzatsam, ah, ellerim yanıyor.


Neden böyle oluyor, inan ben hiç bilmiyorum. Ne vakit yaşamaya bıraksam kendimi, işte o zaman, canım yanıyor.



Еva Bunu beğendi.

Alt 24-10-2015, 13:16 #16

kleopatra.

Forum Üstadı

Nasıl oluyor bilmiyorum ama dönüp dolaşıp aynı boşlukta buluyorum kendimi. Bilirsiniz onu siz, hani önceden birileri vardır orada ama sonra kalkıp giderler. Boş kalır. Boş kalıyor içimde bir yerler. Bazı unutuyorum. Ama gece oldu mu durmuyor, nasıl hissettiriyor vakit o boşluğu. Birdenbire nasıl oluveriyor hiç bilmiyorum, ama hep aynı boşluğun içinde buluyorum kendimi, her gece.




Alt 25-10-2015, 10:35 #17

kleopatra.

Forum Üstadı

bir patika. yolun dışında ağaçların arasından kendini gösteriyor her seferinde. her seferinde yenilip bakıyorum. bakmasam meyletmem ama bakıyorum işte. gün nasıl güzel batıyor ağaçların arasından. kelebekler uçuşuyor inanır mısın? meylediyorum. aklım kayıyor. yürüdükçe daha güzel. yürüdükçe huzur buluyorum. yüküm hafifliyor. peki sonrası? o yol nereye çıkar? uçurum var. dönülmeyecek uzaklıklar var. kaybolmak var. güneş ışıkları o kadar da çekici gelmemeye başlıyor. korkuyorum. yolumu kaybetmekten. kelebekler yok olmuş. cesaretim kırılıyor. geri dönmeliyim. dönüyorum. giderken fark etmediğim dikenler dönerken ayaklarıma batıyor. taşlara takılıp tökezliyorum. yine tökezliyorum. yine canım çok yanıyor. kelebeklere her aldanışımda onlarca yara iziyle yoluma geri dönmek zorunda kalıyorum. başım yerden kalkmıyor. çok üzülüyorum.
kelebeklerden nefret ediyorum. güneşten de. aydınlığı olan her şeyden.




Alt 27-10-2015, 19:17 #18

kleopatra.

Forum Üstadı

Buralardan çok uzakta biriyim ben.
Yaşadığım zamana aykırıyım, yaşadığım günlere aykırıyım, en çok da yaşadığım şehre.
Uzaklarda biriyim ben. Birilerinin bir zamanlar sürekli arayıp durduğu. Aradığı. İnsanlar, kaybolmazlar. Yalnız diğerleri o kişiyi aramayı durdurur. Olan, budur. Aramaya son verilmiş, yokluğu kabullenilmiş biriyim artık.
Benden çok uzakta birisin sen.
Yüzün bana aykırı, ellerin, boynun. Sesin, bana aykırı. En çok da, gözlerin.
Beni aramayı bıraktığın günden beri kayıbım. Beni aramayı bıraktığın günden beri uzaktayım buralardan, çok uzaktayım. Kaybolduğumu kabullendiğin günden beri, uzaktayım.
Birbirimize çok uzağız biz.
Hayatlarımızdan birbirimizi çekip çıkardığımızdan beri,


Kayıbız.




Alt 28-10-2015, 19:39 #19

kleopatra.

Forum Üstadı

Nasıl oluyor bilmiyorum ama dönüp dolaşıp aynı boşlukta buluyorum kendimi. Bilirsiniz onu siz, hani önceden birileri vardır orada ama sonra kalkıp giderler. Boş kalır. Boş kalıyor içimde bir yerler. Bazı unutuyorum. Ama gece oldu mu durmuyor, nasıl hissettiriyor vakit o boşluğu. Birdenbire nasıl oluveriyor hiç bilmiyorum, ama hep aynı boşluğun içinde buluyorum kendimi, her gece.



Nickimi7kedi Bunu beğendi.

Alt 29-10-2015, 21:01 #20

kleopatra.

Forum Üstadı

Kimsenin haberi yok kimsenin neler yaşadığından. Kim ölmüş, kim kalmış. Dünyalar umurlarında değil bazılarının. Tek düşündükleri; kendileri. Bencillikten nefes alamaz hale gelmişler, egoları kendi boylarını aşmış.
Nasıl başa çıkarım bilmiyorum. Dolmuşta bıkkın halde, köşede otururken cama alnımı dayamış, o teyzenin ‘kalk!’ iması taşıyan bakışlarından nasıl kaçarım? Nasıl anlatabilirim ki ona, ‘ne olursun güzel teyze. Bakışlarımdan anla iyi olmadığımı. Bitmiş biriyim ben, bitmişim.’
İçimi kimseler bilmiyor benim. Nasıl dışa vurabilirim ki? Yapamam. Yapamıyorum. Tüm bu insanlardan nasıl kaçıp kurtulabilirim ki? Yaşamak dediğin bana çok uzak, elimi uzatsam, ona nasıl dokunabilirim?
Kimse bilemez kimsenin yaşadığı acının boyutlarını. Yargılamayı bilirler ancak.
İnsanlar, nereden bilebilirler ki yaşadıklarımı. Bilseler, eminim buz keserdi elleri ve de ayakları. Mahcup olurlardı tüm yaptıkları için, özür dilemeye kalkanlar bile olurdu hatta. Ama bilmiyorlar.
İçimi kimseler bilmiyor benim. Nasıl dışa vurabilirim ki? Yapamam. Bu güne kadar hep içimde kaldılar, içimdekiler. Anlatacak oldum, küçük dilime takılı kaldı kelimeler.
Nasıl dışa vurabilirim ki? Yapamıyorum. Yapamam.





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:45 .