Sponsorlu Bağlantılar:
  Ammon.
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Lahana Çorbası Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree27Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 10-01-2016, 04:20 #1

мαнɨя

Teğmen

Ammon.

08-08-2015 Saat 02:44
10-01-2016 Saat 04:13


Uzun zaman olmuş.

Her şey istendiği gibi olmuyor, gitmiyor.
Hayırlısı demek gerek çoğu şeyde.
O zaman, 'hayırlısı'.

Öğretmenlikten başka mesleklerle ve biten bir üniversite diyelim.
Başka bir günde görüşmek üzere.

merdümgiriz. ve Maya. Bunu beğendi.
Görüntüleme:1189, Cevaplar:13

Alt 07-07-2016, 03:42 #2

мαнɨя

Teğmen
10-01-2016 Saat 04:13
07-07-2016 Saat 03:05


Merhabalar,
Öncekiler gibi işte uzun zaman olmuş, 6 ayı geçirmişiz, geçmişte kalmış.
Neler olmuş neler geçmiş; neleri yaşamışız neleri kaybetmişiz?
Ne kadar geçmiş ömrümüzden ne kadar zamanı hibe etmişiz?
Sahi özlemiş miyiz?
Özlememişiz, özlem yok.
Niye mi geldim, şuan içimi dökecek ne bir yazı defterimden eser var ne de her gün tutmaya kendimi zorunlu gördüğüm günlük denen sarı kaplı, yaprakları sararmış en adi kağıttan oluşmuş hatırat kalemimden dökülecek yırtık not müsveddelerim.
Elde ne mi var?
Geçen zamanın bıraktıkları; geçmiş zamanın geleceğe yorum yaptırmaması.

''Sana da merhaba'' dercesine bir görüntü var günlük duruşunda.
''Aylar sonra giriyorsun bir de boş boş konuşuyorsun'' der gibi bir halin.
Sor bakalım giresim geliyor mu?
Bende diyeyim ki sana ''hayır.''
Uzun zaman olmuş be günlük.
Özlenen yok, özlenecek kişi dahi yok burada.
5-10 dakika dolaştım sahi neden eskisi gibi bir hava yok burada?
Girmek için can attığım, kardeş dediğim özel dediğim insanlardan neden hiçbir eser yok?
Şu saatten sonra olmasın da. Gerek var mı ki?
Yok aslında.
Ne kadar da kendi kendime konuştum ve ne kadar da soru sorup kendim cevapladım değil mi? Arada oluyor böyle şeyler.
Velhasıl gelelim asıl konumuza yani bana.

Arkada yeni aldığım 1960 yıllından kalma plaka takılı Müzeyyen Senar ablamızdan kanunlu ''Duydum ki unutmuşsun gözlemin rengini'' ; yanımda bayram niyetli yetmişlik rakımdan buzlu bir duble.
Dünya varlığım Annemden rus salatam ve haydarim bir de bendeki bu Karadeniz çocukluğunu bastırmaya yetmeyecek karidesim. Her ne kadar İzmir'de yaşasam da geçmişi silemediğim anılar, hisler, duygular ve en kötüsü de bitmişliğin öyküsü.
Yazıyorum yazmasına da anladım ki sana yazarken ki her bir şeyler yazmam sırasında olduğu gibi bu mereti normalinden daha fazla içiyorum. '' O zaman şerefe.''
Okul bitti. Bundan önceki günlüğümden hatırladığım kadarıyla orada ne zaman kazandığım, kazandığımda neler hissettiğim ve '' sana geliyorum İzmir'' dediğimi hatırlar gibiyim. İzmir'de bitti. Hala burada olsam da artık öğrenci değilim. Öğretmen olduk tabi beni bekleyen bir sınav ve ardından nasıl geçeceği belirsiz bir hayat. Ama elimizde bu hayat. Nasıl geçeceği nasıl geçireceğimiz elimizde. Ve ben layıkıyla geçireceğimden eminim. Asıl şimdi hayat, hayat olduğunu gösteriyor ya. Hayırlısı bakalım.
Ders çalışmakla geçiyor şuan zaman. Her ne kadar bayram telaşesi üstümüzde olduğundan ara versek de devam. Başka bir etkinlik yok. Alsancak'da sabahlamaları, uykusuzluğun verdiği serzenişle sabahın köründe arabaya atlayıp kafanın nereye götürdüğünü saymazsak. Hayat güzel sevmeli onu. Sevin onu.
Uzatmaya da gerek yok aslında, bilirsin uzun yazmakta konuşmakta pek işe yaramaz.
Hele de rakının içinde eriyen buzları üzmek hiç istemem, insanda aslında buz değil mi? Rakıyı hayat san, içinde atılmış buzları da insan. Sıcağı soğuğu fark etmez, erimiyor muyuz sonuçta? Yok mu bizi eriten bitiren insanlar, yok mu kederiyle üzüntüsüyle yudum yudum bitiren ağızlar. Olmaz mı, olmaz olsunlar. Yine de buz olabilmekte mesele, nereye atıldığın da fark etmez önemli olan erimemekte, eritilmemekte.
Güzel günler senle olsun günlük, benim güzel günlerim ile.
Tekrar görüşmek, konuşmak niyetiyle.
Hoş kal, hoş kal ki dönüp baktığımda bende öyle kalabileyim.

Sevmek diyorum ne güzel mesele,
Sevdiğini bilmek, sevildiğini bilememekten daha hoş bir hadise.
Göz uçları kadar masum, kirpiklerinin değmesi kadar güzel.
Sevmek diyorum alın teri kadar temiz, ayak altı kirlerden bile kötü.
Kötüyü kötü etmekte mesele.
Ayağına takılan pis bir insandan bile korkar olmuş fayda ne getirir bedene?
Sevmek diyorum,
Alın teri kadar temizse boş ver ayak altı kirini,
Sevmek güzeldir gönülden sevene, gönlünü vermek gönül verene.

Sαнil ve Maya. Bunu beğendi.

Alt 14-08-2016, 02:55 #3

мαнɨя

Teğmen
Komiser Mahir mi ?

çîLêkê$, Sαнil ve ?ce_*queen Bunu beğendi.

Alt 29-09-2016, 06:32 #4

мαнɨя

Teğmen
07-07-2016 Saat 03:05
29-09-2016 Saat 05:52

Çoğu kurulan hayalden geriye sadece boş zaman, boş çaba ve kırıklık kalıyor.
işin garip yanı aslında tam düzelir veya düzelecek denildiğinde olanların olunması istenilenlerin kaderin lütfu ters köşe yapıyor ve lanet edilmeye başlanıyor tüm yaşanılanlara, kırılan umutlara, vazgeçilen cayılan hayallere.
Yolunda gitmeyen şeylerin sonucu yıkılıyor insan, bunalıyor; çareler çaresizi tüketmekte buluyor kendini. Ne fayda geri getirilemeyecek onca şey onca emek onca kahır.
Nereye küfür etsen nereye kötü ima bulsan kime veya neye yöneltsen içindeki bu darbeyi, olan yine oluyor insana.
Sahi ya geri gelir mi acaba geri gelmesini istediklerimiz?
Zamanın en güzelini yaşadığımız çocukluğumuz?
Bahçede tükürüğe boğup havaya attığımız taşın kuru tarafı gelirse diye mevlaya sunduğumuz dileklerimiz; tırnaklarımızı kestiğimizde peçeteye sarıp gömdüğümüzde uzar mı saçımız; düşen dişimizi evin tavanına attığımız zamanlardaki samimiyetimiz ve bunun gibi onca safça duygularla beslenen güzel günlerimiz?
Ne kadar da boş şeymiş elini taşın altına koydukça ve o taşın her bir yaşta daha çok elini ezmesi. Ardından kangrene dönüştürüp kola vücuda ve seni bitirmesi.
Harbiden ne kadar da boşmuş insanların sevmesi ayak serçe parmağını bir yere vurup sonrasında günlerce acısını çekmemiz.
Ne kadar da lanetmiş küçükken ileride olur ise diye kurduğumuz o güzelim pespembe gelecek hayallerimize mazhar olacak ilelebetimiz.
Günler karanlığa boyanır olduğu zaman aydınlık isteyen zihinlerimiz neden bunu bunları bize maruz görür,
Neden her bir vukuatın ardından sonbahar olan yüreklerimiz bahara el açamaz doyasıya,
Neden papatyaların her bir yaprağı seviyor diye sayılmaz da sevmiyor diye eklenir olumsuzlukla o minicik kalplerimize; neden yan yana iki tane olunca güzele boyanan güzel olan kalp şeklini bizler neden bilindiği bu şekliyle anımsarız aslında hiçbir benzerliği olmasa da kalplerimizin.
Ve neden bize benzemeyen bizi herhangi bir şeye benzetmeyen bize hiçbir şey vermeyen bu dünya denen oyuna sunarız o kalplerimizi?
Peki ya neden her papatyanın boyu aynı değil yaprak sayısı kilosu yaşı hayatı parası geleceği geçmişi ölümü tıpkı insan gibi.
Güvenilmez mi kimseye,
Güven verilemez mi birisine,
Sevilemez mi sevgilerin huzuru ve bilinemez mi o huzurun verdiği doyum.
Hep mi yarım kalır hevesler hep mi falezlenir yıkıcı dalgaların ardında.
Öğrenmekte ayıp şimdi.
Öğretmekte.
Öğrenip hiçbir şeyi öğretememekte, elden hiçbir şey getirememekte.
Yıkıcı burası, mahvedici, yalnızlıkların mabedi.
Çok insan olsada yanında, çok arkadaş edinsen bile bu hayatta varacağın tek nokta yalnızlıkların şerefi.
Gününü gün edenlerin mahşeri, paralının bakımlının güzelin boylunun postlunun mabedi.
Şereften yoksun beyinlerin, gururdan anlamaz zihniyetlerin göstergesi burası.
Ne verirsen vermekte aklın gölgesi.
Bitmek bilmeyen arzunun isteğin tevazunun göstergesi.
Sahi ya nerden gelir bunun temeli veya var mıdır avutma temennisi?
Ne zaman erişilir bu mutluya huzurluya gururluya var mıdır dünyada tek ifadesi?
Sahi ya kaç liradır papatyanın bir tanesi?

Fazla geliyorlar bu aralar bana.
En kısası ve özü düzelmesi gereken çok şey var.
Büyük büyüklüğünü gösterir umarım şu tez zamanda.
Uyku vakti.
Hadi eyvallah.

?mane Bunu beğendi.

Alt 31-12-2016, 00:17 #5

мαнɨя

Teğmen
Nasıl gidiyor?
Uzun zaman geçmiş demeyeceğim bu sefer, az olmuş az geçmiş.
Eskilerde kalan bir şarkı çaldı biraz önce tam tarih hatırlayamasam da 2008-2009 yıllarına ait.
Şarkıyı duyunca birden duraksadım ve isminin yanında ''forum ve oyun için'' yazdığını, aynı adlı klasörün içinde olduğunu gördüm.
Hemen klasörü bulup açtım ve yüzlerce emektar şarkıma kavuştum; özellikle de bu forumu, bu forumun insanlarını ve vaktinde yaşanan o kadar şeyi hatırlattı bana.
İçim bir tuhaf oldu aslında; yaşananlar, yaşayanlar ve yaşanmışlıklar...
Sadece oyun ve bu forum için uykusuz kalınan geceler, konuşmak ve sohbet etmek için her işi bilgisayar başında halletmek, şimdiki sosyal ağlar üzerinden değilde ziyaretçi profilden her bildirim geldiğinde heyecanlanmak.
Güzeldi vesselam, güzeldi.
Özlenen de var özleten de.
Ama en çokta o güzel duyguların hüküm sürdüğü günleri özlemek...
Kederlendim.
Ne kadar da üç nokta koydum oysaki buraya içimi dökmek için girmiştim ama kaldı içimde, şimdi silip tekrar yazmaya da eriniyorum açıkçası.
Her neyse benden bu kadar.
Hoşça kal.


Çok edepli gitti ruhum bile duymadı.
Oysa çıt çıkarsa duyar uyanırdım
Duyduklarım gitmeme yetmedi
Gitmemem; bi kalman etmedi.

Bir elveda demiş, giderken bana sözde
Nasıl ağlamazsın yüreğim kavruluyor közde
Harcanıyor hayallerimiz el elinde
Bir umut daha yoğuluyorum boğ elinle.

Yüzüm günyüzü görmüyor değmiyor hiç gün eli
Ne yazık sonu sana çıkmıyor bu tünelin.
Dar bir eşikten sana kaçırdım aklımı
Dünya açık bir cezaevi, çitleri tenin.

İçtiğim şu yemin boğazımda durur
Her tarafım yara, değ birine dur
Hâla dağınıksın, arkanı topluyorum
Kalbin ortasına cehennem mi konur?


Sen, Allah’ın bana bak sana yazdım deme şeklisin,
Gözlerinden okuyorum.
Her gün, her gün, her gün…

Yönetici ve Maya. Bunu beğendi.

Alt 31-12-2016, 22:57 #6

мαнɨя

Teğmen
Daha dün geceden hazırladığım tüm mezelerim içeceğim hayallerim tuzla buz.
Öyle bir hasta oldum ki sanki burnumdan sondajla çekiyorlar; her yerim kırılıyor, sızlıyot.
Velinimet midir bana bu?
Umarım bütün yıl böyle geçmez.
Barış dolu, mutlu, huzurlu yıllar

Yönetici ve Sαнil Bunu beğendi.

Alt 06-01-2017, 21:27 #7

мαнɨя

Teğmen
Kimseyi hatırlamamak ne kadar kötü.
İsterdim ki bazı şeyler farklı olsun.
Ve İzmir çok yağmurlu.


Alt 30-01-2017, 05:15 #8

мαнɨя

Teğmen
Yoruldum,
Bunaldım,
Sıkıldım,
Daraldım,
Yıldım,
Usandım,
Boğazıma kadar geldi,
Umutsuzlandım,
Üzüldüm,
Kırıldım,
Sövdüm,
Sitem ettim,
Acıdım,
Acındım,
Yıkıldım...


Alt 18-02-2017, 00:39 #9

мαнɨя

Teğmen
İçilsin rakılar,
Yakılsın sigaralar.
Düşünülsün tüm gece,
Geride kalanlar ...

Korcan ve Sαнil Bunu beğendi.

Alt 12-03-2017, 03:53 #10

мαнɨя

Teğmen
Kara Harp Okulu Muvazzaf Subaylığı kazandım.
Sağlık raporumda 3 eksik tanı var onuda halledip tekrar okula geçiş yapıcam.
Allah nasip ederse Ağustos'ta Teğmen'im tabi olmama riski de var.
Eğer ki 6 ay boyunca sana yazmazsam bilki her şey yolunda gidiyor.
Güzel kal; umutla, sabırla, duayla.

Yönetici, çîLêkê$ ve Maya. Bunu beğendi.

Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Ammon. Konusuna Benzer Konular

Argali / Argali (Ovis ammon)


Bilimsel Sınıflandırma Alem: Animalia Şube: Chordata




Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:12 .