Dil bilgisi
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 01-02-2009, 03:26 #1

кirîѕтаи

ÖZEL ÜYE

Dil bilgisi



Dil bilgisi, dilleri bütün cepheleriyle konu edinip inceleyen bilimin adıdır. Arapçada sarf ve nahv ilmi, batı dillerinde ise gramer olarak adlandırılır. Bir dili seslerden cümlelere kadar, ihtiva ettiği bütün dil birliklerini, geniş bir şekilde mana ve vazife olarak inceleyen ilme dilbilgisi denir. Dil bilgisi, diğer birçok kuralın aksine belirli bir grup tarafından hazırlanmayıp, o dili kullanan insanların zaman geçtikçe gerekli kuralları yaratmalarından veya varolan kuralları dilin gelişimine değiştirmelerinden oluşur. Dil bilgisi incelediği dil unsurlarına göre kendi içinde bölümlere ayrılır. Dilin seslerini inceleyen kısmına ses bilgisi (fonetik), yapı yönünden kelime ve şekilleri konu edinen kısmına şekil bilgisi (morfoloji veya sarf), kelime ve şekillerin çıkış yerlerini, yani menşelerini araştıran kısmına menşe veya türeme bilgisi (etimoloji), kelime ve şekillerin aralarındaki münasebetler ile cümleleri inceleyen dalına ise cümle bilgisi veya söz dizimi, sentaks veya nahv, dilin anlam oluşturma mekanizmalarını inceleyen semantik denmektedir. Dil ancak bu saydığı unsurlarla tamamlandığı gibi, dil bilgisi de bu unsurlardan teşekkül etmektedir. Bu bölümlerin hemen hepsi dilbilgisi içinde ayrı ayrı incelenmelerine rağmen, birbirlerinden kat'i çizgilerle ayrılmazlar ve daima birbirlerine karışırlar. Bu itibarla dil bilgisi bir dili bütün cepheleriyle bir bütün olarak ele alıp inceleyen ilmin adıdır. İnsanoğlu tarihi akış içinde, zamanla biriken bilgiler sayesinde hemen her şeyi inceleme ve araştırma mevzuu yapmış, dillerin sırrını çözmeye çalışmış ve böylece yeni bir ilim dalı ortaya çıkarmıştır. Dillerin incelenmesi, Eski Yunan ve Hintlilerden başlayarak dillerin bağlı olduğu kaideler tesbit edilmeye çalışılmış ve bu kaidelerin ortaya çıkardığı bilgiye de gramer bilgisi denmiştir. Buna paralel olarak her dilin kelime hazinesi toplanmış neticede sözlükler ortaya çıkmıştır. Gramer sayesinde dillerin doğru okunup yazılması gerçekleşmiştir.
Tarihçe

Dil bilgisi çok eski ilimlerdendir. Grekçeden, Latinceye, oradan diğer dillere yayılmıştır. En eski gramercilerin Hintliler olduğu bilinir. M.Ö. 1. asırda batıda dil bilgisinin kurucusu Aristoteles kabul edilir. Aristo, grameri, mantığın aynası haline getirmiştir. Dionysos M.Ö. 1. asırda Dilbilgisi Sanatı adıyla ilk dilbilgisi kitabını yazmıştır. M.S. 4. asırda Romalı Donatus'un yazdığı dilbilgisi kitabı, batıda yıllarca okutulmuştur. Bunların dışında İskenderiye dil mektebinin gramer ve lugat konularında mühim yer tuttuğu görülür. İslami devirde görülen dilbilgisi çalışmaları daha çok bu mektebi taklit etmiştir. Emeviler devrinden itibaren İslam aleminde pekçok gramer ve lugat yazılmıştır. Türkiye'de 1858 yılında rüşdiyelerin açılması ile okutulmaya başlanır. On sekizinci asra kadar filozofların elinde kalan dil, onlar tarafından şekilci mantığın sözdeki şekli olarak mütalaa edildiği gibi, düşüncenin de değişmez kanunlarına bağlılığı şeklinde değerlendirilmiştir. Böylece dil bilgisi yalnız gramerin değil, aklın da temsilcisi olmuştur. Fakat 19. yüzyıldan sonra dilin apayrı bir müessese olduğu, kendi kanunlarına bağlı, canlılığa sahip bulunduğu fikri ortaya çıkmıştır. Yine bu asırda diller arasındaki akrabalıklar tesbit edilirken, dillerin ayrı aileler meydana getirdiği keşfedilmiştir. Böylece dilleri inceleyen, karşılaştırmalı gramer ortaya çıkmıştır. Ayrıca gramerin; bir dilin tarihini ve zaman içindeki değişme ve gelişmesini inceleyen tarihi gramerin yanında, bir dilin veya lehçenin belirli bir zamandaki durumunu konu edinen tasviri gramer gibi çeşitleri vardır. Bunun yanında bütün dilleri karşılaştırarak, sınıflara ayıran, onların iç ve dış kanunlarını araştıran bilim dalına da genellengüistik denmektedir. Ayrıca dillerle uğraşan ve bir dil üzerinde araştırmalar yapan dil bilginine de dilbilimci]] adı verilmektedir. Türkçe ilk dilbilgisi kitabı, bugün elde bulunmayan Kaşgarlı Mahmud'un 11. asırda yazdığı Cevahirü'n-Nahv adlı eseridir. Ebu Hayyan'ın Arap diliyle, Arapça dil bilgisi metoduna göre düzenlenmiş eseri Kitabu'l-İdrak li Lisani'l Etrak (yazılışı 1312 baskı 1931) ilk Türk dilbilgisidir. Osmanlı Türkçesinde yazılmış ilk dil bilgisi kitabı ise; Bergamalı Kadri'nin Müyessiret-ül-Ulum (1530) adlı eseridir. On dokuzuncu asra kadar bütün dil bilgisi kitaplarında Arap dilbilgisi metodu izlenmiştir. Türk dilinin yapısı, kaideleri bu usule göre tesbit edilmiştir. Kimisinde Arap, kimisinde Fransız dilbilgisi metoduna uyularak yazılan, Osmanlıcanın yapısını anlatan eserler şunlardır:
Ahmed Cevdet ve Fuad paşaların Medhal-i Kavaid (1851),
Kavaid-i Osmaniye (1865),
Kavaid-i Türkiye (1875),
Abdullah Ramiz Paşanın Lisan-ı Osmani'nin Kavaidini Havi Emsile-i Türki (1866),
Ali Nazmi'nin Lisan-ı Osmani (1880),
Selim Sabit'in Nahv-ı Osmani (1881),
Abdurrahman Fevzi'nin Mikyasül-Lisan Kırtasü'l-Beyan (1881),
Manastırlı Rıfat'ın Külliyat-ı Kavaid-i Osmaniye (1885),
Şemseddin Sami'nin Nev-Usul Sarf-ı Türki (1892),
Necib asım'ın Osmanlı Sarfı (1894). Fransız lisanının metodunu uygulayan yazarlar ve eserleri:
Şeyh Vasfi, Mufassal Yeni Sarf-ı Osmani (1901),
Mufassal Nahv-ı Osmani (1901);
Hüseyin Cahid Türkçe Sarf u Nahv (1908);
Ahmed Cevad, Lisan-ı Osmani (1912);
Anton Tıngır; Türk Dilinin Sarf-ı Tahlisi. Meşrutiyet döneminde Tedkikat-ı Lisaniye Encümeni tarafından Maarif Nezaretince Sarf ve Nahv-ı Türki (1930) yayınlanmıştır. Cumhuriyet döneminde kurulan Dil Encümeni (1928) abece ve dilbilgisi hakkında da iki rapor hazırlamış; 1928'de Latin harfleriTBMM'de kabul edilmiş, bir süre sonra da 1932'de Türk Dili Tedkik Cemiyeti kurulmuştur. Daha sonra ortaöğretimde kullanılacak dilbilgisi kitabını Tahsin Banguoğlu hazırlamıştır (1940). Bu tarihten sonra dilbilgisi çalışmaları iki kolda gelişir. İlk ve ortaöğretimde kullanılmak üzere yazılan dilbilgisi kitapları ile Türkçenin ana grameri vasfında ilim dilbilgileri ve monogrofiler (T.N. Gencan, K. Demiray, A.C. Emre ve Prof. Dr. M. Ergin gibi...) Ayrıca Prof. Dr. Faruk K. Timurtaş, tarihi Türkiye Türkçesi ile ilgili olarak Eski Türkiye Türkçesi ile Osmanlı Türkçesi Grameri III, adlı eserlerini bu devirde vermiştir. Avrupa'da Türk dili ve grameri üzerindeki çalışmaların tarihi çok eskidir. Alman H.Megiser'in (1612) eseri, yazarı bilinmeyen İbrahim Müteferrika baskısı eser (1732) gibi Birinci Dünya Savaşından sonra Türklere karşı duyulan ilgiyle Avrupa üniversitelerinde doğu dilleri ve Türk dili bölümleri açıldı ve pekçok Türkçe dilbilgisi kitapları yazıldı. J.W. Redhouse (1884), J. Deny (1912), J.Nemeth (1916), Ettore Rossi (1939), S.Topalina (1940), A.N.Koronov (1941), A.Tietze, S.G.Lisse (1943), Harbert Jansky (1943), Robert Godel (1945), N. Nitek (1945), Normon A. Mcquown (1946), Heinz Appenzeller (1948), P.H.Rühl (1949), L.Rosony (1960), G.L.Lewis (1967). Türk dillerinin mukayeseli grameri yazılmamış olmakla beraber bu sahada yerli ve yabancı birçok ilim adamı çalışmıştır. W.Radloff (1882-1883), A.Cevad Emre (Türk Lehçeleri Mukayeseli Grameri 1949), N.K. Dimitriev (1956-1959, 1961, 1962) gibi.



Benzer Konular
  • Fonetik (Ses Bilgisi)...
    Ses Bilgisi (Fonetik) Ses bilgisi ya...

  • biLgisi oLan ??...
    Ben anadoLu meslek lisesine gidiyorum biLgisayar böLümüne 2. sınıftayım aLan derslerine yeni geçtik biLen bi...

  • birçok sağlık bilgisi...
    Kemik Erimesi(Osteoporoz)! Kaynak : ************ - birçok sağlık bilgisi ......

  • Nota Bilgisi...
    Nota: Seslerin tonlarına göre sınıfsal tanım şeklidir ve yedi tane nota vardır. La-Si-Do-Re-Mi-Fa-Sol http:...

  • Hayat Bilgisi.....
    Arkadaşlar dersimiz Hayat Bilgisi! Söyleyin bakalım Ada nedir? Dört etrafı suyla çevrili kara parçası mı? ...


Görüntüleme:2022, Cevaplar:5

İlginizi Çekebilir >
Alt 07-02-2009, 02:27 #2

»уαqмυятαηєѕι«

ßзпiм cαп кιЯιкŁαЯιм vαЯ


paylasim icin Türk Silahlı Kuvvetleri canim





Alt 05-08-2009, 11:10 #3

tuğsecan

ÇiMeN GöZLü DeLi KıS

Dilbilgisi


Dilbilgisi
Türkçeyi (Türkiye Türkçesi) diğer dillerden ayıran dört özellik şunlardır:
  1. Türkçe sondan eklemeli bir dildir.
  2. Türkçede ses uyumu vardır.
  3. Türkçede sözcüklerin cinsiyeti yoktur.
Türkçenin özellikleri
  • Türkçe söz varlığının çoğunluğu; öz Türkçe sözcükler, Arapça ve Farsça'dan geçmiş Türkçeleşmiş sözcüklerden oluşmaktadır. Arapça ve Farsçadan gelmiş sözcükler o kadar Türkçeleşmiştir ki Arap veya Fars dilindeki halinden oldukça farklıdır ve kimi sözcüklerin anlamı farklılaşmıştır.
  • Türkçede tümce yapısı: Özne, Tümleç, Yüklem şeklindedir.
  • Türkçede kısa yoldan anlatım ön plandadır. Örneğin, "sobayı yak" derken "sobanın içindekileri yak" anlamındadır.
  • Türkçede zamirler: ben, sen, o, biz, siz, onlar şeklindedir.
Sözcük Türeme Farkı
Özelliği gereği sona eklemeli bir dil olduğundan Türkçede basit bir kökten çok sayıda sözcük türetmek mümkündür. Bu özelliğin bulunmadığı Hint-Avrupa Dilleri kolundan gelen İngilizce, Almanca ve İspanyolca aşağıda Türkçe ile karşılaştırılmıştır.


[IMG]http://www.*******.org/forum/attachment.php?attachmentid=11544&d=1186345374[/IMG]

Ve fiillerden türeme:


[IMG]http://www.*******.org/forum/attachment.php?attachmentid=11545&d=1186345374[/IMG]

Eklerle tümce oluşturma
Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında, daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır. Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre, bir sözcük köküne ekler ekleyerek, tek sözcüklü tümceler oluşturulabilir.


[IMG]http://www.*******.org/forum/attachment.php?attachmentid=11546&d=1186345374[/IMG]

Büyük ve küçük ünlü uyumu
Türkçede büyük ünlü uyumu ve küçük ünlü uyumu olarak bilinen iki ünlü uyumu vardır. En yaygın ve kapsamlı olan, büyük ünlü uyumudur. Kural dışı kalan çok az sözcükler mevcuttur ki bunların büyük bir kısmını yabancı kökenli sözcükler oluşturmaktadır. Bu kurala göre Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) varsa, izleyen hecelerde de kalın heceler; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) varsa, izleyen hecelerde de ince ünlüler yer alır.
Örnek:
  • büyük ünlü uyumu : balta - baltalar ; arı - arılar ; top - toplar ; uçak - uçaklar
  • küçük ünlü uyumu : ev - evler ; istek - istekler ; örtü - örtüler ; ünlü - ünlüler
Türkçenin deyim ve atasözleri
Bir dilin zenginliğinin göstergelerinden biri deyim ve atasözleridir.
Türkçede en çok kullanılan deyimlerden örnekler;
  • Kulak misafiri olmak.
  • Yangına körükle gitmek.
  • Yumurta kapıda.
  • Etekleri zil çalmak.
Türkçede en çok kullanılan atasözlerinden örnekler;
  • Damlaya damlaya göl olur.
  • Bugünün işini yarına bırakma.
  • İşleyen demir ışıldar.
  • Gün doğmadan neler doğar.
Türkçede bulunan ilginç deyim ve atasözleri;
  • Fakirin parmağına bir kaşık bal bulanmış, yemeden duramamış.
  • Kedi (Bazı yerlerde kuş) g.... görmüş, yara sanmış.
  • Deveye sormuşlar, senin boynun neden eğri diye. Nerem doğru ki demiş.
  • Türk çalmış, Türkmen oynamış.
  • Ayranı yok içmeye, tahtıravanla (atla) gider s...maya.
  • Daha karpuz kesecektik. (yeni deyimleşen bir sözcük öbeğine örnek)





Alt 14-08-2009, 22:51 #4

tuğsecan

ÇiMeN GöZLü DeLi KıS

Dilbilgisi ve Türk Dilleri


Dil: İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini anlatmak için kullandıkları ses ya da işaretler sistemidir.
Dilbilgisi : Biş dili oluşturan sesleri, kelimeleri, cümleleri ve bunlarla ilgili kuralları inceleyen bir bilimdir.
Dünya Dilleri Arasında Türkçenin Yeri: Yeryüzünde iki binden fazla dil incelenmiştir. Buna göre Diller üç gruba ayrılır

Tek Heceli Diller


Bu dillerde bütün kelimeler tek hecelidir. Kelimelerin çekimli haller yoktur. (Çince, Tibetçe bu gruba girer)

Bitişken (Eklemeli) Diller


Bu dillerde bütün kelimeler tek hecelidir. Kelimelerin çekimli haller yoktur. (Çince, Tibetçe bu gruba girer) Kelime kökleri değişmez. Kelime köklerine çeşitli ekler getirilerek türetkeler yapılır. Kelimeler cümle içinde kullanılırken çeşitli çekim ekleri alırlar. ( Türkçe, Macarca bu dil grubuna girer)

Bükümlü (Çekimli) diller


Bu dillerde tek ve çok heceli kökler ve ekler vardır. Kelime türetmelerinde ve çekim esnasında köklerde değişiklik olur. (Arapça ve bütün Hint - Avrupa dilleri bu gruba girer

Dillerin Çeşitlenmeleri:
A. Şive: Bir dilin değişik kültür düzeylerine göre uğradığı değişime ŞİVE denir. Yazı diline yansımaz.
B. Ağız: Kentler veya köyler arasında rastlanan az çok değişik konuşmalara AĞIZ denir. Gonya, Gayseri vb.
C. Lehçe: Ağız ayrılığı daha geniş ve belirgin şekilde ortaya çıkar. Konuşma dilinde beliren farklılık yazı dilinde de kendini gösterir: Kıpçakça ve Çağatayca gibi.

Tükçenin Kaynağı: Türklerin anayurdu Orta Asya olup dilimizin kaynağı buradan gelir. Türkçeyi konuşanların sayısı 120 milyon civarındadır. Türkler arasındaki ağız farklılığı sürekli yeni lehçelerin türemesine yol açmış, yeni birer dil durumuna gelmiştir: Yakutça ve Çavuşça gibi.
Bu dillerin hepsine birden Ural - Altay dilleri denir...............................

Soydaş Diller: Birkaç eski anadilin değişikliğe uğramasıyla yeni diller oluşmuştur. Bu ana dilden geldikleri anlaşılan bir soydan sayılır. buna göre soydaş diller :

Hint - Avrupa Dilleri
Hami - Sami Dilleri
Çin Tibet Dilleri
Bantu Dilleri
Ural - Altay Dilleri
Hint, İran ... gibi Asya dilleri ve bütün avrupa dilleri.
İbranice ve Arapça gibi
Çince, tibetçe
Afrika Dilleri
Ural kolu, Macar ve Samoyet dilleri. Altay kolu, Türkçe ve Moğolca...

Ana Türkçeden gelen dillerin hepsine birden Türk dilleri denir
.





Alt 19-10-2009, 17:43 #5

Sαнil

Özgmelis


teşekkürLer..





Alt 08-05-2010, 22:22 #6

uslanmaz bela

Forumun Tiryakisi

paylaşım için tşkler....





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:14 .