Sponsorlu Bağlantılar:
  Türkçesi varken...!!
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree2Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 09-03-2006, 04:06 #21

univercity10

Bizden Biri

paylaşımlarınız için tesekkürler....





Alt 09-03-2006, 16:57 #22

TaTLixPeRi

Forumun Tiryakisi

paylastiginiz icin tskler.
dogruyu söylemek gerekirse bazi söyleri ordan bende söylüyorum.




Alt 09-03-2006, 19:21 #23

*°|CaRaMeL_a|°*

Forumun Tiryakisi

GamzeLim, Ablacim sagol paylastigin icin




Alt 11-03-2006, 13:56 #24

BiLGeSu

Forumun Tiryakisi
Cevaplarda hala türkçeyi eksik kullanıyorsunuz gelio gibi saol gibi kelimeleri okudum.Lütfen yazıyı bir kez daha okuyunuz




Alt 13-03-2006, 23:27 #25

DorisLeThe

Foruma Isınan Üye

AySe, paylaşımın için saol




Alt 15-03-2006, 15:38 #26

KarAVAtaN

Foruma Alışıyor
Arkadaşlar çok güzel ve değerli konularda paylaşımlarınız var gerçekten....Ellerinize, emeğinize sağlık...

TÜRKÇE KONUŞ, TÜRKÇE DÜŞÜN, TÜRKÇE SEV...UMUDUN TÜRKÇE OLSUN!




Alt 20-03-2006, 21:47 #27

tatlısh ashkımm

Deneyimli

çok güzel ya paylaşımınız için tşkler




Alt 22-03-2006, 22:36 #28

gecemix

Yeni Üye
cok sağol Türk Silahlı Kuvvetleri ederiz




Alt 26-03-2006, 23:29 #29

gulnaz

Yeni Üye
Peki biz ne yapmaliyiz burda. Ana dilimiz Turkcemi Hollandacami? Okulda, disarida, ekmek alinca ve her turlu alis veriste Hollandaca konusmaliyiz, evde Turkce konusmaliyiz. Peki bizim ana dilimiz ne....???




Alt 26-10-2006, 13:33 #30

Shaiya

Foruma Alışıyor

Türkçe Konuş !!!

<<<UYGARLIĞIN TEMELİ
Dil, insanların duygu, düşünce ve dileklerini anlatmak için kullandıkları her türlü işaret ve özlükle ses işaretleri dizisi; bir insan topluluğu içinde ortak anlaşma aracı olan sözlerin, bir sözlükteki kelimelerin, dil bilgisi kurallarının bütünü ve bunların düzgün, güzel, etkili bir biçimde kullanılmasıdır.
Dil yeryüzünde insanlarla birlikte var olmuş, insanlığın geçirdiği bütün gelişme evrelerini geçirmiştir. Zaman içinde insan ve toplum düşüncesinin gelişimi ancak dilin de gelişimiyle mümkün olmuştur. Dil bir toplumu oluşturan en önemli öğelerden biridir. Öyle ki, toplumların ilerlemesiyle dilim geçirdiği aşamalar arasında sıkı bir ilişki vardır.
Bir insan topluluğunda duyguları, istekleri, fikirleri anlatmaya yarayan dil; katı kurallara bağlı değişmez kanunlar bütünü değildir. Daima değişen ve insanların gelişimine ayak uydurması gereken canlı bir olgudur. Heiderg’ e göre “Dil, düşüncenin evidir.”
Bir gün Konfüçyüs’e sormuşlar: “Bir memleketi yönetmeye çağırılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?” Büyük filozof şöyle cevap verdi: “Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle işe başlardım.” Ve dinleyenlerin hayret dolu bakışları karşısında sözlerine devam etmiş: “Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken işler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur, adalet yanlış yola sapar. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”
İşte bu küçük hikaye dilin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Dil, uygarlığı temelidir. Bir konuşma, anlaşma yolu bulunmasaydı; bilim ve sanat gelişemezdi. Dil olmadan hiçbir bilgiyi kullanmak, onu başkaları için faydalı kılmak mümkün değildir.

Afanassiav şöyle diyor: “Dil, insan bilincinin oluşumunda çok önemli bir görev görmüştür. Dil ve yazı olmasıydı bir çok kuşağın değerli deney birikimleri, yeni kuşaklara iletilemeyecek ve yeni kuşaklar, dünyanın tanınması gibi bir çok zor işi tekrarlamak zorunda kalacaklardı.” >>>
(Bu yazı tarafımdan yazılmış olup İzmir Atatürk Lisesi Kültür ve Edebiyat dergisinde yayınlanmıştır.)



Gerçekten ciddi ve önemli bir konuya değinmek istedim bugün

Bakıyorum da artık çoğumuz (kesinlikle ben dahil) Türkçemizi korumak yerine daha çok bozuyoruz

Evet belki internet ortamında bazı şeylerin kısaltırlarak yazılması doğal ama

Bu ‘hoşça kal’ yernine ‘bye bye’ , ‘evet’ yerine ‘yes’ dememizi gerektirmiyor

Çevrenize bakarsanız zaten dilimizin ne kadar yozlaştırıldığının farkına varırsınız ‘merkez’ kelimesinin yerini büyük ölçüde ‘center’ kelimesi almış durumda örneğin, ‘basın yayın’ yerine kullanılan ‘media’ da neyin nesi ??



Bilirsiniz bir devlet ne zaman kültürünü kaybederse gerçekte o zaman yok olur

Tarihte bunun bir çok örneği var kültürünü koruyan devletler yeniden kurulurken koruyamayanlar ya yok olmuş yada sömürge olmaktan öteye geçememiştir

Kültürlerin, törelerin yok olması da yazımda belirttiğim gibi dilin yok olmasıyla başlıyor

Dili yozlaştırmak en tehlikeli ve en sisnsi sömürgeleştirme oyunudur ve günümüzde bize uygulanan da budur !!
Oktay Sinanoğlu’nun deyimi ile << Türkçe’ye bye bye demek Türkün dünya üzerindeki Haysiyetine bye bye demek olacaktır >>



Dilimize nasılda yabancı sözcükler giriyor ve biz bunlara nasıl göz yumuyoruz

Binlerce örnek verilebilir ama bn sadece bir kaçını yazayım size

Bakanlar kurulu yerine kabine

Millet vekili yerine parlamenter

İletişim yerine komünikasyon

Toplumsal yerine sosyal

Yasal yerine legal

Sorun yerine problem

Yöntem yerine metod

En az yerine minimum

Seçenek yerine alternatif

Etkinlik yerine aktivite…..

Niye Türkçeleri varken yabancılarını kullanalım ki neden Türkçemizin yozlaşmasına yardımcı olalım ki



İşte Atatürk’ün vasiyeti:



<< Bakınız arkadaşlar, ben belki çok yaşamam. Fakat siz ölene dek, Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçe’nin bir kültür dili olarak gelişmeye devamı yolunda çalışacaksınız. Çünkü Türkiye ve Türklük, uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir >>


Atamızın mirasına güzel Türkçemize dilimize sahip çıkalımmmm



Bu yazıyı yazmamı sağlayan Emre (albaywolf) ve
bu fikirleri edinmemi sağlamak amacı ile belki de zorla Oktay Sinanoğlu’nun ‘bye bye Türkçe’ eserini okutan Edebiyat öğretmenime teşekkür eder
ve bu eseri sizin de okumanızı tavsiye ederim



Devrim Gözde A.




Alt 26-10-2006, 13:33 #31

Shaiya

Foruma Alışıyor

Türkçesi varken...!!

Türkçesi varken...!!

Türkçesi varken...!!

Türkçesi varken...!!

Türkçesi varken...!!

Türkçesi varken...!!

Türkçesi varken...!!

Türkçesi varken...!!

Türkçesi varken...!!




Alt 26-10-2006, 13:35 #32

Shaiya

Foruma Alışıyor

Vatandaş Türkçe konuş

Atatürk 1931 yılında Türkçe ile ilgili özlemlerini şöyle dile getirmiş, "Öyle istiyorum ki, Türk dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi kullansınlar". Türkçenin medyada ve bilişimde kullanılışına bakıyorum da, Atatürk'ün bu özlemine acı acı gülmekten başka birşey yapamıyorum.

Türkçeyi katleden sektörlerden ikincisi medyaysa, birincisi bilişim... Al birini vur ötekine. Her ikisinin de özlenen düzeye gelememesinin baş nedeni de Türkçeye karşı gösterdikleri özensizlik. Halkın kullandığı dilden uzaklaştıkça, halka da ulaşamıyorlar. Bu yüzden de bir türlü arzulanan satış rakamlarına ulaşamıyorlar.

Gazeteler halkın dilinden konuşmuyor. Bilişim sektörü de. Her iki sektörde de bir ukalalıktır gidiyor. Her iki sektörün mensupları da yabancı terimleri kullanmakta ustalaşmışlar. Ne kadar çok yabancı kelime kullanırlarsa o kadar bilgili olduklarını göstereceklerini sanıyorlar. Ve dikkat ederseniz, yabancı kelimeleri en yoğun biçimde kullananlar yabancı dil bilgisi en az olanlar arasından çıkıyor.

Dil Bayramı kapsamında yapılan yedi oturumdan birine konuşmacı olarak davetliydim. Bilim Dili Olarak Türkçe başlıklı oturumun başkanlığını Prof. Talât Sait Halman yaptı. Diğer konuşmacılar ise Prof. Dr. Engin Bermek, Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu ve Prof. Dr. Mustafa Özkan'dı.

Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Son Osmanlı Dönemi Tıp Dilinin Türkçeleşmesi Meselesi başlıklı konuşmasında geçen birkaç yüzyıl boyunca yazılan bilimsel eserlerin konularına ve yüzyıllara göre karşılaştırmasını yaptı. Bu karşılaştırmada bir nokta dikkatimi çekti. 20. yüzyıla gelinceye kadar Türkiye'de yazılan astronomi eserlerinin sayısı matematik eserlerine fark atıyormuş. Ancak bu eğilim 20 yüzyılda tersine dönmüş ve astronomi eserlerinin sayısı hızla düşerken, matematik eserlerinin sayısı hızla artmış ve astronomi eserlerini açık ara sollamış.

Nedenini düşünürken, artık pek gökyüzüne, ufka bakmaz bir toplum olduğumuzun farkına vardım. Başı önüne eğik bir toplum olduk çıktık. Kimse ne göğe, ne ufka bakıyor. Aynı şekilde geleceğe bakanların sayısı da azaldı. Herkes gününü yaşıyor, geçmişini anıyor. Geleceğe bakanların sayısı çok az.

Bu geleceğe önem vermeme alışkanlığının Türkçeye özen göstermememizin nedenlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Çok hızlı bir şekilde ve genellikle sınırlarımız dışında ilerleyen teknoloji kendi sözcüklerini, kendi terimlerini de yaratıyor. Bu yeni sözcük ve terimler dilimizi sürekli bombalıyor. Yeni teknolojileri halka anlatan medya ve bu teknolojileri halka pazarlayan bilişim sektörü yabancı dilden gelen bu yeni sözcük ve terimleri Türkçeleştirmeye çalışmadan aynen kullanma kolaycılığına kaçıyorlar. Böyle yapıyorlar çünkü umurlarında olan tek şey günü kurtarmak. Gelecek umurlarında değil.

Türkiye Bilişim Vakfı bünyesinde kurulan Bilişimde Özenli Türkçe isimli bir çalışma grubu var. Kurucu üyeleri arasında ben de varım. Grubun kurucu başkanı Tuncer Ören, "Kendi kültürlerine saygı duymayanlar başkalarından saygı beklemek haklarını yitirmiş olurlar. Dilimize özen, benliğimize duyduğumuz saygının bir göstergesidir. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bilişim dilimizin zengin bir Türkçe olmasını istiyorsak, şimdiden özenli bir Türkçe kullanmaya başlamalıyız. Bilişimci olabilecek kadar yetenekli olan kişilerin bu özeni gösterebileceklerine inanıyorum." diyor.

TBV Bilişimde Özenli Türkçe çalışma grubu önümzdeki günlerde özenle hazırlanmış bir İnternet sitesiyle kamuoyunun önüne çıkmaya hazırlanıyor. Adresi buraya yazmıyorum isteyene ulaştırabilirim.

Öte yandan Türk Dil Kurumu da son başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın'ın kişisel ilgisi sayesinde bilişim Türkçesine büyük önem veriyor. Bu bilişim sektörü için büyük bir şans. TDK'nın İnternet sitesinde Türkçe Sözlük'ün anında erişimli, sayısal sürümü yayınlanıyor. Yazım Kılavuzu ise sırada. Hepsinden önemlisi sitede yeni terimlere Türkçe karşılıkların önerildiği ve tartışıldığı bir zemin de sunulmuş. Şimdilik kör topal işliyor ama çok daha etkin bir elektronik forum ortamı sağlanması için çalışmalar sürüyor. Bilişimde özenli Türkçe kullanımına bu sitedeki tartışmalara katılarak da katkıda bulunabilirsiniz.

Ama yapabileceğimiz en büyük katkı yabancı terimler yerine Türkçe karşılıklarını kullanmaya, Türkçe karşılık yoksa uydurup, kullanarak önermiş olmaya özen göstermemizden geçiyor. Düşünsenize önerdiğiniz bir kelime, halk dilinde kabul görüp, Türkçeye girse, bundan büyük mutluluk mu olur?

(alıntıdır)
__________________




Alt 26-10-2006, 13:36 #33

Shaiya

Foruma Alışıyor

bu kampanyaya yapılmış yorumlar




vatandaşlık hakkı vermek için zorunlu dil sınavı uygulayan hollanda ve danimarka devletlerinin gizli ırkçılığının yanında masum kalan irkçımsı söylem


kampanya 1928'de milli turk talebe cemiyeti tarafindan baslatilmis, dp döneminde azinliklara yonelik olarak canladirilmistir.

içerdiği emir kipi, birey kavramını reddeden bir vatandaş kelimesi ve zaten herhalde türk bir bakkalla rum müşterisinin rumca konuşmayacağı varsayımıyla değerlendirdiğinde, iki rum'un aralarında türkçe konuşması zorunluluğunu ortaya çıkaran (belki mecburiyet olmasa da) düpedüz faşist slogan. bu sloganı destekledikten sonra bulgaristan'daki türklere yapılan baskılara karşı çıkma şansınız kalmaz; eh zaten türksünüz diyip türkçe isim vermekten pek de uzak bir tavır değildir bu. rum bir anne, tramvayda çocuğu ile konuşurken* birinin kalkıp "vatandaş, türkçe konuş" demesi herhalde haklı bir rica değildir.


andonis kafecopulos röportajı- faik paşa caddesi, numara 12





2 jenerasyon sonra kimsenin ladino konusamayacak olmasina sebebiyet verecek olan devlet politikasi...


bu "emir" cümlesinin değişik türevlerine kahvehanede kendi arasında, veya hastanede ziyaretçiler ve hasta kişi arasında geçen konuşma, kendi anadillerinde, kürtçe olduğu için ülkemizdeki bir kısım kürtler de maruz kalmıştır. sonra bunların pkk'lı olmasına çok şaşırılmış ve bütün suç arkalarındaki dış mihraklara yüklenmiştir.


bir dönem azınlıklara yönelik olarak asimilasyon amaçlı kullanılırken, kaderin garip cilvesi mi demeli, eden bulur mu demeli yoksa, şu an türk dilinin ingilizce ve onların yerli işbirlikçileri tikky dili ve edebiyatı tarafından işgali karşısındaki ulusal bağımsızlık mücadelesinin simgesi olmuş söz.




eger bu kampanya ircilik tasiyan bir kampanya ise, butun bati avrupanin irkciligin besegi oldugunu kanitlayan kampanyadir.

yer hollanda, sehir x, tien stad regels( sehirin on kurali) meydanda elektronik bilbordta yayinda,

4. regel, spreek nederlands, we begrijpen elkaar.(4. kural hollandaca konus, birbirimizi anlayalim)
sehirdeki fasli nufusunun kafasina vuran bir cumle.

benzer bir tabelaya belcikada da rasladim. ve de avusturyada da benzeri uygulamalar oldugunu biliyorum.
ota boka soykirim, asimilasyon, azinlik kiyimi vs.. demeden once dunyadaki uygulamalari nasildir. bakmaliyiz.

ayrica hollanda da su uygulama yillardir vardir.

siz dogustan ya da sonradan yerlesmis pasaportlu bir vatandassiniz. issiz kaldiniz. sosyal yardima basvuruyorsunuz. cevap su, eger onlarin belirledigi okulda butun gununuzu dil egitimine harcarsaniz, o parayi veriyorlar .yoksa para yok. acsiniz yani, butun omrunuz calismakla gecmis olsada tikir tikir o paralar sizden kesilmis olsada, ya git is bul diyor ya da git hollandaca kursuna.
diyeceksiniz ki ne guzel iste kurs veriyor iste.( ezik avrupa hayrani lafi)

bu adamlar hollanda vatandasi, icerisinde 55 yasinda olan adam var.,teyze,nine her birsey. ayni muameleyi onlara da zorluyorlar.
fakat hollandali ayni durumda oldugun da git japonca ogren yoksa vermem demiyor. ya da git bir ust okula yazil hem oku hem parani al. sorgusuz veriyor. kendi vatandaslari icerisinde bile ayrim yapiyor birakin baskalarini.

isin aci tarafi bu ve bir suru benzeri baslikta vurguladigim gibi, bunu yapan adamlar turkiye deki avanak insan haklari savundugunu iddia eden kesimin ilham kaynagi kesimler. sonra da gidip nutuk cekmezler mi bruksel de..

edit:tabiki bazilarinin sindirim sistemleri farkli gelismis! ve bu sebeple, bu tur olaylari hazmetleri kendilerince daha kolay gorulebilir, fakat yanildiklarini aci sekilde anlamalari , genelde uzun surmez.

soyleki, adi gecen ulkeler, mesela hollanda, yeni bir ilke daha imza atmistir. turizm disinda , 3 aydan fazla ulkeye girecek avrupa birligi disindaki yabancilara, vizeyi alabilmek icin, vize sartlari disinda on bir sart koymustur. bu da hollandacayi daha turkiyede iken ogrenmek 2. level seviyesine cikmak, bununla da kalmayip, devletin yaptigi vatandaslik sinavini( hollandaca) daha turkiye de iken gecmek), yani sindirimi kuvetli , cok bilmis suser, yaw bir hatunla tanistim sarisinda bal dok yala, bir iki sene yasayayim beraber diyemeyecek, sindirimini kuvvetlendirmek icin gerekle olan meshur sodalari , oradaki marketlerden alamayacaktir!!

aksine turkiyenin neresinde olarsa olsun , ankara ya da istanbul daki konsolosluklara gelmek ve orada kalmak zorunda kalacaktir. ogrenene kadar .tabiki benim sindirimim kuvvetlidir bir okadar da hizli ogrenirim. !5 gunde dili cozerim diyemiyorsa. kizilcahamam sodasina uzunca bir sure talim edecektir.
herkez oradaki unuversitelerden burs alamaz ya!!

bu arada bunu yazan suserin, uzunca bir sure amerika deneyimi oldugunu, 11 eylulu orada yasadigini, bu vesile ile , dunyada ki butun memelilerin, sindirim sistemleri ve hazim surecleri hakkinda bilgili oldugunu hatirlatmak isterim.





imparatorluktan devlete donusumun,guc kaybinin temel gostergelerinden.


vatandaşlık hakkı vermek için zorunlu dil sınavı uygulayan ingiltere devletinin gizli ırkçılığının yanında masum kalan söylem



evet luzumlu ayar gereksinimi uzerine hakkinda tekrar beyanat vermek zorunda hissettigim sovenizmin dibine vurmus slogan/kampanya. kampanyada ihtiva eden irkcilik ile ilgili isbu entry'de ( #7669585) oldugu gibi fiktif, boyle desteksiz bir karsilastirma yapmadan once yiyorsa sartlari tartismakta faide vardir. bir kere bati avrupa demokrasilerinin dil uygulamalari ile cumhuriyetin ilk yillarinda ekonominin millilestirilmesidoneminde filizlenen ve dp iktidari ile hayata gecirilecek zemini ve gucu bulan uygulamalar arasinda ciddi bir kontrast vardir, hatta ben siyah-beyaz cekerim buna.

hollanda, isvec gibi ileri demokrasileri hazmetme evresinde, kendi carpikliklarini ozumseyemeden her yurtdisina cikan gibi elestirel ve defansif egilimdeki turk gencinin hollanda'da sokaktaki "bilbort"ta gordugu ibare ayni ulkede yasayanlarin birbirini anlama amacini guder. 40-50 senedir - ya da yarim yuzyildir diyelim de durumun vehameti daha bir iyi kavransin - almanya'daki turklerin, hollanda'daki faslilarin kendi icine kapali ortamlarda, gettolarda hayatlarini surdurmeleri ve entegrasyona tamamen karsi yasam bicimleri bati avrupa hukumetlerini cesitli dil politikalari olusturmaya itmistir. avrupada'ki bu sloganlar avrupa'nin artik kendi parcasi olarak gorme zorunlugunda ve egilimindeki bu topluluklari/azinliklari egitme, icinde yasadiklari ulkelerin dillerine yaklastirma, onlara - yani embesillikten uzak, biraz ja, nein disinda almanca anlamayan, konusamayan zihinsel sorunlari olmadigini iyi niyetle dusundugum insanlara - en buyuk toplumsal iletisim aracini ogretme mahiyetlidir.



geçmişteki kullanım amacı bir yana, günümüzde "gelıom gıdıom walla nbr slm noluo gıdıos gusel gusel yapıos" tarzı abuk sabuk yazılar yazanlara karşı kullanıldığında hiç de ırkçı olmadığını düşündüğüm ifade.




Alt 26-10-2006, 13:37 #34

Shaiya

Foruma Alışıyor

'Vatandaş Türkçe konuş'

Osman Bey sabah saat 7'de Casio masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı. Puffy yorganını kaldırdı. Hugo Boss pijamalarını çıkarıp Adidas terliklerini giydi. WC'ye uğradıktan sonra banyoya geçti. Clear şampuanı ve Protex sabunuyla duşunu aldı. Colgate ile dişlerini fırçaladı. Rowenta saç kurutucuyla saçlarını kuruttu. Bill's gömleğini ve Pierre Cardin takımını giydi. Lipton çayını içti. Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri izledi. Citizen kol saatine baktı. Geç kalıyorum diye düşünerek aile fertlerine çav deyip Hyundai otomobiline bindi. Otobana çıkınca Blaupunkt radyosunu açarak rock müziğe istasyonu ayarladı. Ağzına bir Polo şeker attı.
Mega centerdeki ofisine varınca Casper bilgisayarını çalıştırdı. Microsoft Excel'e girdi. Ofisboydan Nescafesini istedi. Saat 10'a doğru açlığını yatıştırmak için Grissini yedi. Öğlen Wimpy's fast food kafeteryaya gitti. Ayak üzeri Coca Cola ve hamburgeri mideye indirdi.
Akşam üzeri iş çıkışı Image Bar'a uğrayıp cips ile içkisini içip köşedeki Shopping Center'e uğradı. Eşinin sipariş ettiği Persil Supra deterjan, Ace çamaşır suyu, Palmolive şampuan, Gala tuvalet kğıdı, Sprite gazoz ve Johnson kolonyayı alarak kasaya yanaştı. Bonus kartıyla faturayı ödedi. Akşam evde bir gazetenin verdiği TV Guide'a göz atan Osman Bey kanallar arasında zapping yaparak First Class, Top Secret, Paparazzi gibi programları izledi.
Uykusu kaçınca bir paneli izlemeye başladı. Programın ortalarına doğru söz alan Saint Benoit Lisesi çıkışlı Harvard mezunu, Rolex kol saatli bir entelektüel "Dilimiz Türkçe her geçen gün biraz daha dejenere oluyor. Bu realiteyi ele almanın zamanı geçmek üzere. Dogmatik, statükocu yaklaşımlara kapılmadan problemi irdeleyip çözmeliyiz" diye konuştu. Bunun üzerine Osman Bey kendi kendine "çok doğru bir analiz" diye söylendi.
ALİ ÖZDEMİR


siz ne diyorsunuz ??



ayrıca ilk msjda yazdıım listeye eklemek istediğim bir kaç kelime daha var

listeye eklemek istedimm
başka arkadaşlar da aklına gelen varsa ekleyebilir listeme


store yerine dükkan
bodyguard yerine koruma
hobby yerine uğraş
prestij yerine saygınlık (itibar da olabilir )
final yerine son
plaza yerine iş hanı
villa yerine köşk
sempatik yerine sevimli

kullanalım atamızın mirasına ve geleceğimize sahip çıkalım




Alt 26-10-2006, 13:38 #35

Shaiya

Foruma Alışıyor

Türkçe Konuş!!! kampanyasına yapılmış yorumlar

--------------------------------------------------------------------------------


Güzel bi teşebbüs. Takdir etmek lazım. Artık herkes Türçeyi kendine göre yorumluyor. Ben kardeşimden biliyorum. Arkadaşlarıyla sanki özel bir dil konuşuyor. Ben açıkçası sinir oluyorum ne yalan söyleyeyim. Özellikle otobüsteki gençleri görüyorum, çoğu tenezzül edip cümlelerini tamalamıyor bile...Bir de üstüne labali hareketler erklenince vah zavallılar diyorum içimden. Halbuki bütün bunlar dikkat çekme ve kendilerini ispat için yapılan davranışlar değil mi? Bir de şu yabancı kelimelere duyduğumuz özenti yok mu...Bir ara 'cool' kelimesi çok tutulmuştu. Reklamlara bakıyorum onlar zaten felaket, yangına körükle gidiyorlar...İçler acısı halimiz...


ben bir de bilerek ve artistlik olsun diye ingilizce kelimeleri araya sıkıştıranlara sinir oluyorum ya bi de gerçek anlamlarıyla konuşsalar içim yanmayacak.çoooook sinir oluyorum çoook!!!kelimelerin türkçeleri varken neden ingilizcesini konuşurlar ki.bilgisayar ve internet ile ilgili terimlerde çok başıma geliyo bu malesef...


Sonuna kadar arkasında olduğum bir kampanya!!! Hatta şöyle düzeltebiliriz bence: Türkçe konuş ve Türkçe yaz!!!!


Çok güzel bir çalışma. Malesef özellikle biz üniversiteliler bu konuda çok yanlış yapıyoruz. Önce biz .



Bu neden böyle bir türlü anlayamıyorum. Atatürk herhalde Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini emanet ettiği şimdiki gençleri görse kahrolurdu. İlim irfan bir yana dursun kendilerine faydası olmayan o kadar çok üniversite öğrencisi var ki şaşırmamak elde değil. Edebiyat Fakültesinde karşılaştığım manzara karşısında hayretler içinde kalmıştım ve ne yalan söyleyeyim onlara acımıştım. O kadar aciz gelmişlerdi ki bana!! Seçim meselesi elbet, ben kimseyi yargılamıyorum ancak İstanbul Taksim Meydanı'nda bir beş dakika gözlem yaparsanız ne demek istediğimi anlayacaksınız. Banka önlerinde, sokak aralarında boş boş saatlerce oturup gelene geçene bakan, ya da üniversiteli olup da bunun gerçek mantığını kavramaktan yoksun, giyim kuşam meraklısı ve havalı(!) konuşma yanlısı arkadaşlardan ne bekleyebilir ki bu millet??




Türkçe'nin yazılışı, okunuşu

Eskişehir'e indim; Porsuk Çayı'nın orda, dükkânın adı "Lavash". İstanbul, Beşiktaş yokuşunda kebapçı olmuş "Dönerchi". Allah Allah, bunu yazan zât-ı Avrupaî anlaşılan Batı dilinde "ch" nın "c" değil, "ç" okunduğunun da farkında değil. Ve tabii böyle gülünç (daha doğrusu acınacak) misâlleri artık sıkça görüyorsunuz. Sâdece aşağılık duygusundan, sömürge ruhluluktan mı, yoksa üstüne özenti sıvanmış bir kara câhillikten mi oluyor bunlar dersiniz? Sanmam; işin temelinde "millî eğitim"i 1946'dan beri güdümüne almış yabancı danışmanların (ve tabii onların yerli emir kullarının) kademeli oyunlarından biri yatıyor.

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu





Atatürk bize Batı'yı örnek aldın demişti hatırlarsanız ama bazı insanlar (özentiden öte gidemeyen, düşünemeyen, boş, sadece dış görünüş meraklısı) burda Ata'mızın gerçekte neyi kastetmiş olduğunu anlayamamış sanırım.

Tarih tekerrürden ibarettir diye boşuna söylememişler, tıpkı Osmanlı döneminde yapılan ıslahatların başarısızlıkla sonuçlanması gibi bizim de Batı'yı model alma girişimlerimiz başarısızlıkla sonuçlanacak galiba!!

Görünen köy kılavuz istemez diye boşuna mı demişler, herşey aşikar değil midir?
Lale Devri'ni hatırlarsanız neden başarısızlıkla sonuçlanmıştı??
Bir kısım seçkin (?) insan topluluğu bir Avrupa ülkesi olan Fransayı kendine model almıştı.
Yina başa dönüyoruz, sorun aslında kavramların gerçek hakkını vermeyişimizde...
Bu insanlar model almak ne demek biliyorlar mıydı acaba?
Onların yaptıkları sakın kopyalamak olmasın?
Biz neden kendi kültürümüzden, dilimizden taviz verelim??
Nedir bu yabancı özentisi??
Fransa'nın bilmem nerdeki köyünden geliyormuş bu peynir!!
Be kardeşim senin Ege'deki köylerinde peynirin alası var, zeytininde...
Ne farkı var Fransa'dan gelenin yediğin kazığın haricinde!!
Bu kadar da sığ olmayalım lütfen!!!!!
Diline sahip çık bari, eğer ingilizceye bu kadar hayransan senden zaten hayır gelmez bize, biz de seni zorla tutmayız!!!




Türkçe konuşulması gerektiğini ben de sonuna kadar savunuyorum.Ama gündemde dikkatinizi çekmiştir 100 Temel Eserdeki rezalet.Deyimler sözlüğü ve bir bilmece kitabında islami terimler,küfür ve argoya rastlanmış.Böyle birşeyi duyduğumda aslında çok şaşırmadım.Çünkü aylar önce 100 Temel Eserde Türkiye'nin önemli yazarlarından ve Türkçe'yi ustaca kulanan Aziz Nesin'e yer verimeyeceğini okumuştum ve çok üzülmüştüm.Hepimiz çocukken Aziz Nesin'i okumuşuzdur ve okumaya da devam ediyoruzdur mutlaka..Bu yüzden bu haber beni şaşırtmadı.
Artık bu ülkede olan şeyler şaşkınlık uyandırmıyor.Çünkü alışkanlık kazandırıyor insana...





Ben bu eserden 40 tanesini sınıfıma aldım, içinde deyimler sözlüğü de vardı ancak ben hiç bakmadım. Benim öğrencilerim çok duyarlıdır, onlar da bana böyle bir şeyle hiç gelmedi, belki gözlerinden kaçmıştır.
1 Eylül'de işbaşı yaptığımız ilk gün gidip sınıfımın kitaplığından bakacağım bu kitaba, eğer içinde böyle birşey varsa hemen çöpe atacağım.
Teşekkürler peritozu uyarın için...
Ben öğrencilerime Aziz Nesin'in kitaplarını da aldım, onlar istedikleri kadar 100 temel eser arasına katmasın!!!
İşte öğretmenin farkı burda devreye giriyor




Alt 26-10-2006, 13:38 #36

Shaiya

Foruma Alışıyor

TÜrk Harflerİnİn Kabul Ve Tatbİkİ Hakkinda Kanun
Kanun Numurası : 1353
Kabul Tarihi : 01/11/1928
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 03/11/1928 Sayı: 1030
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 10 Sayfa: 3

Madde 4 : Halk tarafından vakı müracaatlardan eski Arap harfleriyle yazılı olanlarının kabulü 1929 Haziranının birinci gününe kadar caizdir. 1928 senesi Kanunuevvelinin iptidasından itibaren Türkçe hususi veya resmi levha‚ tabela‚ ilan‚ reklam ve sinema yazıları ile kezalik Türkçe hususi‚ resmi bilcümle mevkut‚ gayrı mevkut gazete‚ risale ve mecmuaların Türk harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.

YANİ
Madde 4 : Halk tarafından yapılan başvurulardan eski Arap harfleriyle yazılı olanlarının kabulü 1 Haziran 1929 gününe kadar geçerlidir. 1928 yılındaki kanunun başlangıcından itibaren Türkçe özel veya resmi levha‚ tabela‚ ilan‚ reklam ve sinema yazıları ile aynı biçimde Türkçe özel‚ resmi bütün süreli‚ süreli olmayan gazete‚ kitapçık‚ broşür ve yayınların Türk harfleriyle basılması ve yazılması zorunludur

Türkçe'yi Korumak Sevmekten Daha Önemli Bir Vazife!

"Milli duygu ve dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin milli ve zengin olması milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir." M. Kemal ATATÜRK

Bir toplumun değer yargılarını; dil, din, ahlâk, estetik, hukuk, tarih şuuru v.b. gibi unsurlar oluşturur. Bu da milli kültürü doğurur. Bireylerin ruhunda bu değer yargılarını canlandırmak için sağlam bir eğitimle mümkündür.

Ziya Gökalp; eğitimin milli kültürü aşılamak görevi olduğunu söyler. Milli kültür milletin kendine has duyuş ve düşünüş özelliğidir. Toplumsal dayanışmayı sağlar. Milli ve sosyal güvenliğin de en önemli teminatıdır. Bunu sağlamanın yolu da milli dil yani anadilidir. Anadil ihmal edildiği veya dejenereye uğradığı zaman, iletişim kurmakta güçlük çekileceği için kişiler arasındaki sevgi ve saygı bağı çözülür.

Dil, bir milleti yapan etkenlerin en önemlisidir. Kültürü taşıyan ve koruyan vasıtadır. Bireyin eğitimine yön veren ve bu eğitimin temellerini atan da dildir.

İnsan en samimi duygularını dil eğitimiyle alır: Beşikte dinlediği ninnilerle ana dilinin zevkine varır.

Bizim anadilimiz Türkçe’dir. Duygularımızı , düşüncelerimizi, sevinçlerimizi, acılarımızı, tüm dilek ve dertlerimizi onun vasıtası ile anlatırız. Ruhumuza coşkunluk veren bütün duygularımızı ana dilimiz vasıtasıyla kazanırız.

Anadilimiz Türkçe güzel ve zengin bir dildir. Onu okumak, korumak, öğrenmek, geliştirmek hepimizin kutsal birer ödevidir. Çünkü dil sadece Türk kültürünü korumak için değil, aynı zamanda dinimizi doğru bir şekilde öğrenmek için de vazgeçilmez bir etkendir. O halde güzel Türkçe’mizi doğru konuşmak, doğru yazmak için gereken gayretleri harcamalıyız, emeğimizi esirgememeliyiz.

Unutmayalım; kimliğini bilmeyen, dilini benimseyen, kültürünün derinliklerine inme yollarını arayıp bulma çabasında olmayan her fert yanlış yolda yürümektedir. Kendini iyi anlayamayan başkalarını nasıl anlar.

Gelin anadilimizi, varlığımızı var eden dilimizi, varlığımızı dünya önünde kanıtlayan Türkçe’mizi küçümsemeyelim! Hatanın neresinden dönülürse kârdır, atasözünü unutmayalım! Türkçe ve Türklük bizim gururumuzdur.

Onu okumak, savunmak, geliştirmek hepimizin boyun borcudur. Esas görevlerimizin icrası ise yarınlarımızı, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini garanti altına almak demektir.



"Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. "

M. Kemal ATATÜRK
__________________




Alt 26-10-2006, 15:19 #37

MüLteCi

öмяüмüη ѕαн

paylaşımLarın çok GüseL bilgi için Tşkler




Alt 26-10-2006, 16:39 #38

Shaiya

Foruma Alışıyor

birşeyler anlatabildiysem ne mutlu bana




Alt 26-10-2006, 16:40 #39

Anath

soğuk nevale

ELLerine sagLik gercekten coK güzeL bir caLisma oLmus..




Alt 28-10-2006, 18:28 #40

=&gt; $irine &lt;=

Bizden Biri
PayLa$ım İcin T$kLer.




Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:47 .