287.Haftanın Konuğu Melodram
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
 
Seçenekler
Alt 02-12-2013, 20:36 #21

Melodram

we'll all become stories.



Alıntı:
Mâh Peyker´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster


Hayat her zaman mı bu kadar zor, yoksa sadece çocukken mi?
- Aslında hayat hep zor ama bunun farkına büyüdüğümüzde daha kolay varıyoruz, tabii bu genel olarak düşündüğümüzde böyle. Yoksa sokaklarda gördüğümüz 8-9 yaşında ayakları çıplak, soğukta üzerlerinde montları olmayan ama birkaç kuruş kazanabilmek için minicik elleriyle üç tane selpak paketi tutan çocuklara hayat hep zordur. Yaşıtları için zor olan tek şey eğik çizgiler çizip, ip atlarken 10 tane atlayamamalarıyken, bu çocuklar çoktan hayatın yükünü omuzlarına yüklemiş, onunla beraber büyümeye başlamışlardır. Hayat hep zordur, bazen çok erken anlarız bunu bazen anlamak için çok geç kalırız.
Sen ne kadar inanıyorsun kendine?

- Hayatta en çok kendime inanıyorum ben, herkesten ve her şeyden çok kendime. İnandığım bazı şeylerin bana faydadan çok zararının olduğunu gördüğümden beri, bir tek kendime inanıyorum.
Gel akıl ver bana nasıl katlanıyorsun bunlara?

- Önce katlanmak için şartlanıyorsun, sonra bu şartlanmayı da zamanla sindiriyorsun ve farkında olmadan bir şeylere göğüs gerebilmeyi öğreniyorsun. Kolay bir süreç değildir tabii, belki de katlanılmıyordur ama böyle söylemek iyi hissettiriyordur, o da olabilir. İnsanız biz ve kendimizi avutmayı da seviyoruz, diğer insanların avutmalarından nefret ederken, hatta kendimizi bile avuturken buna inanmazken yine de devam ediyoruz. Çünkü kendine gerçekleri itiraf edebilen insanlar, gözünü çoktan karartmıştır ve avunmanın da bir şey ifade etmediğini biliyordur, yaptıkları sadece ufak bir roldür.
Elinden birini almaları gerekiyor. Gülmek mi, ağlamak mı?

- Ben çok gülen ve güldüren, bir yandan da çok ağlayan bir insanım, ağlamak bana insan olduğumu hatırlatıyor ama gülmek de yaşadığımı hissettiriyor. Ağlamayı alsalar benden daha acımasız hisseder miyim kendimi bilmiyorum ama ağlamayı alsınlar; çünkü insanlar güldükleri zaman güzeldir.
Herkesin bir insanı vardır değil mi özlediği?

- Vardır herhalde, bazen tanıyıp özlediği bazen de hayalini kurduğu ve ulaşamadığı biri olabilir bu. İnsan elindekiyle yetinmediğinde ya da hayatında değer verdiği birileri olmadığında hep birinin hayalini kurarken bulur kendini, özleminin hepsini bir tek ona yükler, onun geleceği günü bekler ama gelip gelmeyeceği muamma bir insan için bu kadar umutlanması, onun en büyük hayal kırıklığı da olabilir. Yine de özleyelim, güzeldir bazen özlemek.
"Genel olarak" erkekler neden bir kadınla sadece dost olunabileceğini anlayamıyorlar?

- Erkeklerin kadınlara karşı hep bir zaafı vardır çünkü. Kaç yaşında olursa olsun, ne kadar okumuş olursa olsun, bilsin bilmesin kadın onlar için hayatı ifade eder. Kadınlar hep kendilerini dizginlemek zorunda hissettikleri için, biraz da bu yüzden hep erkekler dost olmayı beceremiyormuş gibi geliyor bize. Ama erkekler, zeki kadından da etkilenir, güzel kadından da, güzel gülebilen kadından da etkilenir, umutla bakandan da, bazen en umutsuz olanından da etkilenir. Çok konuştuklarında, o kadını hayatlarının merkezi gibi görürler. Hep böyle değildir ama genel olarak öyledir. Bir de kendilerini anlayan ve anlaşabildikleri biri olunca bu, dost olmak onlar için yeterli olmaz, bu sefer kadını himayelerine almak isterler. Bir tek benimle anlaşsın, bir tek benimle konuşsun vs vs. Burada kadına verdiği değerin altında yatan bir şey de bencillikleridir; çünkü kadın ona kendini iyi hissettirmezse erkekler çeker gider ya da hiçbir şey yapmadan öylece dururlar. Bazen en güzeli de onlara kendilerini iyi hissettirmemektir, tek başlarına da iyi olmayı öğrenmek zorundalar.
Korkular yenilebilir mi, yenilebiliyorsa nasıl?

- Korkularını yenemeyen biri olarak bu konuda bir fikrim yok, hep derler '' korkuların üzerine gitmek lazım '' diye. Galiba bu en iyi yöntem, başarabilenler bunu denesin ya da psikolojik destek alsınlar.

Bu fotoğraf hakkında uzun uzun açıklama yapar mısın? Sana neyi ifade etti? Neyi çağrıştırdı?

- İlk aklıma gelen cinsel organını ve göğüslerini kapatmış bir kadının, dünyadaki silikliği. Bunlar olmadan insan yerine konulmadığını düşünen bir kadının yok olma isteği ve kendi kendine buna karar vermesi, kendi sonunu kendi hazırlaması gibi şeyler aklıma geldi. Nedense bunun bir erkek olabileceğini düşünmedim, o da göğüs bölgesinin kapalı olmasından dolayı olabilir ya da erkek vücuduna benzetemediğimdendir. Kadın ve erkeklerin mahremiyeti de farklıdır. Erkekler için övünülecek bir şey olan bir organ, kadınlara geldiğinde utanılacak ve lafı bile edilmeyecek kadar mahremdir. Fotoğrafta da aynen bunu görüyorum işte, bembeyaz ten bağırıyor aslında insanım, beni sadece insan olarak göremez misin diye? Ama kimse bakmıyor, aldırış bile etmiyor. Dünyadan nefret eden bir kadın var burada ve bütün acısını duvarlara gömüp gitmek istiyor, ayakları o kadar üşüyor ki, belki de soğuktan böyle bembeyaz kesilmiştir teni, hiç hareket etmek gelmiyor içinden. Pencerelerden içeri sızan ışık bile aydınlatmıyor aslında odayı, sadece bize öyle yansıyor; ışık değmiyor bile kadına, değse ne fark edecek ki? Onun içi karanlık, onun dünyası karanlık. Yok olmaktan başka bir çaresi olmayan, genç bir kadın. Tek omzundan dökülmeyi bekleyen yaşları vardır yanaklarında, göremeyiz. Çünkü biz kadınları görmeyi hiç beceremedik. Beceremediler.
Ve son olarak sence bu insanların sorunu ne?
- Hiçbir işleri olmadığı için insanları huzursuz etmeyi ve onlarla uğraşmayı meslek haline getirmişler, birilerine saygı duymayı bilmedikleri için sevgilerini de kaybetmişler, sadece zengine, gücü olana saygı duydukları için her gün biraz daha ezilmişler, düşünmeyi bırakıp sadece inanmayı seçtikleri için her gün biraz daha silinmişler, anlamayı hiç istememişler, anlamamışlar birbirlerini. Tek insan kendilerini gördükleri için bencil olurken, gerçekten tek başına kalmışlar. Tek başına kalmalarının sorumlusunun kendileri olduğunu kabul etmeyerek ilk önüne çıkan insana hayatı zehir etmeyi kafalarına koymuşlar. Tek dertleri hep önde olmak, herkesten daha önde. Hep bilen olmak, en çok bilen, en çok konuşan, en çok sevilen. Kimseye hak tanımayan ama hak konusuna geldi mi ortalığı karıştıran bu insanların gerçekten sorunu ne? Bir ara bir cümle kurmuştum '' Bir gün sadece insan olduğumuz için sevebilirsek birbirimizi, işte o gün gerçek bir dünya olacağız. '' diye. Gerçek bir dünya olamayacağımız için üzgünüm; çünkü insan olmayı beceremiyoruz.
Teşekkür ederim Melek, çok güzeldi sorular, biraz zorlandım ama itiraf edeyim. Özellikle fotoğrafı nasıl yorumlayacağımı bilemedim, daha çok şey anlatılabilir aslında ama ilk çağrışımlar onlardı.





Alt 02-12-2013, 20:57 #22

Sürenbayan.

ikizlerin annesi.




Senin cümlelerini seviyorum. Öyle güzel kelamlar ediyorsun ki okumaya doyamıyorum. İltifat değil bu içimden geçenler. En çokta uzun uzun cümlelerini seviyorum. Eğer bir meslek sahibi olacaksan lütfen bu edebiyat içeren bir şey olsun. İdrak edene kadar, doyana kadar okumak istiyorum cümlelerini. Ve birde kim olursa olsun dini, dili, ırkı, ten'i, cinsiyeti ayrım yapmamanı seviyorum. Eminim karşındaki sokak satıcısıda olsa, berduşta olsa veyahut sokak kadını, şarapçı sen yine bu kelamları edersin/ederdin. Fotoğraf yorumun hususunda hem fikiriz seninle şüphen olmasın (: Birazcıcık alıntı yapsamda sorular hususunda sormak istediklerimdi hepsi. Ben teşekkür ederim Cansu.




Melodram Bunu beğendi.

Alt 02-12-2013, 21:26 #23

Nava

Foruma Isınan Üye


Tebrik ederim gadınım, ee kolay gelsin.




Melodram Bunu beğendi.

Alt 04-12-2013, 02:28 #24

Dramelodi

wtf

Günde kaç kez tuvalete çıktığını bile bilirken sana gelip de burda ne sorabilirim ki ben? Genel sorular sorayım biraz bari.

-Gezi zamanı meydanlardan eve girmediğini biliyoruz, anlat bakalım senin için "Gezi Direnişi" ne anlama geliyor?
-Gezi Parkı eylemlerinde, eylem yapılmayan tek ilin Bayburt olması hakkında ne düşünüyorsun? asdhnjasdsa
-Sence bu yıl aldığım dersleri verebilecek miyim?
-AKA'ya sınıfı geçemediğimi nasıl söylemeliyim sence? Ne dersem daha az kızar?
-Dizi izlemeye ne zaman başlayacaksın?
-Sence bu insanlar kendilerini neden nimetten sayıyorlar? Sanki dünya onların etrafında dönüyormuş gibi davranmaktan vazgeçerler mi bir gün?
-Saçların mı ıslak yoksa ıslak mı yaşamak?
Senin için rüzgarda hep yağmur mu var?
Gözlerin mi daldı yoksa sıkıldın mı sorulardan?
Hiç geçmez mi gözlerinden bu sonbahar?
asfhjasnfkmaslölfasfas








Alt 04-12-2013, 03:25 #25

Melodram

we'll all become stories.


Alıntı:
Mâh Peyker´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster


Senin cümlelerini seviyorum. Öyle güzel kelamlar ediyorsun ki okumaya doyamıyorum. İltifat değil bu içimden geçenler. En çokta uzun uzun cümlelerini seviyorum. Eğer bir meslek sahibi olacaksan lütfen bu edebiyat içeren bir şey olsun. İdrak edene kadar, doyana kadar okumak istiyorum cümlelerini. Ve birde kim olursa olsun dini, dili, ırkı, ten'i, cinsiyeti ayrım yapmamanı seviyorum. Eminim karşındaki sokak satıcısıda olsa, berduşta olsa veyahut sokak kadını, şarapçı sen yine bu kelamları edersin/ederdin. Fotoğraf yorumun hususunda hem fikiriz seninle şüphen olmasın (: Birazcıcık alıntı yapsamda sorular hususunda sormak istediklerimdi hepsi. Ben teşekkür ederim Cansu.



Okuduğum zaman çok mutlu olmuştum, hatta olmuştum demek saçma hala mutluyum, çok teşekkür ediyorum gerçekten. İçten olduğu hususunda da şüphem yok, edebiyatla ilgili olan bir mesleğim olmayacak büyük ihtimalle ama elime bir fırsat geçerse olmasını ben de isterim ve evet dediğin doğru, insan ayırmıyorum, ayıramıyorum. Herkesin bunu yapabilmesini isterdim, evet zıt düşerim insanlarla, anlaşamam belki ama ne bileyim, insanız işte, o kadar. Fotoğraf güzeldi cidden, kendimi tablo yorumluyor gibi hissettim. Sorular da güzeldi, tekrardan teşekkür ederim samimi düşüncelerin ve soruların için.

Alıntı:
Nava´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tebrik ederim gadınım, ee kolay gelsin.

Tişikkir idirim gidinim, çik kiliy giliyir :*


Alıntı:
Dramelodi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Günde kaç kez tuvalete çıktığını bile bilirken sana gelip de burda ne sorabilirim ki ben? Genel sorular sorayım biraz bari.
- Siz benim kaç kez sı... nerden bileceksiniz? diyesim geldi ya çok fena gülüyorum şu an bunu demek istediğim için, senin gibi terbiyesiz bir insanla beraber olunca böyle oluyor işte. İğrençsin ama sesin güzel ahah.

-Gezi zamanı meydanlardan eve girmediğini biliyoruz, anlat bakalım senin için "Gezi Direnişi" ne anlama geliyor?

- Siz de her şeyi biliyorsunuz, kimsiniz siz? Kim kim biliyorsunuz? Başta herkesten habersiz, usul usul kitaplarını okuyup parkı korumak isteyenlerin sakin bir eylemiyken, polisin müdahalesiyle tüm ülkeyi saran büyük bir direnişti bir kere. Hayatım boyunca bir sürü eyleme katılmışımdır ama bu sefer ki başkaydı, bu sefer aynı fikirde olmayan insanla yan yana bağırıyordun. O düşünce, sen koşuyordun, sen düşünce o koşuyordu. Meydana adımını atar atmaz, teyzeler amcalar geliyordu, limon veriyordu, talcidli su veriyor, yüzüne sıkıyordu. Önce anlamıyordun bunu ama alışınca bunları da çantandan eksik edemiyordun. İlk kez bu kadar birlik olduğumuzu hissettim, hiçbir partiye, örgüte bağlı kalmadan insanların ilk kez tek yumruk olduğunu hissettim. Sanki hepimiz kardeştik, orada olan herkes kardeşti. Tabii birkaç gün ardından hiç beklemediğimiz şeyler oldu, aslında beklemiyorduk değil o kadar şiddetin arasında bunların olacağı belliydi. Parti bayrakları meydanlara girmeye başladı, partiler nemalanmak için yarışa girdi, Erdoğan kışkırttı, başka bayraklar girdi. Polisler yetmezmiş gibi, yanlarına Adalet Ve Kalkınma Partisi'li gençleri alıp sopayla adam kovaladılar. Evlerin içine gaz bombası attı polis, dükkanların kapısını zorladı, engellilere su sıktı derken olay hepten çığrından çıktı. Önce umutlandık hepimiz, bir şeyleri değiştirebileceğimizi düşündük ama hiçbir devrim birkaç gün sürmezdi ya da hükümet istifa falan etmezdi. Hele ki böyle bir güç varken arkalarında. Medya sustu, gazeteler sustu sadece sosyal medya konuştu, hiç tanımadığımız insanlar için numaralar bulduk. Bazı yerler kapılarını kapattı bize, bazı yerler kucak açtı, apartman kapılarını açık bırakan apartman sakinlerini de tespit ettiler. Sivil polis, bu apartman açık dedi, içeri girdi eylemciler ve üzerlerine gaz bombasını atıp kapıları kapattılar. Mado, Burger King kapatıp da tepki çeken yerlerin başında geliyor. Ankara'da Leman Kültür'de bunu yaptı. Ankara'da Kızılay AVM'deki vahşeti de unutamıyorum mesela, giriş katında dövülmekten bayılmış adam, yukarılar da mahsur kalmış öğrenciler. Gözaltına alınanlara taciz de bulunan polisleri de unutmuyorum. Gezi direnişi, benim bu ülkeye olan inancımı daha doğrusu bazı insanlara olan inancımı arttırsa da, yine Erdoğan'ın evde tuttuğunu sandığı %50'nin bir kısmının tavrı beni benden aldı. Bu eylemler daha sonra eğlenceye dönüşmeye başladı, Gezi Parkı'nda herkes eğlenip, konserleri dinlerken, Ankara'da Dikmen'de yaktılar, yıktılar, sıkıştırdılar. Kuğulu'yu dağıttılar. Kızılay'ın ortasında dolaşmak mümkün bile olmuyordu. Sonra tencere ve tava çalma eylemi başladı, ilk zamanlar diyordum ki, iyi bari bu ne güzel oldu böyle. Yaşlılar, teyzeler, amcalar, çocuklar hep sokaktaydı. Sırf Batıkent'te 10 bin kişi toplanmıştı ama birkaç gün sonra bu da eğlenceye dönüştü. İşin eğlence kısmıyla ilgilenenler bunları unutsa da, ben unutmuyorum, yaşayanlar unutmuyor. Unutulacağını da sanmıyorum. Kaybedilenler için unutmayacağız, bize bunu yapan polislere ve iktidara inat unutmayacağız. O isimleri de bir kez daha yazayım ki, unutmayalım; davaları devam ediyor ama yargı onu da beceremiyor. Güvenlik, yargı her şey bir hükümete bağlı olursa eğer adalet için beklemek onun için savaşmak bize hep ölümü getirir.
Ethem Sarısülük.
Ali İsmail Korkmaz.
Mehmet Ayvalıtaş.
Medeni Yıldırım.
Abdullah Can Cömert.
Ahmet Atakan.
Hasan Ferit Gedik. ( o da uyuşturucu çeteleriyle ilgili olan operasyonda hayatını kaybetmiştir, onu da bu fidanların yanına yazıyorum ki adı bilinsin onun da ).
Ayrıca Ethem, Batıkent'te oturduğu için onun cenazesine de katıldım, evinin önüne geldiğimizde balkondan bakan annesine bakmak o kadar zordu ki, bunu her hatırladığımda benim gözlerim doluyor. O yüzden benim için bu olaylar, bir başlangıçtır ve hiç unutulmayacaktır. Mücadeleye devam.
-Gezi Parkı eylemlerinde, eylem yapılmayan tek ilin Bayburt olması hakkında ne düşünüyorsun? asdhnjasdsa

- Tam duygusallaşmıştım ki yine güldürdün, git ya. Ne pis şehirdesin sen öyle! Ben sana demedim mi, çık sokağa sen yap eylem diye Dikkat çekerdin işte ne güzel. Hatırlıyorum o günleri, konuşuyoruz da '' Lan burada hiçbir şey yok '' diyordun. Şey yerine sen başka bir üç harfli kelime kullanıyordun da neyse. Senin uğursuzluğundandır ya da Nagihan mıydı neydi, sırf o kız yüzünden orada eylem olmadı!
-Sence bu yıl aldığım dersleri verebilecek miyim?

- 3 tanesini vereceksin, içimden böyle geçti ama 3 tanesi bir işine yaramayacak, kalk çalış lütfen. Ben evlenip, çoluğa çocuğa karıştığımda gelip bana '' yarın da muhasebe vizem '' var deme, anlıyor musun? Demeeee.
-AKA'ya sınıfı geçemediğimi nasıl söylemeliyim sence? Ne dersem daha az kızar?

- Babaaaaaağ 10 yılda bitirene rektörlük veriyorlarmış dersin. Cansu'da geçememiş de, o zaman hiç kızmaz.
-Dizi izlemeye ne zaman başlayacaksın?

- Güzel dizi yok, beni dizilere bağlama boşuna, çekilir dert değil. Ben anime izleyeceğim, söz verdim ahah. Death Note'un ilk iki bölümünü izleyip bağımlısı olacağım hııığğaaa.
-Sence bu insanlar kendilerini neden nimetten sayıyorlar?

- Annelerinin adı Nimet olabilir. Nimet'ten olmuş oldukları için, ondan doğunca haliyle Nimet'ten sayıyorlar. Niye ben komiksem bu kadar, tüh ya.
-Sanki dünya onların etrafında dönüyormuş gibi davranmaktan vazgeçerler mi bir gün?
- Asla vazgeçmezler, vazgeçmeyecekler biliyorum. Bir onlar yaşar, bir tek onlar bilir, bir tek onlar konuşur, bir tek onlar güler, bir onlar zekidir, bir onlar üzülür, bir onlar ağlar diye uzatırdım, biliyorsun severim uzatmayı da, bu insanlara uzun uzun yazsan da bir, tek kelime yazsan da bir. Çünkü bir tek onlar anlamıyor.
-Saçların mı ıslak yoksa ıslak mı yaşamak?

- Ne tür bir ıslaklık bu? Saçlarım ıslak evet, kurutmam çünkü saçlarımı, kıvırcığı bozuluyor. Düşününce yaşamak da ıslak ya.
Senin için rüzgarda hep yağmur mu var?

- Yağmur da hep rüzgar var ama rüzgar da hep yağmur yok, burada bir anlaşalım.
Gözlerin mi daldı yoksa sıkıldın mı sorulardan?

- Sıkıldım ya, beni duygudan duyguya sürükledin pislik, çat.
Hiç geçmez mi gözlerinden bu sonbahar?

- Geçer geçer ama gözlerim güzel olduğu için, sonbahar da güzel ya o bakımdan geçirtmiyorum. Bir kar tanesi ol kon dilimin ucuna Meleeeeeğk. Senin isminin Melek olması da hayattaki en büyük ironi. Küfür eden Melek mi olur ya? Gerçi bence senin şarkı söyleyen sesini duysalar, amuda kalkıp 1500 şınav çekerler baş üstü, üzerine bir de itaat ederler.
Şu ses kayıtlarından birini sızdırmayı planlıyorum, hazır aklıma gelmişken.
Hele o gece yatarken, titreyen sesinle söylediğin '' Vazgeçtim gözlerinden, vazgeçtim sözlerinden '' yok mu, ah ah. Ben olsam senden vazgeçmezdim, neyse uzatmayalım, yarın iş var gidip yatayım.

asfhjasnfkmaslölfasfas
- sajhgdsjgjgdfdjgsd ( bu soru değildi sanırım :ı )




İyi iyi teşekkür ederim soruların için, sana niye teşekkür ediyorsam kibarlığım tuttu.
Hain pislik, küfürbaz, terbiyesiz, rezil.

(acil uyku)




Dramelodi ve Nava Bunu beğendi.

Alt 04-12-2013, 08:27 #26

Havin

Eylül.


Ben geldim yeniden. Yahu sorulara verdiğin cevapları nasıl merakla okuyorum bir bilsen.
Şimdi ben geçenlerde günlüğümü gezinir iken; senin bana upuzun fal baktığını gördüm ve ben tam da onları yaşadığımı fark ettim. Fark ettim ve sonra dedim ki, kim bu kız; ve itiraf etmeliyim ki korktum senden. Ne istersen yapmaya hazırım senin gibi özel güçleri olan bir hatuna.

Az biraz ciddileşirsem demem o ki; Ben Meleğimi çok seviyorum biliyorsun. Ve benim için Melek=Cansu; bu da demektir ki seni de çok seviyorum Cansum.

İkinizin samimiyetine bayılıyorum; ve size bakarken biz aklıma geliyor hep bknz; Buğlem=Havin. Tabii siz bizim hep ağır taraflarımızı gördünüz ama bir de site dışında görseniz.

Neyse neyse.Senden bana fal bakmanı istiyorum. Nasıl ne şekil olduğunu anladın sen.
Ve bir de senin bakışınla beni biraz anlatabilir misin.




Son olarak.

Çok ciddi şeyler sormak için tekrar geleceğim, bekle beni.




Dramelodi ve Melodram Bunu beğendi.

Alt 04-12-2013, 10:55 #27

Melodram

we'll all become stories.


Alıntı:
Havin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben geldim yeniden. Yahu sorulara verdiğin cevapları nasıl merakla okuyorum bir bilsen.
Alıntı:
Havin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şimdi ben geçenlerde günlüğümü gezinir iken; senin bana upuzun fal baktığını gördüm ve ben tam da onları yaşadığımı fark ettim. Fark ettim ve sonra dedim ki, kim bu kız; ve itiraf etmeliyim ki korktum senden. Ne istersen yapmaya hazırım senin gibi özel güçleri olan bir hatuna.

Az biraz ciddileşirsem demem o ki; Ben Meleğimi çok seviyorum biliyorsun. Ve benim için Melek=Cansu; bu da demektir ki seni de çok seviyorum Cansum.

İkinizin samimiyetine bayılıyorum; ve size bakarken biz aklıma geliyor hep bknz; Buğlem=Havin. Tabii siz bizim hep ağır taraflarımızı gördünüz ama bir de site dışında görseniz.

Neyse neyse.Senden bana fal bakmanı istiyorum. Nasıl ne şekil olduğunu anladın sen.
Ve bir de senin bakışınla beni biraz anlatabilir misin.




Son olarak.

Çok ciddi şeyler sormak için tekrar geleceğim, bekle beni.

Çok afili cevaplar veriyorum bazen, aferin bana
Ahah yapma böyle Gülüm, senden sonra ben kaç insana fal baktım ve kaç insan ciddi anlamda kapımda kuyruk oldu bilemezsin. Yaşadın mı cidden? Ben de korkuyorum kendimden işte ya
Hiç tanımadığım bir kızın falına baktım, ayın 8'inde nişanı olacaktı ben dedim, sorunlar gözüküyor ama belki aşılabilir diye ama aşılmayacağını da hissediyordum, nişanlanamadılar. O kadar hazırlık gitti boşa.
Arkadaşlarımdan birine yine, bir çocukla tanışacaksın adında A ve S var, uzun ve onunla yurt dışına çıkabilirsiniz dedim. 2 hafta sonra Sarp diye biriyle tanıştı yazın da Amerika'ya gittiler. Ahah, bunlar hep basit örnekler, fala inanmayın ama falsız da kalmayın.
Ben bu işi ticarete dökmek istiyorum
Neyse ben de ciddileşecek olursam eğer sen başta Melek'i sevdiğin için ben seni tanıdım, sevdim, çünkü dedim Melek'i seviyorsa bir insan kesin o da sevilesi biridir. Evet siz biraz ağır kalıyorsunuz, biliyorsun Melek küfürbaz burada bütün ağırlığımızı bozuyor ama işte seviyor insan ne yapsın.
Sana gitmeden önce de fal bakacaktım bir ayarlayamadık, yine hislendiğim bir gün döktüreyim döktürebilirsem ama kendimden korkuyorum yani itiraf edeyim

Gelelim konuk olan insanın kaçamadığı ve el mahkum cevaplamak olduğu o kutsal soruya
Bir kere seni gerçekten çok seviyorum, içinde büyük bir insan sevgisi var ama o sevgiyi katledenlere karşı da net bir tavrın var. Zaten bu tavrın beni sana çekenlerin başında geliyor. Yardım etmeyi, dinlemeyi seviyorsun, hatta insanın içini rahatlatacak şekilde konuştuğun zaman karşıdakinin kendini kötü hissetmesinin imkanı yok. İlk zamanlar böyle sessiz, sakindik aslında biz birbirimize karşı da sanki böyle tam yırtılamamış gibiydik ahah bu nasıl bir kelime oldu, anladın ama sen dimi? Anlamışsındır. Hani konuşuyoruz, tanıyoruz ama arada bir şey vardı ve onun ardında da bir sen vardın, zamanla onu görebilmeyi de başarınca her şey daha kolay oldu ve bence daha çok anlayabiliriz, az daha yırtılmamız lazım. Kelime o kadar abidik gubidik oldu ki okuyan başka yere de çekebilir, çeksinler! Neyse efenim, tabii bir de senin yanında olan insanın ben hep mutlu olup eğlenebileceğini düşünüyorum. Bir kere kocamaaaaan gülüyorsun ya, o insanın içini ısıtıyor. Bir de Diyarbakır'ın yemekleri çok güzel, senin kadar olmasa da Senin kahvaltı soflarını göre göre kahvaltı yapmaya alıştım ben, bu yüzden de ayrı teşekkür ederim sana.
Özetleyecek olursak eğeeeer, iyi ki varsın Gülüm, sana Gül demek de gelmiyor içimden, Gülüm demek de bir sana derken yakışıyor ağzıma.
Ve de son olaraaak;

Diyaaarbekiiirrr yolunda le diyarbeeekir yolundaaa.
ay lav sis kebap.
ay lav halay.
ay lav halay başı.
Ciddi ve darbeli sorularını da bekliyorum. Çok darbeli olmasa da olur.




Dramelodi Bunu beğendi.

Alt 04-12-2013, 11:17 #28

Havin

Eylül.


Aman Allah'ım en afili cevabın bana oldu, bayıldım.

Alıntı:
az daha yırtılmamız lazım.
Aha kesinlikle en kısa zamanda ve fazlasıyla yırtılmamız lazım.

Ben sende ki bana hayran kaldım ya, kendimi daha bir sevdim, valla bak.

Canımsın ya, ben şu şehri terketmeden buraya gelmelisin bir gün de olsa gel.(Meleği de getir.) İddia ediyorum sana iki günde 3 kilo aldırtıcam o kebaplarla o kahvaltılarla.

Senden en kısa zamanda pm bekliyorum içinde bana bakmış olduğun fal olsun lütfen.

Ve tekrar gelicem ciddi sorularla.Bu sadece bir yanıttı.


Veeee bir sürü




Dramelodi ve Melodram Bunu beğendi.

Alt 05-12-2013, 13:40 #29

Havin

Eylül.


Ben geldim Melocan.

Şimdi şöyle yapalım; ben sana birkaç isim-şehir yazacağım ve sen bana o kelimeleri gördüğünde aklından ilk geçen kelimeler nedir yazmanı istiyorum..


Ceylan Önkol.
Uğur Kaymaz.
Medeni Yıldırım.
Ethem Sarısülük.
Ali İsmail Korkmaz.
Mehmet Ayvalıtaş.
Abdullah Can Cömert.
Ahmet Atakan.
Hasan Ferit Gedik.
Uludere.
Sivas.
Dersim.




Melodram ve Fee. Bunu beğendi.

Alt 05-12-2013, 15:29 #30

Melodram

we'll all become stories.


Ceylan Önkol - Bölünmüşlüğün küçük bir kızın bedeninde parçalanmasıydı bu. Parçalanan bedenini annesinin eteklerinde taşıdığı küçük bir kızın, vicdanı kör adaletin kurbanı olmasıydı. Bu ölümde bile Ceylan'ı suçlu buldular, mayın olan yere bastı ve patladı dediler, oysa onun küçük bedenine havan mermisi isabet etmişti, savcı gitmedi, kimse gidip de incelemedi, Ceylan'ı unutturmak istediler, biz unutmadık ama onlar unuttu; çünkü Ceylan suçluydu. Onun o fotoğrafını gördükçe benim yüreğim parçalanıyor, o bakışlarını gördükçe gözlerim doluyor ama birileri bunu nasıl görmezden geliyor, anlamıyorum. Anlıyorum aslında da işte, anlamak istemiyor bazen insan.
Uğur Kaymaz - Yaşından daha çok kurşunu bedeninde taşıyarak öldü Uğur'da. Potansiyel bir terörist olduğunu düşünüyorlardı, biraz büyüdüğünde dağa çıkar bu çocuk biz şimdiden öldürelim dediler, öldürdüler. Kimse sesini çıkarmadı, susturuldular. Belki de ailesinin umudu, uğuru olacaktı, 18'inde gelecekti büyük bir şehre üniversite okuyacaktı ama Mardinli diye, yine terörist ilan edeceklerdi, bunun önlemini aldılar ve kıydılar küçük bir çocuğa, acımadan tam 13 kurşunla. Uğur'un da bir suçu vardı, sadece insandı ama kürt diyorlardı, insan değil.
Medeni Yıldırım. - Direnişler de '' kardeşlik '' naraları atanların bile, aklına gelmedi çoğu zaman Medeni. Lice'de öldü, ölmedi katledildi ama Kürt olduğu için gelmedi akıllara, kardeşliğin birliğin en dolu dizgin olduğunu düşündüğümüz zaman da bile unuttular Medeni'yi, ben de o unutanları saymadım insandan. Diyarbakır'da annesinin feryatlarına kulak vermeyenleri, saymıyorum insandan.
Ethem Sarısülük - A.Ş diye kısalttıklarında sinirlerimi bir kez daha hoplatan insanlara doğrusunu göstererek başlayayım, A. Ş. değil. AHMET ŞAHBAZ. Polis kurşunuyla öldürüldü Ethem, işçiydi, orada herkes gibi hakkını arıyordu, bir şeyler düzelsin istiyordu ama bilemezdi öleceğini, bilemedi. Tam 14 gün mücadele etti ama o da dayanamadı. Şimdi yine satılmış yargı katil bir polisi korumak için çekildi davadan. AHMET ŞAHBAZ'ı getirmediler bile mahkemeye, korudular, koruyorlar ama halkını koruması gereken polis, hepsini birer birer katletti.
Ali İsmail Korkmaz - Eskişehir'de görüntülerin bu kadar açık olmasına rağmen katilinin bulunamadığı bir genç daha, Ali. Polisler tarafından canı çıkana kadar dövüldü, sonunda canını almayı da başardı polis. O da öldü. Davasında bir karar çıkmadı, ertelediler, erteliyorlar ki insanlar unutsun. Erteliyorlar ki, bu da erteledikleri diğer davalar gibi zamanaşımına uğrasın, unutulsun ama unutulmayacak.
Mehmet Ayvalıtaş - 20'sinde bir işçiydi Mehmet, yükü ağırdı, yine de umudu vardı, belki bir şeyler yoluna girerdi diye attı kendini sokağa ve durdurulamayan bir araba gelip aldı canını, aldı ve gitti. Kimse kulak vermedi babasının sesine, kolay değildi o yaşta ölmek, sadece adalet istiyorlar, acılarını dindirmese de katillerin ortada dolaşmaması için adalet istiyorlar.
Abdullah Can Cömert - Hatay'da polis kurşununun başına isabet etmesiyle hayatını kaybeden Abdullah'ın da katili yakalanmayacak, bulunmayacak, sorgulanmayacak ve tutuklanmayacaktır. Onu öldüren polis, yarın bir gün çekip belki seni vuracak, belki beni vuracaktır. Onlar bu çocukları öldürdü ama bizim sesimizi öldüremeyecekler. Fotoğrafını her gördüğümde içim acıyor, öyle güzel bakıyor ki dünyaya.
Ahmet Atakan - Ali İsmail için, Abdullah için, ODTÜ için sokaklara düşmüştü o da, sonra dedikler ki düştü ve öldü. Birileri düştü de öldü dedi, diğerleri düşmeyle akalası yok dedi ama kimse kesin bir şey söylemedi, bir çocuk öldü ve Hatay Tabip Odası'ndan düşme bulgusu yok diye, onu da susturdular. Görüntüleri izledikçe insanın kanı donuyor ki, 2 el ateş ettiği söylenen akrebin 3 el ateş ettiğini Ahmet kameraların açısına girdikten sonra ateş ettiğini ve 3. ateşten sonra görüntünün açısının değiştirildiğini de biliyor herkes. Onu da öldürdüler, düştü diye içlerini rahatlatarak sıyrıldılar bundan da.
Hasan Ferit Gedik - Uyuşturucu çetelerinin silahlı saldırısında vurularak ölen bir genç daha, Halk Cepheliydi, son bir darbeydi Hasan Ferit. Onunda umutlarını aldılar ellerinden, haber yok katillerinden.
Uludere - Unutturulmaya çalışan ama unutulmayacak bir olay daha. Başbakanın '' Her kürtaj bir Uludere'dir '' açıklamasıyla birçok kişinin dikkatini çeken ama bağrı günlerdir kan ağlayan yerdir Uludere. Terörist diye üzerine bombalar yağdırılarak öldürülen 35 tane insanın, cansız bedenleri başında ağlayan, ağıt yakan anaların babaların unutmadığı yerdir Uludere. Adalet, sadece birileri için işlerken, adaleti yıllardır bekleyenleri görmezden geldikleri ama kürsülere çıkıp da kardeşlik naraları atıp Kürt kardeşlerine sahip çıktığını söyleyen bir boş-bakanın göremediği yerdir, gidemediği yerdir Uludere. Çocuğunun parçalara ayrılmış bedenini poşetlere doldurup da, acısını içine gömen, adalet istese de birilerinin onları duymayacağını bilen anaların toprağıdır Uludere. Unutturmaya çalışacaklar, onlar çoktan unuttu, bakma dilinde dolandığına, onlara konuşmak kolay. Ölen bize ölüyor, olan bize oluyor.
Sivas - Şimdi çıkıp da Alevi kardeşlerine de sahip çıkanların 1993'ten beri nerede olduklarını sormak istediğim insanlar geliyor önce aklıma. Sonra onlara insan dediğim için, utanıyorum kendimden. Yanan bir otel de, hayatını kaybeden 37 insan için hiçbir şey yapılmadı, hiçbir şey yapılmadığı gibi pişkin pişkin yine dillerine doladılar. Oysa bilmiyorlar onlar yanmak ne, kül olmak ne. Geride kalanların yüreklerinin külünü de bilmez onlar, 93'ten beri yanan yürekleri de bilmez. Bu yangını söndüremeyeceklerini de bilmez onlar, onlar sadece konuşurlar. Hasret Gültekin '' Ya nasıl kıyarız insana '' diyordu ama kıydılar, kıydılar Hasretim, biz hasret kaldık size.
Dersim - Fetih adı altında meşrulaştırmaya çalışan katliamların bir diğeridir Dersim. Şimdi Dersim edebiyatı yapanların umrunda olmasa da, unutulmayacak bir katliamdır ama Dersim katliamı demezler de, isyanı derler, harekatı derler. Ölenler ölmüştür onlar için, bir önemi yoktur ötesinin.

Gülüm şu sorularınla ağlattın beni, biri okusa belki ağlamaz da zaten kimse umrumda değil ama cevaplarken de zorlandım, çoğunda ne diyeceğimi de bilemedim, hatırladıkça.
Ben unutmuyorum, sen unutmuyorsun, birileri unutmuyor ama onları elimizden alıp, kandırıp, yakıp, yıkıp, öldürüp, bölüp sonra kardeşlik diyorlar ya, işte o zaman dayanamıyor insan, sövüyor bir kez daha. Katiller.
+
Bir önceki cevabın içinde ben de sendeki bana hayranım, şu yırtılma olayını başardıktan sonra gör bak neler olacak Diyarbakır'ı göreceksem de sen varken görmem lazım evet, nüffen iki günde 3 kilo alalım ama o kahvaltılardan edelim, şu an bunu diyorum ama sorulardan sonra boğazımdan bile geçemeyecek gibi oluyor.
Yıktın beni!
Ama yine de teşekkür ederim, en sevdiğim soru oldu bu.
Öpüyorum seni.





Fee. Bunu beğendi.

Alt 05-12-2013, 23:48 #31

яєαℓ ℓovє

Forumun Tiryakisi


Tebrikler




Melodram Bunu beğendi.

Alt 06-12-2013, 00:29 #32

fermina daza

Forumun Tiryakisi

Sevgili Ahh Melodram!
sana böyle hitap etmeyi özlediğimi farkettim.Bilmiyorum,sen de özledin mi bu hitabı?
uzun uzun sohbet edip veryansın ettiğimiz "düzen"sizlikler hakkında konuşmayı da özledim .
hayatta tek gayemiz olan uzun ve gür kirpik özlemi ise hala sol yanımda bir acı fakat umursamıyorum artık . kirpikleri ve daha birçok şeyi .
Oluyor mu öyle ? İnsanın umursamazlık sınırı en çok ne kadar olabilir ki ?
Hissizlik mi , o da ne ?
umursamazlık ve hissizlik . farklı kavramlar mı , ayrılar mı ? yoksa " farklı ama aynı" lar mı ?
Bir insan içine ne kadar boşluk sığdırabilir ki ?
Senin ne kadar boşlukların ? peki ya yalnızlıkların ?
Hiç tamamlanmış hissettiğin oluyor mu kendini ?
of tamam bırakıyorum bu felsefik şeyleri . :/
mektup yazmayı sever misin ?
oturup uzunca mektuplar yazabileceğin insanlar var mı hayatında?
forumda görüp,bildiğimiz melodram ile görüp,bilmediğimiz melodramın farkı var mı?
peki ya benzerlikleri?
aylak madam nicki,melodramda neyi çağrıştırıyor ? ( aylak madam kafesi haricinde,gülücük)
aylak madama karşı olumlu/olumsuz tutumların?(ona göre ayağımı denk alacağım da!)
kolay gelsin Ahh Melodram! :*





Melodram Bunu beğendi.

Alt 06-12-2013, 02:03 #33

Melodram

we'll all become stories.


Alıntı:
Aylak Madam´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili Ahh Melodram!
sana böyle hitap etmeyi özlediğimi farkettim.Bilmiyorum,sen de özledin mi bu hitabı?
uzun uzun sohbet edip veryansın ettiğimiz "düzen"sizlikler hakkında konuşmayı da özledim .
hayatta tek gayemiz olan uzun ve gür kirpik özlemi ise hala sol yanımda bir acı fakat umursamıyorum artık . kirpikleri ve daha birçok şeyi .
Oluyor mu öyle ? İnsanın umursamazlık sınırı en çok ne kadar olabilir ki ?
Hissizlik mi , o da ne ?
umursamazlık ve hissizlik . farklı kavramlar mı , ayrılar mı ? yoksa " farklı ama aynı" lar mı ?
Bir insan içine ne kadar boşluk sığdırabilir ki ?
Senin ne kadar boşlukların ? peki ya yalnızlıkların ?
Hiç tamamlanmış hissettiğin oluyor mu kendini ?
of tamam bırakıyorum bu felsefik şeyleri . :/
mektup yazmayı sever misin ?
oturup uzunca mektuplar yazabileceğin insanlar var mı hayatında?
forumda görüp,bildiğimiz melodram ile görüp,bilmediğimiz melodramın farkı var mı?
peki ya benzerlikleri?
aylak madam nicki,melodramda neyi çağrıştırıyor ? ( aylak madam kafesi haricinde,gülücük)
aylak madama karşı olumlu/olumsuz tutumların?(ona göre ayağımı denk alacağım da!)
kolay gelsin Ahh Melodram! :*

Şu konuya en çok yazmasını istediğim insanlardan biriydin sen, keşke başka şey isteseymişim mesela uzun ve gür kirpikler, belki de olurdu? Bu da en güzel avunma yolu, kesin olur kesin.
Öncelikle bu hitabını kesinlikle özledim, tam tamına 7 ay olmuş sen bana bunu demeyeli ve biz düzensizliklere sitem etmeyeli, saçma rüyalarımızı gelip anlatmayalı. Zaman çabuk geçiyor, bu zamanı birlikte geçirebilme imkanımız varken bizi ayrı düşüren düzene de isyan edebiliriz şu durumda ama geç kalmış bir isyan olur.
Şimdi soruları nasıl cevaplayacağımı düşündüm, kopyalayıp buraya yazayım yeniden bari.


Oluyor mu öyle ? İnsanın umursamazlık sınırı en çok ne kadar olabilir ki ?
- Ben de umursamıyorum birçok şeyi, en azından kirpikler kadar kısa ve sivilceler kadar basit şeyleri umursamamayı deniyorum. Umursamamanın sınırı hissizliğe kadardır en çok ve sonrası hissizlik işte, bir sonraki soru.
Hissizlik mi, o da ne ?

- Bunu nasıl açıklayabiliriz acaba, hissizlik. Hissedemediğin bir şeyi açıklamak ne zordur aslında düşündüğümüzde. Bir şeyler oluyor etrafında, önceden deli gibi kafana taktığın şeylere bir daha dönüp baktığında hiçbir şey anlam ifade etmediğini anlıyorsun. Garip bir şey bu hissizlik, iyi mi kötü mü bilmiyorum ama bazen iyi olduğu oluyor, buna eminim.
umursamazlık ve hissizlik . farklı kavramlar mı , ayrılar mı ? yoksa " farklı ama aynı" lar mı ?

- Farklılar bence, şöyle farklılar bana göre. Umursamamak kişinin kendi kontrolündeymiş gibi geliyor, kafasına koyuyor ve umursamamaya başlıyor, görmezden geliyor ve bunu yapmak aslında dünyadaki en zor şeylerden biridir. Bunu yaparken ciddi anlamda zorlanır insan, ben zorlanmıştım mesela ve sonra işte bu durumun ilerleyen evresinde, kendine bir bakıyorsun, o kafanda umursamamak için kazıdığın şeylerin bir anlamı yok. Önemi yok, tepkisiz kalıyorsun çünkü olan şeylerin hayatında yeri olmadığı için ve hayat sen ne yaşarsan yaşa devam ettiği için, hissizleşmiş oluyorsun. Aynı gibi duran ama farklı kavramlar. Hissizlik, elde olan bir şey değil, umursamazlığın ilerisi gibi ama bazen öyle bir şey oluyor ki, her şey başa sarıyor, o anlık bir his gelip oturuyor şuracağına ve sen tüm emeklerinin boşa gittiğini düşünerek, bir kez daha yıkılıyorsun. Sonrası yine aynı hikaye işte.
Bir insan içine ne kadar boşluk sığdırabilir ki?

- Bazı zamanlarda insanın kendisi bir boşluk olur çıkar, zamanla içinde biriktirdiği boşluğun içine düşer, içindeki boşluk değil, boşluğun içindeki bir sen olur çıkarsın. Bazen küçük küçük boşluklar vardır, aralarında büyük mesafeler vardır ama o mesafelere de küçük boşluklar eklendiğinde, uçları birbirine değer ve büyümeye başlar. Boğazında düğümler olana kadar ve nefes alırken, yarım kaldığını hissedene kadar sığar boşluklar insanın içine. Bir şeylerle doldurmaya başladığında bile anlamsız gelir yaptıkların, kurtulmak isterken daha çok saplandığın çamurlu yollara döner hayatın ama vardır mutlaka her şeyin bir sonu, kalıcı boşlukları saymazsak eğer, doldurabildiği her boşluğu doldurmalı insan, yaşayabilmek için.
Senin ne kadar boşlukların ? peki ya yalnızlıkların ?

- Çok büyük boşluklardan geldim, dışarıdan görünmeyen bu boşluklar yüzünden daha çok boşluk oldu içimde. Kimse sana baktığında göremez içini, konuştuğunda görmeye başlar ama o zaman da anlamaz, anlamasını beklemezsin çoğu zaman, beklemedikçe boşlukların artar. Bazen anlıyormuş gibi yaparlar, sonra bir boşluk daha bırakırlar en hassas yerinden. Görmek istemezler hiç, bilmek istemezler, sen de anlatmamayı öğrenirsin. Tek başına kalıp bununla savaşabilmeyi öğrenirsin. Sen içinle boğuşurken, dışarıdaki dünyanın umrunda değilsindir mesela. Onlar seni yeniden yaralamak ister, bildikleri hiçbir şey olmadığı halde fikir yürütürler, konuşurlar, rahatsızlık vererek yıpratmaya çalışırlar. İşte yukarıda bahsettiğimiz hissizlik eğer bu dönemde devreye girmişse, insan içindeki boşluklarla baş edebileceğini görür ve aldırış etmeden yürür. Birkaç boşluğum var, kapanıp kapanmayacağını bilmiyorum, kapanması için de uğraşmıyorum kapanmaması için de. Duruyorlar öylece, belki de beni gerçekten ayakta tutuyorlar, bilmiyorum. Bildiğim tek şey var, insanların bilmedikleri ve merak yüzünden gelip zoraki sorduğu sorular. Yalnızım, yalnızız, yalnızlar elimde değil, diyesim geldi şimdi. Bakma böyle diyoruz tabii, vardır herkesin etrafında birileri. Gelip de halini soran, gidip de güldüğün, anlattığın ama yalnızlık da bir evre. Önce yalnızım diye dolanırsın, sonra kalabalığın içinde yalnızım ben dersin, bunların sana ayrı bir hava sunduğunu düşünerek, sonra gerçek yalnızlığı hissetmeye başladığında korkarsın yalnızlığı anmaya ve sonra her şey gibi bu da anlamsızlaşır, ne olduğunun bile farkına varamayacak kadar yalnızsındır. Bedenlerden arınmış, içsel bir yalnızlık bu. Yalnızız ahali, bilginize.
Hiç tamamlanmış hissettiğin oluyor mu kendini ?

- Olmuyor, olan insan varsa gelsin de biraz konuşalım, nasıl bir şey bu tamamlanmak kardeşim? diye. Hem zaten insanız biz ya, tam olsak bile bir üstü vardır onun kesin, tamamlandın ama bir de ultra tamamlanmak vardır mesela, o varken tamamlanmış saymaz kendini insan. Doyumsuzuz, yazık bize.
of tamam bırakıyorum bu felsefik şeyleri . :/

- ahah, aşırı felsefik oldu, gece gece iyi gitti :ı
mektup yazmayı sever misin ?

- Ben genel olarak yazmayı sevdiğim için, mektup yazmayı da severdim herhalde.
oturup uzunca mektuplar yazabileceğin insanlar var mı hayatında?

- Sorunun devamı niteliğinde düşünecek olursam eğer ki, mektup yazmıyoruz ama yazacak olsam evet var öyle insanlar, var var olmasına, mektubun tadı da bir başkadır ama her şeyin kolayını icat eden insanlar, bizi teknoloji içine hapsetmeyi de başardılar. Yazsam ne güzel yazardım ben, uzun uzun sayfalar dolusu.
forumda görüp,bildiğimiz melodram ile görüp,bilmediğimiz melodramın farkı var mı?

- Bakmakla görmek arasındaki uçurumun, görüple bilmek arasında olduğunu da düşünüyorum. Ben hala felsefik sorular etkisindeyim yalnız. Aslında bir farkı yok, sadece göründüğünde melankolik bir insan duruyor ama bilmeye yani en azından tanımaya başladığın zaman hayatta en eğlenebileceğin insanlardan biri olduğunu anlarsın. Fark yok galiba bilemedim şimdi, yani ben sinirimi de hep yansıtırım, duygularımı da, öfkemi de ama içime attıklarım da olur, umursamazlık evresiyle hissizleştirmeye çalıştırdığım şeyler, çok yazdığım olur buralara ama onlar bile eksik kalır. Bir de çok dik kafalı, inatçı bir insanımdır da buralarda belli olmuyor olabilir.
peki ya benzerlikleri?

- neysem o ya, oysam ne, oysa buyum, buysam oyum, saçmalıyorum. :/
aylak madam nicki,melodramda neyi çağrıştırıyor ? ( aylak madam kafesi haricinde,gülücük)

- Aylak Madam kafesi demeseydin belki de onu yazardım ama yok ya, yazmayadabilirdim ama o şekilde gelişen bir tanışma evremiz olmuştu.
Seni düşündüğüm zaman, dolu dolu bir insanı çağrıştırıyor, mesafeli bir duruşun arkasında saklanan kocaman ve sımsıcak bir yürek geliyor aklıma ama tabii benim aklıma bunlar geliyor diye, gidip kızla tanışmayın! Yakarım. Senin nickini görmek bir kere benim için mutluluk sebebi, önceki nickinin havası bir başkaydı bununki daha bir başka. İyilik, güzellik, sağlık, hayat, düzensizlikler, düzenler, çocuklar bir sürü şey geliyor aklıma. Ne güzel insansın sen ya.
aylak madama karşı olumlu/olumsuz tutumların?(ona göre ayağımı denk alacağım da!)

- Olumlu çok var, yukarıda da saydım işte. Bir kere çok güzel sohbetin var, konudan konuya atlayarak bir sürü şey yazan insanları da ayrı bir severim. Yapacağın meslek o kadar güzel ki, bunu yapacaksa eğer senin gibi insanlar yapmalıydı ve sana da çok yakıştığını düşünüyorum. İnsanlara öfkelenip, kızarken, öte yandan da insanlara kendini adamanın ne demek olduğunu biliyorsun veya bu mesleği icra ederken anlayacaksın, aslında bunu anlarken biraz daha büyüdüğünü hissedeceksin ve yüreğin daha da büyüyecek. Nasıl bu kadar emin konuşuyorum bilmiyorum ama öyle bir elektriğin var, rahatsın, egolarından arınmışsın. Nickinin havasından-bana hep havalı geliyor, belki de o kafenin havasındandır- senin egolu demeyeyim de daha soğuk olduğunu düşünenler olabilir mesela, ki düşünsünler bize ne ya, onlar kim oluyormuş ama tam aksi, hep böyle övüyorum ki kirpik hususunda solumuzda yara açarken belki o yarayı kapatmak isteyen mucizevi bir yağ önerecek olan aktar bir sevdicek bulursun, öh nasıl bağladım böyle. Bir sürü güzel yanın var, bir kez daha diyorum, çok gü-zel in-san-sın! Kıymetini bilmeyenler ayağını denk alsın asıl, olumsuzluk da yok, ayaklarına kurbaney, alma denk menk. Biliyorsun bizim ayaklar bile birbirine benziyor, yapı olarak.
koskoca forumda ayağı ayağına benzeyeni bulmak zordur, ahah.
yine böyle bir romantikleşesim geldi ha.
Soruların için ve beni bu gece felsefik bir insan yaptığın için teşekkür ederim, çokça da öperim aylağım madamım. :*
ööööööööööözleeeeeeeeeeeeeeeeemiiiiiiiiiiiişiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiim.








Alt 06-12-2013, 08:22 #34

Havin

Eylül.


Alıntı:
Melodram´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ceylan Önkol - Bölünmüşlüğün küçük bir kızın bedeninde parçalanmasıydı bu. Parçalanan bedenini annesinin eteklerinde taşıdığı küçük bir kızın, vicdanı kör adaletin kurbanı olmasıydı. Bu ölümde bile Ceylan'ı suçlu buldular, mayın olan yere bastı ve patladı dediler, oysa onun küçük bedenine havan mermisi isabet etmişti, savcı gitmedi, kimse gidip de incelemedi, Ceylan'ı unutturmak istediler, biz unutmadık ama onlar unuttu; çünkü Ceylan suçluydu. Onun o fotoğrafını gördükçe benim yüreğim parçalanıyor, o bakışlarını gördükçe gözlerim doluyor ama birileri bunu nasıl görmezden geliyor, anlamıyorum. Anlıyorum aslında da işte, anlamak istemiyor bazen insan.
Uğur Kaymaz - Yaşından daha çok kurşunu bedeninde taşıyarak öldü Uğur'da. Potansiyel bir terörist olduğunu düşünüyorlardı, biraz büyüdüğünde dağa çıkar bu çocuk biz şimdiden öldürelim dediler, öldürdüler. Kimse sesini çıkarmadı, susturuldular. Belki de ailesinin umudu, uğuru olacaktı, 18'inde gelecekti büyük bir şehre üniversite okuyacaktı ama Mardinli diye, yine terörist ilan edeceklerdi, bunun önlemini aldılar ve kıydılar küçük bir çocuğa, acımadan tam 13 kurşunla. Uğur'un da bir suçu vardı, sadece insandı ama kürt diyorlardı, insan değil.
Medeni Yıldırım. - Direnişler de '' kardeşlik '' naraları atanların bile, aklına gelmedi çoğu zaman Medeni. Lice'de öldü, ölmedi katledildi ama Kürt olduğu için gelmedi akıllara, kardeşliğin birliğin en dolu dizgin olduğunu düşündüğümüz zaman da bile unuttular Medeni'yi, ben de o unutanları saymadım insandan. Diyarbakır'da annesinin feryatlarına kulak vermeyenleri, saymıyorum insandan.
Ethem Sarısülük - A.Ş diye kısalttıklarında sinirlerimi bir kez daha hoplatan insanlara doğrusunu göstererek başlayayım, A. Ş. değil. AHMET ŞAHBAZ. Polis kurşunuyla öldürüldü Ethem, işçiydi, orada herkes gibi hakkını arıyordu, bir şeyler düzelsin istiyordu ama bilemezdi öleceğini, bilemedi. Tam 14 gün mücadele etti ama o da dayanamadı. Şimdi yine satılmış yargı katil bir polisi korumak için çekildi davadan. AHMET ŞAHBAZ'ı getirmediler bile mahkemeye, korudular, koruyorlar ama halkını koruması gereken polis, hepsini birer birer katletti.
Ali İsmail Korkmaz - Eskişehir'de görüntülerin bu kadar açık olmasına rağmen katilinin bulunamadığı bir genç daha, Ali. Polisler tarafından canı çıkana kadar dövüldü, sonunda canını almayı da başardı polis. O da öldü. Davasında bir karar çıkmadı, ertelediler, erteliyorlar ki insanlar unutsun. Erteliyorlar ki, bu da erteledikleri diğer davalar gibi zamanaşımına uğrasın, unutulsun ama unutulmayacak.
Mehmet Ayvalıtaş - 20'sinde bir işçiydi Mehmet, yükü ağırdı, yine de umudu vardı, belki bir şeyler yoluna girerdi diye attı kendini sokağa ve durdurulamayan bir araba gelip aldı canını, aldı ve gitti. Kimse kulak vermedi babasının sesine, kolay değildi o yaşta ölmek, sadece adalet istiyorlar, acılarını dindirmese de katillerin ortada dolaşmaması için adalet istiyorlar.
Abdullah Can Cömert - Hatay'da polis kurşununun başına isabet etmesiyle hayatını kaybeden Abdullah'ın da katili yakalanmayacak, bulunmayacak, sorgulanmayacak ve tutuklanmayacaktır. Onu öldüren polis, yarın bir gün çekip belki seni vuracak, belki beni vuracaktır. Onlar bu çocukları öldürdü ama bizim sesimizi öldüremeyecekler. Fotoğrafını her gördüğümde içim acıyor, öyle güzel bakıyor ki dünyaya.
Ahmet Atakan - Ali İsmail için, Abdullah için, ODTÜ için sokaklara düşmüştü o da, sonra dedikler ki düştü ve öldü. Birileri düştü de öldü dedi, diğerleri düşmeyle akalası yok dedi ama kimse kesin bir şey söylemedi, bir çocuk öldü ve Hatay Tabip Odası'ndan düşme bulgusu yok diye, onu da susturdular. Görüntüleri izledikçe insanın kanı donuyor ki, 2 el ateş ettiği söylenen akrebin 3 el ateş ettiğini Ahmet kameraların açısına girdikten sonra ateş ettiğini ve 3. ateşten sonra görüntünün açısının değiştirildiğini de biliyor herkes. Onu da öldürdüler, düştü diye içlerini rahatlatarak sıyrıldılar bundan da.
Hasan Ferit Gedik - Uyuşturucu çetelerinin silahlı saldırısında vurularak ölen bir genç daha, Halk Cepheliydi, son bir darbeydi Hasan Ferit. Onunda umutlarını aldılar ellerinden, haber yok katillerinden.
Uludere - Unutturulmaya çalışan ama unutulmayacak bir olay daha. Başbakanın '' Her kürtaj bir Uludere'dir '' açıklamasıyla birçok kişinin dikkatini çeken ama bağrı günlerdir kan ağlayan yerdir Uludere. Terörist diye üzerine bombalar yağdırılarak öldürülen 35 tane insanın, cansız bedenleri başında ağlayan, ağıt yakan anaların babaların unutmadığı yerdir Uludere. Adalet, sadece birileri için işlerken, adaleti yıllardır bekleyenleri görmezden geldikleri ama kürsülere çıkıp da kardeşlik naraları atıp Kürt kardeşlerine sahip çıktığını söyleyen bir boş-bakanın göremediği yerdir, gidemediği yerdir Uludere. Çocuğunun parçalara ayrılmış bedenini poşetlere doldurup da, acısını içine gömen, adalet istese de birilerinin onları duymayacağını bilen anaların toprağıdır Uludere. Unutturmaya çalışacaklar, onlar çoktan unuttu, bakma dilinde dolandığına, onlara konuşmak kolay. Ölen bize ölüyor, olan bize oluyor.
Sivas - Şimdi çıkıp da Alevi kardeşlerine de sahip çıkanların 1993'ten beri nerede olduklarını sormak istediğim insanlar geliyor önce aklıma. Sonra onlara insan dediğim için, utanıyorum kendimden. Yanan bir otel de, hayatını kaybeden 37 insan için hiçbir şey yapılmadı, hiçbir şey yapılmadığı gibi pişkin pişkin yine dillerine doladılar. Oysa bilmiyorlar onlar yanmak ne, kül olmak ne. Geride kalanların yüreklerinin külünü de bilmez onlar, 93'ten beri yanan yürekleri de bilmez. Bu yangını söndüremeyeceklerini de bilmez onlar, onlar sadece konuşurlar. Hasret Gültekin '' Ya nasıl kıyarız insana '' diyordu ama kıydılar, kıydılar Hasretim, biz hasret kaldık size.
Dersim - Fetih adı altında meşrulaştırmaya çalışan katliamların bir diğeridir Dersim. Şimdi Dersim edebiyatı yapanların umrunda olmasa da, unutulmayacak bir katliamdır ama Dersim katliamı demezler de, isyanı derler, harekatı derler. Ölenler ölmüştür onlar için, bir önemi yoktur ötesinin.

Gülüm şu sorularınla ağlattın beni, biri okusa belki ağlamaz da zaten kimse umrumda değil ama cevaplarken de zorlandım, çoğunda ne diyeceğimi de bilemedim, hatırladıkça.
Ben unutmuyorum, sen unutmuyorsun, birileri unutmuyor ama onları elimizden alıp, kandırıp, yakıp, yıkıp, öldürüp, bölüp sonra kardeşlik diyorlar ya, işte o zaman dayanamıyor insan, sövüyor bir kez daha. Katiller.
+
Bir önceki cevabın içinde ben de sendeki bana hayranım, şu yırtılma olayını başardıktan sonra gör bak neler olacak Diyarbakır'ı göreceksem de sen varken görmem lazım evet, nüffen iki günde 3 kilo alalım ama o kahvaltılardan edelim, şu an bunu diyorum ama sorulardan sonra boğazımdan bile geçemeyecek gibi oluyor.
Yıktın beni!
Ama yine de teşekkür ederim, en sevdiğim soru oldu bu.
Öpüyorum seni.


Şimdi şöyle ki;

Ama sen beni sabah sabah ağlatttın!

Ben seni seviyordum ya hani, inan bana bir kez daha, sonra bir kez daha hatta defalarca daha çok sevdiğimi anladım...
Başka da hiçbir şey diyemiyorum...





Alt 06-12-2013, 12:38 #35

Melodram

we'll all become stories.


Alıntı:
Havin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şimdi şöyle ki;

Ama sen beni sabah sabah ağlatttın!

Ben seni seviyordum ya hani, inan bana bir kez daha, sonra bir kez daha hatta defalarca daha çok sevdiğimi anladım...
Başka da hiçbir şey diyemiyorum...
İnsan olmak zor bir şey işte, ağlıyoruz.
İyi ki konuk olmuşum o zaman çünkü ben de bir kez daha sevdiğimi, daha çok sevdiğimi, sevmem gereken daha çok sebebim olduğunu anlamış oldum. Seviyoruz işte.





Alt 07-12-2013, 01:36 #36

Mathilda

Forumun Tiryakisi

Forumda en sevdiğin ilk 5 kişi?
Forumda sevmediğin ilk 5 kişi?
Neden Galatasaray?
Sonraaaa.. Neyse soru bulamadım aslında sadece uğramak istedim zaman dolmadan. Gidiyor ve öpüyorum.
Ha bir de benim hakkımda ki düşüncelerin? ajshshssjsjsnsnsnsjsksjsns şaka şaka.




Melodram Bunu beğendi.

Alt 07-12-2013, 01:48 #37

Melodram

we'll all become stories.


Alıntı:
Cruel Devil´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Forumda en sevdiğin ilk 5 kişi?
Alıntı:
Cruel Devil´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Forumda sevmediğin ilk 5 kişi?
Neden Galatasaray?
Sonraaaa.. Neyse soru bulamadım aslında sadece uğramak istedim zaman dolmadan. Gidiyor ve öpüyorum.
Ha bir de benim hakkımda ki düşüncelerin? ajshshssjsjsnsnsnsjsksjsns şaka şaka.
İlk 2 sorunu cevaplamıyorum
-Neden Galatasaray?
Konuşmaya ilk başladığımda anne demişim, sonra baba, sonra 1 yaşımın içerisindeyken de Galatasaray demeye başlamışım, tabii bu kadar düzgün söyleyemiyorum o zaman. Başka takımı yakıştıramıyorum kendime, hep de ilgiliydim Galatasaray'la. Küçükken Fenerbahçeli arkadaşlarımdan da nefret ederdim, hepsi sinir bozucu ve salaktı, ilkokuldakiler özellikle. Nefret ettiğim herkes Fenerli oldukça ben Galatasaray'a daha çok bağlı hissettim kendimi ama o çocukluk nefreti, yoksa şimdi bütün yakın arkadaşlarım Fenerli, şöyle bir düşündüm de cidden fenerli ya.
Galatasaray aşktır ama her anında da desteklerim, öyle iyi gün taraftarı değiliz. Başka takım yok, benim için. Çok güzel takımız ya. '' Ölüm varmış korku varmış bu dünyanın sonu varmış, bizim için yoktur tasa kalbimde sen yaşadıkça '' diye giriyor ya o tribünler, her seferinde tüyler diken diken, farklı bir gurur. Sen hiç bilemeyeceksin Galatasaraylı olmanın ne demek olduğunu, kıyamam

Senin hakkında da düşüncem yok ahah, 48384787333. kez aynı soru

En sevdiğim ilk 5; Dramelodi, Nava, Cruel Devil, Havin, Ethereal, Fee. 6 olsun, -Fee hepinizden eski çünkü akıllı olun - diyebilirim ama var yine sevdiklerim, zaten şu saydıklarımı sevdiğimi yazmama bile gerek yok, çok belli. İlk 5'e sizi koydum haydi yine iyisiniz, sıralama da yapmadım ha, yanlış olmasın. Diğer sevdiklerimi söylemiyorum sana çatla.
Sevmediklerimi saymama gerek yok ama cidden, zaten ben onlara sevmediğimi söylemişimdir, şimdi yazıp da üzmeyeyim.
Öptüm ve git artık




Dramelodi Bunu beğendi.

Alt 07-12-2013, 10:37 #38

Mathilda

Forumun Tiryakisi

Zaten hiçte bilmek istemiyorum Galatasaraylı olmanın ne demek olduğunu... Bizde de Fener aşktır, yoktur ötesi gardaş! Hadi Melek, sarıııı diyorum ben sen anla. :d Neyse efendim, takımlar farklı olsa da gönüller bir deyip konuyu kapatayım diyorum ben en iyisini yapıyorum bence de.

Diğer sevdiklerin kim? Sen kıllık yaparsan bende yaparım hıh diyecektim ama şaka, merak etmiyorum bunu.
Ayrıca bana ilk 5te yer verdiğin için teşekkürler, sırf soruyu sordum ayıp olmasın diyedir kesin. Püs seni
İzmir'e ne zaman gideceksin?
Antalya'ya ne zaman geleceksin?
Arkadaş soru çıkmıyor ya, bir de telefondan yazınca iyice şevkim kaçıyor :'(
Ne sorsammm ,
Spora devam ediyor musun la?
Tv izliyor musun bir de, takip ettiğin program veya dizi var mı? (bir beyazı biliyorum o da hala devamsa...)
Sana göre mutluluğun resmi?
Neyse yaaaa zorlasam da olmuyor, o yüzden benden bu kadar. Üzgünüm.
Dobrooye utra bu arada, gittimmm.





Alt 07-12-2013, 12:00 #39

Black Dreams

unutmaunutmadanolmuyor


Melodram arkadaşımıza verdiği cevaplar için teşekkür ederiz.





 


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:45 .